SON DAKİKA

#Borç

HABER DEĞER - Borç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Borç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yılbaşı piyangosu kazananlar ne yaptı? Haber

Yılbaşı piyangosu kazananlar ne yaptı?

Her yılın son günlerinde milyonlarca insan için aynı hayal kuruluyor: Bir bilet, yeni bir hayat. Yılbaşı piyangosu; borçlardan, geçim derdinden, sıradanlıktan kurtuluşun sembolü gibi sunuluyor. Ancak geçmiş yıllara bakıldığında büyük ikramiyeyi kazananların hikâyeleri, bu hayalin çoğu zaman sandığımız kadar parlak olmadığını gösteriyor. Para geliyor, hayat değişiyor ama mutluluk çoğu kez kapıyı çalmıyor. Kazanan ama kaybeden talihliler Türkiye’de yılbaşı piyangosu denince akla gelen bazı isimler, bugün “şans” kavramını yeniden sorgulatıyor. Ahmet Sarı (Dazkırı, 1932 doğumlu) 1964 yılbaşı çekilişinde 10 bin TL kazanan Sarı, parasını koyun alarak değerlendirdi ve kısa sürede zenginleşti. Ancak servet tükenince evliliği de dağıldı. Bugün Denizli’de bir huzurevinde yaşayan Sarı, “hiç param kalmadı” diyerek geçmişine bakıyor. Ahmet Bayram (1960 doğumlu) 2005 yılında 1 milyar 250 milyon TL kazandığında hayatı bir gecede değişti. İlk işi eşinden boşanmak oldu. Paranın büyük kısmını pavyonlarda ve gece kulüplerinde harcadı. Servet eridikçe borçlar arttı, psikolojik çöküş derinleşti. Bayram, bir süre sonra yaşamına son verdi. Kudret Şendil (1942 doğumlu) Türk piyango tarihinde ender rastlanan bir durum yaşadı: Dört kez ikramiye kazandı. Ancak kazandığı her parayı gece hayatında tüketti. Yıllar sonra yeniden kâğıt toplayarak geçinmeye başladı ve dar bir gecekonduda yaşamını sürdürdü. Ayhan Yalçınkaya (1978, Edirne) 1995’te 10 milyar TL kazandı. Memuriyeti bıraktı, iş kurdu. Girişimler başarısız olunca tekrar devlet kapısına döndü. Hayatındaki huzursuzluk hiç dinmedi. Yıllar sonra “Keşke o bileti almasaydım” diyerek pişmanlığını dile getirdi. Yeşim Akyol (1975 doğumlu) 2003’te 2 milyon TL kazanan tek kadın talihliydi. Parayı aldıktan sonra aldatıldığını öne sürerek 8 yıllık evliliğini bitirmek istedi. Ancak mahkeme ikramiyeyi evlilik birliği malı saydı ve paraya üç yıl boyunca el konuldu. Kazanç, özgürlük değil yeni bir hukuk mücadelesi getirdi. Para geliyor, denge gidiyor Bu hikâyelerde ortak bir çizgi var: Paranın gelişiyle birlikte hayatın dengesi bozuluyor. Çoğu talihli, ani zenginliğe hazırlıksız yakalanıyor. Harcama kontrolü kayboluyor, aile ilişkileri geriliyor, çevre hızla değişiyor. Bir anda “yardım istenen”, “borç talep edilen” biri hâline gelmek, psikolojik baskıyı daha da artırıyor. Uzmanlara göre sorun paranın kendisi değil; paranın geliş hızının insanın ruhsal ve sosyal altyapısını aşması. Kısacası, piyango çoğu zaman yalnızca cüzdanı değil, hayatın tamamını altüst ediyor. İsimsiz kazananlar: Sessizliği seçenler Bir başka dikkat çekici detay ise kazananların büyük bölümünün medyadan uzak durmayı tercih etmesi. Örneğin 2023 yılbaşı çekilişinde Manisa/Akhisar’da satılan çeyrek biletle 25 milyon TL kazanan talihli, kamuoyuna yalnızca “adını vermek istemeyen kişi” olarak yansıdı. Resmî kaynaklar, birçok büyük ikramiye sahibinin kimliğini gizli tuttuğunu doğruluyor. Bu tercihin arkasında güvenlik kaygıları, aile baskısı ve sosyal çevrede yaşanabilecek dönüşüm korkusu yatıyor. Görünmez kalmak, belki de parayla gelen yükten korunmanın bir yolu. Talih kuşu her zaman mutluluk getirmiyor Yılbaşı piyangosu, milyonlar için hâlâ umut demek. Ancak geçmiş örnekler, büyük ikramiyenin her zaman “mutlu son” anlamına gelmediğini açıkça gösteriyor. Kimileri serveti tüketip başladığı yere dönüyor, kimileri ailesini, kimileri ise hayatını kaybediyor. Ortaya çıkan tablo net: Para, doğru yönetilmediğinde bir kurtuluş değil, yeni bir sınav oluyor. Ve bazen talih kuşu, saadet yerine ağır bir yük bırakıp uçup gidiyor.

1,5 Milyarlık borçla iflas kararı! Haber

1,5 Milyarlık borçla iflas kararı!

Mahkeme kararıyla iflas kesinleşti, konkordato kapısı kapandı. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Hitit Seramik AŞ hakkında iflas hükmü kurdu. Aynı dosyada Beril Seramik Hammaddeleri AŞ için de iflas kararı verildi. Mahkeme, şirketlerin konkordato kapsamında sağlanan haciz korumasını kaldırarak süreci sonlandırdı. Borç tablosu ağır: 1,5 milyarı aşan yük kaldırılamadı. Dosya kapsamında şirketin toplam borcunun yaklaşık 1,5 milyar lira seviyesinde olduğu tespit edildi. 2025 yılı için kârlılık beklentisi açıklanmışken, yılın ilk dört ayında ortaya çıkan 72 milyon liralık zarar, finansal kırılmanın derinliğini ortaya koydu. Bir dönem “kalkınma hikâyesi”ydi, bugün iflas sayfası açıldı. Yaklaşık 40 yıl önce İbrahim Hızal tarafından temelleri atılan şirket, kurucusunun 2017’deki vefatının ardından eşi Sevgi Hızal ile kızları Beril Hızal ve Eylül Nehir Hızal’ın yönetimine geçti. Ancak aile yönetimi döneminde derinleşen finansal sorunlar aşılamadı. Konkordato umut verdi, beklenen iyileşme gelmedi. Mali darboğazın büyümesi üzerine başlatılan konkordato sürecinde mahkeme şirketlere geçici mühlet tanıdı. Bu süre zarfında hacizlere karşı sağlanan kalkan, üretimi ve nakit akışını toparlamaya yetmedi; tablo düzelmeyince iflas kararı kaçınılmaz oldu. Holding ve aile için de koruma kalktı. Aynı davada İbrahim Hızal Holding AŞ ile Sevgi Hızal, Beril Hızal ve Eylül Nehir Hızal hakkında verilen geçici mühlet de kaldırıldı. Böylece hem şirketler hem de aile bireyleri açısından hacizlere karşı koruma sona erdi. Sektöre dalga: Tedarik zinciri ve istihdam riski büyüyor. Seramik sanayii, küresel talep daralması ve finansman maliyetlerindeki artıştan en fazla etkilenen alanlar arasında yer alıyor. Hitit Seramik’in iflası, yalnızca üretimi değil; hammadde tedarikçilerini, taşeronları ve çalışanları da etkileyebilecek zincirleme bir risk anlamına geliyor. Gözler tasfiye süreci ve alacaklı planında. Bundan sonraki aşamada tasfiye takvimi, alacakların tahsili ve olası satış süreçleri izlenecek. Kararın, sektördeki diğer firmaların bilanço yönetimi ve finansman stratejilerini de yeniden gözden geçirmesine yol açması bekleniyor.

Aile faciasının altından 7 milyonluk borç çıktı Haber

Aile faciasının altından 7 milyonluk borç çıktı

Denizli’de eşi ve iki çocuğunu uykuda öldürüp intihar eden çevik kuvvet polisi Coşkun Söylemez’in, yap-sat emlak işinden dolayı piyasaya yüklü miktarda borcu olduğu ortaya çıktı. Söylemez’in, psikolojik bunalıma girerek cinayetleri bu nedenle işlediği öne sürüldü. Olay, Merkezefendi ilçesi Karaman Mahallesi 1731 Sokak’taki bir evde sabah saat 06.45 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, Şırnak’ta görevli olan 35 yaşındaki çevik kuvvet polisi Coşkun Söylemez, 3 gün önce yıllık izin alarak eşi ve çocuklarının yaşadığı kayınvalidesinin evine geldi. Sabaha karşı beylik tabancasıyla önce uyuyan eşi Nazlı Söylemez’i, ardından 7 yaşındaki oğlu Yağız ve 2 yaşındaki kızı Duru’yu başlarından vurdu. Daha sonra aynı silahla intihar etti. Silah seslerini duyan kayınvalide, çığlıklarla dışarı çıkarak komşularından yardım istedi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, anne ve çocukların hayatını kaybettiğini belirledi. Ağır yaralı olarak ambulansa alınan Coşkun Söylemez ise hastaneye kaldırılırken yolda yaşamını yitirdi. Olayın ardından yapılan incelemede, Coşkun Söylemez’in bir süre önce girdiği emlak işinden dolayı piyasaya 6-7 milyon lira civarında borçlandığı ve izne geldiğinde bu borcun sadece bir kısmını toparlayabildiği öğrenildi. Yaşadığı ekonomik çıkmazın, onu bunalıma sürüklediği ve cinayetlere yol açtığı iddia edildi. Cenazeler otopsi için adli tıp morguna kaldırılırken, yakınlarının feryatları yürekleri dağladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.