SON DAKİKA

#Bilirkişi Raporu

HABER DEĞER - Bilirkişi Raporu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilirkişi Raporu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Süleymancıların eski lideri Denizolgun’u kim öldürdü?: Yeğeninden  dikkat çeken iddialar Haber

Süleymancıların eski lideri Denizolgun’u kim öldürdü?: Yeğeninden dikkat çeken iddialar

"Bulunamadı" denen otopsi görüntüleri ortaya çıktı Süleymancı cemaatinin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında evinde hayatını kaybetmesine ilişkin hukuki süreçte sarsıcı iddialar gündeme geldi. Merhum bakanın yeğeni, eski AK Parti İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, amcasının ölümüne dair Adli Tıp Kurumu (ATK) sürecinde karanlık noktaların bulunduğunu öne sürdü. Soruşturmanın, eski Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in 13 Ağustos 2026’da gözaltına alınmasının ardından genişletildiğini belirten Denizolgun; Sabah gazetesinin aktardığı bilgilere göre Gökçen’in, ölüm raporunun ATK’da sümen altı edilmesinde kilit bir rol oynadığını ve tüm iddialara rağmen 14 Ağustos 2026’ya kadar kurumda bilirkişilik yapmaya devam ettiğini iddia etti. Feth-i Kabir kararı sonrası görüntüler çıktı Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı çelişkinin otopsi kayıtlarında yaşandığını belirten Denizolgun, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Şubat 2026’dan itibaren otopsi görüntülerini üç kez talep ettiğini söyledi. Ancak ATK’nın 16 Temmuz 2026 tarihinde mahkemeye ve başsavcılığa "görüntülerin bulunmadığını" bildirdiğini aktaran Denizolgun, süreçle ilgili feth-i kabir kararı verilmesinin ardından, daha önce bulunmadığı iddia edilen otopsi görüntüleri birdenbire ortaya çıktı ve başsavcılığa gönderildi. Ancak bu görüntüler de kesik kesik ve farklı biçimlerde iletildiğini söyledi. Nefessiz bırakılma ihtimali dışlanamaz Ortaya çıkan ve dosyaya dahil edilen otopsi görüntüleri üzerinden yapılan yeni bilirkişi incelemesinde, ölüm şekline ilişkin kritik değerlendirmelerin yer aldığı bildirildi. Bilirkişi raporunda; maktulün göğsüne baskı uygulanmasıyla birlikte ağız ve burnunun kapatılarak nefessiz bırakılması ihtimalinin bilimsel açıdan kesinlikle dışlanamayacağı vurgulandı. Öte yandan Denizolgun, soruşturma dosyası açısından hayati önem taşıyan fiziki numunelerin ise ATK bünyesinde imha edildiğini öne sürdü. Eski HSK üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in 2005’te başlayan ATK bilirkişilik sürecinin 2010’daki HSK üyeliğiyle kesildiği, ancak 2015 yılından gözaltına alındığı tarihe kadar yeniden ATK Trafik ve İhtisas Dairesi’nde görevlendirildiği kaydedildi. Yargı makamlarının olayla ilgili derinlemesine incelemesi sürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski Ulaştırma Bakanı'nın ölümünde çarpıcı bilirkişi raporu: "Yastıkla boğulmuş olabilir" Haber

Eski Ulaştırma Bakanı'nın ölümünde çarpıcı bilirkişi raporu: "Yastıkla boğulmuş olabilir"

10 yıl sonra gelen kritik bilirkişi raporu Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde şüpheli şekilde hayatını kaybetmesine ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada dengeleri değiştiren bir gelişme yaşandı. Dosyaya giren 25 Ağustos 2026 tarihli yeni bilirkişi raporu, aradan geçen 10 yılın ardından eski otopsi kararlarını ve "doğal ölüm" tanısını tartışmaya açtı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan rapor; 2016 yılına ait 145 otopsi fotoğrafı, otopsi video kayıtları, dönemin adli tıp raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri ve fethi kabir işlemlerine ait belgelerin tamamını kapsamlı bir şekilde inceledi. Otopsi görüntülerinde 4 ayrı ekimoz tespit Eedildi Rapordaki en dikkat çekici bulgulardan biri, yeniden incelenen otopsi fotoğraf ve videolarından elde edildi. Uzman bilirkişi, Denizolgun’un sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4x6 santimetre, 3x5 santimetre, 2x4 santimetre ve 1x2 santimetre boyutlarında 4 ayrı ekimotik alan (ekimoz) belirledi. Bu izlerin altındaki dokularda da kanama tespit edilmesi, söz konusu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini net bir şekilde ortaya koydu. "Göğse dizle basılıp ağız ve burun yastıkla kapatılmış olabilir" Bilirkişi raporunda, lezyonların büyüklükleri ve göğüsteki yerleşim yerleri göz önüne alınarak ölüm mekanizmasına dair şu çarpıcı değerlendirme yapıldı: Bir kişinin Denizolgun’un göğsüne diziyle baskı uygularken ağız ve burnunu bir yastıkla kapatmak suretiyle nefessiz bırakmış olması mümkündür. Rapor, bu senaryonun kesin ölüm mekanizması olduğunu iddia etmese de, mevcut görüntüler üzerinden maktulün bu şekilde kasten öldürüldüğü ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak kesinlikle dışlanamayacağını vurguladı. Ayrıca 2016 yılında verilen "doğal ölüm" kararının "adli tıbbi eksiklik" içerdiği, ölümün travmatik olmayan beyin kanamasına bağlı olduğunu kanıtlayacak yeterli ve objektif verinin bulunmadığı kayda geçirildi. Ağır metal bulguları ve soruçturmanın genişletilmesi 2016 yılındaki otopsi toksikolojisinde dokularda ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallere rastlandığı ancak miktarları raporda belirtilmediği için zehirlenme veya beyin kanamasına etki edip etmediğinin mevcut verilerle tam olarak değerlendirilemediği ifade edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni bilirkişi raporundaki bu sarsıcı tespitlerin ardından soruşturmanın kapsamını genişleterek Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında dosyayı ilk etapta "Adam Öldürme" suçu kapsamında ele almaya başladı. Süreç nasıl gelişti? Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu bildirilmişti. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı belirtilmişti. Karar doğrultusunda; Başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmişti. Görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, mezardan çıkarılan örnekler işlemlerin ardından yeniden kabre konulmuştu. Fethi kabirden elde edilen bu yeni numunelerin ve otopsi şahit numunelerinin analiz edilerek Adli Tıp Kurumu 1. ve 5. İhtisas Kurullarının müşterek değerlendirme yapmasının, ölüm nedeninin kesin olarak aydınlatılmasında kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ermeç Apartmanı davasında kriz Haber

Ermeç Apartmanı davasında kriz

Adalet Arayışı Sürüyor Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Malatya'nın Battalgazi ilçesinde yıkılan ve 19 kişiye mezar olan Ermeç Apartmanı'na ilişkin dava, Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam ediyor. Müteahhitler Hasan Hüseyin Ermeç ve Abdulvahap Gündoğan ile fenni mesul Metin Karataş ve dönemin belediye görevlilerinin "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçlamasıyla yargılandığı davada, depremzede yakınları adalet beklentilerini dile getirdi. "Sıradan Bir Olay Değil" Duruşmada söz alan ve depremde ailesini kaybeden Mehmet Erdoğan, yaşamını yitirenlerin savaşta değil, evlerinde uyurken hayatlarını kaybettiklerine vurgu yaparak, "Bugün burada konuşulan şey sadece beton, demir ya da bir bina değildir; annemin, babamın ve ağabeylerimin hayatıdır. Tek isteğim, onların ölümünün sıradan bir olay gibi görülmemesi ve gerçek sorumluların hukuk önünde hesap vermesidir" dedi. Duruşma 8 Temmuz'a Ertelendi Yalova Üniversitesi'nden gelen bilirkişi raporuna yönelik sanık avukatlarının itirazlarını değerlendiren mahkeme heyeti, rapordaki ciddi eksiklikleri tespit etti. Eksikliklerin giderilmesi ve davanın sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi raporu alınmasına karar veren heyet, duruşmayı 8 Temmuz tarihine erteledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Güzelbahçe Belediyesi soruşturmasında çarpıcı detaylar: Sahte fotoğraflarla ruhsat skandalı Haber

Güzelbahçe Belediyesi soruşturmasında çarpıcı detaylar: Sahte fotoğraflarla ruhsat skandalı

İzmir Güzelbahçe Belediyesi’ne yönelik sabah saatlerinde düzenlenen "şafak operasyonu" gündemdeki sıcaklığını korurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen tahkikatın çarpıcı detaylarına ulaşıldı. "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "görevi kötüye kullanma" ve "imar kirliliğine neden olma" suçlamalarıyla yürütülen operasyonda, dosyaya eklenen tanık ve itirafçı beyanları usulsüzlük çarkını gözler önüne serdi. Sahte fotoğraflarla bakanlık sistemini aldatmışlar Soruşturma dosyasında yer alan en dikkat çekici iddialardan biri, imara aykırı projelere ruhsat ve iskan temin etmek amacıyla geliştirilen "fotoğraf hilesi" oldu. İfade veren tanık S.K., şebekenin yapı ruhsat süreçlerinde bakanlığın sistemini devre dışı bırakmak için sahte görseller kullandığını öne sürdü. Tanığın beyanına göre, hazırlanan projeler başlangıçta yasal mevzuata tamamen uygunmuş gibi kağıt üzerinde gösterildi. Ardından, daha önce inşa edilmiş yasal ve mevzuata uygun başka yapıların fotoğrafları çekilerek yeni projeye aitmiş gibi bakanlık sistemine yüklendi ve bu yolla elektronik onay alındı. Güzelbahçe Belediyesi imar biriminin de bu hileli onay numaraları üzerinden hızla yapı kullanım izin belgelerini (iskan) düzenlediği; iskan alındıktan hemen sonra ise binaların duvarlarının sökülerek imar sınırı üstünde büyütüldüğü ve haksız ticari alanlar yaratıldığı iddia edildi. Rüşvet trafiğini paravan şirketler ve aracılar yürütmüş Tanık S.K., 2022-2025 yılları arasında bölgede inşaat takip ve gayrimenkul işleri yürüten bir ismin yanında çalıştığını belirterek, müteahhitler ile belediye yönetimi arasındaki parasal ilişkileri ifşa etti. Sektörde "muameleci" olarak bilinen aracılar vasıtasıyla dosya ve paraların toplandığını aktaran tanık, yasa dışı imar artışları karşılığında talep edilen komisyonların belirli paravan firmalar ile belediye başkanının yakın çevresi üzerinden transfer edildiğini dile getirdi. Dosyada bu çarka aracılık ettiği öne sürülen bazı inşaat gruplarının banka dekontları ve "Yalı Balık" isimli işletme üzerinden dönen para hareketleri delil olarak yer aldı.Ayrıca süreçte imara aykırı yapılar nedeniyle CİMER’e şikayetler ulaştığı, bunun üzerine belediye yetkililerinin müteahhitlerle görüşerek "Şikayet sebebiyle resmi işlem yapmak zorundayız ancak yardımlarınızın (rüşvetin) sürmesi halinde size minimum idari ceza uygulayacağız ve yıkımı engelleyeceğiz" şeklinde güvence verdiği de iddialar arasında yer buldu. "Göz yumma" karşılığı Maybach araç iddiası Soruşturma dosyasındaki mali suç iddiaları sadece nakit transferleriyle sınırlı kalmadı. Tanık ifadesinde, bölgede faaliyet gösteren "Bambu Bahçe Mobilyaları" firmasıyla bağlantılı bir iş insanının, mevzuata aykırı şekilde genişletilen devasa ticari alanlara göz yumulması ve yıkım kararlarının uygulanmaması karşılığında Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay’a lüks segmentte bir "Mercedes Maybach Vito" araç tahsis ettiği ileri sürüldü. Bilirkişi raporu: Belediyeler birliğinde 3,5 milyon TL'lik usulsüzlük Öte yandan Başsavcılığın yürüttüğü soruşturmaya eklenen uzman bilirkişi raporunda, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın aynı zamanda başkanlığını yürüttüğü Yarımada Belediyeler Birliği'ndeki mali hesaplar da mercek altına alındı. Raporda, Günay'ın birlik bütçesinden ve üye belediyelerin ortak mal varlıklarından, kamuyu tam 3,5 milyon TL zarara uğratacak şekilde tamamen usulsüz ve şahsi harcamalar yaptığı tespiti yer aldı. Dosyadaki "Veli Ağbaba" ayrıntısı Soruşturma tutanaklarında CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın adına dair geçen iddialar da netlik kazandı. Tanık S.K., rüşvet ağının merkezindeki isimlerin kendi aralarındaki konuşmalarında Veli Ağbaba'nın adının zikredildiğini ancak Ağbaba’nın doğrudan rüşvet aldığına ya da bu trafiğe ortak olduğuna dair somut, gerçekçi ve fiziki bir bilgiye sahip olmadıklarını kaydetti. İfadede, Belediye Başkanı Mustafa Günay ile Veli Ağbaba arasında yalnızca parti içi siyasi bir yardımlaşma ve karşılıklı destek ilişkisi bulunduğunun altı çizildi. Gözaltı listesindeki son durum Sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyon kapsamında; Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, eşi Nermin Günay, eski belediye başkanı Özdem Mustafa İnce, İmar Müdürü Özgür Bayraktar ve Zabıta Müdürü Sezgin Kuş jandarma ekiplerince gözaltına alınarak sorgulanmak üzere İl Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Hakkında yakalama kararı bulunan belediye meclis üyesi Gizem Göçtü ile MİRYA Grup yetkilisi Şamil Göçtü’nün ise operasyondan kısa süre önce yurt dışına kaçtıkları belirlendi. Savcılığın çok yönlü soruşturması derinleşerek devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tuana’nın ölümünde yeni detaylar: İfadeler ve bilirkişi raporu ortaya çıktı Haber

Tuana’nın ölümünde yeni detaylar: İfadeler ve bilirkişi raporu ortaya çıktı

Giresun’un Görele ilçesinde, Hasbi Dede hakkında cinsel taciz iddiasında bulunduğu belirtilen 16 yaşındaki Tuana Elif Torun’un şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı. Görele Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hem tanık ifadeleri hem de bilirkişi raporu dosyaya girdi. Erkek arkadaşının ifadesi: “Fazlasıyla etkilenmişti” Tuana’nın erkek arkadaşı Dağhan Batın Cebeci’nin savcılığa verdiği ifadede, genç kızın yaşadığı olaylardan psikolojik olarak etkilendiği belirtildi. Cebeci, taciz iddialarının ardından Tuana ile ilişkilerinin daha da yakınlaştığını ifade ederken, genç kızın yaşananlardan “fazlasıyla etkilendiğini” söyledi. Cebeci ayrıca, babasının kendisine “kendini tehlikeye atacak bir beyanda bulunma” yönünde uyarıda bulunduğunu aktarırken, bu sözlerin yanlış anlaşılmış olabileceğini dile getirdi. Kazaya karışan sürücüyle bağlantı detayı İfadede dikkat çeken bir diğer unsur ise kazaya neden olan sürücünün tanınıyor olması oldu. Cebeci, sürücüyü sadece selam verecek kadar tanıdığını belirtirken, Tuana’nın bu kişiyle bir bağlantısı olup olmadığını bilmediğini ifade etti. Bilirkişi raporu: Sürücü kusurlu bulundu Dosyaya giren bilirkişi raporuna göre, kazaya karışan sürücü Adem Hasbaş’ın olay öncesinde yeterli önlemi almadığı tespit edildi. Raporda, fren izlerinin Tuana’nın düştüğü noktadan 4 metre sonra başlaması, sürücünün zamanında müdahale etmediği şeklinde değerlendirildi. Ayrıca sürücünün 1.97 promil alkollü olduğu belirtilirken, bu durumun kazanın oluşumunda etkili olduğu kaydedildi. Aileden çarpıcı iddialar Tuana’nın annesi Nuray Torun, kızının süreç boyunca ciddi psikolojik baskı altında olduğunu ve olaydan kısa süre önce tehdit içerikli ve yapay zeka ile oluşturulmuş görüntülerin yayıldığını ifade etti. Anne Torun, olayın yalnızca bir trafik kazası olmayabileceği ihtimaline dikkat çekerek kapsamlı bir soruşturma talep etti. Baba Ahmet Torun da olayın tüm yönleriyle araştırılmasını isterken, kazanın kasti olup olmadığına dair şüphelerin aydınlatılması gerektiğini belirtti. Soruşturma genişliyor Savcılık, hem taciz iddiası hem de şüpheli ölümle ilgili dosyayı çok yönlü olarak incelerken, elde edilen yeni bulguların soruşturmanın seyrini değiştirebileceği değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Orhan Pamuk’un 9 dairesinin bulunduğu bina için karar çıktı: Yıkım kesinleşti Haber

Orhan Pamuk’un 9 dairesinin bulunduğu bina için karar çıktı: Yıkım kesinleşti

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un İstanbul Beyoğlu’nda 9 dairesinin bulunduğu Taray Apartmanı için yürütülen hukuki süreçte kritik bir gelişme yaşandı. 2022 yılında “riskli yapı” ilan edilen ve yaklaşık 53 yıllık olan bina hakkında açılan davalarda mahkeme nihai kararını verdi. Bilirkişi raporu: Güçlendirme yeterli olmayacak Dosyaya sunulan son bilirkişi raporunda, binanın mevcut fiziki durumu ve bulunduğu konum nedeniyle güçlendirme çalışmalarının yeterli olmayacağı vurgulandı. Raporda, yapının yıkılarak yeniden inşa edilmesinin daha uygun olacağı ifade edildi. Mahkeme güçlendirme talebini reddetti Apartman sakinlerinden bazıları, binanın yıkılmaması için güçlendirme talebiyle dava açmış ve süreçte yıkımı durdurmak adına ihtiyati tedbir kararı aldırmıştı. Ancak “riskli yapı” kararına karşı açılan davalar idare mahkemesi tarafından reddedildi. Son olarak İstanbul 31. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmada, kat maliklerinin güçlendirme talebi kabul edilmedi. Daha önce alınan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının ardından, binaya ilişkin yıkım kararı kesinleşmiş oldu. 53 yıllık bina için yeni dönem başlıyor Toplam 18 daireden oluşan Taray Apartmanı’nın yıkım süreciyle birlikte, bölgede kentsel dönüşüm kapsamında yeni bir yapılaşmanın önü açılmış olacak. Karar, hem mülk sahipleri hem de kentteki riskli yapı tartışmaları açısından dikkat çeken örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Zeren’in KYK yurdundaki ölümünde kamu görevlileri 2 yıl sonra hâkim karşısında Haber

Zeren’in KYK yurdundaki ölümünde kamu görevlileri 2 yıl sonra hâkim karşısında

Aydın’da 25 Ekim 2023’te meydana gelen ve üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın hayatını kaybettiği asansör faciasına ilişkin adli süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Özel firma çalışanlarının yargılandığı dosyanın ardından, asansörün denetim ve idari sorumluluğundan sorumlu kamu görevlileri hakkında açılan dava, aradan geçen iki yılın sonunda görülebildi. Kamu denetimi yargı önünde Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada; dönemin Gençlik ve Spor İl Müdürü C.F., Yurt Müdürü E.Ç. ile M.B., A.K. ve M.Y. isimli kamu görevlileri “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla yargılanıyor. Savcılık, sanıklar için 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. Ancak duruşmaya hiçbir sanığın katılmaması dikkat çekti. Bilirkişi raporu yok, duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, olayda idari sorumluluğun kapsamını belirleyecek kritik bilirkişi raporunun henüz dosyaya girmediğini bildirdi. Bu gerekçeyle dava, 12 Şubat 2026 tarihine ertelendi. Böylece, olayın üzerinden neredeyse 2,5 yıl geçmiş olacak. Facianın arka planı Adnan Menderes Üniversitesi son sınıf öğrencisi Zeren Ertaş, Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda 16 kişilik asansörde yaşanan arıza sırasında kabinin ani şekilde kayması üzerine çıkmak isterken, duvar ile kabin arasına sıkışarak yaşamını yitirmişti. Özel firma davasında ‘iyi hâl’ indirimi Dosyanın ilk aşamasında, asansörün bakımını yapan özel firmanın yetkilileri yargılanmış; firma sahibi Mustafa Büyükyapıcı’ya verilen 6 yıl 8 ay hapis cezası “geleceği üzerindeki etkileri” gerekçesiyle 5 yıl 6 ay 20 güne indirilmişti. Aynı dosyada yargılanan mühendisler de aldıkları cezelerin ardından tahliye edilmişti. Aile bu kararları istinafa taşımıştı. Ailenin adalet çağrısı Duruşma salonunda müşteki olarak bulunan anne Serpil Ertaş ve baba Akın Ertaş, ertelemelerin yarattığı yıpranmaya dikkat çekti. Baba Ertaş, “Artık sonuç almak istiyoruz; devletin bize sahip çıkmasını bekliyoruz” derken, anne Ertaş “Her duruşmada yeni bir erteleme yaşıyoruz, çok yoruldum” sözleriyle tepki gösterdi. Zeren Ertaş’ın ölümünde kamu denetiminin payını ortaya koyması beklenen dava, teknik raporların tamamlanmasıyla 2026 kışında yeniden görülecek. Ailenin talebi ise değişmedi: “Suçluların en ağır şekilde cezalandırılması.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.