SON DAKİKA

#Algı Operasyonu

HABER DEĞER - Algı Operasyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Algı Operasyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Gaziler içeri alınmadı” iddiası gündemde: DMM gerçeği açıkladı Haber

“Gaziler içeri alınmadı” iddiası gündemde: DMM gerçeği açıkladı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), sosyal medyada gündeme gelen “Güvenpark’ta eylem yapan er gaziler Bilkent Gazi Uyum Evi’ne alınmıyor” iddiasına ilişkin açıklama yaptı. DMM, söz konusu iddiaların “tamamen gerçek dışı” olduğunu belirterek Ankara Bilkent’te bulunan Gazi Uyum Evi’nin tüm gazilerin kullanımına açık olduğunu duyurdu. DMM’nin açıklamasında, Gazi Uyum Evi’nin gazilerin rehabilitasyonu ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kesintisiz hizmet verdiği belirtildi. Açıklamada, “Ankara Bilkent’te bulunan Gazi Uyum Evi, tüm gazilerimizin kullanımına amasız ve fakatsız açıktır” ifadelerine yer verildi. Tesise erişim konusunda uygulanan tek kısıtlamanın ise gazi unvanı taşımayan kişileri kapsadığı kaydedildi. DMM, bu uygulamanın mevzuat gereği yürütülen güvenlik protokollerinden kaynaklandığını bildirdi. Açıklamada, gaziler üzerinden kamuoyunu yanıltmaya yönelik iddiaların dolaşıma sokulduğu savunularak, vatandaşlara bu tür paylaşımlara itibar etmeme çağrısında bulunuldu. DMM, “Kamuoyunu yanıltmak ve gazilerimiz üzerinden algı operasyonu yürütmek amacıyla dolaşıma sokulan bu tür asılsız iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur” açıklamasını yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ? Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ?

Akademisyen kimliğini bir "kamuflaj" olarak kullanan Öksüz, darbe sürecini Ankara'daki gizli bir villada yöneterek kalkışmanın onayını Fetullah Gülen'den aldı. Akademik Maske Altında Gizli İhanet 1967 yılında Kahramanmaraş Andırın'da doğan Adil Öksüz, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Sakarya Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak görev yaptı. Çevresine "kendi halinde bir akademisyen" imajı çizen Öksüz, arka planda örgüt hiyerarşisinde çift kimlikli bir hayat sürdürüyordu. İdari ve akademik görevlerini, yurt dışı seyahatleri ve örgüt içindeki temasları için birer "paravan" olarak kullanan Öksüz, FETÖ hiyerarşisinde de yer almayı sürdürdü. "Hava Kuvvetleri İmamı" ve Gizli Villa FETÖ'nün kamu kurumlarına sızdırdığı "mahrem imamlar" yapılanmasının en kritik ismi olan Öksüz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Hava Kuvvetleri yapılanmasından doğrudan sorumluydu.İstihbarat raporlarına göre Öksüz, doğrudan örgüt elebaşı Fetullah Gülen'den talimat alan ve Hava Kuvvetleri unsurlarını yöneten en üst düzey sivil yönetici konumundaydı.2016 Haziran ayından itibaren Ankara'da "danışmanlık merkezi" adı altında kullanılan 3 katlı bir villayı karargah haline getirdi ve Haziran ayı sonunda darbe hazırlıklarını başlattı. "Şapka" kod adlı gizli tanığın ifadeleriyle de doğrulanan süreçte, örgüt mensubu askerlerle burada darbe planlarını olgunlaştıran Öksüz, sürekli villanın katları arasında mekik dokuyarak darbeyi planlayan askerlerle kritik toplantılar düzenledi. Pensilvanya'dan Onaylı Darbe Öksüz'ün darbe öncesi seyahat trafiği, eylemin merkeziyle olan bağlantısını net bir şekilde ortaya koydu. 2016'nın Mart ve Haziran aylarında defalarca ABD'ye uçan Öksüz'ün, darbe planının son onayını almak üzere 11 Temmuz 2016'da Ankara Esenboğa'dan ABD'ye gitti. Darbeden sadece iki gün önce 13 Temmuz 2016'da Türkiye'ye döndüğü HTS kayıtları ve havalimanı verileri belgelenerek "Namık" kod adlı hainin bu trafiği, yargı dosyalarına darbe hazırlığının en somut delillerinden biri olarak girdi. Adliye Kapısından Yürüyerek Kaçtı 15 Temmuz gecesi darbenin komuta merkezi olan Akıncı Üssü'nde jandarma ekiplerince yakalanan Öksüz, üzerindeki GPS cihazına rağmen "tarla bakmaya gelmiştim" savunmasını sundu. Ancak yargı içindeki FETÖ yapılanması devreye girdi ve FETÖ yapılanması sayesinde 18 Temmuz 2016'da çıkarıldığı mahkemede adli kontrol şartıyla serbest kalan Öksüz, savcılığın itirazı da reddedilince, darbenin sivil anahtarı adliye kapısından elini kolunu sallayarak ayrıldı. Ardından Sakarya'ya geçerek kayınpederinin evinde bıraktığı aracıyla izini kaybettirdi. İhanet Zincirinde Algı Operasyonu: "Timsah" Projesi Örgüt, Öksüz'ün kaçış sürecini korumak için devasa bir algı operasyonuna imza attı. İtirafçı beyanlarına göre, MİT'ten sızdırılan şablonlarla sahte belgeler üretilerek Öksüz, "Timsah" kod adıyla MİT ajanı gibi gösterilmeye çalışılarak devletin terörle mücadelesi bulandırılmak istendi. Bu dezenformasyon faaliyetiyle, örgüt kendi militanını korumaya çalışırken, aynı zamanda devletin güvenlik birimlerine karşı algı operasyonu yürüttü. Örgüt medyası ve sosyal medya üzerinden bu sahte belgeler sistematik şekilde dolaşıma sokuldu. Firari Hainin İzinde Serbest bırakıldıktan sonra Sakarya'ya geçerek "34 SIR 49" plakalı aracını kayınpederinin garajına bırakan ve izini kaybettiren Öksüz, 10 yıldan beri beri kırmızı bültenle aranıyor. 2019'da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gülen yapılanmasının Hava Kuvvetleri imamı hakkında "Nerede olduğunu biliyoruz ancak açıklayamayız" demişti. Almanya'da olduğu iddia edildi ancak bilgi doğrulanmadı. Kaçmasına yardım eden kişiler ise yargılandı. 24 Ekim 2024 Perşembe günü Gülen'in cenazesinde tabutun arkasında duran bir kişi Öksüz'e benzetildi, ancak kimse emin olamadı. On yıl geçti, Adil Öksüz'le ilgili gizem hala çözülemedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Genel Yayın Koordinatörümüz Korkmaz: "Gazetecilik algı operasyonlarına alet edilemez. Sözcü TV'nin taraflı yayıncılığını kınıyoruz." Haber

Genel Yayın Koordinatörümüz Korkmaz: "Gazetecilik algı operasyonlarına alet edilemez. Sözcü TV'nin taraflı yayıncılığını kınıyoruz."

Haber Değer Genel Yayın Koordinatörü olarak, kamuoyunun tarafsız ve doğru haber alma hakkını savunan temel yayıncılık ilkelerimiz gereği, 20 Haziran 2026 akşamı Sözcü TV ekranlarında canlı olarak yayınlanan ve CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuk olduğu programı derin bir teessüf ve endişeyle takip ettim. Tarafsız yayıncılık iddiasıyla izleyici karşısına çıkan bir mecrada; moderatör Senem Toluay Ilgaz, program sözcüsü Aslı Kurtuluş Mutlu ve gazeteci Barış Terkoğlu’nun yayın boyunca sergilediği tutum, gazetecilik meslek etiğinden fersah fersah uzaktı. Ekranlarda şahit olduğumuz manzara, soru sorma ve gerçeği arama eyleminden ziyade, açık bir algı operasyonu izlenimi vermiştir. Kamuoyunu aydınlatmak yerine bir çizgiyi korumak Bir gazetecinin asli görevi; muhatabına objektif, adil ve kamu yararını gözeten sorular yöneltmektir. Ancak dünkü yayında, soruların merkezinde kamuoyunu aydınlatma kaygısının değil, açıkça yolsuzluk, hırsızlık ve hatta vatana ihanet iddialarından ötürü Silivri cezaevinde tutuklu bulunan "İmamoğlu çizgisini" koruma ve savunma refleksinin yattığı görülmüştür. Gazetecilik adı altında yürütülen bu güdümlü yayıncılık anlayışı, medyanın bağımsızlığına ve saygınlığına vurulmuş ağır bir darbedir. Sükunet ve tecrübe, algı düzenini boşa düşürdü Karşı karşıya kaldığı bu taraflı ve yönlendirici yayın dili karşısında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; devlet adamlığı ciddiyeti, sükuneti ve yılların getirdiği siyasi tecrübesiyle bu düzeneği adeta boşa düşürmüştür. Verilen net, tutarlı ve sakin cevaplar, stüdyoda kurulan algı mimarisini yıkmış; gazetecilik adı altında sergilenen tarafgirlik, canlı yayında hak ettiği cevabı bizzat konuğun duruşuyla almıştır. Milyonlarca izleyici, "genel başkanlık ağırlığının" ve siyasi olgunluğun ne anlama geldiğine bir kez daha şahit olmuştur. Kınıyoruz Gazetecilik; birilerini koruma, birilerine kalkan olma veya siyasi mühendislik yapma sanatı değildir. Haber Değer ailesi olarak, ekranları birer algı merkezine dönüştüren, meslek ilkelerini siyasi ajandalarına kurban eden bu taraflı yayıncılık anlayışını şiddetle kınıyoruz. Gerçek gazeteciliğin, her türlü yönlendirmenin ve siyasi vesayetin üstünde olduğuna olan inancımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Mehmet Anıl Korkmaz Haber Değer Genel Yayın Koordinatörü

DMM’den “Okul saldırganı ölmedi” iddialarına yalanlama Haber

DMM’den “Okul saldırganı ölmedi” iddialarına yalanlama

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yapılan açıklamada, “Bazı sosyal medya mecralarında ve dijital platformlarda, Kahramanmaraş’ta gerçekleşen elim hadisenin failinin ölmediğine dair dolaşıma sokulan iddialar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır” denildi. Saldırganın 16 Nisan’da defnedildiği açıklandı Açıklamada, saldırıyı gerçekleştiren 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli ile ilgili adli ve tıbbi işlemlerin tamamlandığı, şahsın 16 Nisan 2026 tarihinde defnedildiği belirtildi. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, resmi kayıtlarla sabit olan bu bilginin aksine yapılan paylaşımların “algı operasyonu” ve “kara propaganda” niteliği taşıdığını savundu. “Toplumsal hassasiyetler istismar ediliyor” Merkez, söz konusu paylaşımların toplumsal hassasiyetleri istismar etmeyi, devlet ile toplum arasındaki güven bağını zedelemeyi ve milli birlik duygusunu sarsmayı amaçladığını öne sürdü. Açıklamada, halkı yanıltıcı bilgi yaydığı değerlendirilen kişiler hakkında yasal süreç başlatıldığı da ifade edildi. Kahramanmaraş’taki saldırıda 10 kişi yaşamını yitirmişti Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan’da meydana gelen saldırıda, 9 öğrenci ve 1 öğretmen olmak üzere 10 kişi yaşamını yitirmişti. Saldırının ardından failin babası olan Uğur Mersinli tutuklanmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mansur Yavaş: Adalet bir gün herkese lazım olacak Haber

Mansur Yavaş: Adalet bir gün herkese lazım olacak

“Hiçbir baskı bizi yolumuzdan alıkoyamaz” çıkışı gündem oldu. Mansur Yavaş, son günlerde hakkında ortaya atılan iddialar ve yürüyen adli süreçler üzerinden yapılan tartışmalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yavaş, belli çevreler tarafından bilinçli bir kampanya yürütüldüğünü savunarak, bunun bir “algı operasyonu” olduğunu ifade etti. “Mesele şahsım değil, siyasi hesaplar” mesajı verdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın, “Yarın soruşturma açılınca Mansur Yavaş da ayak altından çekilecek” sözleri sonrası gözler Yavaş’a çevrilmişti. Yavaş, açıklamasında kendisinin siyasi operasyonların figüranı olmayacağını belirterek, yetkiyi milletten aldığını ve görevini şeffaf biçimde sürdürdüğünü vurguladı. “Saklayacak hiçbir şeyim yok” dedi. Hakkında 2019’dan bu yana 100’ün üzerinde şikâyet yapıldığını ifade eden Yavaş, dosyaların büyük bölümünde ifadesinin dahi alınmadığını söyledi. Danıştay’da iki dosyasının bulunduğunu belirten Yavaş, kendi döneminde ortaya çıkan iddialarda iç teftiş başlattığını ve dosyaları savcılığa ilettiğini aktardı. “Adalet bir gün herkese lazım olur” vurgusu yaptı. Şeffaflık ve mali disiplin politikalarıyla hareket ettiklerini dile getiren Yavaş, kamu kaynaklarını koruduklarını ve uluslararası düzeyde ödüller aldıklarını belirtti. Açıklamasını “Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz” sözleriyle tamamlayan Yavaş, adalet vurgusu yaptı. Açıklama, Ankara kulislerinde süren tartışmaların daha da alevlenmesine neden oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor" Haber

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor"

Son günlerde Ankara’da su kesintisi yaşandığına dair çıkan haberler üzerine basın toplantısı düzenleyen ABB Başkanı Mansur Yavaş, iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Kent genelinde suyun kesilmediğini vurgulayan Yavaş, yapılan haberleri “dezenformasyon” olarak nitelendirdi ve bu paylaşımlarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. “Dezenformasyon yapanların hepsini savcılığa vereceğiz” Mansur Yavaş, bazı siyasetçilerin ve televizyon yorumcularının gerçeği çarpıttığını söyleyerek, su tasarrufu çağrısı yapan ancak yüksek miktarda su tüketen isimlerin verilerinin ellerinde olduğunu dile getirdi. Yavaş, “Televizyonlarda bağırıp çağıranlar aylık ortalama 20 metreküp su kullanıyor, sosyal medyada bağıran birinin evinde ise 37 metreküp su tüketildiğini görüyoruz. Bunların tamamını dezenformasyondan savcılığa vereceğiz” dedi. “Kuraklık küresel, Ankara da etkileniyor” Açıklamasında kuraklık sorununa da değinen Yavaş, yaşanan sürecin sıradan bir kuraklık olmadığını ifade etti. Akdeniz Havzası’nın dünyanın en hızlı kuruyan bölgelerinden biri haline geldiğini söyleyen Yavaş, bu tablonun Elazığ, Konya, Kayseri ve Ankara’yı doğrudan etkilediğini belirtti. Ankara’nın tarihinin en kurak dönemlerinden birini yaşadığını vurgulayan Yavaş, nüfus artarken barajlara gelen su miktarının azaldığını dile getirdi. DSİ’ye uyarı yapıldı, yanıt gelmedi Yavaş, Devlet Su İşleri’ni daha önce uyardıklarını belirterek, 2029 yılında Ankara’da kuraklık olmasa dahi mevcut nüfusla su sıkıntısı yaşanacağına dair rapor hazırladıklarını, ancak bu rapora resmi bir yanıt alamadıklarını söyledi. “Amaç CHP’li belediyeleri başarısız göstermek” Yavaş, su kesintileri üzerinden CHP’li belediyelere yönelik bir algı operasyonu yürütüldüğünü savunarak, “Amaç, ‘CHP’li belediyeler şehri susuz bıraktı’ algısını oluşturmak. Oysa Türkiye’nin birçok kentinde su sıkıntısı yaşanıyor” ifadelerini kullandı. Belediye Meclisi’nde yaptığı yoklamada, yalnızca yedi kişinin su kesintisi yaşadığını söylediğini aktaran Yavaş, kesintilerin sınırlı bölgelerde ve geçici olduğunu vurguladı. İsim vermeden Melih Gökçek’e sert eleştiri Eski ABB Başkanı Melih Gökçek’i isim vermeden eleştiren Yavaş, “Hiç tasarruf yapmamışlar. Su tasarrufu çağrısı yapıp kendi evinde aylık 37 ton su kullananlar var. Bir ton bile kısmamışlar, muhtemelen bahçelerini suluyorlar” dedi. Yavaş’ın “Kadı defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş” sözleri dikkat çekti. “Ankara halkı susuz bırakılmadı” ASKİ’nin günlük su verme kapasitesinin 1 milyon 240 bin metreküp olduğunu belirten Yavaş, bugüne kadar bu rakamın altına düşülmediğini söyledi. Yüksek kesimlerde zaman zaman yaşanan su sıkıntıları için yurttaşlardan özür dileyen Yavaş, Ankara’nın büyük bölümünde su sorunu bulunmadığını vurguladı. Basın toplantısını “Ankara’da şu an genel bir su problemi yok” sözleriyle tamamlayan Mansur Yavaş, yurttaşları resmi açıklamalar dışındaki iddialara itibar etmemeye çağırdı.

Üvey anne’ ifşası sonu oldu Haber

Üvey anne’ ifşası sonu oldu

Magazin gündemine bomba gibi düşen "Bez Bebek" kavgasında fatura kesildi. Dizideki rol arkadaşı Asena Keskinci’nin, "Sette bana kötü davranırdı, annemle babamın ayrılmasına sebep oldu, o benim üvey annem" şeklindeki şoke edici ifşalarının ardından sunucu ve oyuncu Evrim Akın, Kanal D ekranlarındaki işinden oldu. Sessiz sedasız yollar ayrıldı Kanal D yönetimi, yıllardır ‘Ev Gezmesi’ programını sunan Evrim Akın ile ilgili kararını verdi. Akın, hakkındaki iddiaları kesin bir dille yalanlayıp "Algı operasyonu yapılıyor" dese de programdan sessiz sedasız çıkarıldı. Kanalın, Akın’ın yerine ünlülerin evlerini gezmesi için deneyimli magazin muhabiri Asiye Acar’ı getirdiği öğrenildi. Ne olmuştu? "Bu kadın benim üvey annem" 2007-2010 yılları arasında yayınlanan "Bez Bebek" dizisinin çocuk yıldızı Asena Keskinci, geçtiğimiz günlerde eski defterleri açarak ortalığı karıştırmıştı. Keskinci, Evrim Akın’ın sette kendisine mobbing uyguladığını iddia etmiş ve daha da ileri giderek özel hayatıyla ilgili şu çarpıcı açıklamayı yapmıştı: "Annemle babamın boşanmasında payı var. Bu kadın, benim üvey annem oluyor. Hâlâ beraberler, babamla aynı evde yaşıyorlar." "Ağlamaktan bitap düştüm" demişti İddiaların odağındaki Evrim Akın ise avukatı aracılığıyla suçlamaları reddetmişti. Psikolojik olarak zor günler geçirdiğini belirten Akın, "Bu algı operasyonu sinirimizi bozdu. İnanın oturduğum koltuktan kalkamıyorum. Ağlamaktan bitap oldum" diyerek kendini savunmuştu. Ancak bu savunma, ekran macerasının sona ermesine engel olamadı.

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı? Haber

Yedi yıllık mesajlar ortaya saçıldı: Set arkasında neler yaşandı?

Eski set arkadaşları arasındaki gerilim kamuoyuna taşındı. Bir döneme damga vuran Bez Bebek dizisinin oyuncularından Asena Keskinci, sosyal medyada yayımladığı video ile rol arkadaşı Evrim Akın hakkında ağır iddialar ortaya attı. Keskinci, “mobbing” yaşadığını savunarak, Akın’ın yıllardır babasıyla aynı evde yaşadığı öne sürüsünü de gündeme getirdi ve yaşadıklarını “ifşa” başlığıyla kamuoyuna açtı. “Diziden attırırsam ne olur?” sözü tartışmanın fitilini ateşledi. Keskinci, sette herkesin Akın’dan çekindiğini ileri sürerken, kendisine yönelik “Bir de ben seni bu diziden attırırsam ne olur?” şeklinde ifadeler kullanıldığını iddia etti. Ayrıca yapım ekibinin, rol arkadaşı hakkında “ağır ilaçlar kullandığı” yönünde telkinlerle, kendisinden “alttan almasını” istediğini öne sürdü ve bu süreçte oyuncu değişikliğine gidildiğini iddialarına ekledi. Evrim Akın sessizliğini bozdu, kameralar önünde ağladı. Gündem olan açıklamaların ardından Akın ilk kez doğrudan konuştu. “İyilikten başka ne yaptım?” diyerek gözyaşlarına hâkim olamayan oyuncu, kendisine yönelik bir “algı operasyonu” yürütüldüğünü savundu. Duygusal anların yaşandığı açıklamada Akın, iddiaların kendisini yıprattığını ve yıllardır sürdürdüğü ilişkilerin “iyilik üzerinden okunması gerektiğini” söyledi. Mesajlar ortaya saçıldı, delil tartışması yeni bir boyut kazandı. Akın, savunmasını yalnızca sözle sınırlı bırakmadı; Asena Keskinci ile “7 yıl önce”ye tarihlenen mesajlaşmaları sosyal medya hesabında paylaştı. Bununla da yetinmeyen oyuncu, Keskinci’nin annesiyle yaptığı yazışmaları da yayımlayarak, iddialara “belgeyle” karşılık vermeyi tercih etti. Avukattan karşı hamle geldi, “travma” vurgusu yapıldı. Keskinci’nin avukatı Feyza Altun, yazılı bir açıklama yaparak müvekkilinin çocukluk ve gençlik döneminde yaşadıklarının “duygusal ve fiziksel şiddet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada, travmaların görünür olmasının yıllar alabileceği, tek bir tetikleyici olayın dahi tüm yükü ortaya çıkarabileceği vurgulandı ve “Hukuk önünde gerçeklerin açığa çıkması” kararlılığı ifade edildi. Destek ve karşıt açıklamalar cepheleşmeyi büyüttü. Keskinci’nin paylaşımlarının ardından dizi ekibinden bazı isimlerin destek mesajları vermesi, bazı isimlerin ise Akın’ın yanında durması krizi ikiye böldü. Sosyal medya, izleyici yorumlarıyla adeta bir açık mahkeme salonuna döndü; “ifşa” ile “savunma” arasında gidip gelen mesajlar gündemi belirledi. Gözler hukuki sürece çevrildi, son söz mahkemenin olacak. Taraflardan gelen karşılıklı açıklamalar, tartışmayı magazin sınırlarının dışına taşıdı. Şimdi merak edilen, iddiaların yargı önüne taşınıp taşınmayacağı ve paylaşılan mesajların hukuki karşılığının ne olacağı. Kamuoyu, “gözyaşı mı, belge mi?” sorusunun yanıtını adli süreçte arayacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.