SON DAKİKA

#Bilimsel Veriler

HABER DEĞER - Bilimsel Veriler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilimsel Veriler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güneş alarm veriyor! Dört dev patlama Dünya’yı etkileyebilir Haber

Güneş alarm veriyor! Dört dev patlama Dünya’yı etkileyebilir

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin (NOAA) Uzay Hava Tahmin Merkezi, Güneş’te kısa aralıklarla gerçekleşen dört büyük patlamanın Dünya üzerinde etkiler yaratabileceğini açıkladı. 1 ve 2 Şubat tarihlerinde kaydedilen X sınıfı patlamaların, yüksek enerjili parçacık olaylarını tetikleyebileceği ve Koronal Kütle Atımı ihtimalini artırdığı belirtildi. En güçlü patlamalardan biri kaydedildi Süreç, 1 Şubat’ta UTC ile 12.33’te gerçekleşen X1.0 şiddetindeki patlamayla başladı. Yaklaşık 11 saat sonra ise X8.1 büyüklüğünde çok daha güçlü bir patlama meydana geldi. 2 Şubat’ta yaşanan X2.8 ve X1.6 şiddetindeki iki patlama ile birlikte Güneş’teki hareketlilik dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. X8.1 büyüklüğündeki patlama, Ekim 2024’ten bu yana görülen en güçlü olay olurken kayıt altına alınan en büyük patlamalar arasında da üst sıralara yerleşti. Kaynak yeni bir güneş lekesi grubu Bilim insanları patlamaların, Güneş yüzeyinde yeni oluşan ve “RGN 4366” olarak adlandırılan güneş lekesi grubundan kaynaklandığını belirledi. Bu grubun Dünya’ya dönük konumda olması, önümüzdeki günlerde uzay hava olaylarının daha belirgin hissedilebileceğine işaret ediyor. Hem görsel şölen hem teknolojik risk Güneş’ten koparak uzaya yayılan dev plazma bulutları olarak tanımlanan Koronal Kütle Atımları, Dünya’nın manyetik alanıyla etkileşime girdiğinde iki farklı sonuç doğurabiliyor. Bir yandan gökyüzünde büyüleyici kutup ışıkları oluşabilirken, diğer yandan uyduların işleyişinde aksaklıklar, güç şebekelerinde dalgalanmalar ve iletişim teknolojilerinde kesintiler yaşanabiliyor. Aktif döngü etkisini sürdürüyor Güneş’in yaklaşık 11 yıllık döngüsünde en yoğun evrenin geride kaldığı düşünülse de uzmanlar bu tür güçlü patlamaların tamamen sona ermediğine dikkat çekiyor. Bilim insanlarına göre yeni döngünün başlamasının beklendiği 2030’a kadar benzer olaylar yaşanmaya devam edebilir. Bilim dünyasının ortak saati: UTC Patlamaların saatleri UTC’ye göre paylaşılıyor. Eş Güdümlü Evrensel Zaman olarak bilinen bu sistem, havacılık ve uzay araştırmalarında küresel referans noktası kabul ediliyor. Tüm dünyanın farklı yerel saatler kullanması nedeniyle oluşabilecek karışıklığın önüne geçmek için bilimsel veriler bu ortak zaman dilimine göre kaydediliyor. haberdeger.com ​​​​​​​Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Prof. Dr. Bektaş: İstanbul’u depremden bu çukurlar koruyor Haber

Prof. Dr. Bektaş: İstanbul’u depremden bu çukurlar koruyor

Osman Bektaş, İstanbul’un deprem riskiyle ilgili dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu. Bektaş’a göre Marmara Denizi’ndeki bazı jeolojik çukurlar, büyük depremlerin enerjisini azaltarak kentin daha büyük sarsıntılardan korunmasında önemli rol oynuyor. “Depremin İstanbul’a yürüyüşünü çukurlar durdurdu” Sosyal medya hesabından açıklama yapan Prof. Dr. Bektaş, 23 Nisan 2025’te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin İstanbul’a doğru ilerleyişinin Kumburgaz Çukuru tarafından durdurulduğunu ifade etti. Bektaş, geçmiş büyük depremlerle ilgili örnekler de vererek şu değerlendirmeyi yaptı: “1912 Mürefte M7,4 depreminin İstanbul’a doğru ilerleyişini Orta Marmara Çukuru, 1999 M7,4 İzmit depreminin batıya ilerleyişini Çınarcık Çukuru, 2025 M6,2 Silivri depreminin İstanbul’a yürüyüşünü ise Kumburgaz Çukuru durdurmuştur.” Deprem enerjisini sönümleyen yapı Bektaş, bu çukurların jeolojik özellikleri nedeniyle deprem enerjisini sönümleyici şekilde çalıştığını belirtti. “Creep” (sürünme) olarak adlandırılan bu mekanizmanın, fay kırığının ilerlemesini durdurduğunu ve stresi arka taraftaki segmentlere aktardığını söyledi. Bu durumun, Ana Marmara Fayı’nın parçalı kırılmasına yol açtığını vurguladı. “Bariyer gibi deprem kırığını durduruyorlar” Marmara’daki çukurların yer kabuğunun en çok gerildiği ve inceldiği alanlar olduğunu belirten Bektaş, kabuğun ince olması nedeniyle magmaya bağlı ısının yüzeye daha yakın olduğunu ifade etti. Bunun sonucunda kayaçların gevrek değil, sünek bir yapıya büründüğünü söyledi. Ayrıca bu bölgelerde gaz ve su gibi akışkanların fazla olduğunu belirterek, “Yüksek basınçlı bu sıvılar fay zonlarını adeta yağlıyor. Fay kilitlenip enerji biriktiremiyor, bunun yerine sessiz fay hareketi yaparak deprem kırığını bariyer gibi durduruyor” dedi. Prof. Dr. Bektaş’ın değerlendirmeleri, Marmara Denizi’ndeki jeolojik yapıların İstanbul’un deprem riskinde belirleyici bir rol oynadığını ortaya koyarken, bilimsel veriler ışığında fayların davranışının daha yakından izlenmesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.