SON DAKİKA

#Ceza Mahkemesi

HABER DEĞER - Ceza Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ceza Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aydın Karay iş cinayetinde yanıt bekleyen sorular: İşverenin “kusurumuz yok” savunması tepki çekti Haber

Aydın Karay iş cinayetinde yanıt bekleyen sorular: İşverenin “kusurumuz yok” savunması tepki çekti

İstanbul Beylikdüzü’nde 1 Eylül 2023’te BİM mağazasında çalışan 28 yaşındaki Aydın Karay, işyeri içinde alkollü olduğu belirtilen bir müşterinin bıçaklı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetti. Görevi başındayken yaşamını yitiren Karay’ın ölümü, olayın yalnızca bireysel bir suç değil, çalışan güvenliği bağlamında bir “iş cinayeti” olarak ele alınmasına neden oldu. Ceza davası sonuçlandı, tazminat davası sürüyor Saldırıyı gerçekleştiren Ceyhun Türkgenç, Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ceza davasında müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Karay ailesinin işverene karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davası devam ediyor. Bu süreçte işveren tarafının mahkemeye sunduğu savunma, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. “İlliyet bağı kesildi” savunması tartışma yarattı İşveren vekilleri, saldırının “üçüncü kişinin kasti eylemi” olduğunu belirterek işverenin sorumluluğunun bulunmadığını, olayla işyeri arasında illiyet bağının kesildiğini savundu. Hukuk çevreleri ise bu yaklaşımın Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla çeliştiğine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre işverenler, yalnızca teknik ve fiziksel risklerden değil; müşteri kaynaklı şiddet dahil olmak üzere öngörülebilir tüm risklerden sorumlu. Özge Demir’in kaleme aldığı yazı tartışmayı derinleştirdi Gazeteci Özge Demir, olayla ilgili kaleme aldığı yazısında, market gibi halka açık işyerlerinde şiddet riskinin öngörülebilir olduğuna vurgu yaptı. Demir, yazısında işverenlerin güvenlik kamerası, özel güvenlik görevlisi, acil durum protokolleri ve çalışanlara şiddet anında müdahale eğitimi gibi önlemleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatarak, “Sadece üçüncü kişi vardı demek, sorumluluğu ortadan kaldırmaz” değerlendirmesinde bulundu. Yazıda, tazminat hukukunun temel amacının zarar göreni korumak ve sosyal riskleri dağıtmak olduğu vurgulandı. Hukukçular: Marketler riskli işyerleri arasında İş hukuku uzmanları, marketler ve AVM’lerin yoğun insan sirkülasyonu nedeniyle yüksek riskli çalışma alanları olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre saldırganın tekrar girişini engelleyici önlemler, personelin korunmasına yönelik somut uygulamalar ve kriz anı planlarının bulunup bulunmadığı, işverenin sorumluluğunun tespitinde belirleyici olacak. Gerekli önlemler alınmamışsa, kusur oranı düşük olsa dahi tazminat sorumluluğu doğabiliyor. Ailenin mücadelesi emsal niteliği taşıyor Aydın Karay’ın ailesi, davayı yalnızca kendi adalet arayışları için değil, benzer koşullarda çalışan binlerce emekçi adına sürdürdüklerini ifade ediyor. Aile, işyerlerinde çalışan güvenliğinin güçlendirilmesi için bu davanın emsal oluşturmasını talep ediyor. Kamuoyunun BİM’e yönelttiği sorular Olayın ardından kamuoyu, işverene şu soruların açık ve şeffaf biçimde yanıtlanmasını istiyor: Saldırıyı gerçekleştiren kişi hakkında kurum adına resmî bir şikâyette bulunuldu mu? Bu süreçte Aydın Karay’ın ailesine hangi maddi ve manevi destekler sağlandı? Benzer olayların tekrar yaşanmaması için hangi güvenlik ve çalışan koruma adımları atıldı? Toplumsal bir sınav Hukukçular ve emek savunucuları, Aydın Karay dosyasının yalnızca bireysel bir dava olmadığını; işverenlerin gözetme borcunun sınırlarını belirleyecek toplumsal bir sınav niteliği taşıdığını vurguluyor. Mahkemenin tazminat davasında vereceği karar, Türkiye toplumunda halka açık işyerlerinde çalışanların güvenliği açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Görevi başındayken yaşamını yitiren Aydın Karay için işverenin attığı adımların kamuoyuyla net biçimde paylaşılması çağrısı güçlenerek devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Uygulamadan çağırdığı sürücüyü darbeden taksiciye 12 yıl 6 ay hapis Haber

Uygulamadan çağırdığı sürücüyü darbeden taksiciye 12 yıl 6 ay hapis

Başkentte, alternatif ulaşım uygulaması üzerinden çağırdıkları sürücüyü darbettikleri ve zorla alıkoydukları gerekçesiyle yargılanan dört taksi şoförü hakkında açılan davada hüküm kuruldu. Mahkeme, eylemlerin gece vakti ve birden fazla kişiyle gerçekleştirilmesini ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirdi. Mahkeme: Eylem yağmaya teşebbüs ve hürriyetten yoksun kılma Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuksuz sanık Abdurrahman Akbaş’ı “gece vakti yağmaya teşebbüs”, “birden fazla kişiyle birlikte tehdit” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından toplam 12 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Sanık Murat Akbaş’a “gece vakti yağmaya teşebbüs” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından 10 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Bir sanığa 3 yıl 4 ay, bir sanığa beraat Mahkeme heyeti, sanık Ömer Berkan Altunbaş’ı “kasten yaralama” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanık Umut Can Kurtoğlu hakkında ise beraat kararı verildi. Savunmalar ve müşteki tarafın talebi Duruşmada sanıklar, sürücüyü polise teslim etmeye çalıştıklarını ve suçsuz olduklarını savunarak beraat istedi. Müşteki avukatı ise kararın emsal niteliği taşıyacağını vurguladı; benzer eylemlerle uygulama sürücülerine gözdağı verildiğini belirterek tüm sanıkların cezalandırılmasını talep etti. İddianame: “Polisiz” diyerek aracı durdurdular Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesine göre, sanıklar 29 Ocak gecesi saat 02.30 sularında uygulama üzerinden araç çağırdı. Araca bindikten sonra kendilerini polis olarak tanıtıp sürücüyü Güvenpark yakınlarında durdurdukları, sürücüyü darbettikleri ve zorla araçtan indirmeye çalıştıkları kaydedildi. Olay sırasında çevredeki bazı taksi şoförlerinin de tehdide katıldığı ve saldırının video kaydına alındığı belirtildi. Mahkeme, gece vakti ve birlikte hareket edilmesini ağırlaştırıcı unsur sayarak yüksek oranlı hapis cezaları verdi. Karar, uygulama tabanlı ulaşım hizmetlerinde sürücülere yönelik şiddet vakalarına karşı emsal olarak değerlendiriliyor.

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi Haber

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi

Mersin’de açılan dosyada talep edilen ceza siyasetin gündemine oturdu Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında savcılık, zincirleme şekilde “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 3 aydan 7 yıla kadar hapis cezası istedi. Dava, Demirtaş’ın Mersin ve Diyarbakır’daki konuşmalarına dayandırıldı ve iki dosyanın birleştirilmesine karar verildi. Savcılık, zincirleme suç değerlendirmesiyle üst sınırı işaret etti Esasa ilişkin mütalaada, isnat edilen fiillerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunuldu. Savcılık makamı, bu gerekçeyle Demirtaş hakkında üst sınırı zorlayan bir talepte bulundu. Ankara ve Mardin’deki ifadeleri kapsayan dosyaların birleştirilmesi talebi ise mahkeme tarafından reddedildi. Müşteki taraf daha ağır yaptırım istedi, savunma süre talep etti Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile bağlanan müşteki avukatı, zincirleme suç yerine her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırma talep etti. Demirtaş’ın avukatı ise mütalaaya karşı savunma hazırlamak üzere süre istedi; mahkeme bu talebi kabul etti. Mahkeme, tutukluluğun sürmesine karar verdi Halen Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Demirtaş duruşmaya katılmadı. Hakim, mevcut halin devamına hükmetti; sanığın bir sonraki celsede hazır bulunmaması halinde “susma hakkını kullandığının kabul edileceği” ihtarında bulunuldu. Dava 6 Ocak’a ertelendi. Dosya, ifade özgürlüğü ve siyaset-yargı ilişkisini yeniden tartışmaya açtı Karar sürecinin, yalnızca bireysel bir yargılama değil; siyaset, ifade özgürlüğü ve yargının sınırlarının toplum nezdinde yeniden tartışılacağı bir eşik oluşturduğu yorumları yapılıyor. Gözler şimdi bir sonraki duruşmaya ve mahkemenin vereceği kritik karara çevrildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.