SON DAKİKA

#Casusluk

HABER DEĞER - Casusluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Casusluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sovyetler Birliği’nin en etkili casusu Aldrich Ames ABD hapishanesinde öldü Haber

Sovyetler Birliği’nin en etkili casusu Aldrich Ames ABD hapishanesinde öldü

Soğuk Savaş’ın en büyük iç ihanetlerinden biri Aldrich Hazen Ames, Amerika Birleşik Devletleri Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) bünyesinde 31 yıl görev yaptıktan sonra, 1985–1993 yılları arasında Sovyetler Birliği’ne ve sonrasında Rusya’ya istihbarat sızdırdığı için 1994’te tutuklanmıştı. Vikipedi O dönemde CIA’nin Sovyetler masasında karşı istihbarat analisti olan Ames, Kremlin’e ABD adına çalışan çok sayıda Rus casusun kimliğini vermesiyle tarihin en yıkıcı ihanet vakalarından birine imza attı. euronews Verdiği bilgiler yüzlerce kişiyi tehlikeye attı Ames’in Moskova’ya sızdırdığı bilgiler, sadece gizli operasyonları deşifre etmekle kalmadı; Batı istihbaratının Sovyetler içindeki kaynaklarının kimlikleri ortaya çıktı ve en az on ajan ya tutuklandı ya da infaz edildi. Anadolu Ajansı Casusluk faaliyetleri karşılığında 2,5 milyon dolardan fazla ödeme aldığı bildirilen Ames, CIA tarihinin en zarar verici casuslarından biri olarak kabul ediliyordu. euronews Tutuklanma ve ceza Ames ve eşi Rosario, casusluk ve vergi kaçakçılığı suçlarını kabul ederek federal mahkeme tarafından şartlı tahliyesiz müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ames, Maryland’deki Federal Correctional Institution’da tutuklu bulunduğu sürede parole şansı olmadan cezasını çekiyordu. Vikipedi Ölümü ve etkisi 84 yaşında hayatını kaybeden Ames’in ölümü, Soğuk Savaş istihbarat savaşlarındaki en tartışmalı figürlerden birinin yaşamının son bulması olarak değerlendiriliyor. İhaneti, CIA ve ABD’nin Sovyet stratejilerine dair güvenlik politikalarında uzun yıllar süren etkiler yarattı ve insan kaynaklı casusluk risklerine dair önemli dersler bıraktı. Vikipedi

İsrail’de casusluk iddiası: İran istihbaratı adına çalışan Rus gözaltında Haber

İsrail’de casusluk iddiası: İran istihbaratı adına çalışan Rus gözaltında

İsrail güvenlik birimleri, İran istihbaratıyla bağlantılı casusluk faaliyetleri yürüttüğü iddia edilen bir Rus yurttaşını gözaltına aldı. Şüphelinin kim olduğu, hangi suçlamalarla karşı karşıya bulunduğu ve soruşturmanın hangi aşamada olduğu kamuoyuna yansıdı. Uzun yıllardır İsrail’de yaşayan bir işçi gözaltına alındı Yerel basında yer alan bilgilere göre, İran istihbaratı adına casusluk yaptığı iddia edilen Vitaly Zvyagintsev isimli Rus yurttaşı İsrail’de gözaltına alındı. Zvyagintsev’in uzun yıllardır ülkede işçi statüsünde çalıştığı ve bu nedenle çeşitli bölgelere erişim sağladığı belirtildi. Askeri gemiler ve limanlar hedefteydi Soruşturma dosyasına yansıyan iddialara göre Zvyagintsev, Ekim ayından itibaren İsrail limanlarında ve bu bölgelerde demirli bulunan askeri gemilerin fotoğraflarını çekti. Güvenlik kaynakları, bu görüntülerin İran istihbaratının talepleri doğrultusunda toplandığını ileri sürdü. İran istihbaratıyla doğrudan temas kurduğu öne sürülüyor Yetkililer, şüphelinin İran istihbaratıyla bağlantılı bir kişiyle doğrudan iletişim halinde olduğunu ve elde ettiği bilgileri düzenli biçimde aktardığını iddia etti. Zvyagintsev’in bu faaliyetler karşılığında ödemelerini dijital yollarla aldığı da soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Adli süreç başlatıldı, iddianame hazırlandı Bu ayın başında düzenlenen operasyonla gözaltına alınan Zvyagintsev hakkında adli sürecin başlatıldığı bildirildi. Şüpheliye yöneltilen suçlamalar arasında “yabancı bir ajanla temas kurmak” ve “düşmana bilgi sağlamak” yer alıyor. Soruşturma sürüyor İsrail makamları, soruşturmanın devam ettiğini ve elde edilen dijital materyallerin incelendiğini açıkladı. Olay, İsrail–İran geriliminin sürdüğü bir dönemde güvenlik ve istihbarat alanındaki hassasiyetleri bir kez daha gündeme taşıdı.

Kadın ‘Bond’un broş şifresi: İstihbarat dünyasına verilen sessiz mesaj Haber

Kadın ‘Bond’un broş şifresi: İstihbarat dünyasına verilen sessiz mesaj

İngiltere’nin 116 yıllık dış istihbarat servisi MI6’nın ilk kadın başkanı Blaise Metreweli, Londra’daki teşkilat binasında düzenlenen basın toplantısıyla ilk kez kamuoyunun karşısına çıktı. Metreweli’nin açıklamalarından çok, yakasına taktığı arı figürlü broş dikkat çekti. İstihbarat çevrelerine göre bu broş, tesadüfi bir aksesuar değil, bilinçli bir mesajdı. Arı figürü istihbarat dünyasında sembolik bir anlam taşıyor Altın tonlarında, renkli taşlarla süslenmiş vintage tarzı arı broşu, istihbarat dünyasında uzun süredir dinleme ve gözetleme teknolojilerinin simgesi olarak biliniyor. Özellikle “böcek” figürü, casusluk literatüründe gizli dinleme cihazlarını çağrıştırıyor. Bu nedenle Metreweli’nin tercihi, açık bir sembolik dil olarak yorumlandı. Mesajın adresi Rusya olarak değerlendirildi Basın toplantısında Metreweli, Rusya’yı Ukrayna ile barışa yanaşmamakla ve İngiltere’ye yönelik siber saldırılar düzenlemekle suçladı. İngiliz basınında yer alan yorumlara göre arı broşu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yönelik “izliyoruz ve farkındayız” mesajı taşıyor. Broşun, siber savaş ve gizli operasyonlara atıf yapan sessiz bir meydan okuma olduğu değerlendiriliyor. James Bond evreniyle bilinçli bir gönderme yapıldı Metreweli’nin broş tercihi, İngiliz casusluk kültürünün popüler simgesi olan James Bond filmlerini de akıllara getirdi. Seride “Miss Moneypenny” karakterinin de böcek figürlü broş kullandığı sahneler, bu sembolizmi daha da güçlendiriyor. Casusluk sineması ile gerçek istihbarat dünyası arasındaki bu paralellik, “Kadın Bond” benzetmelerini beraberinde getirdi. Teknoloji geçmişi mesajı güçlendirdi Daha önce MI6’da teknoloji ve dijital kapasiteden sorumlu görevlerde bulunan Metreweli’nin, böcek şeklindeki dinleme cihazları ve gizli gözetleme teknolojileri konusunda uzman olduğu biliniyor. Metreweli’nin geçmişte, mücevher ve aksesuarların dinleme ve takip cihazlarını gizlemek için kullanılabileceğine dikkat çektiği açıklamaları da broşun anlamını pekiştiriyor. Siber savaş ve sabotaj vurgusu öne çıktı Metreweli, konuşmasında Rusya’nın İngiltere’ye karşı altyapıya yönelik siber saldırılar, havaalanları ve askeri üsler üzerinde insansız hava araçlarıyla gözetleme faaliyetleri yürüttüğünü öne sürdü. Ayrıca kundaklama, sabotaj ve toplumsal çatışmaları körükleme girişimlerine dikkat çekti. MI6 için daha sert bir dönem mesajı verildi Yeni başkan, MI6’nın II. Dünya Savaşı’ndaki sabotaj birimi SOE’nin mirasına atıf yaparak, teşkilatın daha cesur, daha keskin ve daha aktif bir hatta ilerleyeceğini söyledi. Bu açıklamalar, arı broşuyla verilen sembolik mesajla birleştiğinde, İngiltere’nin istihbarat politikasında yeni ve daha sert bir dönemin işareti olarak yorumlandı. Sessiz bir aksesuar, yüksek sesli bir mesaj İstihbarat çevrelerine göre Metreweli’nin broşu, sözlü açıklamalardan çok daha güçlü bir mesaj taşıyor. Görünürde küçük bir detay olan arı figürü, casusluk dünyasında “gizli izleme”, “siber güç” ve “karşı tarafa gözdağı” anlamlarını bir araya getirerek, yeni MI6 döneminin şifreli ama net mesajı olarak okunuyor.

Maduro rejimi için yolun sonu mu? Eski sağ kolundan Trump'a şok mektup! Haber

Maduro rejimi için yolun sonu mu? Eski sağ kolundan Trump'a şok mektup!

Hücresinden gönderdiği mektupla itiraflara başladı: Hizbullah ve FARC bağlantısı Kamuoyunda "El Pollo" lakabıyla tanınan Hugo Armando Carvajal Barrios, kaleme aldığı mektupta Venezuela askeri istihbaratına liderlik ettiği yıllara dair kan donduran iddialarda bulundu. Yüksek rütbeli devlet yetkililerinin uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarını bizzat koordine ettiğini öne süren Carvajal, Maduro yönetiminin FARC, ELN, Küba istihbarat ajanları ve Hizbullah üyeleriyle kirli ittifaklar kurduğunu belirtti. İddiaya göre bu yapılanma, Venezuela içindeki yasa dışı faaliyetlerin yanı sıra ABD’ye uzanan kokain güzergahlarını da kontrol ediyor ve elde edilen gelirle siyasi istihbarat operasyonlarını finanse ediyor. Seçim manipülasyonu iddiası ve 'suç yapılarını' deşifre etme sözü Eski istihbarat şefi, itiraflarını sadece uyuşturucu ticaretiyle sınırlı tutmayarak seçim güvenliği konusuna da değindi. Chavez yönetimi döneminde elektronik oylama sistemlerinin denetlendiğini veya etkilenmiş olabileceğini savunan Carvajal, "Smartmatic" şirketini örnek göstererek rejimin casusluk ve dezenformasyon faaliyetlerini teşvik ettiğini öne sürdü. Elindeki bilgilerin Venezuela devlet aygıtına sızmış "suç yapılarını" çökertmeye yeteceğini iddia eden Carvajal, ABD yetkililerine yeni belgelerle ifade vermeye hazır olduğunu vurgulayarak Washington'a açık bir iş birliği çağrısında bulundu. Washington'da yankılandı: Marco Rubio'dan 'sert yanıt' çıkışı Carvajal’ın mektubu, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Maduro hükümetine yönelik baskı politikasını sertleştirdiği bir döneme denk geldi. Mektuba doğrudan atıf yapmasa da Rubio, Washington'un Maduro'nun vaatlerine artık güvenemeyeceğini belirterek Bolivarcı rejimin uyuşturucu kaçakçılığıyla olan bağlarına dikkat çekti. Venezuela'daki yönetimin "sürekli söz tutmama" modeline karşı ABD'nin daha sert bir yanıt vermesi gerektiğini savunan Rubio'nun bu çıkışı, Caracas üzerindeki uluslararası baskının dozunun artacağının sinyali olarak yorumlandı. Sır küpü 'El Pollo' kimdir? Chavez'in sağ kolundan muhalifliğe uzanan yol Hugo Chavez döneminde 2004-2011 yılları arasında Askeri Karşı-İstihbarat Müdürlüğü'nü (DGCIM) yöneten Carvajal, uzun yıllar rejimin en sadık isimlerinden biri ve güvenlik aygıtının kilit figürü olarak görüldü. Ancak 2019 yılında rejimle ipleri kopararak muhalefet lideri Juan Guaido’yu desteklediğini açıkladı. ABD tarafından uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla aranan ve başına ödül konulan Carvajal, İspanya'da yakalanıp 2023 yılında ABD'ye iade edildi. Şu anda "kokain ithal etme planı yapma" ve "yabancı militan gruplara maddi destek sağlama" suçlamalarıyla yargılanan eski şefin itirafları, bölgedeki dengeleri değiştirebilecek nitelikte görülüyor.

İmamoğlu ailesine ‘yolsuzluk’ soruşturması: Baba ve oğul Emniyet’te ifade veriyor Haber

İmamoğlu ailesine ‘yolsuzluk’ soruşturması: Baba ve oğul Emniyet’te ifade veriyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturması kapsamında bugün yeni bir gelişme yaşandı. Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu, saat 10.15’te İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne giderek ifade işlemleri için hazır bulundu. İfade alma süreci 11.47’de resmen başladı. Soruşturmanın başlığı: ‘Rüşvet ve malvarlığı aklama’ iddiası Başsavcılık, iki ismin dosyada yer alan deliller nedeniyle ifadeye çağrıldığını açıklarken, şu bilgiyi paylaştı: “İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ne yönelik soruşturma kapsamında, şüpheliler Hasan İmamoğlu ve Selim İmamoğlu hakkında ‘rüşvet’ ve ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ suçlarından savunmaları alınmak üzere talimat verilmiştir.” Ekrem İmamoğlu hala tutuklu CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunuyor. Aynı zamanda kendisi hakkında “casusluk” başlığıyla yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında da tutuklama kararı verilmişti. Süreç nasıl ilerleyecek? Baba ve oğulun ifade işlemlerinin bugün tamamlanması bekleniyor. Savcılık, ek deliller doğrultusunda tutuklama ya da adli kontrol kararı talep edebilir. Soruşturmada yeni isimlerin ifadeye çağrılacağı iddia ediliyor

Ekrem İmamoğlu Çağlayan’da: “Casusluk” suçlamasıyla ifade veriyor, adliye önünde binler toplandı Haber

Ekrem İmamoğlu Çağlayan’da: “Casusluk” suçlamasıyla ifade veriyor, adliye önünde binler toplandı

İmamoğlu 7 ay sonra ilk kez cezaevinden çıktı 19 Mart’ta gözaltına alınıp 23 Mart’ta Marmara Cezaevi’ne konulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, bugün Çağlayan Adliyesi’nde ifade veriyor. İmamoğlu, “casusluk” suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında savcılık tarafından çağrıldı. Cezaevinden çıkarılarak saat 10.55’te adliyeye getirilen İmamoğlu, uzun bir bekleyişin ardından 16.10’da ifade vermeye başladı. Adliye önünde yoğun güvenlik önlemi — yurttaşlar yasağa rağmen toplandı Sabahın erken saatlerinden itibaren Çağlayan Adliyesi çevresi polis ablukasına alındı. CHP’li milletvekilleri gece boyunca “demokrasi nöbeti” tutarken, yüzlerce yurttaş toplanma yasağına rağmen adliye önüne geldi. CHP İstanbul İl Örgütü’nün çağrısıyla çok sayıda kişi “İmamoğlu’na özgürlük, demokrasiye sahip çık” sloganları attı. CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, İmamoğlu’nun adliyedeki ilk sözlerinin “İstanbullu yurttaşlarımız yasağa rağmen Çağlayan’da toplandı, hepsine teşekkür ediyorum” olduğunu aktardı. Dilek İmamoğlu ve Özgür Özel adliyede İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, ifade sürecini takip etmek üzere adliyeye geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise saat 11.08’de Çağlayan Adliyesi’ne ulaştı. Özel, partililer ve İmamoğlu’nun avukatları tarafından karşılandı. Adliyede ayrıca CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Bülent Tezcan, Yunus Emre, Gül Çiftçi, Cem Avşar, Suat Özçağdaş ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan da hazır bulundu. Özgür Özel: “Casusluk suçlaması bir itiraftır” İmamoğlu’nun ifadesi başlamadan önce CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çağlayan Adliyesi önünde toplanan kalabalığa otobüsün üzerinden seslendi. “Geçen sene Çağlayan’a ‘Ak Toroslar çetesini’ yolladılar, o gün bugündür huzurumuz yok. Hırsız dediler olmadı, yolsuz dediler olmadı, terör dediler olmadı. Şimdi de casus dediler, yazıklar olsun!” Özel konuşmasında, savcılığın çaresiz kaldığını öne sürerek şunları ekledi: “İmamoğlu’na ‘casus’ demek bir itiraftır. Yolsuzluk dediler, geri tepti. Terör dediler, geri tepti. Şimdi casusluk diyorlar; bu, başsavcının çaresizliğidir.” Özel ayrıca, soruşturmanın merkezinde yer alan Hüseyin Gün adlı kişinin “İngiliz istihbaratıyla çalıştığını itiraf ettiğini” söyledi. İtirafçı ifade verdi, İmamoğlu 5 saat bekletildi CHP’li Gökhan Günaydın, ilk olarak itirafçı Hüseyin Gün’ün ifadesinin alındığını, yaklaşık yarım saat sürdüğünü belirtti. İmamoğlu, 5 saat boyunca avukatlarıyla dahi görüştürülmeden bekletildi. Ardından Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek’in ifadelerinin de alınmaya başlandığı bildirildi. Soruşturmanın geçmişi: TELE1’e kayyum, “casusluk” suçlaması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan hakkında “casusluk” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. Soruşturma kapsamında gazeteci Merdan Yanardağ gözaltına alınmış ve Genel Yayın Yönetmeni olduğu TELE1 televizyonuna kayyum atanmıştı. Savcılık kaynakları, soruşturmanın “yabancı bir ülke lehine bilgi paylaşımı yapıldığı iddiaları” çerçevesinde yürütüldüğünü belirtmişti. “Casusluk davası” politik mi, hukuki mi? İmamoğlu’nun ifade süreci, yalnızca bir yargılamanın değil, Türkiye’deki siyasal iklimin de kritik testi olarak görülüyor. CHP cephesi, davayı “siyasi bir operasyon” olarak nitelendirirken; hükümet çevreleri “devlet güvenliğiyle ilgili ciddi bir soruşturma” yürütüldüğünü savunuyor. Gazeteciler ve hukukçular, Çağlayan’daki sürecin, önümüzdeki seçimlerin seyrini ve muhalefet içi dengeleri doğrudan etkileyeceği görüşünde birleşiyor. Sonuç: Ekrem İmamoğlu’nun “casusluk” iddiasıyla verdiği ifade, Türkiye siyasetinde yeni bir kırılma anı olarak kayda geçti. Adliye önünde toplanan yurttaşların sloganları ise günün özetiydi: “İradeye dokunma, adaleti geri ver!”

DEM Parti’den 'casusluk' soruşturmasına tepki: Yargı siyaseti şekillendirme aracı haline geldi! Haber

DEM Parti’den 'casusluk' soruşturmasına tepki: Yargı siyaseti şekillendirme aracı haline geldi!

DEM Parti: “Bu operasyon, siyaseti dizayn etme girişimidir” Sabah saatlerinde yapılan operasyonlarda Merdan Yanardağ gözaltına alınırken, İmamoğlu ve Özkan hakkında da “casusluk” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı bildirildi. DEM Parti, gelişmelerin ardından yazılı bir açıklama yayımlayarak şu ifadeleri kullandı: “Sabah saatlerinde TELE1’e polisler tarafından ‘casusluk’ iddiasıyla baskın düzenlenirken, Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alındı. Aynı soruşturma kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da ‘casusluk’ soruşturması açıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Ülkede adalet terazisinin ne kadar bozulduğunu gösteren bir başka yargısal operasyonun devreye konulduğu açıktır. Hukukun görevi adaleti sağlamak olmalıdır. Ancak maalesef Türkiye'de yargı mekanizmaları uzun zamandır siyaseti şekillendirme aracı olarak kullanılmaktadır.” “Masa başı siyaset mühendisliği sonuç vermeyecek” Parti açıklamasında, yürütülen operasyonların demokratik siyaset alanını daraltmaya yönelik olduğu savunuldu. “Masa başı siyaset mühendisliğiyle siyaseti ve basını baskı altına almaya çalışmak, bu çabanın sahiplerine başarı getirmeyecektir. Halkın iradesine karşı kurulan hiçbir kumpas kalıcı olamayacaktır.” Soruşturmanın arka planı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Temmuz’da “casusluk” suçundan tutuklanan Hüseyin Gün adlı şüphelinin dijital verilerinden yola çıkarak İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ hakkında yeni bir soruşturma başlatmıştı. Savcılık, elde edilen verilerde “İstanbul Senin” uygulaması üzerinden toplanan seçmen verilerinin yurt dışı bağlantılı örgütlere servis edildiği” iddialarını araştırıyor.

Ekrem İmamoğlu hakkında ‘casusluk’ soruşturması Haber

Ekrem İmamoğlu hakkında ‘casusluk’ soruşturması

Hüseyin Gün soruşturmasından çıktı: Dijital verilerden yeni bağlantılar Açıklamada, 4 Temmuz’da “casusluk” suçundan tutuklanan Hüseyin Gün adlı şüphelinin dijital materyallerinin incelendiği ve bu materyallerde Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ ile irtibat bulunduğuna dair bulgulara ulaşıldığı belirtildi. Gün’ün cihazlarında, askeri mühimmat fotoğrafları, yabancı ülke pasaport görüntüleri ve istihbari nitelikte notlar tespit edildi. Ayrıca, MASAK raporlarına göre Gün’ün herhangi bir ticari faaliyeti olmamasına rağmen 85 milyon liralık para trafiği bulunduğu ve bu miktarın kaynağının belirsiz olduğu ifade edildi. Savcılık: “Seçmen verileri yabancı istihbarat servisleriyle paylaşıldı” Savcılığın açıklamasında, Hüseyin Gün’ün yabancı ülke istihbarat mensuplarıyla kriptografik uygulamalar üzerinden (örneğin “Wickr”) haberleştiği, Türkiye’deki seçim süreçleriyle ilgili bilgi aktarımı yaptığı öne sürüldü. Açıklamada dikkat çeken ifadeler yer aldı: “Şüpheli Gün’ün, Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü yöneticilerinden şüpheli Necati Özkan ile kriptolu yazışmalarda; ‘dijital istihbarat toplama, 70 bin gönüllünün aktive edilmesi, seçmen profili analizleri, özel kampanya toplantılarında casus yazılıma karşı önlem’ gibi konularda iletişim kurduğu tespit edilmiştir.” Bu görüşmelerin, 2019 yerel seçim sürecinde seçmen verilerinin sızdırılması ve “yabancı servislerle bilgi paylaşımı” iddialarını gündeme getirdiği belirtildi. İmamoğlu ve Özkan cezaevinden savcılığa getirilecek, Yanardağ gözaltında Başsavcılık açıklamasına göre, başka suçtan tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan’ın, “casusluk” suçlaması kapsamında ifade vermeleri için cezaevinden savcılığa getirilmelerine karar verildi. Gazeteci Merdan Yanardağ ise aynı dosya kapsamında gözaltına alındı; evinde ve iş yerinde arama yapıldı. Savcılık, Yanardağ’ın Hüseyin Gün ile yoğun irtibatının bulunduğunu, seçim sürecinde basın ayağını organize ettiğini ve bu faaliyetlerin “yabancı istihbarat servisleriyle eşgüdüm içinde yürütüldüğü” iddiasını paylaştı. “Soruşturma genişletilerek sürecek” Savcılık açıklamasının sonunda, soruşturmanın MİT ve Emniyet iş birliğiyle kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı: “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma, Milli İstihbarat Teşkilatı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile iş birliği içinde genişletilerek ve kararlılıkla sürdürülecektir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.