SON DAKİKA

Yazıcıoğlu Enkazındaki "Tornavidalı" FETÖ'cüler!

Aydın Özsıcak, cihazları "hatıra olsun diye" ya da "meraktan" söktüğünü iddia ederek mahkeme heyetiyle adeta dalga geçti. Ancak adli bilişim uzmanlarının sunduğu raporlarda, cihazların sökülme şeklinin uzman bir helikopter teknisyeni tarafından bilinçli ve profesyonelce, iz bırakmadan yapıldığı kanıtlandı

Haber Giriş Tarihi: 15.07.2026 17:45
Haber Güncellenme Tarihi: 15.07.2026 17:58
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Yazıcıoğlu Enkazındaki "Tornavidalı" FETÖ'cüler!

25 Mart 2009 tarihinde, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişiyi taşıyan helikopterin Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesindeki Keş Dağı’na düşmesi, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biridir. Karlı dağ başında dondurucu soğukta günlerce ulaşılamayan enkaz, devletin istihbarat, askeri ve bürokratik mekanizmalarındaki sinsi bir dönüşümün en karanlık sırlarını da bağrında saklamıştı.

Yıllarca "kaza mı, suikast mı" sorusu etrafında dönen tartışmalar, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından açılan soruşturmalar ve mahkeme salonlarında sunulan somut delillerle yepyeni, sarsıcı ve hukuken tescilli bir boyuta evrilmiştir. Bu davanın sıradan bir havacılık kazası olmadığının en somut kanıtı; kazadan hemen sonra helikopterin beyni sayılan ve uçuş bilgilerini kaydeden GPS cihazlarını tornavidayla sökerek çalan askeri personel ile 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı’na yönelik Marmaris’teki suikast timinde yer alan subayların birebir aynı isimler olmasıdır.

GPS Cihazlarının Çalınması

25 Mart’taki kazanın ardından enkaz bölgesine ulaşılması günlerce geciktirilmiş, arama-kurtarma faaliyetleri adeta bilinçli bir el tarafından provoke edilerek sabote edilmiştir. Ancak skandalın asıl adli boyutu, helikopterin enkazına ulaşıldıktan sonra başlamıştır.

Helikopterin uçuş rotasını, yüksekliğini, hızını ve eğer varsa havada yaşadığı olası bir radar/sinyal karışıklığını ortaya çıkaracak yegane cihazlar; Argus 5000 ve Skymap IIIC model GPS cihazlarıydı. Bu cihazlar, kazanın nedenini aydınlatacak yegane "kara kutu" niteliğindeydi.

Kaza kırım ekibi bölgeye ulaştığında, bu iki kritik cihazın yerinde olmadığı tespit edildi. Cihazlar, profesyonel bir şekilde yuvalarından sökülmüştü. Olayın hemen ardından başlatılan soruşturmada, enkazın başında ellerinde tornavidayla cihazları söken askeri personelin fotoğrafları ortaya çıktı. Bu isimler:

Yarbay Davut Uçum (Kara Havacılık Alayı'nda görevli pilot)

Astsubay Aydın Özsıcak (Helikopter teknisyeni)

Bu iki isim, o dönem kaza kırım ekibine "yardımcı olmak" ve inceleme yapmak amacıyla bölgeye gönderilen askeri personelin arasındaydı. Ancak görevleri enkazı incelemek değil, devletin kazaya dair gerçeğe ulaşmasını sağlayacak en kritik dijital kanıtları yok etmekti. Nitekim cihazlar söküldükten sonra bir daha asla bulunamadı.

Neden Dokunulamadı?

2009 yılında bu iki askeri personelin enkaz başındaki görüntüleri, tornavidayla cihaz söktükleri anın fotoğrafları savcılık dosyalarına girmesine rağmen, 2016 yılına kadar bu isimlere karşı ciddi hiçbir hukuki yaptırım uygulanmadı.

Bu durum, adli tıp ve askeri yargı içinde kurulmuş olan sinsi bir koruma kalkanını işaret ediyordu:

O dönem TSK içindeki adli müşavirlikleri ve askeri savcılıkları elinde tutan FETÖ’cü hukukçular, Davut Uçum ve Aydın Özsıcak hakkındaki dosyaları sürekli erteledi, kaza kırım raporlarını manipüle etti ve olayı sıradan bir "görev ihmali" çizgisine çekerek dosyayı kapattı.

Enkazdan delil çaldığı tescillenen bu iki kritik personel, ordudan ihraç edilmek bir yana, en kritik helikopter filolarında ve özel operasyon birimlerinde görev yapmaya devam ettirildi. Çünkü onlar, örgütün askeri kanadının en güvenilir, "sır tutan" özel operasyon elemanlarıydı.

Maskenin Düştüğü Gece: 15 Temmuz ve Marmaris Suikast Timi

Tarihler 15 Temmuz 2016’yı gösterdiğinde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı darbe girişimiyle sarsıldı. O gece, Muğla’nın Marmaris ilçesinde tatilde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast ve kaçırma planını uygulamak üzere İzmir Çiğli Ana Jet Üssü’nden helikopterlerle özel bir tim havalandı.

Darbe girişiminin başarısız olmasının ardından suikast timi ormanlık alanda yakalandı. Yakalanan darbeci askerlerin kimlik tespiti yapıldığında, Ankara’daki adli tıp ve terörle mücadele birimleri sarsıcı bir eşleşmeyle karşılaştı:

Cumhurbaşkanı’nın kaldığı oteli bombalayan ve ateş açan helikopterlerden birini kullanan pilot Yarbay Davut Uçum’du.

Suikast timini taşıyan helikopterlerin bakımını yapan ve operasyonu teknik olarak koordine eden teknisyen Astsubay Aydın Özsıcak’tı.

7 yıl önce Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter enkazında delil karartan, devletin gerçeği öğrenmesini engelleyen eller; 15 Temmuz gecesi doğrudan devletin zirvesini yok etmek üzere Marmaris’teki o helikopterlerin kokpitinde ve teknik kabinindeydi.

Mahkeme Salonundaki Yüzleşme ve İtiraf Girişimleri

Marmaris suikast davası ve akabinde yeniden açılan Yazıcıoğlu suikastı dosyası kapsamında yargılanan sanıklar, mahkeme salonlarında köşeye sıkıştıkça ilginç savunmalar yaptılar.

Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Davut Uçum ve Aydın Özsıcak’a helikopter cihazlarını neden söktükleri ve o dönem kendilerini kimlerin koruduğu defalarca soruldu.

Aydın Özsıcak, cihazları "hatıra olsun diye" ya da "meraktan" söktüğünü iddia ederek mahkeme heyetiyle adeta dalga geçti. Ancak adli bilişim uzmanlarının sunduğu raporlarda, cihazların sökülme şeklinin uzman bir helikopter teknisyeni tarafından bilinçli ve profesyonelce, iz bırakmadan yapıldığı kanıtlandı.

Davut Uçum ise mahkemedeki ifadelerinde, o dönem kendilerine emir veren komuta kademesinin ve adli müşavirlerin süreçteki rollerini kısmen itiraf etmek zorunda kaldı. Kendilerine "enkaz bölgesindeki bazı kritik parçaların yabancı servislerin eline geçmemesi için" sökülmesi yönünde şifreli talimatlar geldiğini iddia etti.

Mahkeme heyeti, bu iki sanığın eylemlerinin basit bir hırsızlık değil, "organize bir suikastı ve casusluk eylemini örtbas etme" faaliyeti olduğuna hükmetti. Sanıklar, Marmaris davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılırken, Yazıcıoğlu davası kapsamında "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "nitelikli hırsızlık/delil karartma" suçlarından da cezalandırıldılar.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşürülmesi veya düşmesi sonrasında yaşanan bu "cihaz çalma" skandalı, Türkiye'de devlet içine sızmış olan paralel bir yapının operasyonel kabiliyetini ve soğukkanlılığını gösteren en net kanıttır.

Aynı aktörlerin hem 2009'da bir liderin ölümünü örtbas etmekte kullanılması hem de 2016'da doğrudan bir askeri darbe ve suikast girişiminde en ön safta yer alması, iki olayın arkasındaki üst aklın ortak olduğunu tescillemiştir. Yazıcıoğlu davası, sıradan bir havacılık kazası olmanın çok ötesinde, 15 Temmuz askeri işgal girişimine giden yolda vatansever reflekslerin devlet içinde nasıl felç edilmek istendiğinin, en kritik delillerin ise aynı "tornavidalı" ellerle nasıl karartıldığının tüyler ürpertici bir belgesidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.