SON DAKİKA

#Avrupa Birliği

HABER DEĞER - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Altın gece yarısı fırladı: Gram altın fiziki piyasada 7 bin TL’yi aştı Haber

Altın gece yarısı fırladı: Gram altın fiziki piyasada 7 bin TL’yi aştı

Ons altın 5 bin dolara dayandı Dünkü işlemlerde yüzde 2’nin üzerinde prim yapan ons altın, yeni günde de yükselişini sürdürerek 4.967 dolara kadar tırmandı. Böylece altın, 1979’dan bu yana en güçlü yıllık performanslarından birini sergilemiş oldu. Yılın ilk haftalarında altındaki toplam değer artışı yüzde 15’e ulaştı. Gram altın Kapalıçarşı’da rekor kırdı Ons altındaki sert hareketlilik, iç piyasada da fiyatlara yansıdı. Spot piyasada gram altın: 6.919 TL Kapalıçarşı’da gram altın satış fiyatı: 7.070 – 7.075 TL Çeyrek altın: 11.529 TL Bu seviyelerle birlikte gram altın, fiziki piyasada tarihinde ilk kez 7 bin TL’nin üzerine çıktı. Gümüş ve platin de zirvede Sadece altın değil, diğer değerli metallerde de rekorlar dikkat çekti. Spot gümüş: Ons başına 97,44 dolar ile rekor Spot platin: 2.684 dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesi Paladyum: 1.917 dolar seviyesinde yatay seyretti Yükselişi ne tetikledi? Uzmanlara göre altındaki sert yükselişte birkaç temel faktör öne çıkıyor: Dolar endeksinin son iki haftanın en düşük seviyelerine gerilemesi ABD Merkez Bankası’na (Fed) yönelik eleştirilerin artması Grönland merkezli jeopolitik gerilimler ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika açıklamalarının piyasalarda belirsizlik yaratması Avrupa Birliği liderleri, Trump’ın Grönland konusunda geri adım attığı açıklamaların ardından acil zirve düzenlerken, jeopolitik risk algısının tamamen ortadan kalkmadığı belirtiliyor. Piyasalarda gözler yeni verilere çevrildi ABD’de tüketici harcamalarının güçlü seyrini koruması ve istihdam piyasasında “düşük işe alım – düşük işten çıkarma” dengesi, altın fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Doların zayıf görünümü ise dolar bazlı metallerin küresel yatırımcılar için daha cazip hale gelmesini sağlıyor. Uzmanlar, jeopolitik risklerin ve para politikası belirsizliklerinin sürmesi halinde altındaki oynaklığın devam edebileceği uyarısında bulunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir Haber

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir

Bugüne kadar dünya savaşlarından bölgesel çatışmalara kadar pek çok gerilimin merkezinde petrol yer aldı. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, küresel rekabetin ağırlık merkezinin kritik minerallere kaydığına işaret ediyor. Venezuela, Ukrayna ve Grönland gibi örnekler, maden zenginliği yüksek bölgelerde tansiyonun neden arttığını gözler önüne seriyor. Venezuela örneği petrolden fazlasını anlatıyor Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik iddialar ve tartışmalar ilk bakışta ülkenin devasa petrol rezervleriyle ilişkilendirilse de uzmanlar asıl meselenin petrolden çok daha geniş bir kaynak seti olduğunu vurguluyor. Venezuela, yeni nesil teknoloji ürünleri için hayati önemde olan ve “mavi altın” olarak anılan koltan başta olmak üzere; lityum, nikel, bakır ve altın açısından da dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Petrol hemen sahneden inmiyor Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Gürkan Kumbaroğlu, petrolün kısa vadede önemini yitireceği yönündeki öngörülerin gerçekleşmediğini belirtiyor. Elektrikli araçlara geçiş hedeflerinin özellikle ABD ve Avrupa’da revize edildiğini hatırlatan Kumbaroğlu, petrol talebinin sanıldığı kadar hızlı düşmediğini ve bu nedenle petrol temelli rekabetin bir süre daha süreceğini ifade ediyor. Elektrikli araç hedefleri geri çekiliyor Avrupa Birliği’nin içten yanmalı motorlara yönelik sert takviminde esnemeye gitmesi ve ABD’de elektrikli araç kullanımına ilişkin beklentilerin aşağı yönlü güncellenmesi, petrolün küresel denklemdeki yerini koruduğunu gösteriyor. Bu tablo, enerji güvenliği ve kaynak rekabetinin çok katmanlı bir hale geldiğini ortaya koyuyor. Yeni teknolojinin kalbi: Nadir topraklar Kumbaroğlu’na göre asıl kırılma noktası, ileri teknolojinin olmazsa olmazı olan nadir toprak elementleri ve kritik mineraller. Yapay zekâdan savunma sanayisine, yenilenebilir enerjiden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda bu minerallere bağımlılık artıyor. Büyük güçler için bu kaynaklar artık ekonomik bir avantajdan çok stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor. Türkiye için kritik eşik Türkiye’de yayımlanan “Kritik ve Stratejik Madenler Raporu”nda 37 maddenin kritik, bunlardan 8’inin yüksek öneme sahip olduğu belirtiliyor. Lityum, bakır, demir, alüminyum, manganez, çinko, gümüş ve titanyum gibi madenlerde yaşanabilecek tedarik kesintilerinin, güvenlik ve ekonomi açısından ciddi riskler doğurabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar, arz çeşitliliği, uluslararası iş birlikleri ve tedarik zinciri güvenliğinin titizlikle planlanması gerektiğinin altını çiziyor. Petrolün tamamen devre dışı kalmadığı ancak kritik minerallerin küresel güç mücadelesinde yeni bir cephe açtığı bu dönemde, ülkelerin maden politikaları önümüzdeki yılların en belirleyici başlıklarından biri olmaya aday görünüyor.

AB, 25 yıllık Mercosur düğümünü çözdü Haber

AB, 25 yıllık Mercosur düğümünü çözdü

Avrupa Birliği, yaklaşık çeyrek asırdır müzakere edilen AB–Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması’nda kritik eşiği aştı. Brüksel’de yapılan oylamada Fransa’nın “hayır” oyuna rağmen üye ülkelerin nitelikli çoğunluğu sağlandı ve anlaşmanın imzalanmasının önü açıldı. Karar, sokakta çiftçi protestolarını büyütürken, Parlamento aşamasının sert tartışmalara sahne olacağını işaret ediyor. Fransa itiraz etti, nitelikli çoğunluk geçti Diplomatik kaynaklara göre Fransa, Polonya, Macaristan ve İrlanda anlaşmaya karşı oy kullanırken Belçika çekimser kaldı; Avusturya destek vermedi. Buna karşın Almanya başta olmak üzere çok sayıda ülke, küresel ticaret gerilimlerinin arttığı bir dönemde Latin Amerika ile yeni ortaklıkların “stratejik bir sinyal” olduğu görüşünde birleşti. Nitelikli çoğunluk sistemi, üye devletlerin en az yüzde 55’ini ve AB nüfusunun en az yüzde 65’ini temsil eden desteği yeterli saydığı için Paris’in itirazı süreci durduramadı. İmza yolu açıldı, gözler Parlamento’da Oylamanın ardından yazılı onay prosedürü başlatıldı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Paraguay’a giderek anlaşmayı imzalaması bekleniyor. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu’nun basit çoğunluk onayı gerekiyor. Paris, özellikle tarım ve çevre başlıkları nedeniyle “oyunun bitmediğini” savunuyor. Sokakta çiftçi öfkesi büyüyor Karar Fransa, Belçika ve Polonya’da sert protestoları tetikledi. Otoyollar kapatıldı, sınır geçişleri bloke edildi, traktörlü eylemler düzenlendi. Tarım sendikaları, anlaşmanın Avrupa çiftçisini daha düşük çevre ve sağlık standartlarına sahip ürünlerle rekabete zorlayacağını söylüyor; “Bu anlaşma ölüm fermanımız” sloganı öne çıkıyor. Ekonomik beklentiler ve riskler Anlaşmanın AB ihracatında yaklaşık 4 milyar avroluk gümrük vergisini kaldırması hedefleniyor. Mercosur ülkeleri Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’da otomotiv parçaları, süt ürünleri ve şarap gibi kalemlerde yüksek tarifeler bulunuyor. Almanya ve İspanya, anlaşmayı ABD’nin gümrük baskıları karşısında yeni pazarlar açmanın ve Çin’e bağımlılığı azaltmanın aracı olarak görüyor. Muhalifler ise sığır eti, kümes hayvanı ve şeker gibi ucuz ithalatın yerli üreticiyi zorlayacağını vurguluyor. Komisyon taviz verdi, ikna sağlanamadı Avrupa Komisyonu; hassas tarım ürünleri için koruma mekanizmaları, pestisit kontrolleri, kriz fonu ve çiftçilere destek paketleri açıkladı. Ancak bu adımlar Fransa ve Polonya’yı ikna etmedi. Aralıkta karşı çıkan İtalya’nın bu kez destek vermesi ise dengeleri değiştirdi. Macron hükümeti baskı altında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “siyasi oybirliğiyle ret” çağrısına rağmen kararın geçmesi, Paris’in Avrupa içindeki manevra alanının sınırlı olduğunu gösterdi. Kararın ardından Fransa’da muhalefet hükümeti “çiftçileri feda etmekle” suçlarken, gözaltılar ve protestolar siyasette tansiyonu yükseltti. Şimdi ne olacak? Parlamento oylaması, tarım krizi ve sokaktaki öfkenin gölgesinde yapılacak. Mercosur dosyası artık yalnızca bir ticaret anlaşması değil; Avrupa’da gıda egemenliği, çevre politikaları ve demokratik meşruiyet tartışmalarının kesiştiği bir fay hattı olarak görülüyor.

AB’den Şam’a net mesaj: Suriye’nin yeniden inşasında destek sürecek Haber

AB’den Şam’a net mesaj: Suriye’nin yeniden inşasında destek sürecek

Avrupa Birliği (AB), Aralık 2024’te Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’ye yönelik en üst düzey temasını gerçekleştirdi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya gelerek, savaşın ardından başlayan toparlanma sürecinde Suriye halkına verilen desteğin süreceğini vurguladı. Avrupa Birliği, yeniden inşa sürecine siyasi ve ekonomik destek verecek Görüşmenin ardından açıklama yapan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Suriyelilerin uzun yıllar süren baskı ve çatışmaların ardından umut dolu yeni bir döneme adım attığını belirtti. Von der Leyen, Avrupa’nın Suriye’nin toparlanması ve yeniden inşası için elinden gelen tüm katkıyı sunmaya hazır olduğunu ifade etti. “Esad rejiminin düşüşü, Suriye halkı için bir umut ışığı oldu" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da açıklamasında, yıllarca süren savaş ve acıların ardından yaşanan siyasi değişimin Suriye toplumu için yeni bir sayfa açtığını söyledi. Costa, önlerinde uzun ve zorlu bir yol bulunduğunu ancak AB’nin bu süreçte Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini dile getirdi. Bu ziyaret, rejim değişikliği sonrası en üst düzey AB teması oldu Şam’daki görüşme, Aralık 2024’te Esad rejiminin devrilmesinden sonra Avrupa Birliği’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği en üst düzey ziyaret olarak kayda geçti. Ziyaret, AB’nin yeni yönetimle doğrudan temas kurma ve sürece aktif destek verme iradesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Yaptırımlar kaldırıldı, destek süreci hız kazandı Avrupa Birliği, 20 Mayıs 2025’te Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırmıştı. Ardından AB Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Suica, Haziran 2025’te Şam’ı ziyaret ederek yeni yönetimle görüşmüş ve Suriye’nin istikrarlı, müreffeh ve kapsayıcı bir devlete dönüşmesi için AB’nin desteğini iletmişti. Uzun bir yol, güçlü bir mesaj Şam’daki temaslar, Avrupa Birliği’nin Suriye’nin siyasi istikrarı, ekonomik toparlanması ve toplumsal yeniden inşası sürecinde aktif rol üstlenmeye hazır olduğunu ortaya koyarken, savaşın yıkıcı etkileriyle mücadele eden Suriye halkı için de uluslararası destek mesajı niteliği taşıyor.

Yurtdışından ucuza alışveriş dönemi kapandı! Haber

Yurtdışından ucuza alışveriş dönemi kapandı!

Uzun süredir tartışılan düzenleme resmiyet kazandı, gözler yürürlük tarihine çevrildi. İnternet üzerinden yurt dışından yapılan alışverişlere ilişkin önemli bir değişiklik Resmi Gazete’de yayımlanan kararla hayata geçirildi. Alınan karar doğrultusunda, belirli bir tutarın altındaki alışverişlerde uygulanan gümrük muafiyeti kaldırıldı ve gümrüksüz alışveriş uygulaması sona erdi. Cumhurbaşkanlığı kararıyla muafiyet hükmü yürürlükten kaldırıldı Resmi Gazete’nin 7 Ocak 2026 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’na dayanan ve yurt dışından 30 euroya kadar olan ürünlerin posta ya da kargo yoluyla gümrüksüz şekilde Türkiye’ye getirilmesine imkân tanıyan düzenleme yürürlükten kaldırıldı. Böylece bireysel online alışverişlerde uzun süredir uygulanan muafiyet tamamen sona ermiş oldu. Düzenleme 30 gün sonra uygulanmaya başlayacak Karara göre yeni uygulama, yayımlanmasının ardından 30 gün sonra yürürlüğe girecek. Bu sürenin dolmasıyla birlikte yurt dışından eşya getirmek isteyen yurttaşların, gümrük işlemleri için gümrük müşavirliği hizmeti alması gerekecek. Uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte bireysel alışveriş süreçlerinde hem maliyet hem de prosedür açısından yeni bir dönem başlayacak. Gümrüksüz alışveriş uzun süredir tartışma konusuydu Yurt dışı kaynaklı online alışverişlerde gümrük muafiyetinin kaldırılacağı iddiası son dönemde sıkça gündeme gelmişti. Avrupa Birliği’nin de benzer şekilde 150 euroluk muafiyeti 2028 yılına kadar tamamen kaldırmayı planladığı bilinirken, Türkiye’deki 30 euroluk sınırın da sıfırlanacağı öngörülüyordu. Alınan son kararla bu beklenti resmiyet kazandı. Limit önce düşürülmüş, ardından fiilen işlevsiz hale gelmişti 6 Ağustos 2024’te yapılan düzenlemeyle gümrüksüz alışveriş limiti 150 eurodan 30 euroya düşürülmüş, ardından kargo bedellerinin de toplam tutara dahil edilmesiyle fiili sınır 27 euroya kadar gerilemişti. Bu uygulama, özellikle düşük bedelli alışverişlerde dahi gümrük sürecinin devreye girmesine yol açmıştı. Yeni dönem maliyet ve prosedürleri artıracak Son düzenlemeyle birlikte yurt dışından yapılan bireysel alışverişlerde yalnızca ürün bedeli değil, kargo masrafları ve gümrük işlemleri de belirleyici olacak. Uzmanlar, bu adımın internet alışverişi alışkanlıklarını önemli ölçüde etkileyeceğini ve yurt dışı kaynaklı e-ticarette belirgin bir daralma yaratabileceğini değerlendiriyor.

İşe alımlarda işverenler artık bu soruyu soramayacak Haber

İşe alımlarda işverenler artık bu soruyu soramayacak

Avrupa Birliği, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki ücret farkını azaltmaya yönelik önemli bir adım atıyor. 2023/970 sayılı Ücret Şeffaflığı Direktifi, 2026 yılı itibarıyla tüm üye ülkelerde yürürlüğe girecek. Düzenleme, işe alım süreçlerinde şeffaflığı artırmayı ve ücret ayrımcılığını önlemeyi hedefliyor. Kadınlar hâlâ daha az kazanıyor AB verilerine göre Almanya’da kadınlar, erkeklere kıyasla saat başına ortalama yüzde 16 daha az ücret alıyor. Aynı pozisyon ve benzer nitelikler dikkate alındığında bu fark yüzde 6 seviyesine geriliyor. Uzmanlar, kadınların daha düşük ücretli sektörlerde yoğunlaşması ve yarı zamanlı çalışmanın yaygınlığına dikkat çekiyor. Ücret ayrımcılığı yapanlara yaptırım Yeni düzenlemeyle birlikte iş başvurusunda bulunan adaylar, işe başlamadan önce ilgili pozisyonun maaş aralığını öğrenebilecek. İşverenlerin adaylardan önceki maaş bilgisini talep etmesi yasaklanacak. Büyük ölçekli şirketler, cinsiyete dayalı ücret farklarını düzenli olarak raporlamakla yükümlü olacak. Ayrımcılık tespit edilmesi hâlinde çalışanlar eksik ödenen tutarları talep edebilecek ve ispat yükümlülüğü işverende olacak. Direktif birebir uygulanacak Almanya Eşitlik ve Eğitim Bakanı Karin Prien, direktifin ulusal mevzuata birebir aktarılacağını açıkladı. Sendikalar uygulamayı desteklerken, işveren çevreleri artan bürokrasi ve toplu sözleşme özgürlüğüne müdahale endişelerini dile getiriyor. Uluslararası danışmanlık firması Willis Towers Watson’ın anketine göre, Almanya’daki şirketlerin önemli bir bölümü hâlâ iş görüşmelerinde maaş aralıklarını açıklamıyor. Yaklaşık yarısı da kısa vadede bu yönde bir plan yapmıyor. İşverenler, maaş pazarlıklarının artmasından ve çalışanlar arasında huzursuzluk doğmasından çekiniyor. Ücret Şeffaflığı Direktifi, işe alım süreçlerinde uzun süredir tartışılan ücret gizliliğini sona erdirerek daha adil ve eşitlikçi bir çalışma hayatı oluşturmayı amaçlıyor. 2026’dan itibaren yürürlüğe girecek düzenleme, hem işverenleri hem de çalışanları yakından etkileyecek.

Amazon satın almak istemişti, sonu iflas oldu: Türkiye’de satılan efsane marka çöktü Haber

Amazon satın almak istemişti, sonu iflas oldu: Türkiye’de satılan efsane marka çöktü

Robot süpürgenin öncüsü iRobot iflas sürecine girdi Türkiye’de de yaygın şekilde satılan Roomba markasıyla tanınan iRobot Corp., yaşadığı finansal darboğaz nedeniyle iflas koruma başvurusunda bulunduğunu açıkladı. Şirket, yeniden yapılanma süreci kapsamında yönetim kontrolünün ana tedarikçisi olan Picea Robotics’e devredilmesini planlıyor. Ucuz Çinli rakipler dengeleri altüst etti Son yıllarda özellikle Çin merkezli, daha uygun fiyatlı robot süpürgelerin piyasaya hızla girmesi, iRobot’un satışlarını ciddi biçimde etkiledi. Küresel ölçekte artan rekabet, şirketin mali dengesini bozarken, borsada işlem gören firmanın nakit akışında da önemli kayıplar yaşandı. MIT çıkışlı başarı hikâyesi krize dönüştü 1990 yılında MIT kökenli mühendisler tarafından kurulan iRobot, bugüne kadar başta Roomba olmak üzere 40 milyondan fazla cihaz satmayı başardı. Bir dönem tüketici robotları pazarının simgesi haline gelen şirket için bu iflas başvurusu, sektörde “bir devrin kapanışı” olarak yorumlanıyor. CEO: Amaç şirketin geleceğini kurtarmak iRobot Üst Yöneticisi Gary Cohen, yapılan başvurunun bir iflas sonu değil, yeniden yapılanma adımı olduğunu savundu. Cohen, bu sürecin şirketin uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamak ve mali yapıyı güçlendirmek için zorunlu hale geldiğini ifade etti. Amazon anlaşması engellenmişti Şirketin kaderini belirleyen kritik gelişmelerden biri de teknoloji devi Amazon’un 2023 yılında iRobot’u yaklaşık 1,5 milyar dolara satın alma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması oldu. Avrupa Birliği rekabet otoriteleri, bu satın almanın Amazon’un platform gücünü artırarak diğer robot süpürge markalarını geri plana iteceği gerekçesiyle anlaşmaya onay vermemişti. Amazon anlaşmasının iptali, yoğun rekabet ve artan maliyetler birleşince iRobot için kaçınılmaz son geldi. Yeniden yapılanma sürecinin nasıl sonuçlanacağı ve Roomba markasının geleceğinin ne olacağı ise önümüzdeki aylarda netleşecek.

Uluslararası Barış Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı Haber

Uluslararası Barış Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı

Konferans, Türkiye’deki 40 yıllık çatışmanın sona erdirilmesi için kapsamlı bir yol haritası açıkladı İstanbul’da 6–7 Aralık 2025 tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı, yayımlanan sonuç bildirgesiyle tamamlandı. 19 ülkeden siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler ve insan hakları savunucularının katıldığı toplantıda, Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışma ortamının nasıl sonlandırılacağı ve kalıcı barışın hangi ilkelerle inşa edilebileceği ele alındı. Bildirge, PKK’nin Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının ardından açıkladığı silahlı mücadeleyi bırakma kararını, “bölge istikrarı için tarihi bir eşik” olarak değerlendirdi. “Öcalan barış sürecinde kritik bir aktör” vurgusu öne çıktı Bildirgede, küresel ölçekte otoriter eğilimlerin arttığı bir dönemde Abdullah Öcalan’ın hem düşünsel hem pratik olarak barış inşasında belirleyici bir rol oynadığı ifade edildi. Metinde şu değerlendirme yer aldı: “PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma ve kendini feshetme kararı, uzun süreli çatışmaların bitirilmesi için cesur bir adımdır. Bu adım yeni bir toplumsal sözleşmenin kapısını aralamaktadır.” Konferansta kalıcı barış için 6 maddelik yol haritası oluşturuldu Katılımcılar, iki gün süren tartışmaların ardından barış sürecinin ilerleyebilmesi için altı başlık belirledi: 1. Öcalan’ın AİHM kararları doğrultusunda serbest bırakılması için yasal düzenleme yapılması ve İmralı’daki tecrit koşullarının tamamen kaldırılması. 2. Çatışmaların çözümünde tek yöntemin diyalog olduğu ve BM’nin 1325 sayılı kararı gereği kadınların barış süreçlerinde aktif rol alması. 3. Türkiye’nin tüm halklarını eşit yurttaşlık temelinde kapsayan demokratik bir anayasa ihtiyacı. 4. Merkeziyetçiliğin yerine yerel demokrasiyi güçlendiren modellerin geliştirilmesi. 5. Şiddeti besleyen hukuksal ve yapısal sorunların kapsayıcı bir dönüşümle ortadan kaldırılması. 6. Avrupa Birliği’nin, tarafların kabulü halinde arabulucu veya garantör rolü üstlenmesi. “Siyasi tutukluların özgürlüğü lütuf değil, hukuksal zorunluluktur” Bildirgede son olarak, Abdullah Öcalan, Kobani Davası’nda yargılananlar ve tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Siyasi tutukluların özgürlüğü bir lütuf değil, tarihsel ve hukuksal bir zorunluluktur.” ifadesi dikkat çekti. Katılımcılar, Türkiye’yi insan hakları ve insancıl hukuk gereklerini yerine getirmeye çağırırken, sürecin uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleneceği belirtildi.

Türkiye’den AB’ye ilk askeri gemi ihracatı: Tarihi projede sac kesimi yapıldı Haber

Türkiye’den AB’ye ilk askeri gemi ihracatı: Tarihi projede sac kesimi yapıldı

Türkiye, savunma sanayii tarihinde bir ilke daha imza attı. NATO ve Avrupa Birliği üyesi Portekiz için inşa edilecek iki askeri geminin çelik kesim töreni İstanbul’da gerçekleştirildi. Ada Tersanesi’nde düzenlenen tören, Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik ilk askeri gemi ihracatı olması nedeniyle uluslararası dikkat çekti. Görgün: “Barışa Hizmet Edecek Stratejik Bir Platform İnşa Ediyoruz” Törende konuşan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, projenin iki ülke ilişkileri için yeni bir stratejik dönemi başlattığını belirtti. Görgün, “Bu çelik kesim töreniyle, hem barış zamanında insanlığa hizmet edecek hem de gerektiğinde caydırıcılık sağlayacak önemli bir deniz platformunun temelini atıyoruz.” dedi. Türkiye ile Portekiz arasındaki anlaşma, 17 Aralık 2024’te Lizbon’da imzalanmış ve iki adet Yardımcı Petrolcü ve Lojistik Destek Gemisi inşasını kapsamıştı. 14 Bin Deniz Millik Menzil: Transatlantik Görev Kapasitesi Görgün, geliştirilen gemilerin 14 knot ekonomik hızla 14.000 deniz miline ulaşabildiğini belirterek, “Bu menzil, gemilerin okyanus ötesi görevleri dahi rahatlıkla icra edebileceği anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı. Gemiler; denizde yakıt ikmali, lojistik destek, amfibi harekât, tıbbi destek, arama-kurtarma ve insani yardım görevleri için tasarlandı. Gelişmiş komuta-kontrol sistemleri, sensör paketi ve silah donanımıyla platformların NATO görevlerinde kritik roller üstleneceği bildirildi. “Avrupa’dan Gelen Güvenin Göstergesi”: Türk Deniz Mühendisliğinde Yeni Aşama Projede ana yüklenici STM olurken yaklaşık 30 Türk şirketi üretim sürecinde görev alıyor. Görgün, Türkiye’nin MİLGEM, TCG Anadolu, TF-2000 ve MİLDEN gibi projelerle dünya standartlarında denizcilik teknolojisi geliştirdiğini hatırlattı. Portekiz’in Türkiye’yi tercih etmesi, hem Avrupa’nın savunma tedarikinde Türkiye’ye duyduğu güvenin arttığını hem de Türk gemi mühendisliğinin yeni bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Görgün, “Bu proje sadece bir mühendislik işbirliği değil, aynı zamanda iki ülke arasında uzun soluklu bir stratejik dostluğun başlangıcıdır.” ifadelerini kullandı. Portekiz Donanması: “Yeni Bir Güven Dönemi Başlıyor” Portekiz Donanması Gemi Programı Direktörü Joao Marques da Costa, İstanbul’daki töreni iki ülke ilişkilerinde “yeni bir güven bölümü” olarak nitelendirdi. Da Costa, inşa edilen gemilerin Portekiz’in hem ulusal operasyonlarında hem NATO görevlerinde kritik lojistik destek sağlayacağını ifade etti. Teslimatlar 36 ve 44 Ayda Tamamlanacak STM Genel Müdürü Özgür Gümeryüz, projede tasarım sürecinin tamamlandığını ve inşa faaliyetlerinin takvime uygun ilerlediğini açıkladı. “İlk gemiyi 36 ayda, ikinci gemiyi ise 44 ayda teslim etmeyi planlıyoruz. Bu platformların Portekiz Donanması’nın bölgesel ve müttefik operasyonlarına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.