SON DAKİKA

#Avrupa Birliği

HABER DEĞER - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MSB'den Avrupa Parlamentosu'na: "Mesnetsiz iddiaları şiddetle reddediyoruz" Haber

MSB'den Avrupa Parlamentosu'na: "Mesnetsiz iddiaları şiddetle reddediyoruz"

Avrupa Parlamentosu'nun taraflı tutumuna tepki Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Avrupa Parlamentosu’nda alınan kararlara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, üçüncü tarafların Kıbrıs konusunda tarihî gerçekleri dikkate alarak adil ve tarafsız bir yaklaşım sergilemesi gerektiği vurgulanırken, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik mesnetsiz iddiaların kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtildi. Tepkinin odak noktasında, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan sözde anıt projesine kaynak ayrılmasını tavsiye etmesi yer aldı. Açıklamada, "Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonunca, GKRY’nin Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan sözde bir anıt projesine kaynak ayrılmasının tavsiye edilmesi, tarihî gerçekleri çarpıtmaya yönelik taraflı yaklaşımın yeni bir örneğidir." denildi. "Kıbrıs Türk halkını hedef alana karşılığı verme kararlılığımız tamdır" AB ve bağlı kurumlarının 1963-1974 döneminde Kıbrıs Türklerine yönelik sistematik saldırıları ve EOKA terör örgütünün eylemlerini göz ardı ederek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı söylemlerini esas almasının Kıbrıs Meselesi’nin çözümüne katkı sağlamadığına dikkat çekildi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin 50 yılı aşkın süredir Ada’daki barış ve istikrarın yegane güvencesi olduğunun altı çizilirken, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan hasmane tutumlara karşı her türlü mukabelede bulunulacağı net bir dille ifade edildi. Açıklamada, "Avrupa Birliği ve kurumlarının, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerine yönelik sistematik saldırıları ve EOKA terör örgütünün insanlık dışı eylemlerini görmezden gelerek GKRY’nin tek taraflı iddia ve söylemlerini esas alması, Kıbrıs Meselesi’nin çözümüne katkı sağlamaktan uzaktır. Üçüncü tarafları, tarihî gerçekler ışığında adil ve tarafsız bir tutum sergilemeye davet ediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri, 50 yılı aşkın süredir Ada’daki barış ve istikrarın teminatı olmaya devam etmektedir. Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığı verme kararlılığımız tamdır." denildi. Suriye'de 'tek devlet, tek ordu' vurgusu MSB açıklamasında ayrıca Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) fesih ve entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve "tek devlet, tek ordu" anlayışının güçlendirilmesi amacıyla yürütülen sürecin yakından takip edildiği belirtilerek şu değerlendirmelerde bulunuldu: "Silah ve askerî araçların Suriye ordusuna teslim edilmesi, entegrasyonun ve 'tek ordu' ilkesinin doğal gereğidir. İç savaş döneminde eski rejim unsurlarından kalan ya da terörizmle mücadele gerekçesiyle uluslararası aktörler tarafından sağlanan silah ve askerî araçların Suriye ordusuna devredilmesi, sürecin sağlıklı biçimde ilerlemesine katkı sağlayacaktır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Schengen Bölgesi'nde EES dönemi başladı: Havalimanlarında "3 saat" uyarısı Haber

Schengen Bölgesi'nde EES dönemi başladı: Havalimanlarında "3 saat" uyarısı

EES ile Schengen'de dijital ve biyometrik dönem Avrupa Birliği (AB) tarafından hayata geçirilen ve AB vatandaşı olmayan yolcuların Schengen Bölgesi’ne giriş-çıkış işlemlerini dijitalleştiren Giriş-Çıkış Sistemi (EES) uygulamasında yeni bir aşamaya geçildi. Sınır güvenliğini artırmayı ve geçişleri modernleştirmeyi amaçlayan sistem kapsamında, yolcuların pasaport bilgilerinin yanı sıra yüz görüntüleri ve parmak izleri gibi biyometrik verileri kayıt altına alınıyor. Sistem, Schengen Bölgesi genelinde kademeli bir şekilde devreye sokulmuştu. Yoğun sınır kapılarında yaşanabilecek aksaklıkların önüne geçmek amacıyla yaz aylarında tanınan geçici esneklik ve veri toplama işlemlerinin askıya alınmasına imkan tanıyan düzenleme, 6 Eylül itibarıyla tamamen yürürlükten kalktı. Havayollarından yolculara kritik uyarı Yaz esnekliğinin sona ermesi ve tüm yolcular için biyometrik kayıt zorunluluğunun eksiksiz uygulanmaya başlanması, Avrupa havalimanlarındaki pasaport ve güvenlik kontrol noktalarında uzun kuyrukların oluşmasına yol açabileceği endişesini beraberinde getirdi. Konuya ilişkin resmi internet sitesi üzerinden bir duyuru yayımlayan AJet başta olmak üzere havayolu şirketleri, seyahat edecek yolcuları uyardı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Avrupa havalimanlarında uygulamaya alınan yeni giriş/çıkış sistemleri nedeniyle pasaport ve güvenlik kontrol süreçlerinde yoğunluk yaşanabilmektedir. Uçuş işlemlerinizin aksamaması adına, havalimanında uçuş saatinizden en az 3 saat önce hazır bulunmanızı rica ederiz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Trump’ın F-35 taahhüdünü yerine getirmesini bekliyoruz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Trump’ın F-35 taahhüdünü yerine getirmesini bekliyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar basınına gerçekleştirdiği mülakatta dış politika gündemine ilişkin kritik mesajlar verdi. İkili ilişkilerden bölgesel barış çabalarına kadar birçok başlığa değinen Erdoğan, uluslararası topluma ve ilgili ülkelere çağrılarda bulundu. Trump açıklaması ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının teslimatına ilişkin daha önce verdiği sözü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington yönetiminden bu taahhüdün hayata geçirilmesini beklediklerini vurguladı. Erdoğan açıklamasında, "Trump'tan F-35 savaş uçakları konusunda bir söz aldık ve bunu yerine getirmesini bekliyoruz" dedi. Lübnan çatışmalarında ABD'nin rolü Geçtiğimiz ay Ankara'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi sırasında Trump ile Lübnan'daki savaşın sona erdirilmesi konusunu ele aldıklarını belirten Erdoğan, çatışmaların sonlandırılması noktasında ABD'nin üstleneceği rolün son derece kritik olduğuna dikkat çekerek, "Bu çatışmayı sona erdirme noktasında ABD'nin üstleneceği rol son derece kritiktir" ifadelerini kullandı. Ayrıca Doha yönetiminin bölgesel barışın sağlanması yönündeki arabuluculuk çabalarını övdü. "Gazze'yi yalnız bırakamayız" Gazze'deki insani duruma ve bölgesel gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Gazze'ye desteğini kararlılıkla sürdüreceğini belirtti. Hamas'ın taahhütlerini samimiyetle yerine getirdiğini, İsrail'in ise savaşı sürdürmeye devam ettiğini ifade eden Erdoğan, "Türkiye olarak Gazze'yi yalnız bırakamayız" diyerek bölgeye gereken desteğin verilmeye devam edeceğini kaydetti. Suriye ve bölgesel istikrar vurgusu Suriye'nin istikrarını desteklemeye devam edeceklerini ve önümüzdeki dönemde bu ülkeye bir ziyaret planladığını bildiren Erdoğan, "Kürtlerle ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz ve bölgedeki çeşitli ülkelerde haklarını koruyacağız. Suriye Kürtleri barış ve istikrar ortamından paylarını alacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Mekke Anlaşması'na da ayrı bir parantez açan Erdoğan, "Mekke Anlaşması dünyaya önemli bir mesaj gönderdi. Mekke Anlaşması, imzalayan ülkelerin şunları yapacağını öngörüyor. Eğer içlerinden biri dış saldırıya maruz kalırsa, birleşik adımlar atılacaktır. Anlaşma, diğer ülkelerin gelecekte katılımına olanak tanıyor ve Mısır'ın katılımı önemli" diyerek anlaşmanın önemine işaret etti. AB Üyelik Süreci Avrupa Birliği ile ilişkilere de değinen Erdoğan, Avrupa'nın Türkiye'yi birliğe kabul etmeye istekli görünmediğini belirterek, "Avrupa Birliği'ne katılmak önceliğimiz değil ve Türkiye'nin katılmaması Avrupa'nın kaybıdır" sözleriyle kararlılığını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İspanya açıkladı: 70 bin göçmen geri gönderildi Haber

İspanya açıkladı: 70 bin göçmen geri gönderildi

İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, Avrupa Birliği (AB) içişleri bakanları olağanüstü toplantısının ardından kritik düzensiz göç krizine dair basın toplantısı düzenledi. Bölgedeki insan hareketliliğine ve atılan adımlara değinen Marlaska, İspanya topraklarında kalanların durumuyla yakından ilgilendiklerini ve gerekli görüldüğü takdirde iade işlemlerinin gerçekleştirileceğini vurguladı. 70 bine yakın Ggçmen Fas'a geri döndü Marlaska'nın paylaştığı verilere göre, Sebte sınırından geçiş yapan yaklaşık 72 bin düzensiz göçmenden 70 bine yakını Fas'a geri döndü. Kriz sürecinde toplam 75 kişinin yaşamını yitirdiğini belirten Bakan, yerel basında daha önce 88 olarak duyurulan can kaybı rakamını güncelledi. Avrupa Birliği içişleri bakanlarının İspanya'nın kriz yönetimine destek verdiğini aktaran Marlaska, sosyal medyada yayılan dezenformasyonun toplu geçişleri körüklediğini ve bu durumun insan hayatını büyük bir tehlikeye attığını ifade etti. Öte yandan İspanyol polisi, bölgeye geçmeye çalışan 44 göçmenin hâlâ kayıp olduğunu bildirdi. Mallorca açıklarında kayık faciası endişesi Sebte krizinin yanı sıra İspanya'nın Balear Adaları açıklarında da acı bir olay gün yüzüne çıktı. Mallorca adasına geçmeye çalışan 19 düzensiz göçmenden 2'si, teknelerinin akıntıya kapılmasından 15 gün sonra denizde sağ olarak bulundu. İspanya Denizcilik Kurtarma Hizmeti ve Sivil Muhafızlar tarafından Mallorca'nın açıklarında susuz ve aç bir halde kurtarılan Kuzey Afrikalı iki göçmen hastaneye kaldırıldı. Kurtarılan göçmenlerin ifadelerine göre, teknede toplam 19 kişi bulunuyordu ve diğer 17 kişinin yaşamını yitirmiş olabileceğinden endişe ediliyor. Kayıp kişilerin bulunması için bölgede havadan helikopter destekli arama kurtarma çalışmaları başlatıldı. Sürecin arka planı Fas'ın Fenidek kenti kıyılarından İspanya'nın Sebte kentine ulaşmak için yüzerek geçiş denemesi yapan 800'ü aşkın düzensiz göçmene 30 Temmuz tarihinde müdahale edilmişti. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez kriz karşısında tüm devlet imkanlarının seferber edildiğini duyurmuş, hükümet güvenliği sağlamak amacıyla bölgeye silahlı kuvvetlerin konuşlandırılmasına karar vermişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İspanya-Fas sınırında kayıplar artmaya devam ediyor Haber

İspanya-Fas sınırında kayıplar artmaya devam ediyor

Fas'ın Fenidek kenti kıyılarından yola çıkarak İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Sebte'ye (Ceuta) ulaşmaya çalışan düzensiz göçmenlerin karşılaştığı insani trafo derinleşiyor. EFE haber ajansının emniyet kaynaklarından edindiği bilgilere göre, denizde ve sınır hattında hayatını kaybedenlerin sayısı 88'e yükseldi. Sınır kapısı yeniden açıldı, kontroller sıkılaştırıldı Güvenlik güçleri, 30 Temmuz'dan bu yana Sebte'ye giriş yapan göçmenlerin Fas'a döndüğünden emin olmak amacıyla kent sokaklarında geniş çaplı kontroller yürütüyor. Yapılan tahminlere göre, son birkaç gün içerisinde yaklaşık 73 bin 500 düzensiz göçmen Fas'a geri dönüş yaptı. Öte yandan, İspanya yönetimi tarafından 31 Temmuz'da kapatılan Fas sınırındaki Beni Ensar Sınır Kapısı dün yeniden ulaşıma açıldı. Tarajal Sınır Kapısı'nda ise hareketliliğin düşük seyrettiği, ancak sabah saatlerinde 10 kişilik bir grubun yüzerek sınırı geçme teşebbüsünün İspanyol askerleri tarafından engellendiği bildirildi. Avrupa Birliği'nden ortak mektup Sebte'de yaşanan kitlesel geçişler ve can kayıpları uluslararası alanda da yankı buldu. Avrupa Birliği'ne üye 22 ülkenin katılımıyla dış sınırların korunmasına yönelik koordineli adımlar ve ek tedbirler talep eden ortak bir mektup yayımlandı. Gelişmeler üzerine İtalya, İspanya ile arasındaki pasaportsuz Schengen seyahat uygulamasını bir ay süreyle askıya aldığını duyurdu. İspanya yönetimi ise yarım milyondan fazla belgesiz kişiye oturma izni verilmesini öngören programın Sebte'ye yönelik geçişleri tetiklediği yönündeki iddiaları reddetti. Madrid hükümeti, düzensiz yollarla Sebte'ye giriş yapan kişilerin İspanya ana karasına veya Schengen bölgesindeki diğer ülkelere geçiş yapamayacağının altını çizdi. Askeri seferberlik ilan edilmişti Fas kıyılarından Sebte'ye yüzmeye çalışan 800'ü aşkın düzensiz göçmene 30 Temmuz'da müdahale edilmiş, krizin büyümesi üzerine İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hükümetin tüm kaynaklarını devreye soktuklarını açıklamıştı. Madrid yönetimi, güvenliğin tesis edilmesi amacıyla silahlı kuvvetlerin bölgeye konuşlandırılmasına karar vermişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İspanya'yı sarsan krizlerin arkasında Netanyahu çıkışı mı var? Haber

İspanya'yı sarsan krizlerin arkasında Netanyahu çıkışı mı var?

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına karşı Hristiyan dünyasında en net duruşu sergileyen ülkelerin başında gelen İspanya'da, Başbakan Pedro Sanchez'in yönetiminin hedef alındığı öne sürüldü. Sanchez'in İsrail ve destekçilerini hedef alan sert açıklamalarının ardından, ülkenin art arda stratejik krizlerle karşı karşıya kaldığı belirtildi. Netanyahu'dan açıklamalar ve peş peşe gelen krizler İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Madrid yönetiminin Gazze tutumunu eleştirerek atılan adımların sonuçları olacağı yönünde açıklamalar yaptığı aktarılırken, bu çıkışın ardından İspanya'da peş peşe olağanüstü gelişmeler yaşandı. İlk olarak 2025 yılında İspanya ve Portekiz'i saatlerce karanlığa gömen, nedeni açıklanmayan ve iletişim ile ulaşımı felç eden geniş çaplı elektrik kesintisi meydana geldi. Bu kesinti, bazı çevrelerce İsrail'in bir cezalandırma hamlesi olarak yorumlandı. Yangınlar ve göçmen akınları Elektrik kesintisinin ardından ülkenin yaz boyunca geniş çaplı orman yangınlarıyla mücadele ettiği ve kontrol altına alınan yangınların yeniden başladığı kaydedildi. Yaşanan bu krizlerin yanı sıra, Fas üzerinden İspanya'nın Afrika'daki toprakları arasında yer alan Sebte'ye 69 bin düzensiz göçmenin akın ettiği belirtildi. Göçmenlerin daha sonra geri döndüğü, ancak olaylarda 67 kişinin yaşamını yitirdiği aktarıldı. Haberde, İsrailli yetkililerin Afrika'daki İspanyol topraklarının ayrılması için çalışan kişi ve gruplara maddi destek vadettiği iddialarına da yer verildi. Sanchez'den AB'ye tepki Yaşanan göçmen akını ve krizler sonrasında İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in, ülkesini hedef alan Avrupa Birliği ülkelerinin tutumuna tepki gösterdiği ve yöneltilen eleştirileri kesin bir dille reddettiği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Roma'dan Madrid'e "Schengen" tehdidi geldi Haber

Roma'dan Madrid'e "Schengen" tehdidi geldi

İtalya cephesinden gelen sert uyarılarda Madrid yönetiminin vizesiz seyahat hakkından mahrum bırakılması masaya yatırılırken, İspanya sınır hattına askeri birlik gönderme kararı aldı. Ceuta sınırlarının aşılmasıyla birlikte Avrupa Birliği içinde siyasi tansiyon tırmanışa geçti. Konuya ilişkin sosyal medya üzerinden kamuoyuna seslenen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, yaşanan manzaraların kabul edilemez olduğunu savunarak şu sözleri kaydetti: "İspanya'nın Schengen Anlaşması kapsamındaki durumunun askıya alınması dahil istisnai önlemleri değerlendirmeye hazırız. İtalya seyirci kalmayacak." Madrid yönetimi askeri güçleri konuşlandırıyor Hızla yayılan göç dalgası karşısında savunma hatlarını güçlendirmeyi hedefleyen İspanyol makamları, ordu mensuplarını bölgeye yönlendirme kararı aldı. Planlamanın ilk aşamasında emniyet birimlerine destek olmak üzere 60 askerin sahada görev yapacağı aktarıldı. Öte yandan Başbakan Pedro Sanchez ile İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska'nın krizi yerinde incelemek üzere kenti ziyaret edeceği bildirildi. Sınır güvenliğinden sorumlu Sivil Muhafızlar Birliği adına açıklama yapan Rachid Sbihi, sahadaki fiili durumu şu sözlerle özetledi: "Durum tam anlamıyla kaos. Kesin rakam vermek mümkün değil ancak binlerce göçmen sınırı geçiyor. Sınır tamamen çöktü." Resmi yayın organı TVE'nin paylaştığı verilere göre kente ayak basanların sayısı 2 ila 3 bin bandına dayanırken, tehlikeli geçişler sırasında en az 18 kişinin hayatını kaybettiği netlik kazandı. Ceuta Özerk Yönetimi Başkanı Juan Jesus Vivas acil durum ilan edilmesi çağrısında bulunurken, emniyet birimleri 2021 yılındaki olayları geride bırakan tarihi bir operasyonel krizle karşı karşıya olduklarını ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD'den Türkiye dahil 60 ülkeye yeni gümrük vergisi tarifesi Haber

ABD'den Türkiye dahil 60 ülkeye yeni gümrük vergisi tarifesi

Yılın başlarında uygulanan geçici yüzde 10'luk verginin sona ermesiyle birlikte yürürlüğe giren bu hamle, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez göreve gelmesiyle yeniden tırmanan küresel ticaret savaşının son adımı oldu. ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, 1974 Ticaret Yasası'nın 301. Maddesi'ni devreye sokarak, adımın dünya genelindeki işçilerin refahını artırmayı ve insan hakları ihlallerini düzeltmeyi amaçladığını belirtti. Yeni tarifeler kapsamında, zorla çalıştırılan ürünlerin ithalatını yasaklama konusunda taahhütte bulunan ve bunu uygulayan ortaklara yüzde 10, bu taahhütte bulunmayanlara ise yüzde 12,5 oranında vergi uygulandı. Türkiye, zorunlu işçiliği durdurmayan ülkeler arasında değerlendirilerek yüzde 12,5'lik vergi dilimine dahil edildi. Arjantin, İngiltere, Kanada ve Hindistan yüzde 10'luk kesimde yer alırken; Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore, Tayvan, İsviçre ve Brezilya gibi ortaklar için toplam vergi yükü yüzde 10 veya yüzde 12,5 olarak belirlendi. Uluslararası tepkiler gecikmedi Washington yönetiminin kararı küresel çapta tepkiyle karşılandı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, tarifeleri şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, iş gücü yasalarındaki ücretli yıllık izinler ve iyi çalışma koşulları göz önüne alındığında bu gerekçenin sağlam bir temele dayanmadığını ifade etti. Brezilya yönetimi kararı "haksız" ve "keyfi" olarak nitelendirirken, Washington'ın korumacı politikayı desteklemek için işçi haklarını manipüle ettiğini belirtti ve "karşılıklılık yasası" kapsamında önlemler alacağını duyurdu. Japonya hükümeti karardan duyduğu üzüntüyü dile getirirken, Avustralya Ticaret Bakanı Don Farrell vergilerin "tamamen haksız" olduğunu vurguladı. Çin ise her türlü tek taraflı gümrük vergisine karşı olduğunu belirterek zorla çalıştırma iddialarını reddetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM Genel Kurulu'nda KKTC ambargo önergesi kararı çıktı Haber

TBMM Genel Kurulu'nda KKTC ambargo önergesi kararı çıktı

Annan Planı referandumu eleştirisi Meclis Genel Kurulu'nda Yeni Yol Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, 2004 Annan Planı referandum sürecini eleştirerek, "Kabul edin, 2004 Annan referandumunda tuzağa düştünüz. Orada söylediğiniz üç tane şey vardı: 'Çözümsüzlük çözüm değildir.' 'Kazan kazan politikasını işleteceğiz.' ve 'Türkiye masadan kaçan taraf olmayacak.' dediniz. Aradan şu kadar sene geçti, o gün sizin Türkiye'ye, daha doğrusu, Türkiye olarak Kıbrıs Türk halkına 'Evet' deyin, buradan kazançlı çıkacaksınız.' mesajı vermiş olmanıza rağmen bugün Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs'ı 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı altında Avrupa Birliği'ne üye yaptı ve bugün biz maalesef bu izolasyonlarla karşı karşıya kaldık" dedi. Kaya ayrıca, "Ercan Havaalanı'nın uluslararası uçuşlara açılacağına dair söz verdiler, yerine getirmediler. '259 milyon euro hibe yardım yapılacak.' dediler, bunları yerine getirmediler. Yunanistan ve Güney Kıbrıs şu anda Avrupa Birliği'nin önünde bir ayak bağına dönüştü ve Türkiye'nin Avrupa'yla olan ilişkilerini zehirlemeye devam ediyor" ifadelerini kullandı. BM ve AB'nin rolü tartışması İYİ Parti Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin rolünü eleştirerek, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin adaya gelmesiyle, yeni temsilciler atanmasıyla veya yeniden müzakere masaları kurulmasıyla Kıbrıs meselesinin çözüleceğini düşünmek gerçekçi değildir. Birleşmiş Milletler bugüne kadar hangi uluslararası krizi çözmüştür; Gazze'yi mi çözmüştür, Ukrayna savaşını mı bitirmiştir, İran merkezli krizleri mi sona erdirmiştir?" diye konuştu. Türkeş Taş, "Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'a temsilci ataması da kabul edilemez. Çünkü Avrupa Birliği bu meselenin hakemi değil, maalesef tarafıdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni üye yaparak zaten taraf olmuştur. Taraf olan bir yapının arabulucu veya temsilci sıfatıyla sürece dahil edilmesi hukuken de siyaseten de doğru değildir" dedi. Kıbrıs ekonomisi ve halkların iradesi DEM Parti Muş Milletvekili Sezai Temelli, sorunun çözümünün halkların iradesine saygı duymaktan geçtiğini belirterek, "Bir Kıbrıs meselesi var ve bu meselenin çözüme kavuşamamış olmasının birçok nedeni var. Bu meseleyi çözebilmek için öncelikle her şeyden önce halkların kendi kaderini tayin hakkı konusunda tartışmasız bir anlayışı ortaya koymalıyız. Dolayısıyla Kıbrıs'ta yaşayan halkların kendi öz iradelerine gereken saygıyı göstermek zorundayız" dedi. Temelli, "Kıbrıs ekonomisine baktığımızda aslında biz Kıbrıs'la yaptığımız ilişkilerde yoksulluk ihraç ediyoruz, yoksulluk ithal ediyoruz. Kıbrıs ekonomisi denince aklımıza kumar kapitalizmi, bahis kapitalizmi geliyor. Oysa Doğu Akdeniz ve Akdeniz, Avrupa ve Kuzey Afrika hinterlandında önemli bir merkez olma özelliğini taşıyor" ifadelerini kullandı. İktidarın Kıbrıs politikasına eleştiri CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Avrupa Parlamentosu raporunu eleştirerek, "Bu raporu yazanlar, ülkemize ve kahraman ordumuza dil uzatmak yerine önce Kıbrıs Türkü'nün egemenliğini, hakkını, hukukunu, bağımsızlığını ve eşit statüsünü tanımalıdır" dedi. Çakırözer, "Yirmi dört yıllık AKP iktidarı ise izlediği basiretsiz politikalar yüzünden Kıbrıs Türkü'nün hakkını koruyamamaktadır. 2004 Annan Planı referandumunda çözüm iradesini ortaya koyan taraf Kıbrıs Türk halkı olmasına rağmen Avrupa Birliği 'hayır' diyen Rum tarafını tam üyelikle ödüllendirdi. Aradan tam yirmi yıl geçti. KKTC üzerindeki haksız ve hukuksuz ambargolar hâlâ kaldırılmış değil. Bunun birinci suçlusu sorumsuzca ve çifte standartlı Avrupa Birliği ise diğer ana sorumlusu da bu haksızlığa göz yuman, bu rezaleti engelleyemeyen ve sesini çıkaramayan AKP iktidarıdır" diye konuştu. Tanınma ve güvenlik tartışması AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dediniz mi bütün partilerin hassasiyeti var. Ancak geldiğimiz noktada dünyanın hâline baktığımızda tanınma mı önemli, güvenlik mi? Tabii ki tanınsın ancak bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dünyadaki en güvenli adalardan biri" dedi. Erdem, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, güvenlik açısından hiç kimsenin yanına dahi dokunamayacağı Türkiye'nin garantörlüğündeki bir ülkedir, bu çok önemlidir, tanınmanın da ötesindedir gelinen noktada" ifadelerini kullandı. Erdem ayrıca, "2004'te İslam İşbirliği Teşkilatına 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla üye olması, 2012'de Ekonomik İşbirliği Teşkilatında yer alması, 2022 yılında Türk Devletleri Teşkilatında anayasal adıyla yer alınması ve 2024 yılında Azerbaycan Millî Meclisi'nin KKTC'ye dostluk grubu kurmasının önemli gelişmeler olduğunu" söyledi. Mavi vatan ve büyükelçilik tartışması Görüşmeler sırasında söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türk Cumhuriyetlerinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde büyükelçilik açmasını eleştirerek, "Türk cumhuriyetleri ne yazık ki Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıdılar, orada büyükelçilikler açtılar. Yıllardır mavi vatan dedik durduk, mavi vatanda şimdi Rumlar NAVTEX ilan ettiler. Bizim mavi vatan tezlerimizin olduğu yerlerde Rumlar sondaj yapıyor" dedi. Çömez, "Kıbrıs meselesinde önemli irtifa kaybediyoruz. Oraya kurduğunuz saraycıklarla veya yaptığınız altyapı yatırımlarıyla değil, diplomatik gücünüzle Kıbrıs meselesine sahip çıkın" ifadelerini kullandı. AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise Çömez'e, "İngiliz Valisi'nin bulduğu bir binada mı cumhurbaşkanlığına devam etsin Kuzey Kıbrıs? Bir tütün fabrikasında mı Meclisi olmalı? Kurumları olmayan bir devlet olur mu?" sözleriyle karşılık verdi. Çömez ise karşılıklı tartışmada, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti coğrafyasında yapılan bütün binaları ve devlet kurumlarını memnuniyetle karşılarız. Ben sadece bunlarla övünülmesini eleştiriyorum. Türk cumhuriyetleri Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde büyükelçilik açtı, neden engel olamadınız? Madem orası mavi vatan, neden oradaki gemilerimizi geri çektiniz?" diye sordu. Erdem de "Mavi vatanı da devreye koyan bizim dönemdir. Eskiden mavi vatan mı vardı?" yanıtını verdi. Hükümetten kararlılık mesajı AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül söz alarak, "Kıbrıs Dostluk Grubu Başkanı olarak da parlamenter diplomasi anlamında sürekli biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz, onları asla yalnız bırakmadık, bırakmıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü desteğiyle oraya yakışır kurumlarıyla ve mekânlarıyla bununla gurur duymamız lazım çünkü biz orada geçici değiliz" dedi. Gül ayrıca, "Mavi vatanda da tüm sondaj gemilerimiz bugün Karadeniz'de. Karadeniz de mavi vatandır. Yeni keşiflerle beraber yine Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs'ta sondaj çalışmalarımız elbette devam edecek, Somali'de de devam ediyor. Bizim hiçbir iddiamızdan vazgeçmemiz mümkün değil. Kıbrıs Türkü egemen, eşit bir devlet oluncaya kadar onların yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Kurumsal binalar ve adli sorunlar eleştirisi Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen ise KKTC'ye desteğin binalarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sadece Cumhurbaşkanlığı değil, sair kurumsal binalara da kavuşması övünç duyulacak bir şeydir ama biz doğrusu Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kıbrıs'a vereceği desteğin binalardan önce orada hukukun, ahlakın, düzenin egemen olmasını sağlamasını beklerdik" dedi. Ekmen, "Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde milletvekilleri siyaset eliyle üretilen fuhuş çetelerinin hesabını sormaktadır. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk mafyasının bir arka bahçesine dönüştürülmüştür. Biz bunlarla ilgili adli ve siyasi tedbirlerin öncelikle alınmasını beklerken yapılan binalarla övünülmesi kabul edilecek bir durum değildir" ifadelerini kullandı. Oylama sonucunda muhalefetin önerisi iktidar blokunun oylarıyla reddedildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.