SON DAKİKA

#Ankara Büyükşehir Belediyesi

HABER DEĞER - Ankara Büyükşehir Belediyesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara Büyükşehir Belediyesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kamp tutkunlarına yeni bir alan Haber

Kamp tutkunlarına yeni bir alan

ATA Çiftliği’nde (BAKAP) hizmet veren Karavan ve Çadır Kamp Alanı, açıldığı günden bu yana karavancıların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. ABB, doğanın kalbinde, huzur ve mutluluğun bir araya geldiği Karavan ve Çadır Kamp Alanı ile ziyaretçilerine hem doğayla baş başa kalma hem de konfordan vazgeçmeden kamp yapma imkânı sunuyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB); doğayla iç içe, güvenli ve konforlu yaşam alanları oluşturma vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği projelerle Başkentlileri buluşturmaya devam ediyor. 3,5 milyon metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük tarım kampüsü ve rekreasyon alanı olma özelliğini taşıyan ATA Çiftliği’nde (BAKAP) karavan ve çadır kampı tutkunları, doğanın kalbinde bir araya geliyor. 24 saat su, temizlik ve güvenlik hizmeti ATA Çiftliği (BAKAP) Karavan ve Çadır Kamp Alanı, karavancılara dünya standartlarında konaklama imkânı sunuyor. Alan içerisinde 28 adet karavan parseli bulunuyor. Her bir karavan için yaklaşık 250 metrekarelik, yeşil alanla çevrili özel kullanım alanları oluşturuldu. Karavan parsellerinin her birinde temiz su hattı, evye, gri su atık bağlantı noktası ve elektrik panosu yer alıyor. Karavan alanında kadın, erkek ve engelli kullanımına uygun tuvalet ve duşlar bulunurken, 24 saat sıcak su hizmeti kesintisiz olarak sağlanıyor. Alanın genel temizliği ve ortak kullanım alanlarının hijyeni, ANFA ekipleri tarafından gün içerisinde düzenli aralıklarla gerçekleştiriliyor. Güvenlik ve hizmet esasları doğrultusunda alan, 7 gün 24 saat esasına göre hizmet veriyor. Her hafta sonu tam doluluk Ata Çiftliği (BAKAP) Karavan ve Çadır Kamp Alanı’nın sorumlusu Kadir Kuru, alana gösterilen ilgiden memnun olduklarını belirterek “30 Ağustos’ta açılışımızı gerçekleştirdik. O günden bugüne her hafta sonu alanımız full çekiyor. Karavancıların talepleri doğrultusunda kendimizi sürekli yeniliyor, daha iyi bir hizmet sunmak için çalışıyoruz” dedi. Kadın karavancılardan tam not BAKAP Karavan Park Alanı’nı sıkça kullanan karavancılardan Avukat Sedef Sabuncu, özellikle güvenlik ve temizlik açısından duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi: “Avukatım. Aynı zamanda kadın karavancıyım. Annemle birlikte Karavan ve Çadır Kamp Alanı’na geliyoruz. Zaman zaman anneannem, teyzemle. Karavanın tüm işlerini biz yapıyoruz. Bağlaması, çekmesi, diğer teknik işler. Çok severek yapıyoruz karavancılığı. Burası bizim için oldukça iyi bir imkân oldu. Özellikle çalışma saatlerimizden zaman buldukça buraya gelip deşarj olmak bizim için oldukça iyi. Buradaki imkânlar gerçekten harika. Çok kamp alanı gezdik ama elektrik, bu yeşil alan, herkesin kendine ait parseli olması bizim için çok önemli. Benim için güvenlik de çok önemli. Burada özellikle akşam dokuzdan sonra girişlerle ilgili ciddi denetimler var. Gün içinde de öyle. Buraya geldiğimizde arabamız, karavanımız, eşyalarımız oldukça güvende. Buna çok eminiz. Köpeğim burada istediği gibi gezebiliyor. Diğer karavancıların köpekleriyle güzel iletişim kurup oynayabiliyor. Bu sebeple biz çok memnunuz.”

15 ameliyat geçirmişti… Tunahan için 5 milyon TL’lik emsal tazminat kararı Haber

15 ameliyat geçirmişti… Tunahan için 5 milyon TL’lik emsal tazminat kararı

Ankara’da sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu ağır yaralanan ve iki yılda 15 büyük operasyon geçiren Tunahan Yılmaz için açılan manevi tazminat davasında karar çıktı. Ankara 8’inci İdare Mahkemesi, olayda hizmet kusuru bulunduğuna hükmederek Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Keçiören Belediyesi’nin aileye toplam 5 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Sahipsiz köpek saldırısı sonrası yaşamı değişti Olay, 7 Aralık 2023’te Ankara’nın Keçiören ilçesi Kafkaslar Mahallesi’nde meydana geldi. O dönem 10 yaşında olan Tunahan Yılmaz, okula giderken sahipsiz köpeklerin saldırısına uğrayarak ağır yaralandı. Uzun süre hastanede tedavi gören Tunahan, yoğun bakım sürecinin ardından taburcu edilse de tedavisi yıllarca sürdü. İki yılda 15 operasyon, bitmeyen tedavi süreci Tunahan Yılmaz, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde art arda yapılan ameliyatların ardından toplam 15 büyük operasyon geçirdi. Deri nakilleri, kuduz tedavisi ve pıhtı atması gibi ciddi sağlık sorunları yaşayan Tunahan’ın eğitim hayatı da uzun süre evde devam etti. Ceza davasında beraat, idari davada tazminat Olayla ilgili açılan ceza davasında belediye yetkilileri beraat ederken, aile bu kez idarelerin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle 10 milyon liralık manevi tazminat davası açtı. Mahkeme, sahipsiz hayvanların kontrolü ve güvenliğin sağlanmasının kamu idarelerinin sorumluluğunda olduğuna dikkat çekti. Mahkeme: Hizmet kusuru var, tazminat gerekli Kararda, manevi tazminatın yaşanan acı ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığı vurgulandı. Tunahan’ın yaşadığı fiziksel ve psikolojik travmalar dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne ve 5 milyon lira tazminatın müştereken ödenmesine hükmedildi. Avukattan dikkat çeken değerlendirme Ailenin avukatı Aslıhan Ergün Ercan, kararın şimdiye kadar görülmemiş düzeyde bir tazminata hükmettiğini belirterek, bunun kamu idarelerine açık bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Ercan, sahipsiz hayvanlara ilişkin yasal düzenlemelerin değişmesiyle birlikte benzer davalarda daha yüksek tazminat kararlarının önünün açıldığını ifade etti. Bu karar, sahipsiz hayvanlar konusunda kamu sorumluluğunun sınırlarını yeniden tartışmaya açarken, benzer vakalar için de emsal niteliği taşıyor.

Mansur Yavaş’a Klip Çektiler! Haber

Mansur Yavaş’a Klip Çektiler!

Ankara’da 2025 yılı boyunca yaşanan su kesintileri, yalnızca iklim krizi ve baraj doluluk oranlarıyla açıklanamayacak bir toplumsal tepkiye dönüştü. Günlerce su akmayan mahalleler, düzensiz basınç uygulamaları ve net bir bilgilendirme yapılmaması, kentte yaşayan yurttaşları sosyal medyada kendi dilini kurmaya itti. Bu dilin en çarpıcı örneği ise kısa sürede viral olan “Çorbam var içen mi” şarkısı oldu. Mizah yoluyla kurulan bu itiraz, sorunun ne kadar yaygın ve hissedilir olduğunu gösterirken, ABB’nin resmi hesabından yayımlanan “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı metin, kamuoyunda “bilgilendirme” değil “azarlama” olarak algılandı. Son 50 Yılın En Kurak Yılı mı, Son 50 Yılın En Kötü Yönetimi mi? Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne göre 2025 yılı, hidrolojik veriler açısından başkent için “son 50 yılın en kurak yılı.” Barajlara gelen su miktarının tarihi dip seviyelere gerilediği, kişi başına düşen günlük su miktarının 55 litreye kadar düştüğü resmi açıklamada açıkça ifade ediliyor. Üç yıl içinde barajlara gelen suyun 661 milyon metreküpten 182 milyon metreküpe düşmesi, kuraklık gerçeğini inkâr edilemez kılıyor. Ancak tartışma tam da bu noktada başlıyor. Çünkü “kuraklık” vurgusu, sahadaki düzensiz ve plansız kesintileri açıklamak için bir kalkana dönüşüyor. Belediye “su veriliyor” derken, yurttaşın deneyimi çoğu zaman “saat var, gün yok” şeklinde yaşanıyor. Aynı şehirde, hatta aynı sokakta farklı binaların tamamen farklı su rejimleriyle karşı karşıya kalması, sorunun yalnızca iklimsel olmadığını düşündürüyor. Kuraklık gerçek olabilir; ancak kuraklığın nasıl yönetildiği, hangi mahallede ne zaman ne olacağının neden net biçimde açıklanmadığı sorusu yanıtsız kalıyor. Teknik Arıza mı, Mühendislik Fiyaskosu mu? ABB cephesi, kesintileri ve basınç düşüklüklerini büyük ölçüde “eski altyapı”, “patlayan borular” ve geçmişte yapılmamış yatırımlarla açıklıyor. Özellikle Kesikköprü hattındaki arızalar örnek gösterilerek, sorunun teknik olduğu vurgulanıyor. Ancak kulislerde ve teknik çevrelerde konuşulan iddialar, tablonun bundan ibaret olmadığını ortaya koyuyor. İddialara göre yeni kurulan ve revize edilen hatlarda hidrolik denge yeterince hesaplanmadı, debi ve basınç ilişkisi mahalle ölçeğinde analiz edilmeden sisteme su verildi. Yüksek kotlu bölgelerde suya erişim neredeyse imkânsız hale gelirken, düşük kotlarda dengesiz yüklenme nedeniyle arızalar arttı. Gece basınç düşürme uygulamasının kayıp-kaçağı azaltmak yerine sistemi daha da kırılgan hale getirdiği öne sürülüyor. Bazı uzmanlara göre sorun, suyun varlığı değil, dağıtımın mühendislik açısından sağlıklı planlanmamış olması. Yani mesele “eski borular”dan çok, yanlış projelendirme ve aceleci müdahaleler. Belediye bir şeyler yapıyor olabilir; ancak yanlış yapılan her hamle, krizi çözmek yerine derinleştiriyor. “3 Gün Var, 5 Gün Yok”: Başkent’te Su Lüks Oldu Ankara’da su, artık temel bir hak değil; denk gelirse kullanılan bir ayrıcalık. Kentin birçok mahallesinde “üç gün var, beş gün yok” ifadesi sıradan bir şikâyete dönüştü. Aynı apartmanda farklı saatlerde, hatta aynı katta bile farklı musluklardan farklı sonuçlar alınıyor. Yurttaşlar bidonlarla çeşme arıyor, apartmanlar yüksek maliyetlerle su tankı kurmak zorunda kalıyor. Temizlik, yemek, kişisel hijyen gibi en temel ihtiyaçlar komşu dayanışmasına bırakılmış durumda. Başkentte yaşanan bu tablo, “modern belediyecilik” söylemiyle taban tabana zıt bir görüntü yaratıyor. Sorun yalnızca suyun azlığı değil; suyun ne zaman geleceğinin bilinmemesi. Belirsizlik, krizin en yıpratıcı boyutuna dönüşüyor. Mansur Yavaş Pavyona Kadar Düştü Türkiye’de tarihsel olarak bazı gece kulübü ve gazinolarda (pavyonlarda) sahne alan şarkıcılar, bazen sözlerinde güncel olaylara göndermeler yaparak toplumsal eleştiri içerikli şarkılar seslendirebiliyor. Ankara’da bu su krizi de popüler kültürün gündemine girdi. Yavaş’a yönelik esprili şarkılar ve mırıldanmalar, normal yollarla dikkat çekilemeyen durumu halk diline taşıdı. Kullanılan dil, sert politik dilden ziyade sivri mizah ve zeybek havasını aratmayan, eğlence ortamı jargonuna yakın ögeler içeriyor. Sosyolojik açıdan bakıldığında bu durum, halkın kendine özgü direnme ve eleştirme yolları geliştirdiğinin bir işareti. Toplum, otoriteye karşı mizahi bir dil kullanarak hem sinirini boşaltıyor hem de görünürlük kazanıyor. Bu kesim şarkıları, daha çok alt-orta sınıfın eğlence mekanı kültüründen beslendiği için, “pavyon şakası” olarak da değerlendiriliyor. Geçmişte Türkiye’de kırsal ya da işçi semtlerinde yetişen bazı halk müziği ve arabesk sanatçıların sözlerinde, günlük sıkıntılar ve yöneticilere ince göndermeler yer alması bilinen bir durumdu. Ankara’daki son gelişmeler de benzer bir geleneğin yeni bir örneği gibi okunuyor. Söz konusu “Çorbam var içen mi” videosunda geçen mizansenler bu toplumsal eleştiriyi somutlaştırıyor. Halkın bu tür içeriklerle durumu tiye alması, bir nevi krize karşı kolektif başkaldırı biçimi olarak yorumlanabilir. Akademik literatürde kriz dönemlerinde mizahın bir savunma ve hiciv aracı olduğundan söz edilir; Ankara’da su sorunu üzerinden yapılan göndermeler de bu geleneğin çağdaş bir yansıması olarak görülebilir. “Çorbam var içen mi” videosu, Ankara’daki su krizinin sembolü haline geldi. Belediye başkanına yönelik eleştiri artık basın toplantılarında ya da meclis kürsülerinde değil; şarkılarda, videolarda ve pavyon dilinde dile getiriliyor. Ankaralı Cumhur’un “Su yok, metro yok, yol yok – çorbam var içen mi” dizesi, yerel yönetimin yaşadığı itibar kaybının kısa bir özeti gibi dolaşıma giriyor. Bu ifade bir hakaretten çok, siyasal bir gösterge. Çünkü bir kentte yönetime dair eleştiri popüler kültürün en alt, en sivri diline kadar inmişse, orada ciddi bir güven kırılması yaşanıyor demektir. Mansur Yavaş’ın yönetimi artık teknik raporlarla değil, hicivle tartışılıyor. Bu da krizin sadece altyapısal değil, yönetsel ve iletişimsel olduğunu gösteriyor. Neticede Ankara’da su kesintileri konusu, katmanlı bir toplumsal mesele haline geldi. Halk, musluğundan su akmadığında baraj grafiğini değil, yöneticisini sorgular. Ankara’da bugün tartışılan şey barajlar değil; bu kentin neden öngörülebilir biçimde yönetilemediği. Teknik ayrıntılar, kuraklık verileri ve altyapı sorunları bir yana; bir kentin sakinleri suya erişim hakkının kesintiye uğradığını düşündüğünde sosyal tepki mekanizmaları devreye giriyor. Eleştiriler giderek artarken, “su yokluk” meselesi bir politikaya, bir yönetime tepki olarak paylaşılan bir folklor parçasına dönüştü. “Çorbam var içen mi” şarkısının bu kadar sahiplenilmesi, yurttaşın başka bir dil bulamadığının göstergesi. Mansur Yavaş’ın bu sosyolojik zemindeki performansı nasıl şekillendireceği, önümüzdeki süreçte Ankara siyaseti için önemli bir sınav olmaya devam edecek.

Demetevler Metro’daki köpek iddiasında soruşturma derinleşti Haber

Demetevler Metro’daki köpek iddiasında soruşturma derinleşti

Ankara’da kamuoyuna yansıyan hayvan hakları iddialarının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi ve EGO Genel Müdürlüğü, Demetevler Metro İstasyonu’nda yaşandığı öne sürülen olaya ilişkin sürecin titizlikle sürdürüldüğünü açıkladı. Belediyeden yapılan duyuruda, ilk ihbarın 3 Ocak 2026 tarihinde 153 Çağrı Merkezi’ne ulaştığı ve bunun üzerine derhal teftiş sürecinin başlatıldığı belirtildi. Kamera kayıtları incelendi, veterinerle temas kuruldu Açıklamaya göre iddiaya konu alanlardaki kamera kayıtları saniye saniye incelendi ve tüm görüntüler güvence altına alındı. Ayrıca hayvanseverler tarafından köpeğin götürüldüğü veteriner hekimle iletişime geçilerek, olayla ilgili ayrıntılı bilgi alındı. Köpek mezardan çıkarıldı, bağımsız inceleme başlatıldı Süreçte kamuoyunda herhangi bir soru işareti kalmaması için ek adımlar atıldığı vurgulandı. Bu kapsamda, hayvanseverlerle yeniden iletişime geçilerek 15 yaşındaki “Matmazel” isimli köpeğin gömüldüğü yerden çıkarılarak bağımsız ve uzman bir kurum tarafından tekrar incelenmesi talep edildi. Talep doğrultusunda Ankara Barosu yetkilileri sürece dahil oldu ve köpek, darp iddialarının tespiti amacıyla Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne götürüldü. Yetkililer, incelemenin yaklaşık 15 gün sürebileceğini bildirirken, Ankara Büyükşehir Belediyesi bu sürenin kısaltılması ve dosyaya öncelik verilmesi için resmi talepte bulundu. Bakanlık sürece dahil edildi, yasal işlem başlatıldı Belediye açıklamasında, köpeğin herhangi bir yurttaş adına kayıtlı olmaması nedeniyle, resmi prosedür gereği Tarım ve Orman Bakanlığı’na da başvuru yapıldığı belirtildi. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 28/A maddesi kapsamında bakanlık yetkilileri tarafından adli sürecin başlatıldığı ifade edildi. İddiaya konu kişiler görevden uzaklaştırıldı Soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla, iddialarda adı geçen kişilerin geçici olarak görevlerinden uzaklaştırıldığı bilgisi paylaşıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, sürecin şeffaflıkla sürdürüleceğini ve inceleme sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.

ANKARA BİR DAMLA SUYA HASRET KALDI! Haber

ANKARA BİR DAMLA SUYA HASRET KALDI!

Ankara, 2025’in son aylarına girerken modern bir başkentten çok krizle boğuşan bir kent görüntüsü veriyor. Haftalardır, hatta bazı bölgelerde aylardır devam eden su kesintileri nedeniyle yurttaşlar temel bir hak olan temiz suya erişemiyor. Akşam saatlerinde kesilen, sabaha kadar gelmeyen; kimi zaman sabah 10’u bulmadan musluklardan akmayan su, başkentin gündelik hayatını felç etmiş durumda. BAŞKENT’TE ORTAÇAĞ MANZARALARI: TANKER KUYRUKLARI GERİ DÖNDÜ Ankara’da ortaya çıkan tablo, “sosyal belediyecilik” söylemleriyle taban tabana zıt. Mamak, Keçiören, Pursaklar ve Etimesgut başta olmak üzere birçok ilçede yurttaşlar bidonlarla, damacanalarla tanker bekliyor. Apartman önlerinde oluşan kuyruklar, Türkiye’nin başkentinde 2025 yılında yaşanan utanç verici bir manzarayı gözler önüne seriyor. Çamaşır yıkayamayan, duş alamayan, çocuklarına hijyen sağlayamayan aileler için bu durum artık bir konfor sorunu değil, doğrudan yaşam krizi. İlçe Kesinti Süresi / Durumu En Çok Etkilenen Mahalleler Mamak 3 Gündür Kesintili / Bazı yerlerde 30+ Saat Akdere, Saimekadın, Peyami Sefa, Kazım Orbay Yenimahalle Haftalardır her gün kesinti iddiası Pamuklar, Susuz, Ata, Batı Sitesi Etimesgut 24 Saati aşan planlı/plansız kesintiler Bağlıca, Yapracık, Şehit Ali, Turkuaz Keçiören Habersiz ve uzun süreli kesintiler Bağlarbaşı, Hasköy, Atıfbey “BORU PATLADI” DENİLDİ, AYLAR GEÇTİ Kesintilerin ilk günlerinde yapılan açıklamalarda sorun “boru patlağı” ve “teknik arıza” olarak duyuruldu. Ancak 30 Eylül’den bu yana geçen sürede kesintilerin hâlâ sürmesi, bu açıklamaları boşa düşürdü. Eğer sorun bir boru patlağından ibaret ise neden hâlâ giderilemedi? Eğer altyapı yetersizse neden aylarca geçici çözümlerle oyalanıldı? Yanıtlanmayan bu sorular, kamuoyunda “yönetememe” eleştirisini güçlendirdi. GECE GİDİYOR, SABAH GELMİYOR Yurttaşların ortak şikâyeti net: Su akşam 8–9 saatlerinde kesiliyor, sabah ise çoğu zaman 10’u bulmadan gelmiyor. Plansız, düzensiz ve önceden bildirilmeyen kesintiler; çalışanları, öğrencileri, yaşlıları ve hastaları doğrudan etkiliyor. Başkentte yaşam, suyun keyfine ve saatine göre planlanır hale gelmiş durumda. SABIR TAŞTI: “BU YÖNETİM Mİ?” Sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüyor. Yurttaşlar, yaşanan krizin artık teknik değil siyasi bir sorun olduğunu dile getiriyor. “Beceriksizliğin faturası neden bize kesiliyor?” sorusu binlerce paylaşımda tekrar ediliyor. İstifa çağrıları açıkça dillendirilirken, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sessizliği öfkeyi daha da artırıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yönetimi, başkenti tanker kuyruklarına mahkûm etmekle suçlanıyor. Yurttaşlar, aylar süren kesintilere rağmen hâlâ net, takvimli ve güven veren bir çözüm planı açıklanmamasını kabul etmiyor. ANKARA SUSUZ, YÖNETİM CEVAPSIZ Başkentte yaşanan tablo artık inkâr edilemez bir noktaya ulaştı. Su kesintileri geçici değil, yapısal bir krize dönüşmüş durumda. Ankara susuz, yurttaş öfkeli, kamuoyu yanıtsız. 30 Eylül’den bu yana değişmeyen tek şey ise belirsizlik. Başkent, bir damla suya hasret; sorumlular ise hâlâ net bir hesap vermiş değil.

ABB'den Başkent trafiğine 'kaynak' önlemi Haber

ABB'den Başkent trafiğine 'kaynak' önlemi

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Trafik Şube Müdürlüğü’nün ortak çalışmasıyla kent genelinde belirlenen 35 noktada delinatör çalışması yapıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkentlilerin trafikte yaşadığı sıkıntıların önüne geçmek ve trafik akışını rahatlatmak amacıyla yeni bir çalışmaya daha imza attı. ABB ekipleri ve Trafik Şube Müdürlüğü’nün ortak çalışmasıyla kent genelinde trafik akışında sorun yaşanan 35 nokta belirlendi. Bu noktalarda hayata geçirilen delinatör uygulaması ile trafikte kaynak olarak tabir edilen kavşak katılımlarında ve ana arter bağlantı yollarında meydana gelen trafik ihlallerinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Toplam 35 noktada gerçekleştirildi Trafik akışının rahatlatılması amacıyla delinatör çalışması gerçekleştirilen toplam 35 nokta ise şöyle: “Mevlana Bulvarı – Bahriye Üçok Caddesi Kesişimi, Mevlana Bulvarı – Taurus Kavşağı, İnönü Bulvarı – Aşkabat Caddesi Dönüş Varyantı, İnönü Bulvarı Üzeri Karayolları Gen. Müd. Önü, Bağdat Caddesi – 169 Cadde Kesişimi, Turgut Özal - 1 Bulvarı – Etlik Caddesi Dönüş Varyantı, İstanbul Caddesi – Şht. Yaşar Akansel Sokak Kesişimi, İstanbul Caddesi –Kazım Karabekir Caddesi Kesişimi, Anadolu Bulvarı Üzeri, Keçiören Şefkat Mahallesi Felek Caddesi – 39. Cadde Kesişimi, Kazım Karabekir Caddesi – Sebze Bahçeleri Caddesi Kesişimi, Çankaya Caddesi Üzeri, Çetin Emeç Bulvarı – 1322 Cadde Kesişimi, İncek Bulvarı Üzeri – Türkiye Adalet Akademisi Dönüşü, Çankaya Caddesi Üzeri – Atakule Önü, Atatürk Bulvarı Üzeri, Atatürk Bulvarı – Necatibey Caddesi Kesişimi, Mevlana Bulvarı – Dikmen Caddesi Dönüşü, Çetin Emeç Bulvarı – Ceyhun Atıf Kansu Caddesi, Ayaş-Ankara Yolu Bulvarı – Fatih Sultan Mehmet Bulvarı Dönüş Varyantı, Turan Güneş Bulvarı – Doğukent Caddesi Kesişimi, Turan Güneş Bulvarı – Zülfü Tigrel Caddesi Kesişimi, Anadolu Bulvarı – Optimum AVM önü, Ayaş-Ankara Yolu Bulvarı – ASO 1. Bölge Giriş Ayrımı, Ayaş-Ankara Yolu Bulvarı – Şeker Fabrikası Yol Ayrımı, Anadolu Bulvarı – Ankapark Önü.

Ankara’daki barınaklarda 10 ayda 17 bin köpek öldü Haber

Ankara’daki barınaklarda 10 ayda 17 bin köpek öldü

Ankara’da sahipsiz hayvanlara ilişkin tablo, belediyeye ait barınaklardan gelen resmi verilerle yeniden tartışma konusu oldu. Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki hayvan bakım evlerine ilişkin Ekim ayı denetim formlarına göre, son 10 ayda barınaklara alınan on binlerce köpekten binlercesi yaşamını kaybetti. Toplanan köpeklerin neredeyse yarısı öldü “Sahipsiz Hayvanları İzleme ve Denetim Formu”na yansıyan bilgilere göre, 10 aylık süreçte barınaklara toplam 41 bin 142 köpek toplandı. Bu köpeklerden 17 bin 790’ının ölüm kaydının “doğal nedenler” başlığı altında tutulduğu belirtildi. Veriler, barınaklara alınan her iki köpekten birine yakınının hayatta kalamadığını gösteriyor. Yeni yasa sonrası barınaklardaki tablo ağırlaştı Kamuoyunda “Katliam Yasası” olarak anılan 7527 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesinin ardından, sahipsiz hayvanların belediyeler tarafından yoğun biçimde toplanmaya başlandığı biliniyor. Hayvan hakları savunucuları, bu süreçte barınak koşullarının yetersizliği ve denetimsizlik nedeniyle hayvan ölümlerinin arttığını dile getiriyor. Şeffaflık talebi karşılıksız kaldı Konuya ilişkin bilgi almak amacıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkilileriyle iletişime geçilmek istendi ancak belediyeden herhangi bir geri dönüş sağlanamadı. Barınaklardaki ölümlerin nedenlerine dair ayrıntılı ve bağımsız bir açıklamanın yapılmaması, tepkileri daha da artırdı. Hayvan hakları açısından alarm zilleri Uzmanlar ve hayvan hakları savunucuları, yüksek ölüm oranlarının münferit olaylarla açıklanamayacağını belirterek, barınak koşullarının, veteriner hizmetlerinin ve denetim mekanizmalarının acilen kamuoyuna açık biçimde incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Tartışma, sahipsiz hayvan politikalarının yalnızca “toplama” odaklı değil, yaşam hakkını merkeze alan bir anlayışla yeniden ele alınması çağrılarını güçlendiriyor.

Yandaş basından Mansur Yavaş’a “operasyon” manşeti: ABB’den net yanıt geldi Haber

Yandaş basından Mansur Yavaş’a “operasyon” manşeti: ABB’den net yanıt geldi

İktidara yakınlığıyla bilinen bazı medya organlarında, Mansur Yavaş ve Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında “yeni bir inceleme başlatıldığı” yönünde haberler yayımlandı. Ancak söz konusu iddiaların, daha önce açılmış ve kamuoyuna yansımış bir dosyada yer aldığı ortaya çıktı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, haberlerin gerçeği çarpıttığını belirterek kamuoyunu bilgilendirdi. Aynı dosya, “yeni” gibi servis edildi Sabah ve Yeni Şafak gazetelerinde yer alan haberlerde, Yavaş’ın Çankırı ve Karabük mitinglerinde belediye imkânlarını kullandığı iddiasıyla “yeni bir soruşturma izni istendiği” öne sürüldü. Sabah gazetesi bu durumu “dördüncü operasyon” başlığıyla verirken, Yeni Şafak haberinde ise “başlatıldı” ve “başlatıldığı öne sürüldü” gibi çelişkili ifadelere yer verdi. İddialar zaten mevcut soruşturma kapsamındaydı Haberlere konu edilen Çankırı ve Karabük mitingleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın daha önce talep ettiği ve İçişleri Bakanlığı’nın 22 Kasım 2025 tarihinde izin verdiği soruşturma dosyasında zaten yer alıyordu. Aynı dosyada, belediyenin farklı noktalarda yaptığı ücretsiz çorba dağıtımı ve Ankapark başlıklarının da inceleme konusu olduğu biliniyordu. Ankara Büyükşehir Belediyesi: Algı kampanyası yürütülüyor Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, dosyanın yeni olmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: Söz konusu dosyanın daha önce kamuoyuna da yansıyan açık bir dosya olduğu, buna rağmen bazı medya organlarınca “ilk kez gündeme gelmiş” gibi sunulmasının açık bir algı çalışması olduğu belirtildi. “Kamu kaynağı kullanılmadı” vurgusu Açıklamada ayrıca, Mansur Yavaş’ın 2023 seçim sürecinde belediyeden maaş dahi almadığı ve kamu kaynağı kullanmadığını açık biçimde beyan ettiği hatırlatıldı. Belediyeden yapılan değerlendirmede, bu bilgilerin kamuya açık olduğu ve isteyen herkes tarafından incelenebileceği ifade edildi. Yaşanan gelişme, yerel yönetimlere yönelik medya dili ve siyasal kutuplaşma tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, Ankara Büyükşehir Belediyesi cephesinden “dosya eski, manşet yeni” mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.