İsrail merkezli Alma Enstitüsü, örgütün elinde yaklaşık 25 bin roket ve füze kalmış olabileceğini öne sürdü. İran kaynaklarına göre ise 150 binden fazla füze ve roket mevcuttur.
Haber Giriş Tarihi: 13.04.2026 02:11
Haber Güncellenme Tarihi: 13.04.2026 02:32
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Ortadoğu’daki güç dengesi tartışılırken, Hizbullah’ın askeri kapasitesi hâlâ en kritik başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Ancak bugün Hizbullah’ın silah gücünü anlamak için yalnızca roket sayısına bakmak yeterli değil. Asıl mesele, bu yapının elindeki farklı menzil katmanlarını nasıl kullandığı, hangi kabiliyetleri koruduğu ve son savaşların ardından ne ölçüde yeniden toparlanabildiği.
Uzun yıllar boyunca Hizbullah için sıkça tekrarlanan “150 bin roket ve füze” tahmini, örgütün bir dönem ulaştığı azami stok kapasitesini yansıtıyordu. Ancak 2024’te İsrail ile yaşanan ağır çatışmalar, bu envanterin önemli bölümünü aşındırdı. Buna rağmen Reuters’ın Mart 2026 tarihli haberine göre Hizbullah, İran’dan gelen mali ve lojistik destekle aylar boyunca yeniden silahlandı; yerel üretim hatlarını devreye sokarak roket ve İHA stoklarını kısmen yeniledi. Aynı süreçte İsrail merkezli Alma Enstitüsü, örgütün elinde yaklaşık 25 bin roket ve füze kalmış olabileceğini öne sürdü. İran kaynaklarına göre ise 150 binden fazla füze ve roket mevcuttur.
İsrailde Psikolojik Baskı
Rakam tartışmalı olsa da ortaya çıkan tablo net: Hizbullah’ın tehdit kapasitesi çok katmanlı vurucu mimarisinden kaynaklanıyor. Bu mimarinin ilk halkasını kısa menzilli yoğun salvo sistemleri oluşturuyor. Katyuşa, Grad türevleri, Falaq ve Burkan tipi ağır harp başlıklı roketler, sınır hattında baskı kurmak, askeri mevzileri yıpratmak ve İsrail’de psikolojik baskı yaratmak için kullanılıyor. Bu silahlar stratejik derinlikten çok taktik yoğunluk sağlıyor: Kısa sürede çok sayıda atış, alarm sistemlerini zorlama ve yerleşim alanlarını tahliyeye zorlama. 2024 boyunca Hizbullah’ın en sık kullandığı sistemler de bu katmandaydı.
İkinci halka, orta menzilli roket ve füze katmanı. Fajr-5, Zelzal türevleri, M-302/Khaybar sınıfı sistemler bu gruba giriyor. Bu silahlar, sınır hattının ötesinde Hayfa ve kuzeydeki kritik askeri altyapıyı hedef alma kapasitesi sunuyor. Hizbullah’ın asıl caydırıcılığı burada belirginleşiyor. Hizbullah çok sayıda farklı platformdan ateşlenebilen, görece düşük maliyetli ve hava savunmasını yormaya elverişli bir envanter kombinasyonuna dayanıyor. Bu durum, İsrail’in Demir Kubbe gibi sistemlerini sürekli yüksek alarmda tutmaya zorluyor.
Limanları Vuracak Güdümlü Füzeler
Üçüncü ve en kritik katman ise hassas güdümlü füze kapasitesi. Son yıllarda Hizbullah’ın İran desteğiyle bazı güdümsüz roketleri hassas vuruş kabiliyetine dönüştürmeye çalıştığı sıkça gündeme geldi. Bu kapasite, sayı olarak sınırlı olsa da stratejik değer taşıyor. Çünkü birkaç hassas vuruş bile hava üsleri, enerji altyapısı, limanlar, radar merkezleri veya komuta tesislerinde ciddi etki yaratabilir. İsrail’in son yıllarda özellikle Suriye-Lübnan hattındaki saldırılarının önemli bölümü de bu “precision project” altyapısını hedef aldı. Precision Project yani Hizbullah’ın elindeki klasik güdümsüz roket ve füzelerin, İran desteğiyle daha isabetli silahlara dönüştürülmesini amaçlayan program için kullanılan güvenlik literatürü bir terim. Reuters’ın 2024 analizinde de Hizbullah’ın son dönemde daha gelişmiş güdümlü roketler ve yeni mühimmat türleri kullandığı vurgulanıyordu.
Dördüncü halka ise insansız hava araçları ve asimetrik destek sistemleri. Hizbullah, bölgedeki devlet dışı aktörler arasında en gelişmiş İHA kapasitesine sahip yapılardan biri olarak görülüyor. Keşif, hedef tespiti, psikolojik baskı ve sınırlı kamikaze saldırılar için kullanılan bu araçlar, örgüte düşük maliyetle esnek saldırı imkânı veriyor. 2024’te Hizbullah’ın ilk kez daha büyük ölçekli patlayıcı yüklü drone sürüleri kullandığı ve bu yolla İsrail’in savunma reflekslerini test ettiği bilinmektedir. 2026’daki çatışmalarda da roketlerle birlikte İHA’ların kullanıldığı görüldü. Bu da örgütün hibrit saldırı kapasitesini koruduğunu gösteriyor.
İsrail’in Korkusu: Tanksavar Sistemleri
Hizbullah’ın kara savaşındaki en önemli unsurlarından biri de tanksavar sistemleri. Kornet gibi modern tanksavar füzeleri, örgüte sınır hattında ciddi savunma gücü sağlıyor. Bu silahlar, zırhlı birlik ilerleyişini yavaşlatma, pusular kurma ve sınır bölgelerinde maliyeti artırma açısından kritik. Örgüt, 2006’dan bu yana bu alanda ciddi tecrübe biriktirdi.
Bunun yanında Hizbullah’ın deniz hattına tehdit oluşturabilecek anti-gemi füze kapasitesi de stratejik önem taşıyor. 2006’da İsrail savaş gemisine yönelik saldırıdan bu yana bu başlık, İsrail için ayrı bir güvenlik riski. Doğu Akdeniz’de enerji altyapısı, limanlar ve açık deniz tesisleri açısından bu kapasite hâlâ dikkate alınıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hizbullah’ın Füze Gücü Ne Kadar?
İsrail merkezli Alma Enstitüsü, örgütün elinde yaklaşık 25 bin roket ve füze kalmış olabileceğini öne sürdü. İran kaynaklarına göre ise 150 binden fazla füze ve roket mevcuttur.
Ortadoğu’daki güç dengesi tartışılırken, Hizbullah’ın askeri kapasitesi hâlâ en kritik başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Ancak bugün Hizbullah’ın silah gücünü anlamak için yalnızca roket sayısına bakmak yeterli değil. Asıl mesele, bu yapının elindeki farklı menzil katmanlarını nasıl kullandığı, hangi kabiliyetleri koruduğu ve son savaşların ardından ne ölçüde yeniden toparlanabildiği.
Uzun yıllar boyunca Hizbullah için sıkça tekrarlanan “150 bin roket ve füze” tahmini, örgütün bir dönem ulaştığı azami stok kapasitesini yansıtıyordu. Ancak 2024’te İsrail ile yaşanan ağır çatışmalar, bu envanterin önemli bölümünü aşındırdı. Buna rağmen Reuters’ın Mart 2026 tarihli haberine göre Hizbullah, İran’dan gelen mali ve lojistik destekle aylar boyunca yeniden silahlandı; yerel üretim hatlarını devreye sokarak roket ve İHA stoklarını kısmen yeniledi. Aynı süreçte İsrail merkezli Alma Enstitüsü, örgütün elinde yaklaşık 25 bin roket ve füze kalmış olabileceğini öne sürdü. İran kaynaklarına göre ise 150 binden fazla füze ve roket mevcuttur.
İsrailde Psikolojik Baskı
Rakam tartışmalı olsa da ortaya çıkan tablo net: Hizbullah’ın tehdit kapasitesi çok katmanlı vurucu mimarisinden kaynaklanıyor. Bu mimarinin ilk halkasını kısa menzilli yoğun salvo sistemleri oluşturuyor. Katyuşa, Grad türevleri, Falaq ve Burkan tipi ağır harp başlıklı roketler, sınır hattında baskı kurmak, askeri mevzileri yıpratmak ve İsrail’de psikolojik baskı yaratmak için kullanılıyor. Bu silahlar stratejik derinlikten çok taktik yoğunluk sağlıyor: Kısa sürede çok sayıda atış, alarm sistemlerini zorlama ve yerleşim alanlarını tahliyeye zorlama. 2024 boyunca Hizbullah’ın en sık kullandığı sistemler de bu katmandaydı.
İkinci halka, orta menzilli roket ve füze katmanı. Fajr-5, Zelzal türevleri, M-302/Khaybar sınıfı sistemler bu gruba giriyor. Bu silahlar, sınır hattının ötesinde Hayfa ve kuzeydeki kritik askeri altyapıyı hedef alma kapasitesi sunuyor. Hizbullah’ın asıl caydırıcılığı burada belirginleşiyor. Hizbullah çok sayıda farklı platformdan ateşlenebilen, görece düşük maliyetli ve hava savunmasını yormaya elverişli bir envanter kombinasyonuna dayanıyor. Bu durum, İsrail’in Demir Kubbe gibi sistemlerini sürekli yüksek alarmda tutmaya zorluyor.
Limanları Vuracak Güdümlü Füzeler
Üçüncü ve en kritik katman ise hassas güdümlü füze kapasitesi. Son yıllarda Hizbullah’ın İran desteğiyle bazı güdümsüz roketleri hassas vuruş kabiliyetine dönüştürmeye çalıştığı sıkça gündeme geldi. Bu kapasite, sayı olarak sınırlı olsa da stratejik değer taşıyor. Çünkü birkaç hassas vuruş bile hava üsleri, enerji altyapısı, limanlar, radar merkezleri veya komuta tesislerinde ciddi etki yaratabilir. İsrail’in son yıllarda özellikle Suriye-Lübnan hattındaki saldırılarının önemli bölümü de bu “precision project” altyapısını hedef aldı. Precision Project yani Hizbullah’ın elindeki klasik güdümsüz roket ve füzelerin, İran desteğiyle daha isabetli silahlara dönüştürülmesini amaçlayan program için kullanılan güvenlik literatürü bir terim. Reuters’ın 2024 analizinde de Hizbullah’ın son dönemde daha gelişmiş güdümlü roketler ve yeni mühimmat türleri kullandığı vurgulanıyordu.
Dördüncü halka ise insansız hava araçları ve asimetrik destek sistemleri. Hizbullah, bölgedeki devlet dışı aktörler arasında en gelişmiş İHA kapasitesine sahip yapılardan biri olarak görülüyor. Keşif, hedef tespiti, psikolojik baskı ve sınırlı kamikaze saldırılar için kullanılan bu araçlar, örgüte düşük maliyetle esnek saldırı imkânı veriyor. 2024’te Hizbullah’ın ilk kez daha büyük ölçekli patlayıcı yüklü drone sürüleri kullandığı ve bu yolla İsrail’in savunma reflekslerini test ettiği bilinmektedir. 2026’daki çatışmalarda da roketlerle birlikte İHA’ların kullanıldığı görüldü. Bu da örgütün hibrit saldırı kapasitesini koruduğunu gösteriyor.
İsrail’in Korkusu: Tanksavar Sistemleri
Hizbullah’ın kara savaşındaki en önemli unsurlarından biri de tanksavar sistemleri. Kornet gibi modern tanksavar füzeleri, örgüte sınır hattında ciddi savunma gücü sağlıyor. Bu silahlar, zırhlı birlik ilerleyişini yavaşlatma, pusular kurma ve sınır bölgelerinde maliyeti artırma açısından kritik. Örgüt, 2006’dan bu yana bu alanda ciddi tecrübe biriktirdi.
Bunun yanında Hizbullah’ın deniz hattına tehdit oluşturabilecek anti-gemi füze kapasitesi de stratejik önem taşıyor. 2006’da İsrail savaş gemisine yönelik saldırıdan bu yana bu başlık, İsrail için ayrı bir güvenlik riski. Doğu Akdeniz’de enerji altyapısı, limanlar ve açık deniz tesisleri açısından bu kapasite hâlâ dikkate alınıyor.
En Çok Okunan Haberler