SON DAKİKA

#Bankalar

HABER DEĞER - Bankalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bankalar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mevduat faizleri güncellendi: 500 bin TL’nin aylık getirisi ne kadar? Haber

Mevduat faizleri güncellendi: 500 bin TL’nin aylık getirisi ne kadar?

Birikimlerini değerlendirmek isteyen yatırımcılar için vadeli mevduat hesapları yeniden gündemde. Güncellenen oranlara göre 500 bin TL’nin 32 günlük net getirisi yaklaşık 13 bin 380 TL ile 14 bin 827 TL arasında değişiyor. Faiz oranlarındaki farklılıklar, bankalar arasında rekabetin sürdüğünü gösteriyor. En yüksek faiz oranı yüzde 41’e ulaştı Listenin zirvesinde yüzde 41 faiz oranıyla Akbank yer aldı. Bu oranla 500 bin TL’nin net getirisi 14 bin 827 TL’ye ulaşırken, vade sonunda toplam tutar 514 bin 827 TL oluyor. Onu yüzde 40,5 faiz ve 14 bin 646 TL net kazançla QNB Finansbank izledi. Hayat Finans yüzde 40,04 faizle 14 bin 480 TL, DenizBank ise yüzde 40 faizle 14 bin 465 TL kazanç sundu. Yüzde 39–40 bandında yoğun rekabet Garanti BBVA, Ziraat Dinamik, GetirFinans ve Odea Bank yüzde 39 faiz oranıyla yaklaşık 14 bin 104 TL net getiri sağladı. Ziraat Bankası ise yüzde 39,5 faizle 14 bin 284 TL kazanç imkânı sundu. Enpara yüzde 38 faizle 13 bin 742 TL, İş Bankası yüzde 37,5 faizle 13 bin 561 TL getiri sağlarken; Halkbank ve Şekerbank yüzde 37 faiz oranıyla 13 bin 380 TL net kazanç sundu. Faiz getirileri neden değişiyor? Uzmanlara göre bankaların fonlama maliyetleri, piyasa beklentileri ve merkez bankası politikaları faiz oranlarının belirlenmesinde etkili oluyor. Bu nedenle vadeli hesap açmadan önce güncel oranların karşılaştırılması ve kampanya koşullarının incelenmesi önem taşıyor. Mevduat hâlâ güvenli liman olarak görülüyor Belirli bir vade boyunca sabit getiri sunması nedeniyle vadeli mevduat, düşük riskli yatırım araçları arasında değerlendirilmeye devam ediyor. Ancak yatırımcıların stopaj oranları, hoş geldin faizi gibi geçici kampanyalar ve vade şartlarını dikkate alarak karar vermesi öneriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BDDK’dan borçlulara nefes aldıran karar: Kredi kartı ve ihtiyaç kredilerine 48 ay yapılandırma Haber

BDDK’dan borçlulara nefes aldıran karar: Kredi kartı ve ihtiyaç kredilerine 48 ay yapılandırma

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), finansal istikrarın korunması ve tüketicilerin borç yükünün hafifletilmesi amacıyla kredi kartı ve bireysel kredilere yönelik kapsamlı bir düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Buna göre, dönem borcu kısmen ya da tamamen ödenmemiş bireysel kredi kartları ile ödemesi 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredileri, azami 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabilecek. 48 ay vade için üç ay içinde başvuru şartı BDDK’nın açıkladığı karara göre yapılandırmadan yararlanmak isteyen yurttaşların, düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından üç ay içinde bankalarına başvurması gerekiyor. Yapılandırma kapsamında borçlar uzun vadeye yayılacak ve ödeme planları yeniden oluşturulacak. Amaç, borçların daha sürdürülebilir koşullarda geri ödenmesini sağlamak. Kredi kartı limitlerine geçici sınır Yeni düzenleme, kredi kartı kullanımına ilişkin önemli kısıtlamalar da içeriyor. Yapılandırılan kredi kartı borcunun yüzde 50’si ödenene kadar kart limitleri artırılamayacak. Ayrıca bir tüketicinin tüm bankalardaki kredi kartı toplam limiti 400 bin TL’nin üzerine çıkamayacak. Bankalar, 1 Ocak 2027’ye kadar kredi kartı limitlerini müşterilerin gelirleriyle uyumlu hale getirmekle yükümlü olacak. Konut kredilerinde önemli değişiklik BDDK kararında yalnızca bireysel borçlar değil, konut kredileri de yer aldı. Yapılan düzenlemeyle birlikte konut kredilerinde uzun süredir uygulanan birinci el–ikinci el konut ayrımı kaldırıldı. Böylece kredi kullanan yurttaşlar açısından daha eşit ve sade bir uygulamaya geçilmiş oldu. Amaç finansal istikrar ve tüketicinin korunması BDDK, alınan kararların temel hedefinin finansal sistemin istikrarını güçlendirmek ve borç yükü altında zorlanan yurttaşların korunması olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre düzenleme, artan yaşam maliyetleri ve yüksek faiz ortamında ödeme güçlüğü yaşayan geniş bir kesim için kısa vadede önemli bir rahatlama sağlayabilir.

40 yıl boyunca zamanı satan kadın: Ruth Belville ve Arnold’un hikâyesi Haber

40 yıl boyunca zamanı satan kadın: Ruth Belville ve Arnold’un hikâyesi

Günümüzde zaman, takvim bildirimleri ve akıllı saatlerle sürekli gözümüzün önünde. Oysa 19. yüzyılın sonlarında “saat kaç?” sorusunun kesin bir cevabı yoktu. Zaman, herkes için aynı akmıyordu. İşte bu belirsizlikten doğan tuhaf ama hayati bir meslek vardı: zaman satıcılığı. Bu işin en ünlü ismi ise Londra sokaklarında bir efsaneye dönüşen Ruth Belville’di. Zamanın merkezi: Greenwich O dönemde dünyanın en doğru saati, Greenwich Kraliyet Gözlemevi’ndeydi. Gerçek zaman, astronomik ölçümlerle yalnızca burada belirlenebiliyordu. Saat ustaları, bankalar, demiryolları ve fabrikalar için bu bilgi hayatiydi. Ancak herkesin düzenli olarak Greenwich’e gitmesi imkânsızdı. Çözüm basitti ama zekiceydi: Zaman, taşınacaktı. Arnold adlı saat Ruth Belville’in en değerli varlığı, Arnold adını verdiği bir cep saatiydi. Aslında bu saat, 1786’da ünlü saat ustası John Arnold tarafından üretilmiş son derece hassas bir kronometreydi. Arnold, saniyenin onda biri kadar sapmayla çalışabiliyordu; bu da dönemi için olağanüstüydü. Her pazartesi Ruth, Maidenhead’deki evinden yola çıkar, saatler süren bir yolculukla Greenwich’e giderdi. Gözlemevinde Arnold’un saati ana saatle karşılaştırılır, fark resmi bir sertifikayla kayda geçirilirdi. Ardından Ruth, Londra’ya dönerek müşterilerini tek tek ziyaret ederdi. Kapı çalınırdı. Saatçi sorardı: — “Arnold nasıl?” Ruth cevap verirdi: — “Dört saniye ileri.” Alışveriş bu kadar basitti. Bir aile mesleği Bu sıra dışı iş Ruth’la başlamadı. Babası John Belville, Greenwich Gözlemevi’nde kıdemli astronomdu. Gözlemevinin sürekli saat ayarlamak isteyenlerle dolup taşması üzerine, doğru zamanı insanlara ulaştırma fikri ortaya çıktı. 1836’da John Belville’in yaklaşık 200 düzenli abonesi vardı. Ölümünden sonra işi eşi Maria devraldı, ardından da Ruth Belville. Böylece Belville ailesi, 104 yıl boyunca zaman tedarikçiliği yaptı. Teknolojiye direnen kadın yüzyıla girildiğinde teknoloji hızla ilerliyordu. 1924’te BBC, Big Ben’in çanlarını radyodan yayınlamaya başladı. 1936’da “konuşan saat” telefondan aranabilir hale geldi. Ama Ruth Belville pes etmedi. Herkesin emekli olmasını beklediği bir yaşta, o hâlâ her hafta Greenwich’e gidiyordu. Ancak 1940’ta, 86 yaşındayken mesleğini bıraktı. Londra Saat Yapımcıları Şirketi kendisine maaş bağladı. Ruth Belville, 1943’te 89 yaşında hayatını kaybetti. Arnold’u ise ardında bir miras olarak bıraktı. Zaman Leydisi Ruth Belville’in ölümüyle birlikte bir meslek de tarihe karıştı. Artık zamanı kimse kapı kapı satmıyordu. Ama onun hikâyesi, teknolojinin henüz her şeye hükmetmediği bir çağda, insan zekâsının ve güvenin nasıl bir ekonomik değere dönüştüğünün unutulmaz bir örneği olarak kaldı. Londra onu tek bir isimle hatırladı: Greenwich’in Zaman Leydisi.

Tüm bankalarda emekli promosyonu değişti Haber

Tüm bankalarda emekli promosyonu değişti

Hükümetin en düşük emekli aylığını 20 bin TL’ye yükseltme kararı, bankaların emeklilere sunduğu promosyon kampanyalarında köklü bir değişikliğe yol açtı. Üç yıl boyunca aynı bankadan maaş alma taahhüdü veren emeklilere ödenen promosyon tutarları yeniden belirlenirken, bankalar tek tip ödeme sistemine geçiş için çalışmalarını hızlandırdı. Promosyonlarda tek tip dönem başlıyor Bugüne kadar 10 bin, 15 bin ve 20 bin TL olmak üzere kademeli olarak uygulanan emekli promosyonları, maaş artışının ardından fiilen tek tipe indirildi. En düşük emekli aylığının 20 bin TL olması nedeniyle, bu tutarın altında maaş alan emekli kalmazken, bankalar da alt kademeleri kaldırarak yeni promosyon tablolarını güncelleme hazırlığına başladı. Üst sınır 30 bin TL’ye yükseltilecek Bankacılık kulislerinde konuşulan bilgilere göre, halen 20 bin TL olan promosyon üst sınırı birçok bankada 25 bin ve 30 bin TL seviyesine çıkarılacak. Özellikle emekli aylığı 25 bin TL ve üzerinde olan yurttaşlar için ek avantajlar içeren yeni kampanyaların kısa sürede duyurulması bekleniyor. Emekliler için eşitlik tartışması Yeni sistem, düşük maaşlı emeklilerin promosyonlarda görece avantaj elde etmesini sağlarken, yüksek emekli aylığı alan yurttaşların ise önceki döneme kıyasla ilave bir kazanım elde edememesi nedeniyle tartışma yarattı. Emekli örgütleri, promosyonların maaşla daha orantılı hale getirilmesi gerektiğini savunuyor. Yeni protokol mart ayında Son olarak 2024 yılının mart ayında SGK ile bankalar arasında imzalanan protokolün süresinin dolmasına kısa süre kala, yeni protokol için hazırlıkların başladığı öğrenildi. Bankaların, iki yıl aradan sonra promosyon tutarlarını yeniden güncellemesi ve rekabeti artırması bekleniyor.

Yapay zekada Türkçe bedeli: Aynı iş, iki kat fatura! Haber

Yapay zekada Türkçe bedeli: Aynı iş, iki kat fatura!

Yapay zeka teknolojileri küresel ölçekte hızla yayılırken, Türkiye açısından dikkat çekici bir eşitsizlik gündeme geldi. İleri Teknoloji ve Toplum Enstitüsü’nün yayımladığı “Yapay Zeka’da Türkçe Vergisi” başlıklı rapor, büyük yapay zekâ modellerinin Türkçeyi daha maliyetli bir dil olarak işlediğini ortaya koydu. Rapora göre, Türkçe kullanan kurumlar ve bireyler, aynı hizmet için İngilizce kullanan rakiplerine kıyasla çok daha fazla ödeme yapmak zorunda kalıyor. Türkçe neden daha pahalı? Araştırmaya göre yapay zeka modelleri metinleri “token” adı verilen parçalara bölerek işliyor. İngilizce kelimeler çoğunlukla tek token ile temsil edilirken, sondan eklemeli bir dil olan Türkçede aynı anlam daha fazla token’a bölünüyor. Bu durum, “token başına ücretlendirme” yapan şirketler açısından Türkçe kullanımını otomatik olarak daha pahalı hale getiriyor. Rakamlar eşitsizliği net biçimde gösteriyor Dokuz büyük yapay zeka modeli üzerinde yapılan 5 bin 228 denemeye dayanan rapor, Türkçe metinlerin İngilizceye kıyasla yüzde 85’e varan oranda daha fazla çıktı token’i tükettiğini ortaya koydu. Girdi aşamasında ise bu fark yüzde 122’ye kadar yükseliyor. Kağıt üzerinde “ucuz” görünen bazı modellerin, Türkçe kullanımda rakiplerinden daha pahalıya geldiği de tespit edildi. Start-up’lar ve kurumlar dezavantajlı Uzmanlara göre bu tablo, yapay zeka ile ürün geliştiren Türk start-up’larının ve kamu-özel sektör kurumlarının küresel rekabete dezavantajlı başlaması anlamına geliyor. Aynı teknolojiyi kullanan yabancı rakipler daha düşük maliyetlerle yol alırken, Türkçe kullananlar görünmez bir “dil faturası” ödüyor. Güvenlikte de alarm zilleri Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise güvenlik asimetrisi. Yapay zeka modellerinin İngilizcede sıkı biçimde uyguladığı güvenlik ve telif filtrelerinin, Türkçe kullanıldığında daha gevşek çalıştığı görülüyor. Telifli eserlerin İngilizce talepte reddedilirken, Türkçe talepte aynen üretilebilmesi bu riskin somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Bu durum neden herkesi ilgilendiriyor? Araştırmaya göre “Türkçe vergisi” yalnızca teknoloji şirketlerini değil, dolaylı biçimde tüm toplumu etkiliyor. Yapay zeka kullanan bankalar, eğitim platformları ve dijital hizmet sağlayıcıları bu maliyeti fiyatlara yansıtmak zorunda kalıyor. Bu da yurttaşların kullandığı hizmetlerin pahalanması anlamına geliyor. Öte yandan, Türkçe kullanıldığında zayıflayan güvenlik filtreleri özellikle çocuklar ve çalışanlar açısından ek riskler barındırıyor. Çözüm ne olabilir? Raporda çözüm olarak daha adil fiyatlandırma modelleri, verimli tokenizasyon sistemleri ve Türkiye’nin kendi dil modellerini geliştirmesi öneriliyor. Uzmanlar, bunun yalnızca teknik değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel bir egemenlik meselesi olduğuna dikkat çekiyor. Aksi halde Türkiye’nin dijital dünyada “müşteri” konumunda kalacağı ve bu gizli bedeli ödemeye devam edeceği vurgulanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.