SON DAKİKA

#Baskı

HABER DEĞER - Baskı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baskı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İletişim Başkanı Duran’dan İsrail’e: Bu sözde yasa açık bir zulüm Haber

İletişim Başkanı Duran’dan İsrail’e: Bu sözde yasa açık bir zulüm

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam düzenlemesini sert sözlerle kınadı. Duran, düzenlemeyi “hukuksuzluk ve ayrımcılığın yeni bir boyutu” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması planlanan idam düzenlemesine tepki gösterdi. Duran, söz konusu düzenlemeyi “şiddetle kınadığını ve telin ettiğini” belirterek, bunun hukukun üstünlüğünü hiçe sayan bir adım olduğunu vurguladı. Açıklamasında, düzenlemenin ayrımcılığı derinleştirdiğini ve bir halkı topyekûn cezalandırmayı meşrulaştırmaya çalıştığını ifade etti. Düzenlemeyi, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarının bir devamı olarak değerlendiren Duran, bunun sistematik baskı ve şiddetin yeni bir aşamaya ulaştığını gösterdiğini kaydetti. Irkçı ve ayrımcı uygulamaların ne hukukta ne de insanlık değerlerinde karşılığı olduğunu dile getirdi. Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Duran, bu tür uygulamalar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirterek, adalet, insan hakları ve evrensel değerler adına somut adımlar atılmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Duran açıklamasında ayrıca, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin her zaman Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini ifade ederek, Filistin davasını savunmanın insani bir sorumluluk olduğunu kaydetti.

ABD tehdit etti: Anlaşmazsa savaş daha da sertleşecek Haber

ABD tehdit etti: Anlaşmazsa savaş daha da sertleşecek

Orta Doğu’da tansiyon giderek yükselirken, ABD yönetiminden gelen açıklamalar uluslararası kamuoyunda endişe yarattı. Diplomasi yerine tehdit dilinin öne çıkması, bölgedeki savaş riskini daha da artırdı. Pete Hegseth, İran’a yönelik yaptığı açıklamalarda açık bir şekilde baskı ve güç politikası izlediklerini ortaya koydu. Hegseth, İran’ın anlaşma yapmaması halinde savaşın daha sert şekilde devam edeceğini belirtirken, “İran’ın aklı varsa anlaşır” sözleriyle diplomatik nezaket sınırlarını zorlayan ifadeler kullandı. “Bombalarla müzakere” söylemi tepki çekti ABD Savunma Bakanı’nın “bombalarla müzakere edeceğiz” yönündeki sözleri, uluslararası hukuk ve diplomasi açısından ciddi eleştirilere neden oldu. Bu yaklaşım, ABD’nin uzun süredir eleştirilen müdahaleci dış politikasını bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlara göre bu tür açıklamalar, barış ihtimalini zayıflatırken çatışmayı derinleştirme riski taşıyor. ABD baskıyı artırıyor Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik stratejisinde askeri baskının belirgin şekilde arttığı görülüyor. ABD tarafı, İran’ın askeri kapasitesinin zayıfladığını iddia ederek üstünlük vurgusu yaparken, bu söylem bölgede güç dengelerini daha kırılgan hale getiriyor. Savaş süresi uzayabilir Hegseth’in açıklamalarına göre çatışmanın kısa sürede sona ermesi beklenmiyor. Daha önce 4 ila 6 hafta olarak öngörülen sürenin 8 haftaya kadar uzayabileceği ifade edildi. ABD’nin temel hedefinin İran’ın nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırmak olduğu vurgulanırken, bu yaklaşımın bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği değerlendiriliyor. Diplomasi yerine güç politikası eleştirisi Uluslararası çevrelerde, ABD’nin izlediği bu yaklaşımın çözümden çok krizi derinleştirdiği yönünde yorumlar yapılıyor. İran’a yönelik tek taraflı baskı ve tehditlerin, bölgedeki istikrarsızlığı artırabileceği ve Türkiye toplumu da dahil olmak üzere geniş bir coğrafyayı etkileyebileceği belirtiliyor. Önümüzdeki günlerde tarafların atacağı adımların, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte sonuçlar doğurması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Orta Doğu’da savaş büyüyor! İsrail’den İran’a durmayacağız mesajı Haber

Orta Doğu’da savaş büyüyor! İsrail’den İran’a durmayacağız mesajı

Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken, İsrail’den gelen son açıklama tansiyonu daha da yükseltti. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, askeri yetkililerle yaptığı toplantı sonrası operasyonların bu hafta “önemli ölçüde yoğunlaşacağını” duyurdu. Komutanlarını etkisiz hale getireceğiz Katz, İran’ın askeri komuta yapısının ve stratejik kapasitesinin doğrudan hedef alınacağını belirtti. Açıklamasında sert ifadeler kullanan İsrail Savunma Bakanı, “İran’daki yapıyı hedef almaya devam edeceğiz, komutanlarını etkisiz hale getireceğiz” dedi. Hedefler tamamlanana kadar durmayacağız İsrail yönetimi, operasyonların sınırlı kalmayacağını açık şekilde ortaya koydu. Katz, “İsrail’in güvenliğine ve bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik tüm tehditler ortadan kaldırılana kadar durmayacağız” ifadeleriyle sürecin uzun soluklu olacağının sinyalini verdi. Savaşta yeni ve daha sert bir faz Uzmanlara göre bu açıklamalar, çatışmalarda yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor. Özellikle İran’ın üst düzey askeri kadrolarının hedef alınması ve kritik altyapının vurulması, savaşın daha yıkıcı bir boyuta taşınabileceğine işaret ediyor. Bölgesel savaş riski büyüyor ABD’nin İsrail’e verdiği destekle birlikte bölgedeki askeri hareketlilik hızla artarken, çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği endişesi güçleniyor. Bu durum yalnızca bölgeyi değil, küresel dengeleri de doğrudan etkiliyor. Enerji ve küresel piyasalar alarmda Artan gerilim, özellikle enerji hatları ve deniz ticareti üzerinde baskı oluşturuyor. Hürmüz Boğazı’nda riskin yükselmesiyle birlikte petrol fiyatlarında dalgalanma yaşanırken, birçok ülke olası bir büyük çatışmaya karşı hazırlıklarını gözden geçiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hürmüz’de kapalı kapılar mı açılıyor? İran’dan sürpriz geçiş mesajı Haber

Hürmüz’de kapalı kapılar mı açılıyor? İran’dan sürpriz geçiş mesajı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 21 Mart 2026 sabahında yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılmadığını duyurdu. Japonya merkezli bir haber ajansına konuşan Arakçi, boğazın açık olduğunu vurgularken, İran ile temas kuran bazı ülkelere güvenli geçiş sağlanabileceğini ifade etti. Açıklama, bölgedeki savaşın ortasında enerji yollarına dair yeni bir belirsizlik yarattı. Arakçi’nin ifadeleri, hem küresel enerji piyasalarını hem de bölgedeki askeri dengeleri doğrudan etkileyebilecek nitelikte görülüyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği kritik bir hat olarak bilinirken, İran’ın açıklamaları “kısmi kontrol” stratejisini gündeme taşıdı. Boğaz açık ama herkese değil İranlı bakan, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapalı olmadığını net bir şekilde dile getirirken, İran’a yönelik saldırılara destek veren ülkelere ait gemilere kısıtlama getirildiğini açıkladı. Bu durum, boğazın fiilen açık olsa da seçici bir şekilde kontrol edildiği yorumlarına yol açtı. Tahran yönetiminin bu yaklaşımı, askeri bir abluka yerine diplomatik ve stratejik baskı aracı olarak boğazı kullanma niyetine işaret ediyor. Japonya’ya özel mesaj Arakçi, Japonya ile İran arasındaki uzun süredir devam eden ilişkilere dikkat çekerek, Tokyo yönetimiyle temas kurulması halinde güvenli geçiş sağlanabileceğini belirtti. Japonya’nın “dengeli ve adil” tutumundan memnuniyet duyduklarını ifade eden Arakçi’nin bu sözleri, bazı ülkelere ayrıcalıklı bir yaklaşım sergilendiği şeklinde değerlendirildi. Bu açıklama, küresel ticaretin ve enerji akışının siyasi ilişkiler üzerinden şekillenebileceğine dair güçlü bir mesaj olarak yorumlandı. “Eylemlerimiz öz savunma odaklı” İranlı yetkili, devam eden çatışmaları “İran’a dayatılan bir savaş” olarak nitelendirirken, ülkenin attığı adımların öz savunma kapsamında olduğunu savundu. Arakçi, İran’ın askeri ve siyasi hamlelerinin gerektiği sürece devam edeceğini ifade etti. Aynı zamanda uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi, İran’a yönelik saldırılara karşı daha net bir tutum alınması gerektiğini dile getirdi. Kalıcı barış vurgusu dikkat çekti Arakçi, birçok ülkenin arabuluculuk girişiminde bulunduğunu ve İran’ın bu girişimlere açık olduğunu belirtirken, hedeflerinin geçici bir ateşkes değil, savaşın kalıcı ve kapsamlı şekilde sona ermesi olduğunu vurguladı. ABD’nin bu yönde gerçek bir çözüm arayışında olmadığı görüşünü paylaşan Arakçi’nin açıklamaları, diplomatik çözüm ihtimalinin halen belirsizliğini koruduğunu ortaya koydu. Bölgedeki gerilim sürerken Hürmüz Boğazı üzerinden verilen bu mesaj, yalnızca askeri değil ekonomik ve diplomatik dengelerin de yeniden şekillendiğini gösteriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Altın fiyatlarında dalgalı seyir sürüyor: Gram altın yeniden yükselişte Haber

Altın fiyatlarında dalgalı seyir sürüyor: Gram altın yeniden yükselişte

Altın fiyatları, küresel gelişmelerin etkisiyle yön arayışını sürdürüyor. Dün sert düşüş yaşayan gram altın, yeni güne yükselişle başlayarak yeniden yukarı yönlü hareket etti. Sabah saatlerinde gram altın 6 bin 670 lira seviyesinde işlem görürken, çeyrek ve Cumhuriyet altınında da benzer bir hareketlilik gözlendi. Gram altın yeniden yükselişe geçti Dün ons altındaki gerilemeye paralel olarak yüzde 3’ün üzerinde değer kaybeden gram altın, günü 6 bin 624 liradan tamamladı. Yeni güne yükselişle başlayan altın, sabah saatlerinde yüzde 0,7 artışla 6 bin 670 lira seviyesine çıktı. Aynı saatlerde çeyrek altın 11 bin 830 liradan, Cumhuriyet altını ise 46 bin 780 liradan satılıyor. Orta Doğu gerilimi fiyatları etkiliyor Altın fiyatlarındaki dalgalanmanın arkasında küresel jeopolitik gelişmeler bulunuyor. Özellikle Orta Doğu’da devam eden çatışmalar, piyasalarda risk algısını artırırken yatırımcıların yönünü doğrudan etkiliyor. ABD, İsrail ve İran hattındaki gerilimin sürmesi, güvenli liman olarak görülen altına olan ilgiyi canlı tutarken, aynı zamanda piyasalarda dalgalanmayı da artırıyor. Petrol ve enflasyon baskısı belirleyici oluyor Artan petrol fiyatlarıyla birlikte küresel enflasyon baskısının güçlenebileceği endişesi, merkez bankalarının faiz politikalarına dair beklentileri de değiştiriyor. Bu durum, altın fiyatları üzerinde hem yukarı hem aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Özellikle ABD Merkez Bankası başta olmak üzere büyük merkez bankalarının daha sıkı para politikası izleyebileceği beklentisi, altın üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Ons altın da toparlanma sinyali verdi Altının ons fiyatı da düşüş serisinin ardından sınırlı bir toparlanma gösterdi. Dün sert düşüşle kapanan ons altın, yeni günde yüzde 0,8 artışla 4 bin 689 dolar seviyesine yükseldi. Analistler, piyasalarda yönün büyük ölçüde jeopolitik gelişmelere bağlı olduğunu belirtirken, özellikle Orta Doğu’dan gelecek haber akışının fiyatlar üzerinde belirleyici olacağını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Siyasette sert polemik: Özgür Özel’den Bakan Gürlek’e ağır suçlamalar Haber

Siyasette sert polemik: Özgür Özel’den Bakan Gürlek’e ağır suçlamalar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Adalet Bakanı Akın Gürlek arasında “mal varlığı” üzerinden başlayan tartışma, karşılıklı açıklamalarla sertleşti. Özel, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Gürlek’in paylaştığı bilgilerin gerçeği yansıtmadığını savundu ve dikkat çeken suçlamalarda bulundu. “452 milyon liralık mülk” iddiası Özgür Özel, daha önce yaptığı açıklamalarda Gürlek’in toplam değeri yüz milyonlarca lirayı bulan taşınmazlara sahip olduğunu öne sürmüştü. Özel, yalnızca mevcut mülklerin değil, geçmişte elden çıkarılan taşınmazların da hesaba katılması gerektiğini belirtti. Gürlek’in bu iddialara yanıt olarak e-Devlet üzerinden aldığı tapu kayıtlarını paylaşması ise tartışmayı daha da alevlendirdi. “Eksik bilgi veriliyor” eleştirisi Özel, Bakan Gürlek’in yalnızca mevcut taşınmazlarını açıklamasını eleştirerek, geçmişte satılan mülklerin gizlendiğini iddia etti. “Aktif-pasif kayıtlar yerine sadece mevcut mülklerin gösterilmesi gerçeği yansıtmıyor” diyen Özel, kamuoyunun eksik bilgilendirildiğini savundu. “İftiracı ol baskısı” iddiası Tartışmanın en dikkat çeken başlıklarından biri ise Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek üzerinden yürüyen suçlamalar oldu. Özel, Gürlek’in Böcek’e yönelik “iftiracı olması için baskı ve şantaj uygulandığını” iddia etti. Bu ifadeler, siyasi tartışmanın dozunu daha da yükseltti. Karşılıklı suçlamalar büyüyor Adalet Bakanı Gürlek’in de Özel hakkında çeşitli iddialarda bulunduğu süreçte, iki taraf arasındaki polemik giderek sertleşti. Özel, kendisine yöneltilen suçlamalara daha önce yanıt verdiğini belirterek, konunun kendi açısından kapanmış olduğunu ifade etti. Siyasi gerilim tırmanıyor Yaşanan gelişmeler, yalnızca iki isim arasındaki tartışmanın ötesine geçerek yargı, siyaset ve şeffaflık başlıklarını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, karşılıklı suçlamaların önümüzdeki günlerde de devam edebileceğini ve konunun daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüşebileceğini değerlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

10 gündür kayıptı, Müge Anlı’da ortaya çıktı: Ece’den ailesine ağır suçlamalar Haber

10 gündür kayıptı, Müge Anlı’da ortaya çıktı: Ece’den ailesine ağır suçlamalar

Kıbrıs’ta üniversite son sınıf öğrencisi olan 23 yaşındaki Ece Küçükdoğanlı, 27 Şubat’tan bu yana kendisinden haber alınamadığı için ailesi tarafından aranıyordu. Evden hiçbir eşyasını almadan ayrılan genç kadının bulunması için ailesi televizyon programı Müge Anlı ile Tatlı Serte başvurdu. Günler süren arayışın ardından Ece’nin yerinin tespit edilmesiyle programda dikkat çeken bir yüzleşme yaşandı. Yaşça büyük biriyle birlikte olduğu ortaya çıktı Program sırasında İzmir’den bağlanan Safure isimli bir kadın, Ece’nin 36 yaşındaki oğlu Aykut ile birlikte olduğunu iddia etti. Yapılan araştırmalar sonucunda Ece’nin depo sorumlusu olarak çalışan Aykut ile internet üzerinden oynanan bir oyun aracılığıyla tanıştığı ortaya çıktı. Canlı yayına bağlanan Ece Küçükdoğanlı ise kayıp olmadığını belirterek, kendi isteğiyle evden ayrıldığını söyledi. Canlı yayında gergin yüzleşme Programın ilerleyen bölümünde genç kadın ailesiyle yüzleşmek için stüdyoya çıktı. Kızlarını görür görmez sarılmak isteyen anne ve babasına mesafe koyan Ece’nin açıklamaları stüdyoda gerginliğe yol açtı. Ece Küçükdoğanlı, yıllarca babasından şiddet gördüğünü ve annesinin de “polis duymasın, komşu duymasın” diyerek bu duruma sessiz kaldığını iddia etti. Baba iddiaları reddetti Genç kadının babası ise canlı yayında bu suçlamaları kesin bir dille reddetti. Baba, kızına şiddet uygulamadığını söyleyerek, “Dövdüysem ellerim kırılsın” ifadeleriyle kendini savundu. Evlilik açıklaması tartışma yarattı Program sırasında stüdyoya gelen Aykut ise Ece ile birlikte olduklarını ve genç kadını “nikahına almak istediğini” söyledi. Bu açıklama hem aile hem de program sunucusu Müge Anlı tarafından eleştirildi. Ece ise ailesinin kendisine baskı yaptığını, eğitim hayatını da tehdit unsuru olarak kullandığını iddia etti. Aile ise genç kadının tam burslu okuduğunu ve eğitimini tamamlaması gerektiğini belirterek evlilik kararına şu aşamada karşı olduklarını dile getirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır” Haber

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır”

İran’a yönelik saldırıların bölgesel sonuçları, Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonu, Kürt meselesi, yeni anayasa tartışmaları ve iktidar blokunun politikaları, Haber Değer Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Özmen’in sorularıyla HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran tarafından değerlendirildi. Kıran, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarının münferit bir gelişme olarak okunamayacağını, bunun sosyalist blokun çözülüşünden sonra bölgede adım adım hayata geçirilen emperyalist bir yeniden dizayn planının devamı olduğunu söyledi. Türkiye halkının önündeki temel görevin antiemperyalist bir hatta birleşmek olduğunu vurgulayan Kıran, İran’a destek vermenin yalnızca dayanışma değil, Türkiye’nin geleceğini savunmak anlamına geldiğini belirtti. “İran’a yönelik saldırı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin yeni aşamasıdır” Sait Kıran’a göre İran’a yapılan saldırıyı anlayabilmek için ABD emperyalizminin uzun yıllardır bölgeye yönelik müdahale çizgisine bakmak gerekiyor. Kıran, sosyalist blokun dağılmasının ardından Washington’un Ortadoğu’yu siyasal, askeri ve coğrafi olarak yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini söyledi. Bu çerçevede Yugoslavya’nın parçalandığını, Irak’ın bölündüğünü, Libya’nın yıkıma sürüklendiğini, Suriye’nin parçalı bir yapıya itildiğini belirten Kıran, bugün aynı planın İran üzerinde uygulandığını ifade etti. Kıran, bu tabloyu yalnızca İran’ı ilgilendiren bir kriz olarak görmediklerini açıkça söyledi. Yıllardır “Yugoslavya, Irak, Libya, Suriye; sıra sende Türkiye” uyarısını yaptıklarını dile getiren Kıran, İran’a yönelik saldırıya karşı çıkmanın aynı zamanda Türkiye’yi bekleyen tehlikeye karşı durmak anlamına geldiğini savundu. Ona göre ABD’nin ve siyonist İsrail’in İran’a saldırısı, bölgenin kaynaklarını denetim altına alma ve halkları birbirine kırdırma stratejisinin devamı niteliğinde. “ABD emperyalizmi bölgeden defedilmeden katliamlar bitmez” Kıran, ABD emperyalizmini yalnızca bölge halklarının değil, dünya halklarının da “baş düşmanı” olarak tanımladı. Ona göre Ortadoğu’da süren savaşların, işgallerin ve kitlesel yıkımın temel kaynağı doğrudan ABD emperyalizmi. Bölge halklarının, etnik kimlikleri ya da mezhepleri ne olursa olsun, önce bu temel gerçeği kavraması gerektiğini söyledi. Kıran, 1990’dan bu yana ABD müdahaleleri ve bu müdahalelerin tetiklediği süreçler sonucunda milyonlarca insanın yaşamını yitirdiğini, çok daha fazlasının ise yerinden edildiğini ifade etti. Gazze’de yaşananları da bu hattın devamı olarak tanımlayan Kıran, “Siyonist İsrail demek ABD demektir” diyerek İsrail’in bölgedeki varlığını Washington’un açık desteğiyle ilişkilendirdi. İsrail’in ABD desteği olmadan bölgede bir gün bile ayakta kalamayacağını savunan Kıran, bu nedenle İsrail’in yürüttüğü her saldırının arkasında ABD’nin okunması gerektiğini söyledi. “Bölge halklarının önündeki temel görev açık bir antiemperyalist hatta birleşmektir” Kıran, Türkiye halkına ve bölge halklarına düşen sorumluluğun yalnızca tepki göstermek olmadığını, daha net ve siyasal bir duruş sergilemek olduğunu dile getirdi. Kendisini devrimci, demokrat, yurtsever ya da ilerici olarak tanımlayan herkesin, gerçekten halkını seviyorsa ABD emperyalizmine açık biçimde karşı çıkması gerektiğini söyledi. Bu noktada iktidarları da hedef alan Kıran, başta Türkiye’deki siyasal iktidar olmak üzere bölgedeki pek çok yönetimin halklarının değil ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini savundu. İran’a yönelik saldırı karşısında Müslüman ülke yönetimlerinden beklenen düzeyde bir tepki gelmediğini söyleyen Kıran, bu sessizliğin halklar için ayrı bir açmaz yarattığını ifade etti. Bölgedeki işbirlikçi iktidarlar ile emperyalizme karşı ortak bir mücadele hattı kurulmadan kalıcı bir çıkışın mümkün olmadığını vurguladı. “Devrimci, demokrat ve ilerici güçlerin önünü baskı ve medya ambargosu kesiyor” Ferhat Özmen’in, antiemperyalist partilerin neden halk tabanında daha güçlü bir karşılık bulamadığı yönündeki sorusuna Kıran iki boyutlu bir yanıt verdi. Birinci boyutta doğrudan devlet baskısına, fiziki saldırılara, yargı mekanizmalarına ve medya kuşatmasına dikkat çekti. Gerçek devrimci partilere burjuva medyada yer verilmediğini, ekranların daha çok “devrimci gibi görünüp emperyalist projelerle uyumlu hareket eden yapılara” açıldığını söyledi. İkinci boyutta ise devrimci hareketin kendi zaaflarına değindi. Halkla yeterli bağ kurulamadığını, işçi, köylü, esnaf ve emekçilerle temasın yeterince güçlendirilemediğini belirtti. Kıran, özellikle sosyalist blokun yıkılmasından sonra proje siyasetiyle hareket eden, Avrupa ve ABD kaynaklı fon ilişkileriyle çizgisini bozan yapıların halk nezdinde ciddi bir kafa karışıklığı yarattığını savundu. Bu nedenle hem emperyalizme karşı mücadele ettiklerini hem de halk nezdinde “gerçek devrimcilik” ile “sahte sol” arasındaki farkı anlatmak zorunda kaldıklarını söyledi. “Kürt halkının özgürlüğü emperyalizmle işbirliği üzerinden kurulamaz” Röportajın dikkat çeken başlıklarından biri de Kürt meselesi oldu. Kıran, her halk gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin hakkı bulunduğunu açık biçimde söyledi. Ancak bu hakkın emperyalizmle işbirliği halinde savunulamayacağını vurguladı. Ona göre ABD ve müttefikleri hiçbir halka gerçek özgürlük getirmedi; yalnızca kendilerine bağımlı yapılar ve vekil unsurlar oluşturdu. Kendisinin de Kürt olduğunu vurgulayan Kıran, ABD’nin Kürt halkının haklarını değil, Ortadoğu’daki jeopolitik çıkarlarını gözettiğini savundu. Irak, Suriye ve geçmişte farklı Kürt siyasi odaklarıyla kurulan ilişkilerin hep aynı sonuca çıktığını, emperyalizmin işine yarayan dönemlerde destek verildiğini, ardından bu yapıların kolayca gözden çıkarıldığını söyledi. Kürt halkının demokratik haklarının gerçek güvenceye kavuşmasının ancak antiemperyalist ve antifodal bir çizgide mümkün olacağını savundu. “Bizim çözüm önerimiz Türk ve Kürt halklarının ortak cumhuriyetidir” Kıran, Kürt meselesine ilişkin çözüm başlığında da partilerinin tarihsel çizgisini anlattı. Hikmet Kıvılcımlı’dan hareketle Kürt sorununun devrimci bir zeminde çözülebileceğini belirten Kıran, bugün için önerdikleri siyasal formülün “Edirne’den Çin sınırına kadar Türkleri ve Kürtleri birlikte barındıracak bir Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti” olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın emperyalizmin bölgede kurmak istediği bağımlı ve parçalı yapının alternatifi olduğunu ifade eden Kıran, halkların eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği temelinde bir düzen kurulmadan kalıcı bir çözümden söz edilemeyeceğini savundu. Ona göre emperyalist çözüm bölge halklarına yalnızca kan, yıkım ve yeni bağımlılık ilişkileri getirecek; devrimci çözüm ise ortak yaşamı ve gerçek özgürlüğü hedefleyecek. “Yeni anayasa ve iç cephe söylemi, BOP’un Türkiye ayağını hazırlıyor” Yeni anayasa tartışmaları ve “iç cephe” çağrıları konusunda da oldukça sert konuşan Kıran, Meclis’te yer alan partilerin sağdan sola geniş bir Amerikancı mutabakat içinde hareket ettiğini ileri sürdü. Mevcut anayasa tartışmalarının halk yararına değil, Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağını hayata geçirmeye dönük bir “ısındırma programı” olduğunu söyledi. Devlet Bahçeli’nin son dönemde öne çıkardığı iç cephe vurgusunu da bu çerçevede değerlendiren Kıran, burada gerçek anlamda halkçı ya da bağımsız bir milli birlik projesi görmediklerini belirtti. Aksine, bu sürecin Türkiye’deki etnik ve siyasal fay hatlarını yeniden düzenleyerek emperyalizmin çıkarlarına uygun bir zemin oluşturma amacı taşıdığını savundu. Halkların birbirine karşı kışkırtılmasının emperyalist siyasetin temel yöntemi olduğunu söyleyen Kıran, bu nedenle Türkiye halkının bu sürece karşı uyanık olması gerektiğini dile getirdi. “CHP’ye destek stratejik yakınlık değil, AKP iktidarına karşı tutumdur” Programın son bölümünde CHP mitinglerinde HKP’nin görünürlüğü ve bu durumun olası siyasi ittifaklarla ilişkisi de soruldu. Kıran bu konuda partilerinin herhangi bir seçim hesabıyla hareket etmediğini söyledi. CHP ile organik ya da stratejik bir ittifak arayışında olmadıklarını, ancak mevcut iktidarı “yüzyılın felaketi” olarak gördükleri için AKP’ye karşı gelişen toplumsal itirazlara destek verdiklerini ifade etti. CHP yönetimini de eleştirdiklerini belirten Kıran, buna rağmen CHP tabanında yer alan yurtsever, Mustafa Kemalci unsurların desteklenmesini tarihsel bir sorumluluk olarak gördüklerini söyledi. HKP’nin meseleye milletvekilliği pazarlığı ya da seçim hesabı üzerinden değil, Türkiye’nin gidişatına dair bir görev duygusuyla yaklaştığını vurguladı. “İran saldırısı için uluslararası suç duyuruları yaptık” Kıran, İran’a yönelik saldırılar sonrası yalnızca sokakta değil, hukuki alanda da girişimlerde bulunduklarını anlattı. ABD Büyükelçiliği önünde protesto eylemi düzenlediklerini, İzmir’de NATO karargâhı önünde de benzer eylemler yapıldığını söyledi. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’na başvurarak ABD’li ve İsrailli yetkililer hakkında savaş ve saldırı suçu işlendiği gerekçesiyle girişim başlattıklarını aktardı. Bu başvuruların sonucundan bağımsız olarak siyasi bir anlam taşıdığını belirten Kıran, eğer uluslararası mekanizmalar harekete geçmezse bunun da bu kurumların emperyalist güçlerden bağımsız olmadığını ortaya koyacağını savundu. Böylece hem hukuki hem siyasal düzlemde emperyalist saldırganlığın teşhir edilmesini amaçladıklarını söyledi. “Halklar umutsuzluğa kapılmasın; ikinci antiemperyalist kurtuluş savaşı da zafere ulaşacaktır” Programın kapanışında Kıran, tarihsel bir vurgu yaparak Türkiye halkına moral ve mücadele çağrısı yaptı. Birinci antiemperyalist kurtuluş savaşında Türk ve Kürt halklarının birlikte emperyalizmi yenilgiye uğrattığını hatırlatan Kıran, bugün de benzer bir ortak direnişin mümkün olduğunu savundu. “Ya istiklal ya ölüm” anlayışıyla mücadele eden hiçbir halkın yenilemeyeceğini söyleyen Kıran, sözlerini “Halkız, haklıyız, yeneceğiz” diyerek tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Daniel Radcliffe’den yeni Harry Potter oyuncularına mesaj: Hikâyeyi onlar taşıyacak Haber

Daniel Radcliffe’den yeni Harry Potter oyuncularına mesaj: Hikâyeyi onlar taşıyacak

HBO’nun hazırlıklarını sürdürdüğü yeni Harry Potter televizyon dizisi gündemdeki yerini korurken, serinin sinema uyarlamalarında Harry Potter karakterine hayat veren Daniel Radcliffe, yeni kadroya yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Radcliffe, başrol için seçilen genç oyuncuların hikâyeyi kendi yorumlarıyla taşıması gerektiğini vurguladı. Radcliffe, yeni oyuncuya övgüde bulundu Radcliffe, Harry Potter rolüne seçilen genç oyuncu Dominic McLaughlin’in performansının kendi oyunculuğundan daha iyi olabileceğini düşündüğünü ifade etti. Yıllar içinde kendi performansına daha anlayışlı bakmayı öğrendiğini söyleyen oyuncu, deneyimin oyunculuğu geliştirdiğini ve yeni neslin karaktere farklı bir derinlik katacağına inandığını dile getirdi. “Eski kadro gölge olmamalı” mesajı Ünlü oyuncu, izleyici ve medyadan yeni kadronun önünü açmalarını istedi. Radcliffe, eski oyuncuların sürekli hatırlatılmasının genç isimler üzerinde baskı yaratabileceğini belirterek, “Çocukların hayatlarında tuhaf bir hayalet olmak istemiyorum” sözleriyle yeni jenerasyonun kendi kimliğini kurmasının önemine dikkat çekti. Yeni adaptasyon farklı bir yorum sunacak Harry Potter evreninin televizyon uyarlamasının kitaplara daha sadık ve uzun soluklu bir anlatı hedeflediği bilinirken, Radcliffe’in açıklamaları serinin bir devir değişimi yaşadığını gösterdi. Yeni dizinin, karakterleri ve hikâyeyi farklı bir anlatım diliyle yeniden yorumlaması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.