SON DAKİKA

#Basın Özgürlüğü

HABER DEĞER - Basın Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamasıyla gözaltına alınmıştı: Gazeteci Bahadır Özgür serbest bırakıldı Haber

Soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamasıyla gözaltına alınmıştı: Gazeteci Bahadır Özgür serbest bırakıldı

Halk TV'ye kayyum atanmasının ardından dün saat 17.00 sularında gözaltına alınan gazeteci Bahadır Özgür'ün Emniyet'teki işlemleri tamamlandı. Gözaltı kararını halktv.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Bengü Şap Babaeker’in kamuoyuna duyurmasının ardından Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen ve geceyi nezarette geçiren Özgür, saat 11.40 sıralarında İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edilen Bahadır Özgür; haftada iki gün imza verme zorunluluğu ve yurt dışına çıkış yasağı tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı. "Haber gizli belge içermiyor, bakanın açıklamasına dayanıyor" Son dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon vurgununa ilişkin araştırmalarıyla tanınan 30 yıllık araştırmacı gazeteci Bahadır Özgür, emniyette alınan ifadesinde suçlamalara karşı çıktı. Haberinde gizlilik kararı bulunan hiçbir evrak veya kişisel veriye yer vermediğini belirten Özgür, ifadesinde şu ifadelere yer verdi: "30 yıldan beri gazetecilik yapıyorum. Çalıştığım kurumda ismim ve soyadım açıktır. Halk TV programcısıyım. Yüz binlerce mağdurun olduğu bir olay olmasından dolayı kamuoyunu ilgilendiren bilgiler içeren haberler yapmaktayım. Haberde iddia edildiği gibi savcılığın gizlilik kararı koyduğu herhangi bir evrak ya da belge yer almamaktadır. Haberin kapsamı Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıkladığı 141 kişilik en çok kazananlar listesine dahildir. Bakan Gürlek böyle bir listenin olduğunu bizzat televizyonda kendisi açıklamıştır. Ben de listenin içeriğine yönelik değil, Bakanın açıklaması doğrultusunda haberi yaptım." Haberde adı geçen tek kişinin zaten resmi makamlarca kamuoyuna duyurulmuş olan AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya olduğunu ifade eden Özgür, savcılığın 29 kişinin tedbir listesine yanlışlıkla eklendiğine ilişkin kurum içi yazışmasını da kamuoyunun doğru bilgi edinmesi amacıyla aktardığını belirterek üzerine atılı suçlamayı reddetti. "Gözaltı işlemi kişi özgürlüğünün ihlalidir" Bahadır Özgür'ün avukatı Mürsel Ünder de Emniyet beyanında, yürütülen soruşturmanın Cumhuriyet tarihinin en önemli yolsuzluk dosyalarından biri olduğuna dikkat çekti. Müvekkilinin adresinin belli olduğunu ve davet edilmesi halinde ifadeye katılabileceğini vurgulayan Ünder, gözaltı uygulamasını eleştirerek şu değerlendirmeyi yaptı: "Söz konusu sosyal medya paylaşımı detaylı olarak incelendiğinde gizlilik kararı verilen soruşturmaya dair hiçbir belge içermemektedir. Dayanaklarını birçok basın kuruluşunda yayınlanan bilgilerden ve soruşturma savcılığı tarafından yapılan açıklamaların içeriğinden almaktadır. Soruşturmanın gizliliği ilkesi ile basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı da gözetilmelidir. Müvekkilimin adresi bellidir, davet edilseydi hazır bulunurdu. Aksi durum kişi özgürlüğünün ihlali anlamına gelmektedir." X hesabına erişim engeli kararı Adli kontrol tedbirlerinin yanı sıra gazetecinin dijital mecralarına yönelik de adım atıldı. İfade Özgürlüğü Derneği tarafından paylaşılan bilgilere göre, Bahadır Özgür'ün 163 bin takipçili kişisel X sosyal medya hesabı (@bahadir_ozgr) hakkında erişim engeli kararı alındı. Söz konusu kararın ardından hesabın henüz Türkiye'den erişime kapatılmadığı kaydedildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Halk TV'ye kayyım kararına TBMM'de siyah bantlı protesto Haber

Halk TV'ye kayyım kararına TBMM'de siyah bantlı protesto

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde Halk TV'ye kayyım atanması ve kanal yöneticilerinin de aralarında yer aldığı 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilerek 11 kişinin gözaltına alınması Meclis gündemine taşındı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısına katılan YENİ Parti grubu milletvekilleri, ağızlarını ve gözlerini siyah bantlarla kapatarak eylem yaptı. Basın özgürlüğü ve sansür iddialarına tepki gösteren milletvekilleri, komisyon salonunda kararı protesto etti. "İmamoğlu'nun savunmasının olacağı gün kanalı kapattılar" Protesto sırasında söz alan YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, operasyonun adli ve siyasi gelişmelerin yaşandığı güne denk getirildiğini ileri sürerek şu ifadeleri kullandı: "Bugün fon skandalı konuşulacak, kim duyuracak? Haber kanalları duyuracak. Bugün Ekrem İmamoğlu'nun savunması konuşulacak. Aylardır savunma yaptırmadılar. Savunmanın olacağı gün, o savunmayı verecek kanallardan birini kapattılar. Türkiye'de herkes borsanın büyümesinden bahsediyor ama hukukun olmadığı yerde sermaye büyüyebilir mi? Daha dün burada sunum yapacak arkadaşımızın eşiyle ilgili soruşturma başlattılar." Eylemin ardından tepkisini sürdüren Karabat, "İstiyorlar ki her şeyi yapalım kimse duymasın; istiyorlar ki herkes bizim dediğimizi duysun. Milletin vicdanı sizin zulmünüzden büyük. Halk TV'ye yapılan operasyonu bir kez daha kınıyorum" diyerek açıklamasını tamamladı. "Böyle bir gün bir daha Cumhuriyet tarihinde olmaz" YENİ Parti Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, komisyonda yaptığı konuşmada, kayyum kararını eleştirerek, şunları söyledi: "Türkiye’de böyle bir gün herhalde bir daha Cumhuriyet tarihinde olmaz. Tam da Ekrem İmamoğlu’nun yargılama gününün olduğu günde, tam da fon yolsuzluğunu konuşacağımız bu günde, sabahın erken saatinde Türkiye halkının evine kayyum atandı şu anda, evine. Bu olmaz, böyle bir şey olamaz. Bu kabul edilmez. Bu artık Türkiye’nin geldiği noktanın en son hâlidir. Böyle bir şey olamaz. Fon yolsuzluğunu anlatacağız. Fondaki meselelerin ifşa edilmesini isteyeceğiz. Gazetecileri, haber yapanları tutuklayacaklar ve Türkiye’nin bağımsız televizyonlarına darbe yapacaklar. Bu kabul edilemez, böyle bir şey olmaz. Bugün bu görüşmenin hiçbir anlamı kalmadı artık." "Kayyum kararının kaldırılmasını bekliyoruz" YENİ Parti Komisyon Sözcüsü ve Antalya Milletvekili Cavit Arı ise: "Hazırlanmış kanun teklifini konuşacaktık. O nedenle buradaydık. Ancak Türkiye’nin neredeyse yüzde 50’sinin izlediği ve Anadolu’ya gittiğinizde birçok vatandaşın ‘Her gün sabahtan akşama izledim’ dediği televizyon kanalına kayyum atandı. Bu ne demektir? Bu, iktidarın duymasını istemediği, görmesini istemediği birçok konunun vatandaştan saklanması ve vatandaşın duymasının engellenmesi adına yapılmış bir operasyondur, bir hukuksuzluktur. Vatandaşımız bu uygulamayı kesinlikle reddetmektedir. Çünkü doğruları dinlediği, izlediği ve iktidarın bugüne kadar yaptıklarını görebildiği en önemli kanallardan birisine kayyum atanmıştır. Gerçekten vicdanlar şu an sızlamaktadır. Tekrar söylüyorum; neredeyse bu ülkede yüzde 50’ye yakın vatandaşımızın, belki daha çoğunun her gün sabahtan akşama izlediği bir kanala bu operasyon yapılmıştır. Söylendiği gibi bugün fon krizi konuşulacak. Fon krizini yaratanlar, fon krizinin konuşulmasını engellemek için önce bu konu üzerine giden milletvekili arkadaşlarımızın eşlerine birtakım işlemler yapmaya çalışıp seslerini kesmeye çalıştı. Yetmedi, bunu haber yapan gazetecileri tutukladılar veya ev hapsine aldılar. Şimdi de televizyon kanalına kayyum atadılar. Gerçekten hukuk adına, adalet adına ve demokrasi adına büyük bir yanlıştır. Bu yanlışı reddediyoruz ve Halk TV’nin bir an evvel normal yayına geçmesini ve kayyum kararının kaldırılmasını bekliyoruz." dedi. "Faşizmi getirdiniz ülkeye" YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, görüntü alan kameramanların bir görevli tarafından salon dışına çıkmalarının istenmesinin ardından Komisyon Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş’a, "Gazetecileri, televizyoncuları, beyleri niye dışarı çıkarıyorsunuz? Siz burada yetkilisiniz. Böyle bir şey olabilir mi? Tanıtımla ilgili basın mensuplarını kayıt alıyor, görevi olmayan bir kişi burayı yönetiyor, dışarı çıkarıyor. Daha konuşma yapılmadı. Böyle bir şey olabilir mi? Ya siz görevinizi yapın ya bu arkadaşı dışarı çıkarın. Ülkeyi yeteri kadar karıştırdınız, gazeteci mi bıraktınız, televizyon mu bıraktınız, muhalif ses mi bıraktınız? Faşizmi getirdiniz ülkeye" diyerek tepki gösterdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Halk TV’ye kayyım atanmasına Özel’den tepki gecikmedi: "Millet kazanacak" Haber

Halk TV’ye kayyım atanmasına Özel’den tepki gecikmedi: "Millet kazanacak"

Halk TV’nin İstanbul’da bulunan genel merkez binasında sabah saatlerinde hareketli dakikalar yaşandı. Emniyet güçlerinin binaya girmesinin ardından kanalın yayın faaliyeti durdurulurken, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu kuruma kayyım atandığını kamuoyuna açıkladı. Özgür Özel'den dayanışma mesajı ve sert eleştiriler Polis baskını ve kayyım atamasının ardından YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulunarak Halk TV çalışanları ve yönetimiyle dayanışma içinde olduklarını belirtti. Yaşananları basın özgürlüğü ve milli irade açısından değerlendiren Özel, şu ifadeleri kullandı: "Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir. Maalesef ülkemizi bu hale getirdiler. Millet, fon soygununun hesabının sorulmasını isterken… Ekonomik kriz, geçim derdi, adaletsizlikler ülkemizin her yerinde sürerken… Tam da Türkiye’nin en büyük siyasi davasında savunmanın başlayacağı gün, bunu yaptılar. Belediyelere kayyım atayıp milletin iradesine çökenler, şimdi milyonların izlediği Halk TV’ye kayyım atadılar." "Halkımızı bu mücadeleye sahip çıkmaya davet ediyoruz" İktidarın yargı ve kolluk gücü üzerinden basın ve siyaset alanını şekillendirmeye çalıştığını öne süren Özel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Çünkü ACİZ ve KORKAKLAR! Halk TV’nin, basın özgürlüğünün, orada çalışan yüzlerce emekçinin ve ailelerinin yanındayız. Yargıyla siyaseti, kollukla haberciliği, kayyımla millet iradesini terbiye edeceğini sananlar tarihin en büyük yanılgısı içindeler. Türkiye bu kötülüğü yenecek. Halkımızı bu mücadeleye sonuna kadar sahip çıkmaya davet ediyoruz. Millet kazanacak, darbeciler, vesayetçiler YENİLECEK!" haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AK Parti'den gazeteciler ve muhalefete tazminat hamlesi: Toplam 1 milyon 600 bin liralık dava Haber

AK Parti'den gazeteciler ve muhalefete tazminat hamlesi: Toplam 1 milyon 600 bin liralık dava

AK Parti yönetimi, son dönemde basın ve siyasette partinin kurumsal itibarına yönelik yayın ve açıklamalar yapıldığı gerekçesiyle yargı yoluna başvurdu. AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, asılsız iddia ve ithamlara karşı hukuki süreçlerin başlatıldığını bildirdi. Kim hangi yayın nedeniyle dava edildi? Genel Sekreter Eyyüp Kadir İnan'ın paylaştığı bilgilere göre, partinin kurumsal itibarını zedelediği öne sürülen yayınlar ve açıklamalar tek tek dava konusu edildi. Bu kapsamda gazeteci Şaban Sevinç hakkında 28-30 Eylül ile 1 ve 8 Ekim tarihlerindeki yayınları nedeniyle 500 bin TL'lik manevi tazminat davası açıldığı bildirildi. Diğer yandan gazeteci Timur Soykan ve BirGün TV hakkında 26 Eylül ile 3 ve 10 Ekim tarihlerindeki yayınları gerekçesiyle 600 bin TL'lik dava sürecinin başlatıldığı aktarıldı. YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre hakkında ise 12 Ekim tarihindeki siyasi açıklamaları gerekçe gösterilerek 500 bin TL'lik manevi tazminat talebinde bulunulduğu ifade edildi. Böylece AK Parti Genel Sekreterliği tarafından açılan davaların toplam tutarı 1 milyon 600 bin TL'ye ulaştı. Eleştiri hakkı ile kurumsal itibara saldırı ayrılmalı" AK Parti'nin, ifade özgürlüğüne, basın hürriyetine ve eleştiri hakkına saygı duyan bir siyasi hareket olduğunu ifade eden İnan, "Bununla birlikte, eleştiri hakkının kullanılması ile gerçek dışı iddialar üzerinden bir siyasi partinin kurumsal itibarının hedef alınması arasındaki hukuki ve demokratik ayrımın gözetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Hiçbir kişi, kurum veya siyasi oluşumun, basın özgürlüğü ya da siyasi eleştiri hakkını gerekçe göstererek partimizin kurumsal kimliğini ve saygınlığını haksız ithamlarla zedeleme hakkı bulunmamaktadır." dedi. "Demokratik haklarımız kullanacağız" İnan, "AK Parti, 25 yıllık siyasi geçmişi, milletimizle kurduğu güçlü gönül bağı ve demokratik meşruiyetiyle Türkiye’nin köklü siyasi kurumlarından biridir. Partimizin kurumsal haklarını ve itibarını korumak, yalnızca hukuki bir hak değil, aynı zamanda milletimize ve teşkilatlarımıza karşı taşıdığımız kurumsal sorumluluğun da gereğidir. Bu anlayışla, başlatılan hukuki süreçlerin sonuna kadar takipçisi olacak; partimize yönelik hukuka aykırı her türlü isnat ve itham karşısında meşru ve demokratik haklarımızı kullanmayı sürdüreceğiz. AK Parti, dün olduğu gibi bugün de siyasi mücadelesini hukuk, demokrasi ve millet iradesi temelinde yürütmeye; kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmeye kararlılıkla devam edecektir" açıklamasını yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Göktaş'tan YENİ Partili üç isim hakkında suç duyurusu: "İftira atarken gösterdikleri cüreti sorumlulukta göstermediler" Haber

Bakan Göktaş'tan YENİ Partili üç isim hakkında suç duyurusu: "İftira atarken gösterdikleri cüreti sorumlulukta göstermediler"

Sermaye piyasalarındaki gelişmeler üzerine yürütülen fon soruşturması çerçevesinde gündeme gelen iddialar sonrasında siyaset sahnesinde sular durulmuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, isminin ve ailesinin yalan yanlış bilgilerle hedef alındığını belirterek yargı yoluna başvurduğunu duyurdu. "İddialarını ispatlayamadılar, istifa etmediler" Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada sert ifadeler kullanan Bakan Göktaş, iddiaların sahiplerine yönelik çağrısını yineledi. Dünden bu yana iddiaların ispatlanmasını beklediğini ancak somut bir delil sunulamadığını vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti: "Fon meselesi üzerinden şahsımı ve ailemi hedef alan yalan ve iftiraları ortaya atan Ümit Özlale, Cemal Enginyurt ve Ali Mahir Başarır hakkında suç duyurusunda bulundum. Dünden bu yana iddialarını ispatlamalarını bekliyorum. İspatlayamadılar. İddialarını ispatlayamıyorlarsa istifa etmeleri gerektiğini açıkça söyledim. İstifa etmediler. İftira atarken gösterdikleri cüreti, sorumluluk almak söz konusu olduğunda gösteremediler." Basın kuruluşlarına hukuki yasal uyarı Açıklamasında iddiaları yayan ve kamuoyunda yanlış algı oluşturan medya organlarına da tepki gösteren Göktaş, tekzip ve çürütücü açıklamaların göz ardı edildiğini belirtti. Basın özgürlüğünün karalama kampanyaları için bir kalkan olamayacağının altını çizen Bakan, "Diğer yandan, iftiraları sosyal medya platformlarında yayarak, manşetlerine taşıyıp bu iddiaları somut delillerle çürüten açıklamaları görünmeyecek köşelere saklayarak kamuoyunda şahsımın suçlu olduğu algısını oluşturan basın kuruluşlarına karşı da gerekli bütün hukuki yollara başvuracağım. Basın özgürlüğü, iftira yoluyla itibar suikastı yapmanın ve kamuoyunu yanıltmanın kalkanı olamaz. Bu yayınlardan doğan hukuki, idari ve cezai sorumlulukların sonuna kadar takipçisi olacağım. Hiç kimse çamur siyaseti uğruna şahsımı ve ailemi hedef alıp sorumluluktan kaçabileceğini sanmasın. Bu iftiraların peşini bırakmayacağım. İFTİRAYI ATANLAR DA YAYANLAR DA HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEK!" ifadelerini kullandı. KAMUOYUNA DUYURU Fon meselesi üzerinden şahsımı ve ailemi hedef alan yalan ve iftiraları ortaya atan Ümit Özlale, Cemal Enginyurt ve Ali Mahir Başarır hakkında suç duyurusunda bulundum. Dünden bu yana iddialarını ispatlamalarını bekliyorum. İspatlayamadılar. İddialarını ispatlayamıyorlarsa istifa etmeleri gerektiğini açıkça söyledim. İstifa etmediler. İftira atarken gösterdikleri cüreti, sorumluluk almak söz konusu olduğunda gösteremediler. Diğer yandan, iftiraları sosyal medya platformlarında yayarak, manşetlerine taşıyıp bu iddiaları somut delillerle çürüten açıklamaları görünmeyecek köşelere saklayarak kamuoyunda şahsımın suçlu olduğu algısını oluşturan basın kuruluşlarına karşı da gerekli bütün hukuki yollara başvuracağım. Basın özgürlüğü, iftira yoluyla itibar suikastı yapmanın ve kamuoyunu yanıltmanın kalkanı olamaz. Bu yayınlardan doğan hukuki, idari ve cezai sorumlulukların sonuna kadar takipçisi olacağım. Hiç kimse çamur siyaseti uğruna şahsımı ve ailemi hedef alıp sorumluluktan kaçabileceğini sanmasın. Bu iftiraların peşini bırakmayacağım. İFTİRAYI ATANLAR DA YAYANLAR DA HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEK! Kamuoyuna saygıyla duyurulur. — Mahinur Özdemir Göktaş (@MahinurOzdemir) October 9, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump'tan medya ambargosu: 3 yayın organını yasakladı Haber

Trump'tan medya ambargosu: 3 yayın organını yasakladı

Trump'tan sosyal medyada radikal karar ABD Başkanı Donald Trump, ana akım medya kuruluşlarıyla uzun süredir devam eden gerilimi zirveye taşıyacak çok sert ve radikal bir karara imza attı. Sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyuna duyuruda bulunan Trump; CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a erişiminin ve akreditasyonlarının engellendiğini açıkladı. Söz konusu yayın organlarını sürekli olarak kurgu ve yalan haber üretmekle suçlayan Trump, özellikle Politico hakkında dikkat çeken iddialarda bulundu. Trump, Politico'nun ayakta kalabilmek amacıyla önceki Joe Biden yönetimi döneminde ABD hükümetinden yasa dışı yollarla 8 milyon dolarlık abonelik desteği aldığını öne sürdü. "Yalan haber yapan diğer kurumlar da yasaklanacak" Alınan kararın derhal yürürlüğe girdiğini vurgulayan ABD Başkanı Donald Trump, basın etiği ve habercilik anlayışına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Medya organlarının haber yaparken belirli sınırara uyması gerektiğinin altını çizen Trump, şu ifadeleri kullandı: "Medya organları; ABD Başkanı'nı, Trump yönetimini veya Amerika Birleşik Devletleri'ni haberleştirirken sürekli kurgu ve yalan haber yazamamalı. Yalan haber yapan diğer medya organları da yakında yasaklanacaktır." Basın özgürlüğü ile taraflı yayın tartışmalarını yeniden alevlendiren bu hamlenin ardından, Beyaz Saray ile ana akım medya arasındaki gerilimin nasıl bir boyuta evrileceği uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri Haber

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri

Millî Güvenlik Konseyi'nin yönetime el koymasıyla birlikte, ülkedeki tüm özgür düşünce mecraları denetim altına alındı. Darbenin ilk hedef aldığı kesimlerden biri olan sanatçılar, yazarlar, sinemacılar ve müzisyenler; hapis cezaları, sürgünler, kitap yakma eylemleri ve kapsamlı sansür mekanizmalarıyla karşı karşıya kaldı. Basın ve Yayın Dünyasına Yönelik Baskılar Darbe döneminde basın özgürlüğü büyük ölçüde kısıtlandı. Cumhuriyet başta olmak üzere dönemin önde gelen gazeteleri yüzlerce dava ile karşılaştı ve yayınları geçici sürelerle durduruldu. Binlerce gazeteci hakkında hapis cezaları istendi. Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemelerin yanı sıra, imha edilmek üzere depolanan gazete, dergi ve kitapların ağırlığı resmi rakamlara göre 39 tonu buldu. Birçok eser daha okunmadan sobalarda ve açık arazilerde yakıldı. Bu sürecin en acı örneklerinden biri, Onur Yayınları sahibi İlhan Erdost’un 8 Kasım 1980’de gözaltına alındıktan sonra Mamak Cezaevi’ne nakledilirken hayatını kaybetmesi oldu. Yazar Muzaffer Erdost, kardeşinin ölümünün ardından onun adını kendi adıyla birleştirerek "Muzaffer İlhan Erdost" olarak yazmaya devam etti. Sinemada Sansür ve Yasaklar Darbe yönetimi sinema sektörünü de sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tuttu. Dönemde toplam 937 film yasaklandı. Erden Kıral’ın yönettiği, Adana Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından yasaklanan Bereketli Topraklar Üzerinde filminin nüshalarının imha edildiği iddia edildi. Doğu bölgesindeki yoksulluğu konu alan Hakkâri’de Bir Mevsim filmi de uzun süre yasaklı kalan yapımlar arasında yer aldı; film uluslararası festivallerde ödüller alsa da gösterimi engellerle karşılaştı. Müzik Dünyası ve Sürgünler Müzik alanı da 12 Eylül rejiminin baskılarından doğrudan etkilendi. TRT repertuvarından yüzlerce şarkı çıkarıldı; Ruhi Su, Selda Bağcan ve Zülfü Livaneli gibi isimlerin eserleri yasaklı listelerine eklendi. Konser izinleri iptal edilen, pasaportlarına el konulan ve yargılanan sanatçılardan Selda Bağcan uzun yıllar yurt dışına çıkamadı, çeşitli davalardan yargılandı ve konser vermesi yasaklandı. Darbe sırasında bir konser için Almanya'da bulunan Cem Karaca, hakkında açılan davalar ve Interpol kararları nedeniyle uzun yıllar yurda dönemedi ve vatandaşlıktan çıkarıldı. Melike Demirağ, Şanar Yurdatapan gibi isimler de ülkeyi terk etmek zorunda kalan sanatçılar arasında yer aldı. Yeni Türkü'nün Buğdayın Türküsü albümü piyasadan çekildi. Bunun yanı sıra, dönemin idari kararları doğrultusunda sanatçıların kimlik hakları ve ifade biçimleri de baskı gördü. Sanatçı Bülent Ersoy’a sahne yasağı getirildi ve hukuki süreçler sonucunda dönemin mahkemeleri ve idari kurumları tarafından cinsiyet kimliğine yönelik kısıtlamalar uygulandı. Kürtçe dilinin kamusal alanda ve eğitimde kullanımı yasaklandı; bu yasaklar daha sonraki yıllarda kaldırılsa da dönemin kültürel hayatta açtığı tahribat kalıcı oldu. Barış Derneği Davası ve Aydınlar 1977 yılında kurulan Türkiye Barış Derneği, darbenin ardından kapatıldı ve yöneticileri ile kurucuları hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından dava açıldı. Mahkeme süreci yıllarca sürdü; Mahmut Dikerdem, Reha İsvan, Orhan Apaydın, Erdal Atabek, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen gibi çok sayıda aydın, yazar, hukukçu ve bilim insanı tutuklanarak uzun süre cezaevinde yargılandı. Dava, 1991 yılında sanıkların beraatıyla sonuçlandı. 12 Eylül rejimi, edebiyattan sinemaya, müzikten akademiye kadar geniş bir yelpazede yarattığı korku iklimi, otosansür ve yapısal dönüşümlerle Türkiye'nin kültürel hafızasında derin izler bıraktı. Sanatçılar ve aydınlar üzerindeki bu baskı ortamı, sonraki yıllarda da Türk sanat hayatının en çok tartışılan veirdilerini şekillendiren temel kırılma noktalarından biri olmayı sürdürdü. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan NATO Zirvesi öncesi gözaltılara sert tepki: "Demokratik protesto hakkı engellenemez"

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, aralarında gazeteciler, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin bulunduğu çok sayıda ismin gözaltına alınmasına tepki göstererek, hükümeti sert bir dille eleştirdi. "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin!" Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyerek bir açıklama yayımlayan Kılıçdaroğlu, operasyonların hukuki dayanaklarını sorguladı. Zirve sürecinde yapılan gözaltıları "keyfî" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen demokratik protesto hakkının engellenmesi kabul edilemez." "Ülkenin itibarına protestolar değil, engellemeler zarar verir" Açıklamasında uluslararası zirvelerin doğasına vurgu yapan Kılıçdaroğlu, protestoların demokratik bir yaşamın olağan bir unsuru olduğunu hatırlattı. Ülke itibarının zedelenmesinin ancak demokratik hakların kısıtlanmasıyla mümkün olabileceğini belirten CHP lideri, "Dünya liderlerinin katıldığı uluslararası zirvelerde protestolar, demokratik hayatın olağan bir parçasıdır. Bir ülkenin itibarına zarar veren, protestoların varlığı değil; demokratik protesto hakkının engellenmesidir" değerlendirmesinde bulundu. "Gerçeğin sustuğu yerde demokrasi yaşayamaz" Basın özgürlüğünün hukuk devletinin temeli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, muhalif veya tarafsız basının susturulmasının toplumsal bir tehlike olduğuna dikkat çekti: "Basın özgürlüğü bir ayrıcalık değil, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır. Tarafsız basının sustuğu yerde millet gerçeği duyamaz; gerçeğin sustuğu yerde ise demokrasi yaşayamaz." @RTErdogan Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatların ve sivil toplumun üzerinden elinizi çekin! NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek T24 ve Odatv muhabirleri, akademisyenler, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Şiddet içermeyen… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) July 5, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.