SON DAKİKA

#Amp

HABER DEĞER - Amp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Amp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ezgi Apartmanı davasında firari sanık yakalandı Haber

Ezgi Apartmanı davasında firari sanık yakalandı

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yıkılan Ezgi Apartmanı’na ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında firari olarak aranan iki sanık Ankara’da düzenlenen operasyonla yakalandı. Operasyonun ardından sanıklar gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi. Ankara’da operasyon düzenlendi Soruşturma kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan Kervan Pastanesi sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in Ankara’nın Etimesgut ilçesinde bulundukları adres tespit edildi. Polis ekiplerinin gece saatlerinde düzenlediği operasyonla iki firari sanık gözaltına alındı. Depremde 35 kişi hayatını kaybetmişti Ezgi Apartmanı, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılmış ve binada yaşayan 35 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın ardından başlatılan soruşturmalarda binanın zemin katında faaliyet gösteren pastanede yapılan tadilatların ve kolon kesildiği iddialarının yıkımda etkili olduğu gündeme gelmişti. 876 yıla kadar hapis istemi Soruşturma kapsamında Kervan Pastanesi sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile bazı diğer sanıklar hakkında “olası kastla kasten öldürme ve yaralama” suçlamalarıyla 876 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildiği belirtiliyor. Tutuklanarak cezaevine gönderildiler Operasyon sonrası gözaltına alınan firari sanıkların adliyeye sevk edildiği ve çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildikleri bildirildi. Soruşturma ve yargı sürecinin devam ettiği öğrenildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kavurma olan yarış atı skandalındaki gelişme Haber

Kavurma olan yarış atı skandalındaki gelişme

Adana Yeşiloba Hipodromu’nda koşmuş ve 3 birinciliği bulunan 4 yaşındaki İngiliz yarış atı Smart Latch’in kesilip kavurma yapılarak Mersin’de bir aşevinde dağıtıldığı iddiası kamuoyunda büyük tepki yaratırken, olayla ilgili yeni bir gelişme ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürüttüğü inceleme kapsamında, atın sahibi iş insanı Suat Topçu’ya “atın hibe edilmesi durumunun bildirilmemesi” gerekçesiyle 132 bin 108 TL idari para cezası kesildi. Kavurmadan çıkan çip skandalı ortaya çıkardı Olay, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ait aşevinde dağıtılan kavurmada bir kişinin yabancı madde fark etmesiyle başladı. Yurttaşın Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığı şikayet üzerine Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ekipleri inceleme başlattı. Yapılan araştırmada yemekten çıkan yabancı maddenin, Adana Yeşiloba Hipodromu’nda yarışmış olan Smart Latch isimli yarış atına ait elektronik kimlik çipi olduğu tespit edildi. Alınan numunelerin analizinde ise kavurmanın tek tırnaklı hayvan eti, yani at eti olduğu belirlendi. Bakanlığın tağşiş listesine girdi Tarım ve Orman Bakanlığı, 12 Mart’ta yayımladığı tağşiş listesinde Mersin Büyükşehir Belediyesi aşevinde pişirilen kavurma etinde tek tırnaklı hayvan eti tespit edildiğini duyurdu. Olayın kamuoyuna yansımasının ardından Mersin Büyükşehir Belediyesi ise aşevinde kullanılan etin mevzuata uygun şekilde temin edildiğini savunan bir açıklama yaptı. Atın sahibi: “Bakanlık arayınca öğrendim, yıkıldım” Atın sahibi iş insanı Suat Topçu, yarış kariyeri 14 Ekim 2025’te sona eren Smart Latch’i sakatlık nedeniyle yarışlardan çektiklerini ve daha sonra hibe etmek üzere güvenilir bir yer aradıklarını söyledi. Topçu, atı Osmaniye’de bir binicilik kulübüne ücretsiz şekilde teslim ettiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ben binicilik kulübüne teslim etmiştim. Sonra bakanlık yetkililerinin araması sonucu yaşananları öğrendim ve adeta yıkıldım. İyilik yapalım derken bir kötülüğe vesile olmak çok kötü bir duygu.” Hibe bildirimi yapılmadığı için ceza kesildi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan incelemede, atın hibe edildiğine dair resmi bildirimin yapılmadığı tespit edildi. Bu nedenle Suat Topçu’ya 132 bin 108 TL idari para cezası kesildi. Topçu, soruşturmanın devam ettiğini belirterek, yarış hayatı sona eren atların akıbeti için Türkiye’de daha sistemli bir düzenleme yapılması gerektiğini savundu. “Çip çıkmasa haberimiz olmayacaktı” Topçu, olayın çip sayesinde ortaya çıktığını vurgulayarak şunları söyledi: “Atımızın çipi o yemeğin içinden çıkmış. Ya çıkmasaydı? Maalesef haberimiz de olmayacaktı. Yarış hayatı biten atlar için İngiltere’de olduğu gibi merkezi bir sistem kurulması gerekir.” haberdeger.com — Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazze Mahkemesi: Nihai karar çıktı — ‘Soykırım ve apartheid’ tespitiyle küresel çağrı Haber

Gazze Mahkemesi: Nihai karar çıktı — ‘Soykırım ve apartheid’ tespitiyle küresel çağrı

Gazze’de işlenen savaş suçlarını incelemek üzere bağımsız olarak düzenlenen “Gazze Mahkemesi”, İstanbul Üniversitesi’ndeki final oturumlarının dördüncü gününde nihai kararını açıkladı. Mahkeme, açlığın silah olarak kullanılması, tıbbi bakımın reddi, zorla yerinden etme gibi uygulamaların soykırım ve toplu cezalandırma araçları olduğunu; İsrail’in eylemlerinin Siyonizm kökenli üstünlükçi bir apartheid rejisi bağlamında değerlendirilebileceğini ilan etti. Kararda ayrıca Batılı hükümetlerin, özellikle ABDnin, diplomatik ve askeri desteğiyle “suç ortaklığı” yaptığı ileri sürülerek BM Genel Kurulu aracılığıyla acil kolektif önlemler alınması çağrısı yapıldı. Mahkemenin en kritik tespiti: İsrail’in uygulamaları soykırım vasfı taşıyor Gazze Mahkemesi karar metni, “Açlığın silah haline getirilmesi, tıbbi bakımın reddi ve zorla yerinden edilme” gibi uygulamaların tüm nüfusu hedef alan toplu cezalandırma ve soykırım araçları olduğunu beyan ediyor. Bu vurgu, mahkemenin delil değerlendirmesinin merkezinde yer aldı ve uluslararası hukukun en ağır suç kategorilerinden birine işaret etti. Mahkeme, bu tespitle İsrail uygulamalarının salt çatışma uygulamaları olmadığını, kitlesel yok etmeye varan politik sonuçlar doğurduğunu savundu. “Bu bir insanlık suçudur; araçları arasında açlık ve sağlık hizmetlerinin sistematik dışında bırakılması vardır,” şeklinde özetlenebilecek bu tespit, karar metninde vurgulanmış bulunuyor. Batılı aktörlerin rolü ve sorumluluk iddiası: ABD ve müttefiklerinin “suç ortaklığı” iddiası Mahkeme kararında Batılı hükümetlerin, özellikle ABD’nin, İsrail’e sağladığı diplomatik koruma, silah ve istihbarat desteği yoluyla sürece suç ortaklığı düzeyinde katkıda bulunduğu ileri sürüldü. Karar, bu destek zincirinin kimi hallerde fiili işbirliğine dönüştüğünü; dolayısıyla yalnızca İsrail değil, yardakçı aktörlerin de sorumluluk taşıdığını belirtiyor. Bu vurgu, uluslararası sorumluluk ve hesap verme yollarının genişletilmesi çağrısını beraberinde getiriyor. “Batılı hükümetler, özellikle ABD, diplomatik koruma, silah, istihbarat, askeri yardım ve eğitim sağlama ve ekonomik ilişkileri sürdürme yoluyla İsrail’in soykırımına suç ortaktır.” Mahkemenin somut önerileri: BM Genel Kurulu’na ve küresel harekete çağrı Karar metni, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD vetoları nedeniyle etkisiz kaldığı vurgusuyla, BM Genel Kurulu’nun “Barış için Birleşme Kararı” (Uniting for Peace) mekanizmasını etkinleştirmesini öneriyor; amaç, Filistin toprakları için koruyucu bir güç kurulması ve soykırımın durdurulması yönünde kolektif adımlar atılması. Ayrıca karar, Siyonist yapıların güç kaynaklarının haritalandırılması ve bunlara karşı hukuki, ekonomik, kültürel ve teknolojik alanlarda koordineli küresel bir strateji inşa edilmesi çağrısını içeriyor. “BM Genel Kurulu’nun Barış için Birleşme Kararı etkinleştirilmeli; Siyonist yapıları ortadan kaldırmaya yönelik hak temelli bir strateji ile güç kaynakları haritalandırılmalıdır.” Hukuki mahiyet ve pratik etkiler: Bu kararın bağlayıcılığı ve olası yansımaları Gazze Mahkemesi bağımsız, sivil toplum odaklı bir girişim olarak kuruldu; uluslararası bir yargı organı statüsünde değildir. Dolayısıyla kararın hukuki bağlayıcılığı sınırlıdır; ancak politik ve normatif etkisi yüksek olabilir. Kararın pratik yansımaları şunlar olabilir: Siyasi baskı ve kamuoyu mobilizasyonu: Karar, hükümetleri ve uluslararası kurumları harekete geçirmek üzere küresel bir kampanyanın dayanak metni haline gelebilir. Hukuki strateji ve delil havuzu: Mahkeme tarafından derlenen deliller ve tespitler, uluslararası ceza yargılamalarında veya ulusal mahkemelerde kullanılmak üzere referans gösterilebilir; özellikle insan hakları örgütlerinin ve mağdur temsilcilerinin ileri sürecekleri davalarda etkili olabilir. Diplomasi ve yaptırım tartışmaları: Kararın “suç ortaklığı” iddiaları, bazı devletlerin İsrail’le ilişkilerini ve silah-ticaret pratiklerini gözden geçirmesine yol açabilir; ancak bunun gerçekleşmesi siyaset, ekonomik çıkarlar ve güvenlik değerlendirmelerine bağlıdır. Eleştiriler ve muhtemel itirazlar: Kararın meşruiyeti ve tarafsızlık tartışmaları Kararın savları, özellikle “soykırım” ve “Siyonizm’i ortadan kaldırma” gibi ifadeler nedeniyle yoğun tartışma doğuracaktır. Olası itirazlar şöyle özetlenebilir: Hukuki usul itirazları: Mahkemenin bağlayıcı bir uluslararası mahkeme olmadığı, metodolojisinin ve delil değerlendirme süreçlerinin tartışmaya açık olduğu iddia edilebilir. Siyasi karşı-ataklar: İsrail ve destekçileri, kararın siyasi amaçlı ve önyargılı olduğunu ileri sürerek itiraz edecek; ayrıca BM nezdinde benzer girişimler karşı kampanyalarla karşılaşabilir. Pratik uygulanabilirlik: Kararın öngördüğü geniş kapsamlı küresel izolasyon ve Siyonist yapıların “ortadan kaldırılması” çağrısı, uluslararası hukuk ve politika gerçekleriyle sınırlanacaktır; dolayısıyla somut adımlara dönüşmesi uzun ve karmaşık bir süreç gerektirir. Karar hem bir hukuk arayışı hem de uluslararası siyaset aynasıdır Gazze Mahkemesi’nin nihai bildirgesi, hukuki terimlerle ağır bir itham (soykırım, apartheid) getirirken, aynı zamanda uluslararası kamuoyunu harekete geçirme amacı taşıyan stratejik bir belge niteliğinde. Kararın gücü, delillerin kamuoyuna açılması, uzman ve gözlemci beyanlarının derlenmesi ve normatif bir çerçeve sunmasından geliyor. Ancak kararın uluslararası sistem üzerindeki etkisi, BM mekanizmalarının işleyişi, büyük güçlerin (özellikle ABD) tepkisi ve Avrupa devletlerinin politik tercihleri ile sınırlandırılacaktır. “Gazze Mahkemesi, soykırım iddiasını delilleriyle ortaya koyuyor; artık soru, uluslararası sistemin bu iddialara nasıl yanıt vereceğidir.” Ne değişti, ne değişebilir? Gazze Mahkemesi’nin İstanbul’daki final oturumunun nihai bildirisinin önemi şu iki düzlemde özetlenebilir: birincisi, hukuki ve vicdani bir belge olarak Gazze’de yaşananlara dair güçlü bir kayıt sunması; ikincisi, politik araç olarak küresel dayanışmayı ve kurumsal müdahaleyi tetikleme potansiyeli taşıması. Ancak unutulmamalıdır ki, kararın bağlayıcılığı sınırlıdır; gerçek değişim, BM organları, devlet siyasetleri ve uluslararası hukuk mekanizmalarının bu tespiti nasıl ele alacağıyla belirlenecektir. Türkiye halkı ve küresel kamuoyu, şimdi bu kararın izlerini diplomasi, sivil toplum kampanyaları ve hukuki takibatta arayacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.