SON DAKİKA

#Araştırma

HABER DEĞER - Araştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Araştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ölürken beynimizde ne oluyor? Haber

Ölürken beynimizde ne oluyor?

Ölüm, yaşamın kaçınılmaz bir parçası olmasına rağmen, insan beyninde bu son anda neler yaşandığına dair bilgiler sınırlı. Michigan Üniversitesi’nde görev yapan sinirbilimci Jimo Borjigin, yaklaşık on yıldır ölüm anındaki beyin faaliyetlerini inceliyor ve elde edilen bulguların, tıp dünyasında yerleşik kabulleri sarsabileceğini söylüyor. Tesadüfle başlayan araştırma Borjigin’in bu alana yönelmesi bir laboratuvar kazasıyla başladı. Fareler üzerinde nörokimyasal salgıları incelerken iki hayvanın ölmesi, beynin ölüm sürecindeki davranışını doğrudan gözlemleme fırsatı sundu. Bu sırada farelerin beyninde özellikle serotonin seviyesinin olağanüstü derecede arttığı görüldü. Serotoninin halüsinasyonlarla ilişkili olması, ölüm anında beynin sandığımızdan çok daha aktif olabileceği sorusunu gündeme getirdi. Kalp duruyor ama beyin susmuyor Tıpta uzun süredir, kalbin durmasının ölüm için temel kriter olduğu kabul ediliyor. Ancak Borjigin’e göre bu yaklaşım beynin rolünü geri plana itiyor. Kalp durduğunda beyne oksijen gitmediği için, beynin de işlevini yitirdiği varsayılıyor. Oysa deneyler, bu varsayımın her zaman doğru olmayabileceğini gösteriyor. Nörokimyasal fırtına 2013 ve 2015 yıllarında fareler üzerinde yapılan çalışmalarda, kalp durduktan sonra beyinde adeta bir “nörokimyasal patlama” yaşandığı tespit edildi. Serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi maddeler normal seviyelerinin onlarca katına çıktı. Araştırmacılara göre bu düzeyde bir artış, hayvanlar hayattayken bile neredeyse imkânsız. İnsanlarda da benzer sinyaller Borjigin ve ekibi, 2023 yılında yaşam destek ünitesine bağlı dört hasta üzerinde beyin dalgalarını inceledi. Solunum cihazları kapatıldıktan sonra hastaların ikisinde, bilişsel işlevlerle ilişkili gama dalgaları saptandı. Bu dalgalar genellikle bilinç, hafıza ve karmaşık düşünme süreçleriyle bağlantılı. Özellikle temporal loblarda görülen yoğun aktivite, empati ve duygusal deneyimlerle ilişkilendirildi. Ölüme yakın deneyimler açıklanabilir mi? Ölüme yakın deneyim yaşayan kişilerin anlattığı “parlak ışık”, “hayatın gözler önünden geçmesi” ya da “beden dışı deneyimler”, bu bulgularla örtüşüyor olabilir. Borjigin’e göre kalp krizi geçiren kişilerin önemli bir bölümünün bu tür deneyimler bildirmesi, ölüm anında görsel ve bilişsel merkezlerin hâlâ aktif olabileceğine işaret ediyor. Yeni bir bakış açısı Araştırmacılar, beynin oksijen eksikliği karşısında tamamen pasif bir organ olmadığını düşünüyor. Kış uykusuna yatan hayvanların beyinlerinin düşük oksijen koşullarına uyum sağlayabilmesi, insan beyninde de benzer savunma mekanizmalarının olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Keşfedilecek çok şey var Borjigin, mevcut verilerin henüz yolun başında olunduğunu gösterdiğini vurguluyor. Ölüm anında beynin neden hiperaktif hale geldiği hâlâ net değil. Ancak bu mekanizmanın anlaşılması, erken ölüm teşhisleri ve yaşam destek kararları açısından tıp dünyasında yeni tartışmaların önünü açabilir. Bilim insanlarına göre ölüm, beynin bir anda kapandığı bir süreçten ziyade, karmaşık ve yoğun bir nörolojik geçiş olabilir. Bu geçişin tam olarak nasıl gerçekleştiğini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var; çünkü beynin son anları, yaşam kadar gizemli olmaya devam ediyor.

Araştırma alarm verdi: Solaryum kullanımı cilt kanseri riskini neredeyse üçe katlıyor Haber

Araştırma alarm verdi: Solaryum kullanımı cilt kanseri riskini neredeyse üçe katlıyor

Solaryumun “kontrollü bronzlaşma” olduğu yönündeki yaygın algı, bilimsel verilerle bir kez daha çürütüldü. ABD’de yürütülen yeni bir araştırma, solaryum kullanımının doğrudan DNA hasarına neden olduğunu ve cilt kanserinin en tehlikeli türlerinden biri olan melanom riskini ciddi biçimde artırdığını gösterdi. Solaryum kullananlarda melanom oranı iki katından fazla çıktı Northwestern University ile University of California araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, yaklaşık 3 bin solaryum kullanıcısının tıbbi kayıtları incelendi. Aynı yaş grubunda yer alan ve solaryum kullanmamış 3 bin kişinin verileriyle yapılan karşılaştırmada, solaryum kullananların yüzde 5,1’inde melanom geliştiği saptandı. Solaryum kullanmayanlarda ise bu oran yüzde 2,1 olarak kaydedildi. Risk faktörleri hesaba katılsa bile tehlike devam ediyor Araştırmada yaş, cinsiyet, güneş yanığı öyküsü ve ailede cilt kanseri bulunması gibi bilinen risk faktörleri de değerlendirmeye alındı. Buna rağmen solaryum kullanımının, melanom gelişme riskini 2,85 kat artırdığı belirlendi. Bilim insanları, bu sonucun solaryumun bağımsız ve güçlü bir risk faktörü olduğunu ortaya koyduğunu vurguluyor. DNA analizleri genetik hasarı gözler önüne serdi Çalışma kapsamında her iki gruptan alınan 182 cilt biyopsisi üzerinde DNA dizileme analizleri yapıldı. Solaryum kullanan yurttaşlardan alınan örneklerde, solaryum kullanmayanlara kıyasla neredeyse iki kat daha fazla genetik mutasyon tespit edildi. Bu bulgu, yapay UV ışınlarının hücresel düzeyde ciddi hasar yarattığını ortaya koydu. Güneş görmeyen bölgelerde bile mutasyon tespit edildi Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de melanomla ilişkili mutasyonların, bel altı ve kalça gibi genellikle güneş ışığına maruz kalmayan bölgelerde de görülmesi oldu. Bilim insanları, bunun solaryum ışınlarının cilt üzerinde yaygın ve derin bir etki yarattığını gösterdiğini belirtiyor. Sonuçlar saygın bilimsel dergide yayımlandı Araştırmanın ayrıntıları, hakemli bilimsel dergi Science Advances’te yayımlandı. Uzmanlar, elde edilen verilerin solaryumun güvenli bir bronzlaşma yöntemi olduğu yönündeki iddialara karşı güçlü bilimsel kanıt sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlar uyarıyor: Solaryum masum değil Araştırmayı yürüten ekip, solaryumun estetik bir tercih olarak görülmesinin ciddi sağlık risklerini perdelediğine dikkat çekerek, toplumun bu konuda doğru bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Çalışma, cilt kanseriyle mücadelede önleyici politikaların ve farkındalığın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Pendik’te üç çocuğun yanarak can verdiği faciada annenin nerede olduğu ortaya çıktı Haber

Pendik’te üç çocuğun yanarak can verdiği faciada annenin nerede olduğu ortaya çıktı

Yangın gece yarısı çıktı ve dört çocuk alevlerin arasından çıkarıldı İstanbul Pendik’te Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki iki katlı bir binanın giriş katında, gece saat 02.15 sularında çıkan yangın büyük bir faciaya dönüştü. Evde bulunan dört çocuk yurttaşlar tarafından alevlerin arasından çıkarıldı ancak 2 yaşındaki Özden Sepetçi, 9 yaşındaki Cennet Çelikkol ve 5 yaşındaki Zülfikar Sepetçi hastanede yaşamını yitirdi. 11 yaşındaki Muhammet Ali Çelikkol ise ağır yaralı olarak yoğun bakımda tedavi ediliyor. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemedi. Anne, yangın sırasında diğer çocuğunu hastaneye götürüyordu Olay yerinde yapılan ilk incelemelere göre anne Selvi Sepetçi, yangın başladığı sırada 2025 doğumlu kızı Ela Nur’u sağlık sorunları nedeniyle Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi’ne götürmüştü. Evde kalan dört çocuk tek başınaydı. Anne yangın sonrası gözaltına alınırken, savcılık çok yönlü inceleme başlattı. İtfaiye kısa sürede müdahale etti ancak çocuklar kurtarılamadı İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yangın kontrol altına alındığında ekipler, 1 numaralı dairede bilinci kapalı halde bulunan dört çocuğu dışarı çıkararak ambulanslara teslim etti. Üç çocuk tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Valilik: “Yangının kesin nedeni itfaiye raporuyla belirlenecek” İstanbul Valiliği yazılı açıklamasında, ananın olay sırasında evde olmadığının tespit edildiğini, yangının kesin nedeninin itfaiye raporuyla ortaya çıkacağını ve olaya ilişkin soruşturmanın sürdüğünü ifade etti. Açıklamada, ölen üç çocuğun kimlik bilgilerine yer verilirken, yaralı Muhammet Ali Çelikkol’un yoğun bakımda tedavisinin devam ettiği bildirildi. Soruşturma genişliyor, yangının çıkış nedeni araştırılıyor Olayın ardından Pendik Cumhuriyet Başsavcılığı kapsamlı bir inceleme başlattı. Elektrik kaynaklı bir sorun, soba ya da mutfak ekipmanı kaynaklı bir tutuşma ihtimali değerlendirilirken, çocukların evde yalnız olması nedeniyle ihmal veya olası kast yönünden de araştırma yürütülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.