SON DAKİKA

#Barış Süreci

HABER DEĞER - Barış Süreci haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Barış Süreci haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Paşinyan’ın "yeni anayasa" hedefi için kritik günler Haber

Paşinyan’ın "yeni anayasa" hedefi için kritik günler

Yaklaşık 2,5 milyon seçmenin 2 bin 5 sandıkta oy kullanacağı bu seçimler, sadece ülke içindeki siyasi tabloyu değil, Azerbaycan ile süregelen barış süreci ve bölgenin jeopolitik dengelerini de doğrudan etkileyecek. Seçimlerin merkezinde "Anayasa değişikliği" var Başbakan Nikol Paşinyan’ın "Gerçek Ermenistan" vizyonuyla girdiği seçimlerde en büyük vaadi, ülkenin mevcut anayasasını kökten değiştirmek. Paşinyan, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tehdit ettiği gerekçesiyle eleştirilen mevcut maddelerin, kalıcı barışın önündeki en büyük engel olduğunu savunuyor. Ancak Paşinyan’ın bu reformu hayata geçirebilmesi için parlamentoda anayasa değişikliğini referanduma götürecek üçte iki oranında bir çoğunluğu elde etmesi gerekiyor. Paşinyan anketlerde önde Seçimlerde yüzde 4'lük seçim barajını aşmaya çalışan 18 farklı siyasi parti ve ittifak yarışacak. Anket sonuçlarına göre, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi yüzde 32 civarında destekle yarışta açık ara favori konumda bulunuyor. Muhalefet cephesinde ise Karapetyan liderliğindeki Güçlü Ermenistan yüzde 6, Koçaryan'ın önderliğindeki Ermenistan İttifakı ise yüzde 3'lük bir destekle seçmen karşısına çıkıyor. Özellikle yüzde 23'ü bulan kararsız seçmen kitlesi, Paşinyan'ın parlamentoda mutlak çoğunluğu yakalayıp yakalayamayacağını belirleyecek en önemli faktör olarak görülüyor. Bölgesel ve küresel dengeler Seçim kampanyası boyunca Paşinyan; Rusya'ya olan bağımlılığı azaltan, Batı ile entegrasyonu güçlendiren ve Türkiye ile Azerbaycan ile normalleşme adımlarını içeren bir dış politika vaadiyle hareket etti. Muhalefet kanadı ise Paşinyan’ı "Karabağ politikası" üzerinden eleştirerek, iktidarın ülkeyi savaş riskine soktuğunu savunuyor. Seçim sistemi, "istikrarlı çoğunluk" mekanizması gereği, kazanan partinin parlamentoda yüzde 54 sandalye oranına ulaşamaması durumunda, yönetilebilir bir yapı sağlamak adına ek sandalyeler tahsis edilmesini öngörüyor. Yarın akşam saatlerinde açılacak sandıklar, Paşinyan’ın vaat ettiği "yeni Ermenistan" için gerekli halk desteğini alıp alamadığını netleştirecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

 Akgönül: "Devlet terbiyesini bilen bir Kürt siyasal aklına ihtiyaç var" Haber

 Akgönül: "Devlet terbiyesini bilen bir Kürt siyasal aklına ihtiyaç var"

Türkiye, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Gelin anahtarı alın, kapıyı açın" çıkışıyla siyasal bir dönüşümün eşiğine girerken, bu sürecin başarıya ulaşması için muhatapların niteliği ve bölgesel tehditler dün Haber Değer'de Genel Yayın Koordinatörü Mehmet Anıl Korkmaz'ın canlı yayın konuğu olan Araştırmacı - yazar Mehmet Sabri Akgönül tarafından masaya yatırıldı. Akgönül, mevcut yasal Kürt siyasetinin devletle müzakere dilini ve hiyerarşisini bilmediğini savunarak, çözümün ancak "devlet terbiyesi" almış yeni bir siyasal zeminde mümkün olabileceğini ifade etti. Akgönül, Türkiye'nin jeopolitik rotasını korumak adına atılan bu adımların "terörsüz Türkiye" hedefinin bir parçası olduğunu vurguladı. "Alternatifin adresi İsrail değil İran" Terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan’ın "alternatifsiz değiliz" çıkışını değerlendiren Akgönül, kamuoyundaki genel algının aksine asıl adresi işaret etti. Akgönül, "Buradaki temel Karayılan'ın 'alternatifsiz değiliz'inden kastı İran'dır. Yani aslında şunu diyor Karayılan: 'İran bize bir teklif sundu, biz ne yapalım?'" diyerek örgütün Tahran ile olan temaslarını deşifre etti. 1999 yılında Öcalan’ın teslim edilmesi sürecinde Kasım Süleymani’nin bizzat devreye girerek örgütün Türkiye dışına çıkmasını engellemeye çalıştığını hatırlatarak "İran'dan yeni bir teklif geldi ve Bahçeli'nin 'bir koordinatörlük kuralım' hamlesi, tam da bu teklife karşı bir tekliftir" tespitinde bulundu. Kürt siyasetindeki "devlet terbiyesi" sorunu Sürecin neden tıkandığına dair en dikkat çekici tespiti yapan Akgönül, DEM Parti’nin ve legal Kürt siyasetinin devlet mekanizmasını idrak edemediğini savundu. Akgönül, bu eksikliği şu sözlerle dile getirdi: "Kürt siyasal aklı devletsiz bir akıldır. Bu anlamda devlet terbiyesi almamış bir akıldır. Hatta bir adım daha öteye gideyim; Kürt siyasal aklı terbiyesiz bir akıldır, terbiye edilmemiş. Devletle terbiye edilmemiş, devletin ne olduğuna dair bir terbiyesi yok." Kürt siyasetinin hiyerarşik devlet yapısını ve "ahesteliğin" (devlet vakarının) ne olduğunu bilmediğini belirten yazar, mevcut yapının ya devletsiz ya da devlet düşmanı bir gelenekten geldiği için müzakere masasında yetersiz kaldığını vurguladı. Yeni bir "DEM" ve icracı koordinatörlük Bahçeli’nin önerdiği Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü'nün, mevcut siyasal tıkanıklığı aşacak bir alternatif olarak kurgulandığını ifade eden Akgönül, bu yapının doğrudan "icracı" olacağını belirtti. Koordinatörlüğün aslında yeni bir siyasal zeminin inşası anlamına geldiğini savunan yazar, "Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü yeni bir DEM Partisi kurulmasıyla sonuçlanacaktır. Çünkü DEM Partisi kendi tarafında yenilenmeyi kabul etmedi" dedi. Akgönül'e göre bu yapı, mevcut siyasalları depolitize ederken, dışarıda kalan kesimleri siyasallaştıracak bir amel komisyonu olarak görev yapacak. "Türkiye küçülmemek için büyümek zorunda" Türkiye’nin artık terörle mücadele konseptinden bölgesel hakimiyet aşamasına geçtiğini kaydeden Akgönül, ülkenin yazgısının büyüme üzerine kurulu olduğunu savundu. Antiemperyalist duruşun artık aktif bir "emperyal programa" dönüştüğünü vurgulayan araştırmacı yazar, "Yazgımız büyümektir. Neden büyümeliyiz? Küçülmemek için. Kendiliğinden antiemperyalist olan Türkiye artık emperyal bir programa sahiptir" sözleriyle Türkiye'nin yeni jeopolitik rotasını özetledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İYİ Parti grubunda tansiyon yükseldi: Dervişoğlu'ndan Bahçeli'ye Öcalan tepkisi Haber

İYİ Parti grubunda tansiyon yükseldi: Dervişoğlu'ndan Bahçeli'ye Öcalan tepkisi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında dikkat çekici bir öneride bulunarak, barış sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’a bir statü verilmesi gerektiğini savunmuştu. "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" unvanını gündeme getiren Bahçeli, mevcut sürecin Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarına hizmet etmesi gerektiğini belirterek, "Statü açığı varsa ele alınmalıdır" ifadelerini kullanmıştı. "Bu deliliktir, aklınızı başınıza alın" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada bu öneriye çok sert tepki gösterdi. Bahçeli'nin sözlerini sert bir dille eleştiren Dervişoğlu, "Dünyanın hangi hukuk sisteminde bir hükümlüye resmi bir yetki alanı bahşedilebilir? Bu deliliktir, aklınızı başınıza alın. Dünyayı kendinize güldürmeyin" dedi. Dervişoğlu'nun bu sözleri, İYİ Parti grubundaki milletvekilleri ve üyeler tarafından ayakta alkışlandı. Sorumluluk çağrısında bulundu Konuşmasında tepkisini "Siz utanmıyorsunuz, sizin yerinize ben utanıyorum" diyerek sürdüren Dervişoğlu, hükümet ve MHP kanadına yönelik eleştirilerini ağırlaştırdı. Terör örgütü elebaşına resmi bir görev atfedilmesinin kabul edilemez olduğunu savunan İYİ Parti lideri, yetkilileri sağduyuya davet etti. Dervişoğlu’nun bu çıkışıyla birlikte, Ankara siyasetinde "yeni çözüm süreci" tartışmaları üzerinden yaşanan gerilim tırmanmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli’den dikkat çeken çıkış! Öcalan için yeni statü önerisi Haber

Bahçeli’den dikkat çeken çıkış! Öcalan için yeni statü önerisi

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı açıklamalarda gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Abdullah Öcalan’ın statüsünün ele alınması gerektiğini ifade etti. “Statü açığı varsa ele alınmalı” Bahçeli, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Öcalan için statü açığı varsa bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusu ise ani reflekslere, duygusal tepkimelere mahal veremeyiz.” Yeni mekanizma önerisi Bahçeli, tartışmalara son verilmesi gerektiğini belirterek şu öneride bulundu: “Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Temennimiz, PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır.” “Terörsüz Türkiye hedefi esastır” Açıklamasında sürecin temel amacına da değinen Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı: “Meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır.” Bahçeli ayrıca, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için konunun hukuki, siyasi ve vicdani boyutlarıyla açık şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ahmet Özer: CHP’li olduğum ve Kürt olduğum için mi ceza aldım? Haber

Ahmet Özer: CHP’li olduğum ve Kürt olduğum için mi ceza aldım?

Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda yurttaşlarla bir araya gelen Ahmet Özer, “Kent Uzlaşısı” davasında kendisine verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını değerlendirdi. Kararın hukuki değil siyasi olduğunu öne süren Özer, “Bu dosyada örgüt üyeliğine dair tek bir somut delil yok. Olmayan bir örgüte üyelikten ceza verildi. Bu karar, barış ve çözüm sürecine darbe vurmuştur” dedi. “Siyasi bir operasyonla tutuklandım” Özer, 30 Ekim’de tutuklanmasının bir “siyasi operasyon” olduğunu savunarak, Esenyurt’ta halkın iradesinin kayyum yoluyla gasp edildiğini söyledi. “Seçimle kazanılan bir belediyeye kayyum atandı. Halk iradesi yok sayıldı” ifadelerini kullandı. “Delil yok, dosya boş” Hakkındaki iddiaların dayanaksız olduğunu belirten Özer, yargılamada kitapları, katıldığı kültürel etkinlikler ve yaptığı taziye telefonlarının suçlama konusu edildiğini anlattı. “Bir roman yazdığım için, bir festival düzenlediğim için, bir taziyede bulunduğum için örgüt üyeliğiyle suçlanıyorum. Bu akıl ve hukuk dışıdır” dedi. Dosyada gizli tanık beyanlarının da güvenilir olmadığını savundu. “Hukuka güven ciddi biçimde zedelendi” Türkiye’de yargıya güvenin ciddi biçimde azaldığını öne süren Özer, “En çok güvenmemiz gereken kurum hukuktur. Hukuk siyasallaşırsa toplumun çimentosu çöker” değerlendirmesinde bulundu. “Çifte standart sorusu” Özer konuşmasında şu soruları yöneltti: “Ben CHP’li değil de AK Parti’nin belediye başkanı olsaydım bu ceza verilir miydi? Ben Kürt olmasaydım yargılanır mıydım? Kürt kimliğini terörle eşitleyen bir anlayışla barış süreci yürütülebilir mi?” Bahçeli’ye teşekkür Mahkeme kararına tepki gösteren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını önemsediklerini belirten Özer, “Sayın Bahçeli’nin dosyanın vicdani karşılığı olmadığı yönündeki beyanına teşekkür ediyorum. Ancak artık söz değil, icraat bekliyoruz” dedi. Özer, istinaf ve Yargıtay aşamalarında kararın bozulacağına inandığını ifade ederek, “Bu karar halkın vicdanında yok hükmündedir. En büyük terazi halkın vicdanıdır” diye konuştu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakırhan’dan İmralı çağrısı: Siyasetçiler, yazarlar ve akademisyenler de Öcalan ile görüşmeli! Haber

Bakırhan’dan İmralı çağrısı: Siyasetçiler, yazarlar ve akademisyenler de Öcalan ile görüşmeli!

"Görüşmeler siyasetin üzerindeki korkuyu azalttı" İstanbul’da düzenlenen konferansın açılışında konuşan Bakırhan, Meclis Komisyonu’nun İmralı ziyaretinin siyaset üzerindeki korku ve baskıyı azalttığını belirtti. Diyalog kapısı aralandığında umudun güçlendiğini ifade eden Bakırhan, "Sayın Öcalan 1993’ten beri barışı ve muhatabını arıyor. Bugün en karşıtları bile onun kurucu bir muhatap olduğunu kabul etti. O, bu sürecin mimarıdır; onsuz kalıcı bir barışın temeli eksik kalır" değerlendirmesinde bulundu. Öcalan’dan mesaj var: İlişkiyi demokratikleşme olarak tanımlıyorum Konferansta dikkat çeken bir diğer gelişme ise Abdullah Öcalan’ın mesajının okunması oldu. İmralı’dan tahliye edilen eski koğuş arkadaşı Veysi Aktaş aracılığıyla iletilen mesajda Öcalan, devletle olan ilişkisini "demokratikleşme" olarak tanımladı. Bakırhan ise Öcalan’ın çözüm paradigmasının Türkiye’nin ikinci yüzyılı için köklü bir değişim projesi olduğunu belirterek, "Barış kapısının en önemli anahtarlarından biri onun elindedir" dedi. Kürt meselesinde yüz yıllık inkar sona erdi Türkiye’nin Ortadoğu’daki krizlerin ortasında bir barış süreci yürütmesinin kıymetli olduğunu vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı, Kürtlerin artık inkar edilmediğini ancak cumhuriyete tam olarak dahil edilmediklerini söyledi. Bakırhan, "Kürt meselesinin kökeninde bir halkın yüz yıldır hukuktan dışlanması var. 2025 yılı itibarıyla Kürtlerin hukukla cumhuriyete dahil edilmesi süreci devam ediyor" diyerek hedefin demokratik bir cumhuriyet inşası olduğunu kaydetti. Yeni model: Demokratik Ulus Ortadoğu’da ulus devlet krizinin derinleştiğine dikkat çeken Bakırhan, çözüm önerisi olarak "Demokratik Ulus" ve "Demokratik Cumhuriyet" modelini işaret etti. Tek tipleştirme yerine çoğulculuğu esas alan, merkeziyetçi değil yerinden yönetimle güçlenen ve tüm kimliklerin eşit yurttaş olduğu bir sistemin Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu belirtti.

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Türkiye’ye geliyor! Haber

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Türkiye’ye geliyor!

Ankara kulisleri, Temel Strateji Araştırma Merkezi Başkanı Abdurrahim Semavi’nin ortaya attığı ve bölgedeki tüm dengeleri altüst edecek bomba iddialarla çalkalanıyor. Welat TV’ye konuşan Semavi’nin iddialarına göre, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin kilit ismi İlham Ahmed’in önümüzdeki ay Türkiye’ye gizli ve kritik bir ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı. Bu ziyaretin sıradan bir diplomatik temas olmadığı, devletin en üst kademesiyle yürütülen ve "geri dönüşü olmayan" bir barış sürecinin en somut adımı olduğu öne sürülüyor. İmralı kapıları açılıyor: Yeni mutabakat yolda Bölge siyasetinde deprem etkisi yaratan açıklamaya göre, Ankara’ya gelecek olan heyetin ajandasında Abdullah Öcalan ile İmralı’da yüz yüze bir görüşme bulunuyor. Bu tarihi buluşmanın amacının, geçtiğimiz mart ayında taraflar arasında varıldığı iddia edilen gizli mutabakatı tamamlayıcı nitelikteki yeni ve kapsamlı bir anlaşmayı hayata geçirmek olduğu belirtiliyor. Semavi, bu trafiğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temmuz ayında işaret ettiği "Türkler ve Kürtler arasında tarihi uzlaşı" vizyonunun sahaya yansıması olduğunu savundu. Örgüt üyelerine af, Öcalan’a ev hapsi iddiası Sürecin en tartışmalı ve ses getirecek boyutu ise masadaki yasa taslağı. İddiaya göre hükümet, Abdullah Öcalan’ın cezaevinden çıkarılarak devlet gözetiminde ev hapsine alınmasını ve PKK mensuplarının silah bırakıp evlerine dönmesini sağlayacak radikal bir yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. Hazırlanan bu "eve dönüş" yasasının, Türkiye’deki Kürt yurttaşların kültürel ve ulusal haklarını anayasal güvence altına alacağı ve silahlı çatışma dönemini kalıcı olarak bitireceği ifade ediliyor. "Ok yaydan çıktı, barış süreci resmen başladı" Semavi, askeri operasyon ihtimallerinin artık masadan kalktığını ve barış sürecinin fiilen başladığını belirterek, "Bu süreçten artık geri dönüş yok" iddiasında bulundu. Ankara’nın PKK’ye yönelik siyasi dilini değiştirdiğini ve atılacak bu dev adımların toplumsal tabanda kabul görmesi için Türkiye halkını ikna turlarına başladığını belirten Semavi, sürecin sabırla ama kararlılıkla yürütüldüğünü dile getirdi. Gözler şimdi, Ankara’nın bu iddialara vereceği yanıta ve önümüzdeki ay gerçekleşeceği söylenen o kritik ziyarete çevrildi.

Demirtaş: Kimse benim adıma konuşamaz! Haber

Demirtaş: Kimse benim adıma konuşamaz!

“Benim adıma konuşan hiç kimseyi kabul etmiyorum” Edirne F Tipi Cezaevi’nde 9 yıldır tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kamuoyuna el yazısıyla hitap ettiği bir mektupla gündeme yeniden damga vurdu. Demirtaş, son günlerde kendisine atfedilen açıklamalara tepki göstererek, “İyi niyetli dahi olsa hiç kimsenin benim adıma konuşma yetkisi yoktur” ifadelerini kullandı. Mektup, Demirtaş’ın resmi X hesabı üzerinden yayımlandı ve kısa sürede binlerce kişiye ulaştı. Arınç’ın sözlerine dolaylı yanıt: “Benim doğrudan söylemediğim hiçbir şey beni bağlamaz” Demirtaş’ın bu çıkışı, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın cezaevi ziyareti sonrası yaptığı açıklamaların hemen ardından geldi. Arınç, “Demirtaş Erdoğan’la görüşmek istiyor, siyasete dönmeyeceğine söz verirse tahliye süreci hızlanır” şeklindeki sözleriyle büyük tartışma yaratmıştı. Demirtaş’ın mektubu, bu iddialara net bir yanıt niteliği taşıyor. Mektupta şu ifadeler öne çıkıyor: “Benim doğrudan paylaşmadığım hiçbir açıklama, yorum, düşünce beni bağlamaz. Gerektiğinde düşüncelerimi bizzat kamuoyu ile paylaşıyorum.” “Bundan böyle siyasetçi ve bazı avukatlarla görüşmeyeceğim” Demirtaş, kendisine mal edilen sözler ve çarpıtılmış açıklamalar nedeniyle görüşme trafiğini sınırlandıracağını belirterek dikkat çeken bir karar aldığını duyurdu: “Arkadaşlarım hariç hiçbir siyasetçi ve avukatla görüşmeyeceğim. Bu çarpıtma ve suistimalleri önlemenin başka yolu kalmadı.” Bu cümle, hem iktidar hem de muhalefet kulislerinde yankı uyandırdı. Siyasi kulislerde deprem etkisi Mektup, barış süreci, tahliye tartışmaları ve kulislerde dolaşan “uzlaşma” iddialarının tam ortasına düştü. Gazeteci Nevşin Mengü X hesabında şu yorumu yaptı: “Demirtaş, Bülent Arınç’ın iddialarını boşa düşürdü. Siyasete dönmeyeceğine ‘söz vermesi’ için baskı yapıldığı iddiaları var, Demirtaş bunu açık şekilde reddediyor.” DEM Parti kaynakları ise mektubun “Demirtaş’ın bağımsız, manipüle edilmeyen sesini koruma iradesi” olduğunu açıkladı. Arka Plan: Tartışmayı başlatan ziyaret 18 Kasım’da Bülent Arınç’ın Edirne Cezaevi ziyaretiyle birlikte, kulislerde “arka kapı diplomasisi”, “Demirtaş’tan uzlaşma sinyali” yorumları gündeme gelmişti. Demirtaş’ın mektubu, bu söylemlere sert bir fren niteliği taşıyor. Mektubun yayımlanan bölümü “İyi niyetli dahi olsa hiç kimsenin benim adıma konuşma yetkisi yoktur. Doğrudan paylaşmadığım hiçbir açıklama beni bağlamaz. Bundan böyle arkadaşlarım hariç hiçbir siyasetçi ve avukatla görüşmeyeceğim.” — Selahattin Demirtaş, 20 Kasım 2025 Tahliye tartışmalarında yeni kırılma noktası Demirtaş’ın mektubu, siyasi atmosferde yeni bir döneme işaret ediyor. Hem iktidar hem muhalefet cephesinin “Demirtaş tahliye edilir mi?” tartışmalarının sürdüğü bir dönemde gelen bu açıklama, “uzlaşma” iddialarını ortadan kaldıran net bir kırmızı çizgi olarak görülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.