SON DAKİKA

#Beyin Kanaması

HABER DEĞER - Beyin Kanaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beyin Kanaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ali İsmail Korkmaz: Hep 19 Yaşında Haber

Ali İsmail Korkmaz: Hep 19 Yaşında

Ali İsmail Korkmaz, yüreği doğa, insan ve hayvan sevgisiyle çarpan, 1994 Hatay doğumlu pırıl pırıl bir üniversite öğrencisiydi. Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü birinci sınıf öğrencisi olan Ali İsmail, sadece akademik başarısıyla değil, bitmek bilmeyen yardımseverliği ve vefasıyla çevresinin sevgisini kazanmıştı. Henüz 17 yaşındayken arkadaşlarıyla birlikte "Toplum İçin Gençlik" hareketini başlatacak kadar idealistti. Bu inisiyatifle kütüphanesi olmayan okullara kitaplar toplamış, huzurevlerinde yaşlıları ziyaret etmiş, engelliler için kapaklar biriktirmiş ve sokak hayvanlarına yardım eli uzatmıştı. Fotoğraf merakından film tutkusuna kadar hayata dair her şeye ilgi duyan, yaptıklarını "insanlara faydalı olma" gayesiyle ajandasına not eden, aklı ve yüreği yaşından büyük, paylaşmaktan mutluluk duyan bir toplum gönüllüsüydü. Karanlık sokaklarda yaşam mücadelesi 2 Haziran 2013 günü Eskişehir’de, Gezi Parkı protestolarına destek vermek amacıyla düzenlenen yürüyüşe katıldığında, henüz birinci sınıf öğrencisi olan Ali İsmail’in yaşamı trajik bir şekilde kesintiye uğradı. Polisin yoğun gaz bombası ve sert müdahalesiyle ara sokaklara kaçmak zorunda kalan Ali İsmail, burada pusu kuran polis ve sivil giyimli eli sopalı grupların hedefi oldu. Savunmasız durumdayken maruz kaldığı şiddetli darbeler sonucu beyin kanaması geçirdi. Saldırıdan hemen sonra gittiği hastanede yeterli müdahale yapılamadı; ilk tıbbi destek ancak 20 saatlik kritik bir gecikmenin ardından sağlanabildi. 38 gün boyunca süren yaşam mücadelesini 10 Temmuz 2013 tarihinde kaybeden 19 yaşındaki Ali İsmail, arkasında yarım kalmış hayallerini gerçekleştirmek üzere ant içmiş bir halk ve silinmez bir acı bıraktı. Dava sürecinde tartışmalı kararlar Ali İsmail Korkmaz’ın katledilmesine ilişkin yürütülen yargı süreci, Türkiye hukuk tarihinin en uzun ve kamu vicdanını en çok zorlayan davalarından biri oldu. Soruşturma kapsamında biri polis beş tutuklu ve üç tutuksuz polis olmak üzere toplam sekiz sanık yargılandı. 21 Ocak 2015 tarihinde açıklanan ilk kararda mahkeme, sanıkları "kasten öldürme" suçundan değil, "kasten yaralayarak ölüme sebebiyet verme" suçundan cezalandırdı ve iyi hal indirimleri uyguladı; polis Mevlüt Saldoğan’a 13 yıl ceza verilip indirimle 10 yıl 10 aya düşürülürken, tutuklu dört kişi üç yıl dört ay hapis cezası aldı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016'daki bozma kararları sonrası süreç, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görüldü. Nihai olarak Yargıtay; Mevlüt Saldoğan'a verilen 10 yıl 10 ay, polis Yalçın Akbulut'a verilen 10 yıl ve üç fırıncıya verilen altı yıl sekizer aylık cezaları onarken, beraat ettirilen polis Hüseyin Engin'e daha sonra 7 ay 15 gün hapis cezası verip hükmü erteledi, Ebubekir Harlar'a ise 6 yıl 8 ay ceza hükmetti. Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı’nı ailenin açtığı tazminat davasında mahkûm ederek, maddi ve manevi toplam 707 bin 180 lira tazminata hükmetti. Ancak yıllara yayılan bu süreçte verilen cezalar, "kasten yaralama" sınırlarına hapsedilmesi ve uygulanan indirimler nedeniyle, adalet beklentisiyle davayı takip eden kitleler tarafından uzun süre tartışıldı ve vicdanlarda tam bir karşılık bulamadığı yönünde eleştirildi. Bir Parktan Bir Vakfa: Yaşayan Miras Ali İsmail Korkmaz'ın ölümü, Türkiye genelinde büyük protestolara yol açtı. Adalet yürüyüşleri düzenlendi, heykelleri dikildi, Fenerbahçe taraftarları onun adına marşlar besteledi. Kadıköy’de bir parka adı verilirken, ailesi tarafından kurulan Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) aracılığıyla, onun yarım kalan hayalleri olan burslar, sanatsal projeler ve sosyal yardımlar binlerce gence ulaştırıldı. Ancak ailesi ve onu sevenler için en büyük miras, İsmail Saymaz’ın kaleme aldığı "Ali İsmail-Emri Kim Verdi?" kitabında da sorgulandığı gibi, bu karanlığın tam anlamıyla aydınlatılması ve adalet talebinin hiç sönmemesi oldu. O, sevgiyi yüreklerinde taşıyan dostları için hayatın içinden geçip giden, unutulmaz bir toplum gönüllüsü olarak kalmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Araç muayene istasyonunda ölümle biten kavga! Şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı Haber

Araç muayene istasyonunda ölümle biten kavga! Şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı

Ankara’da görev yapan 44 yaşındaki polis memuru Melih Okan Keskin, aracını muayeneye götürdüğü İvedik Araç Muayene İstasyonu’nda çalışanlarla yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu darbedildi. Beyin kanaması geçiren Keskin, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirirken olayla ilgili gözaltına alınan üç şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden S.A. ve M.Y. tutuklandı, Y.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü Olayın, istasyonda çıkan sözlü tartışmanın büyümesiyle yaşandığı öğrenildi. İddiaya göre darp edilen Keskin ağır yaralandı ve hastaneye kaldırıldı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sürüyor. “Saldıracağını düşünerek yumruk attım” Nöbetçi mahkemede ifade veren şüpheli S.A., tartışma sırasında aracını dışarı çıkarırken birkaç kez kornaya bastığını, bunun üzerine Keskin’in kendisine hakaret ettiğini öne sürdü. S.A., saldırıya uğrayacağını düşündüğünü belirterek yumruk attığını söyledi. “Öldürecek herhangi bir şey yapmadım” Muayene teknisyeni olarak çalıştığını belirten şüpheli M.Y. ise olay anında bağrışmalar duyduğunu ve “Koşun, adam öldürecekler” şeklinde sesler geldiğini iddia etti. Küfürleşmeler yaşandığını savunan M.Y., kalabalık içinde Keskin’i ittiğini ancak darp etmediğini öne sürerek ölümüne neden olacak bir eylemde bulunmadığını ifade etti. Bir şüpheli olayın dışında olduğunu savundu Şüpheli Y.K. de istasyonda tartışma ve hakaretleşmeler yaşandığını doğruladı ancak kendisinin fiziksel müdahalede bulunmadığını iddia etti. Mahkeme, Y.K.’nin adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi. TÜVTÜRK’ten peş peşe işten çıkarma kararı TÜVTÜRK tarafından yapılan açıklamada, 2 Şubat’ta yaşanan ve polis memurunun yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan olaydan derin üzüntü duyulduğu belirtildi. Şiddet içeren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceği vurgulanan açıklamada, saldırıyı gerçekleştirdiği belirlenen çalışanın iş akdinin feshedildiği hatırlatıldı. Yeni bulgular sonrası diğer çalışanlar da çıkarıldı Şirket, adli süreçte ortaya çıkan yeni bulgular doğrultusunda olaya ismi karıştığı tespit edilen diğer çalışanların da iş akitlerinin sonlandırıldığını duyurdu. İç soruşturmanın devam ettiği, tüm bilgi ve belgelerin soruşturma makamlarına iletildiği ve yargı sürecine destek verileceği ifade edildi. Yaşanan olay, kamusal alanlarda artan şiddet vakalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, Türkiye toplumunda iş yerlerinde güvenlik ve çatışma yönetimi konularının önemini bir kez daha hatırlattı. Soruşturmanın ilerleyen günlerde yeni ayrıntılar ortaya koyması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tüm dünyayı ayağa kaldıran efsane: Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu’nun sarsıcı yaşam yolculuğu Haber

Tüm dünyayı ayağa kaldıran efsane: Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu’nun sarsıcı yaşam yolculuğu

Dünya halter sahnesini kökten değiştiren Naim Süleymanoğlu’nun kim olduğu, nerede doğduğu, nasıl efsaneleştiği, hangi başarılarla adını tarihe yazdırdığı ve neden tüm zamanların en büyük haltercisi kabul edildiği bugün yeniden konuşuluyor. Spor otoritelerinin “dünyanın en iyisi” dediği Cep Herkülü’nün hayatı, mücadelesi ve mirası yıllar sonra bile etkisini sürdürüyor. Bulgaristan’daki baskı ortamından Türkiye’ye uzanan kaçış süreci 23 Ocak 1967’de Bulgaristan’ın Kırcaali kentinde doğan Naim Süleymanoğlu, 1977’de henüz 10 yaşındayken haltere başladı. Bulgaristan’ın Türk isimlerini yasaklayan politikaları nedeniyle adı zorla “Naum Şalamanov” yapılan efsane sporcu, 1986’da Melbourne’de düzenlenen dünya şampiyonasında büyükelçiliğe sığınarak Türkiye’ye iltica etti. Türk yetkililerin ve özellikle Turgut Özal’ın devreye girmesiyle Türkiye adına yarışma hakkını kazandı. Bu dramatik kaçış, uluslararası spor basınında büyük yankı uyandırdı. Olimpiyatlarda kırdığı rekorlar spor tarihini yeniden yazdı 1988 Seul Olimpiyatları, Süleymanoğlu’nun adını ölümsüzler listesine yazdırdığı andı. Türkiye’ye katılabilmesi için Bulgaristan’a 1 milyon 250 bin dolar ödendi ve o sahneye çıktığında tam altı dünya, dokuz olimpiyat rekoru kırarak eşine az rastlanır bir zafer elde etti. 60 kiloda koparmada 152,5 kg, silkmede 190 kg kaldırarak toplamda 342,5 kiloya ulaştı. Bu, kendi kilosunun üç katından 10 kilogram fazla kaldırmayı başaran dünyadaki tek sporcu rekoruydu ve hâlâ kırılamadı. 1992 Barselona ve 1996 Atlanta’da da altın madalyaları kazanarak üç kez olimpiyat şampiyonluğuna ulaşan ilk haltercilerden biri oldu. Dünya ve Avrupa şampiyonluklarında sergilediği üstün performans Genç yaşta Dünya Gençler Şampiyonası’nda altın madalyalarla parlayan Süleymanoğlu, kariyeri boyunca yedi dünya şampiyonluğu, altı Avrupa şampiyonluğu ve tam 46 dünya rekoru kırdı. 1984, 1985 ve 1986’da “Yılın Haltercisi” seçildi. 1993 Melbourne, 1994 İstanbul ve 1995 Guangzhou’daki dünya şampiyonalarında sakatlıklarına rağmen altın madalyaları toplamaya devam etti. 1994’te Varşova’da yalnızca üç kaldırışla üç dünya rekoru kırarak tarihe geçti. Uluslararası Halter Federasyonu’ndaki görevleri ve siyasi girişimleri Başarılarının yanı sıra spor yönetiminde de etkin rol aldı. 2000’de Atina’da yapılan Uluslararası Halter Federasyonu kongresinde asbaşkan seçildi. 2004 yerel seçimlerinde ve 2007 genel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’nden aday olarak siyasete adım atsa da seçilemedi; ancak toplumda geniş bir tanınırlığa ve sevgiye sahip olmaya devam etti. Ani sağlık sorunları sonrası 50 yaşında yaşamını yitirmesi Siroza bağlı karaciğer yetmezliği nedeniyle tedavi gören Süleymanoğlu’na 2017’de karaciğer nakli yapıldı; ardından gelişen beyin kanaması nedeniyle yoğun bakıma alındı. Tüm müdahalelere rağmen 18 Kasım 2017’de hayatını kaybetti. Fatih Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi. Ölümünden sonra ortaya çıkan ve DNA testiyle doğrulanan babalık davası da kamuoyunda geniş yankı buldu. Cep Herkülü’nün yaşamı sinemaya uyarlandı 2019’da vizyona giren “Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” filmi büyük ilgi gördü. Hayat Van Eck’in canlandırdığı Süleymanoğlu, Netflix’te yayımlanmasının ardından uluslararası izleyiciyle de buluştu. Rekorları, başarıları ve özgürlük mücadelesiyle bir efsane olarak yaşayan Naim Süleymanoğlu, yalnızca Türkiye toplumunun değil dünya spor tarihinin en saygıdeğer figürlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.

Dilber Alınak’ı darp eden saldırgana 17 yıl 4 ay hapis cezası Haber

Dilber Alınak’ı darp eden saldırgana 17 yıl 4 ay hapis cezası

Kürt siyasetçi Mahmut Alınak’ın ablası Dilber Alınak’a yönelik ağır saldırı davasında karar çıktı. Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Ekrem Aybi’yi “yağma”, “kadına karşı nitelikli şiddet” ve “hakaret” suçlarından 17 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı. Saldırı güvenlik kamerasına yansımıştı 80 yaşındaki Dilber Alınak, 9 Ağustos 2023’te Kars’ın Digor ilçesinde sabah yürüyüşü yaptığı sırada, eski AKP’li belediye meclis üyesi Ekrem Aybi’nin saldırısına uğradı. Dakikalarca süren şiddet sonucu ağır yaralanan Alınak’ın para, ziynet eşyası ve cep telefonu gasbedildi. Olay anı güvenlik kameralarına da yansıdı. Görüntülerde, Aybi’nin Alınak’a yaklaşarak yaklaşık 5 dakika boyunca darp ettiği, ardından yaralı kadını hastaneye götürüp olayı “trafik kazası” gibi göstermeye çalıştığı görüldü. Ancak kamera kayıtları gerçeği ortaya çıkardı. 17 yıl 4 ay hapis cezası 21 Ekim 2025’te görülen karar duruşmasında, Dilber Alınak’ın avukatı Sinan Erdağı ve sanık Ekrem Aybi hazır bulundu. Savcının esas hakkındaki mütalaasının ardından mahkeme heyeti, Aybi’ye 17 yıl 4 ay hapis cezası vererek hükmen tutuklanmasına karar verdi. Dilber Alınak uzun süre yoğun bakımda kaldı Saldırının ardından ağır yaralanan Dilber Alınak, Kars Harakani Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde entübe edildi. Günler sonra kontrollü olarak uyandırıldı. Doktorlar, Alınak’ın beyin kanaması geçirdiğini, vücudunda ödem oluştuğunu ve sağ gözünde kalıcı görme kaybı riski bulunduğunu açıkladı. Toplumsal ve uluslararası tepki Olay, Digor halkı ve kadın örgütleri başta olmak üzere ülke genelinde büyük tepki yarattı. Kars Barosu, HDP Kadın Meclisi ve Yeşil Sol Parti saldırıyı kınarken, Mahmut Alınak, ablasına yapılan saldırıyı “Digor’a yas çöktü” sözleriyle nitelendirdi. Avustralya vatandaşı olan Dilber Alınak’a yönelik saldırı, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Avustralya hükümeti, Ankara üzerinden Türkiye makamlarıyla resmi temas kurarak dava süreci hakkında bilgi aldı. Olay, kadın hakları örgütleri ve insan hakları savunucuları tarafından “kadına yönelik sistematik şiddetin çarpıcı bir örneği” olarak değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.