Abdullah Öcalan’ın Şanlıurfa’da özel olarak dokutturulan “Barış ve Demokrasi Kilimi”nin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye hediye edilmesi, Terörsüz Türkiye sürecinde sembolik ama güçlü bir eşiğe işaret ediyor.
Haber Giriş Tarihi: 24.01.2026 23:41
Haber Güncellenme Tarihi: 25.01.2026 00:16
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Türkiye’de barış ve demokratikleşme tartışmaları sürerken, İmralı’dan gelen sembolik bir adım siyaset gündemini sarstı. Abdullah Öcalan’ın Şanlıurfa’da özel olarak dokutturulan kiliminin, DEM İmralı Heyeti aracılığıyla Devlet Bahçeli’ye sunulması; nerede, ne zaman ve nasıl sorularının ötesinde “neden şimdi?” sorusunu da beraberinde getirdi. Bahçeli’nin bu hediyeye verdiği yanıt ise sürecin yönüne dair güçlü bir mesaj içerdi.
Kilim: Bu toprakların ortak dili
Anadolu kültüründe kilimler yalnızca birer eşya değildir; hafızadır, niyettir, sözdür. İlmek ilmek işlenen her motif, bu topraklardan geçmiş halkların ortak hafızasını taşır. Şanlıurfa’da dokunan bir kilimin Ankara’da anlam bulması tesadüf değildir. Çünkü bu coğrafyada Türk de Kürt de aynı toprağın suyunu içmiş, aynı güneş altında yaşamıştır. Kilim, tam da bu yüzden ayrıştıran değil birleştiren bir semboldür. Bahçeli’nin “Kültürümüzde her kilimin bir ismi vardır” vurgusuyla kilime “27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi” adını vermesi, sembolü sahiplenmenin ötesinde, süreci tarif eden bir çerçeve sundu. Bu adlandırma, Terörsüz Türkiye hedefinin kültürel ve toplumsal boyutunu da görünür kıldı.
Türk–Kürt kardeşliği: Siyasi slogan değil, tarihsel gerçeklik
Türk–Kürt kardeşliği, dönemsel bir siyasal söylem değil; yüzlerce yıllık bir tarihsel gerçekliktir. Malazgirt’ten Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadar bu topraklar Türklerin ve Kürtlerin ortak emeğiyle vatan olmuştur. Türkiye toprakları Türklerin ve Kürtlerin ortak yurdudur. Bunu söylemek bölücülük değil; tam tersine ortak vatan bilincinin en açık ifadesidir. Bahçeli’nin yaklaşımı da bu tarihsel zemine yaslanmaktadır: Birlik, inkârla değil; kabul ve kardeşlikle güçlenir.
Devlet Bahçeli’nin sergilediği tutum, yalnız bir siyasi aktörün inisiyatifi değildir. Toplumun geniş kesimlerinde, özellikle de sessiz çoğunlukta, terörsüz bir Türkiye ve gerçek bir kardeşlik arzusunun güçlü bir karşılığı vardır. Bahçeli’yi yalnız bırakmayan tam da bu sağduyudur. Siyasetin bağıran uçları değil, konuşan merkezleri tarih yapar. Bugün bu merkez, barışı risk alarak savunanların yanında şekillenmektedir.
Risk ve sorumluluk alan lider: Devlet Bahçeli
Siyasette cesaret, çoğu zaman konfor alanını terk etmeyi gerektirir. Bahçeli’nin yaklaşımı tam da burada ayrışıyor. Kendi seçmeninin alışıldık reflekslerine rağmen, Türk ve Kürt birliği ile kardeşliğini vurgulayan bir sembolü memnuniyetle karşılaması; kısa vadeli siyasi kazançlardan ziyade uzun vadeli toplumsal barışı önceleyen bir liderlik örneği olarak öne çıkıyor. Bu, risk alan ama sorumluluk üstlenen bir siyasal tutumdur.
Aynı tabloya muhalefet cephesinden bakıldığında ise belirgin bir suskunluk görülüyor. Zor başlıklarda pozisyon almaktan kaçınan, toplumsal barış gibi tarihsel meselelerde net söz kuramayan bu tutum, açıkça 'korkak' bir siyaseti yansıtıyor. Risk almadan, güvenli söylemlerin arkasına saklanarak Türkiye toplumuna yol gösterilemez. Barış gibi büyük bir meselede, muhalefetin bu 'korkak' tutumu tarihe not düşüyor.
Terörsüz Türkiye: Güvenlikten önce toplumsal barış
Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca silahların susmasıyla değil, kalplerin ve zihinlerin de onarılmasıyla mümkündür. Kültür, sembol ve dil bu nedenle önemlidir. Bir kilim, bir cümleden daha fazlasını anlatabilir. “27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi” adı, bu sürecin yalnızca bugünü değil, yarını da hedeflediğini göstermektedir.
Bu topraklar ortak, gelecek ortak
Türkiye, yeniden konuşmayı öğreniyor. Türk’üyle Kürt’üyle bu topraklar herkesindir ve kimsenin tekelinde değildir. Devlet Bahçeli’nin bilge ve samimi liderliği, bu ortaklık fikrini siyaset üstü bir yerden yeniden kurmaktadır.
Güzel şeyler oluyor; çünkü cesaret yalnız değil, barış sahipsiz değil ve bu toprakların geleceği ortak akılla şekilleniyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hem bilge hem samimi lider: Devlet Bahçeli
Abdullah Öcalan’ın Şanlıurfa’da özel olarak dokutturulan “Barış ve Demokrasi Kilimi”nin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye hediye edilmesi, Terörsüz Türkiye sürecinde sembolik ama güçlü bir eşiğe işaret ediyor.
Türkiye’de barış ve demokratikleşme tartışmaları sürerken, İmralı’dan gelen sembolik bir adım siyaset gündemini sarstı. Abdullah Öcalan’ın Şanlıurfa’da özel olarak dokutturulan kiliminin, DEM İmralı Heyeti aracılığıyla Devlet Bahçeli’ye sunulması; nerede, ne zaman ve nasıl sorularının ötesinde “neden şimdi?” sorusunu da beraberinde getirdi. Bahçeli’nin bu hediyeye verdiği yanıt ise sürecin yönüne dair güçlü bir mesaj içerdi.
Kilim: Bu toprakların ortak dili
Anadolu kültüründe kilimler yalnızca birer eşya değildir; hafızadır, niyettir, sözdür. İlmek ilmek işlenen her motif, bu topraklardan geçmiş halkların ortak hafızasını taşır. Şanlıurfa’da dokunan bir kilimin Ankara’da anlam bulması tesadüf değildir. Çünkü bu coğrafyada Türk de Kürt de aynı toprağın suyunu içmiş, aynı güneş altında yaşamıştır. Kilim, tam da bu yüzden ayrıştıran değil birleştiren bir semboldür. Bahçeli’nin “Kültürümüzde her kilimin bir ismi vardır” vurgusuyla kilime “27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi” adını vermesi, sembolü sahiplenmenin ötesinde, süreci tarif eden bir çerçeve sundu. Bu adlandırma, Terörsüz Türkiye hedefinin kültürel ve toplumsal boyutunu da görünür kıldı.
Türk–Kürt kardeşliği: Siyasi slogan değil, tarihsel gerçeklik
Türk–Kürt kardeşliği, dönemsel bir siyasal söylem değil; yüzlerce yıllık bir tarihsel gerçekliktir. Malazgirt’ten Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadar bu topraklar Türklerin ve Kürtlerin ortak emeğiyle vatan olmuştur. Türkiye toprakları Türklerin ve Kürtlerin ortak yurdudur. Bunu söylemek bölücülük değil; tam tersine ortak vatan bilincinin en açık ifadesidir. Bahçeli’nin yaklaşımı da bu tarihsel zemine yaslanmaktadır: Birlik, inkârla değil; kabul ve kardeşlikle güçlenir.
Devlet Bahçeli’nin sergilediği tutum, yalnız bir siyasi aktörün inisiyatifi değildir. Toplumun geniş kesimlerinde, özellikle de sessiz çoğunlukta, terörsüz bir Türkiye ve gerçek bir kardeşlik arzusunun güçlü bir karşılığı vardır. Bahçeli’yi yalnız bırakmayan tam da bu sağduyudur. Siyasetin bağıran uçları değil, konuşan merkezleri tarih yapar. Bugün bu merkez, barışı risk alarak savunanların yanında şekillenmektedir.
Risk ve sorumluluk alan lider: Devlet Bahçeli
Siyasette cesaret, çoğu zaman konfor alanını terk etmeyi gerektirir. Bahçeli’nin yaklaşımı tam da burada ayrışıyor. Kendi seçmeninin alışıldık reflekslerine rağmen, Türk ve Kürt birliği ile kardeşliğini vurgulayan bir sembolü memnuniyetle karşılaması; kısa vadeli siyasi kazançlardan ziyade uzun vadeli toplumsal barışı önceleyen bir liderlik örneği olarak öne çıkıyor. Bu, risk alan ama sorumluluk üstlenen bir siyasal tutumdur.
Aynı tabloya muhalefet cephesinden bakıldığında ise belirgin bir suskunluk görülüyor. Zor başlıklarda pozisyon almaktan kaçınan, toplumsal barış gibi tarihsel meselelerde net söz kuramayan bu tutum, açıkça 'korkak' bir siyaseti yansıtıyor. Risk almadan, güvenli söylemlerin arkasına saklanarak Türkiye toplumuna yol gösterilemez. Barış gibi büyük bir meselede, muhalefetin bu 'korkak' tutumu tarihe not düşüyor.
Terörsüz Türkiye: Güvenlikten önce toplumsal barış
Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca silahların susmasıyla değil, kalplerin ve zihinlerin de onarılmasıyla mümkündür. Kültür, sembol ve dil bu nedenle önemlidir. Bir kilim, bir cümleden daha fazlasını anlatabilir. “27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi” adı, bu sürecin yalnızca bugünü değil, yarını da hedeflediğini göstermektedir.
Bu topraklar ortak, gelecek ortak
Türkiye, yeniden konuşmayı öğreniyor. Türk’üyle Kürt’üyle bu topraklar herkesindir ve kimsenin tekelinde değildir. Devlet Bahçeli’nin bilge ve samimi liderliği, bu ortaklık fikrini siyaset üstü bir yerden yeniden kurmaktadır.
Güzel şeyler oluyor; çünkü cesaret yalnız değil, barış sahipsiz değil ve bu toprakların geleceği ortak akılla şekilleniyor.
Haber: Azra Yılmaz
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist
En Çok Okunan Haberler