SON DAKİKA

#Adalet Bakanlığı

HABER DEĞER - Adalet Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adnan Oktar’ın bulunduğu yüksek güvenlikli cezaevinde tahliye hareketliliği Haber

Adnan Oktar’ın bulunduğu yüksek güvenlikli cezaevinde tahliye hareketliliği

Kamuoyunda 11. Yargı Paketi olarak bilinen ve infaz rejiminde değişiklikler öngören düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türkiye genelinde ceza infaz kurumlarında tahliye süreci başladı. Bu kapsamda, Adnan Oktar’ın da tutuklu bulunduğu Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tahliyeler gerçekleştiriliyor. İnfaz süreleri yeniden hesaplandı Yeni infaz düzenlemesiyle birlikte hükümlülerin ceza süreleri yeniden değerlendirildi. Şartları sağlayan hükümlüler için tahliyelerin kontrollü ve aşamalı biçimde uygulanacağı belirtildi. Adalet Bakanlığı’nın belirlediği takvim doğrultusunda, farklı cezaevlerinde tahliyeler eş zamanlı olarak hayata geçiriliyor. Van F Tipi Cezaevi’nde de hareketlilik Yüksek güvenlikli cezaevleri arasında yer alan Van F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda da yeni düzenleme kapsamında tahliyeler başladı. Yetkililer, sürecin güvenlik ve usul kuralları çerçevesinde yürütüldüğünü ifade ediyor. Aileler umutlu Cezaevi önünde bekleyen yurttaşlar, tahliyelerin yıl bitmeden başlamasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Yakınının tahliyesini bekleyen bir yurttaş, yeni düzenlemenin aileler için önemli bir beklentiyi karşıladığını belirterek, “Bugün yaklaşık 100’ün üzerinde kişinin tahliye edileceği söyleniyor. Yoğunluk var ama beklemeye razıyız, aileler için büyük bir sevinç” ifadelerini kullandı. Yeni infaz düzenlemesiyle birlikte önümüzdeki günlerde farklı illerdeki cezaevlerinde de benzer tahliye hareketliliklerinin sürmesi bekleniyor.

DEM Parti İmralı heyetinden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a ziyaret Haber

DEM Parti İmralı heyetinden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a ziyaret

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı heyeti, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile Adalet Bakanlığı’nda bir araya geldi. Görüşmede, sürecin hukuksal zemini ve Meclis gündemindeki düzenlemeler masaya yatırıldı. Görüşmenin içeriği Heyette Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu üyesi Faik Özgür Erol yer aldı. Görüşme sonrası açıklama yapan Sancar, “Kapsamlı bir görüşme yaptık. Yürümekte olan süreçle ilgili hukuksal düzenlemeler konusunda fikir alışverişinde bulunduk. Adalet Bakanlığı’nda yoğun çalışma yapılıyor” dedi. 11. Yargı Paketi ve infazda eşitlik Sancar, Meclis’te görüşülen dâhil olmak üzere, barışın adalet ve hukuksal güvencelerle kalıcı hale gelmesi başlıklarının ele alındığını belirtti. İnfazda eşitlik konusunun da görüşmenin önemli başlıklarından biri olduğu vurgulandı. Tartışmalı başlıklar Adalet Bakanı Tunç’un daha önce DEM Parti’nin “barış yasası” önerisine “tasfiye yasası olur” sözleriyle yanıt verdiği hatırlatılırken, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan bu ifadeye kamuoyunda tepki göstermişti. Siyasi temaslar sürecek DEM Parti heyeti, komisyonda hazırlanacak nihai rapor öncesi siyasi parti ziyaretlerini tamamladı. Heyetin, Adalet Bakanlığı ziyaretinin ardından Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile de görüşmesi bekleniyor. Ayrıntılar geldikçe eklenecektir.

Epstein dosyasında Türkiye iddiası: Kız çocukları istismar adasına götürüldü Haber

Epstein dosyasında Türkiye iddiası: Kız çocukları istismar adasına götürüldü

ABD’de çocuklara yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmakla suçlanan milyarder Jeffrey Epstein dosyasına ilişkin yeni belgelerin yayımlanması, dünya genelinde yankı uyandırdı. Açıklanan belgelerde Türkiye’ye dair iddiaların da yer aldığı öne sürülürken, konu Türkiye kamuoyunda siyasi tartışma başlattı. ABD Adalet Bakanlığı belgeleri tartışma yarattı ABD Adalet Bakanlığı tarafından Epstein dosyasının bir bölümünün kamuoyuna açılmasının ardından, belgelerde farklı ülkelerden reşit olmayan kız çocuklarının istismar ağına dahil edildiğine dair ifadeler bulunduğu ileri sürüldü. Belgelerin, Epstein’in kurduğu sistemin uluslararası boyutuna işaret ettiği iddia edildi. Turhan Çömez: “Korkunç bir insanlık suçu” İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, belgelerde Türkiye’den küçük kız çocuklarının da “istismar adasına” götürüldüğünün yazdığını savundu. Çömez, çocukların İngilizce bilmedikleri için yaşadıkları zorlukların dahi not edildiğini belirterek, “Tek kelimeyle korkunç bir insanlık suçu” ifadelerini kullandı. Paylaşılan belgeye atıf yapıldı Çömez’in aktardığına göre belgede, Epstein’in Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Asya ülkeleri ve farklı bölgelerden çok sayıda reşit olmayan kızı taşıdığı, bu çocukların bir kısmının İngilizce bilmediği bilgisi yer aldı. İddialar, Epstein’in istismar ağının küresel ölçekte örgütlendiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Geçmişe gönderme ve çağrı Çömez, yıllar önce küresel çocuk istismarı çetelerine ilişkin bir dosyayı dönemin İçişleri Bakanlığı’na sunduğunu ve bu sayede bazı suçluların yakalandığını da hatırlattı. Açıklamalar, Türkiye toplumunda çocukların korunmasına yönelik uluslararası işbirliği ve şeffaf soruşturma çağrılarını güçlendirdi. Toplumsal ve hukuki beklenti Sivil toplum çevreleri, iddiaların bağımsız ve kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini vurgularken, çocuk haklarının korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor. Belgelerde yer aldığı öne sürülen iddiaların doğruluğunun, hukuki süreçlerle netleştirilmesi bekleniyor.

Lisanslı yediemin depolarında yeni tarife 'Resmi'leşti Haber

Lisanslı yediemin depolarında yeni tarife 'Resmi'leşti

Adalet Bakanlığı’nca hazırlanan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği Ücret Tarifesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenleme, muhafaza ücretlerinin hesaplanmasından avans uygulamasına kadar birçok başlıkta değişiklik içeriyor. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği Ücret Tarifesi, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Tarife ile icra dairelerince muhafaza altına alınan ve lisanslı yediemin depoları ile özel depo ve garajlarda saklanan mallar için alınacak ücretler düzenlendi. Buna göre, lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilen mahcuz malların muhafaza ücreti ile çilingir, çekici ve nakliye hizmetlerine ilişkin bedeller ücret tablosu esas alınarak hesaplanacak. Lisanslı yediemin deposu bulunmayan yerlerde ise muhafaza ücretleri, tabloda yer alan bedellerin yüzde 80’i üzerinden belirlenecek. Tarifede, 6 aydan sonraki muhafaza süresi için ücretlerin yarı oranında uygulanacağı, muhafaza ücretinin başlangıç tarihinin ise malın depoya teslim edildiği gün olacağı hükme bağlandı. Özellik arz eden mallar için ücret, piyasa koşulları dikkate alınarak icra dairesince takdir edilecek. ÜCRETE ÜST SINIR GETİRİLDİ Düzenlemeyle birlikte muhafaza ücretlerine üst sınır da getirildi. Buna göre, muhafaza süresi sonunda hesaplanan ücret, mahcuz malın muhammen bedelinin yüzde 30’unu geçemeyecek. Muhammen bedelin 60 bin TL’yi aşması halinde ise aşan kısım için ücret oranı yüzde 20 ile sınırlandırıldı. İcra ve iflas dairelerinin muhafaza avansını alacaklıdan peşin olarak tahsil edeceği belirtilirken, avans hesaplamasında en az üç aylık muhafaza giderinin dikkate alınacağı düzenlendi. Avansın yetersiz kalması durumunda, alacaklıya ek süre verilebilecek. Yayımlanan ücret tarifesi, 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz Haber

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz

Suriye geçici hükümetine bağlı Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı 17 sayılı genelge, ülkede kadın ve çocuk hakları açısından yeni bir tartışmayı başlattı. Genelgeyle annenin velayet yetkisinin kaldırılması ve bu hakkın yalnızca erkek velilere tanınması hedeflenirken, Suriye Kadın Meclisi karara açık bir dille karşı çıktı. Genelge annelerin velayet hakkını hedef alıyor Geçici Şam yönetimi tarafından çıkarılan 17 sayılı genelgenin, annenin çocuklar üzerindeki velayet hakkını ortadan kaldırdığı ve velayeti yalnızca erkeklere bıraktığı ifade ediliyor. Düzenlemenin, mevcut kişisel statü mevzuatını dahi geriye düşüren bir nitelik taşıdığı belirtiliyor. Suriye Kadın Meclisi kararı reddetti Suriye Kadın Meclisi, yayımladığı yazılı açıklamayla genelgeyi tanımadığını ilan etti. Açıklamada, düzenlemenin başta Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve CEDAW olmak üzere, Suriye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu vurgulandı. “Çocuğun üstün yararı göz ardı ediliyor” Meclis, genelgenin çocuğun üstün yararı ilkesini fiilen devre dışı bıraktığını belirtti. Babanın bulunmadığı, ehliyetini kaybettiği ya da velayet sorumluluğunu yerine getiremediği durumlarda, çocuğun hukuki, eğitsel ve sağlıkla ilgili işlemlerinin ciddi biçimde aksayacağına dikkat çekildi. Mevcut yasalar da ihlal ediliyor Açıklamada, düzenlemenin Suriye’de yürürlükte bulunan Kişisel Statü Yasası hükümlerini de ihlal ettiği ifade edildi. Annenin çocuğun bakımını fiilen üstlendiği ve en yetkin taraf olduğu durumlarda dahi velayetten dışlanmasının hem hukuki hem de insani açıdan kabul edilemez olduğu belirtildi. Ayrımcı mevzuatın değiştirilmesi çağrısı yapıldı Suriye Kadın Meclisi, velayeti yalnızca erkeklere tanıyan Kişisel Statü Yasası ile Vesayet Altındaki Çocukların Korunması Yasası’ndaki ilgili maddelerin adalet, eşitlik ve ayrımcılığın önlenmesi ilkeleri doğrultusunda değiştirilmesi çağrısında bulundu. Annenin velayet üstlenmesini engelleyen idari ve yargısal talimatların de gözden geçirilmesi istendi. Uluslararası topluma çağrı yapıldı Meclis, uluslararası toplumu ve kadın örgütlerini 17 sayılı genelgeyi kınamaya çağırdı. Açıklamada, kararın Suriyeli kadınların temel haklarını ihlal eden ve toplumsal eşitliği zedeleyen adaletsiz bir düzenleme olduğu vurgulandı. Uluslararası hukuk açık: Cinsiyet ayrımcılığı yasak Uluslararası insan hakları hukukuna göre çocukların velayeti ve bakımı konusunda cinsiyete dayalı ayrımcılık açık biçimde yasaklanıyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun üstün yararı temel ilke olarak tanımlanırken, CEDAW kadın ve erkeklerin çocukların velayeti konusunda eşit haklara sahip olduğunu hükme bağlıyor. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ise aileyi toplumun temel birimi olarak tanımlıyor ve ayrımcılığı yasaklıyor. Suriye Kadın Meclisi’ne göre, 17 sayılı genelge yalnızca anneleri değil, doğrudan çocukların güvenliğini ve geleceğini de tehdit ediyor. Bu nedenle kararın derhal iptal edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Rojin Kabaiş dosyasında kritik hamle: Telefon İspanya’da incelemede Haber

Rojin Kabaiş dosyasında kritik hamle: Telefon İspanya’da incelemede

Van’da 27 Eylül’de kaybolan ve 15 Ekim’de cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, dijital delillerin çözümü için uluslararası adım atıldı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, cep telefonunun Adalet Bakanlığı aracılığıyla İspanya’daki adli makamlara teslim edildiğini açıkladı. Uluslararası adli iş birliği devreye girdi Soruşturmayı yürüten Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Kabaiş’in cep telefonunun incelenmesi için Adalet Bakanlığı üzerinden resmi girişimde bulundu. Talebin kabul edilmesi üzerine cihaz, adli inceleme amacıyla İspanya Adalet Bakanlığı yetkililerine teslim edildi. Telefon, savcılık görevlilerince İspanya’ya ulaştırıldı Türkiye’nin talebinin kabul edilmesinin ardından cep telefonu, Van Cumhuriyet Başsavcılığı görevlileri tarafından İspanya’ya götürülerek ilgili adli birimlere teslim edildi. İncelemenin, soruşturmanın seyrine ışık tutacak dijital bulguların tespiti için yapıldığı bildirildi. Soruşturma Van merkezli olarak sürdürülüyor Kabaiş’in ölümüne ilişkin dosya, Van Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde devam ediyor. Savcılık, dijital materyallerden elde edilecek verilerin olayın aydınlatılmasında belirleyici olacağını vurguluyor. Rojin Kabaiş Van’da kaybolmuş, göl kıyısında bulunmuştu Van’da 27 Eylül’den itibaren kendisinden haber alınamayan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Rojin Kabaiş, 15 Ekim’de Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında ölü bulunmuştu. Cenaze Diyarbakır’da toprağa verildi Kabaiş’in cenazesi, 16 Ekim’de Diyarbakır’da defnedildi. O tarihten bu yana soruşturma, tüm ihtimaller değerlendirilerek yürütülüyor. Rojin Kabaiş dosyasında dijital delillerin uluslararası incelemeye açılması, olayın aydınlatılması yönünde önemli bir eşik olarak değerlendirilirken; Türkiye toplumunda adalet beklentisinin karşılanması için sürecin şeffaf biçimde sürdürülmesi çağrısı yineleniyor.

Nvidia’nın yeni yazılımı AI çiplerinin nerede kullanıldığını ortaya çıkarabilir Haber

Nvidia’nın yeni yazılımı AI çiplerinin nerede kullanıldığını ortaya çıkarabilir

Nvidia, GPU’lar için konum doğrulama sağlayan yeni bir yazılım geliştirdi Nvidia, yapay zekâ grafik işlemcilerinin (GPU) dünya üzerinde nerede çalıştığını doğrulayabilen yeni bir isteğe bağlı izleme hizmeti geliştirdiğini açıkladı. Adım, Washington’ın Çin gibi kısıtlı bölgelere yönelik yüksek teknolojili çip ihracatı üzerindeki denetim çabalarının arttığı bir dönemde geldi. Şirketin duyurusuna göre yazılım, müşterilerin sistemlerine kurabilecekleri bir istemci yazılım ajanı üzerinden GPU’ların sağlık verilerini topluyor ve bir gösterge paneli üzerinden küresel veya bölgesel konum bazlı kullanım haritaları sunuyor. “Kill switch yok”: Nvidia, çipleri uzaktan kapatma iddialarını reddetti Nvidia, CNBC’ye yaptığı açıklamada yeni yazılımın GPU’ları uzaktan devre dışı bırakma yeteneği içerdiği yönündeki tartışmaları net biçimde reddetti. “Herhangi bir kill switch yok. Nvidia uzaktan bir GPU’yu kontrol edemez veya kapatamaz.” ifadeleri kullanıldı. Verilerin yalnızca “okuma amaçlı telemetri” olduğu vurgulandı. Telemetri, cihazlardan otomatik olarak veri toplayıp analiz için merkezi bir noktaya iletme süreci olarak tanımlanıyor. Şirketin paylaştığı ekran görüntülerinde cihazların IP adresi ve konum bilgilerinin de gösterildiği görüldü. Yeni özellikler, ABD Kongresi’ndeki baskının ardından geliştirilmiş olabilir Washington’da bazı yasa yapıcılar, Nvidia dahil gelişmiş çip üreticilerini, çiplerin nerede kullanıldığını izleyebilecek zorunlu güvenlik mekanizmaları geliştirmeye çağırmıştı. Bu kapsamda Mayıs ayında Cumhuriyetçi senatör Tom Cotton ve iki partiden toplam sekiz senatör, Chip Security Act adlı yasa teklifini sunmuştu. Teklif kabul edilirse ileri seviye AI çiplerinde konum doğrulama özellikleri zorunlu hâle gelecek. ABD’nin ihracat kuralları, Nvidia’nın en gelişmiş yapay zekâ çiplerinin Çin’e satışını lisansa bağlıyor. ABD Başkanı Donald Trump bazı kısıtlamaların gevşetileceğini açıklasa da en üst seviye AI çiplerine yönelik yasakların süreceği belirtiliyor. Çin’den “arka kapı” uyarısı: Nvidia’ya karşı şüphe büyüyor Çin makamları, Nvidia’nın bu tür yazılımlar aracılığıyla çiplere “arka kapı” yerleştirebileceği iddiasına karşı sert açıklamalar yaptı. Yapılan ulusal güvenlik incelemesi sonrası Çin, Nvidia’nın bazı çip modellerini satın almaya yönelik yerel şirket izinlerini askıya aldı. Trump yönetimi Nvidia’ya daha önce yasaklanan H200 çiplerini Çin’e ihraç izni vermiş olsa da, Pekin’in bu çiplerin ülkeye girişine izin verip vermeyeceği hâlâ belirsiz. Arka planda 160 milyon dolarlık kaçakçılık iddiası var ABD Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü soruşturmalar, bazı kaçakçılık şebekelerinin 160 milyon dolar değerinde Nvidia GPU’sunu Çin’e yasa dışı yollarla göndermiş olabileceğini ortaya koymuştu. Bu bulgular, ABD'nin konum doğrulama taleplerinin neden giderek arttığını da açıklıyor.

Kastamonu’da 9 gün sonra ölü bulunan anne ve oğlunun ölüm nedeni adli tıp raporuyla aydınlandı Haber

Kastamonu’da 9 gün sonra ölü bulunan anne ve oğlunun ölüm nedeni adli tıp raporuyla aydınlandı

Adli Tıp raporu ölüm nedenlerini net bir şekilde ortaya koydu Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde 2 Kasım’da kaybolduktan 9 gün sonra ormanlık alanda ölü bulunan Huriye Helvacı ve oğlu Osman Yaşar Helvacı’ya ilişkin soruşturmada kritik aşamaya gelindi. İnebolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı rapor savcılığa gönderildi. Raporda anne Helvacı’nın ölümüne neden olabilecek bir darp ya da zehirlenme bulgusuna rastlanmadığı, ölümün soğuk ortamda kalmaya bağlı gelişen hipotermi sonucu meydana geldiği belirtildi. Anne Helvacı’nın hipotermi nedeniyle giysilerini çıkarmış olabileceği değerlendirildi Raporda, Helvacı’nın vücudundaki yüzeysel travmatik izlerin ölümcül olmadığı vurgulanarak, soğukta uzun süre kalan kişilerde görülen “paradoksal soyunma” bulgusuna dikkat çekildi. Termoregülasyon merkezinin bozulmasıyla kişinin sıcaklık hissinin tersine döndüğü bu durumun, ormanlık alanda giysilerini çıkarmasına ve hipotermi sürecinin hızlanmasına yol açtığı değerlendirildi. Anne Helvacı’nın bedeninde ve kıyafetlerinde başka bir kişiye ait DNA örneğine rastlanmaması da olası dış müdahale ihtimalini ortadan kaldırdı. 5 yaşındaki Osman Yaşar’ın ölümü ‘künt kafa travması’na bağlandı Oğul Osman Yaşar Helvacı’nın ölüm nedenine ilişkin raporda, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti ve kafatası kırığı tespit edildiği aktarıldı. Bulguların, olay yerinde tarif edilen dik kayalık yapıya uygun olduğu belirtildi ve çocuğun bu kayalıklardan düşmesiyle ölümcül travmanın oluşmuş olabileceği oy birliğiyle değerlendirildi. Telefon incelemelerinde şüpheli bir iz bulunmadı Soruşturma kapsamında anne Helvacı’nın olay yerinde kapalı halde bulunan telefonunun dijital incelemesi de tamamlandı. Şarjı bittiği için kapandığı belirlenen telefonda, herhangi bir şüpheli arama, mesaj ya da bulguya rastlanmadı. Böylece soruşturmada “başka bir kişi tarafından yönlendirilme veya takip edilme” ihtimalleri zayıfladı. Kayıp İhbarından 9 gün sonra gelen acı haber bölgeyi sarsmıştı Bozkurt ilçe merkezinden 2 Kasım’da ayrılan Huriye Helvacı ve oğlu için geniş çaplı arama başlatılmış, ekipler 11 Kasım’da küçük çocuğun cesedine Köseali köyü yakınındaki şelale tabanında, annenin cansız bedenine ise yaklaşık 50 metre yukarıda ulaşmıştı. Ölüm nedenlerinin kesinleşmesi, bölgede büyük bir belirsizliği giderirken, savcılık soruşturmasının diğer detayları sürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.