SON DAKİKA

#Anayasa Değişikliği

HABER DEĞER - Anayasa Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu’ndan Mekke Anlaşması açıklaması: "Eleştirilerimiz var ama 'Evet' diyeceğiz" Haber

Kılıçdaroğlu’ndan Mekke Anlaşması açıklaması: "Eleştirilerimiz var ama 'Evet' diyeceğiz"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep temasları çerçevesinde Karkamış ilçesine bağlı Suriye Cerablus sınırında yer alan Karanfil Mahallesi'ni ziyaret etti. Ziyaretin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu; iç siyasetten dış politikaya, erken seçim tartışmalarından yeni anayasa söylemlerine kadar pek çok konuda kritik mesajlar verdi. "Mekke Anlaşması'na 'evet' diyeceğiz" TBMM gündemine sunulan Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın onaylanmasına dair kanun teklifine ilişkin partinin tutumunu açıklayan Kılıçdaroğlu, başlangıçta taşıdığı kaygıları ve süreçteki değişimi şu sözlerle dile getirdi: "Mekke Anlaşması ile ilgili ilk aklıma gelen şuydu: Bu anlaşma acaba ileride İran'la bizim çatışmaya ortam hazırlar mı? Bu endişemi Bolu'da yaptığımız toplantıda dile getirdim. Bu endişeyi besleyen temel unsur şuydu: Müslüman dünyasında bir Şii-Sünni kavgasının başlangıcı da olabilir miydi? Yani İran'la çatışmamız acaba buna bir hazırlık şeklinde olabilir mi diye endişelerim vardı. Tabii bunu bu kadar net dillendirmedim. Dillendirmeyi de doğru bulmadım. Fakat daha sonra İran bir açıklama yaptı ve Mekke Anlaşması'nın uygun olduğunu söyledi. Bilgim yok ama tahminim, Türkiye bu konuda İran'a bir güvence verdi. Yani 'meraklanmayın biz bu anlaşmayı yapıyoruz ama bu sizinle çatışacağımız anlamında değil'. Çünkü Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan bu yana İran'la hiçbir çatışmamız olmamış. Ve bu bizim açımızdan önemli. Çünkü İran da bölgede önemli bir güç, Türkiye de önemli bir güç. Bu iki gücün çatışması bölgeye zarar verir, dünyaya da zarar verir. O nedenle barış eksenli ilerlemesi lazım. Mekke Anlaşması'nı bu çerçevede İran, ‘Ben de olabilirim’ diye düşündü. Mısır ‘Ben olabilirim’ diye. Çekirdek üyeler dediğimiz üç ülke. Üç çekirdek üyenin ortak kabulüyle birlikte yeni üyeler de gelebilir buraya. Sözleşme geldi. Gerekçeleri geldi. Açıklamaları geldi. Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz." Bahçeli görüşmesi ve kürt sorunu değerlendirmesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Meclis’te gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarına değinen Kılıçdaroğlu, buluşmanın bir tesadüf sonucu gerçekleştiğini kaydetti. Görüşmede temel ülke sorunlarının kapsamlı olarak ele alınmadığını belirten CHP Lideri, MHP Lideri Bahçeli'nin tutumuna ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Sayın Bahçeli ile buluşmamız tam bir tesadüf. Kısa bir görüşme oldu. Kahve içtik. Çok böyle Türkiye'nin temel sorunlarına değinme gibi bir şey olmadı. Ama görüşebiliriz de Sayın Bahçeli ile. Şu anda Türkiye'nin huzura kavuşması için, Türkiye'de var olan Kürt sorununun çözümü için en büyük fedakarlığı yapan bir lider, kabul etmek lazım. MHP Genel Başkanı'nın bu sorunun çözümünde öncülük yapması sorunun aşılmasına büyük ölçüde kolaylık sağladı. Bunu da kabul etmek gerekiyor." "Yarı Başkanlık Sistemi de tartışılabilir" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis açılışındaki anayasa değişikliği çağrısını değerlendiren Kılıçdaroğlu, yönetim sistemine ilişkin tartışmalara açık oldukları mesajını verdi. Devlette liyakat, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğünün belirleyici ilkeler olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları aktardı: "Sayın Erdoğan Meclis’in açış konuşmasında anayasa değişikliğinden söz etti. İlk dört maddenin de değişmeyeceğinden söz etti. Tabii anayasa değişikliğinden kastedilen olay nedir tam bilmiyoruz onu. Ama biz daha önce 6 parti bir araya gelmiştik ve anayasa değişikliği ile ilgili değiştireceğimiz maddeleri ve nasıl değiştireceğimizi yazmıştık ve bunları gerekçeleriyle beraber kamuoyunu açıklamıştık. Şimdi Sayın Erdoğan'ın söylediği anayasa değişikliğinden kastedilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi mi yoksa yarı başkanlık sistemi mi onu bilmiyoruz. Ama bu konuda bir düşünce beyan ederlerse biz de kendi düşüncelerimizi açıklarız. Evet, bu anayasayla Türkiye yönetilemez. Dolayısıyla parlamenter sistem diyorsa nasıl bir parlamenter sistem? Yarı başkanlık sistemi öneriliyorsa nasıl bir yarı başkanlık sistemi? Bu öneriler konur, önerileri biz de sağduyuyla tartışırız. Yani illa her gelen öneriye başlangıçta ‘hayır’ bu olmaz, biz bunu reddediyoruz diye bir düşüncemiz yok." "Parlamenter sistem kırmızı çizgimiz değil, yarı başkanlığı da konuşabiliriz diyor musunuz?" sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu, "Biz 6 lider o zaman ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ demiştik. ‘Bu olmalıdır’ demiştik. Ama önemli olan şu, devlete liyakati sağlayacak ve karar mekanizmalarının sağlıklı işleyeceği, yargının bağımsız olduğu, medyanın özgür olduğu bir yapıyı savunuyoruz. Bu yapının adı ne olursa olsun. Yani bir demokrasi bütün kurallarıyla, bütün kurumlarıyla oluşmalı" ifadelerini kullandı. Erken seçim ve adaylık tartışmaları Erken seçim olasılığına dair açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, mevcut ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçime gitmeyeceğini öngördüğünü belirtti. "Nisan 2028 teklifi gelirse varız" diyen Kılıçdaroğlu, erken seçimden kaçmanın mantığı olmadığını ifade etti. Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusundaki soru üzerine, "Onun aday olacağını nereden düşünüyorsunuz? Belki aday olmayacak. O günün koşullarına bakılır. Ben Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olacağını düşünmüyorum bu yapı içerisinde" değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu; CHP’nin cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar için ise "Bugünden cumhurbaşkanlığı adaylarını tartışmak asla ve asla doğru değil. Ülkenin bu kadar sorunu varken cumhurbaşkanlığı tartışmak kendisine post arayanların işidir" ifadelerini kullandı.Kılıçdaroğlu ayrıca, düşünce özgürlüğü kapsamındaki dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı olduklarını, ancak yolsuzluk iddiaları içeren dosyalarda dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savundu. İBB Başkanvekili Nuri Aslan ile görüştüğünü de belirten Kılıçdaroğlu, belediyelerdeki irade gaspı ve siyasi transfer iddialarını eleştirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'ndan erken seçim açıklaması: "Cumhurbaşkanımızın aday olacağını öngörüyorum" Haber

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'ndan erken seçim açıklaması: "Cumhurbaşkanımızın aday olacağını öngörüyorum"

Yeni Anayasa çalışmaları ve meclis desteği AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, Ağrı'da Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında basın mensupları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. AK Parti Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci ile AK Parti Ağrı İl Başkanı İlhami Yıldız'ın da katıldığı programda anayasa çalışmaları, seçim takvimi ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yavuz, yeni anayasa hazırlıkları hakkında konuştu. Partisinin oluşturduğu 10 kişilik komisyonun çalışmalarını sürdürdüğünü ve hazırlıklarını tamamladığını belirten Yavuz, anayasa değişikliği için Meclis'te 360 milletvekilinin desteğine ihtiyaç duyulduğunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: "Biz topyekûn sivil, demokratik yeni bir anayasa yapma hevesindeyiz. Onu yapmasak 360 bile anayasayı referanduma getireceğimizi söyledik." "Bir hafta bile olsa maksat hasıl oluyor" Seçim takvimine ilişkin merak edilen soruları yanıtlayan Yavuz, seçimlerin normal şartlarda Mayıs 2028'de yapılacağını kaydetti. Meclis'in seçimlerin yenilenmesine yönelik karar almasını arzu ettiklerini söyleyen Yavuz, seçimlerin öne alınması için uzun bir süreye ihtiyaç olmadığını vurguladı. Yavuz, erken seçim tartışmalarına ilişkin olarak, "Bu öne alma işinin altı ay, bir yıl olması gerekmiyor. Bir hafta bile olsa, çok net söylüyorum, maksat hasıl oluyor. O zaman niye biz acele edelim ki? Şimdi iş yapma zamanı" değerlendirmesinde bulundu. "Sayın Cumhurbaşkanımızın aday olacağını öngörüyorum" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığına ve seçim takvimine dair henüz parti tarafından alınmış resmi bir karar olmadığını vurgulayan Yavuz, şu açıklamalarda bulundu: "Partinin aldığı bir karar yok. Ama ben seçim tarihi Mayıs, ondan çok kısa bir süre önce seçim yenileme kararının alınabileceğini ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da aday olacağını öngörüyorum." "Terörsüz Türkiye" sürecinde geniş ittifak vurgusu Açıklamalarında "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Ali İhsan Yavuz, toplumda ve Meclis'te sürece yönelik geniş bir destek bulunduğunun altını çizdi. Sürece dair çok büyük bir ittifak söz konusu olduğunu belirten Yavuz, "Çok büyük bir ittifak söz konusu. Hem toplumda hem Meclis'te çok büyük bir ittifak var. Biz bu işi halledelim, bu süreci toparlayalım" dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP'den Anayasa değişikliğine yeşil ışık: "Güçlendirilmiş parlamenter sistem olursa evet deriz" Haber

CHP'den Anayasa değişikliğine yeşil ışık: "Güçlendirilmiş parlamenter sistem olursa evet deriz"

"içinde ne var ne yok inceleyeceğiz" Cumhuriyet Halk Partisi, 25-27 Eylül tarihlerinde Abant’ta gerçekleştireceği kamp ile 1 Ekim’de açılacak TBMM'nin yeni yasama dönemini ve anayasa değişikliği gündemini masaya yatırmaya hazırlanıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlık edeceği kampta, AK Parti tarafından sunulması beklenen olası anayasa değişikliği teklifine karşı izlenecek strateji detaylı şekilde ele alınacak. Meclis’in yeni yasama yılı öncesinde parti yönetiminden gelen açıklamalarda, olası tekliflerin peşinen reddedilmeyeceği net bir şekilde ifade edildi. CHP kurmayları, hazırlanabilecek çalışmalara ilişkin yaklaşımını şu sözlerle özetledi: "Meclis açılınca aniden önümüze gelirse içeriğine bakacağız. İçinde ne var ne yok, neleri kapsıyor inceleyeceğiz. Destek verip vermemek çalışmanın içeriğine bağlı." Öncelik güçlendirilmiş parlamenter sistem Anayasa tartışmalarındaki temel beklentilerinin yönetim sistemine yönelik düzenlemeler olduğunu belirten CHP yetkilileri, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş başlığının kilit rol oynayacağını kaydetti. Kurmaylar, "Değişiklikte güçlendirilmiş parlamenter sistem olursa evet deriz, neden hayır diyelim?" değerlendirmesinde bulunarak olumlu bir tutum sergileyebileceklerini belirtti. Öte yandan parti içinde, 2023 seçimleri öncesinde Altılı Masa tarafından hazırlanan 84 maddelik güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisinin de geçerliliğini koruduğu ifade ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

1980 Travması: Havacı Paşa Tahsin Şahinkaya Kimdir? Haber

1980 Travması: Havacı Paşa Tahsin Şahinkaya Kimdir?

Askeri Kariyeri ve Zirveye Tırmanış 1925 yılında Amasya’nın Merzifon ilçesinde dünyaya gelen Tahsin Şahinkaya, 1943 yılında Harp Okulu’ndan topçu asteğmen rütbesiyle mezun olduktan sonra havacılık sınıfına geçiş yapmış ve 1957 yılında Hava Harp Akademisi’ni tamamlamıştır. TSK bünyesinde uzun yıllar boyunca kritik kademelerde görev üstlenen Şahinkaya, 1965-1969 yılları arasında tuğgeneral rütbesiyle 6. Ana Jet Üs Komutanlığı gibi birliklerde komutanlık yapmış, 1969-1973 yılları arasında tümgeneral rütbesiyle Hava Harp Akademisi Komutanlığı, HKK Harekât Daire Başkanlığı ve Hava Harp Okulu Komutanlığı görevlerini yürütmüştür. Ardından 1973-1977 yılları arasında korgeneral rütbesiyle HKK İdari Kurmay Yarbaşkanlığı, 1. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve CENTO Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı görevlerinde bulunan Şahinkaya, 1977 yılında orgeneralliğe terfi ederek Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği'ne atanmış, 1978'den itibaren ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlenmiştir. 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren cuntanın asli unsurlarından biri olan Şahinkaya, darbe sonrasında da Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile MGK Üyeliği görevlerini birlikte yürüttükten sonra 6 Aralık 1983 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır. 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren cuntanın asli unsurlarından biri olan Şahinkaya, darbe sonrasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevinin yanı sıra MGK Üyeliği görevini de yürüttü. 6 Aralık 1983 tarihinde ise kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Servetine Dair İddialar Tahsin Şahinkaya, askerî kimliğinin yanı sıra hakkında ortaya atılan devasa servet iddialarıyla da uzun yıllar kamuoyunun gündeminde kaldı. Zaman zaman Time dergisi tarafından dünyanın en zengin 50 generalinden biri olarak gösterildiği ve servetinin milyar dolarlarla ifade edildiği öne sürüldü. Bu iddiaların kökeni 1970'li yılların sonlarına, Türk Hava Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiği büyük çaplı uçak alımlarına dayanıyordu. 19. Mart 1976'da Northrop uçak şirketinin Türkiye dahil bazı ülkelerde uçak alımları için rüşvet dağıttığını açıklaması ve 1986'da Amerikan Kongresi'nde General Dynamics şirketinin eski başkan yardımcısının Türkiye'ye rüşvet verildiğini itiraf etmesi, Şahinkaya'yı hedef haline getirdi. Her ne kadar bu iddiaları ve suçlamaları kesin bir şekilde reddetmiş olsa da, dönemin siyasi ve hukuki mekanizmalarının (özellikle Anayasa'nın geçici 15. maddesinin koruması altında) olay üzerine gitmemesi bu iddiaların dosyasını kapatmadı. Tarihi Yargılama Süreci ve Davanın Düşmesi 2010 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliği referandumu ile 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen geçici 15. madde kaldırıldı. Bu gelişmenin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında tarihi bir dava açıldı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Haziran 2014 tarihli kararında Evren ve Şahinkaya’yı, 1979’da verdikleri muhtırayla ve 1980 darbesiyle Anayasa'yı ve TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı; ardından bu cezayı takdiri indirimle müebbet hapse çevirdi. Yargılama sürecinde sağlık sorunları nedeniyle duruşmalara hastane odasından telekonferans (SEGBİS) yoluyla katılan Şahinkaya, Kenan Evren'in ardından darbe davasının hayatta kalan son sanığı konumundaydı. Vefatı ve Sonrası Kenan Evren’in 9 Mayıs 2015’teki vefatından kısa bir süre sonra, çoklu organ yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul Haydarpaşa GATA Hastanesi’nde yoğun bakıma alınan Tahsin Şahinkaya, 9 Temmuz 2015 tarihinde 90 yaşında hayatını kaybetti. Üsküdar Selimiye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilen Şahinkaya'nın ölümü, hukuki süreçleri de doğrudan etkiledi. Sanıkların vefatı nedeniyle Yargıtay aşamasındaki 12 Eylül davası düşerken, mahkeme süreçleri ilerleyen yıllarda rütbelerin geri alınması ve mal varlıklarına el konulması gibi hukuki tartışmalarla uzun süre gündemde kalmaya devam etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özgür Özel’den CHP’ye dönüş sorusuna net yanıt: Mümkün değil! Haber

Özgür Özel’den CHP’ye dönüş sorusuna net yanıt: Mümkün değil!

Özgür Özel, CHP’ye yeniden dönüp dönmeyeceğine ilişkin soruya kapıyı kapattı. Özel, canlı yayında yaptığı açıklamada CHP’ye dönüşün gündeminde olmadığını söyledi. Özel’in açıklaması, CHP’de yaşanan değişim ve YENİ Parti’nin kuruluşunun ardından başlayan “geri dönüş” tartışmalarına yanıt olarak değerlendirildi. Yargıtay’dan “mutlak butlan” kararının bozulmasını beklediğini belirten Özel, CHP’nin yeniden seçilmiş yöneticiler tarafından yönetilmesi gerektiğini savundu. Muharrem İnce’nin “helal parayla parti kurmak zor” sözlerine de değinen Özel, önce bu ifadeye alındığını ancak İnce’nin kendisine mesaj göndererek sözlerinin Memleket Partisi döneminde yaşadığı zorluklara yönelik olduğunu açıkladığını söyledi. “Çerçeve yasa” tartışmalarında ise partisinin yaklaşımını savunan Özel, “Mutlak bir evet ve hayır yok” diyerek milletvekillerinin oylarına müdahale etmediklerini belirtti. Anayasa değişikliği tartışmalarına da kapıyı kapatarak, “Öyle bir şeyde biz yokuz” dedi. Özel’in en sert çıkışlarından biri Melih Gökçek konusunda geldi. Murat Ağırel’in gazeteciliğine vurgu yapan Özel, Gökçek’in sorgulanması gerektiğini savunarak şu ifadeyi kullandı: “Gökçek alındıktan sonra neler anlatır, iş nerelere varır o da ayrı mevzu.” Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna da değinen Özel, cezaevi ziyareti sırasında kendisine söylediği sözü aktardı: “Sen de 45 gün yattın, 45 sene ekmeğini yersin.” haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sarp Kuray :“Öcalan Türkiye devrimci hareketini çok asil biçimde kucaklamıştır” Haber

Sarp Kuray :“Öcalan Türkiye devrimci hareketini çok asil biçimde kucaklamıştır”

"İmamoğlu'na 'Tarihin eli omuzunuzda, acele etmeyin' demiştim" 81 yıllık ömrünün önemli bir kısmını sürgünde ve cezaevinde geçiren, Deniz Harp Okulu mezunu bir devrimci olan Sarp Kuray, güncel siyasetin sıkışmışlığına dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Ekrem İmamoğlu ile geçmişte yaptığı bir diyaloğu paylaşan Kuray, erken hamlelerin risklerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "İmamoğlu'na 'Tarihin eli omuzunuzda, acele etmeyin, CHP'de liderlik kavgasına girmeyin' demiştim, erken atakla hata yaptı." Kuray, CHP içindeki ayrışmalara ve kurultay süreçlerine de değinerek, partinin Avrupa tarzı bir sosyal demokrasi hareketi olmadığını, Atatürk'ün tarihsel ve sınıfsal dinamikleri bir arada topladığı bir yapısı bulunduğunu vurguladı. Kasım 2023 kurultayında Parti Meclisi'ne aday olduğunu ancak yaşanan kavgalara ve "Hançerlendim" çıkışlarına mesafeli durduklarını belirten Kuray, CHP'den ayrılanların Kürt meselesi konusunda henüz net bir tutum ortaya koymadığını şu sözlerle eleştirdi: "CHP’den ayrılanlar henüz Kürt meselesiyle ilgili lafını söylemedi, etrafında dolaşıyorlar. Devlet Bahçeli’nin burada bir inisiyatifi var ve ben bu inisiyatifi takdir ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nde böyle bir şey yok, etrafında dolanıyorlar. Şimdi Kürt vilayetlerini ziyaret etmekle kapanacak bir iş değil bu." "Bekaa'da Öcalan ile ilk kez tanıştım, PKK'nın Türk damarına kıymet veriyor" 12 Eylül öncesinde 12 Mart'ın tamamlanacağı öngörüsüyle DİSK Basın-İş Başkanı Burhan Şahin aracılığıyla Yaser Arafat'a haber gönderdiklerini ve Bekaa Vadisi'ne çekildiklerini anlatan Kuray, PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilk kez orada karşılaştığını belirtti. Öcalan’ın Dev-Genç’e ve özellikle Mahir Çayan’a duyduğu sempatiyi dile getiren Kuray, o döneme dair şu ayrıntıları paylaştı: "Dev-Genç’e olağanüstü bir sempatisi var. Kitaplarında da bunun temelini koyuyor. Siyasal Bilgiler’de okurken 68 hareketinin ruhu onu etkiliyor. 68'in içinde de kendine göre bir ayrım yapıyor, Mahir Çayan’ı öne koyuyor. Mahir Çayan’a büyük sempatisi var. Mahir Çayan'ın hayatının, onun mücadele anlayışının kendisini kökten etkilediğini söylüyor. 68 hareketinden gelen bir insan olduğumuz için bize karşı her zaman saygı ve sevgi dolu oldu. Bir kere çok zeki bir insan. Kendi davasına olağanüstü bir yoğunlaşması var. Tabii biz kendisini tanıdığımızda Suriye’ye çekilmişti, 84 olayları daha yaşanmamıştı. O zaman öyle bir kuvveti yoktu yani." Kuray, PKK'nın Kürt hareketleri içinde Türklerle birlikte olma konusundaki aktif tutumuna dikkat çekerek, "Başlangıçta Kemal Pir var, Haki Karer var. Daha önce Öcalan İstanbul THKO’nun içinden bir grupla birlikte DDKO’da deniyor biliyorsunuz. Denizlerin idamından sonra bir ayrışma oldu. Fakat Kürtlerin Türklerle birlikte direnişi anlamında başka böyle bir deneme yok. Bugün de hâlâ PKK'nın üst yönetiminde Türkler var. Türk damarına bu kadar kıymet veren başka bir Kürt örgüt yoktur" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye üçüncü toplanma konağının sancılarını çekiyor" Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunu "birinci toplanma konağı", Cumhuriyet'in kuruluşunu ise "ikinci toplanma konağı" olarak tanımlayan Kuray, Türkiye'nin bugün üçüncü bir evrenin sancılarını yaşadığını söyledi. Osmanlı'nın kuruluşunda Vefai tarikatı ve Baba İlyas hareketleri gibi halk dinamiklerinin etkili olduğunu belirten Kuray, solun bu dönemi yalnızca "feodalizm" olarak nitelendirerek geçiştirdiğini vurguladı: "Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk kuruluşundaki toprak düzeninin ve devlet düzeninin iyi bilinmesi lazım. Çünkü bunlar bozulduğu anda muazzam isyanlar çıkıyor. Önce Şeyh Bedrettin ayaklanıyor, arkasından Celali ayaklanıyor. Niye ayaklanıyorlar? Çünkü topraktan kendilerine eşitlik hakkı verilmiş, adamlar bunu kaybettikleri anda ayaklanıyorlar. Bin yıllık kardeşliğin temelinde yatan bu olayı bilmiyoruz biz. Sol bu dönem için ‘feodalizm’ deyip geçmiştir. Yani burada bir açılım lazım. Bir tek Doktor Hikmet Kıvılcımlı bu sürecin üzerine ciltlerle kitap yazmıştır." Atatürk'ün 1924'e kadar Kürtlerle birlik ve kardeşlik zemininde yürüdüğünü, Erzurum Kongresi'nden itibaren bu tarihin bilincinde hareket ettiğini belirten Kuray, kopmanın Atatürk'ten kaynaklanmadığını şu sözlerle ifade etti: "Kopma Atatürk’ten gelmiyor, işi bozan Cibranlı Halil Bey; Öcalan da ‘Bir Halkı Savunmak’ kitabında anlatır. Ben de kopmanın Atatürk'ten geldiği kanaatinde değilim. Atatürk’ün bir çabası var, Türkiye’yi toplamak için bir çabası var. Şimdi demek ki biz bugün tekrar Türkiye'nin toplanmasını dert edenler olarak bu iki toplanma konağının karakteristiğini iyi anlamalıyız. ‘Bin yıllık kardeşlik’ söyleminin kökenini iyi bilmeliyiz." "Öcalan oyuna gelmez, prensip adamıdır" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anayasa değişikliği hamleleri ve Kürt seçmeni muhalif bloktan koparma stratejisi hakkında konuşan Kuray, Abdullah Öcalan'ın bu süreçte iktidarla basit bir pazarlık yapmayacağını ifade etti. Öcalan'ın üçüncü toplanma konağına prensipli bir yaklaşımla geldiğini belirten Kuray, düşüncelerini şu sözlerle detaylandırdı: "Öcalan oyuna gelmez, prensip adamı, üçüncü toplanma konağına prensipli şekilde geliyor. Argümanları ortadayken ‘İktidar ile anlaşma yapar’ sonucuna varamayız. ‘Bu mücadele yok olma durumuyla karşı karşıya kalan Kürtlüğün varlığını ispat etme mücadelesidir. Ve burada bir sonuç çıkardık. Kürtlüğün kaybolmak üzere olan varlığını ispat ettik. Şimdi yeni bir aşamaya geldik’ diyor. Tarihi arka planı işin içine oturtarak yapıyor bunu. Ülkenin demokratik bir yapıya kavuşmasını temel argüman olarak koyuyor." Devrimcilik, cezaevi yılları ve Saraçhane ruhu Cezaevinden çıktıktan sonra 2017 yılında Veli Ağbaba'nın davetiyle CHP'ye katıldığını hatırlatan Kuray, devrimcilik çıtasını ülkenin koşulları gereği mecburen indirdiğini belirterek şu açıklamayı yaptı: "Ben hapishanedeyken 98 CHP milletvekili ziyaretime geldi. Veli Ağbaba bunlardan biriydi. Yani cezaevinde bana bir sahiplenmeleri oldu. Sonra 2017’de davet geldiğinde onlara şunu söyledim: ‘Benim Cumhuriyet Halk Partili olmama imkân yok. Ben devrimci bir adamım, hep de öyle kalacağım. Ha bugün devrim olacak diye bir strateji yapmaya imkân yok. Devrimcinin de minimum programları var, maksimum programları var.’ Mecburen çıtayı indirdim. Türkiye'nin zaten temel sorunu demokratik devrimini tamamlayamamış bir ülke olması. Bizim devrimciler olarak yorumumuz şudur; demokratik devrimin tamamlanması için atılacak her adım bizim için onurlu ve arkasından gidilebilecek bir potansiyel taşır." Röportaj sırasında kızı Zeynep Kuray'ın da aralarında bulunduğu gençlerin Saraçhane'deki eylemlerine değinen Kuray, 68 ruhunun ve direniş geleneğinin üniversite kapılarında ve meydanlarda yaşamaya devam ettiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Gençlerin üniversitelerden çıkıp o direniş ruhunu alanlara taşıması 68 ruhunun hala devam ettiği fikrini uyandırdı bende. 68 bir feda hareketiydi, bir devrim stratejisi falan değildi. Arkadaşları idam edilmekte olan insanların fedaya yürümeleridir. Bunda da komün dürtüleri vardır. Arkadaşlarını kurtarmak için orada şehit oldular. Şimdi bu Türkiye'ye bir şey kazandırdı; bir devrimin tahayyüllerde olabileceği gerçeğini koyduk. Bizi artık bu toplumun hafızasından söküp atma ihtimalleri artık yok." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Paşinyan’ın "yeni anayasa" hedefi için kritik günler Haber

Paşinyan’ın "yeni anayasa" hedefi için kritik günler

Yaklaşık 2,5 milyon seçmenin 2 bin 5 sandıkta oy kullanacağı bu seçimler, sadece ülke içindeki siyasi tabloyu değil, Azerbaycan ile süregelen barış süreci ve bölgenin jeopolitik dengelerini de doğrudan etkileyecek. Seçimlerin merkezinde "Anayasa değişikliği" var Başbakan Nikol Paşinyan’ın "Gerçek Ermenistan" vizyonuyla girdiği seçimlerde en büyük vaadi, ülkenin mevcut anayasasını kökten değiştirmek. Paşinyan, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tehdit ettiği gerekçesiyle eleştirilen mevcut maddelerin, kalıcı barışın önündeki en büyük engel olduğunu savunuyor. Ancak Paşinyan’ın bu reformu hayata geçirebilmesi için parlamentoda anayasa değişikliğini referanduma götürecek üçte iki oranında bir çoğunluğu elde etmesi gerekiyor. Paşinyan anketlerde önde Seçimlerde yüzde 4'lük seçim barajını aşmaya çalışan 18 farklı siyasi parti ve ittifak yarışacak. Anket sonuçlarına göre, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi yüzde 32 civarında destekle yarışta açık ara favori konumda bulunuyor. Muhalefet cephesinde ise Karapetyan liderliğindeki Güçlü Ermenistan yüzde 6, Koçaryan'ın önderliğindeki Ermenistan İttifakı ise yüzde 3'lük bir destekle seçmen karşısına çıkıyor. Özellikle yüzde 23'ü bulan kararsız seçmen kitlesi, Paşinyan'ın parlamentoda mutlak çoğunluğu yakalayıp yakalayamayacağını belirleyecek en önemli faktör olarak görülüyor. Bölgesel ve küresel dengeler Seçim kampanyası boyunca Paşinyan; Rusya'ya olan bağımlılığı azaltan, Batı ile entegrasyonu güçlendiren ve Türkiye ile Azerbaycan ile normalleşme adımlarını içeren bir dış politika vaadiyle hareket etti. Muhalefet kanadı ise Paşinyan’ı "Karabağ politikası" üzerinden eleştirerek, iktidarın ülkeyi savaş riskine soktuğunu savunuyor. Seçim sistemi, "istikrarlı çoğunluk" mekanizması gereği, kazanan partinin parlamentoda yüzde 54 sandalye oranına ulaşamaması durumunda, yönetilebilir bir yapı sağlamak adına ek sandalyeler tahsis edilmesini öngörüyor. Yarın akşam saatlerinde açılacak sandıklar, Paşinyan’ın vaat ettiği "yeni Ermenistan" için gerekli halk desteğini alıp alamadığını netleştirecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Netanyahu tartışmasına Magyar noktayı koydu: UCM kararları geçerli Haber

Netanyahu tartışmasına Magyar noktayı koydu: UCM kararları geçerli

UCM’den ayrılma sürecini durduracaklarını açıkladı Magyar, başkent Budapeşte’de düzenlediği basın toplantısında, Viktor Orban döneminde başlatılan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden ayrılma sürecini durduracaklarını söyledi. Macaristan’ın UCM üyeliğini sürdüreceğini vurgulayan Magyar, bu konuda hükümetin net bir iradeye sahip olduğunu ifade etti. “Yakalama kararı olan kişi tutuklanır” dedi Netanyahu’nun Macaristan’a davet edilip edilmediği ve gelmesi halinde tutuklanıp tutuklanmayacağı sorusuna yanıt veren Magyar, tüm liderlerle görüşmeye açık olduklarını belirtti. Ancak hukuki durumun açık olduğunu vurgulayan Magyar: “Bir ülke UCM üyesiyse ve hakkında yakalama kararı bulunan biri o ülkeye girerse, o kişi tutuklanır” dedi. Netanyahu’ya davet gönderildi İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Netanyahu’nun Magyar ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi. Açıklamaya göre Magyar, Netanyahu’yu Macar Ayaklanması’nın 70. yıl dönümü törenleri için ülkesine davet etti. Seçimlerde Tisza açık farkla kazandı 12 Nisan’da yapılan genel seçimlerde, Magyar liderliğindeki Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) büyük bir başarı elde etti. 199 sandalyeli parlamentoda 141 milletvekili kazandı Anayasa değişikliği yapabilecek çoğunluğa ulaştı 16 yıldır iktidarda olan Fidesz ise 52 sandalyede kaldı. Aşırı sağcı Mi Hazank Partisi ise barajı aşarak meclise girdi. UCM Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarmıştı Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım 2024’te Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Magyar’ın açıklamaları, Macaristan’ın bu kararları uygulayıp uygulamayacağına dair tartışmalara netlik kazandırdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.