SON DAKİKA

Somali Devletinin Kırılma Noktası: Seçim Krizi, El-Şebab ve Afrika Boynuzu'nda Yaklaşan Fırtına

Somali'de CB Hassan Sheikh Mohamud ile muhalefet arasındaki seçim krizi, Haziran 2026'da Mogadişu'da çatışmalara dönüştü. Siyasi boşluktan yararlanan El-Şebab güç kazanırken, kriz Afrika Boynuzu'ndaki bölgesel dengeleri tehdit ediyor.

Haber Giriş Tarihi: 08.06.2026 22:47
Haber Güncellenme Tarihi: 08.06.2026 22:52
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Somali Devletinin Kırılma Noktası: Seçim Krizi, El-Şebab ve Afrika Boynuzu'nda Yaklaşan Fırtına

El Cezire’de yayımlanan “Somali'nin Çok Geç Olmadan Siyasi Bir Çözüme İhtiyacı Var” başlıklı analizde Somalili siyaset bilimci Afyare Abdi Elmi, ülkenin seçim sürecinde tehlikeli bir eşiğe sürüklendiğini savunuyor. Elmi'ye göre Cumhurbaşkanı Hassan Sheikh Mohamud ile muhalefet arasındaki müzakerelerin çökmesi, Somali'yi yeni bir meşruiyet krizinin içine itmiş durumda.

Ancak mesele, Mogadişu'daki siyasi elitlerin iktidar kavgasından çok daha büyük bir anlam taşıyor. Afrika Boynuzu'nun en stratejik ülkelerinden biri olan Somali, bugün devlet inşası sürecinin belki de en kritik dönemecinde bulunuyor. Eğer siyasi uzlaşma sağlanamazsa, ortaya çıkacak boşluğu yalnızca muhalefet değil, El-Şebab, bölgesel rakipler ve küresel güçler de doldurmaya çalışacak.

1991 yılında Siad Barre rejiminin çöküşüyle başlayan iç savaş, Somali'yi onlarca yıl boyunca parçalanmış bir devlet yapısına mahkûm etti. Kabileler, savaş ağaları, ayrılıkçı hareketler ve radikal örgütler arasında bölünen ülke, uzun süre merkezi bir otorite kuramadı. Bugün yürürlükte olan federal sistem bile aslında bu parçalanmışlığın bir uzlaşma formülünden ibaret.

Son yıllarda Mogadişu yönetimi, "bir kişi bir oy" esasına dayanan seçim modeline geçmeye çalışıyor. Aralık 2025'te başkentte gerçekleştirilen yerel seçimler, 1969'dan bu yana ilk doğrudan seçim olarak tarihe geçti. Hükümet bunu demokratikleşme hamlesi olarak sundu. Muhalefet ise sürecin iktidarı merkezileştirme girişimi olduğunu savundu.

Asıl kırılma ise 2026 yılında yaşandı. Cumhurbaşkanı Hassan Mahmud'un görev süresinin sona ermesine rağmen anayasal değişiklikler yoluyla görevde kalması, muhalefet tarafından "anayasal darbe" olarak tanımlandı. ABD ve İngiltere'nin desteklediği müzakereler başarısız oldu. Böylece Somali bir seçim tartışmasından çok, devletin meşruiyetini ilgilendiren bir krizin içine sürüklendi.

Bu krizin en dikkat çekici yönü, El-Şebab'ın yeniden güç kazanmasıyla aynı döneme denk gelmesi.

Yaklaşık yirmi yıldır Somali devleti, Afrika Birliği güçleri, ABD hava operasyonları ve çeşitli bölgesel ortaklarla birlikte El-Şebab'a karşı savaş yürütüyor. Fakat sonuç ortada: Örgüt hâlâ ülkenin geniş kırsal bölgelerini kontrol ediyor. Son iki yılda ise yeniden ilerleme kaydetti. Batılı güvenlik raporları ve saha analizleri, El-Şebab'ın siyasi bölünmelerden sistematik biçimde yararlandığını gösteriyor.

Somali'de dikkat çekici bir paradoks ortaya çıkmış durumda.

Mogadişu yönetimi El-Şebab'a karşı askeri zafer ilan etmeye çalışırken, siyasi sistem kendi içinde parçalanıyor. Muhalefet hükümeti otoriterleşmekle suçluyor. Hükümet ise muhalefeti devlet kurumlarını sabote etmekle itham ediyor. Bu süreçte kaybeden taraf Somali devleti oluyor.

Nitekim Haziran 2026'nın ilk haftasında Mogadişu'da hükümet güçleri ile muhalefete yakın silahlı gruplar arasında çatışmalar yaşandı. Başkentte siviller evlerini terk etmek zorunda kaldı. Uluslararası toplum tarafları itidale çağırdı. Reuters, AP ve Al Jazeera'nın aktardığı bilgilere göre kriz artık siyasi tartışma düzeyini aşarak güvenlik krizine dönüşmüş durumda.

Burada gözden kaçan unsur ise Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Etiyopya ve ABD gibi aktörlerin Somali üzerindeki rekabetidir.

Son yıllarda Somali, Afrika Boynuzu'nun enerji ve lojistik koridorlarının merkezine yerleşti. Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki deniz yolları küresel ticaret açısından kritik önemde. Yemen savaşı, Kızıldeniz krizi ve Husi saldırıları nedeniyle bölgenin stratejik değeri daha da arttı.

Bu nedenle Mogadişu'daki iktidar mücadelesi aslında yalnızca Somali'nin iç meselesi olarak görülemez.

Bir tarafta Etiyopya'nın Somali üzerinden denize açılma arayışı bulunuyor. Diğer tarafta Somali merkezi hükümeti ülkenin toprak bütünlüğünü korumaya çalışıyor. Aynı dönemde Türkiye askeri eğitim ve güvenlik alanında Somali'nin en önemli ortaklarından biri haline gelirken, Körfez ülkeleri limanlar ve enerji yatırımları üzerinden nüfuz alanlarını genişletiyor.

Özellikle Somali meselesi önümüzdeki dönemde Somali siyasetini belirleyecek başlıklardan biri olacak gibi görünüyor. Somali hükümeti, Somali'nin uluslararası tanınmasını ülkenin parçalanması olarak görüyor. Bu nedenle Mogadişu yönetimi son dönemde diplomatik enerjisinin önemli kısmını bu konuya ayırmış durumda.

Ekonomik tablo da siyasi kriz kadar ağır. Dünya Bankası verilerine göre Somali son yıllarda borç hafifletme programları ve IMF reformları sayesinde belirli bir ekonomik istikrar yakaladı. Ancak güvenlik sorunları, kuraklıklar ve siyasi belirsizlik yatırımları tehdit ediyor.

Daha da önemlisi, ülke yeni bir insani felaketin eşiğinde. Kuraklık, seller ve çatışmalar nedeniyle milyonlarca insan yer değiştirmek zorunda kaldı. Yardım kuruluşları açlık riskinin yeniden yükseldiği konusunda uyarıyor. Mogadişu çevresindeki kamplarda yaşayan yüz binlerce kişi temel ihtiyaçlara erişemiyor. Uluslararası yardımlardaki azalma ise krizi derinleştiriyor.

İşte tam bu noktada siyasi kriz ile insani kriz birbirini beslemeye başlıyor.

Devlet meşruiyetini kaybettikçe güvenlik zayıflıyor. Güvenlik zayıfladıkça El-Şebab güçleniyor. El-Şebab güçlendikçe yatırımcılar çekiliyor. Ekonomik daralma arttıkça halkın devlete olan güveni aşınıyor.

Bu kısır döngü, Somali'nin son otuz yıllık tarihinin özeti niteliğinde.

El Cezire’de ki analizde vurgulanan "siyasi uzlaşma" çağrısının arkasında da tam olarak bu gerçek yatıyor. Sorun seçim tarihinin belirlenmesinden ibaret değil. Sorun, Somali'nin nasıl bir devlet olacağı sorusudur. Federal yapı korunacak mı? Kabile dengeleri nasıl yönetilecek? Muhalefet sisteme nasıl entegre edilecek? Güvenlik kurumları kime bağlı olacak?

Bu soruların cevabı verilmeden yapılacak herhangi bir seçim, yeni bir kriz üretebilir.

Afrika Boynuzu son yıllarda Sudan iç savaşı, Etiyopya'daki çatışmalar, Eritre gerilimi ve Kızıldeniz krizleri nedeniyle zaten büyük bir türbülans içinde. Somali'nin de benzer bir istikrarsızlık döngüsüne girmesi, bölgesel dengeleri daha da kırılgan hale getirecektir.

Bugün Mogadişu'da yaşanan tartışma bir seçim anlaşmazlığı gibi görünebilir. Fakat perde arkasında devletin geleceği, Afrika Boynuzu'nun güvenliği ve Kızıldeniz jeopolitiğinin geleceği tartışılıyor. Eğer Somali siyasi elitleri ortak bir zeminde buluşamazsa, önümüzdeki yıllarda ülkenin kaderini seçim sandıkları değil, silahlı aktörler belirlemeye başlayabilir. Ve bu kez ortaya çıkacak kriz, 2021'deki anayasal gerilimlerden çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.