SON DAKİKA

#Adil Öksüz

HABER DEĞER - Adil Öksüz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adil Öksüz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CIA’in "Gölge Adamı" Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına girdi Haber

CIA’in "Gölge Adamı" Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına girdi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve 27 kişinin gözaltına alınıp 19 şüphelinin tutuklandığı genişletilmiş soruşturma kapsamında, kamuoyunda "CIA’in Türkiye’deki gölge adamı" olarak anılan Enver Altaylı’nın adı ilk kez resmen dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında, kazanın meydana geldiği gün bölgede F-4 savaş uçağıyla uçuş yaptığı iddia edilen eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Ali Armağan’a, aralarında Enver Altaylı'nın da bulunduğu kritik isimlerle irtibatı soruldu. Armağan iddiaları reddederken, Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici ise suikast iddiaları kapsamında Altaylı'nın rolüne dikkat çekti. "Enver Altaylı kazayı saat 15.15'te biliyormuş" Daha önce de dosyada FETÖ bağlantısına dikkat çektiklerini hatırlatan Avukat Mustafa Selami Ekici, BBP yöneticilerine kazaya ilişkin ilk bilginin Enver Altaylı tarafından iletildiğini savundu. Konuya ilişkin çarpıcı detaylar paylaşan Ekici, şu ifadeleri aktardı: "Muhsin Yazıcıoğlu’nun da dostu olan camiadan bir yakınımız, kazadan uzun zaman sonra bana Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğünü daha haberlere çıkmadan saat 15.15’te BBP’li yöneticilere söylediği bilgisini verdi. Ben de bilgiyi nereden aldığını sordum. 'Enver Altaylı'dan' cevabını verdi. Helikopterdeki gazeteci İsmail Güneş saat 15.26’da 112'yi arayıp helikopterin düştüğünü bildirmişti. Enver Altaylı ise 15.15’te kazanın yaşandığını biliyormuş." Ercüment Güler iddiası ve arama-kurtarma çalışmaları Kazanın ardından arama-kurtarma çalışmalarını yönlendiren emekli Yarbay Ercüment Güler’in de soruşturma kapsamında incelenmesi gerektiğini belirten Ekici, Güler ile Altaylı arasında bağlantı olabileceğine dair iddiaların araştırılması gerektiğini vurguladı. Ekici, "Benim çözemediğim, 'Ercüment Güler' diye biri var. Arama-kurtarmada en aktif kişi. Tüm sivil ve askeri personel emrinde. Bu adam sorgulanmadı. Saat 18.00 itibarıyla kaza yeri 1 km'ye 1 km tespit ediliyor. Ama enkaz 50 km tam tersi istikamette aranıyor. Enver Altaylı’nın adamı olduğu yönünde bilgiler var" değerlendirmesinde bulundu. "Yazıcıoğlu'nun son anlarına ilişkin görüntüler var" iddiası Kazaya ilişkin yeni bir iddiayı daha gündeme taşıyan Ekici, Yazıcıoğlu’nun kazadan sonra bir süre hayatta olduğuna dair görüntüler bulunduğunu ileri sürdü. Bu görüntülerle ilgili bilgi sahibi olan kişilerin şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini iddia eden Ekici, konuyla ilgili şu ifadeleri aktardı: "Kazadan sonra enkazın başında siyah giyimli kişilerin yaka kamerasından çekildiği düşünülen bir görüntü olduğu iddiası geldi. Görüntülerde Yazıcıoğlu’nun oturur pozisyonda olduğu, bu kişilerin ona yaklaştığı belirtiliyor. BBP'nin kurucularından eski MKYK üyesi Emrullah Önalan bu görüntüyü izlediğini söyledi. Önalan’a görüntüyü polis muhabirliği yapan kıdemli gazeteci Ahmet Akpak izletmiş. Görüntü Akpak’a da bir Özel Kuvvetler mensubundan gelmiş. Akpak’ın şeker komasına girیب öldüğünü öğrendik. Bu kez Akpak’ın oğluyla temasa geçtik. Ancak o da 1 ay sonra bir taraftar kavgasında öldürüldü." Adil Öksüz ile yoğun irtibat tespiti Soruşturma dosyasına giren bilgiler, olay günü bölgede bulunduğu öne çıkan eski Kurmay Başkanı Ali Armağan’ın örgüt bağlantılarını da gözler önüne serdi. Armağan’ın 2010 yılından itibaren örgütsel faaliyetlerde yer aldığı ve örgütün Hava Kuvvetleri yapılanmasında kritik isimlerden Adil Öksüz ile toplam 152 kez irtibat kurduğu belirlendi. Öksüz’ün evinde yapılan aramada ele geçirilen bir kitapta Armağan’ın eşine ait parmak izlerinin bulunması da dosyadaki deliller arasında yer aldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yazıcıoğlu soruşturmasında itiraflar: "Enkazı bulup beklediler" Haber

Yazıcıoğlu soruşturmasında itiraflar: "Enkazı bulup beklediler"

Şüphelilerin savcılık ifadeleri, kazanın ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında kasıtlı bir ihmal ve yönlendirme yapıldığını ortaya koyan çarpıcı iddiaları gün yüzüne çıkardı. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan dönemin Kahramanmaraş İstihbarat Şube görevlisi İsmail Kaya, arama çalışmalarının nasıl sabote edildiğine dair kritik bir itirafta bulundu. Kaya, çalışma arkadaşı İlyas Uçar'ın baz istasyonu verileri sayesinde kaza yerini kazadan hemen sonra doğru tespit ettiğini belirterek, "İsrarla benim bulduğum adrese gitmiyorlar" diyerek sitem ettiğini aktardı. Buna rağmen enkazın ancak üç gün sonra bulunabildiği vurgulandı. "Sahte bilgi notu" ile hedef saptırma İsmail Kaya'nın ifadelerine göre, arama çalışmalarının duraksamasına ve ekiplerin yanlış bölgelere yönlendirilmesine neden olan "Yazıcıoğlu'nun ayağının kırık olduğu ve hastaneye götürüldüğü" yönündeki sahte bilgi notu, dönemin İstihbarat Amiri Dursun Özmen’in emriyle gönderildi. Ayrıca şüphelilerin büyük çoğunluğu suçlamaları reddederken, arama kurtarma çalışmalarına katılan pilotlar ve kaza kırım ekibindeki bazı isimlerin FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Kayıp cihazların sırrı Kaza Kırım ekibinde yer alan Kerem Mumcuoğlu, cihazların enkazda olduğu ancak daha sonra kaybolduğu bilgisini rapora yansıtmak istediğini ancak ekibin başında bulunan Feridun Seren'in, "Raporda yazmamıza gerek yok" diyerek engel olduğunu belirtti. Olay yerindeki cihazların kaybolduğunu doğrulayan Mehmet Sevdim'in ise FETÖ'nün emniyet yapılanmasındaki mahrem isimlerle irtibatlı olduğu belirlendi. Pilotlar ve teknik incelemeler Kazanın hava şartlarından dolayı gerçekleştiğini savunan Kaza Kırım heyeti üyeleri ile alçak uçuş ve sonik patlama iddialarını reddeden pilotlara karşın, teknik incelemeler farklı bir tabloya işaret ediyor. Soruşturma dosyasında, kaza anında bölgede bulunan F-4 uçağının pilotu Ali Armağan’ın 15 Temmuz sonrası FETÖ üyeliğinden tutuklandığı ve örgütün sözde TSK imamı Adil Öksüz ile yoğun iletişim trafiği olduğu delilleriyle yer aldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! | İhanetin Denizdeki Yüzü: Ömer Faruk HARMANCIK Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! | İhanetin Denizdeki Yüzü: Ömer Faruk HARMANCIK

Deniz Kuvvetleri'nin mahrem yapılanmasında "Kurmay Başkanı" sıfatıyla görev alan Harmancık, ihanetin Akıncı Üssü'ndeki merkez karargahında yer alan "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinden biriydi. Darbecilerin atama listesinde iki rütbe birden terfi ettirilerek Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak atanmıştı. Genelkurmay Başkanı Akar'dan darbe bildirisini imzalayarak okumasını isteyen Harmancık'tı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ifadesinde, Harmancık'ın elinde iki yapraktan oluşan bir metni getirip önce okuduğunu ve ardından kendisine "Siz şunu bir okuyun ve bunu imzalayıp TV'de okursanız her şey çok güzel olacak, herkesi alıyoruz, herkesi getiriyoruz" dediğini söyledi. Akar ayrıca, "Şiddetle ve hiddetle reddettim. 'Kendinizi ne zannediyorsunuz? Siz kimsiniz? Topladığınızı söylediğiniz ikinci başkan, kuvvet komutanları nerede? Bakanlar nerede? Elinizde kim varsa getirin, sizin başınız kıçınız kim?' diye bağırdım." dedi. İhanet Toplantılarının Müdavimi Darbenin sivil yöneticisi Adil Öksüz'ü tanımadığını, herhangi bir evde bir araya gelmediğini iddia etmesine rağmen, İzmir'deki darbe girişimi davasının gizli tanıkları ise bunu yalanladı. Anlatılanlara göre darbe girişiminin "olgunlaşma" sürecinde, firari imam Adil Öksüz’ün başkanlığında Ankara Konutkent’teki villalarda gerçekleştirilen gizli toplantıların değişmez ismiydi. Harmancık'ın Öksüz'ün darbe toplantıları yaptığı villada 6, 7, 8 Temmuz tarihlerinde bulunduğunmuş ve Deniz Kuvvetleri'nin ihanet planındaki sevk ve idaresinden sorumlu ana aktör olmuştu. Kuzgun kod adlı gizli tanık ifadesinde, "Harmancık'ı gördüm. Bana bir darbe planı üzerinde çalışıyoruz, darbe planını bitirdik, ufak tefek ayrıntılar kaldı." dedi. 15 Temmuz veya 22 Temmuz'da darbe planını uygulamaya koyacaklarını, konuyla ilgili bana birkaç konuk soracaklarını, gözaltına alınabilecek amirlerin kimler olabileceğini söyledi." ifadelerini kullanmıştı. "Cumhurbaşkanı'nı öldüremedik, Almanya'ya kaçtığını yayalım" Gizli tanık ayrıca Harmancık'ın evden genelkurmayda sivillere ateş açan darbeci Sinan Sürel ile birlikte ayrıldığını belirtti. Telefonla aradığı Erdek Mayın Filo Komutanlığı'ndan karargahı kontrol altına alıp gemileri kaldırmalarını istedi. İstanbul Atatürk Havalimanı'na gönderilen CASA uçağıyla askerlerin Akıncı Üssü'ne getirilmesini sağladı. Tanık İbrahim Halil Ağaç'ın ifadesine göre, Harmancık telefonda görüştüğü kişiye, "Cumhurbaşkanı'nı öldürmedik, planlarımız boşa gitti. Cumhurbaşkanı'nın Almanya'ya kaçtığı yönünde haberleri yaymamız lazım. Yoksa her şey boşa gidecek" diyerek telefondaki şahsa Fox TV'yi bağlamalarını söyledi. Harmancık, "girişim başarısız oldu, kaçabiliyorsanız kaçın" dedi. Tutuklu sanık eski yüzbaşı Özay Cödel'in ifadesine göre, Ömer Faruk Harmancık yanına gittiğimde görevim bittiğini, girişimin başarısız olduğunu söyledi. "Silahları ve malzemeleri 141. filoya bırakın, kaçabiliyorsanız kaçın" dedi. "Eşeklik Ettim" Savunması Akıncı Üssü'nde yakalandığında, "Üs komutanına haber vermeden İstanbul'a gitmek için buraya geldim" diyerek tarihe geçecek bir yalan söyledi. Hangi filonun nerede olduğunu bile bilmediğini iddia edecek kadar tuhaf bir savunma kurgulayan Harmancık, mahkeme başkanının "Bu yaptığınız askeri mantığa sığar mı?" sorusuna, "Yaptığımın bir yanlış olduğunu, hatta eşeklik olduğunu söyledim" cevabını vererek, suçunu "basit bir hata" gibi göstermeye çalıştı. 141 Kez Ağırlaştırılmış Müebbet TRT’de darbe bildirisini zorla okutan eski yarbay Ümit Gençer'in telefonunda "Dost" olarak kayıtlı olan kişinin bizzat Ömer Faruk Harmancık olduğu, emniyetin dijital incelemeleriyle tescillendi. WhatsApp üzerinden o ihanet metnini Gençer'e ileten Harmancık, darbe gecesi boyunca "patates hatlar" ve şahsi telefonlarıyla bir trafik yönetti. Erdoğan'a suikast timinde yer alan eski SAT yüzbaşı Özay Cödel ile o gece yaptığı 7 görüşme, onun darbenin "operasyonel sorumlusu" olduğunun kanıtıydı. Mahkemede "Terörist başı olduğunu kabul edersem, kendimi de terörist ilan etmiş olurum" diyerek, hukuki bir kurnazlıkla örgüt bağını reddetti. Ancak sicili ve yaptığı eylemler, onun örgütün en sadık "denizci" tetikçilerinden biri olduğunu kanıtlıyordu. "Anayasayı ihlal", "Cumhurbaşkanına suikast" ve 139 kişiyi şehit etmek suçlamalarından yargılandığı Genelkurmay çatı davasında mahkeme 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. O gece devletin üniformasını kirleten Harmancık, bugün cezaevinde, tarih sayfalarına kazınan ihanetinin bedelini ödüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! 15 Temmuz'un Karanlık Kutusu: Mehmet Partigöç Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! 15 Temmuz'un Karanlık Kutusu: Mehmet Partigöç

Tuğgeneral rütbesiyle Genelkurmay Personel Plan Yönetim Daire Başkanı olan Mehmet Partigöç; Adil Öksüz ve Kemal Batmaz ile birlikte darbenin askeri kanadının "bir numarası" olarak tarihe geçti. İhanetin İmzası: Yurtta Sulh Konseyi Ankara emniyetinin telefonlar, görüntüler, itiraflar ve dijital verilerden yola çıkarak darbe girişimine dair incelemesine göre girişimin sivil ayağını Gülen Cemaati mensuplarına bilgi aktardığı belirtilen Adil Öksüz ile Kemal Batmaz oluştururken, askeri ayağın örgütün "bir numarası" olarak Genelkurmay Başkanlığı Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç oluşturdu. Soruşturmaya göre darbe girişiminin altyapısı oluşturmak için çalışmalar Ocak 2016’da başladı. Bu süreçte de Gülen’in Öksüz’e talimat verdiği, Öksüz’ün de talimatları darbeci askere ilettiği belirtildi. Haziran ile temmuz arasında darbeye iştirak edenler sık sık ev toplantıları yaptı. Hatta darbe emrini, Ankara’daki lojmanlarda Tuğgeneral Abdülkerim Ünlü’ye teslim eden isimdi. Ünlü’nün üzerinden çıkan "Odamdaki dosyayı imha et" notu, Partigöç’ün kurduğu bu ihanet ağının lojistik detaylarını gün yüzüne çıkardı. Askeri ayağın bir numarası olarak gösterilen Partigöç, TRT’de zorla okutulan o meşhur "Yurtta Sulh Konseyi" ihanet bildirisinin altında imzası bulunan isimlerden biriydi. Partigöç’ün, 15 Temmuz gecesi talimatlar verdiği, öncesinde de darbecilerin görev alacakları yerleri ve TSK içerisindeki cemaat mensuplarının adlarının bulunduğu listeyi komutanlara ilettiği ifade edildi. Yurtta Sulh Konseyi" üyesi olarak, TSK’nın komuta zincirini hiçe sayan 20 maddelik "Harekat Yıldırım Planı"nı bizzat koordine etti. Darbe başarılı olsaydı, örgüt listelerinde "Genelkurmay 2. Başkan Yardımcısı" olarak görev yapması planlanmıştı. Darbe girişimi günü saat 13.00 sularında Cemil Turhan ve Barış Avıalan ile darbe kapsamında görüşmeler yapan Partigöç, Genelkurmay Başkanlığında görevli Avıalan’ı karargahla Akıncı Üssü arasındaki iletişimi sağlaması için üsse gönderdi. Eşine Yazdığı Mektup Bulundu Gözaltına alındıktan sonra odasında ve evinde yapılan aramalarda darbe girişiminde aktif rol oynadığını kanıtlayan deliler bulundu. Sırt çantasından çıkan kendi el yazısıyla yazılmış notlar ihanetini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu. Birinci notta, "Sevgili eşime ve kızlarıma, hayatım, ülkem ve milletim için mücadele ile geçti. Geldiğimiz aşamada ülkemizin kötü gidişine dur demek de bize düştü... Bu başkaldırıyı yapmasaydım da beni hayatımın sonuna kadar hapse atacaklardı, beni affet." iafdeleri yer alıyordu. İkinci notta ise "Canım eşim, seni gerçekten her şeyden çok sevdim. Ama bu başkaldırıyı yapmasaydım da beni hayatımın sonuna kadar hapse atacaklardı, beni affet." yazıyordu. Notların kendisine ait olmadığını iddia eden Partigöç'ün evinde yapılan aramada da FETÖ üyeliğinin kanıtlarından kabul edilen 1 ABD doları bulundu. Darbe Gecesi Aktif Rol Oynadı Gece 03.00'te başlatılması planlanan darbe planının öne alınmas sonrası Akıncı Üssü'nden Genelkurmay'a gelen darbeci ÖKK personeli Mehmet Partigöç’ün nezaretinde komutanları derdest ederek, ihanet üssüne götürülmüştü. Hemen arkasından darbeci Partigöç, saat 21.43'te TSK mesaj sistemine girerek tüm birliklere "Atama", "Katılışlar" ve "Sıkıyönetim direktifleri" başlıklı bildirileri göndermişti. Ayrıca Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanı olan eski tuğgeneral Murat Aygün'ü arayarak "harekata geçin" talimatı verdi. Partigöç, Avıalan üzerinden Akıncı Üssü'ndeki darbecilerle irtibata geçerek Genelkurmay'a gelen helikopterlerin nereye ineceği, mühimmatın nereden alınacaklarını organize etti. Gözaltına alındığında, darbe bildirisinin altında imzası bulunmasına rağmen söz konusu bildiriyi görmediğini ve FETÖ mensubu olmadığını iddia etti. Odasında ve evinde yapılan aramalarda darbe girişiminde aktif rol oynadığını kanıtlayan deliler bulundu. 141 kez Ağırlaştırılmış Müebbet Verildi Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen 224 sanıklı Genelkurmay çatı davasında karar kısa süre sonra açıklandı. Eski tuğgeneral Mehmet Partigöç'e 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Partigöç ifadesinde, "Önce tatbikat, sonra tehdit var dediler, ardından böyle bir girişim olduğunu öğrendim" diyerek kendini savunmuştu. Darbeci general Partigöç'ün bu ifadelerini, 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Yılmaz Uyar'ın darbe girişimi için 15 Temmuz gecesi Ankara'dan Elazığ'a gelen ancak uçaktan iner inmez gözaltına aldırarak tutuklanmasını sağladığı Tuğgeneral Abdülkerim Ünlü'nün ifadeleri yalanladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu Kemal BATMAZ ? Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu Kemal BATMAZ ?

1954 yılında Nevşehir'de doğan, İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra 2015'te bir emlak şirketi kurmuştur. Ancak savcılık, incelemeleri sonucunda emlak şirketinin hiçbir gayrimenkulün alım satım ve kiralama işi gerçekleştirmediğini, faaliyetlerinin tabelada kaldığını tespit edilmişti. Örgütün "ekonomik kuluçka merkezi" Kaynak Holding'de genel müdürlüğe kadar yükselen Kemal Batmaz; 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'nde Adil Öksüz ile omuz omuza darbeyi yöneten, örgüt hiyerarşisinde Adil Öksüz’den sonra "Hava Kuvvetleri Sorumlusu" koltuğunu devralan karanlık bir figürdü. ABD'ye ilk kez 1997'de gittiği belirlenen Batmaz, Darbenin ilk hazırlık hareketlerini başlatması olasılığı yüksek olan Batmaz'ın, FETÖ içerisinde "Adil Öksüz'ün üstü veya eşiti olduğu, bu değilse ancak bir altında bulunabileceği" değerlendirildi. "Arsa Bakmaya Gelmiştim" Yalanının İkinci Adresi 15 Temmuz darbe girişiminin Akıncı Üssü'ndeki "harekat merkezinde" 143. Filo'da kameralara takılan Kemal Batmaz, yakalandığında Adil Öksüz ile aynı "ezber" savunmayı yaptı: "Kazan ilçesine arsa bakmaya gelmiştim." Ancak gerçekler, mahkeme kayıtlarına giren görüntüler ve bilirkişi raporlarıyla kısa sürede gün yüzüne çıktı. Görüntülerde, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a kendisini Gülen'le görüştürmeyi teklif eden Tuğgeneral Hakan Evrim'in kendisine başıyla selam verdiği tespit edildi. Bu görüntüler Batmaz'ın örgüt içerisindeki mutlak otoritesini ve "sivil yönetici" konumunu kanıtlayan en somut detaylardan biriydi. "Namık" ile Pensilvanya Rotası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ve soruşturma savcısı Ramazan Dinç’in yaptığı araştırma kapsamında, Kemal Batmaz’ın ihanet trafiği Adil Öksüz ile adeta paralel ilerledi. 11 Temmuz 2016'da, darbe talimatlarını almak üzere Öksüz ile aynı uçakla ABD'ye uçtuğu, 13 Temmuz'da yine aynı uçakla Atatürk Havalimanı’ndan yurda döndüğü resmi kayıtlarla belgelendi. Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in Pensilvanya'daki karargahına sık sık giden Batmaz'ın, 2016 yılı Ocak ayındaki ABD ziyaretinde ise İmam doğrudan Fetullah Gülen'in yanında kalacağını" beyan ettiği ortaya çıktı. "Tesadüf "Dedi Başsavcılık, darbe planlarını ve organizasyonunu Öksüz ile yaptığını değerlendirdiği Batmaz'ın darbe girişiminin hemen ardından Akıncı Üssü çevresinde gözaltına alınıp, tutuklandı ve Sincan Cezaevine koydu. Cumhuriyet Savcısı, yeni delillerin ardından Batmaz'ın bir kez daha ifadesini aldığında, Öksüz ile ABD dönüşü Atatürk Havalimanında aynı karede yer aldıkları fotoğraflar gösterilince bunun "tesadüf" olduğunu ileri sürerek, tıpkı Öksüz gibi Akıncı Üssü civarında bulunmasına ilişkin "arsa bakmaya gitmiştim" savunmasını tekrarladı. Mektupla İtiraf: "Muhterem Efendim" Mahkeme salonlarında "darbe ile ilgim yok" diyen Batmaz'ın, gerçek yüzü bir mektup operasyonuyla deşifre oldu. Duruşma salonunda örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e ulaştırılmak üzere gizlice bir not hazırlayan Batmaz, notta "Muhterem efendim" diyerek bağlılığını bildiriyor, savcılara verdiği ifadelerde nasıl "güvenli" cevaplar verdiğini anlatıyordu. Jandarma ekiplerinin dikkati sayesinde ele geçirilen bu not, Batmaz'ın darbeci kimliğini kendi el yazısıyla tescillediği bir itiraf belgesi oldu. İhanetin Faturası: 79 Kez Ağırlaştırılmış Müebbet Adil Öksüz ile birlikte FETÖ'nün "Hava Kuvvetleri yapılanmasını" yöneten Kemal Batmaz, yargılandığı Akıncı Üssü darbe girişimi davasında en ağır cezaya çarptırılan isimlerden biri oldu. "Yönetici" sıfatıyla, 77 vatandaşın şehit edilmesi ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs başta olmak üzere işlediği tüm suçlardan dolayı, 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 3 bin 901 yıl 6 ay hapis cezası verildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ? Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ?

Akademisyen kimliğini bir "kamuflaj" olarak kullanan Öksüz, darbe sürecini Ankara'daki gizli bir villada yöneterek kalkışmanın onayını Fetullah Gülen'den aldı. Akademik Maske Altında Gizli İhanet 1967 yılında Kahramanmaraş Andırın'da doğan Adil Öksüz, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Sakarya Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak görev yaptı. Çevresine "kendi halinde bir akademisyen" imajı çizen Öksüz, arka planda örgüt hiyerarşisinde çift kimlikli bir hayat sürdürüyordu. İdari ve akademik görevlerini, yurt dışı seyahatleri ve örgüt içindeki temasları için birer "paravan" olarak kullanan Öksüz, FETÖ hiyerarşisinde de yer almayı sürdürdü. "Hava Kuvvetleri İmamı" ve Gizli Villa FETÖ'nün kamu kurumlarına sızdırdığı "mahrem imamlar" yapılanmasının en kritik ismi olan Öksüz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Hava Kuvvetleri yapılanmasından doğrudan sorumluydu.İstihbarat raporlarına göre Öksüz, doğrudan örgüt elebaşı Fetullah Gülen'den talimat alan ve Hava Kuvvetleri unsurlarını yöneten en üst düzey sivil yönetici konumundaydı.2016 Haziran ayından itibaren Ankara'da "danışmanlık merkezi" adı altında kullanılan 3 katlı bir villayı karargah haline getirdi ve Haziran ayı sonunda darbe hazırlıklarını başlattı. "Şapka" kod adlı gizli tanığın ifadeleriyle de doğrulanan süreçte, örgüt mensubu askerlerle burada darbe planlarını olgunlaştıran Öksüz, sürekli villanın katları arasında mekik dokuyarak darbeyi planlayan askerlerle kritik toplantılar düzenledi. Pensilvanya'dan Onaylı Darbe Öksüz'ün darbe öncesi seyahat trafiği, eylemin merkeziyle olan bağlantısını net bir şekilde ortaya koydu. 2016'nın Mart ve Haziran aylarında defalarca ABD'ye uçan Öksüz'ün, darbe planının son onayını almak üzere 11 Temmuz 2016'da Ankara Esenboğa'dan ABD'ye gitti. Darbeden sadece iki gün önce 13 Temmuz 2016'da Türkiye'ye döndüğü HTS kayıtları ve havalimanı verileri belgelenerek "Namık" kod adlı hainin bu trafiği, yargı dosyalarına darbe hazırlığının en somut delillerinden biri olarak girdi. Adliye Kapısından Yürüyerek Kaçtı 15 Temmuz gecesi darbenin komuta merkezi olan Akıncı Üssü'nde jandarma ekiplerince yakalanan Öksüz, üzerindeki GPS cihazına rağmen "tarla bakmaya gelmiştim" savunmasını sundu. Ancak yargı içindeki FETÖ yapılanması devreye girdi ve FETÖ yapılanması sayesinde 18 Temmuz 2016'da çıkarıldığı mahkemede adli kontrol şartıyla serbest kalan Öksüz, savcılığın itirazı da reddedilince, darbenin sivil anahtarı adliye kapısından elini kolunu sallayarak ayrıldı. Ardından Sakarya'ya geçerek kayınpederinin evinde bıraktığı aracıyla izini kaybettirdi. İhanet Zincirinde Algı Operasyonu: "Timsah" Projesi Örgüt, Öksüz'ün kaçış sürecini korumak için devasa bir algı operasyonuna imza attı. İtirafçı beyanlarına göre, MİT'ten sızdırılan şablonlarla sahte belgeler üretilerek Öksüz, "Timsah" kod adıyla MİT ajanı gibi gösterilmeye çalışılarak devletin terörle mücadelesi bulandırılmak istendi. Bu dezenformasyon faaliyetiyle, örgüt kendi militanını korumaya çalışırken, aynı zamanda devletin güvenlik birimlerine karşı algı operasyonu yürüttü. Örgüt medyası ve sosyal medya üzerinden bu sahte belgeler sistematik şekilde dolaşıma sokuldu. Firari Hainin İzinde Serbest bırakıldıktan sonra Sakarya'ya geçerek "34 SIR 49" plakalı aracını kayınpederinin garajına bırakan ve izini kaybettiren Öksüz, 10 yıldan beri beri kırmızı bültenle aranıyor. 2019'da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gülen yapılanmasının Hava Kuvvetleri imamı hakkında "Nerede olduğunu biliyoruz ancak açıklayamayız" demişti. Almanya'da olduğu iddia edildi ancak bilgi doğrulanmadı. Kaçmasına yardım eden kişiler ise yargılandı. 24 Ekim 2024 Perşembe günü Gülen'in cenazesinde tabutun arkasında duran bir kişi Öksüz'e benzetildi, ancak kimse emin olamadı. On yıl geçti, Adil Öksüz'le ilgili gizem hala çözülemedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.