SON DAKİKA

#Bölgesel Çatışmalar

HABER DEĞER - Bölgesel Çatışmalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bölgesel Çatışmalar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siyasetçilerden bayram mesajı: “Barış, birlik ve umut” ortak vurgusu Haber

Siyasetçilerden bayram mesajı: “Barış, birlik ve umut” ortak vurgusu

Ramazan Bayramı dolayısıyla Türkiye’de farklı siyasi partilerin liderleri ve devlet yetkilileri, sosyal medya hesapları üzerinden kutlama mesajları yayımladı. Mesajlarda hem bayramın toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönüne vurgu yapıldı hem de ekonomik, siyasal ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yer aldı. İktidar kanadından birlik, güvenlik ve istikrar vurgusu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren özel günler olduğuna dikkat çekerek Türkiye’nin bölgesel barış için çaba gösterdiğini belirtti. Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıldığını ifade etti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise bayram süresince yurttaşların güvenliği için tüm birimlerin sahada olacağını vurgulayarak özellikle trafik kurallarına uyulması çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da mesajında bayramların birlik, paylaşma ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini ifade ederek tüm insanlık için huzur temennisinde bulundu. Muhalefetten ekonomi, adalet ve demokrasi eleştirisi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, bayram mesajında ekonomik kriz ve adalet sorunlarına dikkat çekti. Türkiye toplumunun zor bir dönemden geçtiğini belirten Özel, “Bu ülkeyi bir bayram havasında ayağa kaldıracağız” diyerek değişim vurgusu yaptı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise mesajında birlik ve beraberlik temasını öne çıkarırken, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bölgesel çatışmalar ve insan hakları ihlallerine dikkat çekerek bayramların artık acılarla gölgelendiğini ifade etti. Milliyetçi ve muhafazakâr partilerden dayanışma mesajları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bayramların kırgınlıkların sona erdiği ve toplumsal bağların güçlendiği zamanlar olduğunu belirtti. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ise birlik ve dayanışma çağrısı yaparak İslam coğrafyasındaki gelişmelere dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Kudüs başta olmak üzere birçok bölgede yaşanan zulme değinerek adalet çağrısında bulundu. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da ekonomik sıkıntılar ve bölgesel çatışmalar nedeniyle bayrama buruk girildiğini ifade etti. DEM Parti’den “çifte bayram” ve barış çağrısı DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Ramazan Bayramı ile Nevruz’un kesiştiği dönemi “çifte bayram” olarak nitelendirdi. Mesajlarında barış, özgürlük ve eşitlik vurgusu yapan liderler, Türkiye ve Ortadoğu’da çatışmaların son bulması gerektiğini belirtti. Farklı partilerden ortak temenni: barış ve huzur Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, liyakat ve adaletin sağlandığı bir Türkiye temennisinde bulunurken, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Önder Aksakal dayanışma ve toplumsal sorumluluk vurgusu yaptı. Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Cenk Küpeli ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır da bayramın huzur ve refah getirmesi dileğini paylaştı. Farklı siyasi görüşlerden gelen mesajlarda öne çıkan ortak nokta ise bayramın barış, birlik ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmesi gerektiği oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“İran’da üçüncü yol yok: Ya mollalar ya ABD” Haber

“İran’da üçüncü yol yok: Ya mollalar ya ABD”

İran’da günlerdir süren halk eylemleri bölgesel ve küresel dengelerle birlikte yeniden tartışılırken, Teori ve Politika dergisinde yayımlanan Metin Kayaoğlu imzalı analiz dikkat çekti. Kayaoğlu, İran’daki öfkenin meşruiyetini teslim ederken, bu sürecin hangi güçlerin lehine sonuç doğurabileceği sorusunu merkezine aldı. Değerlendirmede, İran’ın Irak, Libya ve Suriye örneklerine benzer bir müdahale senaryosuyla karşı karşıya olduğu savunuldu. ABD-İsrail vurgusu Kayaoğlu, İran açısından bugün belirleyici tehdidin ABD ve İsrail olduğunu vurguladı. İran’a dair her politik tutumun bu gerçeği hesaba katmak zorunda olduğu belirtilirken, ABD-İsrail’e karşı açık bir konum almayan çağrıların fiilen emperyalist müdahaleye hizmet ettiği savunuldu. İran’ın dünya jeopolitiğinden koparılarak ele alınmasının, sahadaki güç ilişkilerini perdelediği ifade edildi. “Ne molla ne ABD” çıkışı Yazıda en sert eleştirilerden biri, iki tarafa da eşit mesafede durduğunu iddia eden yaklaşımlara yöneltildi. Kayaoğlu, İran’da böyle bir tutumun pratikte tarafsızlık anlamına gelmediğini, sahada ABD-İsrail çizgisine denk düştüğünü dile getirdi. Tahran merkezli, örgütlü bir devrimci gücün bulunmadığı koşullarda, bu söylemin gerçek bir üçüncü yol üretmediği savunuldu. Sokak var, iktidar alternatifi yok İran’da eylemlerin yaygın ve meşru olduğuna dikkat çekilirken, bu hareketliliğin kurucu bir iktidar yaratabilecek örgütsel kapasiteden yoksun olduğu belirtildi. Kayaoğlu, örgütsüz halk yığınlarının yıkıcı bir etki yaratabileceğini ancak yeni bir düzen kuramayacağını ifade etti. Bu boşluğun, hazır ve örgütlü güçler tarafından doldurulacağına işaret edildi. Irak ve Suriye hatırlatması Kayaoğlu’na göre İran rejiminin çökmesi halinde devreye girecek güç, halk değil ABD ve İsrail olacak. Irak ve Libya örnekleri üzerinden yapılan değerlendirmede, benzer bir sürecin İran’da da işletileceği savunuldu. Bu nedenle “rejim yıkılsın” çağrılarının, sonuçları itibarıyla yeni bir Suriye tablosunu kabullenmek anlamına geldiği ifade edildi. Demokratik İran uyarısı Değerlendirmede, mevcut koşullarda İran’da rejim sonrası demokratik bir düzen kurulmasının gerçekçi olmadığı görüşü öne çıktı. Demokratik İran hayali ile ABD-İsrail’in İran planının pratikte örtüştüğü vurgulanırken, örgütlü bir alternatif olmadan yürütülen rejim karşıtlığının emperyalist senaryonun parçası hâline geldiği belirtildi. Yatay solculuk eleştirisi Kayaoğlu, ademi merkeziyetçi ve “yatay” siyaset anlayışlarına da mesafeli yaklaştı. Tek ve büyük merkezi güçlerin belirleyici olduğu bir dünyada bu yaklaşımların ancak vesayet altında var olabileceği savunuldu. Bölgenin küçük, parçalı ve birbirleriyle çatışan yapılara bölünmesinin, ABD-İsrail stratejisinin temel hedeflerinden biri olduğu ifade edildi. Kürtler başlığı Yazıda Kürt yurttaşların bölgedeki konumuna da değinildi. Kürtlerin diğer halklardan farklı olarak örgütlü yapılara sahip olduğu, bu nedenle geleceklerini soyut temennilerle değil sahadaki güç dengeleri üzerinden kurmak zorunda kaldıkları belirtildi. İran’ın çökmesi halinde Rojhilat’ta da ABD-İsrail ile ilişkilerin derinleşeceği öngörüsü paylaşıldı. “Ya mollalar ya ABD” Kayaoğlu, mevcut tabloda İran’da üçüncü bir devrimci seçeneğin bulunmadığını savundu. Bu yaklaşımın mollacı bir çizgi anlamına gelmediği, daha güçlü ve saldırgan düşmanı işaret etmeyi amaçladığı belirtildi. Örgütlü bir alternatif yokken rejimin yıkılmasını istemenin, İran’da da Irak ve Suriye benzeri bir emperyalist düzenin kurulmasına kapı aralayacağı görüşüyle değerlendirme tamamlandı. Metin Kayaoğlu 1962 yılında Gaziantep’te doğan Metin Kayaoğlu, 1970’lerin ikinci yarısında sol hareket içinde yer aldı. Politik faaliyetleri nedeniyle tutuklandı ve çok sayıda gözaltı yaşadı. Zamanla Marksizmin teorik sorunlarına yoğunlaşan Kayaoğlu, 1995’te yayımlanan “Bütünsel Marksist Oluşum Yolunda Bir Girişim İçin Genel Çerçeve Taslağı” çalışmasının hazırlanmasında yer aldı. Bu çalışma, 1996’da yayın hayatına başlayan Teori ve Politika dergisinin çıkışında belirleyici oldu. Kayaoğlu, Marksizmin yeniden kuruluşu, materyalizm, din ve milliyetçilik gibi başlıklarda çalışmalarını sürdürmekte ve Teori ve Politika çizgisinde teorik-politik faaliyetlerine devam etmektedir. Teori ve Politika dergisi Teori ve Politika, 1996 yılından bu yana yayımlanan, Marksist teorik tartışmalara odaklanan mevsimlik bir dergidir. Dergi, Marksizmi bilim, felsefe ve politika arasında bütüncül bir çerçevede ele almayı hedeflemektedir. Yayın çizgisinde politik Marksizm, felsefi materyalizm, Marksizmin krizi, din, milliyetçilik ve emperyalizm gibi başlıklar öne çıkmaktadır. Türkiye’de Marksist düşünce içinde özgün bir konum edinen Teori ve Politika, farklı tartışmalara konu olan teorik değerlendirmeleriyle bilinmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.