Sınır Aşan Yas: Irak, Tahran ile Washington Arasındaki Denge Sınavında
Sınır Aşan Yas: Irak, Tahran ile Washington Arasındaki Denge Sınavında
28 Şubat'ta vefat eden Ayetullah Ali Hamaney için 7-8 Temmuz'da Irak'ta 3 milyon kişinin katıldığı dev cenaze törenleri düzenlendi. Necef ve Kerbela'daki törenler, Başbakan Ali El-Zeydi'nin Washington ziyareti öncesi siyasi tartışmalara yol açtı.
Haber Giriş Tarihi: 09.07.2026 15:48
Haber Güncellenme Tarihi: 09.07.2026 15:56
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
28 Şubat'ta İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırısı sonucunda hayatını kaybeden İran İslam Devriminin Lideri Ayetullah Ali Hamaney için, ölümünden tam dört ay sonra Irak topraklarında düzenlenen kitlesel cenaze törenleri, Orta Doğu jeopolitiğinde eşine az rastlanır bir kırılma noktası yarattı. Haftalar süren hazırlıkların ve spekülasyonların ardından komşu ülkede düzenlenen bu görkemli organizasyon, bir yandan Irak ile İran arasındaki derin dini, ideolojik, kurumsal ve askeri bağları gözler önüne sererken, diğer yandan Irak Başbakanı Ali El-Zeydi’nin Washington’a yapacağı kritik resmi ziyaret öncesinde Bağdat’ın bağımsızlık, egemenlik ve denge politikasını tarihin en zorlu sınavıyla baş başa bıraktı.
Necef Havalimanı’nda Stratejik Karşılama ve Devlet Protokolü
Lojistik ve diplomatik müzakerelerin tamamlanmasının ardından, Ayetullah Ali Hamaney’in İran bayrağına sarılı ve özel bir cam fanus içerisine yerleştirilmiş tabutu, 7 Temmuz akşamı Necef Uluslararası Havalimanı’na indirildi. Cenazeye eşlik eden Tahran heyetinin üst düzey profili, İran devletinin bu törene yüklediği stratejik ve ideolojik anlamı açıkça ortaya koyuyordu. Uçakta, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani gibi Tahran yönetiminin en kudretli isimleri yer alıyordu.
İran heyeti, havalimanı pistinde Irak’ta iktidarı elinde bulunduran İran destekli Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin liderleri, yüksek yargı mensupları ve Şii dünyasının önde gelen din alimlerinden oluşan geniş bir Irak delegasyonu tarafından resmi törenle karşılandı. Irak Başbakanı Ali El-Zeydi, Hamaney’i Şii dünyasını dönüştüren küresel bir "dini otorite" olarak nitelendirdi. Başbakanlık ofisi tarafından yapılan resmi açıklamada, cenaze törenlerinin Irak halkı tarafından takip edilebilmesi ve anma etkinliklerinin koordinasyonu amacıyla ülke genelinde resmi devlet tatili ilan edildiği duyuruldu.
Kutsal Kentlerde 3 Milyonluk İzdiham
Resmi cenaze ve anma ritüelleri, 8 Temmuz sabahının erken saatlerinde Şii İslam dünyasının en kutsal mekanlarının başında gelen Necef’teki Hz. Ali Türbesi’nde başladı. Sabah saatlerinde Necef sokaklarını dolduran siyahlar içindeki yüz binlerce kişi, öğleden sonra tabutun Kerbela’ya doğru yola çıkmasıyla milyonluk bir kitleye dönüştü. Cenaze konvoyu Kerbela’ya ulaştığında, Hz. Ali’nin oğulları Hz. Hüseyin ve Hz. Abbas’ın türbelerinde anma yürüyüşleri gerçekleştirildi. Sahadaki gözlemciler, uluslararası ajanslar ve yerel kaynaklar, kutsal mekanların çevresinde toplanan yas tutan kitlelerin toplam sayısının 3 milyonu aştığını tahmin ediyor.
Katılımın bu denli devasa boyutlara ulaşması, tören alanlarında zaman zaman ciddi güvenlik zafiyetlerine ve büyük bir kaosa yol açtı. Sosyal medyaya yansıyan ve uluslararası basında geniş yer bulan video kayıtlarında, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Arakçi’nin, tabuta dokunmak ve hırkalarını sürmek için adeta birbirini ezen muazzam kalabalığın baskısı altında kaldığı ve korumalar tarafından Necef Türbesi’nden apar topar tahliye edilmek zorunda kalındığı görüldü.
Törenin siyasi yelpazesi de oldukça dikkat çekici ittifaklara sahne oldu. İran’ın Irak iç siyasetindeki doğrudan müdahalelerine ve vesayet odaklarına yönelik en sert eleştirileri getiren, Koordinasyon Çerçevesi’nin de geleneksel olarak en büyük rakibi konumunda olan Şii lider ve din adamı Mukteda el-Sadr, yas yürüyüşüne bizzat katılarak şaşkınlık yarattı. Bunun yanı sıra, Irak'ın Sünni siyasi kanadından Takaddom Cephesi lideri Muhammed el-Halbusi ve Irak İslami Alimler Derneği Başkanı Halid el-Mulla gibi üst düzey Sünni figürler de törende hazır bulundu. Sünni lider Mulla yaptığı resmi açıklamada Hamaney’in mirasını överek, onun "hayatını hakikati savunmaya adadığını ve suçlu Siyonistlerin onurunu yenilgi çamuruna buladığını" ifade etti.
Irak Kamuoyunda "Egemenlik" Tartışması
Cenaze törenleri sokaklarda ne kadar kitlesel bir karşılık bulduysa, Irak entelektüel çevrelerinde, bağımsız medyasında ve sosyal platformlarında da o denli sert eleştirilere ve entelektüel bir kutuplaşmaya yol açtı.
Londra merkezli yayın yapan Al-Arab News Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Karam Nama ise kaleme aldığı analizde daha da sert bir dil kullanarak, Irak’ın Tahran’ın stratejik hayal gücünde "hiçbir egemenliği bulunmayan, sadece lojistik bir cenaze geçiş koridorundan ibaret bir coğrafi boşluğa" indirgendiğini ileri sürdü.
Iraklı siyasi analist Mücahid El-Tai ise konunun zamanlamasına ve tören etrafında üretilen dini söylemlere dikkat çekti. Hamaney’in ölümünün üzerinden dört ay gibi uzun bir süre geçmesine rağmen cenaze töreninin tam da bu dönemde yapılmasının tamamen siyasi bir sembolizm taşıdığını belirten Tai, bazı Şii din adamlarının "bu cenaze yürüyüşüne katılanların günahlarından arınacağına ve bağışlanacağına" yönelik vaazlarını hedef aldı. Tai, bu tür söylemleri "siyasi bidat ile dini inançları birbirine karıştırmak ve kitleleri manipüle etmek" olarak yorumlayarak kınadı.
Tahran'ın Direniş Ekseni’ne Mesajı
Analizlere göre, Hamaney için Irak’ta düzenlenen bu görkemli "yas jeopolitiği" hamlesinin, İran’ın batı komşusu üzerindeki kalıcı ideolojik, kurumsal ve askeri nüfuzunu uluslararası topluma deklare etmek için tasarlandığı konusunda birleşiyor. Iraklı analist Ali El-Mamuri, Tahran’ın bu cenaze ritüellerini, İsrail ve ABD ile yaşanan son askeri çatışmaların ve yıpratıcı bölgesel savaşların ardından kendi proksilerine ve müttefiklerine "İslam Cumhuriyeti’nin kurumsal yapısının ayakta olduğu, liderlik değişiminin sarsıntısız gerçekleştiği ve sürekliliğin korunduğu" mesajını vermek amacıyla kullandığını savunuyor.
Irak topraklarında daha önce 2020 yılında ABD operasyonuyla öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve 2024 yılında şaibeli bir helikopter kazasında ölen Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi için de kitlesel anma yürüyüşleri yapılmıştı. Ancak modern Irak ulus-devlet tarihi boyunca ilk kez, yabancı bir devlet başkanı veya dini lider için bizzat Irak hükümetinin resmi kolaylaştırıcılığı ve koordinasyonu altında bu ölçekte bir devlet protokolü uygulanıyor. Geçmişte sadece 1907, 1925 ve 1930 yıllarında İran’ın Kaçar hanedanlığı şahları Muzafferüddin Şah, Muhammed Ali Şah ve Ahmed Şah’ın cenazeleri vasiyetleri üzerine Kerbela’ya getirilerek defnedilmişti. Hamaney için yapılan bu tören ise onun Irak’taki Şii siyasi elitler için organik ve kurumsal bir ideolojik rehber olduğunu kanıtlıyor.
Bu sınır ötesi toplumsal dayanışma gösterisi, Irak hükümeti için son derece riskli ve bıçak sırtı bir diplomatik zamanlamada gerçekleşti. Zira Irak’ın yeni Başbakanı Ali El-Zeydi, bu sarsıcı törenlerden sadece bir hafta sonra, ABD Başkanı Donald Trump ile ikili bir zirve gerçekleştirmek üzere Washington’a resmi bir ziyarette bulunacak. Trump yönetiminin, Irak’ı ekonomik, finansal ve siyasi olarak Tahran’ın yörüngesinden koparma, Irak Merkez Bankası üzerindeki dolar akışını kısıtlama ve Bağdat’a yoğun yaptırım tehditleri savurduğu bir sır değil.
Böyle bir konjonktürde, iktidardaki Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin cenaze törenlerini tüm devlet imkanlarıyla desteklemesi Washington’da şüphesiz büyük bir memnuniyetsizlikle karşılanacaktır. Özellikle ABD’nin her fırsatta "tasfiye edilmesini, silahsızlandırılmasını veya orduya tamamen entegre edilerek bağımsız yapısının bozulmasını" talep ettiği Haşdi Şabi unsurlarının törenlerin lojistik, güvenlik ve kalabalık yönetiminde başrolü oynaması, kurumsal gücünün hala ne kadar aktif olduğunu ABD'ye gösteren meydan okuyan bir mesaj niteliğindedir.
Daha da düşündürücü olanı, Kerbela ve Necef’teki bu görkemli törenler, ABD ile İran arasında Orta Doğu semalarında yeniden tırmanan karşılıklı füze savaşları ve askeri misillemelerle tam olarak aynı günlere denk geldi. Hatta bölgedeki sıcak askeri hareketlilik ve tırmanan gerilim nedeniyle, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Irak programını güvenlik gerekçesiyle planlanandan erken keserek apar topar Tahran’a dönmek zorunda kaldığı bildirildi.
Gelecek Projeksiyonu
Kerbela ve Necef’teki yoğun dini ve siyasi ritüellerin tamamlanmasının ardından, Ayetullah Ali Hamaney’in cenazesi 9 Temmuz'da nihai defin işlemleri gerçekleştirilmek üzere İran’ın Meşhed kentine geri gönderildi.
Bundan sonraki süreçte bu törenlerin başarısı, sadece meydanları dolduran kitlelerin niceliğiyle değil, İran’ın "Direniş Ekseni" olarak adlandırdığı bölgesel ağın sarsıntılara karşı ne ölçüde direnç göstereceğiyle ölçülecek. Irak Başbakanı Ali El-Zeydi, bir yandan Tahran ile sarsılmaz bağlarını koruyarak iç siyasetteki Şii tabanını ve milis güçleri konsolide etmeye çalışırken, diğer yandan Washington’a gittiğinde bu ilişkileri "bölgesel bir kriz çözücü ve ABD-İran arasında bir diyalog köprüsü olma misyonu" şeklinde sunmak zorunda kalacak. Ancak ABD'nin elindeki ağır ekonomik ve siyasi baskı araçlarının, iki komşu arasındaki bu "ortak yas dayanışmasını" bir kopma noktasına mı yoksa ABD'ye karşı daha radikal bir eklemlenmeye mi götüreceğini önümüzdeki dönemde Washington-Bağdat hattında atılacak adımlar belirleyecek.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sınır Aşan Yas: Irak, Tahran ile Washington Arasındaki Denge Sınavında
28 Şubat'ta vefat eden Ayetullah Ali Hamaney için 7-8 Temmuz'da Irak'ta 3 milyon kişinin katıldığı dev cenaze törenleri düzenlendi. Necef ve Kerbela'daki törenler, Başbakan Ali El-Zeydi'nin Washington ziyareti öncesi siyasi tartışmalara yol açtı.
28 Şubat'ta İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırısı sonucunda hayatını kaybeden İran İslam Devriminin Lideri Ayetullah Ali Hamaney için, ölümünden tam dört ay sonra Irak topraklarında düzenlenen kitlesel cenaze törenleri, Orta Doğu jeopolitiğinde eşine az rastlanır bir kırılma noktası yarattı. Haftalar süren hazırlıkların ve spekülasyonların ardından komşu ülkede düzenlenen bu görkemli organizasyon, bir yandan Irak ile İran arasındaki derin dini, ideolojik, kurumsal ve askeri bağları gözler önüne sererken, diğer yandan Irak Başbakanı Ali El-Zeydi’nin Washington’a yapacağı kritik resmi ziyaret öncesinde Bağdat’ın bağımsızlık, egemenlik ve denge politikasını tarihin en zorlu sınavıyla baş başa bıraktı.
Necef Havalimanı’nda Stratejik Karşılama ve Devlet Protokolü
Lojistik ve diplomatik müzakerelerin tamamlanmasının ardından, Ayetullah Ali Hamaney’in İran bayrağına sarılı ve özel bir cam fanus içerisine yerleştirilmiş tabutu, 7 Temmuz akşamı Necef Uluslararası Havalimanı’na indirildi. Cenazeye eşlik eden Tahran heyetinin üst düzey profili, İran devletinin bu törene yüklediği stratejik ve ideolojik anlamı açıkça ortaya koyuyordu. Uçakta, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani gibi Tahran yönetiminin en kudretli isimleri yer alıyordu.
İran heyeti, havalimanı pistinde Irak’ta iktidarı elinde bulunduran İran destekli Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin liderleri, yüksek yargı mensupları ve Şii dünyasının önde gelen din alimlerinden oluşan geniş bir Irak delegasyonu tarafından resmi törenle karşılandı. Irak Başbakanı Ali El-Zeydi, Hamaney’i Şii dünyasını dönüştüren küresel bir "dini otorite" olarak nitelendirdi. Başbakanlık ofisi tarafından yapılan resmi açıklamada, cenaze törenlerinin Irak halkı tarafından takip edilebilmesi ve anma etkinliklerinin koordinasyonu amacıyla ülke genelinde resmi devlet tatili ilan edildiği duyuruldu.
Kutsal Kentlerde 3 Milyonluk İzdiham
Resmi cenaze ve anma ritüelleri, 8 Temmuz sabahının erken saatlerinde Şii İslam dünyasının en kutsal mekanlarının başında gelen Necef’teki Hz. Ali Türbesi’nde başladı. Sabah saatlerinde Necef sokaklarını dolduran siyahlar içindeki yüz binlerce kişi, öğleden sonra tabutun Kerbela’ya doğru yola çıkmasıyla milyonluk bir kitleye dönüştü. Cenaze konvoyu Kerbela’ya ulaştığında, Hz. Ali’nin oğulları Hz. Hüseyin ve Hz. Abbas’ın türbelerinde anma yürüyüşleri gerçekleştirildi. Sahadaki gözlemciler, uluslararası ajanslar ve yerel kaynaklar, kutsal mekanların çevresinde toplanan yas tutan kitlelerin toplam sayısının 3 milyonu aştığını tahmin ediyor.
Katılımın bu denli devasa boyutlara ulaşması, tören alanlarında zaman zaman ciddi güvenlik zafiyetlerine ve büyük bir kaosa yol açtı. Sosyal medyaya yansıyan ve uluslararası basında geniş yer bulan video kayıtlarında, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Arakçi’nin, tabuta dokunmak ve hırkalarını sürmek için adeta birbirini ezen muazzam kalabalığın baskısı altında kaldığı ve korumalar tarafından Necef Türbesi’nden apar topar tahliye edilmek zorunda kalındığı görüldü.
Törenin siyasi yelpazesi de oldukça dikkat çekici ittifaklara sahne oldu. İran’ın Irak iç siyasetindeki doğrudan müdahalelerine ve vesayet odaklarına yönelik en sert eleştirileri getiren, Koordinasyon Çerçevesi’nin de geleneksel olarak en büyük rakibi konumunda olan Şii lider ve din adamı Mukteda el-Sadr, yas yürüyüşüne bizzat katılarak şaşkınlık yarattı. Bunun yanı sıra, Irak'ın Sünni siyasi kanadından Takaddom Cephesi lideri Muhammed el-Halbusi ve Irak İslami Alimler Derneği Başkanı Halid el-Mulla gibi üst düzey Sünni figürler de törende hazır bulundu. Sünni lider Mulla yaptığı resmi açıklamada Hamaney’in mirasını överek, onun "hayatını hakikati savunmaya adadığını ve suçlu Siyonistlerin onurunu yenilgi çamuruna buladığını" ifade etti.
Irak Kamuoyunda "Egemenlik" Tartışması
Cenaze törenleri sokaklarda ne kadar kitlesel bir karşılık bulduysa, Irak entelektüel çevrelerinde, bağımsız medyasında ve sosyal platformlarında da o denli sert eleştirilere ve entelektüel bir kutuplaşmaya yol açtı.
Londra merkezli yayın yapan Al-Arab News Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Karam Nama ise kaleme aldığı analizde daha da sert bir dil kullanarak, Irak’ın Tahran’ın stratejik hayal gücünde "hiçbir egemenliği bulunmayan, sadece lojistik bir cenaze geçiş koridorundan ibaret bir coğrafi boşluğa" indirgendiğini ileri sürdü.
Iraklı siyasi analist Mücahid El-Tai ise konunun zamanlamasına ve tören etrafında üretilen dini söylemlere dikkat çekti. Hamaney’in ölümünün üzerinden dört ay gibi uzun bir süre geçmesine rağmen cenaze töreninin tam da bu dönemde yapılmasının tamamen siyasi bir sembolizm taşıdığını belirten Tai, bazı Şii din adamlarının "bu cenaze yürüyüşüne katılanların günahlarından arınacağına ve bağışlanacağına" yönelik vaazlarını hedef aldı. Tai, bu tür söylemleri "siyasi bidat ile dini inançları birbirine karıştırmak ve kitleleri manipüle etmek" olarak yorumlayarak kınadı.
Tahran'ın Direniş Ekseni’ne Mesajı
Analizlere göre, Hamaney için Irak’ta düzenlenen bu görkemli "yas jeopolitiği" hamlesinin, İran’ın batı komşusu üzerindeki kalıcı ideolojik, kurumsal ve askeri nüfuzunu uluslararası topluma deklare etmek için tasarlandığı konusunda birleşiyor. Iraklı analist Ali El-Mamuri, Tahran’ın bu cenaze ritüellerini, İsrail ve ABD ile yaşanan son askeri çatışmaların ve yıpratıcı bölgesel savaşların ardından kendi proksilerine ve müttefiklerine "İslam Cumhuriyeti’nin kurumsal yapısının ayakta olduğu, liderlik değişiminin sarsıntısız gerçekleştiği ve sürekliliğin korunduğu" mesajını vermek amacıyla kullandığını savunuyor.
Irak topraklarında daha önce 2020 yılında ABD operasyonuyla öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve 2024 yılında şaibeli bir helikopter kazasında ölen Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi için de kitlesel anma yürüyüşleri yapılmıştı. Ancak modern Irak ulus-devlet tarihi boyunca ilk kez, yabancı bir devlet başkanı veya dini lider için bizzat Irak hükümetinin resmi kolaylaştırıcılığı ve koordinasyonu altında bu ölçekte bir devlet protokolü uygulanıyor. Geçmişte sadece 1907, 1925 ve 1930 yıllarında İran’ın Kaçar hanedanlığı şahları Muzafferüddin Şah, Muhammed Ali Şah ve Ahmed Şah’ın cenazeleri vasiyetleri üzerine Kerbela’ya getirilerek defnedilmişti. Hamaney için yapılan bu tören ise onun Irak’taki Şii siyasi elitler için organik ve kurumsal bir ideolojik rehber olduğunu kanıtlıyor.
Washington-Tahran Kıskacında Başbakan Zeydi’nin Zorlu Sınavı
Bu sınır ötesi toplumsal dayanışma gösterisi, Irak hükümeti için son derece riskli ve bıçak sırtı bir diplomatik zamanlamada gerçekleşti. Zira Irak’ın yeni Başbakanı Ali El-Zeydi, bu sarsıcı törenlerden sadece bir hafta sonra, ABD Başkanı Donald Trump ile ikili bir zirve gerçekleştirmek üzere Washington’a resmi bir ziyarette bulunacak. Trump yönetiminin, Irak’ı ekonomik, finansal ve siyasi olarak Tahran’ın yörüngesinden koparma, Irak Merkez Bankası üzerindeki dolar akışını kısıtlama ve Bağdat’a yoğun yaptırım tehditleri savurduğu bir sır değil.
Böyle bir konjonktürde, iktidardaki Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin cenaze törenlerini tüm devlet imkanlarıyla desteklemesi Washington’da şüphesiz büyük bir memnuniyetsizlikle karşılanacaktır. Özellikle ABD’nin her fırsatta "tasfiye edilmesini, silahsızlandırılmasını veya orduya tamamen entegre edilerek bağımsız yapısının bozulmasını" talep ettiği Haşdi Şabi unsurlarının törenlerin lojistik, güvenlik ve kalabalık yönetiminde başrolü oynaması, kurumsal gücünün hala ne kadar aktif olduğunu ABD'ye gösteren meydan okuyan bir mesaj niteliğindedir.
Daha da düşündürücü olanı, Kerbela ve Necef’teki bu görkemli törenler, ABD ile İran arasında Orta Doğu semalarında yeniden tırmanan karşılıklı füze savaşları ve askeri misillemelerle tam olarak aynı günlere denk geldi. Hatta bölgedeki sıcak askeri hareketlilik ve tırmanan gerilim nedeniyle, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Irak programını güvenlik gerekçesiyle planlanandan erken keserek apar topar Tahran’a dönmek zorunda kaldığı bildirildi.
Gelecek Projeksiyonu
Kerbela ve Necef’teki yoğun dini ve siyasi ritüellerin tamamlanmasının ardından, Ayetullah Ali Hamaney’in cenazesi 9 Temmuz'da nihai defin işlemleri gerçekleştirilmek üzere İran’ın Meşhed kentine geri gönderildi.
Bundan sonraki süreçte bu törenlerin başarısı, sadece meydanları dolduran kitlelerin niceliğiyle değil, İran’ın "Direniş Ekseni" olarak adlandırdığı bölgesel ağın sarsıntılara karşı ne ölçüde direnç göstereceğiyle ölçülecek. Irak Başbakanı Ali El-Zeydi, bir yandan Tahran ile sarsılmaz bağlarını koruyarak iç siyasetteki Şii tabanını ve milis güçleri konsolide etmeye çalışırken, diğer yandan Washington’a gittiğinde bu ilişkileri "bölgesel bir kriz çözücü ve ABD-İran arasında bir diyalog köprüsü olma misyonu" şeklinde sunmak zorunda kalacak. Ancak ABD'nin elindeki ağır ekonomik ve siyasi baskı araçlarının, iki komşu arasındaki bu "ortak yas dayanışmasını" bir kopma noktasına mı yoksa ABD'ye karşı daha radikal bir eklemlenmeye mi götüreceğini önümüzdeki dönemde Washington-Bağdat hattında atılacak adımlar belirleyecek.
En Çok Okunan Haberler