SON DAKİKA

#Baskı

HABER DEĞER - Baskı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baskı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar Haber

Şahan Gökbakar’dan dikkat çeken çıkışlar

Kafa TV’de yayınlanan ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşan programın son bölümünde Şahan Gökbakar konuk oldu. Programda kariyer yolculuğundan yaşadığı kırılma anlarına, mizahın toplumsal rolünden sansür ve baskı tartışmalarına kadar pek çok başlık ele alındı. Gökbakar’ın deşifre edilen konuşmaları, sanatçıların Türkiye’de üretim yaparken karşılaştığı sorunlara dair önemli ipuçları verdi. “Mizah, bu ülkede sadece güldürmek değildir” Programda mizahın toplumsal bir sorumluluk taşıdığına vurgu yapan Gökbakar, komedinin yalnızca eğlence aracı olarak görülmesini doğru bulmadığını ifade etti. Gökbakar, mizahın aynı zamanda itiraz etme, rahatsız etme ve düşündürme gücü taşıdığını belirterek, “Bazen bir espri, uzun bir konuşmadan daha etkili olabilir” dedi. “Ürettiğiniz şeyin yanlış anlaşılma ihtimali hep var” Sanat üretirken en çok zorlandığı noktalardan birinin yanlış anlaşılma kaygısı olduğunu dile getiren Gökbakar, özellikle son yıllarda mizahın daha kırılgan bir zeminde ilerlediğini söyledi. Toplumsal hassasiyetlerin arttığını belirten Gökbakar, “Niyetinizle algı arasındaki mesafe açıldıkça, risk de büyüyor” ifadelerini kullandı. “Her projede biraz daha yalnızlaşıyorsunuz” Kariyer sürecinde yaşadığı değişime de değinen Gökbakar, popülerliğin sanıldığı kadar kolay bir alan olmadığını vurguladı. Zamanla çevrenin daraldığını ve kararların daha bireysel hale geldiğini söyleyen sanatçı, “Her yeni işte biraz daha yalnızlaşıyorsunuz ama bu aynı zamanda sizi daha özgür kılıyor” değerlendirmesinde bulundu. “Geri çekilmek bazen bir tercihtir” Uzun süredir ekranlardan uzak olmasına da açıklık getiren Gökbakar, bunun bir kaçış değil bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti. Sürekli üretme baskısının yaratıcılığı köreltebildiğini dile getiren Gökbakar, doğru zamanda durmanın da sanatın bir parçası olduğunu söyledi. Sosyal medyada geniş yankı uyandırdı Şahan Gökbakar’ın Kafa TV’deki açıklamaları, programın yayınlanmasının ardından sosyal medyada geniş yankı buldu. Pek çok kullanıcı, sanatçının sözlerini samimi ve cesur bulurken, mizahın Türkiye’deki sınırlarına dair tartışmalar yeniden gündeme taşındı.

İran’da petrol işçileri ülke tarihinin en büyük grevlerinden birini başlattı Haber

İran’da petrol işçileri ülke tarihinin en büyük grevlerinden birini başlattı

İşçiler kim, nerede, neden ayakta? Grevin fitilini ateşleyen tablo İran’ın Güney Pars bölgesindeki 12 büyük rafineride çalışan en az 5 bin sözleşmeli işçi, salı günü iş bırakarak Asaluye kent merkezine yürüdü. Eylem, ülkenin resmi enflasyonunun yüzde 49,4’e fırladığı, gıda fiyatlarının haneleri yoksulluğa ittiği ve taşeron düzeninin iş güvenliğini ortadan kaldırdığı bir dönemde gerçekleşti. Ülke genelinde çelikten elektriğe, kazı işçilerinden teknik servislere kadar çok sayıda iş kolu greve destek verdi. Özelleştirme işçiyi yoksullaştırdı: Hak gaspları büyüdü Grevlerin arka planında 2016 sonrası hızlanan özelleştirme politikaları bulunuyor. İran’da özelleştirme çoğu zaman şirketleri piyasaya değil, devlet içindeki belirli yapılara devretme biçiminde ilerliyor. Bu durum işçiler için “yeni patron ama aynı baskı” anlamına geliyor. Ücretlerin ödenmemesi, sigortaların kesilmesi, 12–16 saate varan mesailer ve iş güvencesinin tamamen ortadan kalkması, petrol sektöründe öfkeyi zirveye taşıdı. Tahran’daki eylemde konuşan bir petrol işçisi, “Biz yalvarmıyoruz; uyarıyoruz. Bu sülüklerin elini canımızdan, malımızdan, soframızdan çekin” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Taşeron sistemi işçiyi bölmenin aracı haline geldi İran’da hükümetin uzun süredir kullandığı yöntemlerden biri, petrol gibi kritik sektörlerde taşeron düzenini yaygınlaştırmak oldu. Böylece işçilerin örgütlenmesi zorlaştı, işten atmalar kolaylaştı ve ücretler ucuzlatıldı. Petrol sektörü İran işçi hareketinin kalbi olduğu için taşeronluk, sadece ekonomik değil siyasi bir kontrol mekanizması haline geldi. Sözleşmeli işçilerin grevin merkezinde olması, bu düzenin yarattığı yapısal baskının en somut göstergesi oldu. Dış baskılar ve ABD yaptırımları krizi derinleştiriyor İran işçi sınıfının yaşadığı sıkışma yalnızca içerideki politikalarla sınırlı değil. ABD’nin İran'a yönelik yıllardır süren yaptırımları ve Trump yönetiminin yeni stratejik belgesi, ülkenin dış ticaret kapasitesini daraltıyor ve ekonomik krizi ağırlaştırıyor. İran’ın Rusya ve Çin karşısında daha yalnızlaşacağına dair işaretler, hem hükümetin hem işçilerin üzerindeki baskıyı artırıyor. Tüm bu tablo işçi sınıfını “yoksulluk ile baskı arasına sıkışmış bir yaşam”a mahkûm ediyor. Baskıya rağmen büyüyen bir sınıf hareketi İran’da Güney Pars işçilerinin başlattığı grev, baskı, tehdit ve yoğun güvenlik politikalarının gölgesinde gerçekleşmesine rağmen büyüyor. Eylem, hem ekonomik hem siyasal bir kırılma anı niteliği taşıyor. Yıllardır işçileri bölmek için kullanılan taşeronluk, özelleştirme ve güvenlik mekanizmaları, artık kitlesel bir tepki ile karşı karşıya. İran işçi sınıfı, ağır koşullara rağmen örgütlenme ısrarını sürdürüyor ve rejimin geleceğinde belirleyici bir aktör haline geliyor.

Nur Köşker'den Mehmet Akif Ersoy’a taciz suçlaması: Uzun süreli bir taciz ve tehdit döngüsü yaşadım Haber

Nur Köşker'den Mehmet Akif Ersoy’a taciz suçlaması: Uzun süreli bir taciz ve tehdit döngüsü yaşadım

Eski Habertürk spikeri Köşker, suskunluğunu tutuklama kararının ardından bozdu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü uyuşturucu soruşturmasında eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un tutuklanmasının ardından dikkat çeken yeni bir iddia ortaya çıktı. Habertürk’ten ayrılan eski spiker Nur Köşker, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Ersoy tarafından uzun süre taciz edildiğini, mobbing ve işten çıkarma tehdidiyle baskılandığını söyledi. Köşker, “Kendimi güvende hissetmediğim için sustum. Çok karanlık bir adamdı” dedi. “Uzun süreli bir taciz vardı, boyun eğmezsem ekrandan almakla tehdit etti” Köşker paylaşımında, tacizin Ersoy’un genel yayın yönetmenliği döneminden önce başladığını belirterek şunları söyledi: “Uzun süredir devam eden bir taciz süreci vardı. Genel yayın yönetmeni olur olmaz ‘eğer boyun eğmezsen seni ekrandan alırım’ diye tehdit etmeye başladı. ‘Ya bu iş böyle olur ya da masada haber yazarsın’ dedi. O gün o odaya telefonumun ses kaydını açarak girmediğime pişmanım.” Köşker, baskı sonrası istifa etmek zorunda kaldığını ifade etti: “İstifa ettim, kanaldan ayrıldım. Herkese ‘editörlük teklif edildi, istemedim’ diyordum. Çünkü anlatacak güvenli bir ortam yoktu.” “Sabahın 5’inde etek giydiğim için led’in önüne geçmemi istiyordu” Köşker’in açıklamasındaki en çarpıcı bölüm, Ersoy’un attığı mesajlara ilişkin sözler oldu: “Sabah 5’te mesaj atıp ‘Endamını masanın arkasına saklamışlar, yönetmene söyle LED’in önüne geç’ diyordu. Ben bunu yazarken bile utanıyorum, kendisi hiç utanmıyordu. Üstümde etek vardı ve bunu biliyordu.” Köşker, Ersoy’un yıllarca başına bir şey gelmediği için güçlendiğini düşündüğünü söyleyerek, “Böyle birinin karşısında güvende hissetmek mümkün değildi” dedi. Köşker: “Bir yıl işsiz kaldım, ülkeyi terk etmek zorunda kaldım” Taciz ve tehdidin iş yaşamını tamamen altüst ettiğini belirten Köşker, yaşadığı baskılar yüzünden hem kariyerinin hem özel hayatının büyük darbe aldığını ifade etti: “Bir yıl işsiz kaldım. Sonrasında da bu ortamdan, bu baskıdan uzaklaşmak için ülkeyi terk etmek zorunda kaldım.” Ersoy hakkındaki soruşturma genişliyor Mehmet Akif Ersoy, uyuşturucu soruşturması kapsamında “uyuşturucu kullanma”, “kullanılmasına yer ve imkân sağlama” ve “cinsel ilişkiden menfaat sağlama” suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Savcılık sevk yazısında, Ersoy’un kadınları uyuşturucu ortamlarına çekerek çevresine ve kendisine menfaat sağladığı iddia edilmişti. Köşker’in açıklamaları sonrası Ersoy’a yönelik iddiaların kapsamının genişlemesi bekleniyor. Köşker'in sosyal medya paylaşımı:

Adana’daki kolejde skandal: Tuvaletlere kamera yerleştirip görüntüleri satan öğretmen tutuklandı Haber

Adana’daki kolejde skandal: Tuvaletlere kamera yerleştirip görüntüleri satan öğretmen tutuklandı

Adana’daki özel bir kolejde patlak veren skandal, eğitim camiasında şok etkisi yarattı. Bilişim teknolojileri öğretmeninin, okulun kadın öğretmen ve öğrenci tuvaletlerine gizli kamera yerleştirerek elde ettiği görüntüleri uzun süredir internette sattığı tespit edildi. Şüpheli öğretmen tutuklanırken okul yönetiminin olaya dair yıllardır bilgisi olduğu öne sürüldü. Işık yansıması gerçeği ortaya çıkardı: Öğretmen tehdit edildi Soruşturma dosyasına göre olay, kadın öğretmenlerden birinin tuvalette tavandaki ışık yansımasını fark etmesiyle ortaya çıktı. Öğretmen gizli kamerayı bulduktan sonra durumu yönetime bildirdiğini, ardından tehdit edildiğini söyledi. Yaşadığı panik üzerine kendini bir odaya kilitleyip polisi arayan öğretmen, ifadesinde okul yönetiminin konuyu örtbas etmeye çalıştığını belirtti. Evde yapılan aramada çok sayıda görüntü ele geçirildi İhbarın ardından polis hem okulda hem de şüpheli öğretmenin evinde arama yaptı. Aramalarda: Çok sayıda gizli kamera, Dijital depolama cihazı, Öğretmenlere ve öğrencilere ait mahrem görüntüler ele geçirildi. İncelemede, kayıtların bir kısmının yurt dışındaki bir suç ağına gönderildiğine dair bulgulara ulaşıldı. “Yönetim her şeyi biliyordu” iddiası: Baskı ve tehditler Skandalı daha da büyüten iddia ise okul yönetimine ilişkin oldu. Öğretmenler ve çalışanlar, yönetimin: Olaydan yıllardır haberdar olduğunu, Gereken adımları atmadığını, Konuyu gizlemek için çalışanlara baskı uyguladığını, Olayı konuşan öğretmenlerin tehdit edildiğini ileri sürdü. Veliler, okulun uzun süredir güvenlik ve etik problemlerle gündemde olduğunu belirterek Milli Eğitim Bakanlığı’na müdahale çağrısı yaptı. Soruşturma genişliyor: MEB ve savcılık devrede Tutuklu öğretmenin dijital materyalleri üzerinde incelemeler sürerken, görüntülerin uluslararası bir ağ üzerinden satıldığı ihtimali nedeniyle soruşturmanın kapsamı genişletildi. Milli Eğitim Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı, okul yönetiminin ihmal ve örtbas iddiaları hakkında ayrı bir soruşturma başlattı. Eğitim sendikaları, yaşananları “mahremiyete yönelik en ağır ihlallerden biri” olarak nitelendirerek ülkedeki tüm okullarda benzer risklere karşı kapsamlı denetim istedi.

Kiralık ev arayanlara kötü haber: Ev sahiplerinden yeni şart – 12 aylık senet dönemi başladı Haber

Kiralık ev arayanlara kötü haber: Ev sahiplerinden yeni şart – 12 aylık senet dönemi başladı

Kiralık ev krizinin derinleştiği bu dönemde, ev sahibi–kiracı arasındaki şartlar giderek ağırlaşıyor. Pek çok ev sahibi artık yalnızca kefil veya peşin kira istemekle yetinmiyor; kira sözleşmesinin 12 ayının tamamı için senet talep ediyor. Son dönemde hızla yaygınlaşan bu uygulama kiracılar arasında büyük rahatsızlık yarattı. Ev sahipleri neden senet istiyor? Ekonomik belirsizlik, tahliye süreçlerinin uzaması ve kira artışları nedeniyle, birçok ev sahibi kira ödemelerini garanti altına alma gerekçesiyle kiracıdan aylık senet talep etmeye başladı. Kiracılar ise bu talebin kendilerini “borcunu ödemeyecek kişiler” gibi gösterdiğini söyleyerek tepki gösteriyor. 12 aylık senet yasal mı? Uzman yanıtlıyor Gayrimenkul Hukuku Uzmanı Ali Güvenç Kiraz, ev sahibinin kira borcuna karşı senet talep edebileceğini, hatta Yargıtay’ın bunu hukuka aykırı bulmadığını belirtiyor. Ancak önemli bir ayrıntı var: Depozito için alınan senet en fazla 3 aylık kira bedeli kadar olabilir. Bunun üzerindeki teminat niteliğindeki senetler Türk Borçlar Kanunu gereği geçersiz sayılabilir. Kiracının aidat, demirbaş, farklı giderler için senet vermek zorunda olmadığını vurguluyor. “Her talep edilen senede imza atmak zorunda değilsiniz” uyarısında bulunuyor. Kiracılar için çifte ödeme riski Uzmanlara göre kiracı, dikkat etmezse aynı borç için iki kez ödeme yapmak zorunda kalabilir. Bu riskin doğmaması için: Her bir senedin numarası, tarihi ve tutarı kira sözleşmesine ek protokol olarak işlenmeli Senetlerde kira dönemi açıkça belirtilmeli Sözleşme dışı düzenlenen senetlere kesinlikle imza atılmamalı Aksi hâlde icra yoluyla aynı borç bir daha talep edilebilir. “Psikolojik baskı haline geldi” Ekonomik zorluklarla boğuşan kiracılar, ağır şartlar nedeniyle ev ararken bile mahcubiyet, güvensizlik ve baskı hissettiklerini ifade ediyor. Uzmanlara göre senet talebi yasal olsa da, kapsamı dar ve kiracı aleyhine düzenlemeler geçersiz kabul ediliyor.

CHP’nin “Kurultay Davası”nda karar çıktı: Mahkeme davayı reddetti Haber

CHP’nin “Kurultay Davası”nda karar çıktı: Mahkeme davayı reddetti

CHP’de kritik duruşma: “Mutlak butlan” tartışması CHP’nin 4-5 Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultayı ve 6 Nisan 2025’teki 21. Olağanüstü Kurultayı, “şaibe, usulsüzlük ve delege iradesinin sakatlanması” iddialarıyla mahkemeye taşınmıştı. Davanın beşinci duruşması bugün sabah 10.00’da Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinde başladı. Duruşmada davacı vekili Av. Onur Yusuf Üregen, “Kurultay mutlak butlanla batıldır. Hukuken korunabilir bir sonuç ortaya çıkmamıştır. CHP yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılmalıdır,” şeklinde konuştu. Ancak CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan, tüm yargı kararlarının davanın reddini gerektirdiğini belirterek, “Yargıtay, AYM ve YSK kararları bu davanın reddini açıkça söylüyor. Davacılar, parti üyesi dahi değildir. Kurultay iptal edilse bile delegeler değiştiği için davanın konusuz kalması gerekir,” ifadelerini kullandı. Mahkeme kararını açıkladı: “Dava konusuz kaldı” Mahkeme, yapılan değerlendirmelerin ardından kararını açıkladı: “Davanın konusuz kalması nedeniyle reddine karar verilmiştir.” Bu kararla birlikte CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in liderliği resmen tescillenmiş oldu. Mahkeme ayrıca “parti yönetiminin görevden alınması veya kayyum atanması” yönündeki talepleri de reddetti. CHP cephesinde rahatlama Kararın açıklanmasının ardından CHP Genel Merkezi’nde rahatlama havası hâkim oldu. Parti kaynakları, kararın “beklenen bir sonuç” olduğunu belirterek, “Türk hukuk sistemi, siyasi mühendislik çabalarına geçit vermedi” değerlendirmesinde bulundu. Özgür Özel’e yakın isimler ise, kararın “parti içi birlik ve istikrar” açısından kritik olduğunu vurguladı. Davanın geçmişi 4-5 Kasım 2023: CHP 38. Olağan Kurultayı’nda Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nu geride bırakarak genel başkan seçildi. 6 Nisan 2025: 21. Olağanüstü Kurultay düzenlendi. Sonrasında: Bazı delegeler, “kurultaylarda hile ve baskı yapıldığı” iddiasıyla dava açtı. Birleştirilmiş dava: Tüm başvurular Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirildi. 24 Ekim 2025: Beşinci duruşmada mahkeme davanın reddine karar verdi. Ne anlama geliyor? “Mutlak butlan” iddiasının reddedilmesi, CHP’nin mevcut yönetiminin hukuken meşru olduğunun teyidi anlamına geliyor. Eğer dava kabul edilseydi, kurultaylar yok hükmünde sayılacak ve parti yönetiminin değişmesi gündeme gelebilecekti. Ancak mahkemenin kararıyla, CHP’de olası bir yargı krizi veya kayyum tartışması da tamamen sona ermiş oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.