SON DAKİKA

#Atatürk

HABER DEĞER - Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük Haber

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük

Gülabi, özellikle KHK’lılar, sivil toplumun çöküşü, Kürt meselesi, eğitim sistemi ve ekonomik kriz başlıklarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de sivil toplum çökertildi” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de toplumun yalnızlaştığını ve devlet karşısında kendisini ifade edecek mekanizmaları kaybettiğini söyledi. Gülabi’ye göre modern demokrasilerde insanların yalnızlaşmasını önleyen sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra işlevsiz hale getirildi. Gülabi, “Sivil toplum kuruluşları artık toplumun değil, devletin ve hükümetin uzantısı gibi çalışıyor. İnsanlar bağış yaptıkları için, bir yardım kuruluşuna destek oldukları için cezalandırıldı. Bu yüzden toplum artık örgütlenmekten korkuyor” dedi. Sendikaların da aynı süreçte zayıflatıldığını savunan Gülabi, “Bir dönem Türkiye’nin en güçlü kurumları olan sendikalar bugün dişi çekilmiş, tırnakları sökülmüş bir aslana dönüştürüldü. İşçiler ve yurttaşlar taleplerini dile getiremez hale geldi” ifadelerini kullandı. “Toplum konuşamıyor, çünkü korkuyor” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de insanların yaşadıkları sorunları açıkça dile getiremediğini söyledi. “Geçinemiyorum” diyen yurttaşların bile baskıyla karşılaştığını savunan Gülabi, toplumun suskunluğunun nedeninin korku olduğunu ifade etti. “Bir pazarda ‘geçinemiyorum’ diyen teyzenin kapısına ertesi gün polis gidiyor. İnsanlara ‘bilginize başvuracağız’ deniyor ama aslında korkutuluyorlar. Böyle bir yerde toplum konuşamaz” diyen Gülabi, Türkiye’nin giderek bir “polis devleti” görünümü kazandığını söyledi. “Liberalizm ekonomiden önce özgürlüğü savunur” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, liberalizmin yalnızca ekonomiyle ilgili bir görüş olmadığını, esas olarak özgürlük fikrine dayandığını söyledi. Gülabi, “Liberal teori özgürlüğün teorisidir. Asıl mesele serbest piyasa değil; temel haklar, hürriyetler ve bireyin özgürlüğüdür” dedi. Gülabi, liberal düşüncenin Türkiye toplumunun tarihsel karakterine de uygun olduğunu savunarak, “Mustafa Kemal Atatürk ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ diyordu. Türk toplumunun karakteri de budur” ifadelerini kullandı. “3 milyon kişi hakkında işlem yapıldı” Canlı yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri KHK’lılar ve “KHK mağdurları” başlığı oldu. Gülabi, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi hakkında işlem yapıldığını, yüz binlerce kişinin kamu görevinden çıkarıldığını söyledi. “Yaklaşık 400 bin kişi kamudan ihraç edildi. Sivil meslekleri de kattığınızda 1 milyona yakın KHK mağduru var. 3 milyon kişi hakkında soruşturma açıldı, 600 bin kişi ceza aldı” diyen Gülabi, bu cezaların çoğunun gazeteye abone olmak, sendikaya üye olmak, bankaya para yatırmak ya da bir okulda çalışmak gibi nedenlerle verildiğini savundu. Gülabi, “Bugün insanlar suçlarını öğrenmek isteyen mahkûmlar haline geldi. Ceza alıyorlar ama hangi suçu işlediklerini bilmiyorlar” ifadelerini kullandı. “Kürt meselesi hukukla çözülmeli” Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, sorunun güvenlik değil, hukuk meselesi olduğunu söyledi. “Kürtlere bakış açımız diye bir şey yok. Herkes eşit yurttaştır. Devletin görevi bütün yurttaşlarına eşit hak ve özgürlük sağlamaktır” diyen Gülabi, dil yasağı ve inanç yasağı gibi uygulamaların kabul edilemeyeceğini söyledi. Gülabi, Kürt meselesinin yıllardır güvenlik eksenli ele alındığını savunarak, “Önce hukuk konuşulmalıydı. Kürt hakları ile PKK meselesi birbirine bağlandı. Bu nedenle sorun çözülemedi” ifadelerini kullandı. “Türkiye’de eğitim sistemi çöktü” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de eğitim sisteminin de büyük bir kriz içinde olduğunu söyledi. Özellikle öğretmenlerin ve okulların giderek değersizleştirildiğini savunan Gülabi, 50 bin öğretmenin görevden alınmasının eğitim sistemini çökerttiğini öne sürdü. “Öğretmen artık öğrencinin hayatına dokunan, rehberlik eden kişi olmaktan çıkarıldı. Öğretmenler yalnızca mesaiye gidip gelen memurlara dönüştürüldü” diyen Gülabi, okullarda yaşanan şiddet olaylarının da bu süreçle bağlantılı olduğunu savundu. Gülabi ayrıca okulların merkezi yönetim yerine yerel yönetimler tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Bir ilkokulla bakanın ne işi olur? Sorunlar belediyeler ve okul aile birlikleri eliyle yerelde çözülmeli” dedi. “Türkiye fakir değil, kötü yönetiliyor” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gülabi, Türkiye’nin kaynakları olan bir ülke olduğunu ancak kötü yönetildiğini söyledi. “Türkiye fakir bir ülke değil. Ama bütün yetki tek bir kişide toplandı. Bu yüzden ekonomi kötü yönetiliyor” diyen Gülabi, ülkede büyük bir israf düzeni oluştuğunu savundu. Zübeyir Gülabi, kamu ihaleleri ve yandaş şirketler üzerinden oluşan ekonomik yapıyı eleştirerek, “Dünya ekonomisinin yalnızca yüzde 1’ini oluşturan Türkiye’den, devletten en fazla ihale alan müteahhitlerin çıkması normal değil” dedi. “Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir sorun çözülmez” Canlı yayının sonunda Ankara’da düzenledikleri sempozyuma da değinen Gülabi, Liberal Parti’nin temel hedefinin “korku duvarını yıkmak” olduğunu söyledi. “Biz özgürlüğün buz kırıcılarıyız” diyen Gülabi, sempozyumun sonuç bildirgesinde hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkının öne çıktığını söyledi. Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde hukuksuzluk olduğunu savunarak, “Hukukun üstünlüğüne dönmeden ne ekonomi düzelir ne eğitim ne de toplumsal barış sağlanabilir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

34 yıllık öğretmen tutuklandı! “Delil yok” tartışması büyüyor Haber

34 yıllık öğretmen tutuklandı! “Delil yok” tartışması büyüyor

Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanan felsefe öğretmeni Ramazan Avuşmak hakkında yeni detaylar ortaya çıktı. 34 yıllık eğitimci olduğu belirtilen Avuşmak’ın savcılık ifadesi, dosyadaki delil durumu ve avukatların açıklamaları, tutuklama kararının hukuka uygunluğu konusunda kamuoyunda geniş bir tartışma başlattı. “Hakaret etmedim, sözlerim yanlış anlaşıldı” Savcılık ifadesinde suçlamaları reddeden Avuşmak, derste söylediği sözlerin çarpıtıldığını savundu. Öğrencilerine yazdırdığı bir söz üzerinden gelişen tartışmada, Atatürk’e hakaret etmediğini belirten öğretmen, “Yanlış anlaşılmış olabilirim” dedi. Öğrencilerin ifadelerini geri çektiği iddiası Olayın ardından şikayetçi olduğu belirtilen bazı öğrencilerin ifadelerini geri çektiği yönündeki iddialar, dosyanın seyrini değiştirebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu durum, delil yapısının zayıfladığı yönünde yorumlara neden oldu. Hukukçular: “Tutuklama şartları oluşmamış olabilir” Dosyayı inceleyen hukukçular, mevcut durumda tutuklamanın ölçülülük ilkesine aykırı olabileceğini ifade ediyor. Delillerin büyük ölçüde toplandığı, kaçma şüphesinin bulunmadığı ve suçun katalog suçlar arasında yer almadığı yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor. “Tutuklama son çare olmalı” tartışması yeniden gündemde Ceza hukukunda tutuklamanın “istisnai bir tedbir” olması gerektiği vurgusu, bu olayla birlikte yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, adli kontrol gibi alternatif yöntemlerin uygulanabileceğini savunuyor. Aileden çağrı: “Bayramda yanımızda olsun” Avuşmak’ın ailesi ise tutuklama kararına tepki gösterdi. Oğlu yaptığı açıklamada, babasının yıllardır eğitimci olarak görev yaptığını belirterek, “Bayram günü cezaevinde olmasını istemiyoruz” dedi. Sosyal medyada ikiye bölünen tartışma Olay sosyal medyada da geniş yankı buldu. Bir kesim öğretmenin sözlerini eleştirirken, diğer kesim ise somut delil olmadan yürütülen süreçlerin “linç kampanyasına” dönüştüğünü savundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Atatürk’ün bilinmeyen karesi ortaya çıktı: Eğirdir Garı’ndan yeni fotoğraf Haber

Atatürk’ün bilinmeyen karesi ortaya çıktı: Eğirdir Garı’ndan yeni fotoğraf

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ait yeni bir fotoğraf daha arşivlere kazandırıldı. Eğirdir Tren Garı’nda dinlenirken çekildiği belirtilen ve daha önce hiç yayımlanmayan kare, yıllardır saklandığı özel arşivden çıkarıldı. Fotoğraf nesilden nesile aktarıldı Isparta’da yaşayan ve uzun yıllardır fotoğrafçılıkla ilgilenen Cengiz Sakarya, söz konusu fotoğrafın kendi arşivinde bulunduğunu açıkladı. Sakarya, fotoğrafın kayınpederi tarafından çekildiğini ve yıllar boyunca aile içinde korunarak günümüze ulaştığını ifade etti. Atatürk’ün Isparta ziyareti sırasında çekilen nadir karelerden biri olduğu belirtilen fotoğrafın, bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmadığı vurgulandı. “Hiç yayımlanmamış bir kare” Sakarya, fotoğrafın önemine dikkat çekerek, Türkiye’de daha önce paylaşılmamış bir görüntü olduğunu belirtti. Eğirdir Tren Garı’nda çekilen bu karede Atatürk’ün dinlenme anlarının yer aldığı ifade edildi. Aile arşivinde bulunan birçok tarihi fotoğrafın da zamanla gün yüzüne çıkarıldığını belirten Sakarya, bu karelerin kültürel hafıza açısından değer taşıdığını dile getirdi. Müze arşivine de kazandırıldı Söz konusu fotoğrafın bir kopyasının Isparta Atatürk Müzesi’ne teslim edildiği öğrenildi. Böylece fotoğraf yalnızca özel arşivde değil, kamusal hafızada da yerini aldı. Tarihe yeni bir not düşüldü Atatürk’ün sınırlı sayıda görsel kaydının bulunduğu bazı ziyaretlerine dair bu tür yeni karelerin ortaya çıkması, tarihsel araştırmalar açısından önem taşıyor. Eğirdir Garı’nda çekilen bu fotoğraf da Atatürk arşivine eklenen yeni bir belge olarak kayıtlara geçti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul Maltepe’de şehit ve gazi aileleri için anlamlı iftar Haber

İstanbul Maltepe’de şehit ve gazi aileleri için anlamlı iftar

Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhunu kent genelinde yaşatmaya devam eden Maltepe Belediyesi, şehit aileleri ve gaziler için anlamlı bir iftar programı düzenledi. Program, Cumhuriyet Kültür Merkezi Nikah Salonları’nda gerçekleştirildi. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, yaptığı konuşmada şehit ve gazi ailelerinin toplumun en kıymetli emanetleri olduğunu vurguladı. Köymen, “Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve birlik duygularını büyüten bu güzel akşamında sizlerle aynı sofrada buluşmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Bu toprakların bağımsızlığı, özgürlüğü ve huzuru için en büyük bedeli ödeyen aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Kahraman gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum. Ramazan ayı bizlere yalnızca oruç tutmayı değil; aynı zamanda birbirimizin halini anlamayı, dayanışmayı büyütmeyi ve vefayı hatırlamayı öğreten bir aydır. Bugün burada aynı sofrayı paylaşmamızın anlamı da tam olarak budur. Bizler Maltepe’de dayanışmayı büyüten ve kimseyi yalnız bırakmayan bir yerel yönetim anlayışıyla çalışıyoruz. Şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmak, gazilerimizin yanında olmak ve sizlerin hayatını kolaylaştıracak her adımı atmak bizim için yalnızca bir görev değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Bu vesileyle ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve aziz şehitlerimizi saygıyla anıyor, kahraman gazilerimize sağlık ve huzurlu bir ömür diliyorum.” Şehitlerin ve gazilerin fedakarlığının hiçbir zaman unutulmayacağını belirten Köymen, yerel yönetimlerin sosyal dayanışmayı güçlendiren projelerle her zaman ailelerin yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Ramazan’ın bereketinin paylaşıldığı iftar programı, yapılan duaların ardından sıcak sohbetler ve hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.

Öğretmenler Günü’nde Atatürk’ün eşit eğitim devrimi yeniden hatırlatıldı Haber

Öğretmenler Günü’nde Atatürk’ün eşit eğitim devrimi yeniden hatırlatıldı

Türkiye genelinde 24 Kasım Öğretmenler Günü, bu yıl ekonomik kriz, öğretmen atamaları, güvencesiz çalışma ve eğitimin ticarileşmesi tartışmaları gölgesinde kutlanıyor. Eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri, Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yurttaş” idealine dayanan eşit eğitim anlayışının bugün büyük ölçüde aşındığını belirtti. Açıklamalarda, kamusal eğitimin bir yurttaşlık hakkı olduğu, “parası olanın nitelikli eğitim aldığı, olmayanın dışarıda kaldığı” bir düzenin toplumsal eşitsizliği büyüttüğü ifade edildi. Atatürk’ün yurttaş eşitliğine dayalı eğitim devrimi yeniden gündemde Eğitim örgütleri, Atatürk’ün eğitimi yalnızca bireysel bir ilerleme değil, toplumsal eşitlik için temel bir kamusal hizmet olarak tanımladığına dikkat çekti. Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulanan karma eğitim, parasız yatılı okullar, Köy Enstitüleri ve halk eğitimi politikalarının, Türkiye toplumunu sınıfsal ve bölgesel eşitsizliklerden arındırmayı amaçladığı vurgulandı. Bugün ise eğitimin piyasa kurallarına terk edilmesiyle sınıfsal uçurumların derinleştiği, dezavantajlı mahallelerdeki yurttaşların temel eğitim hakkına erişiminin bile zorlaştığı ifade edildi. “Eğitim bir ticarete dönüşemez” Sendikalar, özel okul ücretlerindeki aşırı artış ve dershane–kurs sisteminin yaygınlaşması nedeniyle eğitimin fiilen özelleştiğini dile getirdi. “Bir ülkenin geleceği, parası olan azınlığın ayrıcalığına bırakılamaz” diyen eğitimciler, sosyal adaletin ancak eşit ve kamusal eğitimle sağlanabileceğini belirtti. Açıklamalarda, öğretmenlerin düşük ücretle çalıştırılması, ek ders bağımlılığı ve güvencesizlik gibi yapısal sorunların da eğitim sistemini niteliksizleştirdiği vurgulandı. ‘Fikri hür yurttaş’ için bilimsel ve laik eğitim talebi Eğitimciler, Atatürk’ün en büyük hedeflerinden birinin bilimsel düşünceye dayalı, özgür bireyler yetiştiren bir eğitim sistemi olduğunu hatırlattı. Son yıllarda müfredatta yapılan değişiklikler, bilimsel ders saatlerinin azaltılması ve okul türleri arasındaki uçurumlar nedeniyle toplumun bilgiye erişim eşitsizliği arttı. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca eğitim kalitesini değil, Türkiye’de demokrasinin geleceğini de tehdit ediyor. Öğretmenlerin mesleki saygınlığı için kamucu bir model talebi Öğretmenler Günü’nde en çok gündeme gelen konulardan biri de öğretmenlerin ekonomik koşulları oldu. Birçok öğretmen geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı ve güvencesizlik nedeniyle mesleki motivasyonun düştüğünü belirtiyor. Eğitim sendikaları, “Öğretmeni güçlendirmeden, toplumu güçlendiremezsiniz” diyerek kamucu, eşitlikçi ve toplum yararını önceleyen bir eğitim modelinin zorunlu olduğunu savunuyor. Türkiye toplumunun ortak talebi: Eşit, parasız, nitelikli eğitim 24 Kasım vesilesiyle yapılan açıklamalarda ortak vurgu şu oldu: “Eğitim bir yurttaşlık hakkıdır; piyasa malı değildir.” Eğitimciler, Atatürk’ün kamucu ve halkçı vizyonuna yeniden dönülmesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin tüm çocuklarına eşit ve nitelikli eğitim sunulmasının toplumsal barış ve demokratikleşme için zorunlu olduğunun altını çizdi.

CHP’den istifa eden Aksu Belediye Başkanı: AK Parti’ye geçmeye niyetim var Haber

CHP’den istifa eden Aksu Belediye Başkanı: AK Parti’ye geçmeye niyetim var

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yerel düzeyde başlayan istifalar sürerken, Antalya’nın Aksu ilçesinde dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, partisinden ayrıldıktan sonra bağımsız olarak sürdürdüğü görevinde, AK Parti’ye katılacağı yönündeki iddialara açıklık getirdi. Yıldırım, “Evet, geçmeye niyetim var” sözleriyle siyasi yönelimi hakkındaki iddiaları doğruladı. “CHP Atatürk’ün çizgisinden uzaklaştı” 2024 yerel seçimlerinde yüzde 55 gibi rekor bir oyla seçilen İsa Yıldırım, partisini ağır sözlerle eleştirdi. CHP’nin son dönemde hem yerel hem de genel merkez düzeyinde Atatürk, cumhuriyet ve demokrasi ilkelerinden uzaklaştığını iddia eden Yıldırım, “Ben Atatürk’ün partisine inandığım için bu yoldaydım. Ancak artık CHP’nin o ruhtan koptuğunu düşünüyorum” dedi. Yıldırım, Aksu’da hem inançlı kesimlerin hem de milliyetçi ve muhafazakâr yurttaşların desteğini aldığını vurgulayarak, “CHP’nin halktan kopuk bir yönetime bürünmesi bu desteği zedeledi” ifadelerini kullandı. “Belediye başkanı devletle savaşmaz” AK Parti’ye geçme ihtimaline ilişkin açıklamasında Yıldırım, amacının ideolojik değil, hizmet temelli olduğunu söyledi: “Benim tek derdim Aksu’ya hizmet etmektir. Belediye başkanı devletle savaşmaz. Devletle kavga eden bir anlayışın parçası olamam. Bizim görevimiz halkın sorunlarını çözmek.” Yıldırım, bu sözlerle CHP yönetimini devlet kurumlarıyla gereksiz çatışmalar yürütmekle suçladı. “Hiçbir şartım yok, tek amacım hizmet” İsa Yıldırım, AK Parti’ye geçişi için herhangi bir şart öne sürmediğini belirterek, “Tek amacımız Aksu’nun sorunlarını çözmek. Parti fark etmeksizin, hizmeti nereye götürebilirsek orada olacağız” dedi. Yıldırım ayrıca, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yönetimini “başarısız” olarak nitelendirirken, eski başkan Menderes Türel’in dönemini “hizmet odaklı” olarak övdü. Antalya siyasetinde yeni dengeler oluşuyor İsa Yıldırım’ın olası AK Parti’ye geçişi, Antalya siyasetinde yerel dengeleri yeniden şekillendirebilir. AK Parti cephesinde Yıldırım’ın katılımı güçlü bir yerel destek olarak görülürken, CHP içinde istifaların devam edip etmeyeceği merak konusu. Yıldırım’ın açıklamaları, yalnızca parti içi bir değişimin değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin devletle ilişkisine dair tartışmaların da yeniden alevlenmesine neden oldu.

Bahçeli’den çarpıcı çıkış: KKTC Türkiye’ye katılmalı, 82’nci il olmalı! Haber

Bahçeli’den çarpıcı çıkış: KKTC Türkiye’ye katılmalı, 82’nci il olmalı!

Kıbrıs vurgusu: “Bu dava ecdadımızın alın teriyle yazılmıştır” Konuşmasına Türkiye’nin geleceğine ve milli birlik anlayışına dair değerlendirmelerle başlayan Bahçeli, Kıbrıs meselesine “milli bir dava” olarak yaklaştıklarını vurguladı. Bahçeli, “Kıbrıs, ecdadımızın alın teri, göz nuru, gönül suru, hatıra ve hafıza yurdudur. Bu haklı ve hakikatli davadan geri dönüş yoktur.” diyerek, Kıbrıs’ta federasyon fikrinin Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. “Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün öz vatanıdır. Federasyon tez ve tekliflerinin geçerliliği ve geleceği kesinlikle yoktur. Kıbrıs milli davamızdır. Bu haklı davadan dönülmesi asla söz konusu olamaz.” Seçim sonuçlarına eleştiri: “Bu katılım Kıbrıs Türkü’nü temsil edemez” Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde geçtiğimiz pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de değerlendirdi. Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Tufan Erhürman’ın %62,8 oyla seçimi kazanmasına değinen Bahçeli, “Seçim sonuçları çok düşük katılımla gerçekleşmiştir. Kıbrıs Türkü’nün kaderi, bu katılımla temsil edilemez.” ifadelerini kullandı. Bahçeli, KKTC Meclisi’nin vakit kaybetmeden toplanması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı: “Seçim sonucu açıklanmış olsa dahi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Parlamentosu acilen toplanmalı; seçim sonuçları ve federasyona dönüşün kabul edilemeyeceğini ilan etmeli ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almalıdır.” “82’nci il KKTC olmalı” çıkışı büyük yankı uyandırdı Bahçeli’nin konuşmasında en dikkat çeken cümle, “81 Düzce’den sonra 82’nin KKTC olması artık hayat memat meselesidir” sözleri oldu. Bu ifade, hem Türkiye kamuoyunda hem de uluslararası basında tartışma yaratacak nitelikte değerlendirildi. MHP lideri, Kıbrıs’ta iki devletli çözüm vizyonuna vurgu yaparak, Meclis’te kabul edilen “egemen eşitliğe dayalı çözüm” kararını da destekledi: “Cumhuriyet Meclisi’nin iradesi federasyon değil; iki devletli çözüm yönündedir. Bizim görüşümüz de aynıdır. KKTC’nin Türkiye’ye katılması bölgesel barışın da teminatı olacaktır.” “Cumhur İttifakı’nda çatlama yok” mesajı Konuşmasının ilerleyen bölümünde Cumhur İttifakı içindeki birliktelik tartışmalarına da değinen Bahçeli, son dönemde dillendirilen “çatlak” iddialarını kesin bir dille yalanladı: “Cumhur İttifakı’nda çatı uçtu, vazo çatladı diyenler boşuna heveslenmesin. Türkiye güvenli, huzurlu ve refah dolu günlere ulaşıncaya kadar bu birlik devam edecektir. Çatlama, patlama, uçma yoktur; sadece mücadele vardır.” Atatürk’ten alıntıyla mesaj: “Hakikati söylemekten vazgeçmeyeceğiz” Bahçeli, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hakikati arayan, onu buldukça da söylemeye cüret eden insanlar olmalıyız” sözünü hatırlatarak, “Bizim siyasetimiz hakikat üzerinedir. Hakikat neredeyse biz oradayız.” dedi. MHP lideri, millî birlik, inanç, fazilet ve ülkü ahlakının rehberliğinde siyaset yürüttüklerini vurguladı ve “Kim rahatsız olursa olsun, hakikati söylemekten vazgeçmeyeceğiz” ifadeleriyle konuşmasını sürdürdü. Kıbrıs çıkışının yankıları Bahçeli’nin “KKTC Türkiye’ye katılmalı” çağrısı, hem Türkiye siyasetinde hem de Kıbrıs’ta geniş yankı buldu. Siyaset yorumcuları, bu çıkışın Kıbrıs’ta iki devletli çözüm politikasını destekleyen bir adım olarak görülse de, uluslararası hukuk açısından tartışmalı olabileceğini ifade ediyor. Bahçeli’nin önerisinin, önümüzdeki günlerde Ankara-Lefkoşa hattında diplomatik yansımalar yaratması bekleniyor. Devlet Bahçeli’nin bugünkü grup konuşması, yalnızca bir siyasi mesaj değil, Kıbrıs meselesinde yeni bir stratejik çıkış olarak değerlendiriliyor. “Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün öz vatanıdır. KKTC Türkiye’ye katılmalıdır. 82’nci il KKTC olmalıdır.” sözleri, MHP’nin hem milli kimlik hem de dış politika duruşunu yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Tamer Levent’ten Atatürk yorumu: Savaştayken bile müze kurmayı planladı Haber

Tamer Levent’ten Atatürk yorumu: Savaştayken bile müze kurmayı planladı

Tiyatro sanatçısı ve yönetmen Tamer Levent, Atatürk’ün sadece askeri bir deha değil, aynı zamanda kültür ve sanatın gelişimini Cumhuriyet’in temel taşlarından biri olarak gördüğünü hatırlattı. Levent, Büyük Taarruz sırasında dahi Atatürk’ün Ankara’da bir Anadolu Medeniyetleri Müzesi kurulması talimatı verdiğini aktararak, “Bu, sanatın ne olduğuna dair anlatmak istediğimiz şeyin tipik bir örneği” dedi. “Bir ülkeyi kültürel olarak var etmek sanattır” Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bir resim yapmak mı yoksa her şeyiyle planlanmış bir Cumhuriyet kurmak mı? Hangisi sanat?” sorusunu gündeme getiren Levent, sanatın kökeninin düşünce ve sistemli bakış açısında yattığını vurguladı. Levent, Atatürk’ün savaşın en zorlu dönemlerinde bile sanat ve kültürün inşasını önemsemesini şöyle yorumladı: “Bir Cumhuriyet kuracağını biliyordu. Kuruluş sırasında bu Cumhuriyet’in ihtiyacı olan kültür, sanat, bilim, siyaset, tarih ve uygarlık konularında planlı, programlı ve sistemli bir bakış açısı ortaya koydu. Bu, bugün ‘Sanata evet’ dediğimiz anlayışın en güçlü göstergesidir.” Tamer Levent kimdir? 1971 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne giren Tamer Levent, 1977’de mezun oldu. Devlet Tiyatroları’nda oyuncu ve yönetmen olarak görev aldı; bir dönem genel müdürlük ve genel müdür yardımcılığı yaptı. Yönetmenliğini üstlendiği oyunlar Rusya, Kanada, Güney Kore, İran ve Kuzey Kıbrıs’ta festivallere davet edildi. Hâlen Devlet Tiyatroları’nda rejisör kadrosunda yer alan Levent, aynı zamanda TOBAV (Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı) ile TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği) kurucuları arasında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.