SON DAKİKA

#Anadolu

HABER DEĞER - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeşilçam Tadında Eğlenceli Bir Komedi: "Damat Mektebi" Beyazperdeyle Buluşuyor Haber

Yeşilçam Tadında Eğlenceli Bir Komedi: "Damat Mektebi" Beyazperdeyle Buluşuyor

Köyde Tüm Dengeleri Sarsan "Damat Mektebi" Hikâyesi Filmin merkezinde, uzun zamandır düğün yapılmayan ve adeta bir umutsuzluk girdabına kapılmış geleneksel bir Anadolu köyü yer alıyor. Köyün genç kızlarının aileleri tarafından "ham, kaba ve görgüsüz" bulunan köy delikanlıları, son dönemde artan "şehirli damat" furyası karşısında tamamen gözden düşmüş durumdadır. Bu durum, genç erkeklerin hızla köyü terk etmesine ve topraklarından kopmasına yol açmaktadır. Öte yandan, bu sosyal çözülme ortamı, eski ağalık günlerine yeniden dönmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmekte ve Ferman Ağa gibi figürlerin köy üzerindeki baskısını artırmaktadır. Ancak bu kasvetli ve tekdüze tablo, köyde gerçekleşen bir düğün sırasında gelinin gizemli bir atlı tarafından kaçırılmasıyla kökten sarsılır. Herkes bu esrarengiz ve efsanevi kişinin peşine düşerken, yıllar önce köyden ayrılıp büyükşehirde bambaşka bir hayata adım atan Miran memleketine geri döner. Miran, köydeki asıl sorunun efsanelerde veya batıl inançlarda değil, gençlerin kendilerini doğru ifade edememesinde ve kadınlarla kurdukları iletişim modellerinde olduğunu fark eder. Bu tespitle birlikte köy kahvesini tamamen dönüştüren Miran, eşsiz bir eğitim yuvası olan "Damat Mektebi"ni kurar. Bu okulda gençler; karşısındakini dinlemeyi, etkili iletişim kurmayı, özgüven kazanmayı, kadınlarla eşit ve saygılı ilişkiler geliştirmeyi öğrenirler. Bu süreç, sadece gençlerin bireysel dönüşümünü sağlamakla kalmaz, aynı zamanda köydeki geleneksel güç odaklarıyla ve fevri zihniyetlerle yaşanan eğlenceli bir mücadelenin de fitilini ateşler. Zorlu Çekim Koşulları ve Otantik Atmosfer Yönetmen Hakan Kurşun, sinema sektöründe artık otantik anlamda, o saf köy dokusunu koruyan mekan bulmanın ne kadar zorlaştığına dikkat çekiyor. Mardin ile Midyat arasında, adeta zamanın durduğu özel bir köyde karar kılan ekip, oldukça iptidai ve zorlu koşullarda çalışarak bu büyüleyici atmosferi beyazperdeye taşıdı. Yaklaşık 3 hafta süren bu yoğun ve meşakkatli çekim maratonu, ekibin özverili çalışmalarıyla ekrana yansıdı. Setteki bu samimi ve zorlu emek, filmin genelindeki organik dokunun ve inandırıcılığın en büyük teminatı oldu. Usta İsimlerin Buluştuğu Göz Alıcı Kadro "Damat Mektebi", yalnızca hikâyesiyle değil, Türk sineması ve tiyatrosunun en kıymetli yüzlerini bir araya getiren kadrosuyla da parlıyor. Filmin başrollerini kusursuz bir uyumla paylaşan Sermiyan Midyat ("Miran" karakteriyle) ve Algı Eke, hikâyenin merkezindeki dinamizmi sırtlıyor. Kadroda onlara eşlik eden usta isimler ise yapıma ayrı bir derinlik ve mizahi tat katıyor: Cezmi Baskın, eski ağalık günlerini yeniden canlandırma hayalleri kuran ve bu süreçteki otoriter yapısıyla dikkat çeken “Ferman Ağa” karakterine hayat veriyor. Türk sinema ve tiyatrosunun ezber bozan güçlü kalemi ve yüzü Füsun Demirel, performansıyla filme bambaşka bir soluk getiriyor. Son dönemin başarılı ve üretken oyuncularından Mustafa Kırantepe, ekibin komedi ve dram dengesini kuran kilit isimleri arasında yer alıyor. Oyuncuların her biri, karakterlerine kattıkları yerel tınılar ve samimi oyunculuk refleksleriyle izleyiciyi hikâyenin içine rahatlıkla çekiyor. Yeşilçam’ın Sıcak Dilinden İlham Alan Bir Komedi Yapım ekibinin özellikle Yeşilçam'ın o naif, halkın içinden çıkan, güldürürken düşündüren ve insanı kucaklayan sıcak diline yakınlaşmaya özen gösterdiği bilinmektedir. "Damat Mektebi", günümüz komedi sinemasında sıkça rastlanan kör göze parmak sokan, zorlama mizahlardan özenle kaçınıyor. Bunun yerine, Anadolu'nun geleneksel yapısını, insan ilişkilerini ve toplumsal değişimleri eleştirel ama bir o kadar da sevecen bir süzgeçten geçirerek seyircisine sunuyor. Anadolu'nun büyüleyici coğrafyasında geçen, kahkaha dolu sahnelerinin yanı sıra kadın-erkek ilişkileri ve toplumsal dönüşüm üzerine kurduğu ince alt metinlerle dikkat çeken bu keyifli yapım, sinemaseverlere uzun süredir özledikleri sinema tadını vadediyor. 25 Eylül'de vizyona girecek olan bu filmi kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Ön gösterimleri ve Atlas Sineması’ndaki görkemli galasıyla sinema kulislerinde şimdiden büyük bir merak uyandıran film, yalnızca Türkiye'de değil; 25 Eylül'de Almanya, Belçika ve Avusturya'daki sinemaseverlerle de aynı anda buluşacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Genel Başkanı Bahçeli’den dikkat çeken vurgu: "İş dünyasının etik krizine tek çözüm ahilik" Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli’den dikkat çeken vurgu: "İş dünyasının etik krizine tek çözüm ahilik"

Ahilik kültürünün Anadolu'daki rolü Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ahilik Haftası vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, Ahilik geleneğinin Anadolu’nun sosyal, ekonomik ve mesleki yapısında köklü bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, bu mirasın günümüz çalışma hayatına uyarlanması gerektiğini belirtti. 13. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun şekillenmesinde rol oynayan bu medeniyet projesinin, Türk-İslam anlayışını mesleki ve etik ilkelerle birleştirdiğini ifade eden Bahçeli, sistemin Ahi Evran öncülüğünde üretici ile tüketici, sermaye ile emek arasındaki ilişkileri çatışmadan uzak bir temelde kurumsallaştırdığını kaydetti. "Eğitim sadece tezgah başında bitmez" Açıklamasında Ahilik sisteminin eğitsel ve toplumsal dinamiklerine dikkat çeken Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu: "Ahilik sisteminde eğitim sadece tezgâh başında bitmez; yaşam boyu süren bir olgunlaşma yolculuğudur. Yamaklıktan ustalığa giden yolda, örneğin 1001 günlük o çetin çıraklık sürecinde sadece bilek gücü değil, karakter sınanır. Yeterliliğini ve ahlakını ispatlayan yiğitler, şed kuşanma törenleriyle makam bulur. Ahiler gündüz iş yerlerinde "yaparak öğrenme" prensibiyle eğitilirken, akşamları zaviye ve yaren odalarında ilimle, edebiyatla, sanatla yoğrulmuştur. Ustalık payesine erişene esnafın ortak birikimi olan "orta sandığı" vasıtasıyla sermaye aktarılır; dükkân açma imkânı verilerek istihdam güvence altına alınırdı. Bu durumda şu soru kaçınılmaz olmaktadır. Bugün modern yönetim biliminin "yeni" diye önümüze koyduğu kavramlar gerçekten yeni midir?" Modern yönetim ilkeleri ve tarihi kökler Bahçeli, günümüzdeki modern yönetim ve kalite standartlarının temellerinin geçmişteki Ahilik uygulamalarında yer aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bizim bugün ISO 9001 veya TSE standartları dediğimiz Kalite Yönetimi’nin ilk yazılı tohumları, 16. yüzyılın başındaki Bursa, İzmir ve Edirne İhtisab Kanunnameleri ile bu topraklarda atılmadı mı? Hatalı üretim yapanın "pabucunu dama atan" o tavizsiz kalite anlayışı değil miydi? Bugün pazarlamada "dış müşteri memnuniyeti" dediğimiz şey, Ahinin müşteriyi "velinimet" sayan o derin saygısı değil midir? Usta ve kalfanın çırağa rehberlik etmesi, modern yönetim literatüründeki Mentorluk kuramının ta kendisi değil midir? Aynı zanaat kolunun aynı çarşıda toplanmasıyla sağlanan oto-kontrol ve adil fiyatlandırma, günümüzün kümelenme ve modern AVM modellerinin erken bir işareti değil midir?" "Ahiliğin mirasını sadece tarih sayfalarına gömemeyiz" Tarihsel süreçte yaşanan Sanayi Devrimi ve kapitülasyonlar gibi dış ve iç etkenler nedeniyle yapının kan kaybettiğini belirten Bahçeli, mesajını şu sözlerle tamamladı: "Ne yazık ki bu muazzam yapı; Sanayi Devrimi'nin ucuz seri üretimi, 1838 Baltalimanı gibi kapitülasyon antlaşmaları ve zamanla yaşanan içsel problemler karşısında kan kaybetmiştir. Fakat Ahiliğin bıraktığı mirası sadece tarih sayfalarına gömemeyiz. Ahilik; sadece metai değer veya sermaye birikimi üreten değil, insanı ve ahlakı merkeze koyan bütüncül bir dünya görüşüdür. Günümüz iş dünyasının boğuştuğu etik krizlere, kalite sorunlarına ve tüketici ihlallerine karşı Ahilik, tarihten yükselen en güçlü, en işlevsel rehberdir. Sadece geçmişi yâd etmekle kalmamalı; Ahiliğin insan merkezli değerlerini modern yönetim ilkeleriyle yeniden sentezleyerek geleceğin çalışma hayatını inşa etmeliyiz. Bu duygu ve düşüncelerle Ahilik kültürünün temel değerlerinin gelecek nesillere aktarılmasını temenni ediyor; tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Haftasını gönülden kutluyor, sağlık, huzur ve bereket diliyorum." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yunanistan'ın "soykırım" iddialarına Dışişleri Bakanlığı’ndan sert tepki: "Aklıselime davet ediyoruz" Haber

Yunanistan'ın "soykırım" iddialarına Dışişleri Bakanlığı’ndan sert tepki: "Aklıselime davet ediyoruz"

"Mesnetsiz açıklamaları reddediyoruz" Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın, Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da yaşayan Rumlara yönelik soykırım uygulandığını savunarak bu dönemde Anadolu’dan Yunanistan’a göç edenleri andığı sosyal medya paylaşımına Ankara’dan resmi yanıt gecikmedi. Yunan yetkilinin 1919-1922 yılları arasında yaşananları "Küçük Asya Rumlarının Soykırımı" olarak nitelendirmesine Dışişleri Bakanlığı tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Yunan makamlarının, Yunanistan’ın Anadolu’yu işgal ve istila çabasında olduğu döneme dair mesnetsiz açıklamalarını reddediyor, Yunan yetkilileri ciddiyete ve aklıselime davet ediyoruz" denildi. "Tazminat ödemeyi Lozan'ın 59. maddesiyle kabul ettiler" Yunanistan’ın söz konusu dönemdeki sorumluluklarına dikkat çekilen açıklamada, tarihi gerçeklerin göz ardı edilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bu vesileyle, Yunanistan’ın bu dönemde Anadolu’da sivil halka karşı toplu katliamlar ve yıkımlar gerçekleştirdiğini, sözkonusu suçları ve tazminat ödemeyi Lozan Barış Antlaşması’nın 59’uncu maddesi uyarınca kabul ettiğini hatırlatıyoruz." Lozan Barış Antlaşması’nın 59’uncu maddesi uyarınca Yunanistan, Anadolu’da Yunan ordusu veya yönetiminin savaş yasalarına aykırı eylemlerinden doğan zararları giderme yükümlülüğünü resmen tanımıştı. Türkiye ise o dönemde Yunanistan’ın savaş sonrası mali durumunu ve imkanlarını göz önünde bulundurarak bu zararlar için fiili tazminat talebinden vazgeçmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terörsüz Türkiye hedefi için atımızın kuyruğunu bağladık" Haber

Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terörsüz Türkiye hedefi için atımızın kuyruğunu bağladık"

Malazgirt ve Büyük Taarruz coşkusu birlikte kutlandı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muş'ta Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda düzenlenip "MHP lideri Devlet Bahçeli, siyasi partilerin genel başkanları ve Türkiye'nin geleceği gençlerimiz; sizleri muhabbetle selamlıyorum. Dün Ahlat'ı ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık, ardından Kabine toplantımızı yaptık. Şimdi Bizans'ın paslı kilidini kırdığımız Malazgirt'te sizlerle birlikteyiz. Malazgirt Zaferi'nin 955. yılı kutlu olsun. Sultan Alparslan'ı ve onun yiğitlerini yâd ediyorum" ifadeleriyle başlayan "955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı"na katıldı. MHP lideri Devlet Bahçeli, siyasi parti genel başkanları ve vatandaşların yer aldığı programda, "Bu meydanı tıka basa dolduran siz kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Beyaz başörtüleriyle burayı papatya bahçesine çeviren kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Kardeşlik tablosu için tebrik ediyorum, Rabbim sizleri korusun. Rabbim siz gençlere en güzel hizmetleri yapmayı nasip etsin" sözleriyle katılımcıları selamlayan Erdoğan, Anadolu'nun savunulması için başlatılan "Büyük Taarruz'un 104. seneidevriyesi"nin de idrak edildiğini belirtti. Erdoğan, törende yaptığı konuşmada Sultan Alparslan'ın 26 Ağustos 1071'deki tarihi duruşunu yâd ederek, Malazgirt'in sadece Anadolu'nun kapısını değil; Kudüs'ün, İstanbul'un ve gönüllerin de yolunu açan müstakil bir tarih olduğunu vurguladı. Savaşın anını aktarırken Sultan Alparslan'ın "Düşmanın üzerine atılmak istiyorum, galip gelmek istiyorum; ne âlâ, aksi takdirde şehit olup cennete gideceğiz. Bugün sizlerden biriyim, sizlerle kılıç sallayacağım. Gelmek isteyenler gelsin" sözlerini hatırlattı ve "Söz konusu vatan olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. Bundan sonra bükülmez bilekle, çelikten yürekle bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Terörsüz Türkiye hedefi için atımızın kuyruğunu bağladık" Tarih boyunca Çanakkale'de, Büyük Taarruz'da ve 15 Temmuz'da zorlukların birlik ve beraberlikle aşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Biz bu topraklarda şerefimizle onurumuzla yaşıyoruz. Burada bir ve beraber olmaktan başka çaremiz yok. Biz yüzünü bize çevirmiş kardeşlerimiz için de güçlü olmak zorundayız. Tüm alanlardaki çabamız güçlü Türkiye'yi inşa etmektir. Bu uğurda elimize birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş bulunmaktayız" diyerek güçlü bir Türkiye'yi inşa etmek adına ellerini ve gövdelerini taşın altına koyduklarını ifade etti. Kararlılık vurgusu yapan Erdoğan, konuşmasını şu dikkat çekici ifadelerle sürdürdü: "Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola çıktığımız zaman atımızın kuyruğunu bağlarız ve bunu sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. Durduracaklarını hayal edenler yıkılacaktır. Birilerinin tahrikleriyle farklı yollara girmeyeceğiz. Azimle, sabırla ve kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz." Program, "Bu düşüncelerle Malazgirt Zaferi'nin 955. Yıl Dönümü bir kez daha kutlu olsun. Programa teşvik eden herkese teşekkür ediyorum. Tekrar görüşmek üzere sizleri Allah'a emanet ediyorum" sözleriyle sona erdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan  'Terörsüz Türkiye' vurgusu: 'Kirli elleri biliyoruz, bizim de bir hesabımız var!' Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 'Terörsüz Türkiye' vurgusu: 'Kirli elleri biliyoruz, bizim de bir hesabımız var!'

"Anadolu'nun düğümü Ahlat'tan çözülmüştür" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Meydan Muharebesi Zaferi'nin 955. yıl dönümü dolayısıyla Ahlat Etkinlik Alanı'nda düzenlenen programda vatandaşlara hitap etti. Konuşmasının başında katılımcıları selamlayan Erdoğan, "Aziz milletim, MHP'nin saygıdeğer Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, sevgili gençler, hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Özellikle bizleri hüsnü kabul ile karşılayan Ahlatlı ve Bitlisli kardeşlerime yürekten şükranlarımı sunuyorum. Rabbim birliğimizi inşallah daim eylesin, kıyamete kadar kayyim eylesin diyorum" ifadelerini kullandı. Yarın tarihin en şanlı destanlarından biri olan Malazgirt'in 955. yıl dönümünün idrak edileceğini belirten Erdoğan, "Ahlat, şehitlerin, selamete ermişlerin, selimlerin, gaza şuuruna ermişlerin; yani gazilerin mekanıdır. Ahlat, Anadolu'da yoğrulan millet ruhunun mayasıdır. Malazgirt'e giden yol, Ahlat'tan açılmıştır. Anadolu'nun düğümü Ahlat'tan çözülmüştür. Kudüs ve İstanbul, Ahlat'ta vücut bulan imanla fethedilmiştir" dedi. Geçtiğimiz hafta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile Ahlat, Tatvan ve Güroymak sınırındaki Nemrut Kalderası'nın Milli Park ilan edildiğini hatırlatan Erdoğan, bölgedeki 10 bine yakın mezar taşının ve kitabelerin milletin bin yıllık varlığının tapu senetleri olduğunu vurguladı. "Terörsüz Türkiye hedefine ulaştığımızda yeni bir dönem açılacak" Konuşmasında 'Terörsüz Türkiye' vizyonunun önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Terörsüz Türkiye hedefine ulaştığında milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak. Suriye ve Irak başta olmak üzere yakın çevremiz huzur iklimine kavuşacak. Coğrafyamızdaki tüm kardeş halklar kazanacak. Bunun kimleri rahatsız ettiğini, kimleri endişelendirdiğini biliyoruz. Ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Bölgemize uzanan o kirli elleri çok iyi biliyoruz." İlahi adalete ve milletin kararlılığına vurgu yaparak sözlerini sürdüren Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Herkesin bir hesabı varsa bizim de bir hesabımız bir planımız var. Hepsinden önemlisi Cenab-ı Allah'ın da bir hesabı var. O hesap galip gelecek, kan tüccarları kaybedecek, soykırımcılar kaybedecek; kazanan kardeşlik, barış ve istikrar olacak. Kazanan Türk milleti olacak. Büyük ve güçlü Türk milletinin şafağı sökmüştür. Önümüz de ufkumuz da açıktır. Rabbimiz yar ve yardımcımız olsun. Yarın kutlayacağımız Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü hayırlı mübarek olsun." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ani Ören Yeri'nde 'Hz. Muhammed' yazan tarihi Selçuklu taşı bulundu Haber

Ani Ören Yeri'nde 'Hz. Muhammed' yazan tarihi Selçuklu taşı bulundu

Mevlid Kandili gecesinde tarihi keşif duyuruldu Anadolu’nun Türk-İslam tarihine kapılarını aralayan Kars’taki tarihi Ani Ören Yeri, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran çok özel bir keşfe sahne oldu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 2021 yılından bu yana büyük bir titizlikle sürdürülen Selçuklu Mezarlığı kazılarında özel bezemeli bir mimari taşın bulunduğunu açıkladı. Keşfi anlamlı bir gecede duyuran Bakan Ersoy, "Mevlid Kandili’nin manevi iklimini yaşadığımız bu mübarek gecede, Sultan Alparslan’ın 1064’teki fethiyle Anadolu’daki Türk-İslam tarihinin kapısını aralayan Ani’de eşsiz bir eseri gün yüzüne çıkardık" ifadelerini kullandı. Bulunan eserin bir Selçuklu kümbetine ait parça olduğunu belirten Ersoy, bu eserin ecdadın Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'e (SAV) duyduğu derin muhabbetin asırlardır taşta yaşayan nişanesi olduğunu vurguladı. Kufi hatla işlenen eserin detayları Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın paylaştığı detaylara göre, gün yüzüne çıkarılan kabartma teknikli tarihi taş 51'e 21 santimetre ölçülerine sahip bulunuyor. Taşın merkezinde sekiz köşeli bir Selçuklu yıldızı yer alırken, bu yıldızın etrafındaki yazı kuşağında kufi hat sanatı kullanılarak "Hz. Muhammed" isminin tam 6 kez tasarlandığı görülüyor. Değerli eserin yalnızca yarısının günümüze sağlam olarak ulaştığı, bu nedenle şu an üzerinde bu kutsal ismin 3 tanesinin net bir şekilde okunabildiği belirtiliyor. Anadolu'nun ilk Türk-İslam Mezarlığı ve nadir benzerleri Sultan Alparslan’ın 1064 yılındaki büyük fethiyle Türklerin Anadolu’daki ilk ayak izlerini barındıran Ani, İslam medeniyeti açısından kritik bir konuma sahip. Arkeolojik kazılardan elde edilen veriler, bu bölgenin Anadolu’nun ilk Türk-İslam mezarlığı ve aynı zamanda ilk Türk şehitliği olduğunu kesin olarak kanıtlıyor.Türkiye'de benzerine yalnızca Tercan Mama Hatun Kümbeti, Malatya Ulu Camii ve Konya Tahir ile Zühre Mescidi'nde rastlanan bu özel geometrik süsleme, Ani’nin köklü Türk-İslam kimliğini ve asırlar öncesinin inanç dünyasını somut bir belge olarak geleceğe taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: “Mahkeme kararıyla atanmış yönetimi muhatap alamayacağız” Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: “Mahkeme kararıyla atanmış yönetimi muhatap alamayacağız”

"Millet Sırtımızdan İtti" Kuruluş sürecine ve yaşananlara değinen Özel, "Sonuçta çok zorlu günlerden, çok zorlu süreçlerden geçtik. Geçmişe dönük çok değerlendirme yaptım. Yani değişim kurultayının sonucu Türkiye’de, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapan bir yönetim çıkmıştı. AK Parti’yi de ikinci parti yapmıştı. Bu iki seçimin mağlupları bir araya geldiler. Bu vakitten sonra da anlaşılıyor ki ellerindeki kamu gücünü kullananlar bu konuda bize CHP çatısı altında huzur vermiyorlar. O konuda hukuki süreçleri takip etmeye devam ediyoruz. Yeni başlangıcın kaçınılmaz olduğunu görünce ayrılarak partimizi kurduk" ifadelerini kullandı. Siyasi kuruluşun Anadolu ve Trakya'da gerçekleşeceğini belirten Özel, "Ama siyaseten artık millet sırtımızdan itti bizi. İki ay geçti. Bu iki ay boyunca 22 il gezdim. Bizi YENİ Parti sürecine millet sırtımızdan itti. Yani partiyi millet kurdu. Biz CHP’li siyasetçiler olarak orada sonuna kadar hukuki mücadele verdik. Devamını da getiriyorduk. Ama millet ‘Yeter artık’ dedi. Bir yerden sonra bu milletin iktidar umutlarını kırmak da mümkün değildi. O yüzden millet adına, milletin 91 vekili ilk adımı attık. Yani teknik kuruluşu tamamladık. Ama siyasi kuruluş şu anda Anadolu’da ve Trakya’da gerçekleşecek önümüzdeki iki ay boyunca" dedi. "CHP seçilmemişler tarafından yönetiliyor" "CHP ile ilişkileriniz bundan sonra nasıl olur?" sorusunu yanıtlayan Özel, şunları kaydetti: "CHP’nin kurumsal kimliğine bir şey söylememiz mümkün değil. Ancak şu anda CHP, seçilmemişler tarafından yönetiliyor. Eğer CHP’de seçilmiş bir yönetim olsa o bizim eski partimizdi ama bizim partimiz şu anki CHP değil, şu anda CHP seçilmemişler tarafından yönetiliyor. O yüzden bir siyasi muhataplık kurmamız mümkün değil. Ama onlarla polemik yapacak, kavga yapacak da değiliz. Zaten siyaset seçilmişlerle yapılır. Mahkeme kararıyla atanmış bir yönetimi, pozitif ya da negatif yönde muhatap alacak değiliz. Olumlu ya da olumsuz yönde muhatap alacak değiliz." Yurt genelinden gelen desteklere ve tebrik telefonlarına dikkat çeken Özel, "Türkiye’nin dört bir yanından tutulan ilçe binalarının, il binalarının, hatta belde binalarının fotoğrafları geliyor. Mütevazı fotoğraflar. Mesela Hatay’da iki konteynerden bir ilçe binası fotoğrafı geliyor. Beldelerden geliyor, haberler geliyor" diyerek yelpazenin her yanından bir sahiplenme olduğunu vurguladı. Yönetimdeki değişiklikler ve yeni dönem YENİ Parti yönetiminin belirlenme süreçlerine ilişkin de konuşan Özel, "Bu bir teknik kuruluş. Yani sadece milletvekilleri idaresine geçtik. Esas iki-üç ay sonra yapılacak kurultay çok daha kapsayıcı ve milletle yapılan bir kuruluş olacak" dedi. Örgütlenme dışındaki diğer genel başkan yardımcılıklarında değişiklik yapıldığını belirten Özel, geçmiş süreçte hedef gösterilen isimlerin kendi istekleriyle yönetim kademelerinde yer almayarak yeni yüzlere alan açtığını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'den ilk açıklama: "Yolumuz iktidar yoludur" Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'den ilk açıklama: "Yolumuz iktidar yoludur"

Özgür Özel, partisinin kuruluş sürecini ve hedeflerini kamuoyuyla paylaştığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Gelecekte Türkiye siyasi tarihi açısından geriye dönüp bakıldığında çok kritik bir bugün. Biz bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, İzmir ve İstanbul'un işgaliyle artık tahammülü kalmadığında İstanbul'dan Samsun'a çıkıp rütbeleri, üniformaları, sarayları, resmi yetkileri geride bırakıp kurtuluşu ve kuruluşu örgütlemek üzere Anadolu'da çıktığı o şanlı yürüyüşün sonunda 23 Nisan 1920'de cuma namazını kıldığı Hacı Bayram Veli Camii'ndeyiz, cuma namazımızı kıldık. Birazdan kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilerlediği yoldan ilerleyip Birinci Meclisimize gideceğiz." "Lozan tapu senedimizdir" Açıklamasında 24 Temmuz Lozan Barış Antlaşması'nın yıl dönümüne de değinen Özel, "Gün 24 Temmuz Lozan'ın yıl dönümüdür. Bundan 103 yıl önce Sevr'i yırtıp atıp Lozan'la Türkiye'nin tapu senedini emperyalist ülkelere kabul ettirdik. Başta İsmet Paşa olmak üzere tüm emeği geçenleri rahmet ve minnetle anıyoruz" dedi. "İlk ve son kez ana muhalefet partisiyiz" Hukuki ve siyasi tıkanıklıklar nedeniyle bu yola çıktıklarını belirten Özel, İçişleri Bakanlığı'na gerekli belgelerin sunulduğunu ve "alındı" belgesinin alındığını bildirdi. Anadolu Kulübü'nde gerçekleştirilecek ilk toplantının ardından parti organlarının ve TBMM grubunun ilan edileceğini belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Partimiz ana muhalefet partisi olarak ilk seçime kadar görev yapacak. Yeni Parti, ilk kez ve son kez ana muhalefet partisi olarak bütçe çalışmalarına katılacak. Yeni Parti'nin muhalefetteki bütçe çalışmalarına katıldığı ilk ve tek yılı yaşayacağız. Ardından ülkeye huzuru, refahı, barışı getirecek, iktidarı kuracağız. Yolumuz açık olsun. Yol arkadaşlarımız aziz milletimizdir, yolumuz iktidar yoludur, pusulamızın gösterdiği yön iktidardır. Bundan sonra durmadan ve yorulmadan iktidara kadar yürüyelim arkadaşlar." Açıklamanın ardından Özgür Özel ve beraberindeki YENİ Parti üyeleri Birinci Meclis'e doğru yürüyüş başlattı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul’da operasyon: 10 bin parça  tarihi eser kurtarıldı Haber

İstanbul’da operasyon: 10 bin parça tarihi eser kurtarıldı

2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçuna yönelik uzun süreli teknik ve fiziki takibin ardından 23 Haziran’da şafak vakti gerçekleştirilen baskında, Anadolu tarihine ışık tutan paha biçilemez eserler kaçakçıların elinden kurtarıldı. Beykoz’da "gizli müze" baskını Beykoz’da belirlenen adrese düzenlenen operasyonda, polis ekipleri adeta gizli bir müze ile karşılaştı. Eserlerin tasnifi ve sayımı sırasında; 6 bin 819 adet arkeolojik obje ve kitabe ile 3 bin 366 adet antik sikke olmak üzere toplam 10 bin 185 parça tarihi eser ele geçirildi. Uzmanlar tarafından yapılan ilk incelemeler, operasyonun boyutunun yanı sıra kültürel önemini de gözler önüne serdi. 12 farklı medeniyetin izlerini taşıyor Eserlerin kökenine ilişkin yapılan analizler, Anadolu ve çevre coğrafyalarda hüküm sürmüş 12 farklı medeniyeti kapsayan çok geniş bir tarihsel yelpazeye sahip olduğunu doğruladı. Bu koleksiyonda; Anadolu Selçuklu, Büyük Selçuklu, Hitit, Urartu, Yunan, Roma, Bizans, Asur, Mezopotamya, Emevi, Abbasi ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda parça bulunuyor. Müzelerde sergilenebilecek nitelikteki bu eserler, Türkiye’nin kültürel mirasının korunması açısından büyük önem taşıyor. Şüpheliler adliyeye sevk edildi Operasyonun ardından gözaltına alınan 2 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. İlgili adli makamlarca yürütülen işlemler sonucunda şüphelilerin serbest bırakıldığı öğrenilirken, ele geçirilen paha biçilemez 10 bin 185 parça eser, detaylı inceleme ve muhafaza süreçleri için İstanbul’daki müze müdürlüklerine teslim edildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü kaynakları, ele geçirilen miktar ve çeşitlilik açısından bu operasyonun, Kaçakçılık Şube Müdürlüğü tarihinin en nitelikli yakalamalarından biri olarak kayıtlara geçtiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.