SON DAKİKA

#Avrupa Birliği

HABER DEĞER - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki 1milyar dolarlık yatırım askıya alındı Haber

Türkiye’deki 1milyar dolarlık yatırım askıya alındı

Şirket, Avrupa Birliği'nin uyguladığı gümrük tarifelerinden kaçınma stratejisi kapsamında, Türkiye yerine Avrupa merkezli üretim tesislerine öncelik verme kararı aldı. "Türkiye için somut bir takvim yok" BYD Başkan Yardımcısı Stella Li, Londra’da Reuters’a verdiği röportajda Türkiye’deki proje ile ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Li, Manisa’da kurulması planlanan tesisin kurulum sürecinin "şu an için durdurulduğunu" belirterek, Türkiye’deki üretime dair belirlenmiş herhangi bir takvim bulunmadığını ifade etti. Şirketin yeni dönem stratejisi hakkında konuşan Li, "Şu anda şirket olarak birinci önceliğimiz Macaristan pazarındaki yatırımlarımız. İkinci odak noktamız ise Avrupa genelinde üretim yapabileceğimiz ikinci bir tesis için uygun lokasyonu bulmak olacak" değerlendirmesinde bulundu. Manisa projesi belirsizliğe gömüldü Geçtiğimiz yıl büyük bir heyecanla duyurulan ve yıllık 150 bin araç kapasitesi hedeflenen 1 milyar dolarlık Manisa yatırımında, gelinen noktada somut bir ilerleme kaydedilemedi. Anlaşma kapsamında tahsis edilen arazide şu ana kadar herhangi bir altyapı veya inşaat faaliyetine girişilmemesi, projenin tamamen iptal edilip edilmeyeceği konusundaki soru işaretlerini artırıyor. Gümrük duvarları rotayı değiştirdi BYD’nin Türkiye planlarını askıya almasındaki ana motivasyonun, Avrupa Birliği'nin Çinli elektrikli araçlara yönelik getirdiği yüksek gümrük vergileri olduğu belirtiliyor. Bu bariyerleri aşmak isteyen şirket, üretim hattını doğrudan AB sınırları içine taşımaya odaklandı. Bu hedef doğrultusunda Macaristan’ın Szeged kentindeki ilk Avrupa fabrikasında montaj çalışmalarına yılın son çeyreğinde başlamayı planlayan BYD, süreci hızlandırmak için yeni bir yöntem geliştirdi. "Sıfırdan inşa etmek yerine atıl tesisleri alacaklar" Şirket yönetimi, inşaat ve bürokrasi süreçlerini atlatmak adına Avrupa genelindeki mevcut tesisleri satın alma yoluna gidiyor. Stellantis ve Volkswagen gibi devlerin atıl durumda olan fabrikalarını mercek altına alan BYD’nin, İtalya ve Fransa’daki üretim merkezlerini devralmak için yoğun bir görüşme trafiği yürüttüğü öğrenildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Doğurganlık alarm veriyor Haber

Doğurganlık alarm veriyor

Geçtiğimiz yıl Türkiye'de canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 olarak kayıtlara geçerken, bu bebeklerin yüzde 51,4'ünü erkek, yüzde 48,6'sını ise kız bebekler oluşturdu. Toplam doğurganlık hızında 9 yıllık düşüş Bir kadının 15-49 yaş grubu arasında sahip olabileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 seviyesindeyken 2014 yılından itibaren kesintisiz bir düşüşe geçti. 2025 yılı itibarıyla bu oran 1,42 çocuk seviyesine kadar geriledi. Söz konusu veri, doğurganlık hızının nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1 eşiğinin son 9 yıldır altında kaldığını ve bunun da nüfusun yaşlanma sürecini hızlandırdığını ortaya koymaktadır. İller bazında doğurganlık haritası Türkiye'de doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu tek il 3,15 çocuk oranıyla Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa'yı 2,53 ile Şırnak ve 2,23 ile Mardin takip etti. En düşük doğurganlık hızı ise 1,09 çocukla Bartın’da ölçüldü. Bartın'ı 1,1 çocukla İzmir, 1,11'er çocukla Eskişehir, Ankara ve Zonguldak izledi. Doğurganlık hızının 1,5'in altında olduğu il sayısı 2017 yılında sadece 4 iken, bu sayı 2025 yılında 59'a yükseldi. Eğitim, kentleşme ve anne yaşı verileri TÜİK verilerine göre eğitim düzeyi arttıkça doğurganlık hızı düşmektedir; ilkokul mezunu annelerde bu oran 2,51 çocuk iken, yükseköğretim mezunlarında 1,24'e gerilemektedir. Bölge yoğunluğuna göre kırsal alanlarda doğurganlık hızı 1,75 çocukken, nüfusun en yoğun olduğu büyük kentlerde 1,33'e düşmektedir. Ekonomik ve sosyal faktörlerin etkisiyle, 2001 yılında 26,7 olan annelerin ortalama yaşı 2025'te 29,4 seviyesine yükseldi. İlk doğumunu yapan annelerin ortalama yaşı ise 27,5 olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği ile kıyaslama Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin ortalama doğurganlık hızı 1,34 çocuk olarak kaydedildi. AB ülkeleri içinde en yüksek hız 1,72 ile Bulgaristan’da, en düşük hız ise 1,01 ile Malta’da görülmektedir. 1,42 doğurganlık hızıyla Türkiye, bu kategoride AB üyesi ülkeler arasında 11. sırada bulunmaktadır. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dışişleri Bakanlığı Affetmedi Haber

Dışişleri Bakanlığı Affetmedi

Söz konusu görüntülerin diplomatik çevrelerde büyük yankı uyandırmasının ardından Bakanlık, duruma hassasiyetle yaklaşarak Başkonsolos Altınörs'ü Ankara'ya çağırdı. Yeni Başkonsolos Banu Terzioğlu göreve başladı Altınörs'ten boşalan Batum Başkonsolosluğu görevine, daha önce Tiflis Büyükelçiliği Müsteşarı olarak görev yapan Banu Terzioğlu atandı. Diplomaside başarılı ve tecrübeli bir isim olarak tanınan 46 yaşındaki Terzioğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki kariyerine 2005 yılında başlayan Terzioğlu, Protokol Genel Müdür Yardımcılığı, Güney Asya Genel Müdür Yardımcılığı ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği bünyesinde çeşitli kademelerde görev almıştır. 2016-2019 yılları arasında Bakan Danışmanı olarak çalışan Terzioğlu, 2019 yılında Almanya'nın Karlsruhe kentine Başkonsolos olarak atanmış; 2025 yılından bu yana ise Tiflis Büyükelçilik Müsteşarlığı görevini yürütmüştür. Bölgedeki diplomatik süreç devam ediyor Yeni Başkonsolos Banu Terzioğlu, görevine hızlı bir başlangıç yaparak temaslarına başladı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Terzioğlu'nu makamında ziyaret ederek yeni görevinde başarılar diledi. Bölgedeki diplomatik faaliyetlerin ise hiçbir aksama olmaksızın devam edeceği bildirilmektedir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ticaret Bakanı Bolat: "Türkiye 1,6 trilyon dolarlık büyüklüğü aştı" Haber

Ticaret Bakanı Bolat: "Türkiye 1,6 trilyon dolarlık büyüklüğü aştı"

Bakan Bolat, Türkiye'nin son 23 yılda yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyüdüğünü belirterek, "Buna rağmen son 23 yıldır yüzde 5,4 yıllık ekonomik büyüme sağlayan ülkemiz, son 23 çeyrektir bu büyük meydan okumaların olduğu dönemde de güçlü bir ekonomik büyüme performansı göstermeyi başarmış ve 1,6 trilyon dolarlık büyüklüğü aşmış durumdadır" dedi. İhracatta 410 milyar dolar hedefi Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2026 yıl sonu için koyduğu 410 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefine ulaşmak için tüm bakanlıklar ve iş dünyasıyla koordineli bir şekilde "canla başla" çalıştıklarını ifade etti. Türkiye’nin son 10 yılda dünyada en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer aldığını belirten Bolat, Nisan ve Mayıs aylarında son 9 ayın en düşük dış ticaret açıklarının elde edildiğini vurguladı. İhracatın ithalatı karşılama oranının Mayıs ayında yüzde 80'e ulaştığını dile getiren Bakan, 22 Mayıs tarihinde günlük 2 milyar 428 milyon dolar ihracat yapılarak Cumhuriyet rekorunun kırıldığını hatırlatarak, "1973'te ancak yılda 1 milyar dolar ihracat yapabilen Türkiye'miz, 22 Mayıs'ta bir günde 2 milyar 428 milyon dolar ihracat yaptı" ifadelerini kullandı. Haziran ayında takvim etkisinin yardımıyla son 12 aylık ihracatın 277-278 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaşmasının hedeflendiğini de ekledi. Savunma sanayiinde büyük sıçrama Konuşmasında katma değerli üretime ve teknoloji yoğun ihracata dikkat çeken Bolat, savunma sanayiindeki başarının altını çizdi. Sektörün 23 yılda ihracatını 250 milyon dolardan 10 milyar doların üzerine çıkardığını belirten Bakan, bu alanda 100 bin kişilik istihdam sağlandığını ifade etti. Müteahhitlik sektörünün ise "510 milyar dolarını son 23 yılda elde eden müteahhitlik sektörümüzle 12 bin 900 projede 138 ülkede 564 milyar dolarlık müteahhitlik gelirine ulaşmayı başardık" sözleriyle sektörün yüz akı olduğunu vurguladı. Ticaret diplomasisinde aktif rol Ticaret diplomasisinin önemine değinen Bolat, Haziran 2023'ten bu yana 232 ticaret ortağıyla 574 toplantı ve müzakere gerçekleştirdiklerini açıkladı. "Diplomasiyle büyüyen ticaret, ticaretle büyüyen Türkiye anlayışıyla çalışmalarımızı devam ettireceğiz" diyen Bolat, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği görüşmelerinden İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı ile yürütülen ticari süreçlere kadar geniş bir yelpazede çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özgür Özel Gladyonun Esiri mi? Haber

Özgür Özel Gladyonun Esiri mi?

Kemal Kılıçdaroğlu dönemi boyunca CHP'nin en önemli iddiası, farklı toplumsal kesimleri bir araya getiren geniş bir demokrasi bloğu oluşturabilmekti. Bu süreçte sosyal demokrat çevreler, sol hareketler, emek örgütleri, sendikalar, aydınlar ve çeşitli toplumsal muhalefet unsurları CHP'nin doğal müttefikleri olarak görülüyordu. Bu stratejinin başarılı olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu olabilir; ancak partinin siyasal meşruiyetini daha çok emek, hak, özgürlük ve demokrasi söylemleri üzerinden kurmaya çalıştığı açıktı. Bugün ise CHP'nin çevresinde oluşan yeni siyasi atmosfer farklı soruları gündeme getiriyor. Parti içindeki etkili isimlerin profiline, belediyeler çevresinde oluşan ilişki ağlarına ve siyasal tercihlerin yönüne bakıldığında, CHP'nin geleneksel sosyal demokrat çizgiden uzaklaşarak daha pragmatik ve daha sistem içi bir hatta ilerlediği görülmektedir. Özellikle büyükşehir belediyeleri etrafında şekillenen ekonomik güç alanları, müteahhitlik ilişkileri ve yeni sermaye çevreleri üzerinden yürüyen tartışmalar, CHP'nin tarihsel kimliğiyle ilgili yeni soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinden Özgür Özel'in CHP'sine Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliği boyunca CHP'ye yöneltilen en büyük eleştirilerden biri seçim kazanamamasıydı. Ancak aynı dönemde parti, Türkiye'deki çeşitli muhalif toplumsal kesimlerin buluşma zemini olma iddiasını da taşıyordu. Bugün ise eleştirilerin yönü değişmiş durumda. Parti içinde ve çevresinde yükselen bazı isimlerin geçmişlerine bakıldığında, CHP'nin tarihsel olarak mesafeli durduğu bazı siyasi ve ekonomik çevrelerle daha yakın ilişkiler kurduğu yönünde yorumlar yapılmaktadır. Özellikle milliyetçi çevrelerden gelen bazı aktörlerin parti içinde etkili pozisyonlara yükselmesi, sosyal demokrat seçmen tabanında tartışmalara neden olmaktadır. Bu nedenle bazı CHP seçmenleri şu soruyu sormaktadır: Değişen genel başkan mı, yoksa CHP'nin toplumsal karakteri de mi değişiyor? Bu soru önemlidir. Çünkü siyasal partiler etraflarında oluşan insan profiliyle de tanımlanırlar. Eğer bir partinin çevresinde emek örgütleri yerine sermaye çevreleri, sendikalar yerine ihale ağları, entelektüeller yerine profesyonel siyaset mühendisleri görünür hale geliyorsa, o partinin siyasal yönelimi hakkında yeni değerlendirmeler yapılması kaçınılmazdır. Tam da bu noktada CHP'nin bir halk hareketi olmaktan uzaklaştığını, giderek belediyeler etrafında örgütlenen yeni bir elitler koalisyonuna dönüştüğünü görmekteyiz. Özgür Özel: Ülkemizin batı ile entegre olmasını, NATO ile güçlü bir ittifakı destekliyoruz Özgür Özel'e yönelik eleştirilerin ikinci büyük ekseni ise dış politika ve uluslararası ilişkiler alanında ortaya çıkmaktadır. Özgür Özel, Brüksel ziyaretinde Avrupalı mevkidaşlarına sitem etmişti. Randevu alamadığı Avrupa Konseyi Başkanı'na ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen İngiliz İşçi Partisi'ne yüklenen Özel, "Bizi bir başımıza bıraktınız" diyerek Türkiye'yi Batı'ya şikayet etmişti. İşte tam bu noktada bazı çevreler CHP'nin Batı ile kurduğu ilişkileri sorgulamaktadır. Avrupa Birliği kurumlarıyla, Batılı düşünce kuruluşlarıyla ve uluslararası siyasi ağlarla geliştirilen temasların doğal diplomatik ilişkiler mi olduğu, yoksa CHP'nin siyasal yönelimini etkileyen bir faktöre mi dönüştüğü sorulmaktadır. Anti-emperyalist çevreler özellikle son dönemde CHP yönetiminin Ortadoğu meselelerinde kullandığı dili dikkatle incelemektedir. İran, Filistin, İsrail, NATO ve bölgesel güç dengeleri konusunda yapılan açıklamalar zaman zaman partinin geleneksel ulusalcı ve sol tabanında rahatsızlık yaratmaktadır. Özel, Mart 2025’te CNN International’a verdiği mülakatta “Ülkemizin batı ile entegre olmasını, NATO ile güçlü bir ittifakı destekliyoruz” demişti. Bu nedenle bazı siyasi yorumcular doğrudan şu soruyu gündeme taşımaktadır: CHP'nin mevcut yönetimi gerçekten bağımsız bir siyasi iradenin temsilcisi midir, yoksa ulusal ve uluslararası güç merkezleri tarafından çizilen sınırlar içerisinde hareket eden yeni bir siyasal modelin parçası mıdır? Bu soru aynı zamanda "gladyo" tartışmalarının da çıkış noktasını oluşturmaktadır. Buradaki mesele gizli örgütlerden çok, görünmeyen güç ilişkileridir. Siyasetin yönünü belirleyen ekonomik çevreler, medya ağları, uluslararası lobi grupları ve bürokratik yapılar birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de zaman zaman tartışma konusu olmaktadır. Bugün Özgür Özel hakkında yürüyen tartışmaların merkezinde de tam olarak bu konu bulunmaktadır. Asıl mesele bir kişinin karakteri değildir, temsil ettiği siyasal hattın hangi güç ilişkileri üzerine kurulduğudur. CHP gerçekten emekten, halktan ve toplumsal muhalefetten güç alan bir hareket olarak mı yeniden şekillenmektedir? Yoksa küresel sermaye çevreleriyle, yeni ekonomik elitlerle ve sistem içi güç merkezleriyle uyumlu yeni bir siyasal modele mi dönüşmektedir? Türkiye siyasetinin önümüzdeki yıllarda vereceği cevaplardan biri de muhtemelen bu olacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.