SON DAKİKA

#Birlikte

HABER DEĞER - Birlikte haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birlikte haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Taksilerde yeni dönem başladı: Fiş almadan araçtan inmeyin Haber

Taksilerde yeni dönem başladı: Fiş almadan araçtan inmeyin

Taksi sektöründe vergilendirme ve ödeme sistemlerini değiştiren yeni düzenleme yürürlüğe girdi. Ticari taksiler artık “gerçek usulde” vergilendirilecek ve yolculuk sonunda otomatik olarak fiş veya fatura kesilecek. Yeni uygulamaya göre yolcuların fiş veya faturayı almadan araçtan ayrılması halinde cezai işlem uygulanabilecek. Gerçek usulde vergilendirme başladı Uzun yıllardır basit usulde vergilendirilen taksi sektörü artık gerçek usulde vergi sistemine dahil edildi. Yeni sistemle birlikte taksi plakası sahipleri elde ettikleri kazancın önemli bir bölümünü vergi olarak ödeyecek. Sektördeki değerlendirmelere göre vergi oranları nedeniyle bazı plakaların satış değerlerinde de düşüş yaşanabileceği ifade ediliyor. İstanbul’da yaklaşık 10 milyon lira seviyesine ulaşan taksi plakalarının vergi sonrası değerinin ortalama 8 milyon liraya kadar gerileyebileceği belirtiliyor. Taksimetre artık tek başına çalışmayacak Yeni düzenlemeye göre taksimetreler Taksi Mali Cihazı ile entegre çalışacak. Bu cihaz yolculuk sonunda otomatik olarak fiş veya e-belge oluşturacak ve manuel giriş yapılmasına izin verilmeyecek. Yeni taksi plakası alanlar veya taksimetresini yenileyenler sistemi hemen kullanmak zorunda olacak. Mevcut plaka sahiplerine ise uyum sağlamaları için 1 Eylül 2026’ya kadar süre tanındı. Harici POS cihazları kaldırıldı Bankaların taksicilere verdiği bağımsız POS cihazlarının kullanımı da yeni düzenlemeyle sona erdi. Artık tüm ödemeler taksimetreye bağlı Taksi Mali Cihazı üzerinden gerçekleştirilecek. Cihazlar ayrıca GPS sistemi aracılığıyla yolculuk sırasında konum bilgilerini zaman damgasıyla kaydedecek. Böylece taksi yolculuklarının rotası da denetim altına alınmış olacak. Fiş veya fatura almak zorunlu Yeni uygulamayla birlikte yolcuların yolculuk sonunda fiş veya fatura talep etmesi zorunlu hale geldi. Yetkililer, fiş almadan araçtan inen yolculara idari ceza uygulanabileceğini belirtiyor. Sektörde ayrıca taksilerin korsan şekilde kiralanması, şoförlerin SGK primleri ve bazı vergi kalemlerinin nasıl hesaplanacağı gibi konularda düzenlemelerin netleşmesinin beklendiği ifade ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kayseri Erciyes Bakan Tekin'i ağırladı Haber

Kayseri Erciyes Bakan Tekin'i ağırladı

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile birlikte Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i Erciyes’te misafir etti. Ziyaret kapsamında gece kayağı yapan kayakseverlerle bir araya gelindi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, kış turizminin amiral gemisi Erciyes Kayak Merkezi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i ağırladı. Başkan Büyükkılıç, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile birlikte Bakan Tekin’i Erciyes’te karşıladı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bakanlığın genel müdürleri ve daire başkanlarıyla birlikte Erciyes Kayak Merkezi’nde bir araya geldi. Ziyaret kapsamında Erciyes Kayak Merkezi’nde vatandaşlarla da sohbet eden Bakan Tekin ve beraberindeki heyet, hatıra fotoğrafı çektirdi. Tekin, Erciyes’in kış turizmindeki konumu ve sunduğu imkânlar hakkında bilgi aldı. Bakan Tekin’in ziyareti öncesinde Başkan Büyükkılıç, Erciyes A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akşehirlioğlu ile birlikte gece kayağı yapan kayakseverlerle bir araya geldi. Vatandaşlarla sıcak ve samimi sohbetler gerçekleştiren Başkan Büyükkılıç, Erciyes’in gece kayağına sunduğu ayrıcalıklara dikkat çekti. Başkan Büyükkılıç, yaptığı değerlendirmede, “Erciyes’in gündüzü ayrı, gecesi apayrı güzel. Işıklar altında parlayan bembeyaz pistlerimiz gerçekten çok keyifli. Erciyes Kayak Merkezimiz, her haliyle gönülleri fethetmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. Gece kayağı yapan vatandaşlar ise Başkan Büyükkılıç’ın her zaman halkla iç içe olduğunu vurgulayarak memnuniyetlerini dile getirdi. Bir vatandaş, “Başkanımız her zaman halkımızla beraberdir. Sizi çok seviyoruz, Allah sizden razı olsun” sözleriyle duygularını paylaştı. Program, kış turizminde Türkiye’nin incisi olan Erciyes Kayak Merkezi’ndeki temasların tamamlanmasının ardından sona erdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Petrol zengini Venezuela nasıl çöktü? Chávez’den Maduro’ya uzanan kriz, yolsuzluk, ambargo ve yarım kalan sosyalizm Haber

Petrol zengini Venezuela nasıl çöktü? Chávez’den Maduro’ya uzanan kriz, yolsuzluk, ambargo ve yarım kalan sosyalizm

Venezuela’nın hikâyesi, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin üzerinde oturmasına rağmen halkının temel gıdaya ulaşamadığı keskin bir çelişkiler tarihidir. Bugün ülkede market raflarının boşaldığı, sağlık sisteminin çöktüğü, milyonlarca kişinin komşu ülkelere kaçtığı büyük bir insani kriz yaşanıyor. Bu çöküş, sadece ekonomik bir felaket değil; tarihsel, siyasal ve jeopolitik bir düğümün birlikte sıkıştığı karmaşık bir süreçtir. Bu haber dosyası, Venezuela’nın petrol zenginliğinden bugünkü yoksulluğuna uzanan kırılma hattını tarihsel bir bütünlük içinde ele alıyor. Petrolün gölgesi: Zenginlikten bağımlılığa giden yol Yüzyıl boyunca Venezuela ekonomisi neredeyse tamamen petrol gelirlerine dayanıyordu. Bu bağımlılık, kısa vadede büyük refah yaratsa da ülkeyi küresel petrol fiyatlarına karşı aşırı kırılgan hale getirdi. Ülke, üretim çeşitliliğini sağlayamadı; tarım ve sanayi giderek çöktü, ekonomi tek bir sektöre hapsoldu. Petrolün yarattığı devasa gelirler, siyasetin ve bürokrasinin kontrolünde bir rant düzenine dönüştükçe yolsuzluk artmış, devlet kurumları halktan uzak bir dağıtım mekanizması haline gelmişti. Bu kırılgan yapı, Venezuela’nın gelecekte yaşayacağı büyük çöküşün zeminini çok önceden hazırlamıştı. Chávez dönemi: Umut, yeniden dağıtım ve yarım kalan devrim Hugo Chávez 1998’de iktidara geldiğinde ülke derin eşitsizlik, siyasi yozlaşma ve ABD merkezli neoliberal politikaların yorgunluğu içindeydi. Chávez, petrol gelirlerini geniş sosyal programlarla halka yönlendirdi; sağlık, eğitim ve konut alanlarında büyük projeler hayata geçirildi. Bu dönem, ülkede yoksulluğu ciddi biçimde azaltan ve alt sınıfların siyasal katılımını genişleten bir toplumsal dönüşüm yarattı. Aynı zamanda ABD hegemonyasına meydan okuyan bağımsızlıkçı bir dış politika benimsendi ve Venezuela, Latin Amerika solunun öncülerinden biri haline geldi. Ancak Chávez’in ekonomik modeli, tam anlamıyla çeşitlenmemiş ve petrole bağımlı bir yapıyı sürdürüyor; bürokratik devlet aygıtı güçlenirken halk meclislerinin ve taban örgütlerinin kalıcı bir kurumsal güce sahip olmasını sağlayacak dönüşüm tamamlanamıyordu. “21. yüzyıl sosyalizmi” söylemi güçlüydü, fakat ekonomik ve kurumsal altyapı bu iddiayı taşıyacak kadar sağlam değildi. Bu nedenle, petrol fiyatlarının düşüşe geçmesiyle sistemin dengesi bozulmaya başladı ve Chávez’in ölümüyle birlikte bu model tüm kırılganlığıyla Maduro yönetiminin omuzlarına yük oldu. Maduro dönemi: Ekonomik çöküş, otoriterleşme ve derin yoksulluk Nicolás Maduro 2013’te göreve geldiğinde petrol fiyatları dramatik biçimde düşmeye başlamıştı. Ekonominin tek gelir kaynağı çökmüş, ülkenin ithalat kapasitesi neredeyse sıfırlanmış, devlet bütçesi hızla erimişti. PDVSA’nın yıllardır biriken yolsuzluk ve verimsizlik sorunları, kötü yönetimle birleşince petrol üretimi bile sürdürülemez hale geldi. Devlet, kayıpları karşılamak için para basmaya yöneldi ve ülke tarihin en büyük hiperenflasyonlarından birine sürüklendi. Gıda ve ilaç krizi derinleşti, elektrik kesintileri hayatın olağan bir parçasına dönüştü. Maduro yönetimi kriz büyüdükçe daha sert bir güvenlik politikası benimsedi. Muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve sendikacılar üzerinde baskılar arttı; seçimlerin adilliği tartışmalı hale geldi ve ülke otoriter bir yönetim biçimine doğru sürüklendi. Bu süreçte Venezüella halkı giderek yoksullaştı ve 7 milyondan fazla kişi ülkeyi terk ederek dünyanın en büyük göç krizlerinden birini oluşturdu. ABD–Venezuela gerilimi: Ambargo, darbe denemeleri ve petrol jeopolitiği Venezuela’daki kriz, küresel güçlerin de devreye girdiği bir jeopolitik mücadeleye dönüştü. ABD, önce ağır ekonomik yaptırımlar uygulayarak petrol ticaretini hedef aldı; ardından 2019’da muhalefet lideri Juan Guaidó’yu “geçici devlet başkanı” ilan ederek açık bir rejim değişikliği girişiminde bulundu. Bu plan ordunun bölünmemesi nedeniyle başarısız oldu ancak Venezuela siyasetini daha da kutuplaştırdı. Sonraki yıllarda Washington, Maduro yönetimini “narko-terörist” ilan etti; Karayipler’e savaş gemileri gönderildi ve CIA’ya Venezuela içinde gizli operasyon yetkisi verildi. ABD’nin bu baskısı, ekonomik krizi daha da ağırlaştırdı. Ancak paradoksal biçimde Maduro iktidarının “dış tehdit” söylemini güçlendirdiği için siyasal olarak da bir dayanıklılık sağladı. Petrol zenginliği nasıl fakirliğe dönüştü? Venezuela’daki çöküş, tek bir nedene bağlanamayacak denli çok katmanlıdır. Ekonomik yapının petrole aşırı bağımlılığı, Chavez döneminde çeşitlenemeyen üretim modeli, Maduro yıllarında derinleşen yolsuzluk ve mali disiplin kaybı, PDVSA’nın kurumsal çürümesi ve kötü yönetimi ülkeyi içeriden zayıflattı. Buna ek olarak ABD ambargoları ve uluslararası finans sisteminden dışlanma, zaten çökmekte olan ekonomiyi tamamen kırdı. Sonuç olarak dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülke, halkının temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Halkın yaşadığı dram: Göç, açlık ve çöken yaşam Ekonomik krizin en ağır bedelini Venezuela halkı ödedi. Ülke, savaş yaşamamasına rağmen dünyanın en büyük mülteci krizlerinden birini üretti. Milyonlarca kişi Kolombiya, Brezilya ve Peru gibi komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Marketlerde gıda kıtlığı, hastanelerde ilaç yokluğu, çocuklarda yetersiz beslenme ve günlük elektrik kesintileri yaşamın sıradan bir parçası haline geldi. Bu insani tablo, Venezuela’nın yalnız bir ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir çöküş yaşadığını gösteriyor. Venezuela nereye gidiyor? Ülkenin geleceği hâlâ belirsiz. Uzatmalı bir kriz döngüsü şimdilik en olası senaryo olarak duruyor. Ancak uluslararası arabuluculukla iktidar ve muhalefetin sınırlı da olsa güç paylaşımına dayalı bir geçiş sürecine yönelmesi ihtimali zaman zaman gündeme geliyor. Diğer yandan ABD’nin askeri baskıyı artırması, Venezuela’yı daha sert bir çatışmaya sürükleyebilir. En karanlık ihtimal ise uzun süreli bir iç istikrarsızlığın kalıcı hale gelmesi. Venezuela’nın çöküşü, yalnızca bir liderin hatalarıyla ya da tek başına ABD baskısıyla açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutludur. Bu kriz, petrole bağımlı ekonomik modelin kırılganlığı, devletçi bürokrasinin yolsuzluk üretmesi, demokratik kurumların zayıflığı ve dış müdahalenin yıkıcı etkilerinin birlikte yarattığı bir fırtınadır. Dünyanın en büyük petrol rezervleri, halkın refahını değil, tam tersine, bir kırılma noktası olarak yeni bir yoksulluk çağını doğurmuştur. Venezuela, hâlâ bu döngüden çıkmanın yolunu arıyor; ancak yol uzun, karmaşık ve ağır bedellerle dolu görünüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.