Yapay zekada Türkçe bedeli: Aynı iş, iki kat fatura!
Yapay zeka teknolojileri küresel ölçekte hızla yayılırken, Türkiye açısından dikkat çekici bir eşitsizlik gündeme geldi. İleri Teknoloji ve Toplum Enstitüsü’nün yayımladığı “Yapay Zeka’da Türkçe Vergisi” başlıklı rapor, büyük yapay zekâ modellerinin Türkçeyi daha maliyetli bir dil olarak işlediğini ortaya koydu. Rapora göre, Türkçe kullanan kurumlar ve bireyler, aynı hizmet için İngilizce kullanan rakiplerine kıyasla çok daha fazla ödeme yapmak zorunda kalıyor.
Türkçe neden daha pahalı?
Araştırmaya göre yapay zeka modelleri metinleri “token” adı verilen parçalara bölerek işliyor. İngilizce kelimeler çoğunlukla tek token ile temsil edilirken, sondan eklemeli bir dil olan Türkçede aynı anlam daha fazla token’a bölünüyor. Bu durum, “token başına ücretlendirme” yapan şirketler açısından Türkçe kullanımını otomatik olarak daha pahalı hale getiriyor.
Rakamlar eşitsizliği net biçimde gösteriyor
Dokuz büyük yapay zeka modeli üzerinde yapılan 5 bin 228 denemeye dayanan rapor, Türkçe metinlerin İngilizceye kıyasla yüzde 85’e varan oranda daha fazla çıktı token’i tükettiğini ortaya koydu. Girdi aşamasında ise bu fark yüzde 122’ye kadar yükseliyor. Kağıt üzerinde “ucuz” görünen bazı modellerin, Türkçe kullanımda rakiplerinden daha pahalıya geldiği de tespit edildi.
Start-up’lar ve kurumlar dezavantajlı
Uzmanlara göre bu tablo, yapay zeka ile ürün geliştiren Türk start-up’larının ve kamu-özel sektör kurumlarının küresel rekabete dezavantajlı başlaması anlamına geliyor. Aynı teknolojiyi kullanan yabancı rakipler daha düşük maliyetlerle yol alırken, Türkçe kullananlar görünmez bir “dil faturası” ödüyor.
Güvenlikte de alarm zilleri
Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise güvenlik asimetrisi. Yapay zeka modellerinin İngilizcede sıkı biçimde uyguladığı güvenlik ve telif filtrelerinin, Türkçe kullanıldığında daha gevşek çalıştığı görülüyor. Telifli eserlerin İngilizce talepte reddedilirken, Türkçe talepte aynen üretilebilmesi bu riskin somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Bu durum neden herkesi ilgilendiriyor?
Araştırmaya göre “Türkçe vergisi” yalnızca teknoloji şirketlerini değil, dolaylı biçimde tüm toplumu etkiliyor. Yapay zeka kullanan bankalar, eğitim platformları ve dijital hizmet sağlayıcıları bu maliyeti fiyatlara yansıtmak zorunda kalıyor. Bu da yurttaşların kullandığı hizmetlerin pahalanması anlamına geliyor. Öte yandan, Türkçe kullanıldığında zayıflayan güvenlik filtreleri özellikle çocuklar ve çalışanlar açısından ek riskler barındırıyor.
Çözüm ne olabilir?
Raporda çözüm olarak daha adil fiyatlandırma modelleri, verimli tokenizasyon sistemleri ve Türkiye’nin kendi dil modellerini geliştirmesi öneriliyor. Uzmanlar, bunun yalnızca teknik değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel bir egemenlik meselesi olduğuna dikkat çekiyor. Aksi halde Türkiye’nin dijital dünyada “müşteri” konumunda kalacağı ve bu gizli bedeli ödemeye devam edeceği vurgulanıyor.