AB içinde büyüyen korku: Yeni dünyanın hedefinde Avrupa mı var?
AB içinde büyüyen korku: Yeni dünyanın hedefinde Avrupa mı var?
Kaja Kallas, AB'nin Rusya, ABD ve Çin'den gelen jeopolitik baskılar altında olduğunu belirtti. Trump'ın tarifeleri ve Çin'in ekonomik nüfuzu sürerken, Kallas Avrupa'nın birliği ve savunma kapasitesini artırması gerektiğini vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 18.05.2026 00:35
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 00:44
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Kaja Kallas, Avrupa Birliği’nin ABD ve Çin’den gelen jeopolitik baskıyla da karşı karşıya olduğunu söyledi. Kallas’a göre Washington, Moskova ve Pekin’in ortak noktası, güçlü ve birleşik bir Avrupa istememeleri. “Birlikte olduğumuzda çok daha güçlüyüz” diyen Kallas, bu nedenle AB’nin parçalanmasının bazı küresel güçlerin çıkarına olduğunu savundu.
Bu açıklamalar, son aylarda Avrupa ile ABD arasında derinleşen ekonomik ve stratejik gerilimlerin ardından geldi. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’ya yönelik yeni gümrük tarifeleri, NATO’ya ilişkin çıkışları ve Grönland üzerindeki baskısı, Brüksel’de “ABD artık geleneksel müttefik değil mi?” sorusunu gündeme taşıdı. Reuters ve Al Jazeera’ın aktardığına göre Trump yönetimi, Avrupa ülkelerine yeni ticaret soruşturmaları ve ek tarifeler tehdidinde bulunurken, bazı Avrupa liderleri bunu doğrudan “egemenlik baskısı” olarak yorumladı.
Kallas’ın açıklamaları aslında Avrupa’da giderek güçlenen daha büyük bir tartışmanın parçası. Ukrayna savaşıyla birlikte AB, uzun yıllar sonra ilk kez “stratejik yalnızlık” duygusuyla karşı karşıya kaldı. Bir yandan Rusya’nın askeri baskısı sürerken, diğer yandan Çin’in Moskova’ya ekonomik ve teknolojik destek verdiği yönündeki suçlamalar Brüksel’de alarm seviyesini yükseltti. Kallas daha önce de Çin’in Rusya’nın savaş kapasitesini ayakta tuttuğunu söylemiş ve Pekin’in “daha yüksek bedel ödemesi gerektiğini” belirtmişti.
Avrupa’daki asıl kriz ise yalnızca dış baskılar değil, içerideki kırılganlıklar. Son haftalarda AB içinde Rusya ile doğrudan müzakere edilip edilmemesi konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşanıyor. Özellikle İtalya ve bazı Güney Avrupa ülkeleri Moskova ile kontrollü temas kurulmasını savunurken, Baltık ülkeleri ve Doğu Avrupa hattı bunun Avrupa’yı zayıflatacağını düşünüyor. Euronews’un aktardığına göre AB dışişleri bakanları arasında henüz ortak bir strateji oluşmuş değil.
Bu tablo, Avrupa’nın Soğuk Savaş sonrası dönemde kurduğu güvenlik mimarisinin artık çözülmeye başladığı yorumlarına neden oluyor. Çünkü Brüksel’de giderek daha fazla kişi, ABD’nin artık Avrupa’yı koruyan değil, Avrupa’yı kendi jeopolitik rekabetinin parçası haline getiren bir aktöre dönüştüğünü düşünüyor. Özellikle Washington’un Çin’e karşı yürüttüğü küresel ekonomik savaşta Avrupa’yı cephe hattına sürüklediği yönündeki eleştiriler güç kazanıyor.
Öte yandan Çin açısından da güçlü bir Avrupa Birliği stratejik bir sorun olarak görülüyor. Pekin, Avrupa’yı ABD’den koparmaya çalışırken aynı zamanda AB içinde ekonomik bağımlılık ilişkileri kuruyor. Özellikle enerji, teknoloji, batarya üretimi ve kritik madenler konusunda Avrupa’nın Çin’e bağımlılığı Brüksel’de ciddi bir güvenlik tartışmasına dönüşmüş durumda.
Kallas’ın sözleri bu nedenle diplomatik bir çıkış olarak görülmüyor. Brüksel’de birçok çevre bunu “Avrupa’nın yeni korkusu” olarak tanımlıyor: ABD’nin güvenilmez hale geldiği, Rusya’nın askeri tehdit oluşturduğu ve Çin’in ekonomik nüfuzunu genişlettiği bir dünyada Avrupa kendi başına ayakta kalabilir mi?
Bu sorunun cevabı henüz net değil. Ancak AB’nin son dönemde savunma bütçelerini hızla artırması, ortak silah üretimi projeleri başlatması ve “Avrupa Ordusu” tartışmalarını yeniden gündeme taşıması, Brüksel’in artık yeni bir döneme hazırlandığını gösteriyor. Kallas da geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın savunma üretimini “çok yavaş” artırdığını söyleyerek daha sert ve daha merkezi bir Avrupa güvenlik modeli çağrısı yaptı.
Bugün Avrupa’da asıl tartışılan mesele şu: AB, küresel güçlerin arasında sıkışmış kırılgan bir ekonomik birlik olarak mı kalacak, yoksa yeni dünyanın bağımsız bir kutbuna mı dönüşecek? Kallas’ın sözleri, Brüksel’in artık bu soruyu yüksek sesle sormaya başladığını gösteriyor.
Kaja Kallas Kimdir?
Kaja Kallas, Estonyalı bir siyasetçi ve diplomat. Avrupa siyasetinde özellikle Rusya karşıtı sert tutumu, Ukrayna’ya verdiği güçlü destek ve Avrupa savunmasının güçlendirilmesi çağrılarıyla öne çıktı. Kallas, 1977 yılında Tallinn’de doğdu. Hukuk eğitimi aldıktan sonra siyasete girdi. Babası Siim Kallas da Estonya siyasetinin önemli isimlerinden biri ve eski Avrupa Komisyonu üyelerinden biriydi.
2011 yılında Estonya parlamentosuna girdi, daha sonra liberal çizgideki Reform Partisi’nin lideri oldu. 2021’de Estonya’nın ilk kadın başbakanı olarak göreve geldi. Başbakanlığı döneminde özellikle Ukrayna savaşı sonrası Rusya’ya karşı Avrupa’nın en sert söylemlerini kullanan liderlerden biri haline geldi. 2024 yılında ise Avrupa Birliği’nin dış politika alanındaki en önemli makamlarından biri olan “AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi” görevine getirildi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
AB içinde büyüyen korku: Yeni dünyanın hedefinde Avrupa mı var?
Kaja Kallas, AB'nin Rusya, ABD ve Çin'den gelen jeopolitik baskılar altında olduğunu belirtti. Trump'ın tarifeleri ve Çin'in ekonomik nüfuzu sürerken, Kallas Avrupa'nın birliği ve savunma kapasitesini artırması gerektiğini vurguladı.
Kaja Kallas, Avrupa Birliği’nin ABD ve Çin’den gelen jeopolitik baskıyla da karşı karşıya olduğunu söyledi. Kallas’a göre Washington, Moskova ve Pekin’in ortak noktası, güçlü ve birleşik bir Avrupa istememeleri. “Birlikte olduğumuzda çok daha güçlüyüz” diyen Kallas, bu nedenle AB’nin parçalanmasının bazı küresel güçlerin çıkarına olduğunu savundu.
Bu açıklamalar, son aylarda Avrupa ile ABD arasında derinleşen ekonomik ve stratejik gerilimlerin ardından geldi. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’ya yönelik yeni gümrük tarifeleri, NATO’ya ilişkin çıkışları ve Grönland üzerindeki baskısı, Brüksel’de “ABD artık geleneksel müttefik değil mi?” sorusunu gündeme taşıdı. Reuters ve Al Jazeera’ın aktardığına göre Trump yönetimi, Avrupa ülkelerine yeni ticaret soruşturmaları ve ek tarifeler tehdidinde bulunurken, bazı Avrupa liderleri bunu doğrudan “egemenlik baskısı” olarak yorumladı.
Kallas’ın açıklamaları aslında Avrupa’da giderek güçlenen daha büyük bir tartışmanın parçası. Ukrayna savaşıyla birlikte AB, uzun yıllar sonra ilk kez “stratejik yalnızlık” duygusuyla karşı karşıya kaldı. Bir yandan Rusya’nın askeri baskısı sürerken, diğer yandan Çin’in Moskova’ya ekonomik ve teknolojik destek verdiği yönündeki suçlamalar Brüksel’de alarm seviyesini yükseltti. Kallas daha önce de Çin’in Rusya’nın savaş kapasitesini ayakta tuttuğunu söylemiş ve Pekin’in “daha yüksek bedel ödemesi gerektiğini” belirtmişti.
Avrupa’daki asıl kriz ise yalnızca dış baskılar değil, içerideki kırılganlıklar. Son haftalarda AB içinde Rusya ile doğrudan müzakere edilip edilmemesi konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşanıyor. Özellikle İtalya ve bazı Güney Avrupa ülkeleri Moskova ile kontrollü temas kurulmasını savunurken, Baltık ülkeleri ve Doğu Avrupa hattı bunun Avrupa’yı zayıflatacağını düşünüyor. Euronews’un aktardığına göre AB dışişleri bakanları arasında henüz ortak bir strateji oluşmuş değil.
Bu tablo, Avrupa’nın Soğuk Savaş sonrası dönemde kurduğu güvenlik mimarisinin artık çözülmeye başladığı yorumlarına neden oluyor. Çünkü Brüksel’de giderek daha fazla kişi, ABD’nin artık Avrupa’yı koruyan değil, Avrupa’yı kendi jeopolitik rekabetinin parçası haline getiren bir aktöre dönüştüğünü düşünüyor. Özellikle Washington’un Çin’e karşı yürüttüğü küresel ekonomik savaşta Avrupa’yı cephe hattına sürüklediği yönündeki eleştiriler güç kazanıyor.
Öte yandan Çin açısından da güçlü bir Avrupa Birliği stratejik bir sorun olarak görülüyor. Pekin, Avrupa’yı ABD’den koparmaya çalışırken aynı zamanda AB içinde ekonomik bağımlılık ilişkileri kuruyor. Özellikle enerji, teknoloji, batarya üretimi ve kritik madenler konusunda Avrupa’nın Çin’e bağımlılığı Brüksel’de ciddi bir güvenlik tartışmasına dönüşmüş durumda.
Kallas’ın sözleri bu nedenle diplomatik bir çıkış olarak görülmüyor. Brüksel’de birçok çevre bunu “Avrupa’nın yeni korkusu” olarak tanımlıyor: ABD’nin güvenilmez hale geldiği, Rusya’nın askeri tehdit oluşturduğu ve Çin’in ekonomik nüfuzunu genişlettiği bir dünyada Avrupa kendi başına ayakta kalabilir mi?
Bu sorunun cevabı henüz net değil. Ancak AB’nin son dönemde savunma bütçelerini hızla artırması, ortak silah üretimi projeleri başlatması ve “Avrupa Ordusu” tartışmalarını yeniden gündeme taşıması, Brüksel’in artık yeni bir döneme hazırlandığını gösteriyor. Kallas da geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın savunma üretimini “çok yavaş” artırdığını söyleyerek daha sert ve daha merkezi bir Avrupa güvenlik modeli çağrısı yaptı.
Bugün Avrupa’da asıl tartışılan mesele şu: AB, küresel güçlerin arasında sıkışmış kırılgan bir ekonomik birlik olarak mı kalacak, yoksa yeni dünyanın bağımsız bir kutbuna mı dönüşecek? Kallas’ın sözleri, Brüksel’in artık bu soruyu yüksek sesle sormaya başladığını gösteriyor.
Kaja Kallas Kimdir?
Kaja Kallas, Estonyalı bir siyasetçi ve diplomat. Avrupa siyasetinde özellikle Rusya karşıtı sert tutumu, Ukrayna’ya verdiği güçlü destek ve Avrupa savunmasının güçlendirilmesi çağrılarıyla öne çıktı. Kallas, 1977 yılında Tallinn’de doğdu. Hukuk eğitimi aldıktan sonra siyasete girdi. Babası Siim Kallas da Estonya siyasetinin önemli isimlerinden biri ve eski Avrupa Komisyonu üyelerinden biriydi.
2011 yılında Estonya parlamentosuna girdi, daha sonra liberal çizgideki Reform Partisi’nin lideri oldu. 2021’de Estonya’nın ilk kadın başbakanı olarak göreve geldi. Başbakanlığı döneminde özellikle Ukrayna savaşı sonrası Rusya’ya karşı Avrupa’nın en sert söylemlerini kullanan liderlerden biri haline geldi. 2024 yılında ise Avrupa Birliği’nin dış politika alanındaki en önemli makamlarından biri olan “AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi” görevine getirildi.
En Çok Okunan Haberler