SON DAKİKA

#Birleşik Arap Emirlikleri

HABER DEĞER - Birleşik Arap Emirlikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşik Arap Emirlikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çin’den Yemen mesajı: Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne tam saygı şart Haber

Çin’den Yemen mesajı: Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne tam saygı şart

Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcısı Sun Lei, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki oturumda Yemen’e ilişkin önemli mesajlar verdi. Sun Lei, Konsey kararlarının yanlış yorumlanmaması ya da kötüye kullanılmaması gerektiğini belirterek, Yemen’in egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne tam saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. BMGK kararına çekimser kalan ülkelerden biri Çin oldu BMGK, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Husilerin Kızıldeniz’de ticaret gemilerine yönelik saldırılarına ilişkin Konsey’e düzenli rapor sunma yükümlülüğünü 15 Temmuz 2026’ya kadar uzatan karar tasarısını kabul etti. Oylamada Çin ve Rusya çekimser kalırken, Konsey’in diğer üyeleri tasarıya destek verdi. Yemen’deki kriz Gazze ile bağlantılı Konsey’de yaptığı konuşmada Sun Lei, Yemen ve Kızıldeniz’de yaşanan gelişmelerin Gazze’deki çatışmalarla yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Çinli diplomat, Gazze’de ilk aşama ateşkes anlaşmasının eksiksiz uygulanması, kalıcı ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sun Lei, Filistin meselesine kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunmadan bölgesel istikrarın sağlanamayacağını ifade etti. “Yemen’de insani durum hızla kötüleşiyor” Sun Lei, Yemen’de güvenlik durumunun uzun süredir son derece kırılgan olduğunu, barış sürecinin tıkandığını ve silahlı çatışmaların devam ettiğini söyledi. Ülkedeki insani koşulların hızla kötüleştiğine işaret eden Çinli temsilci, özellikle Yemen’in güneyinde son günlerde yaşanan gelişmelerin krizi daha da karmaşık hale getirdiğini dile getirdi. Siyasi diyalog ve bölgesel sorumluluk çağrısı Çin, Yemen’deki tüm taraflara anlaşmazlıkların siyasi diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu. Sun Lei, barış ve istikrarın yeniden tesis edilebilmesi için uygun koşulların oluşturulması gerektiğini belirterek, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin yanı sıra uluslararası toplumun da siyasi çözüm sürecinde yapıcı rol üstlenmesini desteklediklerini söyledi. Husilere Kızıldeniz çağrısı Sun Lei, ayrıca Husilere yönelik bir çağrıda bulunarak, uluslararası hukuka uygun şekilde Kızıldeniz’deki tüm ülkelerin ticaret gemilerinin seyrüsefer haklarına saygı gösterilmesi ve bölgedeki deniz yollarının güvenliğinin korunması gerektiğini vurguladı. Çin’in bu açıklamaları, Yemen krizinde askeri adımlar yerine egemenlik, siyasi çözüm ve bölgesel istikrar vurgusunu öne çıkaran yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran’dan sert uyarı: ABD müdahale ederse bölgedeki üsler hedefte Haber

İran’dan sert uyarı: ABD müdahale ederse bölgedeki üsler hedefte

İran genelinde devam eden protestolar sürerken, Tahran’dan ABD ve müttefiklerine yönelik yüksek gerilim içeren bir uyarı geldi. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Washington’ın protestolara doğrudan müdahil olması durumunda, komşu ülkelerde yer alan ABD askeri üslerinin hedef alınacağını açıkladı. Yetkili, bu mesajın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye dahil olmak üzere bölge ülkelerine diplomatik kanallar üzerinden iletildiğini belirtti. Uyarı bölge ülkelerine resmi kanallardan iletildi İranlı yetkilinin açıklamasına göre Tahran, olası bir ABD müdahalesini egemenliğe açık bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu çerçevede komşu ülkelere iletilen mesajda, ABD’ye ait askeri varlığın İran’a yönelik bir müdahalede meşru hedef haline geleceği vurgulandı. Açıklama, Orta Doğu’da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerine dair endişeleri artırdı. Katar’daki ABD üssünde “askeri duruş değişikliği” Diplomatik kaynaklar, Orta Doğu’daki en büyük ABD hava üslerinden biri olan Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nde görev yapan bazı personelin bölgeden ayrılmasının tavsiye edildiğini aktardı. Kaynaklar, bu adımın kapsamlı bir tahliye anlamına gelmediğini, daha çok askeri duruşta sınırlı bir değişiklik olarak değerlendirildiğini ifade etti. ABD’nin Katar Büyükelçiliği ve Katar Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Tahran’dan ABD ve İsrail’e suçlama İranlı yetkililer, ülkede süren protestoların ABD ve İsrail tarafından kışkırtıldığını öne sürerken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile diplomatik temaslarını sürdürdüğü bildirildi. İran devlet medyası, bu görüşmelerde ülkenin egemenliği ve güvenliğinin korunacağı yönünde net mesajlar verildiğini aktardı. Yaşanan gelişmeler, Orta Doğu’da askeri ve diplomatik gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde, bölge ülkeleri ve Türkiye toplumu açısından da yakından izlenen başlıklar arasında yer alıyor.

BAE destekli yapıdan geri adım: Yemen’de ayrılıkçı GGK kendini feshetti Haber

BAE destekli yapıdan geri adım: Yemen’de ayrılıkçı GGK kendini feshetti

Yemen’de uzun süredir devam eden siyasi ve askeri gerilimde dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) kendisini feshetme kararı alması, Yemen Şura Meclisi tarafından olumlu karşılandı. Karar, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yürütülmesi planlanan diyalog sürecinin önünü açabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Şura Meclisi, bölünmeyi derinleştiren yapılardan vazgeçilmesini olumlu buldu Yemen Şura Meclisi Başkanı Ahmed Ubeyd bin Dağr, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada GGK’nin fesih kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bin Dağr, silah zoruyla dayatılan tek taraflı projelerin Yemen toplumunu daha fazla böldüğünü vurgulayarak, güney meselesinin kapsayıcı ve diyaloga dayalı bir siyasi süreçle çözülmesi gerektiğini ifade etti. Riyad’daki Diyalog Konferansı sürecin merkezine yerleşti GGK Başkanlık Komitesi Genel Sekreteri Abdurrahman es-Subeyhi, konseyin tüm ana ve tali organlarını feshettiklerini duyururken, kararın Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yapılması planlanan Diyalog Konferansı hazırlıkları kapsamında alındığını açıkladı. Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman da güney meselesinin artık uluslararası toplumun desteğiyle somut bir siyasi sürece girdiğini belirtti. Hadramevt ve Mehra’daki çatışmalar kararı hızlandırdı Aralık 2025’te GGK’ye bağlı güçlerin Hadramevt ve Mehra vilayetlerini ele geçirmesi, Yemen’de tansiyonu yükseltmişti. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun müdahalesiyle bu bölgelerde yeniden kontrol sağlanırken, yaşanan askeri ve siyasi baskının GGK’nin fesih kararında etkili olduğu değerlendiriliyor. Yemen yönetimi birlik ve kapsayıcılık çağrısını yineliyor Yemen Başkanlık Konseyi, GGK Başkanı Aydarus ez-Zübeydi’nin konsey üyeliğinin iptal edildiğini ve hakkında adli süreç başlatıldığını açıklarken, güneydeki tüm siyasi aktörlere diyalog çağrısı yaptı. Yemen yönetimi, ülkenin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini esas alan bir çözümün, yurttaşların iradesine dayalı kapsayıcı bir süreçle mümkün olacağını vurguluyor. Bu gelişme, yıllardır süren Yemen krizinde askeri yöntemlerin yerine siyasi çözüm arayışlarının yeniden güç kazanabileceğine işaret ediyor.

İhracatta hedef ülke sayısı 60’a yükseldi Haber

İhracatta hedef ülke sayısı 60’a yükseldi

İhracatçılara 2026 yılının ilk müjdesi Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılında hedef ülke sayısı 55’ten 60’a çıkardı. İhracatçılara 2026 yılının ilk müjdesi Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılında hedef ülke sayısı 55’ten 60’a çıkardı. 2025 yılındaki hedef ülkeler; Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Azerbaycan, Bahreyn, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Bosna Hersek, Brezilya, Cezayir, Çekya, Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Filipinler, Fransa, Gana, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hindistan, Irak, İspanya, İtalya, Japonya, Kamboçya, Kanada, Katar, Kenya, Kolombiya, Kuveyt, Libya, Malezya, Meksika, Mısır, Nijerya, Özbekistan, Pakistan, Peru, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Senegal, Sırbistan, Suudi Arabistan, Şili, Tanzanya, Tayland, Tunus, Umman, Ürdün, Venezuela ve Vietnam 2026 yılında da yerlerini korurken, Filistin, Suriye, Slovakya, Macaristan ve Kuzey Makedonya listeye yeni giren ülkeler oldu. Ticaret Bakanlığı’nın Türk ihracatçılarının uluslararası arenada rekabetçiliklerinin artması adına her yıl 16 kalemde devlet destekleri verdiğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yurtdışı fuar, TURQUALITY, sektörel ticaret heyetleri, tarım, URGE, yurt içi fuar katılımı, pazara giriş, birim kira ve E-İhracat desteğinin öne çıktığını vurguladı. HEDEF ÜLKELER EİB'NİN İHRACATINDAN YÜZDE 73 PAY ALDI Hedef ülkelere yönelik düzenlenen fuar katılımı ve sektörel ticaret heyetlerinde Ticaret Bakanlığı’nın 20 puan ilave destek verdiğini, hedef sektörlerdeki firmaların ilave 5 puan daha destek aldığını vurgulayan Eskinazi, “Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılının 11 aylık döneminde gerçekleştirdiği 16 milyar 860 milyon dolarlık ihracatın 12 milyar 250 milyon dolarlık yüzde 73’lük büyük dilimi hedef ülkelere yapıldı. 2026 yılında bu çizgiyi sürdürmek istiyoruz” dedi. Ticaret Bakanlığı’nın devlet destekleri için 2025 yılında bütçesinde 33 milyar TL kaynak ayırdığı bilgisini veren Eskinazi, Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı için destek tutarını 45 milyar TL’ye çıkardığını, ihracatçılar olarak beklentilerinin Türkiye’ye kazandırdıkları döviz tutarının yüzde 1’inin ihracata destek olarak kanalize edilmesi olduğunu ifade etti. Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2025 yılı etkinlikleri hakkında da bilgi veren Eskinazi, 2025 yılında 17 fuara milli katılım organizasyonu ve 13 sektörel ticaret heyeti gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

“BAE yok” düzeltmesi: Casusluk dosyasında devletin sözü değişti Haber

“BAE yok” düzeltmesi: Casusluk dosyasında devletin sözü değişti

“BAE bağlantısı yok” Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü casusluk soruşturmasında şüpheliler arasında Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı bulunmadığını ve bu ülke ile irtibat tespit edilmediğini bildirdi. Tunç, kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğine karşı “bilgilendirme ihtiyacı” doğduğunu vurguladı. Savcılığın ilk metni BAE’yi işaret etti İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25 Kasım’da yayımladığı ilk basın metninde Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat servisine atıf yapılmış, soruşturma “siyasal veya askerî casusluk” kapsamında tanımlanmıştı. Aynı gün yayımlanan ikinci metinde ise ülke ismi, “siyasal veya askerî” nitelemesi ve bazı operasyon ayrıntıları çıkarıldı; dosya yalnızca “casusluk faaliyetlerinin deşifre edilmesi” olarak ifade edildi. Bakanlık, teknik sürecin çerçevesini çizdi Tunç’un açıklamasına göre şüphelilerin, Türkiye’de bir GSM operatörü üzerinden temin ettikleri hatlarla sahte profiller oluşturduğu ve bu hatlar üzerinden temaslar kurduğu tespit edildi. Söz konusu hatların daha sonra yurt dışına çıkarıldığı ve “casus yazılım destekli bilgi toplama” amacıyla kullanıldığı iddia edildi. Savcılık, “BAE ile ilişki yok” diyerek son noktayı koydu Başsavcılık, ek duyurusunda güvenlik kaynaklarına dayandırarak şüphelilerin Birleşik Arap Emirlikleri ile herhangi bir irtibatının bulunmadığını açıkladı. Dosyanın, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı koordinesiyle yürütüldüğü belirtildi. Operasyonda üç gözaltı, bir firari kararı çıktı Soruşturma kapsamında 25 Kasım’da düzenlenen operasyonda üç şüpheli yakalanırken, yurt dışında olduğu belirtilen bir kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Dosyada savunma sanayii başta olmak üzere kritik alanlara yönelik biyografik veri derleme faaliyetlerine ilişkin bulgular bulunduğu aktarıldı. Kamuoyuna yansıyan çelişki güven sorusunu gündeme getirdi Aynı dosya için aynı gün iki ayrı metnin yayımlanması ve ülke isminin metinden çıkarılması, “devletin iletişim dili” açısından tartışma yarattı. Bakanlığın son açıklamasıyla birlikte dosyanın dış bağlantılar bölümünde Birleşik Arap Emirlikleri başlığının kapatıldığı ilan edilirken, soruşturmanın içeriği ve kapsamı yargı süreci içinde netleşecek.

“Dünya seyrediyor” uyarısı: Sudan, Darfur’da yeni soykırımın başladığını duyurdu Haber

“Dünya seyrediyor” uyarısı: Sudan, Darfur’da yeni soykırımın başladığını duyurdu

İki yılı aşkın süredir iç savaşla sarsılan Sudan’da, Darfur bölgesinden gelen yeni katliam haberleri “soykırım” tartışmasını yeniden dünyaya taşıdı. Kuzey Darfur’un başkenti El-Faşir’in paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (RSF) düşmesinin ardından Sudan’ın İngiltere Büyükelçisi Babikir Elamin, Londra’da yaptığı açıklamada uluslararası topluma sert çıkıştı: “Dünya ya çaresiz ya da hiç ilgilenmiyor. Bu katliamı durdurmak zorundayız.” Darfur’dan gelen raporlar: toplu infazlar, tecavüzler, fidye için kaçırılan siviller Bölgede binlerce sivilin öldürüldüğü, kadınların sistematik biçimde cinsel saldırıya uğradığı, ailelerin fidye için kaçırıldığı belirtiliyor. Yerel kaynaklara göre sadece son haftalarda yüzlerce kişi öldürüldü, bölgede temel gıda tükendi, insanlar hayvan yemi ve deri kaynatıp yemek zorunda bırakıldı. Sudan’daki iç savaşta can kaybının 150 binin üzerine çıktığı tahmin ediliyor. “Birleşik Arap Emirlikleri soykırımın finansörü” iddiası Sudan Büyükelçisi, RSF’ye silah sağladığı iddiasıyla Birleşik Arap Emirlikleri’ni açıkça “soykırımın aktörü” olmakla suçladı. “BAE, RSF’yi silahlandırarak bu savaşın uzamasını sağlıyor” diyen Elamin, İngiltere’den baskı uygulamasını istedi: “Birleşik Krallık, BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak bu suçu durdurmak için BAE’ye baskı kurmalı.” BAE ise iddiaları “kesin bir dille reddetti” ve her iki tarafı da desteklemediğini savundu. İngiltere: “21. yüzyılın en büyük insani felaketi olabilir” Londra hükümeti, RSF’nin kuşattığı El-Faşir’de yaşananları “dehşet verici” olarak tanımladı ve önümüzdeki haftalarda felaketin daha da büyüyebileceği uyarısında bulundu. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı, “Darfur’da yaşananlar, uluslararası toplum gerekli adımı atmazsa 21. yüzyılın en büyük insani krizine dönüşecek” açıklaması yaptı. “RSF, IŞİD gibi muamele görmeli” çağrısı Sudan Büyükelçisi, RSF’nin bir terör örgütü olarak tanınması gerektiğini belirtti: “RSF’nin yaptığı, 20 yıl önceki Janjaweed katliamının devamıdır. Onlarla IŞİD’le nasıl mücadele ettiysek öyle mücadele etmeliyiz.” 2003’te Darfur’da aynı yapının önceki versiyonu olan Cancavid milisleri tarafından 300 bin kişinin öldürüldüğü Birleşmiş Milletler raporlarında yer almıştı. Kriz neden dünyada gündem olmuyor? Sudan’daki savaş, Ukrayna ve Gazze gündemlerinin gölgesinde küresel medyada sınırlı yer buluyor. BM uzmanlarına göre uluslararası ilginin yokluğu, RSF’nin ilerleyişini hızlandırıyor: “Dünya bakmadığı sürece soykırım daha rahat yapılıyor.”

Trump’a yakın isimden çarpıcı sözler: Netanyahu’nun Büyük İsrail projesi patladı, yeni düzenin lideri Erdoğan Haber

Trump’a yakın isimden çarpıcı sözler: Netanyahu’nun Büyük İsrail projesi patladı, yeni düzenin lideri Erdoğan

ABD’de Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen siyasetçi ve eski Beyaz Saray danışmanı Steve Bannon, sosyal medya üzerinden yayımlanan War Room programında Türkiye ve Orta Doğu üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Bannon, bölgedeki dengelerin değiştiğini, “Büyük İsrail” hayalinin çöktüğünü ve Türkiye’nin liderliğinde yeni bir dönem başladığını öne sürdü. “Osmanlı geri döndü, Erdoğan Gazze’de güvenlik gücünün başında olacak” Steve Bannon, Türkiye’nin Orta Doğu’da yeniden etkin bir güç haline geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Osmanlı geri döndü. Erdoğan, Gazze’de kurulacak güvenlik gücünün başında olacak. Yüzyıl önce sona erdirilmek istenen düzen, iki ay içinde tersine çevrildi.” Bannon, ABD yönetiminin Türkiye ve Katar ile doğrudan temas hâlinde olduğunu, “sahada güvenlikten Türkiye’nin sorumlu olacağını, Katar’ın finansman sağlayacağını, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın asker göndereceğini” iddia etti. “Yeni Orta Doğu düzeninin lideri Erdoğan” Bannon, konuşmasında Ankara’nın bölgesel merkez rolüne vurgu yaparak, “Eğer bugün yeni bir Orta Doğu düzeninden söz ediyorsak, bu düzenin lideri Erdoğan’dır” dedi. Beyaz Saray döneminde Orta Doğu politikalarının şekillenmesinde etkili isimlerden biri olan Bannon, “Erdoğan artık yalnızca Türkiye’nin değil, bölgedeki güvenliğin de garantörü” ifadelerini kullandı. “Netanyahu’nun Büyük İsrail projesi çöktü” Bannon, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun uzun süredir hedeflediği “Büyük İsrail” projesinin başarısız olduğunu söyledi. “Bu proje Netanyahu’nun yüzüne patladı. Artık sahnede Türkiye var. Bölge, Erdoğan’ın hamlelerine göre şekilleniyor” diyen Bannon, İsrail yanlısı çevrelere seslenerek “Siz bu politikaları desteklediniz, şimdi karşınızda Türkiye’nin öncülük ettiği yeni bir güç dengesi var” sözleriyle dikkat çekti. “Osmanlı sabırla ilerliyordu, şimdi tablo tersine döndü” Bannon, Türkiye’nin tarihsel etkisine de değinerek, “Osmanlı emin adımlarla ilerlerdi. Erdoğan da aynı sabırla ilerliyor. Yüzyıl önce İngilizler Osmanlı’yı Kudüs’ten, Şam’dan, Filistin’den çıkarmıştı. Şimdi tablo tersine döndü. Türkler yeniden başrolde” dedi. “Üçlü düzen kuruluyor: Türk güvenlik kuşağı, Müslüman devlet, Hristiyan Kudüs” Bannon, bölgede yeni bir stratejik mimarinin şekillendiğini savundu: “Artık üçlü bir düzen kuruluyor: Müslümanların devleti, Hristiyan Kudüs ve Türk güvenlik kuşağı. Bu denge önümüzdeki 30 yılı belirleyecek.” “Türkiye yeniden merkez ülke konumuna yükseldi” Bannon’un açıklamaları, Washington’da ve bölge basınında yankı uyandırdı. Analistler, söz konusu ifadeleri “Türkiye’nin Orta Doğu’da yeniden merkez ülke konumuna yükseldiğinin açık bir itirafı” olarak yorumladı. Bannon’un sözleri, yalnızca ABD’nin Orta Doğu politikalarında değil, Türkiye’nin bölgesel güç rolü konusunda da yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.