SON DAKİKA

#Büyük

HABER DEĞER - Büyük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD’de dev dolu felaketi: Gökyüzünden adeta taş yağdı Haber

ABD’de dev dolu felaketi: Gökyüzünden adeta taş yağdı

ABD’nin Illinois eyaletinde etkili olan şiddetli fırtına, beraberinde getirdiği dev dolu taneleri nedeniyle büyük hasara yol açtı. Özellikle Chicago ve çevresinde görülen dolu yağışı sırasında bazı tanelerin çapının 15 santimetreye kadar ulaştığı bildirildi. Fırtına nedeniyle araçlarda, evlerde ve altyapıda ciddi zarar oluştu. Dolu taneleri 15 santimetreye kadar ulaştı Fırtınanın en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olan Kankakee’de dolu tanelerinin boyutu dikkat çekti. Yetkililer, bazı dolu parçalarının çapının yaklaşık 15 santimetreye ulaştığını açıkladı. Bu büyüklükteki dolu tanelerinin doğrulanması halinde Illinois eyaletinde kaydedilen en büyük dolu taşlarından biri olabileceği ifade edildi. Ulusal Hava Servisi ise gelen raporların, Haziran 2015’te Minooka’da kaydedilen ve eyalet rekoru olarak bilinen 12 santimetrelik dolu tanelerinden daha büyük ölçümlere işaret ettiğini belirtti. Araçlar ve evlerde ciddi hasar oluştu Chicago ve çevresinde etkili olan dolu yağışı sırasında gökten düşen büyük parçalar çok sayıda araçta hasara neden oldu. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde araç camlarının kırıldığı ve park halindeki otomobillerin kaportalarında büyük göçükler oluştuğu görüldü. Birçok evin çatısında da ciddi hasar meydana geldiği bildirildi. Yerel yetkililer hasar gören bölgelerde inceleme başlattı. Canlı yayın sırasında dolu isabet etti Fırtınayı takip eden bir meteoroloji aracının ön camı, canlı yayın sırasında dolu isabet etmesi sonucu parçalandı. Beyzbol topu büyüklüğündeki dolu tanelerinin araca çarptığı anlar kameralar tarafından kaydedildi. Sosyal medyada yayılan görüntüler kısa sürede geniş yankı uyandırdı. Fırtınanın nedeni süper hücre sistemi Meteoroloji uzmanları, bölgede etkili olan hava sisteminin güçlü bir “süper hücre fırtınası” olduğunu açıkladı. Bu tür fırtınaların büyük dolu oluşumuna ve ani hava olaylarına neden olabildiği belirtiliyor. Uzmanlar ayrıca aynı sistemin bazı bölgelerde kısa süreli hortum oluşumlarını da tetiklemiş olabileceğini ifade etti. Bölgede hasar tespit çalışmaları başladı Fırtına nedeniyle bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşanırken yerel ekipler hasar tespit çalışmalarına başladı. Meteoroloji yetkilileri ise düşen dolu taşlarının boyutunu inceleyerek resmi kayıtların güncellenmesi için değerlendirme yapıyor. Yetkililer Illinois ve çevre eyaletlerde yaşayan yurttaşları yeni fırtına ihtimaline karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Penaltı kararı ortalığı karıştırdı: Selçuk İnan’dan hakeme çok sert sözler Haber

Penaltı kararı ortalığı karıştırdı: Selçuk İnan’dan hakeme çok sert sözler

Süper Lig’in 26. haftasında Kocaelispor ile Konyaspor arasında oynanan karşılaşmanın son dakikaları büyük gerilime sahne oldu. Uzatma bölümünde verilen penaltı kararı sonrası Kocaelispor cephesi hakem Cihan Aydın’a sert tepki gösterirken, teknik direktör Selçuk İnan kırmızı kart gördü. Maçın ardından konuşan İnan, hem penaltı kararına hem de hakem yönetimine yönelik çok ağır ifadeler kullandı. Karşılaşmayı Konyaspor 2-1 kazandı. Son dakikadaki penaltı kararı tansiyonu yükseltti Karşılaşmanın uzatma dakikalarında hakem Cihan Aydın’ın Konyaspor lehine penaltı noktasını göstermesi, Kocaelispor cephesinde büyük tepki yarattı. Karara yoğun şekilde itiraz eden Selçuk İnan kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Tepkinin büyümesiyle birlikte Kocaelispor yedek kulübesindeki isimlerin de soyunma odasına yöneldiği aktarıldı. Selçuk İnan kırmızı kart kararına isyan etti Maç sonrasında stat dışında açıklama yapan Selçuk İnan, neden kırmızı kart gördüğünü kendisinin de bilmediğini söyledi. İnan, hakeme yalnızca penaltının doğru bir karar olmadığını söylediğini belirterek bu itirazın kırmızı kartla cezalandırılmasının kendisini şaşırttığını ifade etti. Açıklamalarında, takımının hakkını savunmaya çalıştığını ve bunun karşılığının böyle olmaması gerektiğini dile getirdi. “Bu hakemi sevmiyorum” sözleri gündem oldu Selçuk İnan’ın en çok dikkat çeken çıkışı ise hakem Cihan Aydın hakkında kullandığı ifadeler oldu. İnan, “Bu hakemi sevmiyorum” diyerek başladığı açıklamasında, hakemin kendisine karşı olumsuz bir tavır içinde olduğunu düşündüğünü söyledi. Daha önce de federasyona bu hakemin maçlarına verilmemesi yönünde ricada bulunduğunu belirten genç teknik adam, aynı hakemin yeniden maçlarına atanması halinde kulübedeki görevinden çekilmeyi bile düşünebileceğini dile getirdi. “Bu emekler sahadaki kararlarla boşa gidemez” Kocaelispor için büyük emek verdiklerini söyleyen Selçuk İnan, sabah akşam takım için çalıştığını, kulüple ilgili hedefleri ve hayalleri olduğunu anlattı. Sahadaki tartışmalı kararların bu emeği boşa çıkarmasına sessiz kalamayacağını söyleyen İnan, yapılan itirazın temelinde yalnızca adalet beklentisinin bulunduğunu vurguladı. Kocaelispor camiasının sahipsiz olmadığını ifade eden teknik adam, taraftarın ve kulübün emeğini görmezden gelen kararlara karşı ses çıkarmaya devam edeceklerini söyledi. Maçın sonucu kadar hakem tartışması da konuşuldu Sahadaki sonucun ötesinde, Kocaelispor-Konyaspor maçının ardından gündemin merkezine hakem kararları ve Selçuk İnan’ın sert çıkışı yerleşti. Konyaspor’un 2-1 kazandığı mücadelede son bölümde yaşananlar, haftanın en çok tartışılan futbol başlıklarından biri haline geldi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kocaelispor’da penaltı krizi: Selçuk İnan’dan protesto Haber

Kocaelispor’da penaltı krizi: Selçuk İnan’dan protesto

Trendyol Süper Lig’de Kocaelispor ile Konyaspor arasında oynanan karşılaşma, son dakikalarda yaşanan tartışmalı penaltı kararıyla gündeme oturdu. Uzatma dakikalarında verilen penaltı sonrası Kocaelispor cephesinde büyük tepki oluşurken, teknik direktör Selçuk İnan’ın protesto amacıyla yedek kulübesindeki futbolcu ve görevlileri soyunma odasına göndermesi dikkat çekti. 86. dakikada dengeler değişti Karşılaşmanın büyük bölümünde iki takım da temkinli bir oyun sergilerken, maçın kaderi son dakikalarda değişti. Dakikalar 86’yı gösterdiğinde Konyaspor’un bulduğu golle konuk ekip avantaj yakaladı ve karşılaşmada tansiyon yükseldi. Uzatma dakikalarında penaltı kararı Mücadelenin uzatma bölümünde Kocaelispor ceza sahasında yaşanan bir pozisyonun ardından hakem Konyaspor lehine penaltı kararı verdi. Bu karar hem saha içinde hem de tribünlerde büyük tepkiye neden oldu. Selçuk İnan’dan protesto Penaltı kararına sert tepki gösteren Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, protesto amacıyla yedek kulübesinde bulunan futbolcu ve görevlileri soyunma odasına gönderdi. Türk futbolunda nadir görülen bu protesto kısa sürede sosyal medyada da gündem oldu. Karşılaşmanın son anlarında yaşanan bu gerginlik nedeniyle sahada ve tribünlerde tansiyonun uzun süre düşmediği öğrenildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Araştırma şaşırttı: Sahip olduğunuz çocuk sayısı yaşam sürenizi etkileyebilir Haber

Araştırma şaşırttı: Sahip olduğunuz çocuk sayısı yaşam sürenizi etkileyebilir

Finlandiya’daki University of Helsinki tarafından yürütülen ve Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırma, aile planlaması ile yaşam süresi arasında dikkat çekici bir bağlantı olabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, çocuk sayısının biyolojik yaşlanma hızını etkileyebileceğine dair önemli bulgular elde etti. Araştırma 14 binden fazla kişi üzerinde yapıldı Araştırma kapsamında genetik faktörlerin etkisini en aza indirmek için 14 bin 836 kadın ikiz kardeşin sağlık verileri incelendi. Ayrıca bu büyük grubun içinden seçilen 1.054 katılımcının biyolojik yaşlanma göstergeleri hücresel düzeyde analiz edildi. Elde edilen veriler, hiç çocuk sahibi olmayan kadınlar ile çok sayıda çocuk sahibi olan kadınların biyolojik olarak daha hızlı yaşlandığını ve ölüm risklerinin daha yüksek olduğunu gösterdi. En düşük yaşlanma oranı 2 ila 3 çocukta Araştırmanın sonuçlarına göre en sağlıklı biyolojik yaşlanma hızına sahip grup ortalama 2 ila 3 çocuk sahibi olan kadınlar oldu. Bu grubun hamileliklerinin genellikle 24 ile 38 yaş arasında gerçekleştiği ve diğer gruplara göre daha düşük yaşlanma hızına sahip olduğu tespit edildi. Buna karşılık ortalama 6 ila 7 çocuk sahibi olan kadınlarda hücresel yaşlanma belirtilerinin daha hızlı ortaya çıktığı gözlemlendi. Evrimsel bedel: “Tek kullanımlık beden” teorisi Bilim insanları bu durumu evrimsel biyolojide önemli bir yere sahip olan “tek kullanımlık beden” teorisi ile açıklıyor. Helsinki Üniversitesi’nden biyolog Mikaela Hukkanen’e göre insan vücudu sınırlı enerji kaynaklarına sahip. Bu enerji büyük ölçüde üreme sürecine harcandığında vücudun bakım ve onarım mekanizmalarına ayrılan enerji azalıyor. Bu durum ise hücresel hasarın artmasına ve yaşam süresinin kısalmasına yol açabiliyor. Hiç çocuk sahibi olmamak neden riskli olabilir Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de hiç çocuk sahibi olmayan kadınlarda da hızlı yaşlanma belirtilerinin görülmesi oldu. Bilim insanları bu durumun doğrudan çocuk sahibi olmamakla ilişkili olmayabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre çocuksuzluk ile hızlı yaşlanma arasında görülen bağlantının nedeni, her iki durumu da etkileyebilecek altta yatan bazı sağlık sorunları veya kronik hastalıklar olabilir. Uzmanlardan önemli uyarı Araştırma ekibinden epigenetik uzmanı Miina Ollikainen, sonuçların bireysel yaşam tercihleri için doğrudan bir tavsiye olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Ollikainen, hiçbir kadının yalnızca bu araştırmanın sonuçlarına dayanarak çocuk sahibi olma planlarını değiştirmemesi gerektiğini belirtti. Uzmanlara göre genetik yapı, beslenme, stres düzeyi ve yaşam tarzı gibi birçok faktör yaşam süresi üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Petrol zengini Venezuela nasıl çöktü? Chávez’den Maduro’ya uzanan kriz, yolsuzluk, ambargo ve yarım kalan sosyalizm Haber

Petrol zengini Venezuela nasıl çöktü? Chávez’den Maduro’ya uzanan kriz, yolsuzluk, ambargo ve yarım kalan sosyalizm

Venezuela’nın hikâyesi, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin üzerinde oturmasına rağmen halkının temel gıdaya ulaşamadığı keskin bir çelişkiler tarihidir. Bugün ülkede market raflarının boşaldığı, sağlık sisteminin çöktüğü, milyonlarca kişinin komşu ülkelere kaçtığı büyük bir insani kriz yaşanıyor. Bu çöküş, sadece ekonomik bir felaket değil; tarihsel, siyasal ve jeopolitik bir düğümün birlikte sıkıştığı karmaşık bir süreçtir. Bu haber dosyası, Venezuela’nın petrol zenginliğinden bugünkü yoksulluğuna uzanan kırılma hattını tarihsel bir bütünlük içinde ele alıyor. Petrolün gölgesi: Zenginlikten bağımlılığa giden yol Yüzyıl boyunca Venezuela ekonomisi neredeyse tamamen petrol gelirlerine dayanıyordu. Bu bağımlılık, kısa vadede büyük refah yaratsa da ülkeyi küresel petrol fiyatlarına karşı aşırı kırılgan hale getirdi. Ülke, üretim çeşitliliğini sağlayamadı; tarım ve sanayi giderek çöktü, ekonomi tek bir sektöre hapsoldu. Petrolün yarattığı devasa gelirler, siyasetin ve bürokrasinin kontrolünde bir rant düzenine dönüştükçe yolsuzluk artmış, devlet kurumları halktan uzak bir dağıtım mekanizması haline gelmişti. Bu kırılgan yapı, Venezuela’nın gelecekte yaşayacağı büyük çöküşün zeminini çok önceden hazırlamıştı. Chávez dönemi: Umut, yeniden dağıtım ve yarım kalan devrim Hugo Chávez 1998’de iktidara geldiğinde ülke derin eşitsizlik, siyasi yozlaşma ve ABD merkezli neoliberal politikaların yorgunluğu içindeydi. Chávez, petrol gelirlerini geniş sosyal programlarla halka yönlendirdi; sağlık, eğitim ve konut alanlarında büyük projeler hayata geçirildi. Bu dönem, ülkede yoksulluğu ciddi biçimde azaltan ve alt sınıfların siyasal katılımını genişleten bir toplumsal dönüşüm yarattı. Aynı zamanda ABD hegemonyasına meydan okuyan bağımsızlıkçı bir dış politika benimsendi ve Venezuela, Latin Amerika solunun öncülerinden biri haline geldi. Ancak Chávez’in ekonomik modeli, tam anlamıyla çeşitlenmemiş ve petrole bağımlı bir yapıyı sürdürüyor; bürokratik devlet aygıtı güçlenirken halk meclislerinin ve taban örgütlerinin kalıcı bir kurumsal güce sahip olmasını sağlayacak dönüşüm tamamlanamıyordu. “21. yüzyıl sosyalizmi” söylemi güçlüydü, fakat ekonomik ve kurumsal altyapı bu iddiayı taşıyacak kadar sağlam değildi. Bu nedenle, petrol fiyatlarının düşüşe geçmesiyle sistemin dengesi bozulmaya başladı ve Chávez’in ölümüyle birlikte bu model tüm kırılganlığıyla Maduro yönetiminin omuzlarına yük oldu. Maduro dönemi: Ekonomik çöküş, otoriterleşme ve derin yoksulluk Nicolás Maduro 2013’te göreve geldiğinde petrol fiyatları dramatik biçimde düşmeye başlamıştı. Ekonominin tek gelir kaynağı çökmüş, ülkenin ithalat kapasitesi neredeyse sıfırlanmış, devlet bütçesi hızla erimişti. PDVSA’nın yıllardır biriken yolsuzluk ve verimsizlik sorunları, kötü yönetimle birleşince petrol üretimi bile sürdürülemez hale geldi. Devlet, kayıpları karşılamak için para basmaya yöneldi ve ülke tarihin en büyük hiperenflasyonlarından birine sürüklendi. Gıda ve ilaç krizi derinleşti, elektrik kesintileri hayatın olağan bir parçasına dönüştü. Maduro yönetimi kriz büyüdükçe daha sert bir güvenlik politikası benimsedi. Muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve sendikacılar üzerinde baskılar arttı; seçimlerin adilliği tartışmalı hale geldi ve ülke otoriter bir yönetim biçimine doğru sürüklendi. Bu süreçte Venezüella halkı giderek yoksullaştı ve 7 milyondan fazla kişi ülkeyi terk ederek dünyanın en büyük göç krizlerinden birini oluşturdu. ABD–Venezuela gerilimi: Ambargo, darbe denemeleri ve petrol jeopolitiği Venezuela’daki kriz, küresel güçlerin de devreye girdiği bir jeopolitik mücadeleye dönüştü. ABD, önce ağır ekonomik yaptırımlar uygulayarak petrol ticaretini hedef aldı; ardından 2019’da muhalefet lideri Juan Guaidó’yu “geçici devlet başkanı” ilan ederek açık bir rejim değişikliği girişiminde bulundu. Bu plan ordunun bölünmemesi nedeniyle başarısız oldu ancak Venezuela siyasetini daha da kutuplaştırdı. Sonraki yıllarda Washington, Maduro yönetimini “narko-terörist” ilan etti; Karayipler’e savaş gemileri gönderildi ve CIA’ya Venezuela içinde gizli operasyon yetkisi verildi. ABD’nin bu baskısı, ekonomik krizi daha da ağırlaştırdı. Ancak paradoksal biçimde Maduro iktidarının “dış tehdit” söylemini güçlendirdiği için siyasal olarak da bir dayanıklılık sağladı. Petrol zenginliği nasıl fakirliğe dönüştü? Venezuela’daki çöküş, tek bir nedene bağlanamayacak denli çok katmanlıdır. Ekonomik yapının petrole aşırı bağımlılığı, Chavez döneminde çeşitlenemeyen üretim modeli, Maduro yıllarında derinleşen yolsuzluk ve mali disiplin kaybı, PDVSA’nın kurumsal çürümesi ve kötü yönetimi ülkeyi içeriden zayıflattı. Buna ek olarak ABD ambargoları ve uluslararası finans sisteminden dışlanma, zaten çökmekte olan ekonomiyi tamamen kırdı. Sonuç olarak dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülke, halkının temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Halkın yaşadığı dram: Göç, açlık ve çöken yaşam Ekonomik krizin en ağır bedelini Venezuela halkı ödedi. Ülke, savaş yaşamamasına rağmen dünyanın en büyük mülteci krizlerinden birini üretti. Milyonlarca kişi Kolombiya, Brezilya ve Peru gibi komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Marketlerde gıda kıtlığı, hastanelerde ilaç yokluğu, çocuklarda yetersiz beslenme ve günlük elektrik kesintileri yaşamın sıradan bir parçası haline geldi. Bu insani tablo, Venezuela’nın yalnız bir ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir çöküş yaşadığını gösteriyor. Venezuela nereye gidiyor? Ülkenin geleceği hâlâ belirsiz. Uzatmalı bir kriz döngüsü şimdilik en olası senaryo olarak duruyor. Ancak uluslararası arabuluculukla iktidar ve muhalefetin sınırlı da olsa güç paylaşımına dayalı bir geçiş sürecine yönelmesi ihtimali zaman zaman gündeme geliyor. Diğer yandan ABD’nin askeri baskıyı artırması, Venezuela’yı daha sert bir çatışmaya sürükleyebilir. En karanlık ihtimal ise uzun süreli bir iç istikrarsızlığın kalıcı hale gelmesi. Venezuela’nın çöküşü, yalnızca bir liderin hatalarıyla ya da tek başına ABD baskısıyla açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutludur. Bu kriz, petrole bağımlı ekonomik modelin kırılganlığı, devletçi bürokrasinin yolsuzluk üretmesi, demokratik kurumların zayıflığı ve dış müdahalenin yıkıcı etkilerinin birlikte yarattığı bir fırtınadır. Dünyanın en büyük petrol rezervleri, halkın refahını değil, tam tersine, bir kırılma noktası olarak yeni bir yoksulluk çağını doğurmuştur. Venezuela, hâlâ bu döngüden çıkmanın yolunu arıyor; ancak yol uzun, karmaşık ve ağır bedellerle dolu görünüyor.

Dünya Diyabet Günü’nde tarama seferberliği Haber

Dünya Diyabet Günü’nde tarama seferberliği

Ankara Üniversitesi Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı öğretim elemanları ve öğrencileri, “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” kapsamında Kızılcahamam’da dikkat çeken bir diyabet farkındalık etkinliğine imza attı. Kaymakamlık, Belediye Başkanlığı ve İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle bu yıl 2.’si düzenlenen etkinlikte, Kızılcahamam Belediyesine ait Emekliler Lokali ve Büyük Kaplıca’da kurulan sağlık noktalarında yüzlerce vatandaşa tansiyon ve glukoz ölçümünden ayak muayenesine, oksijen seviyesi ölçümü, monofilament ve diapazon testlerinden diyabetik ayak sağlığı eğitimine kadar kapsamlı taramalar yapıldı. 2 gün boyunca yoğun ilgi gören etkinlikte, her yaştan Kızılcahamamlı hem tarama hizmetlerinden yararlandı hem de diyabetle ilgili bilinçlendirildi. Şikâyeti tespit edilen vatandaşlar ilgili sağlık birimlerine yönlendirilirken, özellikle ilk kez diyabetik ayak eğitimi alan katılımcılar programdan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Etkinlik kapsamında, “Diyabet Farkındalık Slogan Yarışması”nı kazanan Podoloji Programı 2. sınıf öğrencisi Kardelen Baysal’a ödülü takdim edildi. “Şekerin değil, yaşam kaliten yüksek olsun”, “Diyabetin gözü ayakta, işin çözümü podologta”, “Diyabetin gölgesi ayağına düşmesin”, “Şeker yüksekse risk ayakta, tedbir podologta” sloganları yarışmada dikkat çeken sloganlar arasında yer aldı. Etkinliğe video mesaj gönderen Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, diyabetin hem Türkiye’de hem dünyada giderek büyüyen bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Konfora dayalı yaşantı sebebiyle kiloların arttığını, kalp ve diğer kronik hastalıkların da artış gösterdiğini ifade eden Ünüvar, bunların başında diyabet hastalığının geldiğini söyledi. Bu konuda 14 Kasım Dünya Diyabet Günü vesilesiyle düzenlenen etkinliklerin son derece kıymetli olduğunu belirten Ünüvar, “Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuzu bu etkinlik için gönülden tebrik ediyorum. Birlikte hareket edersek, en önemlisi hareket edersek diyabeti yenebileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Yusuf Yaylı da etkinliğin bu yıl 2.’sinin düzenlendiğine işaret ederek, “Podoloji Programımızın uygulamalarının bu kadar ilgi görmesi bizi çok mutlu etti. Emeği geçen hocalarımıza, öğrencilerimize ve destek sağlayan yetkililere teşekkür ediyorum. Bu etkinlik artık bir gelenek haline geldi, bundan sonraki yıllarda daha da geliştirerek sürdüreceğiz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.