SON DAKİKA

Hamamböcekleri Ayakta: Hindistan’da Genç İşsizliği Modi İktidarını Zorluyor

Hindistan'da işsiz ve dışlanmış gençler, Yargıç Surya Kant'ın hakaretlerine tepki olarak 'Hamamböcekleri Partisi'ni (CJP) kurdu. Abhijeet Dipke öncülüğündeki hareket; sınav yolsuzlukları ve işsizliğe karşı siyasal bir kimlik oluşturmayı hedefliyor.

Haber Giriş Tarihi: 08.06.2026 22:59
Haber Güncellenme Tarihi: 08.06.2026 23:07
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Hamamböcekleri Ayakta: Hindistan’da Genç İşsizliği Modi İktidarını Zorluyor

Foreign Policy’de yayımlanan analizinde Sumit Ganguly, Hindistan siyasetinde ilk bakışta alaycı bir internet hareketi gibi görünen Hamamböcekleri Partisi’nin, aslında Narendra Modi iktidarının en zayıf damarına dokunduğunu yazıyor: İşsiz, borçlu, sınav sisteminden yorulmuş ve siyasal temsil kanallarından dışlanmış gençlik. “Hamamböceği Halk Partisi” anlamına gelen bu hareket, Hindistan Baş Yargıcı Surya Kant’ın işsiz gençleri “parazitler” ve “hamamböcekleri” çağrıştıran sözlerle anmasının ardından doğdu. ABD’de yaşayan Boston Üniversitesi mezunu Abhijeet Dipke’nin sosyal medyada sorduğu basit bir soru, birkaç hafta içinde Hindistan’ın en güçlü siyasal sembollerinden birine dönüştü: “Ya bütün hamamböcekleri birleşirse?”

Bu cümlenin gücü, hakaretin tersine çevrilmesinden geliyor. Hindistan’da milyonlarca genç yıllardır devlet sınavlarına hazırlanıyor, özel dershanelere para akıtıyor, aile borçlarıyla eğitim alıyor, sonra da sızdırılan sınav kâğıtları, iptal edilen testler, düşük ücretli işler ve siyasal kayıtsızlık arasında sıkışıyor. CJP bu yüzden sıradan bir mizah hareketi değil; aşağılananların kendi aşağılanmasını siyasal kimliğe çevirmesi. Modi döneminin milliyetçi gurur anlatısı, uzay programları, dijital ekonomi ve büyük altyapı projeleriyle yükselirken, gençler başka bir Hindistan’ı yaşıyor: Diplomalı işsizlik, sınav endüstrisi, yoksullaşan orta sınıf ve kapalı siyasal alan.

Hareketin hedefinde doğrudan Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan var. Son yıllarda Hindistan’da özellikle tıp ve kamu sınavları üzerinden büyüyen kâğıt sızdırma iddiaları, gençlerin sisteme güvenini ağır biçimde sarstı. Milyonlarca öğrenci için tek çıkış kapısı gibi görülen sınavlar, artık liyakat vaadinden çok belirsizlik, yolsuzluk ve sınıfsal eleme mekanizması olarak görülüyor. Bir öğrencinin yıllarca hazırlandığı sınavın sızdırılması, yalnızca akademik bir skandal üretmiyor; ailelerin ekonomik fedakârlığını, gençlerin gelecek inancını ve devletin adalet iddiasını da çökertiyor.

Partinin kısa sürede milyonlarca takipçiye ulaşması, Hindistan’da siyasal muhalefetin klasik kanallarla açıklanamayacak yeni bir biçim aldığını gösteriyor. Kongre Partisi gibi geleneksel muhalefet yapıları, Modi’nin BJP makinesi karşısında çoğu zaman etkisiz kalırken, CJP siyaseti alay, maske, slogan ve dijital yayılma üzerinden yeniden kuruyor. Bu hareket ne tam anlamıyla parti, ne klasik sivil toplum, ne de sıradan bir protesto örgütü. Daha çok, genç kuşağın devletle ilişkisinde bir kopuş işareti. Gençler artık yalnızca iş istemiyor; kendilerine böcek muamelesi yapan siyasal dile karşı haysiyet talep ediyor.

Hindistan’daki genç işsizliği meselesi yeni değil. 1991 liberalizasyonundan sonra ülke küresel sermaye için büyük bir pazar ve hizmet ekonomisi merkezi haline geldi. Yazılım, teknoloji, çağrı merkezleri, finansal hizmetler ve büyük şehir ekonomisi Hindistan’ın “yükselen güç” imajını besledi. Fakat bu büyüme modeli, nüfusun devasa genç kitlesini istikrarlı, nitelikli ve güvenceli işe dönüştürmekte zorlandı. Tarım hâlâ milyonlarca insanı düşük verimlilik içinde tutarken, sanayi yeterince geniş istihdam yaratamadı. Hizmet sektörü büyüdü, ancak bu büyüme geniş kitleleri içine alan bir toplumsal refah düzeni kuramadı.

Modi iktidarı, bu çelişkiyi uzun süre milliyetçilik, Hindu kimliği, güvenlik siyaseti ve kalkınma gösterileriyle yönetti. BJP’nin başarısı, işsizliği tamamen çözmesinden değil, ekonomik hayal kırıklığını kültürel seferberlik içinde eritebilmesinden geldi. Gençlere “yeni Hindistan” rüyası sunuldu: güçlü devlet, küresel prestij, dijital atılım, girişimcilik ve ulusal gurur. Fakat bu rüya, sınav salonlarında, iş başvurularında ve düşük ücretli kent yaşamında çatırdamaya başladı. CJP tam da bu çatlağın içinden çıktı.

Hareketin “hamamböceği” sembolü bu açıdan güçlüdür. Hamamböceği, sistemin görmek istemediği, ezmeye çalıştığı ama yok edemediği canlıdır. Modern şehirlerin karanlık köşelerinde yaşar, bastırıldıkça geri döner. CJP bu simgeyle Hindistan gençliğinin toplumsal konumunu görünür kılıyor: İktidarın zafer söyleminin altında kalan, kalabalık ama temsil edilmeyen, eğitimli ama işsiz, çevrimiçi ama siyaseten dışlanmış bir kuşak. Bu sembol aynı zamanda Modi döneminin merkezîleşmiş iktidarına karşı ironik bir meydan okuma taşıyor. Devasa devlet makinesinin karşısında böcek maskesi takan gençler, iktidarın ciddiyetini karikatürle deliyor.

Toplumsal sonuçlar bakımından bu hareket, Hindistan’da sınıfsal huzursuzluğun yeni biçimini temsil ediyor. CJP’nin taşıyıcı kitlesi eğitimli, kentli, sosyal medya kullanan, sınav sistemi üzerinden yükselme umudu taşıyan ama bu umudu kaybeden gençlerdir. Bu durum, Hindistan’daki orta sınıf sözleşmesinin bozulduğunu gösteriyor. Aileler çocuklarını özel derslere, hazırlık merkezlerine, üniversitelere gönderiyor; gençler yıllarını sınavlara veriyor; devlet ise liyakat yerine skandal, istihdam yerine bekleme, gelecek yerine sabır öneriyor. Bir noktadan sonra sabır siyaseti, öfke siyasetine dönüşür.

Bu yürüyüş, neoliberal kalkınma vaadinin, milliyetçi gurur siyasetinin ve sınav merkezli toplumsal yükselme mitinin aynı anda sorgulanmasıdır. Modi Hindistan’ı küresel sahnede büyük güç olarak sunarken, gençler içeride şu yalın gerçeği hatırlatıyor: Geleceği olmayan bir gençlik, hiçbir devletin sonsuza kadar yönetebileceği sessiz bir kitle olarak kalmaz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.