SON DAKİKA

#Abd

HABER DEĞER - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lübnan Cumhurbaşkanı uyardı: Barış için önce ateşkes uygulanmalı Haber

Lübnan Cumhurbaşkanı uyardı: Barış için önce ateşkes uygulanmalı

Ateşkes ilan edildi ancak sahada ihlaller sürüyor 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları ve yıkımları devam ediyor. Avn, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirterek, ateşkesin tamamen ve eksiksiz uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Çözümün tek yolu şiddetten uzak müzakereler Avn, mevcut krizin çözümüne ilişkin tüm adımların Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam ile koordinasyon içinde atıldığını ifade etti. “Şiddet ve kan dökülmesinden uzak bir çözüm için çalışıyoruz” diyen Avn, kalıcı anlaşmanın ancak müzakere sürecinin tamamlanmasıyla mümkün olacağını vurguladı. ABD arabuluculuğunda süreç yeni bir aşamaya giriyor Lübnan ile İsrail arasında başlatılması planlanan doğrudan müzakereler için ABD tarafından bir tarih belirlenmesi bekleniyor. Avn, “Lübnan dosyası bugün ABD Başkanı’nın masasında. Bu, ülkemizi güvenlik ve barışa ulaştırmak için bir fırsattır” ifadelerini kullandı. ABD’de gerçekleştirilen üçlü görüşmeler sonrası yayımlanan bildirinin bir anlaşma değil, yalnızca bir açıklama olduğunu belirten Avn, “Anlaşma müzakereler tamamlandıktan sonra yapılır” dedi. Lübnan ile İsrail arasında 1993’ten bu yana kesintiye uğrayan üst düzey temaslar, Nisan ayında yeniden kuruldu. Washington’da gerçekleşen görüşmeler, iki ülke arasında uzun süredir kapalı olan diplomatik kanalların açılması açısından tarihi bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Taraflar ayrıca 23 Nisan’da Beyaz Saray’da da bir araya gelerek süreci sürdürdü. Uluslararası destek müzakere seçeneğini güçlendiriyor Avn, Avrupa Birliği ülkeleri ve Arap devletlerinin müzakere sürecine güçlü destek verdiğini belirtti. Lübnan yönetimi ise İsrail saldırılarının etkilerini azaltmak ve ülkede istikrarı sağlamak için yoğun diplomatik temaslarını sürdürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’de akaryakıt fiyatları 3 yılın zirvesinde: Küresel kriz sinyali mi? Haber

ABD’de akaryakıt fiyatları 3 yılın zirvesinde: Küresel kriz sinyali mi?

ABD’de akaryakıt fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, hem iç piyasada hem de küresel enerji dengelerinde yeni bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, jeopolitik gerilimlerin petrol arzını tehdit ettiğini ve fiyatların önümüzdeki dönemde daha da artabileceğini belirtiyor. Fiyatlar son 3 yılın zirvesinde ABD genelinde benzin fiyatları ortalama galon başına 4,18 dolara çıkarak 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası görülen seviyelere yeniden ulaştı. Bu artış, son yılların en dikkat çekici yükselişlerinden biri olarak kaydedildi. Gerilim piyasaları etkiliyor Fiyat artışının arkasında, ABD ile İran arasında yaklaşık iki aydır devam eden gerilim yer alıyor. The Wall Street Journal ve Associated Press kaynaklı haberlere göre taraflar arasında özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik görüşmelerde uzlaşma sağlanamıyor. Hürmüz Boğazı kritik rol oynuyor Küresel petrol taşımacılığının önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik, enerji piyasalarında büyük tedirginlik yaratıyor. Uzmanlar, bu hattaki olası bir aksamanın petrol arzını ciddi şekilde daraltabileceği ve fiyatları daha da yukarı çekebileceği uyarısında bulunuyor. Enerji krizi endişesi büyüyor Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, yeni bir enerji krizi ihtimalini güçlendiriyor. Petrol arzında yaşanabilecek kesintilerin, yalnızca ABD’de değil Avrupa ve Asya piyasalarında da fiyat baskısını artıracağı değerlendiriliyor. Tüketici üzerindeki baskı artıyor Artan akaryakıt fiyatları, günlük yaşam maliyetlerini doğrudan etkilerken tüketiciler üzerinde ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Uzmanlar, mevcut belirsizliklerin devam etmesi halinde hem enerji hem de genel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskının süreceğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin’in uzay stratejisinin gerçek amacı ne? Haber

Çin’in uzay stratejisinin gerçek amacı ne?

Küresel rekabet atmosferin ötesine taşınırken, Çin’in uzay politikaları giderek daha fazla mercek altına alınıyor. ABD ile süregelen rekabet, klasik savaş anlayışının ötesine geçerek uydu sistemleri, siber kapasite ve elektronik harp üzerinden şekilleniyor. Uzmanlara göre bugün “uzay savaşı” denildiğinde kastedilen, lazerli çatışmalardan çok, kritik altyapıların kontrolüne dayalı teknolojik üstünlük yarışı. Çin uzayı klasik bir keşif alanı olarak görmüyor Çin Halk Kurtuluş Ordusu bünyesinde oluşturulan Stratejik Destek Gücü, uzay, siber ve elektronik harp alanlarını tek merkezde topluyor. Bu yapı, Çin’in uzayı askeri planlamanın ayrılmaz bir parçası haline getirdiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Modern orduların iletişim, istihbarat ve navigasyon sistemlerinin büyük ölçüde uydulara bağlı olması, bu alanı son derece kritik hale getiriyor. Bu nedenle uzayda üstünlük, doğrudan yeryüzündeki askeri ve siyasi gücü etkileyen bir faktör olarak değerlendiriliyor. Anti-uydu teknolojileri, sistemleri etkisiz hale getirmeye odaklanıyor Çin, 2007 yılında gerçekleştirdiği testle bir meteoroloji uydusunu imha ederek anti-uydu kapasitesini göstermişti. Bu test uluslararası alanda ciddi endişelere yol açarken, uzayda oluşan enkaz sorunu da gündeme gelmişti. Ancak günümüzde yaklaşım değişmiş durumda. Fiziksel imha yerine; elektronik karıştırma (jamming), sinyal kesme, lazerle sensör körleme ve siber müdahaleler gibi yöntemler ön plana çıkıyor. Bu teknikler hem daha düşük maliyetli hem de saldırının kaynağını gizleme avantajı sağladığı için tercih ediliyor. ABD ile Çin arasındaki rekabet uzay teknolojileri üzerinden yeni bir boyuta taşınıyor United States ile Çin arasındaki rekabet, yalnızca ekonomi ya da kara ve deniz gücüyle sınırlı kalmıyor. NASA ve Çin Ulusal Uzay İdaresi arasındaki dolaylı yarış, Ay görevlerinden uydu ağlarına kadar geniş bir alanda sürüyor. ABD’nin United States Space Force’u kurarak uzayı resmi bir askeri alan olarak tanımlaması, Çin’in de bu alandaki yatırımlarını hızlandırmasına neden oldu. Böylece iki ülke arasında görünmeyen ama sürekli devam eden bir rekabet ortaya çıktı. Mevcut uluslararası hukuk uzaydaki yeni tehditleri düzenlemekte yetersiz kalıyor 1967 tarihli Outer Space Treaty, uzayın barışçıl kullanımını esas alsa da günümüz teknolojik gelişmelerine tam anlamıyla yanıt veremiyor. Antlaşma, kitle imha silahlarını yasaklıyor ancak anti-uydu sistemleri ya da elektronik harp faaliyetleri gibi modern tehditleri açıkça kapsamıyor. Bu boşluk, büyük güçlerin gri alanlarda hareket etmesine ve açık bir çatışma ilan edilmeden rekabet yürütmesine zemin hazırlıyor. Uzayda doğrudan savaş ihtimali düşük olsa da görünmeyen bir mücadele çoktan başlamış durumda Uzmanlara göre kısa vadede uzayda klasik anlamda silahlı çatışmalar beklenmiyor. Ancak bu durum rekabetin olmadığı anlamına gelmiyor. Bugün uzayda yürütülen mücadele; uyduların devre dışı bırakılması, GPS sinyallerinin bozulması ve iletişim ağlarının kesintiye uğratılması gibi yöntemlerle sürdürülüyor. Bu nedenle uzay, sessiz ama son derece etkili bir mücadele alanı haline gelmiş durumda. Çin’in uzay stratejisi, kriz anlarında üstünlük kurmaya dayanıyor Çin’in yaklaşımı, doğrudan bir savaş başlatmaktan ziyade, olası bir küresel kriz durumunda kritik sistemleri kontrol edebilecek kapasiteyi inşa etmeye odaklanıyor. Bu çerçevede uzay, yalnızca bilimsel keşiflerin değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.