SON DAKİKA

#Biyoteknoloji

HABER DEĞER - Biyoteknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyoteknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kıyamete bir adım daha: Saat tarihin en tehlikeli noktasında Haber

Kıyamete bir adım daha: Saat tarihin en tehlikeli noktasında

Kıyamet Saati bir kez daha ileri alındı İnsanlığın varoluşsal risklere ne kadar yaklaştığını simgeleyen Kıyamet Saati, ABD Atom Bilimcileri Bülteni tarafından güncellendi. Bilim insanları, saati gece yarısına 85 saniye kala ayarlayarak tarihte ilk kez bu kadar kritik bir eşiğe gelindiğini açıkladı. Tehlikeyi büyüten başlıklar netleşti Saatin ileri alınmasında nükleer savaş riskinin artması, iklim krizinin derinleşmesi, biyoteknolojinin kötüye kullanım ihtimali ve denetimsiz yapay zekâ uygulamaları temel gerekçeler olarak gösterildi. Bilim insanları, bu risklerin birbirini besleyen bir zincir hâline geldiğine dikkat çekti. Küresel çatışmalar alarm veriyor Açıklamada, büyük güçler arasındaki rekabetin hız kazandığı, uluslararası işbirliğinin zayıfladığı vurgulandı. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu ve Güney Asya’daki gerilimlerin tırmanma ihtimalinin, dünya genelinde güvenlik riskini daha da artırdığı belirtildi. İklim krizi ve teknoloji tehdidi derinleşiyor Bilim insanları, iklim krizine karşı yeterli ve bağlayıcı adımların atılmamasının uzun vadeli bir yıkım yarattığını ifade ederken, yapay zekâ ve biyoteknoloji alanında denetimsiz ilerlemenin Türkiye toplumu ve dünya genelindeki yurttaşlar için yeni ve öngörülemez tehditler doğurduğunu kaydetti. Çözüm için küresel işbirliği çağrısı yapıldı Bülten, Kıyamet Saati’nin geri alınabilmesinin ancak ülkeler arası güçlü işbirliği, silahsızlanma adımları ve ortak iklim politikalarıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Bilim insanları, Türkiye halkı da dahil olmak üzere tüm dünya toplumlarını ilgilendiren bu riskler karşısında ortak aklın ve kolektif sorumluluğun hayati önem taşıdığını belirtti. Kıyamet Saati nedir? Kıyamet Saati, insanlığın nükleer savaş, iklim krizi, biyolojik tehditler ve kontrolsüz teknolojik gelişmeler gibi küresel felaketlere ne kadar yakın olduğunu simgesel olarak gösteren bir göstergedir. İlk kez 1947 yılında ABD Atom Bilimcileri Bülteni tarafından oluşturulan saat, gece yarısını insanlığın kendi eliyle yok oluşunu temsil eden eşik olarak kabul eder. Saatin gece yarısına yaklaşması risklerin arttığını, geri alınması ise küresel ölçekte tehlikelerin azaldığını ifade eder. Saatin konumu, bilim insanlarının nükleer silahlanma, iklim politikaları, jeopolitik gerilimler ve yeni teknolojilerin denetimi gibi başlıklarda yaptığı değerlendirmeler doğrultusunda her yıl güncellenir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin’in yeni kalkınma yol haritası ve Türkiye için stratejik fırsatlar: 15. beş yıllık plan ne anlama geliyor? Haber

Çin’in yeni kalkınma yol haritası ve Türkiye için stratejik fırsatlar: 15. beş yıllık plan ne anlama geliyor?

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin’in açıklamaları, Pekin’in yeni kalkınma planının yalnızca iç politika değil, aynı zamanda küresel ekonomi ve jeopolitik dengeler açısından da stratejik bir belge olduğunu gösteriyor. 2026’da yürürlüğe girecek 15. Beş Yıllık Plan, Çin’in ekonomik modelini “üretim ağırlıklı sanayi ekonomisinden, inovasyon ve yüksek teknoloji merkezli bir yapıya” dönüştürmeyi hedefliyor. Bu dönüşüm, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) çerçevesinde Türkiye’ye doğrudan yansıyan alanları da beraberinde getiriyor: enerji, finans, lojistik, 5G altyapısı, biyoteknoloji ve nadir maden tedarik zincirleri. Çin yüksek teknoloji, yapay zekâ ve yeşil enerji yatırımlarını ulusal öncelik ilan etti Pekin yönetimi, 14. Plan döneminde (2021–2025) entegre devreler, kuantum teknolojisi, biyolojik ilaç ve yeni nesil enerji sistemlerinde kritik ilerleme kaydetti. Yeni plan bu süreci “özerk teknoloji üretimi” seviyesine taşımayı hedefliyor. Bu, Çin’in ABD ile süren teknoloji rekabetinde dışa bağımlılığı azaltma stratejisinin resmileşmiş hali olarak okunuyor. Yenilenebilir enerji yatırımları planın omurgasını oluşturuyor. 2030’a kadar güneş ve rüzgâr kapasitesinin, mevcut seviyenin iki katına çıkarılması hedefleniyor. Bu durum, enerji ekipmanları, şebeke sistemleri ve lityum-iyon pil tedarik zincirinde Çin merkezli bir küresel hakimiyet olacağını gösteriyor. Kuşak ve Yol Girişimi’nin ikinci fazı, Türkiye’yi lojistik merkez olmaya zorluyor Çin'in 15. Planı, Kuşak ve Yol Girişimi’ni "yüksek kaliteli iş birliği" aşamasına taşıyor. Bu kapsamda, yalnızca altyapı değil; finans, veri akışı, e-ticaret ve dijital gümrük entegrasyonu gibi alanlar sürece dahil ediliyor. Türkiye, Orta Koridor’un en kritik kara hattı olması nedeniyle bu dönüşümün dışında kalması mümkün olmayan ülkelerden biri. Çin-Türkiye ilişkilerinde en hızlı büyüyen alanlardan biri olan demir yolu taşımacılığı, gelecek yıllarda sadece yük taşımakla kalmayacak; dijital ticaret, blockchain tabanlı gümrükleme ve 5G destekli lojistik altyapılar için de merkez işlevi görebilecek. Çin, Türkiye ile enerji, 5G ve biyoteknoloji alanlarında “yeni iş birliği kulvarı” açmaya hazırlanıyor Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin’in açıklamasındaki en kritik unsur, iki ülke arasındaki iş birliğinin “geleneksel ticaretten teknolojik ortaklığa” evrilme niyetiydi. Bu kapsamda öne çıkan üç başlık dikkat çekiyor: Yeni Enerji: Lityum piller, güneş paneli teknolojileri, elektrikli araç şebekeleri 5G ve Dijital Dönüşüm: Huawei'nin Türkiye’deki Ar-Ge ısrarı, yerli üretim şartı ile yeniden konuşulabilir Biyoteknoloji ve İlaç: mRNA tabanlı ilaç Ar-Ge’si, klinik test altyapıları, sağlık turizmi bağlantılı yatırımlar Bu alanlar, yalnızca dış ticareti değil; Türkiye’de doğrudan teknoloji transferi ve ortak üretim modelleri açısından da kritik eşik oluşturuyor. Çin, Türk ekonomisinde üç alana özellikle odaklanıyor: finansal altyapı, turizm, liman yatırımları Çin’in Türkiye’de yürüttüğü somut projeler üzerinden bakıldığında tablo netleşiyor. ICBC Türkiye, resmî RMB takas bankası olarak çalışıyor; bu, Türkiye’de Çin Yuanı ile ticaret hacminin büyümesini destekleyecek. Kumport Limanı, Çinli konsorsiyumun devralmasından sonra Doğu Akdeniz’in Asya bağlantılı transit limanlarından biri hâline geldi. Hunutlu Termik Santrali, Çin’in Türkiye’de gerçekleştirdiği en büyük tekil enerji yatırımı olarak öne çıkıyor. Turizmde 410 bin Çinli ziyaretçi, 2025’te Çin’i Türkiye için en hızlı büyüyen pazar hâline getirdi. Bu tablo, iki ülke arasındaki ekonomik bağların artık “ticaret hacminden” çok, “altyapı ve uzun vadeli sermaye transferi” boyutuna taşındığını gösteriyor. Türkiye için fırsatlar kadar stratejik riskler de var Çin’in yüksek teknoloji ve enerji alanındaki küresel etkisi, Türkiye’ye büyük fırsatlar sunarken, ekonomik bağımlılık, dış ticaret açığı ve veri güvenliği gibi riskleri de beraberinde getiriyor. Türkiye’nin Çin’den ithalatı ihracatından yaklaşık dört kat fazla; bu dengesizlik, teknoloji ortaklığı ile giderilmediği sürece derinleşebilir. Aynı şekilde, 5G ve dijital altyapıda Çin teknolojisinin payı arttıkça ABD ve AB ile siyasi gerilimler artabilir. Bu nedenle Türkiye’nin önünde kritik bir denklem bulunuyor: Çin ile iş birliği, Batı ile ilişkilerden kopmadan nasıl derinleştirilir? Çin’in yeni kalkınma dönemi, Türkiye için bir yol ayrımı niteliğinde Çin, 15. Beş Yıllık Plan ile küresel ekonomide yalnızca üretici değil, teknoloji ve sermaye ihraç eden bir “sistem kurucu güç” hâline gelmeye hazırlanıyor. Bu dönüşümün dışında kalmak Türkiye için ekonomik kayıp, içinde konumlanmak ise uzun vadeli yatırım ve teknoloji edinimi anlamına geliyor. 2026 sonrası dönem, Çin–Türkiye ilişkilerini “stratejik ortaklık mı, yoksa tek yönlü ticaret bağı mı” sorusuna verecek yanıt üzerinden şekillendirecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.