SON DAKİKA

#Ak Parti

HABER DEĞER - Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milas Belediye Başkan Vekilliği seçim tarihi netleşti Haber

Milas Belediye Başkan Vekilliği seçim tarihi netleşti

Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınarak tutuklanan Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, İçişleri Bakanlığı’nın 26 Ekim tarihli kararıyla görevden uzaklaştırıldı. Muğla Valiliği'nden yapılan açıklamada, yeni başkan vekili seçilinceye kadar Meclis 1. Başkan Vekili Mehmet Murat Yazar'ın geçici olarak görevlendirildiği bildirildi. Seçim 3 Kasım'da gerçekleştirilecek Valilik duyurusuna göre Milas Belediye Meclisi, yeni belediye başkan vekilini seçmek üzere 3 Kasım Salı günü saat 14.00'te belediye meclis toplantı salonunda toplanacak. Toplam 30 üyeden oluşan Milas Belediye Meclisi'ndeki sandalye dağılımı seçim yarışını oldukça çekişmeli kılıyor. Mecliste CHP, YENİ Parti ve Cumhur İttifakı (AK Parti ve MHP) gruplarının 10'ar üyeyle temsil edildiği biliniyor. Belediye Kanunu'na göre gizli oylamayla yapılacak seçimde; ilk iki turda salt çoğunluk olan 20 oy, üçüncü turda ise 16 oy aranacak. Bu turlarda sonuç alınamaması durumunda dördüncü turda en çok oyu alan iki aday yarışacak ve en fazla oyu alan isim başkan vekili seçilecek. Oyların eşitliği halinde ise kura yöntemine başvurulacak. Soruşturmada 18 kişi tutuklanmıştı Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 20 Ekim’de başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Fevzi Topuz ile oğlu Doruk Topuz’un da aralarında yer aldığı 35 kişi gözaltına alınmıştı. Soruşturma sürecinde adliyeye sevk edilen şüphelilerden 18 kişi tutuklanırken, 2 kişi hakkında ev hapsi kararı verilmiş, 15 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Süresiz nafaka düzenlemesinde kritik iddialar gündemde: Cumhurbaşkanı Erdoğan hazırlanan taslağı veto  mu etti? Haber

Süresiz nafaka düzenlemesinde kritik iddialar gündemde: Cumhurbaşkanı Erdoğan hazırlanan taslağı veto mu etti?

Anayasa Mahkemesi’nin süresiz yoksulluk nafakası uygulamasına ilişkin verdiği iptal kararının ardından adalet ve yargı gündeminde sıcak bir gelişme yaşandı. 13. Yargı Paketi kapsamında TBMM’ye sunulması planlanan ve süresiz nafaka uygulamasını kısıtlamayı hedefleyen yeni yasal düzenleme taslağına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onay çıkmadığı iddia edildi. "yeni mağduriyetler yaratılmamalı" uyarısı yaptığı iddia edildi Ekonomim gazetesinden Besti Karalar’ın haberine göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hazırlanan düzenlemenin mevcut haliyle bir tarafın mağduriyetini çözerken başka kesimler için yeni mağduriyetler yaratabileceği gerekçesiyle metnin yeniden ele alınması talimatını verdiği öne sürüldü. İddialara göre, AK Parti içinde de taslağın mevcut şekliyle kamuoyunda tepkiye yol açabileceği değerlendirmeleri yapılıyor. Veto edildiği öne sürülen taslaktaki sınırlandırma önerileri Kulislere yansıyan iddialara göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan ilk taslak metinde nafaka ödemelerine evlilik süreleri esas alınarak kademeli kısıtlamalar getirilmesi öngörülüyordu. İddia edilen taslak kapsamında; 10 yıla kadar süren evliliklerde evlilik süresi 6 ay ya da 1 yıl bile olsa en az 5 yıl nafaka ödenmesi, 10 yılı aşan evliliklerde ise boşanma davasının açıldığı tarihe kadarki evlilik süresinin yarısı oranında nafaka bağlanması planlanıyordu. Ayrıca tarafların gelir durumları dikkate alınarak hâkimlere ilave takdir yetkisinin tanınmasının hedeflendiği ileri sürüldü. Süresiz nafakanın tamamen kaldırılmasında geri adım gündemde Besti Karalar'ın aktardığı kulis bilgilerine göre, iddia edilen veto kararının ardından Adalet Bakanlığı ve parti kurmayları alternatif formüller üzerinde durmaya başladı. Yeni değerlendirmelerde tarafların yaşları, sosyal koşulları ve gelir dengelerinin doğrudan gözetilmesi tartışılıyor. Masadaki seçeneklerden birine göre; anlaşmalı boşanmalarda tarafların maddi durumlarının eşit olması halinde süresiz nafakanın kaldırılabileceği, ancak ekonomik durumların eşit olmadığı vakalarda ise nafakanın süresine ilişkin kararın tamamen mahkeme hâkiminin takdirine bırakılması üzerinde duruluyor. Bu kapsamda, süresiz nafakanın tamamen kaldırılması fikrinden geri adım atılarak evlilik süresini esas alan modelin baştan revize edilebileceği ifade ediliyor. Yasal düzenleme için son tarih: 30 Haziran 2027 Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin "süresiz olarak" ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmişti. 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararın yürürlüğe girmesi için yasa koyucuya 9 aylık bir süre tanınmıştı. Yasal boşluk oluşmaması adına TBMM ve Adalet Bakanlığı'nın yeni yasal düzenlemeyi 30 Haziran 2027 tarihine kadar tamamlayarak yürürlüğe sokması gerekiyor. AK Parti ve Adalet Bakanlığı'nın yeni taslak üzerindeki çalışmalarının ardından düzenlemenin nihai şeklini alması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özgür Özel'den fon soruşturmasına dair sert açıklamalar: "Dünyanın öbür tarafına da götürseler mağdurların hakkını teslim edeceğiz" Haber

Özgür Özel'den fon soruşturmasına dair sert açıklamalar: "Dünyanın öbür tarafına da götürseler mağdurların hakkını teslim edeceğiz"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’ne katılarak gündemin birinci sırasındaki fon vurgununa dair adli ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Soruşturma sürecinde iktidarın tutumunu sert bir dille eleştiren Özel, kamuoyuna ve mağdurlara yönelik önemli açıklamalarda bulundu. "Suçluları cezalandırmak yerine tövbe hesapları açıyorlar" İktidarın ekonomi ve yargı politikalarını hedef alan Özgür Özel, yürütülen soruşturmada usulsüzlük yapanların korunduğunu iddia ederek şu ifadeleri kaydetti: "Bu iktidarın hiç şüphe yok ki artık ne kendisine, ne Denizli’ye, ne Ege’ye, ne memlekete bir faydası kalmamıştır. Sadece ve sadece fon vurguncularına çalışan, ortaya çıkan pisliğin üstünü örtmeye çalışan, suçluları cezalandırmak yerine tövbe hesapları açıp ‘Sen çaldığın parayı getir, koy. Biz seni cezalandırmayacağız’ diye kendilerine uygun bir düzen kuranlarla karşı karşıyayız." Vurgunun üzerinden zaman geçmesine rağmen etkin bir hesap sorma mekanizmasının işletilmediğini söyleyen YENİ Parti Lideri, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "Hırsız yakalanmazsa sefa sürecek, yakalanırsa tövbe hesabına koyacak, yine hayatına bakacak. Böyle bir düzen yoktur. Vatandaşa uygulanan kural, AK Parti’nin üst düzeyine gelince cezasızlığa dönemez. Geçmişte ayakkabı kutularıyla yakalanan bakanları affedenleri bu sefer bu millet affetmeyecek, affetmeyecek, affetmeyecek. 1,5 ay geçti üzerinden. Hesap soran yok. Aksine birilerini kurtarmaya çalışan var. Millet perişan herhalde. AK Parti’nin saadet zinciri işlemiş, millet parayı götürmüş, suçüstü yakalananlara da kurtuluş yolu, çıkış kapısı bulunmuştur. Recep Tayyip Erdoğan hâlâ bu soygunu yapanların sıralı, tam listesini gizlemekte, açık etmemektedir ve her birini kendisinin atadığı, bir yerlere getirdiği kişilere ‘Ne yapalım nefsine uymuş’ demektedir." "Vurguncuların paralarını yurt dışından da olsa getireceğiz" TBMM’den geçen fon soruşturmasına ilişkin kanun düzenlemesini de eleştiren Özel, yasayla birlikte mağduriyetlerin giderilmediğini aksine yeni engeller çıkarıldığını iddia etti. Özel, partinin vaadini ve çözüm önerilerini şu şekilde getirdi: "Mağdurlara son darbeyi Meclis’ten geçirdikleri yasayla vurdular. Paraları ödememek için yeni yeni usuller uydurdular. Suçluları korumak için yeni yeni yöntemler geliştirdiler. Biz ilk günden önerimizi sunduk. Bu vurgunu yapanlardan bunun hesabını sonuna kadar soracağız, sonuna kadar tahsil edeceğiz. Dünyanın öbür tarafına da götürseler uluslararası anlaşmalarla o paraları getirip mağdurların hakkını teslim edeceğiz. Bu işin bir başka çözümü yoktur." Hukuki güvence ve mülkiyet haakları vurgusu Konuşmasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali kararına da değinen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, devletin düzenlediği resmi evrakların tartışmaya açılmasının güvensizlik yarattığını iddia etti. Özel, konuşmasını şu değerlendirmelerle tamamladı: "Ekrem Başkan’ın diplomasının iptali sonrası ‘Bu ülkede kimsenin tapusu, bankadaki parası, hisse senedi güvende değildir’ demiştik. Bu devletin verdiği evrak güvensiz olursa bu ekonominin düzelmesi imkan dahilinde değildir. AK Parti’nin kara düzeninde kimsenin canı da özgürlüğü de bankadaki parası da tarladaki ürünü de güvende değildir. Bunlar foncudur, vurguncudur, faizcidir, tefecidir. AK Parti’nin ‘ak’ dediği ne varsa kara çıkmıştır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dervişoğlu hakkında isitifa çağrısı yapmıştı:  Fakıbaba partiden ve milletvekilliğinden ayrıldı Haber

Dervişoğlu hakkında isitifa çağrısı yapmıştı: Fakıbaba partiden ve milletvekilliğinden ayrıldı

İYİ Parti Ankara Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba'nın siyasi sürece ve parti ilkelerine ilişkin yaptığı açıklamalar parti yönetiminde sert tepkiyle karşılandı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla Fakıbaba'yı istifaya davet etti. "Ne mutlu Türk'üm diyene' diyemeyenin aramızda yeri yoktur" Fakıbaba'nın ifadelerine tepki gösteren İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "'Ne mutlu Türk’üm diyene' diyemeyen birinin aramızda yeri yoktur. Siyasi namusun gereği olarak, AK Parti’den istifa ederken takındığı ve tarafımızdan da takdir edilen tutumu yeniden sergilemesini diliyor, partimizden ve milletvekilliğinden istifasını bekliyorum." "İstifa dilekçemi derhal gönderiyorum" Genel Başkan Dervişoğlu'nun çağrısının ardından İsmail Saymaz'a konuşan Fakıbaba, hem partisinden hem de milletvekilliğinden ayrılacağını duyurarak şu açıklamayı yaptı: "Genel başkanımız madem böyle istemiş, bunu yapacağım. Her işte bir hayır vardır. Bugün hem partiden hem milletvekilliğinden istifa dilekçemi derhal gönderiyorum. Dervişoğlu’na yaptığı çabalardan dolayı yürekten teşekkür ediyorum. İYİ Parti’ye girdiğim zaman da düşüncelerden farklılık olan biriydim. Barış süreci geldiği zaman partide fikrimi belirtiyordum, zarar vermemek adına ses çıkarmıyordum." İstifayı getiren süreç ve görüş ayrılığı Ahmet Eşref Fakıbaba, daha önce yaptığı değerlendirmelerde Cumhur İttifakı'nın yürüttüğü "Terörsüz Türkiye" sürecine destek verdiğini belirterek parti çizgisiyle ayrıştığını ifade etmişti. Fakıbaba, yaklaşımını şu sözlerle dile getirmişti: "Parti içinde muhalefetimi yaptım. Grubu bozmamak için evet dedim. Ama gönlümden geçen bu değildi. Gençliğimden beri liberal bir insanım. Kanı kanla yıkamazlar, suyla yıkarlar. İYİ Parti’ye geçerken ‘Ne mutlu Türk'üm diyene’ dememişimdir. ‘Türkiye milliyetçisiyim’ demişimdir. Terörsüz Türkiye sürecinin olumlu sonuçlanacağına inanıyorum. Sonuçlanmazsa devlet gereğini yapar. Barış sürecinin yanındayım." 2015 ve 2018 yıllarında AK Parti'den milletvekili seçilen Ahmet Eşref Fakıbaba, 2022 yılında partisinden istifa ederek İYİ Parti'ye katılmış ve 2023 seçimlerinde İYİ Parti Ankara Milletvekili olarak Meclis'e girmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Özel'e: "Hayırdır beyler kiminle savaştasınız?" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Özel'e: "Hayırdır beyler kiminle savaştasınız?"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki iç ve dış gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in kamuoyuna yansıyan açıklamalarına sert tepki gösterdi. "Muhalefette plan program yok" Cumhurbaşkanı açıklamasında muhalefete değinerek, "Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz yok, program deseniz yok, ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. “Benim menfaatim olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin.” tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak, egoist bir zihin dünyasının başvurusudur. Yirmi dört yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. Yirmi dört yıl boyunca Türkiye'nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. Yirmi dört yıl boyu tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar." dedi. "Hayırdır beyler, kiminle savaştasınız?" Siyasette artan kutuplaşmaya dikkat çekerek muhalefetin söylemlerini eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Şimdi değerli kardeşlerim, geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca 'Savaştayız' diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler, kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş öyle mi? Bakınız, yirmi dört yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu." Gezi olaylarını hatırlattı Gezi olaylarına da değinen Erdoğan, "Türkiye'yi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevirdi. Muhalefeti destekleyip 'İktidarı devireceğiz' diyeninden dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye'yi tehdit edenlere, Türkiye'yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış, utanmadan “Savaştayız.” diyorsunuz. Allah aşkına, siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz. Çünkü siyaset, aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. “Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim.” derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası, sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz. Burada şunu da dikkatinize getirmek isterim. Bunların siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın, milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı hâlde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksınız, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksınız. İnsanlar, millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak. Sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın." dedi. "İftira siyasetine teslim olmayız" Muhalefet kanadından gelen yolsuzluk ve fon iddialarına ilişkin de konuşan Erdoğan, ellerinde belge olmaksızın yapılan ithamların kabul edilemez olduğunu belirtti: "Biz buna eyvallah demeyiz. İftira siyasetine, çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın, iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir. 86 milyonun birliğinin, dirliğinin ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye'nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Millî iradenin bilakaydı şart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz." İstanbul'daki sel afeti ve can kayıpları Geçtiğimiz hafta İstanbul ve çevre illerde meydana gelen olumsuz hava şartları ve sel felaketine dair bilançoyu açıklayan Erdoğan, idari süreçlere ilişkin mesaj verdi: "19 Ekim itibarıyla 212 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD'a yapılan 21.600 ihbar doğrultusunda toplam 3.270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı. İstanbul'da 7, Kocaeli'nde ise bir vatandaşımız maalesef hayatını kaybetti. Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır." Afetten etkilenen hanelere yönelik Aile Bakanlığı, AFAD ve Ticaret Bakanlığı aracılığıyla İstanbul Valiliği emrine kaynak aktarıldığını belirten Erdoğan, dağıtımların sürdüğünü kaydetti. Fon soruşturması ve üç aşamalı eylem planı Sermaye piyasalarındaki fon tartışmalarına ve yürütülen soruşturmalara değinen Erdoğan, sürecin üç ayrı kategoride yönetildiğini ifade etti: "Aziz kardeşlerim, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, milletimizin gündemini son bir aydır meşgul eden fon meselesiyle ilgili tutumumuzu milletimizle farklı vesilelerle paylaştık. Konuyu üç farklı kategoride hassasiyetle yönetiyoruz. İlk aşamada, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesi yer alıyor. Fon Koordinasyon Kurulumuz ve ekonomi kurmaylarımız düzenli olarak bir araya geliyor, alınan kararları şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklıyor. Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak. İkinci aşamada, hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dahilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulması yer alıyor. Başsavcılıklarımız, deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor. Üçüncü aşamada ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler yer alıyor. Gerek Devlet Denetleme Kurulumuzun hazırlayacağı kapsamlı rapor gerekse talimatımız doğrultusunda yürütülen diğer çalışmalar neticesinde kurumsal, bireysel veya mevzuat boyutu itibarıyla burada da her türlü adım atılacaktır." "Bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz" Fon meselesini ciddiye aldıklarını belriten Erdoğan, "Şunu bir kere daha açık açık ifade etmek isterim. Biz sadece tasfiyesine karar verilen fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı değil, aileleriyle birlikte çok sayıda insanımızı etkileyen bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz. Meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz. Muhalefetin ne dediği değil, ne yaptığı, meseleyi istismar için kullanması bizim umurumuzda değildir. Muhalefetin belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim, biz onlara benzemeyiz. Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız. Kardeşlerim, bizim referansımız muhalefet değildir. Bizim örneğimiz onlar asla değildir. Biz kendimizden, kendi yapıp ettiklerimizden sorumluyuz. Diğer her şeyden bağımsız olarak biz konunun kendi tabanımız, özellikle yıllardır bize destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini gayet iyi biliyoruz. İnancımızın bir gereği olarak emri bilmaruf, nehyianilmünker çizgisini hatırlatan her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz. AK Parti, sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var. Bizi bugünlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan, işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır." ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Libya açıklaması: "Anlaşma hukuki olarak sağlam temellere dayanmaktadır" Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Libya açıklaması: "Anlaşma hukuki olarak sağlam temellere dayanmaktadır"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile 2019 yılında akdedilen Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı onaylamasının ardından sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmelerde bulundu. "Tarihi ve hukuki haklılığımızın tescilidir" Türkiye ile Libya arasındaki stratejik iş birliğine ve Doğu Akdeniz'deki hukuki statüye dikkat çeken Çelik, şu ifadeleri kaydetti: "Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı onaylaması, tarihi ve hukuki haklılığımızın tescilidir. Türkiye ve Libya’nın haklarının korunması bakımından bu anlaşma hukuki olarak sağlam temellere dayanmaktadır. Sahadaki gerçekleri ve hukuk ilkelerini görmezden gelen beyanlar ve dayatmacı yaklaşımlar bizim için geçersizdir." "Mavi Vatan'daki haklarımızı güçlü şekilde savunacağız" Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Libya'nın meşru haklarını hedef alan girişimlerin sonuçsuz kalacağını vurgulayan Ömer Çelik, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Mavi Vatan’daki haklarımızı ve kardeş Libya halkının haklarını güçlü bir biçimde savunacağız. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve kardeş Libya’nın haklarını yok sayan hiçbir gayrimeşru girişim başarılı olamaz. Bölgenin geleceği dayatmalarla değil, hakkaniyet ve iş birliğiyle şekillenecektir." Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı onaylaması, tarihi ve hukuki haklılığımızın tescilidir. Türkiye ve Libya’nın haklarının korunması bakımından bu anlaşma hukuki olarak sağlam temellere dayanmaktadır. Sahadaki gerçekleri ve hukuk ilkelerini görmezden gelen beyanlar ve dayatmacı yaklaşımlar bizim için geçersizdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Mavi Vatan’daki haklarımızı ve kardeş Libya halkının haklarını güçlü bir biçimde savunacağız. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve kardeş Libya’nın haklarını yok sayan hiçbir gayrimeşru girişim başarılı olamaz. Bölgenin geleceği dayatmalarla değil, hakkaniyet ve iş birliğiyle şekillenecektir. — Ömer Çelik (@omerrcelik) October 21, 2026 Yunanistan Dışişleri Bakanlığı kararı eeddetmişti Libya Temsilciler Meclisi'nin 2019 tarihli deniz yetki alanları anlaşmasını oy birliğiyle onaylaması ve 2020 yılındaki ret kararını iptal etmesi üzerine Yunanistan Dışişleri Bakanlığı yazılı bir açıklama yayımlayarak kararı tanımadıklarını duyurmuştu. Söz konusu kararı reddettiklerini belirten Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, şu değerlendirmede bulunmuştu: "Yunanistan, Libya Temsilciler Meclisinin 2019 tarihli, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin sözde Türk-Libya mutabakat muhtırasını onaylama kararını reddetmektedir. Bu karar, uluslararası deniz hukuku ile çelişen ve bölge devletlerinin egemenlik haklarını ihlal eden mutabakat muhtırasının hukuka aykırı, geçersiz ve hükümsüz niteliğini değiştirmemektedir. Coğrafya ve uluslararası deniz hukuku, tek taraflı ve hukuki dayanaktan yoksun parlamento kararlarıyla değişmez. Türkiye ve Libya'nın, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik girişime hukuki temel oluşturabilecek karşılıklı veya bitişik kıyıları bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu mutabakat muhtırası, UNCLOS ve uluslararası örf ve âdet hukuku uyarınca Yunan adalarının deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını da göz ardı etmektedir. Yunanistan, uluslararası deniz hukukuna uygun olarak Mısır ve İtalya ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmalar imzalamış ve uluslararası hukuka ve komşu devletlerin egemenlik haklarına saygısını ortaya koymuştur. Libya tarafını, uluslararası hukuka aykırı olan ve Doğu Akdeniz'deki istikrarı baltalayan her türlü eylemden kaçınmaya çağırıyoruz. Yunanistan, ortaklarını ve müttefiklerini hâlihazırda bilgilendirmiş olup egemenlik haklarının korunmasını sağlamak amacıyla gerekli tüm adımları atacaktır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten MYK sonrası sert açıklamalar: "Fon şeytanlarının üzerine gidiyoruz" Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik'ten MYK sonrası sert açıklamalar: "Fon şeytanlarının üzerine gidiyoruz"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı esnasında basın mensuplarının karşısına geçti. Çelik, fon soruşturmalarından yeni kanun tekliflerine, Türkiye-Irak ilişkilerinden Mekke Savunma Anlaşması'na kadar pek çok başlıkta açıklamalarda bulundu. "Siyasi himayeyle iddiaların örtbas edilmesine müsaade etmeyiz" Fon soruşturmalarında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı bir irade ortaya koyduğunu belirten Ömer Çelik, meşru yatırımcı ile usulsüzlük yapanların titizlikle ayrıldığını ifade etti: "Fon meselesinde Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyle birlikte çalışmalar hızlı bir şekilde yürüyor. Bizim fon dolandırıcıları, 'fon şeytanları' dediğimiz bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Bu ‘fon şeytanları’ dediğimiz kişilerle meşru yatırımcıyı, hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz. Türkiye'nin bu konular tartışılırken sermaye piyasalarına zarar verecek, Türk ekonomisine zarar verecek birtakım yaklaşımların, değerlendirmelerin doğru olmadığını ifade ediyoruz. Ama bunun yanı sıra bu fon şeytanlarının, üzerine gidilmesi konusundaki kararlılığımızı, bu mekanizmalarla ifade etmeye devam ediyoruz. Herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kimseyi mahkum ettirmeyiz ama herhangi bir siyasi himaye ile de herhangi bir iddianın örtbas edilmesine müsaade etmeyiz." Çelik, devletin tüm denetim kurumları, maliye ve yargı organlarıyla görevinin başında olduğunu, hem çalınan paraların geri alınması hem de sorumluların cezalandırılması için sürecin titizlikle yürütüldüğünü aktardı. Sermaye piyasaları için yeni düzenleme komisyonda kabul edildi Fon mağduriyetlerinin giderilmesi ve caydırıcılığın artırılması için yasal adımların atıldığını duyuran Çelik, Sermaye Piyasası Kanunu'nda kalıcı değişiklikler öngören taslak çalışmaların sürdüğünü söyledi: "Ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulması önemli. Bu çerçevede teklif edilen kanun, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Görüşülecek muhtemelen bu hafta. Aynı zamanda yaptırım ve cezaların caydırıcılığının artırılmasına dönük ve sermaye piyasası kanununda kalıcı ve kapsamlı değişiklikleri öngören bir taslak çalışması üzerinde de çalışmalar devam ediyor. Birinci olarak kanun teklifi ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmış olanların adil, şeffaf ve etkin bir şekilde tasfiyesi amaçlanıyor. Ayrıca bu fonların mal varlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılması hedefleniyor. Fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsili hedefleniyor ve geri kazanılan değerlerin bu fon payı sahibine ödenmesi şeklindeki usul ve esasları düzenleyecek. Bu fon şeytanlığının üzerine sonuna kadar gideceğiz. Kime yakın, kime uzak, kim nerede duruyor, hangi makam sahibi bunların hiçbirinin önemi yok. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak ve yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak." Irak hükümetindeki Türkmen Bakan gelişmesine dair açıklama Irak'ın toprak bütünlüğü ve Türkmenlerin yönetimdeki temsili konusuna değinen AK Parti Sözcüsü, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin kapsayıcı tutumunu takdir ettiklerini dile getirdi: "Irak'ın bütünlüğü konusunda Cumhurbaşkanımızın yıllardır verdiği bir mücadele var. Buradaki önemli başlıklardan bir tanesi Irak'taki Türkmen kardeşlerimizin kendilerine hak ettikleri yeri bulabilmeleriydi. Sayın Irak Başbakanı Ali Zeydi bu çerçevede son derece kapsayıcı çalışmalar ortaya koyuyor. Hem terörsüz bölge konusunda Sayın Başbakanın çok doğru yaklaşımları olduğunu görüyoruz hem de bütünsel, herkesi kapsayan hükümet modelinin ortaya çıkması konusunda son derece doğru yaklaşımları var. Bu çerçevede Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Saman Ağa'nın Irak hükümetinde devlet bakanlığı görevine seçilmesini son derece olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz." Bölgesel krizler Ve "Terörsüz Türkiye" süreci Orta Doğu'da tırmanan gerilime dikkat çeken Çelik, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik adımları, Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'deki askeri hareketliliklerin arkasında büyük bir siyasi projenin olduğunu belirtti. "Terörsüz Türkiye" ve terörsüz bölge hedefinde kararlı olduklarını belirten Çelik, süreçteki dalgalanmalara ilişkin şu açıklamada bulundu: "Zaman zaman ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge ile ilgili aksamalar olduğuna dair birtakım yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Bunlar inişli çıkışlı süreçlerdir, doğrusal süreçler değildir. Bazen bir ayda gidemediğiniz ilerlemeyi, bir günde elde edersiniz. Bazen tersi olur. O sebeple önemli olan buradaki çalışmaların doğru yapılmasıdır. Biz çok sayıda olumsuz cümle, negatif yaklaşım görüyoruz. Tek tek bunlara cevap vermeye kalksak odağımızı kaybederiz. Odağımız 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölgenin hedefine ulaşmasıdır. O yüzden odağımızdan ayrılmamalıyız." "Mekke İttifakı NATO'ya alternatif değildir" TBMM'ye sevk edilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin kamuoyunda yürütülen tartışmalara ve eleştirilere yanıt veren Çelik, anayasal süreçlerin tam olarak işletileceğini vurguladı: "Anlaşma, Meclis’e sevk edildi. Fakat şimdiye kadar bu konuda bir çok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO’ya alternatif olup olmadığı sorgulandı. Bu anlaşmanın NATO’ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar var. Anlaşmayı da aynı şekilde düşünmek lazım. Anlaşma kapsamında askeri destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclis’in onayı olmadan hükümetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de dolaşıma sokuldu. Böyle bir şey söz konusu değil. Meclis’in onayı ve anayasal süreçler dahilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Başka ülkelerin de anlaşmaya katılması, bu anlaşmanın prensipleri açısından kıymetli olacaktır. Bazı çevreler henüz bilgi sahibi olmadan bunu eksen kayması, kontrolsüz ve onaysız asker gönderme mekanizması olarak değerlendirdiler. Bunlar asılsızdır, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her türlü yurt dışı görevi Meclis’in iradesine, Anayasamızın 92'nci maddesine ve milli egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleşmektedir. Bundan sonra da böyle olacaktır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan Taktı: Bağımsız Milletvekili Cemalettin Kani Torun AK Parti'ye Katıldı Haber

Rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan Taktı: Bağımsız Milletvekili Cemalettin Kani Torun AK Parti'ye Katıldı

Siyasette dikkat çeken bir transfer gerçekleşti. Yeni Yol Partisi'nden istifa etmesinin ardından görevine bağımsız milletvekili olarak devam eden Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, AK Parti saflarına katıldı. AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı öncesinde düzenlenen törende Cemalettin Kani Torun'un katılımı resmileşti. Torun'a AK Parti rozetini Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı. Cemalettin Kani Torun'un 31 Ağustos'taki istifası, Yeni Yol Partisi'nin TBMM'deki grubunu dağılma noktasına getirmişti. İstifanın ardından Yeni Yol Partisi'nin Meclis'teki milletvekili sayısı 19'a gerilemişti. TBMM'de grup kurulabilmesi için gerekli olan 20 milletvekili şartının yeniden sağlanması amacıyla Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel Yeni Yol Partisi'ne katılmış, böylece Yeni Yol Grubu Meclis'teki varlığını sürdürmek için gerekli milletvekili sayısına yeniden ulaşmıştı. Cemalettin Kani Torun kimdir? 1959 yılında Artvin'de doğan Cemalettin Kani Torun, 1984 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi'nde doktora yapan Torun; Marmara Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev aldı. 1996 yılında İngiltere'ye giden Torun, Yeryüzü Doktorları adlı yardım kuruluşunun kurucuları arasında yer aldı ve 2001-2011 yılları arasında bu kuruluşun yöneticiliğini üstlendi. 2011-2014 yılları arasında Türkiye'nin Somali Büyükelçisi olarak görev yapan Torun, daha sonra Başbakan Başdanışmanlığı görevine getirildi. Gelecek Partisi'nin de kurucuları arasında yer alan Torun, geçmişte TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanvekilliği ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Grubu üyeliği görevlerinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.