SON DAKİKA

#Bahçeli

HABER DEĞER - Bahçeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bahçeli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP’den Çin-Rusya ittifakı şartı: 2028 için program kabul edilmeli Haber

MHP’den Çin-Rusya ittifakı şartı: 2028 için program kabul edilmeli

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), dış politika eksenine dair dikkat çeken bir çıkış yaptı. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, partinin 2028 seçimleri için AKP ile ittifak şartının bakanlık paylaşımı değil, Rusya ve Çin ile iş birliğini esas alan bir programın kabulü olduğunu söyledi. Topsakal’ın açıklamaları, Bahçeli’nin Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) ittifakı önerisinin ardından gündeme geldi. Moskova temasları: “Görev Bahçeli’den geldi” Topsakal, Rusya’nın başkenti Moskova’da gerçekleştirdiği temaslara ilişkin açıklamalarda bulundu. Ziyaretin, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yönlendirmesiyle gerçekleştiğini belirten Topsakal, siyasi partiler, bürokratlar ve entelektüellerle görüşerek TRÇ ittifakı önerisinin detaylarını aktardığını ifade etti. Topsakal, Türkiye’nin değişen küresel dengeler karşısında alternatif ortaklıklar geliştirmesi gerektiğini savunarak, Rusya ve Çin ile kurulacak ilişkilerin yalnızca ekonomik değil, güvenlik açısından da kritik rol oynayabileceğini dile getirdi. “İttifakın şartı bakanlık değil, stratejik yönelim” Rus basınına konuşan Topsakal, MHP’nin AKP ile ittifakına ilişkin dikkat çeken bir kriter açıkladı. Buna göre, 2028 seçimleri için ittifakın sürmesi, Rusya ve Çin ile iş birliğini içeren bir programın kabul edilmesine bağlı olacak. Topsakal, bu yaklaşımın makam ya da görev paylaşımı temelli değil, Türkiye’nin dış politikadaki yönünü belirleyen stratejik bir tercih olduğunu vurguladı. Bahçeli’nin “TRÇ ittifakı” çıkışı gündemde MHP lideri Devlet Bahçeli daha önce yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’i “şer koalisyonu” olarak nitelendirerek Türkiye’nin Rusya ve Çin ile ittifak kurması gerektiğini savunmuştu. Bahçeli, “Türkiye, Rusya ve Çin’den müteşekkil bir ittifakın inşa ve ihya edilmesi arzu ve önerimizdir” ifadelerini kullanmıştı. Dış politikada yön tartışması yeniden alevlendi Topsakal’ın Moskova ziyareti ve açıklamaları, Türkiye’nin dış politika yönelimine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar blokunun ortağı olan MHP’nin bu çıkışı, Türkiye’nin Batı ile ilişkileri ve alternatif ittifak arayışları bağlamında yeni bir tartışma başlığı açtı. Uzmanlar, küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde bu tür çıkışların Türkiye’nin diplomatik pozisyonuna dair önemli sinyaller verdiğini değerlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şiyar Kaymaz: Diyarbakır Devlet Bahçeli’yi bekliyor Haber

Şiyar Kaymaz: Diyarbakır Devlet Bahçeli’yi bekliyor

“Diyarbakır’da Bahçeli’ye karşı ciddi bir karşılık oluştu” Şiyar Kaymaz, son dönemde yapılan açıklamaların bölgede dikkatle takip edildiğini belirterek Diyarbakır’da farklı bir atmosfer oluştuğunu ifade etti. Kaymaz, “Bugün Diyarbakır’da Bahçeli’nin gelmesi halinde toplum tarafından olumlu karşılanabilecek bir zemin var” diyerek, geçmişe kıyasla önemli bir kırılmaya işaret etti. “Toplum artık doğrudan temas istiyor” Kaymaz’a göre süreç yalnızca siyasi söylemlerle ilerleyemez. Diyarbakır’daki yurttaşların beklentisinin doğrudan temas ve diyalog olduğunu vurguladı. “İnsanlar artık uzaktan yapılan açıklamalarla yetinmiyor. Siyasetçilerin sahaya inmesini, doğrudan temas kurmasını istiyor” dedi. “Tabanda gerçek bir yakınlaşma henüz yok” Siyasi düzeyde başlayan temasların henüz toplumsal düzeye tam yansımadığını belirten Kaymaz, tabanda hâlâ mesafe olduğunu ifade etti. “Liderler konuşuyor ama halklar arasında gerçek bir yakınlaşma henüz oluşmuş değil. Bu eksiklik giderilmeden süreç tamamlanamaz” değerlendirmesinde bulundu. Barış beklentisi yüksek, temkinli iyimserlik sürüyor Nevroz meydanlarındaki atmosferi değerlendiren Kaymaz, toplumun barış sürecine güçlü bir destek verdiğini ancak sürecin nasıl ilerleyeceğine dair soru işaretlerinin sürdüğünü söyledi. Kaymaz, “Yurttaşlar barış istiyor ama sürecin nasıl işleyeceğini de bilmek istiyor. Şeffaflık talebi çok yüksek” ifadelerini kullandı. “Süreç sahada kazanılır” Kaymaz, sürecin başarıya ulaşması için sahada kurulacak diyalogun belirleyici olacağını vurguladı. “Bu süreç Ankara’da değil, Diyarbakır’da, sokakta kazanılır. Temas olmadan güven oluşmaz” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli’den İran savaşı uyarısı Haber

Bahçeli’den İran savaşı uyarısı

MHP Lideri Bahçeli, bölgedeki karşılıklı hava saldırılarının tehlikeli bir eşiğe ulaştığını ifade ederek, savaşın genişlemesi halinde bunun yalnızca bölgeyi değil tüm dünyayı ateşe atacağını vurguladı. “Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hakim olmalıdır” diyen Bahçeli, özellikle olası bir kara harekâtının küresel ölçekte büyük bir felakete yol açabileceğini söyledi. Bahçeli açıklamasında, Birleşmiş Milletler’in derhal devreye girmesi gerektiğini belirterek uluslararası hukukun işletilmesi çağrısında bulundu. Çatışmaların Rusya, Çin ve Avrupa ülkelerine çok boyutlu şekilde sirayet etmesi halinde insanlığın telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşı karşıya kalacağını dile getirdi. ABD Başkanı Donald Trump’a da yüklenen Bahçeli, İran’a yönelik operasyonların ABD Kongresi’nden yetki alınmadan başlatıldığını iddia ederek bunun hukuki ve siyasi sonuçları olacağını savundu. Amerikan Anayasası’nın savaş ilan etme yetkisini Kongre’ye verdiğini hatırlatan Bahçeli, “Kongre’den böyle bir karar çıkmadığına göre ABD’yi yöneten karanlık üst akıl kimdir?” ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı Netanyahu ve Siyonist lobinin ABD yönetimi üzerindeki etkisini sorgulayan Bahçeli, başlatılan savaşın haksız olduğunu belirtti. Türkiye’nin dost ve kardeş ülke İran’ın yanında olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Ateşkes ilan edilmeli, diplomasi masası kurulmalıdır” çağrısını yineledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Süreçte yeni faz mesajı: Erdoğan “Riske girmek dahil üzerimize düşeni yaptık” dedi Haber

Süreçte yeni faz mesajı: Erdoğan “Riske girmek dahil üzerimize düşeni yaptık” dedi

Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) grup toplantısında yaptığı konuşmada “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı, kritik eşiklerde risk almaktan kaçınmadıklarını belirterek sürecin yeni bir faza geçtiğini duyurdu. Erdoğan: Süreçte önemli mesafeler alındı Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 16 aydır devam eden sürecin “bir devlet projesi” olduğunu ifade ederek kayda değer ilerlemeler sağlandığını söyledi. Meclis bünyesinde yürütülen Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarının tamamlanmasının yeni dönemin başlangıcı olduğunu belirten Erdoğan, hedefi “önce Terörsüz Türkiye, ardından Terörsüz bölge” sözleriyle tarif etti. Erdoğan, komisyonun kritik kavşaklarda görevini yerine getirmesi için hükümetin risk almaktan çekinmediğini vurguladı. Yeni aşamada Meclis öne çıkacak Konuşmada sürecin bundan sonraki bölümünde Meclis’in belirleyici rol üstleneceği mesajı verildi. Erdoğan, komisyon raporunun bir sonuç değil, yeni bir yol haritası olduğunu ifade ederek siyasi ve kurumsal koordinasyonun artırılacağını söyledi. Cumhur İttifakı içinde dayanışma ve eşgüdümün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, yeni fazda ittifak içi uyumun daha kritik hale geldiğini dile getirdi. Bahçeli’nin “statü” çıkışına Adalet Bakanlığı yanıtı Cumhurbaşkanı, Devlet Bahçeli’nin İmralı’ya ilişkin “statü açığı” tartışmasına da değindi. Erdoğan, konunun Adalet Bakanlığı’nın sorumluluğunda ilerlediğini belirterek sürece ilişkin teknik çalışmaların ilgili kurumlar tarafından yürütüldüğünü söyledi. Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın statüsünün nasıl ele alınacağına dair tartışma çağrısı yapmıştı. Eleştirilere “cımbızlama” tepkisi Erdoğan, komisyon raporuna yönelik eleştiriler için metinden kelimelerin seçilerek spekülasyon yapılmasının sürece zarar verdiğini savundu. Cumhurbaşkanı, toplumun geniş kesimlerinin süreci sahiplendiğini ifade ederek eleştirilerin azınlıkta kaldığını söyledi. DEM Parti’den farklı yaklaşım Komisyon raporuna muhalefet şerhi sunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), sürecin güvenlik merkezli değil hak ve özgürlükler temelinde ele alınması gerektiğini belirtti. Parti, sürecin adlandırılmasına da itiraz ederek çözümün demokratikleşme ve anadil hakları üzerinden ilerlemesi gerektiğini savundu. Süreçte hedef: Bölgesel boyut Erdoğan konuşmasının sonunda sürecin sadece Türkiye ile sınırlı kalmayacağını, bölgesel ölçekte bir hedefe evrileceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı, yeni aşamanın “uhulet ve suhuletle” yürütüleceğini belirterek siyasi aktörlere koordinasyon çağrısı yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli’den tarihi çıkış: Öcalan’ın mesajları makul ve muteberdir Haber

Bahçeli’den tarihi çıkış: Öcalan’ın mesajları makul ve muteberdir

İmralı’dan gelen mesajlara tam destek Bahçeli, 4 Aralık’ta toplanan TBMM Komisyonu’nun gündemine gelen İmralı görüşmelerini değerlendirirken, kamuoyundaki tartışmalara son noktayı koydu. Sürecin hedefine aşama aşama ilerlediğini belirten MHP lideri, "PKK’nın kurucu önderliğinin mesajları makul, müspet, muteber ve muayyendir. Bu mesajların hilafına kamuoyunda maksatlı açıklamalar yapılmasının bir anlamı yoktur" ifadelerini kullandı. Bahçeli, bazı çevrelerin komisyon çalışmalarını çarpıtma girişimlerinin süreci etkilemeyeceğini, Türkiye’nin akılla şekillenen bir barış mimarisini hayata geçirdiğini vurguladı. Barış kuşunun ikinci kanadı takılacak Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefine olan bağlılığını yineleyen Bahçeli, süreci provoke etmeye çalışanlara karşı sert mesajlar verdi. Kendisine yönelik eleştirilere "Bozkurt" kimliği üzerinden yanıt veren Bahçeli, "Ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım. Barış kuşunun ikinci kanadı inşallah takılacak ve uçuşunu herkes görecektir" diyerek çözüm sürecindeki kararlılığını metaforik bir dille anlattı. Küresel ve bölgesel tehditler karşısında tek yürek olmaktan başka seçenek bulunmadığının altını çizdi. Kürt kardeşlerimizi hürmetle kucaklıyoruz Toplumsal bütünleşme ve kardeşlik hukukuna vurgu yapan Bahçeli, siyaset dilinde rekabet yerine diyalog ve iş birliğinin hakim olması gerektiğini savundu. MHP lideri, "Kürt kardeşlerimizin tamamını muhabbetle, hürmetle kucaklıyoruz. Kardeşlik hukukunun güçlendirilmesi temel önceliğimizdir" sözleriyle toplumsal barış çağrısında bulundu. Yüzyılın yolsuzluğu hafızalara kazındı Gündeminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk iddiaları da olan Bahçeli, devam eden yargı süreçlerine değindi. İBB dosyasını "yaygın ve yoğun bir ahlak krizi" olarak tanımlayan Bahçeli, yargı süreçlerine yönelik politik baskı kurulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bahçeli ayrıca artan sokak şiddeti ve uyuşturucu kullanımı gibi konuları "toplumsal çürüme belirtileri" olarak niteleyerek, aile kurumunun desteklenmesi ve eğitim eksenli bir dayanıklılık programının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ayhan Bilgen’den İmralı, CHP ve kayyum uyarısı: Önümüzdeki günler sürprizlere açık Haber

Ayhan Bilgen’den İmralı, CHP ve kayyum uyarısı: Önümüzdeki günler sürprizlere açık

Bahçeli’nin çıkışı, komisyon krizi ve ‘önce iktidar tavır almalı’ vurgusu Ayhan Bilgen, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı vurgusunu “kendi içinde tutarlı” bulduğunu söyledi ve mecliste kurulan komisyona katılım tartışmalarını değerlendirdi. Bahçeli’nin başından beri Öcalan’ı sürecin “siklet merkezi” olarak tarif ettiğini hatırlatan Bilgen, DEM Partisi’nin ve Kürt siyasetinin tüm aktörleri arasında Öcalan’ı merkeze koyan bu çizginin devam ettiğini belirtti. Komisyonun ağırdan alınmasında AKP ve CHP’nin oy kaybı endişesiyle “risk almaktan kaçındığını” söyleyen Bilgen, özellikle CHP’nin tavrına dikkat çekti: “Bir ülkede yürütme bir politika belirliyorsa, muhalefete ‘önce sen tavır al’ denmez; önce iktidar ne istediğini açıkça ortaya koyar.” CHP’nin netleşmeyen duruşunun toplantıların ertelenmesine yol açtığını vurgulayan Bilgen, sürecin bu haliyle hem AKP’yi hem de CHP’yi yıpratacağını savundu. “DEM bu kadar netken CHP geri durursa kent uzlaşısı ağır yara alır” Bilgen, İmralı’ya gidiş konusunda DEM Partisi’nin tutumunun çok açık olduğunu, MHP’nin de ziyareti açıkça istediğini, AKP’nin ise çekingen davrandığını söyledi. Bu tabloda CHP’nin geri durması halinde, DEM–CHP ilişkilerinde ciddi kırılmalar yaşanabileceğini vurguladı: “DEM bu kadar net bir pozisyondayken, diğer herkes olumlu yaklaşır da CHP endişeli davranırsa, bu hem CHP içinde rahatsızlık yaratır hem de DEM’le ilişkiyi kalıcı biçimde yaralar.” Özellikle yerel seçimlerde kurulan “kent uzlaşısı” zeminine atıf yapan Bilgen, bu ilişkinin önümüzdeki dönemde masaya yatırılacağını, tartışmanın sertleşebileceğini söyledi. Silah bırakma, güvenlik–demokrasi dengesi ve Öcalan’ın rolü 1980’ler ve 1990’ların güvenlik merkezli politikalarını, buna karşı “sadece demokrasi sorunu var, güvenlik abartılıyor” diyen yaklaşımı hatırlatan Bilgen, her iki çizgiyi de eksik bulduğunu ifade etti. Ona göre bugün yürütülen hattın ana fikri, sorunun hem güvenlik hem demokrasi boyutunu kabul etmek, ama önce silah bırakma sürecini yönetmek: “Asıl sorunun 1999’dan beri silahlı örgütün silah bırakma sürecinin yönetimi olduğunu düşünüyorum. Eğer Türkiye bu süreci iyi yönetebilirse, geri kalan demokratikleşme adımları daha sağlam zeminde atılabilir.” Öcalan’ın silah bıraktırma konusunda irade koymasının “devlet açısından bir imkân” olduğunu söyleyen Bilgen, “Hem Öcalan’ın mesajlarını kullanıp hem de ‘biz onunla görünmeyelim’ demek çelişkidir.” ifadeleriyle, sürecin gizli ve tutarsız yürütülmesini eleştirdi. “Meclis komisyonu yasa yapmak için kuruldu, dinleme turuna çevrilmemeli” Bilgen, mecliste kurulan komisyonun rolünü de tartıştı. Komisyonun esas görevinin, silah bırakma sürecini hızlandıracak, kolaylaştıracak yasal iyileştirmeleri hazırlamak olduğunu söyleyerek, şu uyarıda bulundu: “Eğer gerçekten silah bırakmayı hızlandıracak düzenlemeye ihtiyaç varsa, bunu yapacak tek yer parlamento. Komisyon bunun için kurulduysa, görevi erteleyip işi ‘herkes gelsin derdini anlatsın’ formatına çevirmek doğru değil.” Akil insanlar sürecini hatırlatarak, o dönemde Anadolu’da yürütülen saha çalışmalarının şimdi tersine, meclise taşındığını belirten Bilgen, halkın dinlenmesinin önemli olduğunu ama “acil yasal düzenleme ihtiyacının” göz ardı edildiğini söyledi. İspanya örneğiyle ‘halk özne olsun’ çağrısı Bilgen, İspanya modeline yaptığı atfın yanlış anlaşıldığını söyleyerek, “kastettiğinin anayasal model değil, halkın özne olması” olduğunu açıkladı. ETA ve Bask bölgesi üzerinden verdiği örnekte, İspanyol halkının “Bizim adımıza silah kullanmayın, bomba patlatmayın” diye sokaklara dökülmesini hatırlattı ve şunları ekledi: “Demokrasinin muhatabı bir örgüt ya da tek tek kişiler olamaz; demokrasinin muhatabı yurttaşlardır. Hak ve özgürlükler pazarlık konusu yapılamaz, ‘silah bırakırsanız şu hakları tanırız’ denemez; o haklar zaten herkes için geçerlidir.” Ana dilde eğitim, eşit yurttaşlık ve dil tartışması DEM Partisi’nin ana dilde eğitim talebinin resmi dile alternatif olmadığını, ancak Kürtçeye bir statü tanınmasını içerdiğini hatırlatan Bilgen, bu talebin Kürtler için yaratabileceği olası dezavantajlara da dikkat çekti: “Eğer sınavlar ve kamu hizmeti sunumu Türkçe üzerinden yürümeye devam edecekse, ana dilde eğitim, fırsat eşitliği tartışmasını da beraberinde getirir.” Dünyada farklı modeller olduğuna, Sovyetler Birliği’nde ilk sınıflarda ana dilin güçlendirilip ardından resmi dil ve Batı dillerinin öğretildiğine işaret eden Bilgen, Türkiye’de de bu konunun pedagojik açıdan daha derin ve ideolojik ezberlerden uzak tartışılması gerektiğini söyledi. Mevcut durumda ana dilde eğitimin özel okullar için serbest olduğunu ama ciddi bir talep oluşmadığını, buna karşın kamu alanında düzenleme yapılmadığını hatırlattı. “Demokrasi kimseye özel statü vermez, çözüm Türkiye’ye özgü bir formülle mümkün” Ayhan Bilgen, dil ve kimlik meselelerinin yalnızca Kürt yurttaşları değil, Çerkeslerden Boşnaklara, Mardin, Hatay, Mersin, Adana, Siirt ve Urfa’daki Arap topluluklarına kadar pek çok kesimi ilgilendirdiğini vurguladı. “Resmi dilin dışında dil öğrenme hakkına dair bir ihlal varsa, çözüm herkes için tek bir ilkeyle bulunmalı; herhangi bir gruba özel statü verilmemeli.” diyen Bilgen, asıl meselenin eşit yurttaşlık olduğunu söyledi. Ona göre; ortak semboller, ortak değerler ne kadar anlamlıysa, hakların da herkes için eşit tanımlandığı bir düzen, Türkiye’nin demokratikleşme sorununu kökten çözme potansiyeli taşıyor. CHP davası, uzun yargılama riski ve siyasete güven uyarısı Bilgen, CHP’yi ilgilendiren davaya da geniş yer ayırdı. On binlerce sayfalık dosya, yüzlerce sanık ve onlarca vakadan oluşan bu dava sürecinin adil yargılama ilkeleri açısından ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. “Normalde dava açıldığında kesintisiz biçimde karara kadar gidilmesi gerekir. Ama Türkiye’de pratikte bunun mümkün olmadığını biliyoruz; sanıklar savunma haklarını kullandıkça süreç 20–30 yılı bulabilir.” diyen Bilgen, Türkiye’nin en az bir genel seçim ve bir yerel seçimi “CHP davasını tartışarak” geçirme ihtimalinin hem iktidara hem muhalefete hem de siyasete güvene zarar vereceğini savundu. İBB’ye kayyum ve CHP’ye çağrı heyeti ihtimali: “Her an sürpriz olabilir” Bilgen, en tartışmalı bölümde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanması ve CHP’ye çağrı heyeti atanması ihtimalini dile getirdi. Casusluk dosyası üzerinden “terörün finansmanı” gibi başlıklarla İBB’ye kayyum atanma riskinin yükseldiğini söyleyen Bilgen, aynı zamanda CHP’de de istinaf süreci sonucunda bir çağrı heyetinin görevlendirilebileceğini anlattı: “Bu bir temenni değil, bir öngörü. 39. kurultaydan önce bile CHP’ye bir çağrı heyeti atanması sürprizi yaşanabilir.” dedi. İstinafın takvimi ve mahkemelerin vereceği kararların, partinin yönetim yapısını sarsacak sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. “Öcalan ziyareti, CHP ve İBB dosyalarıyla eş zamanlı gelebilir” Ayhan Bilgen, tüm bu olasılıkların aynı zaman diliminde gerçekleşebileceği uyarısında da bulundu. “Öcalan’a yapılacak ziyaretin de CHP ve İBB ile ilgili davalardaki gelişmelerle eş zamanlı olabileceği kanaatindeyim.” diyen Bilgen, Türkiye kamuoyunun hangi başlığı daha çok tartışacağının belirsiz olduğunu, ancak önümüzdeki günlerde hem İmralı dosyasında hem CHP davasında hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili süreçte “kritik kırılma anlarına” tanıklık edilebileceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.