SON DAKİKA

#Bürokrasi

HABER DEĞER - Bürokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bürokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cem Küçük'ten Furkan Torlak'a: Uyuşturucu testi ver! Haber

Cem Küçük'ten Furkan Torlak'a: Uyuşturucu testi ver!

Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un tutuklandığı uyuşturucu soruşturmasında adı geçen ve görevinden istifa eden eski İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Furkan Torlak, bu kez gazeteci Cem Küçük’ün hedef tahtasında. TGRT ekranlarında zehir zemberek açıklamalarda bulunan Küçük, Torlak’a "hodri meydan" diyerek uyuşturucu testi yaptırması çağrısında bulundu ve kaynağı belirsiz servetini sorguladı. "40 milyonluk evin, 10 milyonluk araban var" Cem Küçük, Torlak’ın istifasının ardından gündeme getirdiği iddialarda, bürokratın mal varlığına dikkat çekti. Torlak'ın Ankara’daki lüks yaşamını eleştiren Küçük, şu ifadeleri kullandı: "Meseleyi kişiselleştirmek istemem ama Ankara'da oturduğun ev 40 milyon lira, bindiğin araba 10 milyon lira. Menekşe İnşaat üzerinden neler çevirdiğini, hangi arsaları kapattığını biliyoruz. Elimde belgeleri mevcut." "O ifadelerde adı geçiyor, test yaptırmalı" Mehmet Akif Ersoy dosyasında ifade veren 2-3 kişinin Furkan Torlak’ın ismini zikrettiğini hatırlatan Küçük, Torlak'ın temizlenmesi için tek yolun test olduğunu savundu. Küçük, "İsimler veriliyor, bazı kirli işlerden bahsediliyor. Çok net söylüyorum; Furkan Torlak'ın da uyuşturucu testinden geçmesi lazım" dedi. "Bakanlara kumpas kurup, Külliye'de dedikodu yaptı" Küçük’ün iddiaları sadece uyuşturucu ve yolsuzlukla sınırlı kalmadı; Torlak’ı bürokrasi içinde "kumpas kurmakla" suçladı. Torlak’ın HAS Parti ekibiyle geldiğini ve Fahrettin Altun tarafından giderayak atandığını belirten Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakanlar hakkında 'Cumhurbaşkanımız böyle istedi' diyerek sahte istihbarat raporları hazırlayıp sağa sola dağıtıyorlar. Bakanları korkutmaya çalışıyorlar. Benim hakkımda da Külliye'de defalarca yaygara kopardığını biliyorum." Ne olmuştu? Uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Mehmet Akif Ersoy ile ilgili soruşturma dosyasına giren ifadelerde Furkan Torlak’ın adı geçmişti. İddiaların ardından Torlak, Ersoy’u çocukluktan tanıdığını kabul etmiş ancak suçlamaları reddederek görevinden istifa etmişti.

Bir ihtimalin anatomisi: Aziz Nesin’i “Cuntacı” olmaktan Kars mı kurtardı? Haber

Bir ihtimalin anatomisi: Aziz Nesin’i “Cuntacı” olmaktan Kars mı kurtardı?

1941–42 kışında Kars’ta görev yapan genç bir subay, askeri depolardaki erzağı açlık içindeki köylülerle paylaştı; bu karar soruşturmaya, ihraç edilen bir askere ve doğan bir yazara dönüştü. Ordu ile vicdan arasında kalan Nusret Nesin’in tercihi, Türkiye toplumuna Aziz Nesin’i kazandıran kırılma oldu. Kars’ta yaşanan bir karar, bir hayatı değil bir ülkenin hafızasını değiştirdi İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde Türkiye savaşa girmedi ancak yoksulluk ve seferberlik, özellikle sınır kentlerini ağır biçimde etkiledi. Kars’ın Susuz ilçesine (Cilavuz) tayin edilen Üsteğmen Nusret Nesin, açlıkla mücadele eden köylülerle, dolu askerî depolar arasındaki çelişkiye her gün tanık oldu. Kışın sertliği çocukların yüzünde, yokluğun ağırlığı evlerin ocağında hissedilirken; devletin “savaş ihtimali” gerekçesiyle tuttuğu stoklar, halkın gündelik hayatta erişemediği bir bolluğa dönüşmüştü. Mevzuat yasakladı, vicdan buyurdu Askerî kurallar, ordu malının siville paylaşılmasını kesin biçimde yasaklıyordu. Buna karşın Nusret Nesin, depolardaki erzakın bir bölümünü —kimi anlatımlarda at yemi olarak tutulan arpayı, kiminde asker tayınını— açlık içindeki köylülere ulaştırdı ya da ulaştırılmasına göz yumdu. O an, kâğıt üzerindeki düzen ile insan hayatı arasında bir tercih noktasıydı; seçimini insanlıktan yana yaptı. Hukuk “zimmet”, toplum “insanlık” dedi Bu davranış askerî bürokrasi içinde “görevi kötüye kullanmak” ve “zimmet” başlıklarıyla dosyalaştırıldı. Erzağın satılmadığı, kişisel çıkar sağlanmadığı açık olmasına rağmen, yetkisiz paylaşım resmî kayıtlara suç olarak geçti. Vicdanın “zorunluluk” dediği yerde hukuk “yasak” dedi ve soruşturma süreci, genç subayın kariyerini hızlıca tüketti. İhraç kararıyla üniforma düştü, kalem kalktı 1944’te verilen ihraç kararıyla Nusret Nesin ordudan atıldı; rütbesi söküldü, hapis cezası aldı ve sivil hayata “sabıkalı” bir yurttaş olarak döndü. Bu kopuş, edebiyat açısından bir doğum anına dönüştü. Geçinmek için yazmaya başlayan Nusret Nesin, kısa süre içinde mizahın en keskin kalemlerinden biri oldu; bürokrasiye, adaletsizliğe ve ikiyüzlülüğe karşı sözün gücünü kullanan Aziz Nesin ortaya çıktı. Kars yalnızca bir durak değil, yazarlığın başlangıcı oldu Aziz Nesin’in eserlerinde sürekli geri dönen tema, Kars’ta tanık olduğu yoksulluk ve eşitsizlikti. Memur–yurttaş ilişkisi, bürokratik akılcılık, küçük insanın büyük sistemle mücadelesi; hepsi o kışın tortusunu taşıdı. Kars, yazar için coğrafi bir nokta olmaktan çıktı; düşünsel bir kırılmanın, kalıcı bir yarığın adı oldu. Atılmasaydı 27 Mayıs’ta nerede olurdu? Askerî terfi teamülleri dikkate alındığında, Nusret Nesin orduda kalsaydı 1960’a gelindiğinde büyük olasılıkla yarbay rütbesinde olacaktı. Yarbaylık, sahra ve karargâh düzeyinde söz ve yetki anlamına geliyor. Bu nedenle şu karşıt ihtimal dile getiriliyor: Eğer ihraç yaşanmasaydı, 27 Mayıs 1960 sürecinde karar mekanizmalarının içinde yer alabilecek bir subay olabilirdi. Bu iddia tarihsel bir gerçek değil; terfi sürelerine dayalı bir varsayımdır. Ancak varsayım bile, Kars’ta açılan bir kapının Türkiye toplumunun kaderinde nasıl yankı bulduğunu göstermeye yetiyor. Türkiye toplumu, bir darbeci değil bir vicdan kazandı Bugünden bakıldığında Kars’ta yaşananlar, tekil bir disiplin vakasından fazlasını anlatır. O kış, Türkiye toplumuna emirle değil sözle yönelen bir figür kazandırdı. Eğer o gün mevzuat galip gelseydi, bugün mizahın en güçlü isimlerinden birini değil; belki de askeri hiyerarşinin sıradan bir rütbesini konuşuyor olacaktık. Bu hikâyenin ayrıntıları, Nesin'in anılarında yer alıyor. Aziz Nesin, Kars ve askerlik yıllarını, vicdan–bürokrasi çatışmasını ve ihraç sürecini kendi dilinden ‘Böyle Gelmiş Böyle Gitmez’ kitabında anlatırken biz okuyuculara da o kışın yalnızca soğuk değil, öğretici olduğunu görüyoruz..

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.