SON DAKİKA

#Basın Özgürlüğü

HABER DEĞER - Basın Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez"

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, aralarında gazeteciler, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin bulunduğu çok sayıda ismin gözaltına alınmasına tepki göstererek, hükümeti sert bir dille eleştirdi. "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin!" Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyerek bir açıklama yayımlayan Kılıçdaroğlu, operasyonların hukuki dayanaklarını sorguladı. Zirve sürecinde yapılan gözaltıları "keyfî" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen demokratik protesto hakkının engellenmesi kabul edilemez." "Ülkenin itibarına protestolar değil, engellemeler zarar verir" Açıklamasında uluslararası zirvelerin doğasına vurgu yapan Kılıçdaroğlu, protestoların demokratik bir yaşamın olağan bir unsuru olduğunu hatırlattı. Ülke itibarının zedelenmesinin ancak demokratik hakların kısıtlanmasıyla mümkün olabileceğini belirten CHP lideri, "Dünya liderlerinin katıldığı uluslararası zirvelerde protestolar, demokratik hayatın olağan bir parçasıdır. Bir ülkenin itibarına zarar veren, protestoların varlığı değil; demokratik protesto hakkının engellenmesidir" değerlendirmesinde bulundu. "Gerçeğin sustuğu yerde demokrasi yaşayamaz" Basın özgürlüğünün hukuk devletinin temeli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, muhalif veya tarafsız basının susturulmasının toplumsal bir tehlike olduğuna dikkat çekti: "Basın özgürlüğü bir ayrıcalık değil, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır. Tarafsız basının sustuğu yerde millet gerçeği duyamaz; gerçeğin sustuğu yerde ise demokrasi yaşayamaz." @RTErdogan Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) July 5, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Basına gözdağı mı? Dervişoğlu’nun “İncindin mi?” çıkışı gündemde Haber

Basına gözdağı mı? Dervişoğlu’nun “İncindin mi?” çıkışı gündemde

Mevzular Açık Mikrofon programında İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile gazeteci Ercan Küçük arasında yaşanan diyalog, yalnızca bir polemik değil; liderlik üslubu ve demokratik tahammül sınırları açısından da dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Partinin “emperyalizme karşı” söylemini hatırlatan ve Amerika’da burs almış bir yöneticiye ilişkin yöneltilen soru, doğrudan yanıtlanmak yerine gazetecinin kimliği ve niyeti üzerinden tartışmaya açıldı. Soruya yanıt yerine gazeteciyi hedef almak Programda tansiyonun yükseldiği an, Dervişoğlu’nun “Sen gazetecilik falan yapmıyorsun” sözleriyle başladı. Ardından gelen “İncindin mi Ercancım?” ifadesi ise kamuoyunda en çok konuşulan bölüm oldu. Eleştiriler, bu sözlerin içerikten çok kişiyi hedef aldığı ve küçümseyici bir ton taşıdığı yönünde yoğunlaştı. Soruya açıklık getirmek yerine soruyu soranın konumunun sorgulanması, siyasetçinin zorlayıcı sorular karşısındaki refleksini tartışmaya açtı. BU NASIL GENEL BAŞKAN?#müsavatdervişoğlu #babalatv #ercanküçük pic.twitter.com/8nZjPA78jD — Haber Değer (@haber_deger) February 18, 2026 Kriz anındaki refleksler ve siyaset tarzı Tartışmanın büyümesiyle birlikte Dervişoğlu’nun geçmişte MHP kongresi sırasında yaşanan fiziksel gerilim anlarına ilişkin görüntüler de yeniden gündeme geldi. O dönem bir partiliyle yaşanan arbede ve yumruk atıldığı iddiaları kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Bu görüntülerin yeniden dolaşıma girmesi, liderin kriz anlarında verdiği tepkilerin sürekliliği üzerine yeni değerlendirmelere yol açtı. Eleştiriler, siyasal gerilim karşısında üslubun sertleşmesinin bir iletişim tercihi mi yoksa bir refleks mi olduğu sorusunu gündeme taşıdı. Basın özgürlüğü tartışması büyüyor Olayın ardından sosyal medyada çok sayıda yorum yapıldı. Bir kesim, siyasetçilerin zor sorular karşısında içerik üzerinden yanıt vermesi gerektiğini savunurken; kullanılan ifadelerin gazeteciyi konum olarak aşağı çeken bir ton içerdiğini ileri sürdü. Destek veren kesimler ise sorunun itham barındırdığını ve verilen yanıtın siyasi bir karşılık olduğunu dile getirdi. Ancak tartışmanın merkezinde değişmeyen soru şu oldu: Zorlayıcı bir soruya verilen tepki, demokratik tahammül sınırları açısından ne söylüyor? Liderlik üslubu ve demokratik olgunluk Uzmanlara göre siyasetçinin basınla kurduğu ilişki, yalnızca bir polemik anı değil; aynı zamanda yönetme tarzına dair ipuçları barındırır. Zor sorular karşısında verilen yanıtın tonu, kamuoyunun lider profiline dair algısını şekillendirir. Babala TV’de yaşanan bu diyalog, basın özgürlüğü ve siyasi iletişim arasındaki hassas dengeyi bir kez daha tartışmaya açtı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Basın toplantısı sonrası kadın gazetecilere saldırı: Kadına yönelik şiddet ve basın özgürlüğüne açık bir darbedir! Haber

Basın toplantısı sonrası kadın gazetecilere saldırı: Kadına yönelik şiddet ve basın özgürlüğüne açık bir darbedir!

Kadın gazeteciler hedef alındı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın öğle saatlerinde düzenlediği basın açıklamasının ardından Sonsöz Gazetesi Muhabiri Melisa Sapaz ve yeniankara.com.tr Muhabiri Zeynep Sude Yeşil, otopark alanında kimliği belirsiz bir şahsın saldırısına maruz kaldı. Tanıklara göre şahıs, aracın camına yumruk attı, ardından gazetecilerin üzerine yürüyerek fiziksel müdahale girişiminde bulundu. “Yalnız bırakıldık, güvenlik geç geldi” Sapaz, olayı şöyle anlattı: “Aracımıza yöneldiğimizde şahıs önümüzü kesti, aracımıza yumruk attı ve bana doğru elini kaldırarak yürüdü. Arkadaşım araya girdi. Dakikalarca ‘güvenlik’ diye bağırmamıza rağmen müdahale edilmedi.” Yeşil ise yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: “Çevrede onlarca kişi vardı, kimse yardım etmedi. Hatta bir kadın ‘ses yapmayın’ diyerek bize bağırdı. Biz görüntü almaya başlayınca saldırgan geri çekildi ve hiçbir araca binmeden kayboldu.” Kadınların güvenliği yok sayıldı Bu olay, Türkiye’de kadınların kamusal alanda bile ne kadar savunmasız bırakıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Basın toplantısı çıkışında dahi kadın gazetecilerin saldırıya uğraması, yalnızca güvenlik zafiyetine değil, aynı zamanda kadına yönelik şiddetin toplumsal bir normalleşme tehdidi haline geldiğine işaret ediyor. Kadına şiddet ve basına saldırı aynı anda Olay, hem kadın haklarına hem de basın özgürlüğüne yönelik bir ihlal niteliği taşıyor. Basın mensuplarına yönelen şiddet, ifade özgürlüğünü baskı altına alırken, kadın muhabirlerin hedef alınması Türkiye’de hâlâ çözülemeyen “kadına yönelik şiddet” sorununun boyutlarını ortaya koyuyor. Radikal bir soru ortada: Kadınlar ne zaman güvende olacak? Bu saldırı, “kadınların kamusal alanda güvende olması” meselesini bir kez daha gündeme taşıdı. Kadınların mesleğini yaparken şiddete uğraması kabul edilemez. Güvenlik güçlerinin geç müdahalesi ise olayın bir başka vahim boyutunu oluşturdu. Yetkililerin ve ilgili kurumların, hem kadın haklarını hem de basın özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren bu olaya sessiz kalmaması bekleniyor. Çünkü mesele sadece iki gazetecinin yaşadığı saldırı değil; Türkiye’deki tüm kadınların ve tüm basın emekçilerinin güvenliği meselesidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.