SON DAKİKA

#Bin

HABER DEĞER - Bin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konut piyasasında yeni alarm: Sıfır konut satışlarının payı düşüyor Haber

Konut piyasasında yeni alarm: Sıfır konut satışlarının payı düşüyor

Türkiye’de konut piyasasında dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Toplam konut satışları yüksek seviyelerde devam ederken, yeni yapılan ve ilk kez satılan konutların toplam satışlar içindeki payında belirgin bir gerileme görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, özellikle son yıllarda sıfır konut satışlarının payının kademeli şekilde düştüğünü ortaya koyuyor. İlk el konut satışlarının payı hızla geriledi TÜİK verilerine göre 2017 yılında Türkiye genelinde 718 bin 104 adet ilk el konut satışı gerçekleşti. Bu satışlar toplam konut satışlarının yüzde 48,10’unu oluşturdu. 2018 yılında ise ilk el konut satışları 715 bin 589 adet olarak kaydedildi ve toplam satışlar içindeki payı yüzde 48,74 seviyesine çıktı. Ancak sonraki yıllarda bu oran kademeli olarak düşmeye başladı. Son 10 yılda düşüş eğilimi 2019 yılında ilk el konut satışları 563 bin 419 adet olurken toplam satışlar içindeki payı yüzde 39,15’e geriledi. 2020 yılında ise 530 bin 37 adet ilk el konut satışı gerçekleşti ve oran yüzde 32,96 seviyesine düştü. Bu düşüş trendi sonraki yıllarda da devam etti. Son yıllardaki tablo Verilere göre: 2021: 527 bin 473 satış – yüzde 32,77 pay 2022: 547 bin 58 satış – yüzde 33,65 pay 2023: 442 bin 484 satış – yüzde 33,27 pay 2024: 517 bin 600 satış – yüzde 33,40 pay 2025: 570 bin 812 satış – yüzde 32,43 pay 2026 yılının Ocak–Şubat döneminde ise 71 bin 854 adet ilk el konut satışı gerçekleşti ve toplam satışlar içindeki payı yüzde 30,44’e kadar geriledi. Konut piyasası için önemli sinyal Gayrimenkul sektöründe ilk el konut satışlarının payının düşmesi, piyasada ikinci el konutların daha fazla tercih edildiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre bu durum, hem konut üretim maliyetlerinin yükselmesi hem de finansman koşullarının zorlaşmasıyla bağlantılı olabilir. Yeni konut üretiminin yavaşlaması veya talebin ikinci el konutlara yönelmesi, konut piyasasında üretim ve satış dengesi açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

80 bin tapu için yeni düzenleme: İptal tapuların iadesi Meclis gündeminde Haber

80 bin tapu için yeni düzenleme: İptal tapuların iadesi Meclis gündeminde

AK Parti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 29 maddelik torba kanun teklifi, orman kadastrosu nedeniyle iptal edilen tapularla ilgili uzun süredir devam eden mülkiyet sorunlarını çözmeyi amaçlıyor. Teklif yasalaşırsa orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle iptal edilen binlerce tapunun hak sahiplerine iade edilmesinin önü açılacak. 80 bin taşınmazı kapsayan düzenleme Teklifin kabul edilmesi halinde yaklaşık 80 bin tapulu taşınmaz üzerindeki kısıtlamalar kaldırılacak. Bu taşınmazların toplam büyüklüğünün yaklaşık 129 bin hektar olduğu belirtiliyor. Mirasçılar dahil yaklaşık 3 milyon yurttaşın bu düzenlemeden dolaylı olarak etkileneceği ve mülkiyet sorunlarının önemli ölçüde çözülebileceği ifade ediliyor. İptal edilen tapular eski sahiplerine iade edilecek Geçmiş yıllarda yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında bazı tarla, bağ, bahçe ve evler orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle “Devlet Ormanı” olarak kaydedilmiş ve tapular iptal edilerek Hazine adına tescil edilmişti. Yeni düzenlemeyle bu taşınmazların eski hak sahiplerine veya mirasçılarına bedelsiz iade edilmesi planlanıyor. Daha önce tazminat ödenmişse, vatandaşın aldığı tazminatı geri ödeyerek tapusunu yeniden alabilmesi mümkün olacak. Başvuru için iki yıl süre tanınacak Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından tapusu iptal edilen taşınmaz sahiplerine iki yıl içinde başvuru yapma hakkı verilecek. Başvuru süresinde işlem yapılması halinde taşınmazların yeniden hak sahiplerine devredilmesi mümkün olacak. 3 hektardan küçük alanlar orman sayılmayacak Teklifte yer alan önemli maddelerden biri de orman tanımına ilişkin düzenleme oldu. Buna göre 3 hektardan küçük ağaçlık alanlar artık orman statüsünde değerlendirilmeyecek. Bu alanların tapuları üzerindeki orman şerhleri kaldırılacak. 3 hektar ve üzerindeki alanlar ise “özel orman” statüsünde değerlendirilecek. Tarım arazileri için yeni uygulamalar geliyor Kanun teklifi yalnızca tapu sorununu değil tarım ve arazi kullanımını da kapsayan düzenlemeler içeriyor. Buna göre: Üst üste iki yıl ekilmeyen tarım arazileri kiraya verilerek üretime kazandırılacak. Hangi bölgede hangi ürünlerin ekileceğini belirleyen planlı tarım modeli güçlendirilecek. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına yönelik denetim ve cezalar artırılacak. Amaç: mülkiyet sorunlarını ve tazminat yükünü azaltmak Mevcut uygulamada devlet ormanı sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle iptal edilen tapular nedeniyle çok sayıda tazminat davası açılmıştı. Yeni düzenlemeyle hem yurttaşların mağduriyetinin giderilmesi hem de devletin 516 milyar liraya ulaşabileceği öngörülen tazminat yükünün azaltılması hedefleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Altın 2026’ya rekor beklentilerle giriyor: Dev bankalar tahminlerini yukarı çekti Haber

Altın 2026’ya rekor beklentilerle giriyor: Dev bankalar tahminlerini yukarı çekti

2025 yılında jeopolitik gerilimler, merkez bankalarının yoğun alımları ve ABD para politikasındaki gevşeme sinyalleriyle tarihi bir performans sergileyen altın, yatırımcıların 2026 projeksiyonlarında da güçlü görünümünü koruyor. Küresel bankalar ve piyasa analistleri, yeni yılda altının seyrine ilişkin güncel tahminlerini paylaşırken, güvenli liman talebinin süreceği görüşü öne çıkıyor. Altın 45 yılın zirvesini aştı 2025 boyunca yaklaşık yüzde 63 değer kazanan altın, eylül ayında enflasyona göre düzeltilmiş tarihi zirvesini aşarak ekim başında ons başına 4 bin dolar seviyesinin üzerine çıktı. Bu yükselişte, yatırımcıların altına dayalı ETF’lere yönelmesi ve merkez bankalarının hızlanan alımları belirleyici oldu. Gümüş, performansıyla dikkat çekti Altındaki yükselişe gümüş de eşlik etti. Gümüş fiyatları 2025’i yüzde 140’ı aşan bir artışla tamamladı. Sanayi talebindeki artış, arz sıkışıklığı ve spekülatif işlemler bu yükselişte etkili oldu. Dünya Altın Konseyi Baş Stratejisti John Reade, piyasadaki tabloyu “kariyerim boyunca benzeri görülmemiş” sözleriyle değerlendirdi. 2026’da altın için genel beklenti: Yükseliş sürer mi? Analistlere göre mevcut makroekonomik koşullar korunursa, altındaki yukarı yönlü eğilim 2026’da da devam edebilir. Faiz indirimleri, doların zayıflaması ve jeopolitik belirsizlikler, altını destekleyen ana faktörler olarak öne çıkıyor. Dev bankaların 2026 altın tahminleri JP Morgan Küresel Emtia Stratejisi Başkanı Natasha Kaneva, yükselişin doğrusal olmayacağını ancak temel dinamiklerin güçlü kaldığını belirterek, 2026 sonunda ons altının 5 bin dolara yaklaşabileceğini ifade etti. Goldman Sachs, temel senaryosunda altının Aralık 2026’ya kadar yüzde 14 artışla ons başına 4 bin 900 dolara yükseleceğini öngördü ve yatırımcı talebinin yukarı yönlü risk oluşturduğunu vurguladı. Morgan Stanley, artış hızının daha sınırlı olabileceğini ancak faiz indirimleri ve zayıf doların fiyatları destekleyeceğini belirtti. Banka, 2026’nın dördüncü çeyreğinde ons fiyatını 4 bin 800 dolar seviyesinde görüyor. UBS, beklentisini yukarı yönlü revize ederek 2026’nın ilk üç çeyreği için 5 bin dolar hedefi koydu. Son çeyrekte ise sınırlı bir düzeltme ihtimaline dikkat çekti. Bank of America ve HSBC, elverişli koşullar altında altının 2026’da 5 bin dolar seviyesini test edebileceği görüşünde birleşti. Analistler ne diyor? Capital.com Kıdemli Piyasa Analisti Kyle Rodda, yükselişin arkasında faiz indirim beklentileri, jeopolitik riskler ve küresel mali belirsizliklerin bulunduğunu belirtti. Rodda’ya göre teknik göstergeler zaman zaman aşırı alıma işaret etse de, temel dinamikler altın lehine çalışıyor. KCM Trade Global Baş Analisti Tim Waterer ise merkez bankalarının dolardan uzaklaşarak altına yönelmesinin sürdüğünü vurgulayarak, faiz indirimleri ve küresel riskler nedeniyle altının 2026’da da yatırımcılar için cazibesini koruyacağını ifade etti. Küresel bankaların güncel tahminleri, 2026 yılında altın piyasasında dalgalanmalar yaşansa bile ana yönün yukarı olmaya devam edebileceğine işaret ediyor. Jeopolitik belirsizlikler ve para politikasındaki gevşeme sinyalleri sürdükçe, altın yatırımcıların güvenli limanı olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Balıkçılar 80 bin TL maaşa rağmen tayfa bulamıyor Haber

Balıkçılar 80 bin TL maaşa rağmen tayfa bulamıyor

Ege Denizi’nde av sezonu hızla devam ederken balıkçılık sektörünün kronikleşen bir sorunu daha görünür hale geldi: Tayfa krizi. Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Başkan Vekili Mehmet Aksoy, sektörün en büyük darboğazının “nitelikli iş gücü eksikliği” olduğunu belirterek, “Gençler teknede değil, ofiste çalışmak istiyor” dedi. “Asgari ücretin 3-4 katını veriyoruz, yine de kimse gelmiyor” Balıkçılık sektörünün omurgasını oluşturan tayfaların maaşları asgari ücretin 3-4 katına ulaşmış durumda. Ancak Aksoy’a göre bu yüksek kazanç bile gençlerin ilgisini çekmiyor: “Tayfalar bir teknenin olmazsa olmazıdır. Kendilerine asgari ücretin 3-4 katı maaş veriyoruz fakat gençler masa başı iş istedikleri için tayfalığı tercih etmiyor. Gemi sahibi üç öğün yemek, yatacak yer ve sezon sonunda gelirden prim de veriyor. Buna rağmen tayfa bulmakta zorlanıyoruz.” Aksoy, mevcut tayfaların “futbolcu gibi transfer” dönemleri yaşadığını belirterek, iyi personelin her sezon farklı teknelere geçtiğini anlattı. “Bu sorunu çözmek için ara eleman yetiştiren meslek yüksekokulları açılması yönünde çalışmalar yürütüyoruz.” “Maaşlar 80 bin TL’ye dayandı ama eleman yok” İzmir Güzelbahçe Balıkçı Barınağı’nda çalışan Mustafa Baran, mesleği babasından devraldığını belirterek, gençlerin sektörden uzaklaştığını söyledi: “Son dönemlerde tayfa bulmakta zorlanıyoruz. Bulsak bile kalifiye değiller. Eğitmek için aylarca uğraşıyoruz. Maaşlar 80 bin liraya dayandı ama çalışacak kimse yok.” Baran’a göre tayfa eksikliği yalnızca Ege’ye özgü değil; Karadeniz ve Marmara’daki teknelerde de benzer tablo yaşanıyor. “Yüksek para veriyoruz ama gençler işi beğenmiyor” Balıkçılıkta 50 yılı geride bırakan Hüseyin Cambaz, deniz emeğinin ağır ama kazançlı bir iş olduğunu, buna rağmen gençlerin teknelere çıkmak istemediğini vurguladı: “Gençler teknede çalışmak istemiyor. Üç öğün yemek, kalacak yer ve 80 bin lira maaş veriyoruz, ama işi beğenmiyorlar. Bu sadece Ege’nin değil, Türkiye’nin sorunu.” Cambaz, “Tayfa olmadan gemi bir işe yaramaz,” diyerek sorunun sürdürülebilir balıkçılığı tehdit ettiğini dile getirdi. “Zor ama ekmeği denizde” 30 yıldır tayfa olarak çalışan Salih Peşmen ise emeğin karşılığının olduğunu ancak işin zorluğunun gençleri caydırdığını söylüyor: “Gemide çalışmak gerçekten zor. Maaşlar 70 bin liradan başlayıp 100 bine kadar çıkıyor ama deniz hayatı sabır ister. Gençler o sabrı göstermiyor.” Tayfalar, Eylül’den Nisan’a kadar tüm hava koşullarına rağmen denizde çalışıyor, ağları seriyor, balıkları ayrıştırıyor ve teknelerin bakımını üstleniyor. “Balıkçı tayfası denizlerin görünmeyen kahramanı” Uzmanlara göre tayfalar, Türkiye’nin balık üretim zincirinin en kritik halkası. Rota, güvenlik, bakım, temizlik ve ağ hazırlığı gibi görevlerle balıkçılığın sürdürülebilirliğini sağlıyorlar. Ancak bu emek, genç kuşak için cazibesini yitirmiş durumda. Denizin riskli doğası, uzun mesai saatleri ve şehir yaşamından uzak koşullar, yeni nesli masa başı işlere yöneltiyor. Ege’den Karadeniz’e uzanan tayfa sıkıntısı, Türkiye’de denizcilik meslek eğitiminin ve emek politikalarının yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Yüksek maaş, barınma ve prim imkânlarına rağmen gençlerin tekneden uzak durması, “emeğin kültürel dönüşümünü” de gözler önüne seriyor. “Balıkçı teknelerinde artık tayfa değil, boş ağlar bekliyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.