SON DAKİKA

#Afrika

HABER DEĞER - Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pekin’den dünyaya "BM Şartı" uyarısı: Güvenlik Konseyi'nin devre dışı bırakılmasına karşı çıkın Haber

Pekin’den dünyaya "BM Şartı" uyarısı: Güvenlik Konseyi'nin devre dışı bırakılmasına karşı çıkın

Küresel krizlerin tırmandığı bir dönemde Çin, Birleşmiş Milletler’in merkezi rolünün korunması adına diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Aynı zamanda Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Üyesi olan Dışişleri Bakanı Wang Yi, New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen üst düzey BMGK açık oturumuna başkanlık etti. BM Şartı’nın temel amaç ve ilkelerinin korunması ile küresel sistemin güçlendirilmesinin masaya yatırıldığı bu kritik oturumun ardından Wang, geniş kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. "Güvenlik Konseyi bazen resmin dışında kalıyor" Çin'in, Güvenlik Konseyi’nin işlevselliğini artırmaya yönelik çözüm önerilerini paylaşan Wang Yi, BMGK'nin 80 yılı aşkın bir süredir küresel güvenlik mekanizmasının merkezinde yer aldığını ve uluslararası barışı koruma konusunda birincil sorumluluğa sahip olduğunu hatırlattı. Ancak konseyin mevcut performansına yönelik özeleştiride de bulunan Bakan, "Son yıllarda küresel ölçekteki önemli ve kritik sorunlar söz konusu olduğunda, Güvenlik Konseyi'nin zaman zaman resmin dışında kaldığını ve etkisizleştiğini ne yazık ki kabul etmek zorundayız. Dolayısıyla genel anlamda BM'yi yeniden canlandırmak ve eski gücüne kavuşturmak istiyorsak, işe öncelikle Güvenlik Konseyi'ni yeniden harekete geçirerek başlamamız gerekiyor." dedi. Üyelere "bencil çıkar ve bloklaşma" uyarısı Güvenlik Konseyi'nin yeniden işlevsel hale gelebilmesi için tüm üye ülkelere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Wang Yi; barışın korunmasının asli görev olarak benimsenmesi, BM Şartı’na tam riayet edilmesi ve küresel adaletin savunulması gerektiğini dile getirdi. Konsey üyelerinin kendi bencil çıkarları doğrultusunda hareket etmekten kaçınmasının altını çizen Wang, uluslararası sistemi felç eden blok cepheleşmelerinin yaratılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. "Afrika’ya yapılan tarihi adaletsizlik giderilmeli" BM bünyesinde yapılması planlanan reformlara da değinen Çin Dışişleri Bakanı, küresel temsiliyet adaleti için sesini duyuramayan ülkelere alan açılması gerektiğini söyledi. Gelişmekte olan ülkeler ile küçük ve orta ölçekli devletlerin karar alma mekanizmalarındaki ağırlığının artırılmasının önemine dikkat çeken Wang Yi, bu reformlar kapsamında özellikle Afrika kıtasının geçmişten bu yana maruz kaldığı tarihsel adaletsizliğin ivedilikle telafi edilmesi gerektiğinin net bir şekilde altını çizdi. "Tek taraflı zorbalığa geçit verilmemeli" Dünya genelinde uluslararası hukuku hiçe sayan eğilimlere karşı ortak duruş çağrısını yineleyen Wang, küresel barışın reçetesinin çok taraflılık olduğunu belirtti. Uluslararası toplumun, Güvenlik Konseyi'ni devre dışı bırakmayı hedefleyen her türlü tek taraflı eyleme karşı tek vücut halinde hareket etmesi gerektiğini kaydeden Çinli Bakan, bu kararlılık sağlandığı takdirde tek taraflı zorbalıkların dünyada hiçbir zemin bulamayacağını ve hiçbir meşruiyet zemini kazanamayacağını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Afrika'da Ebola alarmı: Güney Afrika'dan salgınla mücadeleye 5 milyon dolarlık destek Haber

Afrika'da Ebola alarmı: Güney Afrika'dan salgınla mücadeleye 5 milyon dolarlık destek

Afrika kıtasının doğu ve orta kesimlerinde can kayıplarına yol açmaya devam eden Ebola virüsü, kıta genelinde üst düzey sağlık alarmı verilmesine neden oldu. Johannesburg merkezli gelişmelere göre, virüsün yayılımını durdurmak ve tıbbi lojistiği güçlendirmek adına ilk büyük bütçeli bölgesel destek Güney Afrika Cumhuriyeti'nden geldi. 2014'ten bu yana görülen en büyük ikinci salgın Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Afrika ülkelerinin sağlık bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen üst düzey salgınla mücadele zirvesinde duruma ilişkin kritik veriler paylaştı. Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda genelinde salgın nedeniyle şu ana kadar 200'den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirten Ramaphosa, Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin mevcut durumu 2014 yılındaki tarihi Batı Afrika krizinden bu yana görülen en büyük ikinci Ebola salgını olarak nitelendirdiğini aktardı. "Tıbbi araçlara adil erişim şart" Aynı zamanda Afrika Birliği’nin Salgın Hastalıkların Önlenmesi, Hazırlık ve Müdahale Temsilcisi unvanını taşıyan Ramaphosa, küresel sağlık örgütlerine adil dağıtım çağrısında bulundu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), GAVI (Aşı İttifakı) ve Salgın Hastalıklara Hazırlık İnovasyonları Koalisyonu (CEPI) ile ortaklaşa yürütülen klinik deney süreçlerinin önemini vurgulayan Ramaphosa, "Afrika kıtası; tanı kitlerine, koruyucu aşılara ve tedavi edici ilaçlara adil ve eşit erişim hakkı sağlanmadan bu ölümcül salgınlarla tek başına mücadele etmeye zorlanamaz. Halkımızın göz göre göre bu virüse kurban gitmesine seyirci kalmayacağız. Bu nedenle nakdi ve lojistik çalışmalarımızı en güçlü şekilde sahaya yansıtıyoruz." Uluslararası üreticilere acil çağrı Güney Afrika lideri, virüsün mutasyon riskine karşı sürecin çok daha hızlı yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi. İlaç üreticilerine ve bilim dünyasına seslenen Ramaphosa; AR-GE faaliyetlerinin hızlandırılması, genomik gözetim altyapısının güçlendirilmesi, sınır bölgelerindeki laboratuvar ağlarının genişletilmesi ve güvenli aşıların lojistik koridorlarla doğrudan salgın merkezlerine ulaştırılması çağrısını yineledi. Aktarılan 5 milyon dolarlık fonun, öncelikli olarak Kongo ve Uganda sınırlarındaki karantina kampları ile mobil sağlık tırlarının teçhizatlandırılmasında kullanılacağı öğrenildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD'nin dünya genelindeki 115 büyükelçilik koltuğu halen boş Haber

ABD'nin dünya genelindeki 115 büyükelçilik koltuğu halen boş

Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Dışişleri Bakanlığı memurlarını temsil eden Amerikan Dışişleri Servisi Derneği'nin verilerine dayandırdığı haberinde, ABD'nin küresel diplomasi ağındaki ciddi bir aksamayı gözler önüne serdi. Habere göre, dünya genelindeki Amerikan temsilciliklerinin yarıdan fazlasında kalıcı bir büyükelçi görev yapmıyor. Kritik kriz bölgelerinde büyükelçi yok Washington'ın özellikle Orta Doğu ve Doğu Avrupa gibi askeri ve diplomatik hareketliliğin zirvede olduğu bölgelerde büyükelçisinin bulunmaması dikkat çekiyor. ABD'nin; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Irak, Kuveyt gibi bölge ülkelerinin yanı sıra savaşın ve küresel gerilimin merkezindeki Rusya ve Ukrayna'da da büyükelçilik koltukları boş duruyor. Uzmanlar, İran ile yaşanan gerilimler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sürdüğü bir dönemde bu stratejik merkezlerde büyükelçi bulundurmamanın ABD adına "önemli bir diplomatik handikap" oluşturduğunu belirtiyor. Afrika'da Çin ile rekabet sürerken diplomatik boşluk yaşanıyor Büyükelçi krizinin derinden hissedildiği bir diğer kıta ise Afrika oldu. ABD'nin küresel ölçekte Çin ile nüfuz mücadelesi yürüttüğü Afrika kıtasındaki 51 Amerikan büyükelçiliğinden 37'sinde halen bir büyükelçi görevlendirilmedi. Geri çağırma kararları ve Senato süreci etkili oldu Haberde, diplomatik boşluğun arkasındaki nedenler arasında Trump yönetiminin aday belirleme sürecindeki yavaşlığı ve ABD Senatosu’nun onay mekanizmasının hantal işlemesi gösterildi. Ayrıca, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Aralık 2025'te aldığı ani bir kararla yaklaşık 30 kariyer büyükelçisini merkeze geri çağırmasının da mevcut tabloya zemin hazırladığı aktarıldı. Geçmiş dönemlerle kıyaslandığında mevcut krizin büyüklüğü daha net ortaya çıkıyor. Trump'ın ilk başkanlık döneminin benzer sürecinde boş koltuk sayısı 45, Barack Obama'nın ikinci dönemindeki aynı süreçte ise yalnızca 12 olarak kayıtlara geçmişti. ABD yasalarına göre büyükelçiler başkan tarafından aday gösterilse de Senato onayı olmadan resmi olarak göreve başlayamıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD Başkanı Trump: DEAŞ’ın ikinci adamı Ebu Bilal el-Minuki öldürüldü Haber

ABD Başkanı Trump: DEAŞ’ın ikinci adamı Ebu Bilal el-Minuki öldürüldü

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Amerikan ve Nijerya kuvvetlerinin koordineli bir çalışma yürüttüğü belirtildi. Nijerya'nın kuzeyinde gerçekleştirilen baskınla, bölgedeki terör faaliyetlerinin en önemli isimlerinden biri olan el-Minuki'nin savaş alanından kaldırıldığı ifade edildi. "Son derece karmaşık bir operasyon başarıyla gerçekleştirildi" Operasyonun detaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Trump, Amerikan kuvvetlerinin ve Nijerya Silahlı Kuvvetleri'nin titiz bir planlama yürüttüğünü kaydetti. Trump, operasyonun başarısını şu sözlerle duyurdu: “Bu gece yönetimim döneminde, cesur Amerikan kuvvetleri ve Nijerya Silahlı Kuvvetleri, dünyanın en aktif teröristlerinden birini savaş alanından kaldırmak için titizlikle planlanmış ve son derece karmaşık bir operasyonu başarıyla gerçekleştirdi.” "Artık Afrika halkını dehşete düşüremeyecek" Ebu Bilal el-Minuki’nin Afrika’da saklanarak güvenli bir liman bulduğunu düşündüğünü söyleyen Trump, istihbarat kaynaklarının başarısına dikkat çekti. Örgütün küresel operasyon kapasitesinin darbe aldığını savunan Trump, şöyle devam etti: “Ancak ne yaptığından haberdar olan kaynaklarımız bulunduğunu bilmiyordu. Artık Afrika halkını dehşete düşüremeyecek ve Amerikalıları hedef alan operasyonların planlanmasına yardımcı olamayacak.” Nijerya ile askeri iş birliği meyvelerini veriyor Nijerya, uzun bir süredir Boko Haram ve DEAŞ bağlantılı ISWAP (Batı Afrika Eyaleti İslam Devleti) gibi grupların saldırılarıyla mücadele ediyor. ABD, şubat ayında bu tehdidi sınırlamak amacıyla Nijerya’nın kuzeyine eğitim ve istihbarat desteği sağlamak üzere 100 askeri personel göndermişti. Trump, açıklamasının sonunda operasyondaki katkılarından dolayı Nijerya hükümetine teşekkür ederek, “Tanrı Amerika’yı korusun” ifadesini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

HAK-İŞ'ten 'Sumud Gemisi' yorumu! Haber

HAK-İŞ'ten 'Sumud Gemisi' yorumu!

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Hizmet-İş Sendikası 2026 yılı 1. Grup Büyük Temsilci Buluşması kapsamında düzenlenen eğitim seminerine katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Arslan, HAK-İŞ’in Filistin dayanışmasına değinerek, Global SUMUD filosunun Gazze’ye umut taşıdığını ifade etti. Programa, Genel Başkan HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikamızın Genel Başkan Vekili Halil Özdemir, Genel Başkan Yardımcıları İdris Ersoy ve Celal Yıldız, Şube Başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, işyeri sendika temsilcileri, komite başkanları ve yardımcıları ile uzmanlar katıldı. Filistin’e yönelik dayanışmanın sadece sözle değil, fiili desteklerle de sürdürüldüğünü belirten Arslan, uluslararası girişimlerle Gazze’ye ulaşmaya çalışan yardım filolarına da değindi. Bu kapsamda, Özgürlük Filosu girişimiyle Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Sumud (Direniş) gemisinin önemine dikkat çeken Arslan, farklı ülkelerden gönüllülerin bu gemide yer alarak büyük bir risk üstlendiğini ifade etti. Arslan, “Gazze’ye ulaşmak için yola çıkan bu gemiler, sadece yardım taşımıyor; aynı zamanda insanlığın vicdanını temsil ediyor. Bu yolculuk, fedakârlık ve adanmışlık gerektiren bir mücadeledir” dedi. Sumud gemisine katılan gönüllülere de değinen Arslan, bu kişilerin canlarını ortaya koyarak Filistin halkının yanında yer aldığını belirterek, bu dayanışmanın tüm dünyaya örnek olması gerektiğini ifade etti. “Ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın bütün mazlumları HAK-İŞ’ten alacaklıdır” Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in yerli ve milli bir duruşa sahip olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mahmut Arslan, aynı zamanda uluslararası sendikal hareketin önemli ve etkin bir parçası olduklarını ifade etti. Arslan, HAK-İŞ/Hizmet-İş’in sendikal mücadelesinin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını belirterek, Filistin, Sudan, Suriye, Irak ve Afrika’daki birçok ülkede yaşanan zulümlere dikkat çekti. “Bizim anlayışımıza göre; sadece Türkiye’deki değil, ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın bütün mazlumları HAK-İŞ’ten alacaklıdır. Bizim de bu mazlumlara karşı bir borcumuz vardır” diyen Arslan, bu anlayışın sendikamızın temel ilkelerinden biri olduğunu vurguladı. Mazlumun yanında duruyoruz” HAK-İŞ’in bu yaklaşımı sözde bırakmadığını ifade eden Arslan, uluslararası platformlarda mazlum coğrafyaların sesi olduklarını, farklı ülkelerden sendikalarla dayanışma içinde hareket ettiklerini ve küresel sendikal yapılarda aktif görevler üstlendiklerini söyledi. Arslan, HAK-İŞ’in yüzlerce ülkede milyonlarca işçiyi temsil eden uluslararası sendikal platformlarda Türkiye’yi temsil ettiğini belirterek, “Biz hem kendi ülkemizde emeğin hakkını savunuyoruz hem de dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun yanında duruyoruz” dedi. Arslan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sürdüğünü, bölgede ağır bir yıkım yaşandığını ve temel insani ihtiyaçlara erişimde ciddi sorunlar bulunduğunu ifade etti. Yardım girişlerinin büyük ölçüde engellendiğini belirten Arslan, Türkiye başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunun farklı yollarla Gazze’ye destek ulaştırmaya çalıştığını söyledi. Gazze düşerse bu sadece oranın meselesi olmaz” Gazze’de yaşananların sadece bölgesel bir mesele olmadığını vurgulayan Arslan, bu sürecin tüm bölgeyi etkilediğini ifade etti. “Gazze düşerse sadece orası değil, tüm bölge etkilenir. Bu mücadele sadece Filistin’in değil, insanlığın mücadelesidir” diyen Arslan, Türkiye’nin bu konuda daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini dile getirdi. “HAK-İŞ bu davanın yanında olmaya devam edecek” HAK-İŞ’in yıllardır Filistin meselesinde aktif bir duruş sergilediğini belirten Arslan hem ulusal hem de uluslararası platformlarda Filistin halkının yanında yer almaya devam edeceğimizi söyledi. Arslan, “Bu mücadele bir vicdan meselesidir. Filistin davasına sahip çıkmaya, mazlumların yanında durmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “Kadın üyelerimizin temsiline önem veriyoruz” Kadınların sendikal hayattaki yerine de değinen Mahmut Arslan, kadınların sendikamız içinde yalnızca sayısal bir unsur olarak değil, karar alma süreçlerinin aktif bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Kadınların sendikal mücadelede daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini de vurgulayan Arslan, kadın üyelerimizin teşkilat içinde görev almaktan çekinmemesi, sorumluluk üstlenmesi ve hak ettiği yerlere gelmesi için mücadele etmeleri gerektiğini söyledi. “Üyelerimizin işlerine dönmeleri için mücadelemiz sürüyor” Hizmet-İş Sendikamızın temel ilkesinin hak ve adalet olduğunu vurgulayan Mahmut Arslan, siyasi ayrım gözetmeksizin haksızlığa uğrayan tüm emekçilerin yanında olduğumuzu ifade etti. Arslan, Diyarbakır, Van, Altındağ, Bolu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere birçok bölgede yürüttüğümüz eylemlere dikkat çekerek, sendikamızın sahada aktif ve kararlı bir mücadele yürüttüğünü belirtti. Van, Diyarbakır ve Altındağ’daki yaptığımız eylemlerde de sendikamızın kararlı duruş sergilediğini ifade eden Arslan, işten çıkarılan üyelerimizin haklarını alana kadar mücadelemizi sürdüğümüzü söyledi. Demokrasiye sahip çıktık, bedeller ödedik” Genel Başkan Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde her zaman net ve kararlı bir duruş sergilediğini belirterek, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde darbelere karşı açık şekilde tavır alındığını ifade etti. Arslan, bu dönemlerde HAK-İŞ’in diğer bazı yapılar gibi darbecilerle birlikte hareket etmediğini, aksine millet iradesinin ve demokrasinin yanında durduğunu vurgulayarak, HAK-İŞ’in ve Hizmet-İş’in bu duruşu nedeniyle kapatılma, baskı ve çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. “Biz her zaman demokrasiden yana olduk” diyen Arslan, HAK-İŞ’in zor dönemlerde gösterdiği bu kararlı tavrın bugün de aynı şekilde devam ettiğini belirterek, “Biz her zaman millet iradesinin yanında olduk ve bunun bedelini ödedik. Ama hiçbir zaman geri adım atmadık” ifadelerini kullanarak, HAK-İŞ’in geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı. “Ekonomik ve sosyal haklar için mücadelemiz sürüyor” Arslan, belediye şirket işçilerinin 52 günlük ilave tediye hakkı için yürütülen çalışmalara değinerek, bu sorunun çözümü için girişimlerin sürdüğünü belirtti. KİT’lerde çalışan işçilerin kadro sorununa da dikkat çeken Arslan, bu sorunun çözülmesi için sendika olarak yoğun çaba sarf ettiklerini ifade etti. “Vergi ve emeklilik sisteminin değişmesi gerekli” Vergi sistemi ve emeklilik konularına da değinen Arslan, mevcut sistemin adaletsiz olduğunu belirterek, HAK-İŞ olarak vergi mitingleri düzenledik ve sistemin değişmesi için mücadele ettiğimizi söyledi. Emeklilik sistemindeki sorunların çözümü için hazırlanan raporların ilgili kurumlarla paylaşıldığını belirten Arslan, çalışanların ve emeklilerin haklarının korunması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti."

Afrika’da şempanzeler arasında “iç savaş”: Eski müttefikler birbirine girdi Haber

Afrika’da şempanzeler arasında “iç savaş”: Eski müttefikler birbirine girdi

Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Afrika’da nadir görülen bir olguyu ortaya koydu: Aynı topluluktan gelen iki şempanze grubunun birbirine karşı ölümcül bir “iç savaş” yürüttüğü tespit edildi. Çalışma, sosyal bağların çözülmesinin vahşi doğada ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne serdi. 20 yıllık birliktelik 3 yılda dağıldı Uganda’daki Kibale Ulusal Parkı içinde yaşayan ve yaklaşık 200 bireyden oluşan Ngogo şempanze topluluğu, 20 yılı aşkın süre boyunca güçlü bir birliktelik sergiledi. Ancak bu yapı, yalnızca üç yıl içinde parçalandı. Araştırmacılara göre süreç 2015 yılında başladı. Grup içindeki bazı güçlü erkek bireylerin hastalık nedeniyle ölmesi, sosyal dengeyi bozdu. Aynı dönemde yeni bir alfa erkeğin ortaya çıkmasıyla rekabet arttı ve gerilim tırmandı. Bağlar koptu, sınırlar çizildi 2018 yılına gelindiğinde topluluk tamamen ikiye ayrıldı. Daha önce ortak kullanılan alanlar iki grup arasında sınır hattına dönüştü. Artık gruplar arasında ne sosyal ne de üreme ilişkisi kaldı. Bu kopuşun ardından şiddetli çatışmalar başladı. Daha küçük olan grup, koordineli saldırılar düzenleyerek özellikle yetişkin erkekleri hedef aldı. Saldırılar yavrulara kadar uzandı Araştırmaya göre 2021’den itibaren çatışmalar daha da sertleşti ve yavru şempanzeler de hedef alınmaya başlandı. Şu ana kadar en az 24 şempanzenin öldüğü belirtilirken, gerçek sayının daha yüksek olabileceği ifade ediliyor. “Şempanzeler artık eski dostlarını da öldürüyor” Çalışmanın baş araştırmacılarından John Mitani, şempanzelerin komşu gruplara yönelik saldırganlığının bilindiğini ancak bu olayın farklı bir boyut taşıdığını belirterek, “Artık eski müttefiklerine karşı da ölümcül şiddet uygulayabildiklerini görüyoruz” dedi. Rekabet algısı çatışmayı tetiklemiş olabilir Bilim insanları, çatışmanın kesin nedenini henüz netleştirebilmiş değil. Ancak grubun büyümesiyle birlikte yiyecek ve eş rekabetinin arttığı algısının bu bölünmeyi tetiklemiş olabileceği değerlendiriliyor. İlginç bir şekilde, başlangıçta daha küçük olan grup zamanla rakibini zayıflatarak büyüdü ve güç kazandı. Çatışma hâlâ sürüyor Araştırmacılar, iki grup arasındaki mücadelenin henüz sona ermediğini vurguluyor. Bu durum, sosyal yapıların çöküşünün yalnızca insanlara özgü olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya Haber

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Brüksel’de düzenlenen AB Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Costa, dünyada artan kutuplaşma ve kriz ortamına dikkat çekerek mevcut çatışma ortamının en büyük kazananının Rusya olduğunu söyledi. Rusya’nın yükselen enerji fiyatlarından faydalanarak Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı finanse ettiğini belirten Costa, uluslararası sistemde dengelerin giderek daha kırılgan hale geldiğini vurguladı. Dünya yeni bir jeopolitik gerilim dönemine girdi Konuşmasında küresel düzende yaşanan dönüşüme dikkat çeken Costa, uluslararası sistemin ciddi bir kırılma sürecinden geçtiğini ifade etti. Costa’ya göre dünya, Rusya’nın barışı ihlal ettiği, Çin’in ticaret düzenini zorladığı ve ABD’nin kurallara dayalı uluslararası sistemi sorguladığı yeni bir jeopolitik gerçekliğe doğru ilerliyor. Costa, bu ortamda Avrupa’nın küresel vizyonunun stratejik bir değer taşıdığını belirterek AB’nin çok taraflı düzeni savunmaya devam edeceğini söyledi. Uluslararası hukuk ihlallerine sert vurgu AB’nin uluslararası hukuk ve insan hakları konularında net bir tavır sergilemesi gerektiğini ifade eden Costa, ihlallerin nerede gerçekleşirse gerçekleşsin kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Costa, uluslararası hukukun ihlallerinin Ukrayna’dan Gazze’ye, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. İnsan hakları ihlallerinin de İran, Sudan veya Afganistan gibi farklı coğrafyalarda yaşansa bile aynı şekilde reddedilmesi gerektiğini söyledi. Orta Doğu’daki savaş Avrupa’yı da etkileyebilir Orta Doğu’daki gerilimin giderek daha kaygı verici bir boyuta ulaştığını belirten Costa, bölgedeki tırmanmanın Avrupa ve küresel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Costa, Hürmüz Boğazı’nın olası bir abluka riski üzerinden dünya ekonomisinin de büyük bir tehdit altında olduğunu belirterek gerginliğin daha fazla tırmanmaması gerektiğini söyledi. Rusya üzerindeki baskının sürmesi gerektiğini savundu Rusya’nın Ukrayna’daki savaşta enerji gelirlerinden faydalandığını belirten Costa, bu nedenle Moskova üzerindeki uluslararası baskının sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Costa, Avrupa’nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya’nın müzakereye zorlanması gerektiğini söyledi. AB’nin mevcut yaptırımları uzatmayı ve yeni bir yaptırım paketi hazırlamayı planladığını da sözlerine ekledi. AB küresel iş birliği ve ticaret ağını büyütüyor Konuşmasının devamında Avrupa Birliği’nin küresel ticaret ağını genişletmeye devam ettiğini belirten Costa, Mercosur ve Hindistan ile yapılan ticaret anlaşmalarının yaklaşık 3 milyar insanı kapsayan büyük bir ekonomik alan oluşturduğunu söyledi. AB’nin genişleme politikasına da değinen Costa, Ukrayna’nın üyelik başvurusunun Moldova ve Batı Balkan ülkelerinde yeni bir dinamizm yarattığını ifade etti. Costa’ya göre bu ülkelerin geleceği Avrupa Birliği içinde yer alıyor ancak katılım sürecinin liyakat temelinde ilerlemesi gerekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.