SON DAKİKA

#Çatışma

HABER DEĞER - Çatışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çatışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den İran sınırı uyarısı: Çok katmanlı hazırlık yapılmalı Haber

Bahçeli’den İran sınırı uyarısı: Çok katmanlı hazırlık yapılmalı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada bölgesel gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşın bölgeyi daha geniş bir istikrarsızlık alanına sürükleyebileceğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin özellikle İran sınırına yönelik güvenlik tedbirlerini artırması gerektiğini vurguladı. Ortadoğu’daki krizlerin birbirinden kopuk olmadığını söyledi Bahçeli konuşmasında Gazze’den İran’a kadar uzanan krizlerin tek tek değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Lübnan, Suriye, Irak ve İran hattında yaşanan gelişmelerin daha geniş bir jeopolitik hesaplaşmanın parçası olduğunu belirten Bahçeli, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiğini söyledi. Bahçeli’ye göre Avrasya’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş coğrafyada enerji hatları, ticaret koridorları ve nüfuz alanları üzerinden yeni bir güç mücadelesi yürütülüyor. Ortadoğu’da çatışmanın yeni bir aşamaya geçtiğini belirtti Bahçeli, bölgede uzun yıllar vekâlet savaşları üzerinden yürüyen mücadelenin artık daha doğrudan bir çatışma evresine girdiğini söyledi. Gazze’de başlayan gerilimin Lübnan, Suriye ve Irak üzerinden İran’a kadar uzanan bir etki yarattığını ifade etti. Bu durumun yalnızca askeri hedeflerin değil, devletlerin caydırıcılık kapasitesinin ve bölgesel nüfuz alanlarının da test edildiği bir süreç olduğunu vurguladı. İran’da yaşanabilecek çözülmenin bölgeyi etkileyebileceğini söyledi Bahçeli konuşmasında İran’da yaşanabilecek olası bir zayıflamanın yalnızca iç politika meselesi olmayacağını ifade etti. Böyle bir durumun düzensiz göç hareketleri, kaçak ekonomi ağları ve silahlı grupların yayılması gibi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bahçeli, Suriye krizinin Türkiye’ye ağır bedeller ödettiğini hatırlatarak benzer risklerin İran merkezli gelişmelerde de ortaya çıkabileceğini söyledi. “Sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir” Türkiye’nin bu süreçte güçlü bir devlet refleksi göstermesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, İran sınırına özel olarak dikkat çekti. Bahçeli, “Her şeyden önce sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir. İran hattında doğabilecek her ihtimal için çok katmanlı bir hazırlık yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. Bahçeli ayrıca muhtemel göç hareketleri, kaçakçılık faaliyetleri ve terör sızmaları gibi risklerin aynı güvenlik perspektifi içinde ele alınması gerektiğini söyledi. Avrupa ile koordinasyon çağrısı yaptı Bahçeli konuşmasında Avrupa Birliği ile erken koordinasyon kurulması gerektiğini de ifade etti. Suriye krizinde Avrupa’nın hazırlıksız yakalandığını ve yükün büyük bölümünü Türkiye’nin taşıdığını hatırlatan Bahçeli, yeni bir bölgesel kriz durumunda aynı tablonun yaşanmaması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin yalnız yük taşıyan bir sınır ülkesi değil, kriz yönetiminde merkezi bir aktör olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin jeopolitik rolüne dikkat çekti Bahçeli konuşmasının sonunda Türkiye’nin jeopolitik önemine değinerek küresel rekabette ticaret koridorları ve enerji hatlarının belirleyici hale geldiğini ifade etti. Türkiye’nin Avrasya’nın merkezinde yer alan stratejik bir ülke olduğunu söyleyen Bahçeli, bu konumun kriz dönemlerinde stratejik akıl ve güçlü devlet refleksi gerektirdiğini belirtti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Erdoğan’dan grup toplantısında sert mesaj: Türkiye korkmaz, geri adım atmaz Haber

Erdoğan’dan grup toplantısında sert mesaj: Türkiye korkmaz, geri adım atmaz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında hem bölgedeki savaşlara hem de Türkiye’nin siyasi duruşuna değinen Erdoğan, Türkiye toplumunun özgürlük ve bağımsızlık konusundaki kararlılığını vurguladı. “Hürriyetimize kimse dokunamaz” Erdoğan konuşmasında Türkiye toplumunun özgürlük iradesine dikkat çekerek hiçbir baskının bu iradeyi zayıflatamayacağını söyledi. Türkiye toplumunun tarih boyunca korkmadan mücadele ettiğini ifade eden Erdoğan, bu kararlılığın bugün de sürdüğünü dile getirdi. Erdoğan, Türkiye toplumunun geçmişine ve değerlerine bağlı olduğunu belirterek “Bizi biz yapan değerlere sıkı sıkıya sarılacağız” mesajı verdi. Bölgesel savaşlara dikkat çekti Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Orta Doğu’da büyüyen savaş ve çatışma ortamına da değindi. Bölgenin yeniden yoğun bir çatışma sürecine girdiğini belirten Erdoğan, savaşın etkilerinin yalnızca bölgeyle sınırlı kalmayacağını söyledi. Erdoğan’a göre mevcut çatışmaların ekonomik ve siyasi sonuçları dünya genelinde hissedilecek. Diplomasi çağrısı yaptı Konuşmasında diplomasi vurgusu yapan Erdoğan, Türkiye’nin gerilimi azaltmaya yönelik girişimlerini sürdürdüğünü ifade etti. Çatışmaların çözümü için yeniden diplomasi masasına dönülmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu konuda temkinli ve dikkatli bir politika izlediğini söyledi. Erdoğan, Türkiye’nin dış politikada dengeli bir tutumla hareket ettiğini ve ülkenin stratejik rotasını korumaya devam ettiğini dile getirdi. İstiklal Marşı vurgusu Erdoğan konuşmasında Türkiye toplumunun tarihsel mücadelesine de değindi. İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümüne dikkat çeken Erdoğan, bu metnin Türkiye toplumunun özgürlük iradesinin bir sembolü olduğunu söyledi. Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un sözlerine atıfta bulunarak İstiklal Marşı’nın Türkiye toplumunun ortak mirası olduğunu ve bu mirasın korunması gerektiğini ifade etti. Konuşmasının devamında Türkiye toplumunun tarihsel değerlerine ve bağımsızlık anlayışına bağlı kalmaya devam edeceğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sosyal medyada “pilot notu” iddiası: Çok dilli mesaj tartışma yarattı Haber

Sosyal medyada “pilot notu” iddiası: Çok dilli mesaj tartışma yarattı

Sosyal medyada paylaşılan bir görsel, kısa sürede geniş yankı uyandırdı. Paylaşımda, düşürülen savaş uçaklarının pilotlarının üzerinde bulunduğu iddia edilen ve birden fazla dilde yazılmış bir metin yer aldı. Metinde, İngilizce ve bölge dillerinde “Ben Amerikalıyım ve senin dilini konuşmuyorum. Sana zarar vermeyeceğim. Lütfen bana yiyecek, su, barınak ve giysi ver; mümkünse bir doktor çağır. Amerikan ya da dost kuvvetlere ulaşmama yardım et. Adımı ve bu numarayı Amerikan makamlarına ilettiğinde ödüllendirileceksin” ifadeleri bulunuyor. Görselde Amerikan bayrağı yer alırken, metnin Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe dahil olmak üzere farklı dillerde basıldığı görülüyor. İddia, bölgedeki sıcak gelişmelerle birlikte sosyal medya platformlarında hızla yayılırken, bazı kullanıcılar bunun askeri personel için standart bir uygulama olabileceğini savundu; bazıları ise görüntünün güncel olaylarla bağlantısının net olmadığını dile getirdi. Konuyla ilgili resmi makamlardan ya da bağımsız doğrulama kuruluşlarından henüz bir açıklama yapılmadı. Görselin nerede, ne zaman ve hangi olayla bağlantılı olarak çekildiğine dair doğrulanmış bilgi bulunmuyor. Uzmanlar, kriz ve çatışma dönemlerinde sosyal medyada dolaşıma giren içeriklerin bağlamından koparılarak paylaşılabildiğine dikkat çekerek, kullanıcıların doğrulanmamış iddialar konusunda temkinli olması gerektiğini vurguluyor. Söz konusu iddia kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, resmi bir doğrulama gelene kadar içeriğin teyitsiz olduğu belirtiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kuzey Kore’den Washington’a mesaj: Diyaloğa açık, Seul’e kapılar kapalı Haber

Kuzey Kore’den Washington’a mesaj: Diyaloğa açık, Seul’e kapılar kapalı

Kim Jong-un, iktidardaki Kore İşçi Partisi kongresinde yaptığı konuşmada dış politikaya ilişkin sert ve çelişkili mesajlar verdi. Kuzey Kore lideri, Washington’a diyalog sinyali gönderirken Seul yönetimiyle temas ihtimalini bir kez daha dışladı. Washington’a koşullu diyalog mesajı Kim, ABD’nin Kuzey Kore’yi nükleer güç olarak tanıması ve “düşmanca politikalarını” geri çekmesi halinde iki ülke arasında ilişkilerin normalleşebileceğini söyledi. Devlet ajansı KCNA’nın aktardığı açıklamalarda Kim, ABD ile “iyi geçinmemek için bir neden olmadığını” ifade ederek müzakere kapısını tamamen kapatmadı. Uzmanlar bu mesajı, Pyongyang’ın diplomatik seçeneklerini açık tutma stratejisinin parçası olarak değerlendiriyor. Seul’e sert ret: “Hiçbir işimiz yok” Kuzey Kore lideri, Güney Kore’yi “en düşmanca varlık” olarak tanımlayarak iki ülke arasındaki diyaloğun gündemlerinde olmadığını vurguladı. Kim, Seul’ün artık “aynı ulusun parçası” olarak görülmediğini ifade ederken güvenliğin tehdit edilmesi halinde Güney Kore’ye karşı askeri güç kullanabileceklerini öne sürdü. Bu söylem, son yıllarda Koreler arası ilişkilerde artan gerilimin sürdüğüne işaret ediyor. Nükleer ve askeri kapasiteyi büyütme çağrısı Kim konuşmasında, nükleer silahlı ordunun güçlendirilmesi gerektiğini belirterek denizaltından fırlatılabilen kıtalararası balistik füzeler, kısa menzilli taktik nükleer silahlar ve Güney Kore’yi hedef alan topçu sistemleri üzerinde çalışılması talimatı verdi. Pyongyang yönetiminin bu adımlarının, bölgesel caydırıcılık stratejisinin merkezinde yer aldığı değerlendiriliyor. Rusya ve Çin dengesi, ABD ile temas ihtimali Kuzey Kore’nin son dönemde Moskova ve Pekin ile ilişkilerini derinleştirdiği, özellikle Rusya’ya askeri destek karşılığında teknoloji ve ekonomik yardım beklentisi içinde olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyareti sırasında Kim ile olası bir görüşme ihtimaline dair spekülasyonlar da artmış durumda. Analistler, Pyongyang’ın hem askeri güç gösterisi hem de diplomatik manevra alanını genişletmeye çalıştığını ifade ediyor. Diplomasi hâlâ belirsiz Kuzey Kore, nükleer programın sınırlandırılmasına yönelik çağrıları reddetmeyi sürdürürken 2019’daki başarısız ABD-Kuzey Kore zirvesinden sonra kesilen diplomatik sürecin yeniden başlayıp başlamayacağı belirsizliğini koruyor. Kim, ülkesinin hem barışçıl birlikte yaşama hem de kalıcı çatışma senaryolarına hazır olduğunu söyleyerek kararın Washington’ın tutumuna bağlı olduğunu vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

El Mencho öldürüldü, Meksika karıştı: Kartel sonrası şiddet dalgası büyüyor Haber

El Mencho öldürüldü, Meksika karıştı: Kartel sonrası şiddet dalgası büyüyor

Meksika’nın en çok aranan uyuşturucu baronlarından, Nemesio Oseguera Cervantes, bilinen adıyla “El Mencho”, güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonla öldürüldü. Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG) liderinin ölümünün ardından ülkenin birçok bölgesinde yol kapatma, kundaklama ve silahlı çatışmalar yaşandı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, kamuoyuna sakin olma çağrısı yaptı. Operasyon sonrası ülke genelinde şiddet tırmandı Jalisco eyaletine bağlı Tapalpa kasabasında gerçekleştirilen askeri operasyonda çıkan çatışmada El Mencho’nun öldürüldüğü bildirildi. Operasyonun ardından kartelin olası misillemeleri kapsamında çok sayıda araç yakma, yol kesme ve iş yeri kundaklama vakası yaşandı. Bazı bölgelerde toplu taşıma askıya alınırken yerel yönetimler “kırmızı alarm” uygulamasını devreye soktu. Sheinbaum: “Bilgili kalın, sakinliğimizi koruyalım” Devlet Başkanı Sheinbaum, Ulusal Savunma Bakanlığı, ordu ve Ulusal Muhafızın koordineli biçimde çalıştığını belirterek güvenlik güçlerinin eyalet yönetimleriyle temas halinde olduğunu söyledi. Günlük yaşamın birçok bölgede normal seyrettiğini ifade eden Sheinbaum, yurttaşların resmi açıklamaları takip etmesi gerektiğini vurguladı. ABD istihbarat desteğini doğruladı Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, operasyon sırasında ABD’nin Meksika’ya istihbarat desteği sağladığını açıkladı. El Mencho’nun özellikle fentanil kaçakçılığındaki rolü nedeniyle iki ülke için “üst düzey hedef” olarak değerlendirildiği belirtildi. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin daha önce CJNG’yi yabancı terör örgütü olarak tanımladığı da hatırlatıldı. Kartel dengeleri yeniden şekillenebilir Uzmanlara göre CJNG liderinin öldürülmesi, Meksika’daki suç örgütleri arasındaki güç dengelerini kısa vadede daha da kırılgan hale getirebilir. Liderlik boşluğunun iç çatışma riskini artırabileceği, aynı zamanda rakip karteller arasında yeni mücadele alanları doğurabileceği değerlendiriliyor. Güvenlik ve barış vurgusu Sheinbaum yönetimi, ülkede güvenlik, adalet ve refah hedeflerinin sürdüğünü belirterek operasyonların devam edeceği mesajını verdi. Yetkililer, yurttaşlardan riskli bölgelerde dikkatli olmalarını ve resmi uyarılara uymalarını istedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı Haber

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı

Suriye’de Halep merkezli çatışmalarda tansiyon yeniden yükseldi. Suriye yönetiminin, Kürtlerin öncülüğündeki SDG’ye Halep’i terk etmesi için verdiği süre sona ererken, çekilme ve tahliye süreci sahada krize dönüştü. Yerel kaynaklara göre, bazı SDG unsurları kendilerini Fırat’ın doğusuna taşıyacak otobüslere ateş açtı. Tahliye uzlaşısı sonrası silahlar konuştu Suriye ordusuyla yaşanan çatışmaların ardından Halep’ten çıkmayı kabul eden SDG’ye bağlı bazı grupların, Şeyh Maksud Mahallesi çevresinde güvenlik güçlerine ateş açtığı bildirildi. Tahliye için bekletilen otobüslerin hedef alınması, sahadaki ateşkes ve uzlaşı sürecini fiilen askıya aldı. “Çekilmeyi reddediyorlar” açıklaması geldi Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan askeri bir kaynak, SDG’ye bağlı bazı unsurların Şeyh Maksud Mahallesi’nden çekilmeyi reddettiğini ve saldırılarını sürdürmekte ısrar ettiğini söyledi. Aynı kaynak, bu tutumun sivil güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye attığını vurguladı. Halep’te operasyon ihtimali güçleniyor Suriye yönetimi, verilen sürenin dolmasına rağmen çekilmenin tamamlanmaması halinde, Halep’te nokta operasyonlarının sürebileceği mesajını veriyor. Güvenlik kaynakları, özellikle Şeyh Maksud ve çevresinde askeri hareketliliğin arttığını belirtiyor. Diplomasi hattı da devrede Yaşanan gelişmeler üzerine Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmede Halep’teki son durumun ve sahadaki çatışmaların ele alındığı bildirildi. Otobüsler beklemede, belirsizlik sürüyor Suriye ordusunun operasyonları sonrasında Şeyh Maksud Mahallesi’nde sıkışan SDG unsurlarının Fırat’ın doğusuna gönderilmesi amacıyla tahliye için hazırlanan otobüslerin bölgede bekletildiği ifade ediliyor. Ancak yaşanan silahlı saldırılar, tahliye sürecinin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Halep’te yeni bir çatışma dalgası mı? Sahadaki gelişmeler, Halep’te ilan edilen ateşkesin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyarken, gözler Suriye yönetiminin atacağı bir sonraki adıma çevrilmiş durumda. Türkiye ve uluslararası aktörlerin diplomatik temasları sürerken, bölgede yeni bir askeri tırmanış ihtimali giderek güçleniyor.

Kibar Feyzo ne söylüyordu? Haber

Kibar Feyzo ne söylüyordu?

Yeşilçam komedileri çoğu zaman “sadece güldüren” filmler olarak hatırlanır. Oysa bazı yapımlar vardır ki kahkahayı bir perde gibi kullanır; arkasında sert, rahatsız edici ve son derece politik bir dünya kurar. Kibar Feyzo bu filmlerin başında gelir. Başrolde halk sinemasının simge ismi Kemal Sunal’ın yer aldığı film, yüzeyde köy komedisi gibi ilerlerken, derinlerde sosyalizm, komünizm, sınıf mücadelesi ve sistem eleştirisi üzerine güçlü bir anlatı kurar. Film, bireysel bir aşk hikâyesi gibi başlar; ancak çok kısa sürede iktidar–emek ilişkilerinin merkezine yerleşir. Feyzo ve Bilo’nun Gülo’yla evlenme isteği, aslında iki farklı siyasal tavrı temsil eder. Feyzo, otoriteye karşı çıkarak hakkını almaya çalışır. Bilo ise güce yanaşır, boyun eğer ve bunun karşılığında ödül bekler. Bu karşıtlık, filmin başından itibaren itaat ile direniş, uyum ile çatışma arasındaki ideolojik farkı görünür kılar. Ağalık düzeni: Yerel bir feodalite, küresel bir sistem Köydeki ağa figürü, yalnızca yerel bir zorba değildir. O, sermayeyi, mülkiyeti ve iktidarı tek elde toplayan bir sınıfın temsilidir. Ağa, “herkesi beslediğini” iddia eder; toprağın, kadının, emeğin ve hatta inancın sahibi gibi davranır. Bu söylem, sosyalist literatürde sıkça eleştirilen “koruyucu ama sömürücü egemen sınıf” anlatısıyla birebir örtüşür. Ağanın ismi Maho’dur. Bu isim, komünist ideolojinin en bilinen liderlerinden Mao Zedong’u çağrıştırır. Ancak film burada bilinçli bir ironi kurar. Kendini halkın sahibi gibi gören, en ağır sömürüyü yapan bir karakterin, komünizmle özdeşleşmiş bir isim taşıması, otoriter rejimlerin ideolojileri nasıl ters yüz edebildiğine dair güçlü bir göndermedir. Halk adına konuşan ama halkı ezen iktidarlar eleştirilir. Başlık parası: Kadın bedeni, mülkiyet ve kapitalist mantık Filmin merkezindeki başlık parası meselesi, yalnızca bir gelenek eleştirisi değildir. Gülo’nun açık artırmaya çıkarılması, kadının metalaştırılmasının çarpıcı bir ifadesidir. Senetler, kefiller, imzalar… Hepsi kapitalist düzenin soğuk diliyle işler. Kadın, evlilikte bir özne değil, alınıp satılan bir değer haline gelir. Bu yönüyle film, sosyalist ve feminist bir kesişim noktasında durur. Özel mülkiyetin yalnızca toprağı değil, insan ilişkilerini de belirlediğini gösterir. Kadının özgürlüğü, sınıfsal özgürlükten bağımsız değildir; film bu gerçeği ironik bir dille ama net biçimde ortaya koyar. Kent ve bilinç: Sınıf farkındalığının doğuşu Feyzo’nun İstanbul’a gidişi, filmin ideolojik kırılma anıdır. Kent, burada yozlaşmanın değil, sınıf bilincinin mekânı olarak resmedilir. Feyzo sendikayla, dayanışmayla ve hak arama fikriyle tanışır. Paralı tuvalet gibi basit bir detay bile, kâr mantığının gündelik hayata nasıl sızdığını anlatır. Ancak asıl önemli olan, Feyzo’nun öğrendiklerini köye taşımasıdır. Sosyalizm, filmde bir teori olarak değil; örgütlenme, paylaşma ve itiraz etme pratiği olarak görünür. Feyzo’nun duvarlara yazdığı sloganlar, köylüyü bir araya getirme çabası, kolektif hareketin ilk adımlarıdır. Din, korku ve antikomünizm Film, dinin nasıl bir kontrol aracına dönüştürüldüğünü de açıkça gösterir. Köydeki imamın “din elden gidiyor” çıkışı, dinin egemen sınıf tarafından bir bastırma aracı olarak kullanılmasını simgeler. Bu söylem, özellikle 1960’lar ve 70’lerde sosyalist hareketlere yöneltilen antikomünist propagandaların birebir yansımasıdır. Ağanın kullandığı “1412” ifadesi ise dönemin anayasal maddelerine yapılan doğrudan bir göndermedir. Sosyal düzeni yıkmaya yönelik faaliyetleri suç sayan bu maddeler, devletin ideolojik aygıtlarının nasıl işlediğini hatırlatır. Film, komünizm korkusunun yalnızca bir fikir değil, hukuki ve toplumsal bir baskı mekanizması olduğunu vurgular. Silah mı, sistem mi? Filmin finalinde ağa öldürülür. İlk bakışta bu, klasik bir “mutlu son” gibi görünür. Ancak kısa süre sonra daha sert bir gerçek ortaya çıkar: Ağa gitmiştir ama ağalık düzeni sürmektedir. Köye daha kötüsü gelir ve köylü eski zalimi arar hale düşer. İşte Kibar Feyzo’nun asıl ideolojik cümlesi burada kurulur. Film, sorunun kişilerde değil, o kişileri üreten sistemde olduğunu söyler. Bu yönüyle, dönemin silahlı sol hareketlerine de dolaylı bir eleştiri getirir. “Zengini öldürmek çözüm değildir” demeden, bunu acı bir tecrübeyle gösterir. Kibar Feyzo, güldüren bir Yeşilçam filmi olmanın çok ötesindedir. Sosyalizmi romantize etmeden, komünizmi slogana indirgemeden, sınıf mücadelesini gündelik hayatın içinden anlatır. Mizahı bir kalkan gibi kullanır; ama arkasında son derece ciddi bir sistem eleştirisi bırakır. Bugün yeniden izlendiğinde, film yalnızca geçmişi değil, bugünü de sorgulatır. Çünkü değişen isimler, mekânlar ve kostümler olsa da iktidar, mülkiyet ve emek arasındaki gerilim hâlâ yerli yerindedir. Kibar Feyzo, tam da bu yüzden eskimeyen bir politik metin olarak varlığını sürdürür. Azra YILMAZ

Uluslararası Barış Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı Haber

Uluslararası Barış Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı

Konferans, Türkiye’deki 40 yıllık çatışmanın sona erdirilmesi için kapsamlı bir yol haritası açıkladı İstanbul’da 6–7 Aralık 2025 tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı, yayımlanan sonuç bildirgesiyle tamamlandı. 19 ülkeden siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler ve insan hakları savunucularının katıldığı toplantıda, Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışma ortamının nasıl sonlandırılacağı ve kalıcı barışın hangi ilkelerle inşa edilebileceği ele alındı. Bildirge, PKK’nin Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının ardından açıkladığı silahlı mücadeleyi bırakma kararını, “bölge istikrarı için tarihi bir eşik” olarak değerlendirdi. “Öcalan barış sürecinde kritik bir aktör” vurgusu öne çıktı Bildirgede, küresel ölçekte otoriter eğilimlerin arttığı bir dönemde Abdullah Öcalan’ın hem düşünsel hem pratik olarak barış inşasında belirleyici bir rol oynadığı ifade edildi. Metinde şu değerlendirme yer aldı: “PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma ve kendini feshetme kararı, uzun süreli çatışmaların bitirilmesi için cesur bir adımdır. Bu adım yeni bir toplumsal sözleşmenin kapısını aralamaktadır.” Konferansta kalıcı barış için 6 maddelik yol haritası oluşturuldu Katılımcılar, iki gün süren tartışmaların ardından barış sürecinin ilerleyebilmesi için altı başlık belirledi: 1. Öcalan’ın AİHM kararları doğrultusunda serbest bırakılması için yasal düzenleme yapılması ve İmralı’daki tecrit koşullarının tamamen kaldırılması. 2. Çatışmaların çözümünde tek yöntemin diyalog olduğu ve BM’nin 1325 sayılı kararı gereği kadınların barış süreçlerinde aktif rol alması. 3. Türkiye’nin tüm halklarını eşit yurttaşlık temelinde kapsayan demokratik bir anayasa ihtiyacı. 4. Merkeziyetçiliğin yerine yerel demokrasiyi güçlendiren modellerin geliştirilmesi. 5. Şiddeti besleyen hukuksal ve yapısal sorunların kapsayıcı bir dönüşümle ortadan kaldırılması. 6. Avrupa Birliği’nin, tarafların kabulü halinde arabulucu veya garantör rolü üstlenmesi. “Siyasi tutukluların özgürlüğü lütuf değil, hukuksal zorunluluktur” Bildirgede son olarak, Abdullah Öcalan, Kobani Davası’nda yargılananlar ve tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Siyasi tutukluların özgürlüğü bir lütuf değil, tarihsel ve hukuksal bir zorunluluktur.” ifadesi dikkat çekti. Katılımcılar, Türkiye’yi insan hakları ve insancıl hukuk gereklerini yerine getirmeye çağırırken, sürecin uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleneceği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.