SON DAKİKA

Sadr’ın Tarihi Hamlesi: Mehdi Ordusu’nun Sonu mu?

Şii lider Mukteda es-Sadr, Saraya el-Selam güçlerini devlet kurumlarına entegre etme kararı aldı. Bu hamle, İran destekli gruplara meydan okuma ve Irak'taki siyasi dengeleri yeniden şekillendirme stratejisi olarak değerlendiriliyor.

Haber Giriş Tarihi: 06.06.2026 13:51
Haber Güncellenme Tarihi: 06.06.2026 13:54
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Sadr’ın Tarihi Hamlesi: Mehdi Ordusu’nun Sonu mu?

Londra merkezli El-Awsat’ta yayımlanan ve Irak siyasetinin son dönemdeki en kritik gelişmelerinden birine odaklanan analizde, Şii lider Mukteda es-Sadr kendi silahlı yapısını tasfiye ederek Irak'ın geleceğine dair yeni bir siyasi harita çizmeye çalışıyor. Sadr’ın, Saraya el-Selam (Barış Tugayları) güçlerini devlet kurumlarına entegre etme kararı, ilk bakışta bir silahsızlanma adımı gibi görünse de, Irak’ın iç dengeleri, İran’ın nüfuzu ve Washington-Bağdat ilişkileri açısından çok daha derin anlamlar taşıyor.

Irak'ta son yirmi yılın siyasi tarihi büyük ölçüde Sadr hareketinin yükselişiyle şekillendi. ABD'nin 2003 işgalinden sonra kurulan yeni düzende Sadr ailesi, Şii yoksulların öfkesini örgütleyen en önemli toplumsal güçlerden biri haline geldi. Sadr’ın kurduğu Mehdi Ordusu, bir dönem hem Amerikan askerleriyle hem de rakip Şii gruplarla çatıştı. Daha sonra bu yapı dağıtıldı ancak 2014’te IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinin ardından Saraya el-Selam adıyla yeniden sahaya döndü. Böylece Sadr, hem milis lideri hem de siyasi aktör olarak Irak'ın en etkili figürlerinden biri olmayı sürdürdü.

Bugün yaşanan gelişme ise sıradan bir yeniden yapılanma değil. Sadr, silahlı gücünü resmen devlet yapısına bağlayacağını açıklarken aynı zamanda diğer bütün silahlı gruplara da aynı çağrıyı yaptı. Bu çağrı özellikle İran destekli Haşdi Şabi içerisindeki fraksiyonlara yönelmiş güçlü bir siyasi mesaj olarak okunuyor. Çünkü Irak'ta mesele uzun süredir devlet ile milisler arasındaki güç mücadelesine dönüşmüş durumda.

Kararın zamanlaması dikkat çekici. Son aylarda Washington yönetimi, Bağdat üzerindeki baskısını artırarak İran bağlantılı silahlı grupların kontrol altına alınmasını talep ediyor. Yeni Başbakan Ali Falih el-Zaidi de devlet dışındaki silahlı yapıların sınırlandırılması gerektiğini savunan bir çizgi izliyor. Sadr’ın hamlesi bu nedenle hem Bağdat hükümetine destek hem de rakip Şii gruplara meydan okuma olarak değerlendiriliyor.

Ancak burada önemli bir çelişki bulunuyor. Sadr daha önce de benzer açıklamalar yapmıştı. 2021 ve 2022 yıllarında da milislerin dağıtılmasından söz etmiş, hatta bazı birimlerini kapattığını ilan etmişti. Buna rağmen Saraya el-Selam sahadaki varlığını korumaya devam etti. Bu nedenle Irak kamuoyunda ve bölgesel çevrelerde ciddi bir şüphecilik söz konusu. Birçok gözlemci, bunun gerçek bir silahsızlanmadan çok siyasi bir yeniden konumlanma olabileceğini düşünüyor.

Sadr’ın asıl hedefinin İran destekli Şii Koordinasyon Çerçevesi'ni siyasi olarak sıkıştırmak olduğu yönündeki değerlendirmeler giderek güçleniyor. Çünkü eğer Sadr kendi milislerini devlet çatısı altına alırsa, İran'a yakın grupların silahlı varlığını sürdürmesi daha zor savunulabilir hale gelecek. Böylece Sadr, silahlı güç kullanmadan rakiplerini siyasi açıdan köşeye sıkıştırabilecek.

Bu gelişmenin İran açısından da dikkatle izlendiği görülüyor. Tahran uzun yıllardır Irak'taki Şii milis ağlarını bölgesel nüfuzunun temel unsurlarından biri olarak kullanıyor. Lübnan’da Hizbullah ne anlam taşıyorsa, Irak’taki bazı Haşdi Şabi grupları da İran için benzer bir stratejik değere sahip. Sadr ise her zaman karmaşık bir figür oldu. Şii kimliği nedeniyle İran ile tamamen karşı karşıya gelmedi, ancak Irak milliyetçiliğini öne çıkararak Tahran’ın Irak üzerindeki nüfuzunu sınırlandırmaya çalıştı. Bugünkü karar da bu çizginin devamı niteliğinde okunabilir.

Ekonomik boyut da göz ardı edilmemeli. Irak'ta silahlı gruplar limanlardan sınır kapılarına, enerji projelerinden inşaat ihalelerine kadar geniş bir ekonomik ağ üzerinde etkili. Silahlı yapıların devlet içine alınması, teorik olarak bu ekonomik alanların yeniden merkezi otoritenin kontrolüne girmesi anlamına geliyor. Fakat Irak tecrübesi, kurumların içine giren milis yapıların çoğu zaman devletleşmek yerine devleti milisleştirdiğini gösteriyor.

Toplumsal düzeyde ise Sadr hâlâ Irak'ın en büyük kitle hareketlerinden birini temsil ediyor. Özellikle Bağdat'ın Sadr City bölgesi ve güney şehirlerinde milyonlarca kişi onun çağrılarını dikkate alıyor. Silahlı yapının dönüşümü başarılı olursa Irak'ta devlet otoritesinin yeniden güçlenmesi için önemli bir fırsat ortaya çıkabilir. Başarısız olması halinde ise Şii siyasi alanındaki rekabet yeni bir kriz dönemine sürüklenebilir.

Ortadoğu'nun mevcut jeopolitiği düşünüldüğünde bu kararın bölgesel yansımaları da olacak. Gazze savaşı, İran-ABD gerilimi, Suriye'deki güç mücadelesi ve Körfez ülkelerinin yeni güvenlik arayışları sürerken Irak'ın silahlı gruplar meselesi artık sadece Bağdat'ın iç sorunu olmaktan çıkmış durumda. Washington, Tahran, Riyad ve Ankara'nın tamamı bu süreci dikkatle izliyor.

Sadr'ın attığı adım bir milisin dağıtılmasından çok daha büyük anlamlar taşıyor. Bu hamle Irak'ta devletin yeniden inşası için tarihi bir fırsata da dönüşebilir, Şii siyasetindeki güç savaşının yeni bir perdesini de açabilir. Bugün görünen tablo, Sadr'ın silahı bırakmaktan ziyade siyasi mücadeleyi yeni bir zemine taşıdığı yönünde. Irak'ın geleceğini belirleyecek olan ise Saraya el-Selam'ın gerçekten devletleşip devletleşmeyeceği değil, diğer silahlı aktörlerin bu çağrıya nasıl cevap vereceği olacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.