SON DAKİKA

#Azerbaycan

HABER DEĞER - Azerbaycan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Azerbaycan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Maduro krizi sonrası Bakü’den dikkat çeken çıkış: Türk devletlerine stratejik çağrı Haber

Maduro krizi sonrası Bakü’den dikkat çeken çıkış: Türk devletlerine stratejik çağrı

İlham Aliyev, yerel televizyonlara verdiği röportajda, dünyada yaşanan son gelişmelerin ülkeleri askerî kapasitelerini artırmaya zorladığını belirterek, Türk devletleri arasında savunma alanında daha güçlü bir işbirliği kurulması gerektiğini söyledi. Aliyev, “Türkiye ile karşılıklı askerî yardımı da kapsayan müttefiklik formatında işbirliği yürütüyoruz. Ailemiz olan Türk devletlerinin de bu alanda işbirliğine başlaması iyi olur” ifadelerini kullandı. “Uluslararası hukuk fiilen işlemiyor” vurgusu Aliyev, mevcut küresel düzende uluslararası hukukun caydırıcılığının zayıfladığına işaret ederek, “Bugünkü dünyada artık ‘uluslararası hukuk’ denilen bir mesele kalmamıştır. Güç, işbirliği ve müttefiklik ön plana çıkmıştır” dedi. Bu çerçevede, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde ortak askerî tatbikatların hem sembolik hem de pratik açıdan gerekli olduğunu dile getirdi. “Askerî örgüt değil, koordinasyon” Aliyev, çağrısının yeni bir askerî blok kurulması anlamına gelmediğini özellikle vurgulayarak, enerji, ulaştırma, ticaret ve yatırım alanlarında işbirliği yapan Türk devletlerinin savunma alanında da koordinasyon sağlamasının doğal olduğunu ifade etti. Zengezur Koridoru mesajı Azerbaycan Cumhurbaşkanı, konuşmasında bölgesel ulaşım projelerine de değindi. Zengezur Koridoru’nun Azerbaycan topraklarındaki kısmının yakında hazır olacağını açıklayan Aliyev, Ermenistan tarafında yapılması gereken 42 kilometrelik yolun tamamlanmasıyla hattın yıllık 15 milyon ton yük taşıma kapasitesine ulaşacağını belirtti. Bölgesel denklemde yeni sinyaller Aliyev’in açıklamaları, Maduro krizi sonrası uluslararası sistemde “güç ve ittifak” tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Bakü’den yükselen bu çağrı, Türk dünyasında savunma ve güvenlik başlıklarının önümüzdeki süreçte daha görünür hale geleceği şeklinde yorumlandı.

İhracatta hedef ülke sayısı 60’a yükseldi Haber

İhracatta hedef ülke sayısı 60’a yükseldi

İhracatçılara 2026 yılının ilk müjdesi Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılında hedef ülke sayısı 55’ten 60’a çıkardı. İhracatçılara 2026 yılının ilk müjdesi Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılında hedef ülke sayısı 55’ten 60’a çıkardı. 2025 yılındaki hedef ülkeler; Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Bosna Hersek, Brezilya, Cezayir, Çekya, Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Filipinler, Fransa, Gana, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hindistan, Irak, İspanya, İtalya, Japonya, Kamboçya, Kanada, Katar, Kenya, Kolombiya, Kuveyt, Libya, Malezya, Meksika, Mısır, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Peru, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Senegal, Sırbistan, Suudi Arabistan, Şili, Tanzanya, Tayland, Tunus, Umman, Ürdün, Venezuela ve Vietnam 2026 yılında da yerlerini korurken, Filistin, Suriye, Slovakya, Macaristan ve Kuzey Makedonya listeye yeni giren ülkeler oldu. Ticaret Bakanlığı’nın Türk ihracatçılarının uluslararası arenada rekabetçiliklerinin artması adına her yıl 16 kalemde devlet destekleri verdiğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yurtdışı fuar, TURQUALITY, sektörel ticaret heyetleri, tarım, URGE, yurt içi fuar katılımı, pazara giriş, birim kira ve E-İhracat desteğinin öne çıktığını vurguladı. HEDEF ÜLKELER EİB'NİN İHRACATINDAN YÜZDE 73 PAY ALDI Hedef ülkelere yönelik düzenlenen fuar katılımı ve sektörel ticaret heyetlerinde Ticaret Bakanlığı’nın 20 puan ilave destek verdiğini, hedef sektörlerdeki firmaların ilave 5 puan daha destek aldığını vurgulayan Eskinazi, “Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılının 11 aylık döneminde gerçekleştirdiği 16 milyar 860 milyon dolarlık ihracatın 12 milyar 250 milyon dolarlık yüzde 73’lük büyük dilimi hedef ülkelere yapıldı. 2026 yılında bu çizgiyi sürdürmek istiyoruz” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın devlet destekleri için 2025 yılında bütçesinde 33 milyar TL kaynak ayırdığı bilgisini veren Eskinazi, Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı için destek tutarını 45 milyar TL’ye çıkardığını, ihracatçılar olarak beklentilerinin Türkiye’ye kazandırdıkları döviz tutarının yüzde 1’inin ihracata destek olarak kanalize edilmesi olduğunu ifade etti. Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı etkinlikleri hakkında da bilgi veren Eskinazi, 2025 yılında 17 fuara milli katılım organizasyonu ve 13 sektörel ticaret heyeti gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

Serkan Torun'dan Azerbaycan’da Türk dünyası vurgusu Haber

Serkan Torun'dan Azerbaycan’da Türk dünyası vurgusu

Torun Grup Yönetim Kurulu Başkanı ve Tüm Sanayiciler Derneği Genel Başkanı Serkan Torun, Azerbaycan’da Türk dünyasının köklü sivil toplum kuruluşlarından Türk Ağsaqqalları Arasında Əlaqələrin İnkişafı İctimai Birliği’ni ziyaret ederek, kültürel birlik, gençlik ve ortak projeler üzerine önemli temaslarda bulundu. Torun Grup Yönetim Kurulu Başkanı ve Tüm Sanayiciler Derneği Genel Başkanı Serkan Torun, Azerbaycan’da Türk dünyasının saygın sivil toplum yapılarından Türk Ağsaqqalları Arasında Əlaqələrin İnkişafı İctimai Birliği’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, Türk Ağsaqqalları Birliği Başkan Yardımcıları Eyvaz Qunbatov ve Elnur Ertürk ile samimi ve verimli bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya yazar Vahit Aslan da katılarak Türk tarihi ve kültürü üzerine değerlendirmelerde bulundu. Görüşmede; Türk tarihinin ortak hafızası, kültürel birlik, toplumsal barış ve gençlerin milli bilinçle yetiştirilmesinde ağsaqqalların üstlendiği rol ele alınırken birliğin Türk Cumhuriyetleri genelinde yürüttüğü çalışmalar ve artan etkisi takdirle karşılandı. Türk gençliğinin birlik çatısı altında gösterdiği dinamizme dikkat çekilen toplantıda, gençlere yönelik yeni projeler, kültürel ve ekonomik iş birlikleri de gündeme geldi. Serkan Torun, Türk Ağsaqqalları Birliği’nin Azerbaycan’da ve tüm Türk dünyasında yürüttüğü çalışmaları büyük bir memnuniyetle takip ettiklerini belirterek, iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçlenerek devam edeceğini ifade etti.

Bomba İddia: YEŞİL yaşıyor mu? Haber

Bomba İddia: YEŞİL yaşıyor mu?

Saygı Öztürk’ü arayan isim “Ben Yeşil’im” dedi Sözcü yazarı gazeteci Saygı Öztürk, 9 Aralık 2025’te gazetenin santralına gelen bir telefonla başlayan görüşmeyi köşesinde anlattı. Öztürk’ün aktardığına göre, ilk aramada konuşamayan kişi, yaklaşık yarım saat sonra tekrar hattı aradı ve “Ben Yeşil” diyerek kendini tanıttı. Faili meçhul cinayetler, derin devlet iddiaları ve 1990’lı yılların karanlık dosyalarıyla anılan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, resmi kayıtlarda 1997’den bu yana “ortadan kaybolmuş” kabul ediliyor. Telefona çıkan kişi ise, ayrıntılı bilgiler vererek yaşadığını ve hâlâ gölgede kaldığını iddia etti. Sağlık durumunu anlattı: “Karaciğer nakli oldum, iyi değilim” Öztürk, telefondaki kişinin kimliğini test etmek için geçmişte yazdığı haberlere ve bilinen ayrıntılara dair sorular yöneltti. Kendisini “Yeşil” olarak tanıtan şahıs, 1953 doğumlu olduğunu, sahte bir isimle karaciğer nakli geçirdiğini ve “bu süreçte kendisine yardım eden ünlü bir isim” bulunduğunu söyledi. Sağlık durumunun iyi olmadığını belirtti. Uzun süre Azerbaycan’da kaldığını, şu anda ise Türkiye sınırına yakın Suriye’de, güvendiği bir ülkücü dostunun yanında saklandığını anlattı. Telefona çıkan kişi, “Şu an kaldığım yeri derin devlet biliyor” diyerek, devlet içindeki bazı yapıların kendisinden haberdar olduğunu öne sürdü. Öcalan’a Şam’da suikast iddiası: “Öldürecektik ama ihanete uğradık” Görüşmenin en çarpıcı bölümlerinden biri, PKK lideri Abdullah Öcalan’a Şam’da planlandığı iddia edilen suikast girişimi oldu. Saygı Öztürk’ün aktardığına göre, kendisini Yeşil olarak tanıtan kişi, Öcalan’ın kaldığı eve yönelik bombalı saldırı planına katıldığını söyleyerek şu cümleleri kurdu: “Evet, Abdullah Öcalan’ı Şam’da kaldığı evde bombalı araçla öldürecektik. Arabada bir kadın, iki üsteğmen, Bursa Özel Tip Cezaevi’nden alınan ismini vermek istemediğim bir arkadaşımız ve başka bir kişi daha vardı. Aslında Öcalan’ı ortadan kaldırmamız mümkündü, ancak ihanete uğradık. Bize yardımcı olan Suriyeli aracı uzağa park edince bütün plan bozuldu.” Bu anlatım, 1990’lı yıllarda Suriye’de Öcalan’a yönelik suikast iddialarına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Şahıs, “Öldürmemiz mümkündü” ifadesiyle, başarısız girişimin arkasında içeriden bir sabotaj olduğunu öne sürdü. Cem Ersever ve Abdullah Çatlı iddialarına yanıt: “Köroğlu efsanesi” ve “Aramız bozuk değildi” Telefondaki kişi, 1990’larda JİTEM’in kilit isimlerinden Emekli Binbaşı Cem Ersever’in öldürülmesiyle ilgili suçlamaları da reddetti. Öztürk’ün aktardığına göre, “Yeşil” olduğunu söyleyen şahıs, “Cem Ersever’i benim öldürdüğüme ilişkin söylentiler tam anlamıyla Köroğlu efsanesi” diyerek bu iddiayı kesin bir dille yalanladı. Ayrıca, adı sık sık faili meçhul dosyalarla anılan Abdullah Çatlı ile aralarının bozuk olduğu yönündeki söylentileri de doğru bulmadığını söyledi. Eski Jandarma Genel Komutanı ve MİT Müsteşarı Teoman Koman’ın desteğini her zaman gördüğünü öne süren kişiye göre, 1990’lı yıllarda bölgede yürütülen kirli savaşın pek çok boyutu devlet içindeki güç mücadeleleriyle iç içe geçmişti. “Konya’da yakalandım ama emirle bırakıldım” sözleri yeni soru işaretleri doğurdu Kendini “Yeşil” olarak tanıtan kişinin bir diğer iddiası, Türkiye’ye gizlice dönüş yaptığı bir dönemde Konya’da yakalanıp serbest bırakılması oldu. Anlattığına göre, yıllar sonra görünüşünün değiştiğini düşünerek Türkiye’ye giriş yaptığını, burada Konya’da yakalandığını, ancak “yukarıdan gelen emirle” bırakıldığını söyledi. Kimin emir verdiği sorulduğunda ise isim paylaşmaktan kaçındı. Şahıs, 1990’lı yıllardaki Hizbullah–PKK çatışmasına dair de tartışmalı bir yorum yaptı. Öztürk’ün yazısına göre, o dönem il ve ilçelerde Hizbullah’ın “PKK’ye karşı devlet tarafından desteklendiğini” ve bunun “başarı” olarak görüldüğünü savundu. Bu sözler, 90’lı yılların karanlık dosyalarında adı geçen paramiliter yapılar, kontrgerilla faaliyetleri ve derin devlet iddialarını yeniden gündeme taşıdı. Faili meçhul cinayetlerin gölgesi: “Yeşil dosyası” kapanmayan bir hesap olarak duruyor “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, özellikle 1990’lı yıllarda Kürt yurttaşların yoğun yaşadığı illerde işlenen faili meçhul cinayetlerin sembol ismi haline gelmişti. DEP Milletvekili Mehmet Sincar, gazeteci Musa Anter, JİTEM bağlantılı pek çok dosyada Yıldırım’ın adı sık sık geçti. Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, daha önce verdiği bir röportajda Yeşil’in bir dönem kendisine bağlı çalıştığını söylemiş ve öldürüldüğünü düşündüğünü açıklamıştı. Buna karşılık, Emniyet İstihbarat kayıtlarında Yeşil’in yurtdışına çıktığı yönünde bilgiler olduğu da uzun süredir konuşuluyor. Saygı Öztürk, kendisini arayan kişinin gerçekten Mahmut Yıldırım olup olmadığının kesinleşmediğini, ancak verdiği ayrıntıların “düşündürücü” olduğunu vurguladı. Yazısının sonunda ise şu soruyu yeniden gündeme taşıdı: “Yeşil gerçekten öldü mü, yoksa yaşadığını birilerine duyurmak mı istiyor?” Resmi kayıtlarda akıbeti hâlâ belirsiz olan Mahmut Yıldırım hakkındaki bu gizemli telefon görüşmesi, Türkiye toplumunun hafızasındaki “Yeşil yaşıyor mu?” sorusunu bir kez daha alevlendirdi.

Türk Devletleri Teşkilatı Medya Bakanları Bakü'de buluştu Haber

Türk Devletleri Teşkilatı Medya Bakanları Bakü'de buluştu

Azerbaycan’ın ev sahipliğinde Bakü’de düzenlenen TDT Medya ve Enformasyon Toplantıları, Türk dünyasında dezenformasyonla mücadele, medya iş birliği ve ortak stratejilerin güçlendirilmesine odaklandı. Türkiye adına toplantıya Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi katıldı. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Medya ve Enformasyondan Sorumlu Bakanlar 7. Toplantısı ile 12. Çalışma Grubu Toplantısı, 27–28 Kasım tarihlerinde Bakü’de gerçekleştirildi. Türkiye’yi toplantılarda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi başkanlığındaki heyet temsil etti. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre Azerbaycan Medya Kalkınma Ajansı Başkanı Ahmet İsmayılov ev sahipliğinde yapılan toplantıya Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan üst düzey temsilciler ile KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve TDT Genel Sekreter Yardımcısı Ömer Kocaman da katıldı. “TDT DEZENFORMASYONA KARŞI ORTAK PLATFORMUMUZDUR” Toplantının açılışında konuşan İsmayılov, medya alanında iş birliğinin önemine dikkat çekerek TDT’yi "dezenformasyon ve hibrit tehditlere karşı ortak mücadele platformu" olarak gördüklerini ifade etti. TDT Genel Sekreter Yardımcısı Kocaman ise bilginin modern dünyada stratejik bir güç olduğunu belirterek, ortak medya söylemi ve güvenilir bilgi ekosistemi oluşturmanın gerekliliğini vurguladı. Türkiye adına konuşan İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, toplantıların Türk devletleri arasındaki iletişim ve medya iş birliği açısından stratejik önem taşıdığını belirtirken, Türk dünyasının tarih, kültür ve dil ortaklığının, küresel ölçekte ancak güçlü bir iletişim ağıyla daha görünür olabileceğini söyleyerek şu değerlendirmelerde bulundu. “Medya iş birliği artık sadece haber paylaşımından ibaret değil; yanlış bilginin etkisiz hâle getirilmesi, ortak değerlerin savunulması ve doğru bilginin dolaşımını da kapsıyor.” diyen Pirinççi, “Dezenformasyonla mücadelede teknik kapasite paylaşımı, ortak dijital platformlar ve medya çalışanlarının karşılıklı eğitimleri kritik öneme sahip.” dedi. Pirinççi ayrıca UNESCO’nun 15 Aralık’ı “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” ilan etmesini Türk dünyası için önemli bir kazanım olarak nitelendirdi. ÜYE ÜLKELERDEN ORTAK PROJE VE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI Toplantıda söz alan Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve KKTC temsilcileri de medya alanında ortak projelerin artırılması, yapay zekâ etiği, veri koruması, belgesel yapımları ve çocuklara yönelik içerikler gibi birçok alanda iş birliğine hazır olduklarını belirtti. Toplantı sonunda, 2026 yılı Enformasyon Eylem Planı ile toplantı bildirisi kabul edildi. Bir sonraki TDT Medya Bakanları Toplantısı’nın Kazakistan’da yapılması kararlaştırıld

DMM: "Rus gazı kesiliyor, enerji krizi kapıda” iddiası gerçeği yansıtmıyor Haber

DMM: "Rus gazı kesiliyor, enerji krizi kapıda” iddiası gerçeği yansıtmıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), sosyal medyada yayılan “Türkiye’nin Rus gazını bırakacağı, ABD ile LNG anlaşması nedeniyle enerji krizinin kapıda olduğu” iddiasına ilişkin ne olduğuna, iddianın neden ortaya atıldığına ve devletin resmi tutumunun ne olduğuna yönelik açıklama yayımladı. Açıklamada, Türkiye’nin uzun vadeli sözleşmelerle Rusya’dan doğal gaz alımını kesintisiz sürdürdüğü ve arz güvenliği açısından en güçlü ülkelerden biri konumunda olduğunun altı çizildi. Enerji krizine dair iddialar yalanlandı DMM, Türkiye’nin ABD ile LNG anlaşması yaptığı için Rus gazı alımının sona ereceğine dair paylaşımların tamamen asılsız olduğunu belirtti. Enerji arzında herhangi bir kriz veya kesinti riskinin bulunmadığı vurgulandı. Rus gazı tedariki planlandığı gibi sürüyor Açıklamada, Rusya Federasyonu’ndan doğal gaz tedarikinin uzun vadeli anlaşmalar kapsamında sürdüğü, mevcut sözleşmelerin planlandığı şekilde uygulanmaya devam ettiği ifade edildi. Rus gazının kesileceğine dair iddiaların hiçbir resmi temeli olmadığı belirtildi. Türkiye çok kaynaklı enerji stratejisi yürütüyor Türkiye’nin boru hattı, LNG ve depolama altyapısıyla bölgesinin en güçlü arz güvenliği kapasitesine sahip ülkelerinden biri olduğuna dikkat çekildi. ABD, Azerbaycan, İran, Cezayir, Umman ve Katar gibi çok sayıda ülkeden LNG ve boru gazı tedarik edilmesinin, enerjide çeşitliliği artırmayı amaçlayan teknik bir tercih olduğu vurgulandı. Kriz senaryolarının gerçekliği yok DMM açıklamasında, enerji arzının çoklu tedarik kaynakları sayesinde güvence altında olduğu ve ortaya atılan “enerji krizi” iddialarının tamamen spekülatif olduğu belirtildi. Kamuoyunun doğrulanmamış paylaşımlara değil resmi kurum açıklamalarına itibar etmesi istendi.

C-130 kazasında ilk teknik bulgular: Motor arızaları zincirleme etki yarattı Haber

C-130 kazasında ilk teknik bulgular: Motor arızaları zincirleme etki yarattı

Türkiye, 20 askerimizi şehit veren ağır uçak kazasının yasını tutarken, teknik ekiplerin ilk değerlendirmeleri ortaya çıktı. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait C130 tipi askeri nakliye uçağında, uçuşun seyir fazında iki motorun art arda arızalanması sonucu kontrolün tamamen kaybedildiği, uçağın gövdesinin havada parçalandığı belirlendi. Uçak normal kalkış yaptı, sorun seyir sırasında patlak verdi Azerbaycan’ın Gence kentinden Merzifon’daki 5’inci Jet Üssü’ne gitmek üzere havalanan C130 uçağı, kalkış ve tırmanış aşamalarını sorunsuz tamamladı. Motor performanslarının normal olduğu, en zorlu aşama olan kalkışta dahi bir problem yaşanmadığı bildirildi. Uçak kısa sürede 22 bin feet irtifaya çıktı ve Türkiye rotasına oturdu. Ancak bu noktadan sonra her şey bir anda değişti. İlk arıza 4 numaralı motorda: Enerji dengesi bozuldu Hürriyet yazarı Uğur Cebeci’nin aktardığı teknik bilgilere göre, kazayı tetikleyen ilk olay, 4 numaralı motorun feather konumuna geçmesi oldu. Bu durum pervanenin havayı “bıçaklama” pozisyonuna dönmesi anlamına geliyor ve motor gücünün kesilmesine yol açıyor. Enerji dengesinin bozulmasıyla uçak ani bir yükselişe geçti. İkinci darbe: 2 numaralı motorda yağ basıncı arızası Ardından 2 numaralı motorda yağ basıncı (tazyik) sorunu ortaya çıktı. Bu motor, anormal yük altında aşırı hızlanarak şiddetli bir titreşim oluşturdu. Titreşim kısa sürede rezonansa dönüşerek motorun kopmasına neden oldu. Kopan parçalar uçağın gövdesine çarptı ve uçağı ters çevirdi. Pervane parçaları gövdeyi kesti, kokpit ayrıldı 2 numaralı motordan kopan pervane parçalarının, uçağın gövdesini keserek kokpit bölümünü ana gövdeden ayırdığı tespit edildi. Bu sırada kuyruk bölümü de ayrıldı. Pilotların kontrolü yeniden kazanma ihtimali bu noktada tamamen ortadan kalktı. C-130 virile girdi ve 3 büyük parçaya ayrılarak düştü Gövde bütünlüğü bozulan uçak, burun aşağı sert bir dönüşe girdi (viril). Uçağın: kokpit, orta gövde, kuyruk olmak üzere üç ana parça hâlinde yere çakıldığı belirlendi. Uçakta görevli 20 askerimiz şehit oldu Uçakta Karabağ’ın kurtuluş yıl dönümü etkinlikleri için İHA-SİHA sistemleri ve askeri malzemeleri taşıyan ekip bulunuyordu. Kazada görevli 20 askerimiz şehit oldu.

20 şehit verdiğimiz kargo uçağı neden düştü? İki teknik ihtimal öne çıktı Haber

20 şehit verdiğimiz kargo uçağı neden düştü? İki teknik ihtimal öne çıktı

Türkiye, 20 askerini şehit eden trajik uçak kazasının yasını tutuyor. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait C-130 tipi kargo uçağı, Azerbaycan’ın Gence Havalimanı’ndan kalkış yaptıktan kısa süre sonra Gürcistan hava sahasında düştü. Milli Savunma Bakanlığı, kazada 20 askerin şehit olduğunu duyurdu. Olay sonrası uçağın enkazında kapsamlı inceleme başlatılırken, kara kutu laboratuvara gönderildi. Sabotaj veya patlama bulgusuna rastlanmadı İlk teknik incelemelerde dış müdahale, sabotaj ya da patlama izine rastlanmadı. Kazanın ardından yapılan değerlendirmelerde, uçağın taşıdığı yükler arasında patlayıcı madde bulunmadığı da netleşti. Uçakta, Bakü’deki 8 Kasım Karabağ Zafer Bayramı törenine katılan Hava Kuvvetleri personeliyle birlikte F-16 uçaklarına ait yedek mekanik parçalar yer alıyordu. İki ihtimal üzerinde duruluyor: Metal yorgunluğu ya da yükleme hatası Uzmanlar, kazanın teknik nedenlerden kaynaklanmış olabileceğini belirtiyor. İlk ihtimal, uçağın yaşına bağlı yapısal arıza. 50 yılı aşkın süredir aktif görevde bulunan C-130’un son kapsamlı bakımının 2020 yılında yapıldığı, buna rağmen metal yorgunluğu veya korozyon nedeniyle gövde deformasyonu yaşanmış olabileceği ifade ediliyor. İkinci ihtimal ise yükleme hatası. Askeri nakliye uçaklarında yüklerin dengesiz yerleştirilmesi, uçuş sırasında ağırlık merkezinin kaymasına yol açabiliyor. Bu durumun da uçağın havada kontrolünü kaybetmesine neden olmuş olabileceği değerlendiriliyor. Kara kutu inceleniyor, ön bulgular teknik arızayı işaret ediyor C-130’un kara kutusu olay yerinde bulundu ve Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan ekiplerinden oluşan ortak teknik heyet tarafından laboratuvara gönderildi. İlk veriler, mekanik ya da teknik arıza ihtimalini güçlendiriyor. Kesin sonucun, ses kayıtları ve uçuş verilerinin analizinin ardından açıklanması bekleniyor. Şehitlerin kimlikleri açıklandı Kazada şehit olan 20 askerin isimleri Milli Savunma Bakanlığı tarafından paylaşıldı: Hava Pilot Binbaşı Serdar Uslu, Hava Pilot Binbaşı Nihat İlgen, Hava Pilot Yüzbaşı Gökhan Korkmaz, Hava Pilot Üsteğmen Cüneyt Kandemir, Hava Uçak Bakım Üsteğmen Emre Mercan, Hava Ulaştırma Uzman Çavuş Emre Sayın, Hava Ulaştırma Uzman Çavuş Cem Dolapcı, Hava İkmal Astsubay Kıdemli Çavuş Ahmet Yasir Kuyucu, Hava Uçak Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Nuri Özcan, Hava Uçak Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Ümit İnce, Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca, Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş İlhan Ongan, Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Burak İbbiği, Hava Uçak Bakım Astsubay Başçavuş Burak Özkan, Hava Uçak Bakım Astsubay Başçavuş Emrah Kuran, Hava Uçak Bakım Astsubay Başçavuş Emre Altıok, Hava Uçak Bakım Astsubay Başçavuş İlker Aykut, Hava Uçak Bakım Astsubay Başçavuş Hamdi Armağan Kaplan, Hava Uçak Bakım Astsubay Başçavuş Akın Karakuş ve Hava Uçak Bakım Astsubay Ramazan Yağız. Gözler kara kutuda Kara kutu incelemesinin sonuçları, kazanın kesin nedenini ortaya koyacak. Uzmanlar, ön raporun birkaç hafta içinde açıklanacağını belirtiyor. Kazanın ardından Türkiye’de askeri hava filosunun yaş ortalaması ve bakım prosedürleri yeniden gündeme gelirken, C-130 tipi uçakların yenilenmesi yönünde tartışmalar da başladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.