SON DAKİKA

#Bağımsız

HABER DEĞER - Bağımsız haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımsız haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li Koray Küçüksarı: Kamu malını korumak suç oldu Haber

CHP’li Koray Küçüksarı: Kamu malını korumak suç oldu

Koray Küçüksarı, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ihraç edilmesinin ardından kamuoyuna yaptığı açıklamada parti yönetimine tepki gösterdi. Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki Arasta Projesi’nin orta avlusunda konuşan Küçüksarı, ihracına gerekçe olarak gösterilen sürecin, projeye ilişkin sorularından kaynaklandığını savundu. “Haklı mücadelem sonuna kadar sürecek” Koray Küçüksarı, CHP İl Disiplin Kurulu tarafından verilen kesin ihraç kararının kendisine tebliğ edildiğini belirterek, hukuki ve siyasi mücadelesini sürdüreceğini söyledi. Küçüksarı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada sadece bir siyasetçi olarak değil, sizlerin iradesiyle seçilmiş bir meclis üyesi olarak duruyorum. Halkın hakkını, hukukunu ve malını korumakla mükellefim. Ancak geldiğimiz noktada denetim talep etmek suç, kamu malını korumaya çalışmak ise ihraç sebebi haline getirilmiştir.” Parti yönetimine çağrı yaptı Koray Küçüksarı, açıklamasında Mutlu Kardıçlı ve Nail Kamacı’ya da seslendi. Arasta Projesi’nin kamuoyuna şeffaf biçimde anlatılması gerektiğini söyleyen Küçüksarı, daha önce aynı projeye ilişkin dilekçede Mutlu Kardıçlı’nın da imzası bulunduğunu hatırlatarak, “Şimdi ne değişti?” diye sordu. Küçüksarı, proje hakkında şu soruların yanıtlanmasını istedi: Bakanlık onaylı sözleşme ile mevcut proje aynı mı? Projede değişiklik yapıldı mı? Sözleşme ne zaman sona erdi? İskan ve ruhsat neden gecikti? Gecikmeden doğan bir kamu zararı var mı? “Bu konuyu yargıya taşıdım” Projeye ilişkin soruları belediye meclisinde de gündeme getirdiğini belirten Koray Küçüksarı, hiçbir yanıt alamadığını savundu. “Bu soruları mecliste sordum, cevap alamadım. Dilekçe verdim, karşılık bulamadım. Tüm girişimlerime rağmen hiçbir açıklama yapılmadı.” Küçüksarı, yaşanan süreci yargıya taşıdığını ve hukuki girişimlerde bulunduğunu da açıkladı. “Beni susturmaya çalışıyorlar” Nisan ayı belediye meclis toplantısında verdiği önergenin okunmadığını ve kendisine söz hakkı verilmediğini öne süren Küçüksarı, “Bugün gelinen noktada beni susturmaya çalışıyorlar. Ancak gerçekler asla susturulamaz” dedi. Açıklamasında konunun siyasi polemiklerin ötesinde kamu yararıyla ilgili olduğunu vurgulayan Küçüksarı, farklı partilere de çağrı yaparak Arasta Projesi’nin denetlenmesi gerektiğini söyledi. “Bu konu milli serveti ilgilendiriyor. Gelin, Arasta’nın denetlenmesinin yolunu birlikte açalım.” Konuşmasının sonunda kamuoyundan destek gördüğünü belirten Küçüksarı, “Bugün burada tek başımayım. Ama biliyorum ki Korkuteli’nin binlerce dürüst insanının vicdanı benimle beraberdir” ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fatih Altaylı: Bu mesele yalnızca bir bakanın suçu değil Haber

Fatih Altaylı: Bu mesele yalnızca bir bakanın suçu değil

Gazeteci Fatih Altaylı, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardından yayımladığı değerlendirmede, yaşananların uzun yıllardır biriken toplumsal sorunların sonucu olduğunu ifade etti. Altaylı, “Tüm suçu tek bir bakanın üzerine yıkarak bu meseleden kurtulamayız. Bakan elbette suçlu ama tek suçlu değil” dedi. Altaylı, okul saldırısının sürpriz olmadığını belirterek, okullarda şiddetin ve akran zorbalığının uzun süredir arttığına dikkat çekti. Çocukların “suça sürüklenen çocuklar” olarak tanımlanarak sorunun küçümsendiğini söyleyen Altaylı, bugün çeteleşme, şiddet ve okul içi saldırıların bu ihmallerin sonucu olduğunu savundu. “Okullardaki şiddetin işaretleri yıllardır vardı” Altaylı, son yıllarda okullarda yaşanan şiddet olaylarının giderek daha görünür hale geldiğini belirterek, öğretmenlere ve okul yöneticilerine yönelik saldırıları örnek gösterdi. Bir okul müdürünün burnunu kıran veli olayını ve genç yaşta çetelere karışan çocukları hatırlatan Altaylı, “Bugün Silivri’de yüzlercesi birlikte yargılanan 14-15 yaşındaki çocuklar bu okulların öğrencileri değil miydi?” diye sordu. Kahramanmaraş’taki saldırının yalnızca tek bir olay olmadığını savunan Altaylı, iki gün önce Siverek’te yaşanan ve büyümeden önlenen başka bir okul saldırısını da hatırlattı. Altaylı’ya göre mesele yalnızca eğitim sistemine değil, daha geniş bir toplumsal çöküşe işaret ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’na eleştiri: “Asıl sorunlar görmezden gelindi” Altaylı, Milli Eğitim Bakanı’nı da sert sözlerle eleştirdi. Eğitim sisteminin temel sorunları yerine ideolojik tartışmalarla uğraşıldığını savunan Altaylı, “Eğitimin asıl sorunları bunlarken, aydın bir nesil değil kindar bir nesil yetiştirmek istedikleri için suçlular” ifadelerini kullandı. Öğretmenin giderek değersizleştirildiğini, okul yönetimlerinin ciddiye alınmadığını ve ülkedeki genel hukuksuzluk ikliminin şiddeti beslediğini söyleyen Altaylı, bütün bu unsurların bir araya gelerek bugünkü tabloyu yarattığını öne sürdü. “Kurtlar Vadisi kuşağı” eleştirisi Altaylı değerlendirmesinde, şiddetin toplumsallaşmasında popüler kültürün de önemli rol oynadığını savundu. Özellikle 2000’li yıllarda yayımlanan Kurtlar Vadisi dizisinin Türkiye’de şiddeti, mafyalaşmayı ve hukuku kendi eliyle sağlamayı meşrulaştırdığını ileri sürdü. Altaylı, “Tarihte hiçbir dizi, hiçbir senaryo bir topluma bu dizi kadar büyük zarar vermedi” diyerek, dizinin kendi hukukunu yaratmayı, çeteleşmeyi ve şiddeti normalleştirdiğini söyledi. Gazeteci, yıllar önce bu dizinin yaratacağı toplumsal sonuçlar konusunda uyarılarda bulunduğunu, ancak kimsenin bu eleştirileri dikkate almadığını ifade etti. Altaylı’ya göre, “Kurtlar Vadisi” ile başlayan süreç, sonraki yıllarda farklı diziler, televizyon programları ve sosyal medya içerikleriyle devam etti. “Şiddet ve hukuksuzluk vadisine dönüştük” Altaylı, bugün Türkiye’de şiddetin sıradanlaştığını, gençlerin hukuku değil gücü esas alan bir anlayışla yetiştirildiğini savundu. Kahramanmaraş’taki saldırganın evinde çok sayıda silah bulunmasını ve ailesinin çocuğun davranışlarını fark etmemesini de bu tablonun bir parçası olarak değerlendirdi. Altaylı, saldırganın sosyal medya profilinde daha önce bir okul saldırganının fotoğrafını kullandığının ortaya çıktığını hatırlatarak, “Bu çocuğun durumunu anlayamamış olmak ortak bir sorumsuzluktur” dedi. Değerlendirmesini, “Bu, Kurtlar Vadisi diye başlamış, sabah programlarıyla sürmüş bir şiddet ve hukuksuzluk vadisidir. Bu vadilere düşmek kolaydır. Çıkmak ise hayli zor” sözleriyle tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme: 13 şüpheli gözaltında, ilk isimler adliyeye sevk edildi Haber

Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme: 13 şüpheli gözaltında, ilk isimler adliyeye sevk edildi

2020 yılında Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Yıllardır kamuoyunda tartışılan dosya yeniden açılırken, soruşturma kapsamında 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de yer aldı. Savcılık dosyasına giren bilgilere göre, Mustafa Türkay Sonel’in, Gülistan Doku’nun ailesinden “savcılığa teslim edeceğim” diyerek aldığı SIM kartı, Ankara’da yaşayan eski polis Gökhan Ertok’a gönderdiği öne sürüldü. Soruşturmada, Ertok’un da SIM karta ilişkin dijital verileri incelediği, özellikle Instagram ve WhatsApp üzerindeki bazı kayıt ve delilleri sildiğinin tespit edildiği belirtildi. İlk ifadeler tamamlandı, 4 kişi adliyeye götürüldü Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden 7’sinin emniyetteki ifade işlemleri tamamlandı. İfadesi tamamlanan şüphelilerden 4’ü adliyeye sevk edildi. Diğer şüphelilerin işlemlerinin de tamamlanmasının ardından peyderpey adliyeye sevk edilmeleri bekleniyor. Dosya 6 yıl sonra yeniden açıldı Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolmuş, genç kadından bir daha haber alınamamıştı. Yıllardır sonuç alınamayan soruşturma, kamuoyunun ve Doku ailesinin ısrarlı çağrıları sonrası yeniden gündeme gelmişti. Son operasyonla birlikte dosyada ilk kez bu kadar geniş çaplı gözaltı işlemi yapılmış oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Baran Güran: Medya ve kurumlar sorumluluk sınavını geçemedi Haber

Baran Güran: Medya ve kurumlar sorumluluk sınavını geçemedi

Diyarbakır’da öldürülen Narin Güran cinayetine ilişkin dava, kamuoyunda yalnızca bir cinayet soruşturması olarak değil, aynı zamanda adalet sisteminin işleyişine dair derin bir tartışma olarak ele alınıyor. 140 Journos tarafından hazırlanan belgesel ve Narin’in abisi Baran Güran’ın Ferhat Özmen’e yaptığı açıklamalar, dosyadaki çelişkileri ve iddia edilen ihmalleri yeniden gündeme taşıdı. Baran Güran, hem soruşturmayı yürüten kurumları hem de medyayı açık şekilde eleştirerek sürecin başından itibaren ciddi hatalar yapıldığını ifade etti. Güran’a göre, doğrulanmamış bilgiler üzerinden oluşturulan yayınlar ve eksik yürütülen soruşturma adımları, hem kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine hem de ailenin doğrudan hedef haline getirilmesine yol açtı. Bu tablo, belgeselde de benzer şekilde ortaya konulurken, sürecin yalnızca adli değil, aynı zamanda iletişim açısından da yönetilemediği vurgulandı. Belgesel detayları: İlk saatlerdeki hatalar kritik oldu 140 Journos belgeselinde, olayın ilk anlarından itibaren yapılan hataların zincirleme şekilde büyüdüğü aktarılıyor. Arama çalışmalarında kritik bölgelerin yeterince incelenmemesi, güvenlik kameralarının etkin kullanılmaması ve delil toplama süreçlerindeki eksiklikler, dosyanın seyrini doğrudan etkileyen başlıklar arasında yer alıyor. Baran Güran da bu noktaya dikkat çekerek, “İlk saatlerde doğru adımlar atılsaydı bu olay çok daha erken çözülebilirdi” değerlendirmesinde bulundu. “Makarna detayı” tartışması: Soruşturmanın ciddiyeti sorgulanıyor Dosyada en çok dikkat çeken ve kamuoyunda tartışma yaratan başlıklardan biri ise Güran’ın aktardığı “makarna” olayı oldu. Güran, soruşturma sırasında bazı görevlilerin bilimsel yöntemler yerine tartışmalı uygulamalara yöneldiğini öne sürerek, bir noktada elde edilen bulgular üzerinden köyde “salçalı makarna yapan kişi”nin aranmasına kadar gidildiğini söyledi. Bu iddia, soruşturmanın ciddiyeti ve yöntemleri konusunda önemli soru işaretleri doğururken, belgeselde de benzer şekilde sürecin profesyonellikten uzaklaştığına dair eleştiriler dikkat çekti. Aile daha baştan suçlandı iddiası Belgesel ve röportajda ortaklaşan bir diğer kritik başlık ise kamuoyunda oluşan erken yargı oldu. Narin henüz bulunmadan ailenin suçlu ilan edilmesi, Güran’a göre sürecin en kırılgan noktalarından biriydi: “Hiçbir delil yokken aile hedef gösterildi. Bu algı hem soruşturmayı hem de toplumu etkiledi.” Cezalar tartışma yarattı: “Adalet duygusu zedelendi” Dava sürecinde verilen cezalar da kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Aile bireylerine yönelik ağır cezalar ile Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası arasındaki fark, adalet tartışmalarını derinleştirdi. Baran Güran, bu durumu “İtiraf eden kişi düşük ceza alırken, aile bireylerine ağır cezalar verilmesi adalet duygusunu zedeliyor” sözleriyle değerlendirdi. “Adalet yerini bulmalı” çağrısı Güran ailesi, dosyanın yeniden incelenmesi ve tüm yönleriyle ele alınması gerektiğini savunuyor. Baran Güran, “Bizim tek talebimiz gerçeğin ortaya çıkması. Adalet yerini bulmalı” diyerek mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. 140 Journos belgeseliyle birlikte yeniden gündeme gelen dava, yalnızca bir cinayet dosyası değil; aynı zamanda soruşturma süreçleri, medya etiği ve adalet mekanizması üzerine geniş bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Toplumun cevabını aradığı soru Ortaya çıkan tablo, kamuoyunda tek bir sorunun giderek daha yüksek sesle sorulmasına neden oluyor: Bu dosyada gerçekten tüm gerçekler ortaya çıkarıldı mı, yoksa adalet hâlâ eksik mi? haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Arda Turan hayatının maçına çıkıyor: Şampiyonluk düğümü çözülüyor Haber

Arda Turan hayatının maçına çıkıyor: Şampiyonluk düğümü çözülüyor

Ukrayna Premier Ligi’nde şampiyonluk yarışını doğrudan etkileyecek dev maçta Shakhtar Donetsk, en yakın rakibi LNZ Cherkasy deplasmanına çıkıyor. Teknik direktör Arda Turan için bu karşılaşma kariyerinin en kritik sınavlarından biri olarak görülüyor. Zirve yarışında kritik randevu Ligin 23. haftasında oynanacak mücadelede aynı puana sahip iki takım karşı karşıya gelecek. Bu karşılaşmadan çıkacak sonuç, şampiyonluk yolunda belirleyici olacak. Shakhtar avantaj peşinde Bir maçı eksik olmasına rağmen 50 puanla liderlik koltuğunda bulunan Shakhtar Donetsk, bu maçı kazanması halinde büyük bir avantaj elde edecek. Ayrıca erteleme maçında Zorya Luhansk karşısında alınacak bir galibiyet, zirvede farkın açılmasını sağlayabilir. Arda Turan için dönüm noktası Teknik direktörlük kariyerinde yükselişini sürdüren Arda Turan için bu maç, sadece bir lig karşılaşması değil, aynı zamanda kariyerinde yeni bir eşik anlamına geliyor. Genç teknik adam, takımını hem ligde hem Avrupa’da başarıya taşımayı hedefliyor. Avrupa’da da iddialı Shakhtar Donetsk, Avrupa sahnesinde de dikkat çekiyor. Turan’ın öğrencileri, UEFA Konferans Ligi çeyrek final ilk maçında AZ Alkmaar’ı 3-0 mağlup ederek yarı final yolunda önemli bir avantaj yakaladı. Maç saati belli LNZ Cherkasy – Shakhtar Donetsk karşılaşması bugün TSİ 13.00’te oynanacak. Futbolseverlerin gözü bu kritik mücadelede olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran: Kontrol sonsuza kadar bizde kalacak Haber

İran: Kontrol sonsuza kadar bizde kalacak

İran cephesinden dikkat çeken bir açıklama geldi. İranlı sözcü Telayi Nik, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün “sonsuz” şekilde İran’da kalacağını ifade etti. “Hürmüz Boğazı İran’ın elinde kalacak” Telayi Nik yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’nın kontrolü sonsuza kadar İran’ın ve bölgenin elinde kalacak” dedi. Bu sözler, enerji ve deniz ticareti açısından kritik öneme sahip boğaz üzerindeki egemenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’e sert mesaj İranlı yetkili, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’daki sistemi zayıflatma girişimlerinin başarısız olduğunu savundu. Telayi Nik, bu sürecin İran’ı daha güçlü hale getirdiğini öne sürdü. “Gelişmiş uçaklar zarar gördü” iddiası Açıklamada, çatışmalar sırasında karşı tarafın gelişmiş hava araçlarının zarar gördüğü ve yok edildiği de iddia edildi. Ancak bu iddialara ilişkin bağımsız kaynaklardan doğrulama yapılmış değil. Bölgesel gerilim sürüyor Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor. Bu nedenle bölgeden gelen açıklamalar, uluslararası piyasalar ve diplomasi açısından yakından takip ediliyor. Müzakerelerle çelişen sert ton İslamabad’da devam eden ABD-İran görüşmeleri sürerken gelen bu açıklama, sahadaki sert söylemin diplomatik süreçle nasıl ilerleyeceğine dair soru işaretleri doğurdu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Burhanettin Duran’dan Benjamin Netanyahu’ya tepki gösterdi: Hesap verecektir! Haber

Burhanettin Duran’dan Benjamin Netanyahu’ya tepki gösterdi: Hesap verecektir!

Türkiye ile İsrail arasında artan sözlü gerilimde yeni bir açıklama geldi. Burhanettin Duran, Benjamin Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına sert sözlerle karşılık verdi. “Açıklamalar çaresizlik göstergesi” Duran, Netanyahu’nun açıklamalarını “çaresizlik” olarak nitelendirerek, İsrail Başbakanı’nın bölgedeki politikalarını eleştirdi. Açıklamada, Netanyahu’nun uluslararası hukuk önünde sorumluluk taşıdığı vurgulandı. “İnsanlığa karşı suçlardan hesap verecek” Duran, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Gazze’de soykırım gerçekleştiren ve bölgede yedi ülkeye saldıran Netanyahu, çaresizlik içinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaktadır. İnsanlığa karşı işlediği suçlardan er ya da geç hesap verecektir.” Türkiye’den “adalet” vurgusu Açıklamada Türkiye’nin uluslararası alanda daha adil ve güvenli bir dünya hedefi doğrultusunda hareket ettiği belirtilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde bu mücadelenin süreceği ifade edildi. Gerilim tırmanıyor Netanyahu’nun açıklamalarıyla başlayan ve karşılıklı sert ifadelerle devam eden süreç, Türkiye-İsrail hattında diplomatik gerilimin yükseldiğine işaret ediyor. Gazze’de soykırım gerçekleştiren ve bölgede yedi ülkeye saldıran Netanyahu, çaresizlik içinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya cüret etmektedir. Netanyahu, hakkında tutuklama kararları bulunan, dostu kalmamış bir suçludur. Siyasi varlığını sürdürme stratejisi olarak bölgeyi… — Burhanettin Duran (@burhanduran) April 11, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Batı Şeria’da İsrail saldırısı: Bir Filistinli hayatını kaybetti Haber

Batı Şeria’da İsrail saldırısı: Bir Filistinli hayatını kaybetti

Batı Şeria’da gerilim tırmanıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, İsraillilerin bir köye düzenlediği baskın sırasında 23 yaşındaki bir Filistinlinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Baskında ateş açıldı Olayın, Ramallah’ın kuzeydoğusundaki Deir Jarir köyünde gerçekleştiği bildirildi. Filistinli Ali Majed Hamadneh’in, işgalcilerin açtığı ateş sonucu ağır yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği ifade edildi. Filistin resmi ajansı WAFA, saldırının silahlı yerleşimciler tarafından ve İsrail güçlerinin koruması altında gerçekleştirildiğini aktardı. İsrail ordusundan açıklama yok Olayın ardından İsrail ordusu tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Yerleşim kararlarının ardından geldi Saldırı, İsrail hükümetinin Batı Şeria’da 34 yeni yerleşim birimini onaylamasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşti. Bu karar, Avrupa Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti. Şiddet artıyor Bölgede özellikle 2023 sonrası süreçte yerleşimci saldırılarında ciddi artış yaşandığı belirtiliyor. Filistinli yetkililer ve Birleşmiş Milletler, Batı Şeria’da sivillere yönelik şiddetin tırmandığına dikkat çekiyor. Uluslararası hukuk tartışması Uluslararası hukuka göre Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleri yasa dışı kabul edilirken, sahadaki fiili durumun her geçen gün daha da karmaşık hale geldiği ifade ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.