SON DAKİKA

#Boğaziçi Üniversitesi

HABER DEĞER - Boğaziçi Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Boğaziçi Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Teoman’ın ajanslara gönderdiği sıra dışı CV yeniden gündemde Haber

Teoman’ın ajanslara gönderdiği sıra dışı CV yeniden gündemde

Türk rock müziğinin kendine özgü ismi Teoman’ın, henüz şöhret yolunun başındayken hazırladığı ve ajanslara gönderdiği CV’si yıllar sonra yeniden ortaya çıktı. Alışılmış özgeçmiş formatlarının çok dışında kalan metin, hem ironik dili hem de açık mesajlarıyla dikkat çekiyor. CV’de alışılmışın dışında bir dil kullanılıyor 1967 İstanbul doğumlu olduğunu belirten Teoman, metinde akademik geçmişini klasik bir sırayla aktarmak yerine karakterini, hayata bakışını ve müzikle kurduğu ilişkiyi öne çıkarıyor. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü başta olmak üzere aldığı eğitimleri sıralarken, şarkıcılığı “hayatını kazandığı iş” olarak tanımlıyor ve kendisini dönemin popüler akımlarına mesafeli bir yerde konumlandırıyor. Mizah, ironi ve meydan okuma bir arada CV’nin en çok konuşulan bölümleri ise kullanılan ironik ifadeler. Teoman, üç dakikalık şarkıların kendisine okuldan daha çok şey öğrettiğini söylerken, sevdiği dizi ve karakterlerden de bahsediyor. Metnin sonunda yer alan “Beni şimdi almazsanız, sonra çok yanarsınız. Eylemlerim sürecektir.” cümlesi ise yıllar sonra bile hâlâ çarpıcı bulunuyor. Sosyal medyada ilgi gördü Özgeçmişin yeniden dolaşıma girmesiyle birlikte sosyal medyada çok sayıda kullanıcı, CV’yi “zamanının çok ötesinde”, “tam bir Teoman işi” ve “kişisel marka örneği” olarak yorumladı. Bazı kullanıcılar ise metni, sanat dünyasında klişelerin dışına çıkan nadir örneklerden biri olarak değerlendirdi. Yıllar sonra bile konuşulmaya devam eden bu CV, Teoman’ın müziğinde olduğu gibi kariyerinin en başında da kalıplara sığmayan bir duruş sergilediğini bir kez daha gözler önüne seriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir Haber

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir

Bugüne kadar dünya savaşlarından bölgesel çatışmalara kadar pek çok gerilimin merkezinde petrol yer aldı. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, küresel rekabetin ağırlık merkezinin kritik minerallere kaydığına işaret ediyor. Venezuela, Ukrayna ve Grönland gibi örnekler, maden zenginliği yüksek bölgelerde tansiyonun neden arttığını gözler önüne seriyor. Venezuela örneği petrolden fazlasını anlatıyor Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik iddialar ve tartışmalar ilk bakışta ülkenin devasa petrol rezervleriyle ilişkilendirilse de uzmanlar asıl meselenin petrolden çok daha geniş bir kaynak seti olduğunu vurguluyor. Venezuela, yeni nesil teknoloji ürünleri için hayati önemde olan ve “mavi altın” olarak anılan koltan başta olmak üzere; lityum, nikel, bakır ve altın açısından da dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Petrol hemen sahneden inmiyor Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Gürkan Kumbaroğlu, petrolün kısa vadede önemini yitireceği yönündeki öngörülerin gerçekleşmediğini belirtiyor. Elektrikli araçlara geçiş hedeflerinin özellikle ABD ve Avrupa’da revize edildiğini hatırlatan Kumbaroğlu, petrol talebinin sanıldığı kadar hızlı düşmediğini ve bu nedenle petrol temelli rekabetin bir süre daha süreceğini ifade ediyor. Elektrikli araç hedefleri geri çekiliyor Avrupa Birliği’nin içten yanmalı motorlara yönelik sert takviminde esnemeye gitmesi ve ABD’de elektrikli araç kullanımına ilişkin beklentilerin aşağı yönlü güncellenmesi, petrolün küresel denklemdeki yerini koruduğunu gösteriyor. Bu tablo, enerji güvenliği ve kaynak rekabetinin çok katmanlı bir hale geldiğini ortaya koyuyor. Yeni teknolojinin kalbi: Nadir topraklar Kumbaroğlu’na göre asıl kırılma noktası, ileri teknolojinin olmazsa olmazı olan nadir toprak elementleri ve kritik mineraller. Yapay zekâdan savunma sanayisine, yenilenebilir enerjiden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda bu minerallere bağımlılık artıyor. Büyük güçler için bu kaynaklar artık ekonomik bir avantajdan çok stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor. Türkiye için kritik eşik Türkiye’de yayımlanan “Kritik ve Stratejik Madenler Raporu”nda 37 maddenin kritik, bunlardan 8’inin yüksek öneme sahip olduğu belirtiliyor. Lityum, bakır, demir, alüminyum, manganez, çinko, gümüş ve titanyum gibi madenlerde yaşanabilecek tedarik kesintilerinin, güvenlik ve ekonomi açısından ciddi riskler doğurabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar, arz çeşitliliği, uluslararası iş birlikleri ve tedarik zinciri güvenliğinin titizlikle planlanması gerektiğinin altını çiziyor. Petrolün tamamen devre dışı kalmadığı ancak kritik minerallerin küresel güç mücadelesinde yeni bir cephe açtığı bu dönemde, ülkelerin maden politikaları önümüzdeki yılların en belirleyici başlıklarından biri olmaya aday görünüyor.

Kahve ikramı bahane mi? Prof. Dr. Tuna Tuğcu gerçek sebebi duyurdu Haber

Kahve ikramı bahane mi? Prof. Dr. Tuna Tuğcu gerçek sebebi duyurdu

Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilere kahve ikram ettiği gerekçesiyle hakkında disiplin soruşturması başlatılan Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu, sürecin arka planına dair dikkat çeken açıklamalar yaptı. Tuğcu, soruşturmanın asıl nedeninin kahve değil, 2022’den bu yana üniversitede tespit ettiği usulsüzlükleri gündeme getirmesi olduğunu savundu. Rektörlük “özel alanda izinsiz kahve dağıtımı” dedi Rektör Naci İnci’nin imzasıyla başlatılan soruşturmada, Tuğcu’nun üniversiteye kiralanan özel kafe alanında izinsiz kahve ikram ederek işletmenin faaliyetini engellediği iddia edildi. Öğrencilerin boykot ettiği kafe yerine kendi getirdiği kahveden dağıttığını belirten Tuğcu ise, “Öğrencilere ücretsiz kahve verdiğim için suçlandım” dedi. “Asıl neden usulsüzlükleri ortaya çıkarmam” Tuğcu, ANKA’ya yaptığı açıklamada, 2022’den bu yana bilgi işlem ve ihaleler başta olmak üzere birçok alanda usulsüzlükleri ifşa ettiği için hedef alındığını söyledi. “Bu soruşturmanın kahveyle ilgisi yok. Gerçek neden, yıllardır açığa çıkardığım mali ve idari yanlışlardır” ifadesini kullandı. 30 Ağustos’taki cinayetle karşılaştırma yaptı Kamera kayıtlarının özel güvenlik tarafından alındığını, bunun da hukuksuz olduğunu belirten Tuğcu, üniversite yönetimini çifte standartla suçladı. Geçtiğimiz yıl kampüste 15 yaşındaki Hilal Özdemir’in öldürüldüğü düğünü hatırlatarak, “O gün güvenliği sağlamayanlar, kahve dağıtırken güvenliği başıma yolluyor” dedi. “Kanuna uygun ihale yapılmıyor” iddiası Tuğcu, sosyal medya paylaşımlarında da sıkça dile getirdiği gibi üniversitede ihalelerin kanuna aykırı biçimde davet usulüyle yapıldığını öne sürdü. “Açık ihale yapılmıyor, belirli firmalar kayırılıyor. Bunları söylediğim için hakkımda sürekli soruşturma açılıyor” ifadelerini kullandı. “48 dava dosyasıyla uğraşıyorum” 2004’ten beri Boğaziçi’nde görev yapan Prof. Dr. Tuğcu, bugüne dek 9 ayrı soruşturma geçirdiğini, ancak hiç ceza almadığını belirtti. Şu anda Boğaziçi ile ilgili 48 dava dosyası bulunduğunu kaydeden Tuğcu, laboratuvarına erişimin engellendiğini, ders yükünün iki katına çıkarıldığını ve akademik kariyerinin bilinçli şekilde yavaşlatıldığını söyledi. “Boğaziçi’nde baskı sistematik hale geldi” Tuğcu, yalnızca kendisinin değil, pek çok öğretim üyesi ve öğrencinin de benzer baskılara maruz kaldığını dile getirdi. Atama ve yükseltmelerin keyfi biçimde engellendiğini, bazı hocaların sözleşmelerinin yenilenmediğini, buna karşılık şartları taşımayan kişilerin profesör yapıldığını ifade etti. “Haklar gasp edilerek ceza veriliyor. Benim yaşadığım bunun en net örneği” sözleriyle süreci özetledi.

Boğaziçi’nde ücretsiz kahve soruşturması Haber

Boğaziçi’nde ücretsiz kahve soruşturması

“Bedava kahve dağıttı” gerekçesi Rektörlük tarafından hazırlanan soruşturma evrakında, Tuğcu’nun “kafenin işlemesini engellediği ve özel işletmeye ait alanı izinsiz kullandığı” ileri sürüldü. Evrakta, bu eylemin 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi kapsamında disiplin suçu teşkil ettiği ifade edildi. Koruma ve Güvenlik Şube Müdürlüğü’nün 20 Mart 2025 tarihli yazısına dayandırılan soruşturmada, 17 Mart’ta Kuzey Kampüs’teki kafe alanında yapılan ikramın “izinsiz kullanım” sayıldığı belirtildi. Tuğcu: “Ne yapsaydım, ihaleyle yandaşa mı verseydim?” Soruşturmayı sosyal medya hesabından duyuran Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğcu, karara tepki gösterdi. Tuğcu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Birazdan sanırım bugüne kadarki en saçma gerekçeyle açılan soruşturmada ifade vereceğim. Suçum öğrencilere kahve ikram etmek… ‘Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var’ demişler ama Naci İnci bana soruşturma açtı. Soruşturma evrakında döne döne ‘Bedava kahve dağıttı’ yazıyor. Ne yapsaydım? Kendileri gibi 21/b ile davet usulüyle ihale yapıp yandaş birilerine para mı verseydim?” Boğaziçi’nde süregelen gerginlik Kayyum rektör atamasıyla birlikte uzun süredir tartışmaların odağında olan Boğaziçi Üniversitesi’nde bu soruşturma, akademisyenler ve öğrenciler arasında yeni bir gerilim yarattı. Daha önce de akademisyenlerin nöbet eylemleri ve öğrencilerin protestoları kamuoyunda geniş yankı bulmuştu.

Hilal Özdemir cinayetinde şoke eden iddia Haber

Hilal Özdemir cinayetinde şoke eden iddia

Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde 20 yaşındaki Ayberk Kurtuluş tarafından silahla vurulan 15 yaşındaki Hilal Özdemir cinayetiyle ilgili yeni iddialar gündeme geldi. Ekran Haber’in aktardığı bilgilere göre katil, Hilal’in telefonunda kayıtlı canlı konumunu takip ederek restorana ulaştı. Hilal’in kısa süre önce ilişkiyi bitirdiği, ancak saldırganın peşini bırakmadığı öne sürüldü. Öğrenciler tepki gösterdi: “Sorumlular hesap vermeli” Olay sonrası Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, rektörlükten tatmin edici bir açıklama yapılmadığını belirterek güvenlik zafiyetine dikkat çekti. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, yeni eğitim dönemi başlamadan gerekli önlemlerin alınması ve sorumluların yargılanması çağrısı yapıldı. Ne olmuştu? Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden Boğaziçi’nde yaşanan cinayet ülke gündemine oturdu. İddialara göre, 20 yaşındaki Ayberk Kurtuluş, daha önce sevgilisi olduğu öne sürülen Hilal Özdemir’i kampüs içindeki Kennedy Lodge isimli mekânda buldu. Kurtuluş, yanında getirdiği silahla genç kıza ateş ederek hayatına son verdi. Ardından aynı silahla intihar etti. Üniversite öğrencisi olmadığı öğrenilen saldırganın 24 ayrı suç kaydının bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik belinde silah taşımasına rağmen kampüse nasıl rahatlıkla girebildiği tartışma konusu oldu. Cinayetin yaşandığı Kennedy Lodge’un dışarıdan düğün organizasyonlarına kiralandığı, Hilal Özdemir’in ise burada garson olarak çalıştığı öğrenildi. Sosyal medyada birçok kullanıcı, 15 yaşındaki bir çocuğun nasıl böyle bir işte çalıştırıldığı sorusunu gündeme getirdi. Öğrencilerin tatmin edici bir açıklama olmadığını söyleyerek tepki gösterdikleri rektörlük açıklaması ise şu şeklide: “Üniversitemizin Güney Kampüsü Kale Kapısı’nda sivil bir vatandaşın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiği, ardından saldırıyı gerçekleştiren failin aynı silahla intihar ettiği bilgisini öğrenmiş bulunuyoruz. Savcılık tarafından yürütülen adli soruşturmayla ilgili Üniversitemiz gerekli iş birliğini yerine getirmektedir. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.”

Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde kadın cinayeti: 15 yaşındaki Hilal Özdemir katledildi Haber

Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde kadın cinayeti: 15 yaşındaki Hilal Özdemir katledildi

30 Ağustos 2025 tarihinde, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde gerçekleşen olayda, 15 yaşındaki Hilal Özdemir, 20 yaşındaki Ayberk Kurtuluş tarafından silahla vurularak katledildi. Fail, cinayetin hemen ardından aynı silahla intihar etti. Olay, Kennedy Lodge adlı mekanda, Özdemir’in garson olarak çalıştığı bir düğün sırasında meydana geldi. Soruşturma devam ederken, kampüs güvenliği ve kadın cinayetlerine karşı alınmayan önlemler tartışma konusu oldu. Failin suç geçmişi ve cinayetin detayları Ayberk Kurtuluş’un üniversite öğrencisi olmadığı ve kampüse dışarıdan girdiği tespit edildi. Emniyet kaynaklarına göre, Kurtuluş’un 18 ayrı suç kaydı bulunuyor. Bu durum, failin şiddet eğilimini ortaya koyarken, bir kız çocuğunun hayatının çalınması, Türkiye’de kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin sistematik bir sorun olduğunu bir kez daha kanıtladı. Hilal Özdemir, organizasyon firmasının personel ekibinde garson olarak çalışırken hedef alındı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi, ancak Özdemir kurtarılamadı. Güvenlik zafiyetleri gündemde Cinayetin yaşandığı Kennedy Lodge, Boğaziçi Üniversitesi kampüsü içinde düğün ve benzeri etkinlikler için kiralanan bir mekan. İddialara göre, kampüs girişlerinde düğün organizasyonları için X-ray veya benzeri güvenlik taramaları yapılmıyor. Bu durum, silahlı bir kişinin kampüse girişini kolaylaştırmış olabilir. Güvenlik önlemlerindeki bu eksiklik, özellikle kadınların ve çocukların çalıştığı ortamlarda daha sıkı denetimlerin gerekliliğini ortaya koyuyor. Yetkili kurumların, bu tür zafiyetleri acilen ele alması gerektiği açık. Boğaziçi Üniversitesi’nin açıklaması Boğaziçi Üniversitesi, olayla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Üniversitemizin Güney Kampüsü Kale Kapısı’nda sivil bir vatandaşın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiği, ardından saldırıyı gerçekleştiren failin aynı silahla intihar ettiği bilgisini öğrenmiş bulunuyoruz. Savcılık tarafından yürütülen adli soruşturmayla ilgili Üniversitemiz gerekli iş birliğini yerine getirmektedir. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.” Açıklama, adli sürece destek olunduğunu belirtse de, kadın cinayetlerine karşı kurumsal sorumluluk ve önleme stratejileri konusunda somut adımlara işaret etmiyor. Toplum, bu tür olayların tekrarlanmaması için daha etkili politikalar bekliyor. Kadın cinayetlerinin kökleri ve toplumsal sorumluluk Bu cinayet, Türkiye’de kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin yalnızca bireysel bir suç değil, toplumsal ve sistematik bir sorun olduğunu bir kez daha gösterdi. Kadınların güvenli bir şekilde çalışabileceği ve yaşayabileceği alanların oluşturulması, devlet, kurumlar ve toplumun ortak sorumluluğu. Hilal Özdemir’in katledilmesi, güvenlik politikalarının, eğitim kurumlarının ve organizasyon firmalarının rollerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Soruşturma devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.