SON DAKİKA

#Cezaevi

HABER DEĞER - Cezaevi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cezaevi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yalçın Küçük hayatını kaybetti: Türkiye devrimci bir aydınını yitirdi Haber

Yalçın Küçük hayatını kaybetti: Türkiye devrimci bir aydınını yitirdi

Türkiye’de devrimci düşünce geleneğinin önemli isimlerinden Yalçın Küçük, bir süredir mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle 6 Nisan 2026’da Ankara’da hayatını kaybetti. Akademisyen, yazar ve siyasal figür kimliğiyle uzun yıllar boyunca Türkiye toplumunun düşünsel ve politik tartışmalarında etkili oldu. “Türkiye en üretken aydınlarından birini yitirdi” Kemal Okuyan, Küçük’ün ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye en üretken, özgün, tutkulu ve devrimci aydınlarından birini yitirdi. Ufuk açtı, heyecan verdi” ifadelerini kullandı. Okuyan, Küçük’ün düşünsel üretiminin binlerce insan üzerinde derin izler bıraktığını vurguladı. Yalçın Küçük kimdir? 1938 yılında İskenderun’da doğan Yalçın Küçük, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1960 yılında birincilikle tamamladı. Öğrencilik yıllarında Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Dev-Genç gibi yapılarda aktif rol aldı. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev yapan Küçük, daha sonra akademik kariyerine yöneldi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1960’lar ve 1970’ler boyunca sosyalist düşünceye dair çalışmalarıyla öne çıktı. Siyasal faaliyetleri ve yazıları nedeniyle birçok kez yargılandı, tutuklandı ve üniversiteden uzaklaştırıldı. 12 Eylül Darbesi sonrasında da görevinden alınan Küçük, cezaevi süreçleri ve sürgün yılları yaşadı. 1998’de Türkiye’ye döndü, 2000 yılında tahliye edildi. Akademik çalışmaları ve politik yazılarıyla Türkiye’de tartışmalı ancak etkili bir düşünsel miras bıraktı. Eserleriyle geniş bir külliyat oluşturdu Yalçın Küçük, “Türkiye Üzerine Tezler”, “Bir Yeni Cumhuriyet İçin”, “Aydın Üzerine Tezler” ve “Emperyalist Türkiye” gibi çok sayıda kitabıyla Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yapısına ilişkin kapsamlı analizler ortaya koydu. Ekonomi, tarih, siyaset ve ideoloji alanlarında kaleme aldığı eserler, uzun yıllar boyunca farklı kesimler tarafından tartışılmaya devam etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

‘Kadir Hoca’ tutuklandı: Sosyal medya fenomenine “nefret” soruşturması Haber

‘Kadir Hoca’ tutuklandı: Sosyal medya fenomenine “nefret” soruşturması

Sosyal medyada “Kadir Hoca” mahlasıyla bilinen fenomen Kadir Özkaraaslan, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. İstanbul’da görülen süreçte, Özkaraaslan’ın daha önce yayınladığı bir video gerekçe gösterilerek “halkı kin ve nefrete sürükleme” suçlamasıyla cezaevine gönderildiği öğrenildi. Soruşturmanın merkezinde “Sosyal Akademi” videosu var Yetkililer, tutuklamaya gerekçe olarak Özkaraaslan’ın YouTube kanalında yayımladığı “Sosyal Akademi” başlıklı videoyu gösterdi. Söz konusu içerikte yer alan ifadelerin, toplumda ayrışmayı körüklediği iddiasıyla soruşturma başlatıldığı belirtildi. Metris Cezaevi’ne sevk edildi Kamuoyunda “Kadir Hoca” olarak bilinen fenomenin, Bakırköy Metris Cezaevi’ne sevk edildiği öğrenildi. Sürecin, savcılık tarafından yürütülen kapsamlı bir incelemenin ardından hız kazandığı ifade ediliyor. Benzer dosyada bir başka fenomen de tutuklanmıştı Öte yandan, sosyal medyada “Testo Taylan” olarak bilinen Taylan Özgüç Danyıldız hakkında da benzer bir soruşturma yürütülmüştü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan süreçte, “sosyal deney” adı altında kadınlara yönelik aşağılayıcı ve müstehcen içerikler yayımladığı iddiasıyla Danyıldız’ın da tutuklandığı açıklanmıştı. Öncesinde dikkat çeken açıklamalar yapmıştı Özkaraaslan’ın tutuklanmadan önce Taylan Özgüç Danyıldız hakkında yaptığı açıklamalar da gündem olmuştu. Kadir Hoca, yayınladığı videolarda Danyıldız’ın psikolojik durumu hakkında eleştirilerde bulunmuş ve bu sözler sosyal medyada tartışma yaratmıştı. Sosyal medya içerikleri yeniden tartışma konusu Son gelişmeler, sosyal medya içeriklerinin sınırları ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, dijital platformlarda üretilen içeriklerin hukuki sorumluluk doğurabileceğine dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Epstein’ın hücresindeki sır perdesi aralanıyor! Son saatlere ait görüntüler yayımlandı Haber

Epstein’ın hücresindeki sır perdesi aralanıyor! Son saatlere ait görüntüler yayımlandı

Cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken 2019’da cezaevinde ölü bulunan finansçı Jeffrey Epstein hakkında yeni detaylar ortaya çıktı. ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan görüntüler, Manhattan’daki Metropolitan Correctional Center (MCC) cezaevinde yaşanan kritik saatlere dair dikkat çekici bilgiler içeriyor. Olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, güvenlik zafiyetleri ve prosedür ihlalleri kamuoyundaki soru işaretlerini canlı tutuyor. Yüksek riskli mahkûm olarak tutuluyordu 6 Temmuz 2019’da tutuklanan Epstein, ağır suçlamalar ve kamuoyundaki tanınırlığı nedeniyle “yüksek riskli” statüsüne alınmıştı. Psikolojik değerlendirmelerde intihar düşüncesi olmadığını ifade ettiği belirtilse de cezaevi yönetimi, olası risklere karşı özel gözetim uygulamıştı. Hücre arkadaşıyla yaşanan olay dikkat çekmişti 23 Temmuz’da dört cinayetten hükümlü Nicholas Tartaglione ile kaldığı hücrede boynunda kızarıklıklarla yerde bulunması ilk alarmı vermişti. Epstein, hücre arkadaşının kendisini öldürmeye çalıştığını öne sürerken Tartaglione bu iddiayı reddetti. Kısa süreli gözlemin ardından Epstein tek kişilik hücreye alındı. Son temas: 20 dakikalık telefon görüşmesi 9 Ağustos’ta mahkemeye çıkan Epstein’ın yaklaşık 20 dakika süren bir telefon görüşmesi yaptığı ve bunun dış dünyayla kurduğu son temas olduğu kaydedildi. Protokol ihlali iddiası Resmi kayıtlara göre 10 Ağustos gecesi saat 03.00 ile 05.00 arasında yapılması gereken iki zorunlu hücre kontrolü gerçekleştirilmedi. Bu detay, ölümün ardından başlatılan soruşturmalarda en çok tartışılan başlıklardan biri oldu. Dakika dakika ölüm süreci Saat 06.33’te cezaevi personeli tıbbi acil durum bildirimi yaptı ve ilk açıklamalarda Epstein’ın kendini astığı ifade edildi. Nabzı alınamayan mahkûm kısa süre içinde revire götürüldü ve hayata döndürme çalışmaları başlatıldı. Ancak saat 07.36’da hastanede ölüm resmen ilan edildi. Komplo teorileri neden bitmiyor? Yetkililer ölüm nedenini intihar olarak açıklasa da Epstein’ın siyaset, iş dünyası ve elit çevrelerle bağlantıları olduğu iddiaları, olayın yalnızca bireysel bir vakadan ibaret olup olmadığı sorusunu sürekli gündemde tutuyor. Yeni yayımlanan görüntüler, tartışmaları sona erdirmekten çok yeniden alevlendirecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump masum mu? Haber

Trump masum mu?

ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te düzenlenen törende basın mensuplarının sorularını yanıtlarken Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı. Trump, yayımlanan belgelerde kendisiyle bağlantılı herhangi bir bulguya rastlanmadığını ileri sürerek masumiyetinin ortaya çıktığını söyledi. “Binlerce, milyonlarca sayfa belge incelendi ve benimle ilgili hiçbir şey bulunamadı” diyen Trump, Epstein tartışmalarının artık geride bırakılması gerektiğini belirtti. Ülkenin yönetimine odaklanmanın daha önemli olduğunu vurgulayan Trump, Epstein ile ilişkili olduğunu iddia ettiği bazı Demokrat isimlere de gönderme yaptı. Epstein dosyaları kapsamında eski ABD Başkanı Bill Clinton ile eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Kongre’de ifade verecek olmasına da değinen Trump, bu durumu “üzücü” olarak nitelendirdi ve Hillary Clinton’ın yetenekli bir siyasetçi olduğunu ifade etti. Jeffrey Epstein, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla yargılanırken 10 Ağustos 2019’da New York’taki cezaevi hücresinde ölü bulunmuştu. FBI ve ABD Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen incelemelerde Epstein’ın intihar ettiği sonucuna varılmıştı. Dosyalarda siyaset, iş dünyası ve sanat camiasından birçok tanınmış ismin adı geçse de yetkililer “müşteri listesi” tutulduğuna dair somut kanıt bulunamadığını açıklamıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Selim Sadak’a veda: Eski DEP milletvekili son yolculuğuna uğurlandı Haber

Selim Sadak’a veda: Eski DEP milletvekili son yolculuğuna uğurlandı

Cenaze Almanya’dan Şırnak’a getirildi Eski DEP 19. dönem milletvekili ve eski Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak’ın cenazesi, Almanya’dan havayoluyla Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’na getirildi. Buradan İdil ilçe merkezi girişine taşınan cenaze, yoğun güvenlik önlemleri altında karşılandı. Sadak’ın naaşı, ailesinin evine götürülerek helallik alındı. Yağmura rağmen binlerce yurttaş törene katıldı Yağışlı havaya rağmen Diyarbakır, Batman, Mardin ve Siirt başta olmak üzere çevre illerden yaklaşık bine yakın yurttaş cenaze törenine katıldı. Tören, Kürt siyasetinin önemli isimlerini bir araya getirdi. Siyaset dünyasından geniş katılım oldu Törene Tuncer Bakırhan, Pervin Buldan, Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık ile birlikte Ahmet Türk, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak katıldı. Bakırhan: “Sürgünde ölüm bir cinayettir” Sadak’ın mezarı başında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, büyük bir öfke ve üzüntü içinde olduklarını belirterek, sürgünde yaşanan ölümlerin bir kader değil, siyasal bir sonuç olduğunu söyledi. Bakırhan, Kürt yurttaşların yıllardır sürgün, mahpus ve cezaevi gerçeğiyle karşı karşıya bırakıldığını vurguladı ve “Faili devlettir, utancı devlete aittir” ifadelerini kullandı. “Kürt meselesi demokratik yollarla çözülecek” Bakırhan, Selim Sadak’a söz verdiklerini belirterek sürgünlerin sona ereceğini, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözüleceğini ve Kürt yurttaşların eşit yurttaşlık hakkına kavuşacağını dile getirdi. Konuşmasında, daha fazla Selim Sadak, Orhan Doğan ve Mehmet Sincar kaybetmek istemediklerini söyledi. Aile adına konuşan Resul Sadak: “Barış elçisiydi” Sadak’ın kardeşi Resul Sadak, yaptığı Kürtçe konuşmada, Selim Sadak’ın hayatı boyunca barış için mücadele ettiğini ve temel amacının Kürtler arasında birlik ve beraberliği sağlamak olduğunu ifade etti. Sadak, ağabeyinin mücadelesinin sahiplenileceğini söyledi. Tanrıkulu: “Mesele ölmek değil, sürgünde ölmektir” CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Selim Sadak’ı 35 yılı aşkın süredir tanıdığını belirterek, asıl trajedinin sürgünde yaşamını yitirmek olduğunu vurguladı. Sadak’ın milletvekilliği döneminde dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından cezaevinde kaldığını ve son yıllarını iradesi dışında Almanya’da geçirmek zorunda bırakıldığını hatırlattı. Taziyeler üç gün sürecek Sadak ailesi, ilçe merkezinde üç gün boyunca taziyeleri kabul edecek. Tören, Selim Sadak’ın siyasi mücadelesi ve sürgün gerçeği etrafında güçlü mesajların verildiği bir veda olarak kayda geçti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Nehre uçan araçtan sağ çıkmıştı: Türkiye’nin konuştuğu doktor cezaevinde yaşamına son verdi Haber

Nehre uçan araçtan sağ çıkmıştı: Türkiye’nin konuştuğu doktor cezaevinde yaşamına son verdi

Samsun’un Bafra ilçesinde kullandığı otomobilin nehre uçması sonucu eşi Gülşah Karaman Kıyak ve bir yaşındaki oğlu Poyraz’ı kaybeden Dr. Serdar Kıyak, tutuklu bulunduğu Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda dün akşam saatlerinde yaşamını yitirdi. Olayın ardından cinayet şüphesiyle tutuklanan ve hastanede görevli bir başka personelle ilişkisi olduğu iddialarının odağındaki ismin, koğuşundaki havalandırma penceresine kendini asarak intihar ettiği öğrenildi. Çöp poşetiyle pencereye kendini astı Elazığ’da tutuklu bulunan Serdar Kıyak, dün akşam saatlerinde koğuşunda bulduğu çöp poşetini kullanarak kendini havalandırma penceresinin korkuluklarına astı. İnfaz koruma memurlarının durumu fark ederek anında müdahale etmesine ve cezaevi semt polikliniğine kaldırılmasına rağmen Kıyak kurtarılamadı. Daha önce Samsun’da tutuklu bulunduğu sırada da benzer bir girişimde bulunan, hastanede tedavi edildikten sonra güvenlik gerekçesiyle Elazığ’a sevk edilen doktorun ölümüyle ilgili yetkililer tarafından geniş çaplı inceleme başlatıldı. Fren izine rastlanmayan şüpheli ölüm Türkiye toplumunun yakından takip ettiği üzücü olay, 12 Eylül günü Kızılırmak Nehri’ne uçan araçla başlamıştı. Kazadan yara almadan kurtulan Serdar Kıyak’ın eşi ve oğlu ise suyun içinde yaşamını yitirmişti. Ancak olay yerinde yapılan detaylı incelemelerde herhangi bir fren izine rastlanmaması ve Kıyak’ın olay anında 112 Acil Servis ekiplerini aramaması şüpheleri artırmıştı. Civardaki yurttaşların ifadelerine göre, doktorun kaza sonrası nehir kenarında beklediği belirtilirken, savcılık soruşturmayı derinleştirerek olayın bir trafik kazası değil, kasıtlı bir eylem olduğu ihtimali üzerinde durmuştu. Yasak ilişki ve tehdit mesajları dosyadaydı Soruşturma dosyasında yer alan çarpıcı detaylara göre, Serdar Kıyak’ın aynı hastanede görev yapan bir psikolog ile ilişkisi olduğu ve bu durumun evliliğinde ciddi sorunlara yol açtığı belirlenmişti. Yaşamını yitiren Gülşah Karaman Kıyak’ın yakın arkadaşlarına gönderdiği mesajlarda eşinin kendisine zarar vereceğinden korktuğunu ve tehdit edildiğini açıkça dile getirdiği saptanmıştı. 'Tasarlayarak kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklanan Kıyak, jandarmadaki sorgusunda susma hakkını kullanmış, mahkemede ise çelişkili ifadeler vererek dikkatleri üzerine çekmişti.

56 gün sustu, YouTube’a döndü Haber

56 gün sustu, YouTube’a döndü

AKP’li Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan gazeteci Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Kararın ardından YouTube yayınlarına ara veren Altaylı, 56 gün sonra yeniden kamera karşısına geçti. Yayınında hem kararın gerekçesine hem de dava salonunda elindeki evrakları yere fırlatmasına ilişkin tartışmalara açıklık getirdi. Mahkemede yere atılan kâğıtların gerekçesini ilk kez bu kadar net anlattı Altaylı, savunma metni ve içtihatların yere atılmasını “öfke patlaması” olarak değil, “hukuka tepki” olarak nitelendirdi. “Adaleti yere ben fırlatmadım; adalet yere düşürüldüğü için ben de savunmamı yere fırlattım” diyerek, verilen cezanın kendisine göre “ağır bir hukuksuzluk” olduğunu ifade etti ve kararı doğru bulan kimse görmediğini söyledi. “Yargıya kırgınım, siyasete değilim” dedi Sözlerinin odağını yargıya yönelten Altaylı, siyasete ne kızgın ne de kırgın olduğunu, esas hayal kırıklığının yargı kararında olduğunu dile getirdi. “Bunu vicdanen doğru bularak imzaladılarsa hakkım helal olsun; vicdanlarına sığmayan bir imzayla attılarsa umarım bir gün sevdiklerine hasret kalmanın ne olduğunu anlarlar” sözleriyle sert bir kişisel mesaj verdi. “Karar önceden verilmişti, indirim de Yargıtay yolunu kapatmak içindi” iddiası Altaylı, hükmün daha duruşma bitmeden şekillendiğini savunarak “en ağır cezanın verildiğini” söyledi. Altıda birlik indirimin iyi niyetten değil, dosyanın Yargıtay’a gitmesini engelleme amacı taşıdığını öne sürdü. Kararın henüz yazılmadığını belirten Altaylı, cezaevinde ne kadar kalacağını bilmediğini de ekledi. “Kaçacakmışım… Hem ayıp hem komik” diyerek tutukluluk gerekçesine itiraz etti Tutukluluğun “kaçma şüphesi” gerekçesiyle sürdürülmesine özellikle tepki gösteren Altaylı, “Beni bu ülkeden sürgüne yollasalar bir yolunu bulur geri dönerim. Ne kaçması?” sözleriyle bu değerlendirmeyi incitici bulduğunu ifade etti. Sağlık durumunu ayrıntılarıyla anlattı Yayınında sağlık geçmişine de yer veren Altaylı, kalbinde dört stent bulunduğunu ve aort genişlemesi nedeniyle düzenli kontrole girdiğini aktardı. Beyin zarında iyi huylu bir tümörün takip edildiğini, Silivri’de MR ve kardiyak tetkiklerin yapıldığını ve şimdilik aort genişlemesinin ilerlemediğini söyledi. Cezaevi sağlık ekibi ve Silivri Devlet Hastanesi hekimlerine teşekkür etti. Cezaevinde yaşadığı talihsiz kazayı da paylaştı Açık havada tek başına top oynarken düştüğünü, bileğini burktuğunu, elini çatlattığını ve başını kale direğine çarptığını anlatan Altaylı, elinin alçıya alındığını ancak günlük ihtiyaçlarını karşılamayı zorlaştırdığı için birkaç gün sonra alçıyı çıkarttırdığını ve durumunun iyiye gittiğini belirtti. Sözlerinde son vurgu Altaylı, “Umut az ama mücadele sürecek” diyerek üst mahkemelere başvuracağını duyurdu; izleyicilerine de “adaleti savunma” çağrısını yineledi.

İngiltere’de şok rapor: 262 mahkûm yanlışlıkla serbest bırakıldı Haber

İngiltere’de şok rapor: 262 mahkûm yanlışlıkla serbest bırakıldı

Hapishane sistemindeki hata zinciri, yüzlerce mahkûmun tahliyesine yol açtı İngiltere’de cezaevi sisteminde yaşanan yönetim ve kayıt hataları, aralarında cinsel saldırı ve dolandırıcılık suçlarından hüküm giymiş isimlerin de bulunduğu 262 mahkûmun yanlışlıkla serbest bırakılmasına neden oldu. Resmî verilere göre bu sayı, bir önceki yılın iki katından fazla. Son vakalar arasında cinsel saldırı suçundan mahkûm Brahim Kaddour-Cherif ile dolandırıcılıktan hüküm giyen William Smith bulunuyor. Kaddour-Cherif 29 Ekim’de, Smith ise 3 Kasım’da hatalı olarak tahliye edildi. İngiliz polisi iki mahkûmu bulmak için arama çalışmalarını sürdürüyor. Hükümet: “Şimdiye kadarki en sıkı denetim başlatıldı” İngiltere Başbakan Yardımcısı ve Adalet Bakanı David Lammy, konuya ilişkin parlamentoda yaptığı açıklamada sistemdeki ciddi hataların kabul edildiğini belirterek şunları söyledi: “Bu olayın ardından hapishane sisteminde bugüne kadar uyguladığımız en sıkı denetimleri devreye aldım. Mevcut yapı geçmiş yönetimden kalan karmaşık bir sistemdi. Bunu düzeltmeye çalışıyoruz.” Lammy, eski Metropolitan Polis Yardımcı Komiseri Lynne Owens liderliğinde bir soruşturma yürütüldüğünü ve raporun kısa sürede kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu. Muhalefet: “Bu tam bir idari çöküş” Muhafazakâr Parti’nin Gölge Adalet Bakanı Robert Jenrick, hata zincirini “tam anlamıyla bir skandal” olarak değerlendirdi: “Mahkûmlar yanlışlıkla serbest bırakılıyor, hükümet günler sonra fark ediyor. Polis bir haftalık gecikmeyle aramaya başlıyor. Bu, Adalet Bakanlığı’nın yönetim krizidir.” Hapishane Görevlileri Derneği Başkanı Mark Fairhurst ise sistemde çöküş yaşandığını belirterek, “Ayda ortalama 22 mahkûm yanlışlıkla tahliye ediliyor, artık kraliyet soruşturması açılmalı” dedi. Yanlış tahliyelerde yüzde 128 artış İngiltere hükümetinin yayımladığı resmî verilere göre, Mart 2025’e kadarki 12 aylık dönemde 262 mahkûm yanlış tahliye edildi. Bu sayı, bir önceki yılın 115 kişilik verisine göre yüzde 128 artışa işaret ediyor. Eski Cezaevi Müfettişi Nick Hardwick, artışın nedenini “hızlı boşaltma baskısı” olarak açıklayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Cezaevleri aşırı doluydu, hükümet geçen yıl ‘erken tahliye programı’ başlattı. 40 bin mahkûm erken salıverildi. Bu da tarih hesaplamalarında büyük karışıklık yarattı.”

Esenyurt eski Belediye Başkanı Ahmet Özer için 15 yıla kadar hapis talebi Haber

Esenyurt eski Belediye Başkanı Ahmet Özer için 15 yıla kadar hapis talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “kent uzlaşısı” soruşturması kapsamında tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, bugün bir kez daha mahkemeye çıkarıldı. Savcılık, Özer’in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Duruşma, avukatların ek süre talebi üzerine 25 Ocak 2026’ya ertelendi. Duruşma Silivri’ye taşındı: Salon yetersiz kaldı, dava cezaevi kampüsünde görüldü. Normalde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılması planlanan duruşma, izleyici ve güvenlik yoğunluğu nedeniyle Silivri Cezaevi Yerleşkesi’ndeki 2 No’lu duruşma salonunda gerçekleştirildi. Duruşma 10.40’ta başladı, Ahmet Özer SEGBİS ile katıldı. Savcılık mütalaası: “Silahlı örgüt üyeliği” suçlamasıyla 7,5–15 yıl arası hapis talebi. Savcı, esas hakkındaki mütalaasında Özer’in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını talep etti. Özer’in avukatları, savunma için süre talep ederek mütalaaya itiraz edeceklerini bildirdi. Mahkeme, süre verilmesine karar verdi. Özer hakkındaki yargılama sadece terör dosyasıyla sınırlı değil: Yolsuzluk soruşturmasından da tutuklu. Ahmet Özer, geçen yıl başlatılan kent uzlaşısı soruşturması kapsamında 30 Ekim’de tutuklanmıştı. Temmuz ayında terör dosyasından tahliye kararı çıkmasına rağmen, “Aziz İhsan Aktaş dosyası” olarak bilinen yolsuzluk soruşturmasındaki tutukluluk kararı nedeniyle serbest kalamamıştı. Özer hâlâ bu dosya kapsamında cezaevinde bulunuyor. Kent uzlaşısı dosyası nedir? Soruşturma, 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı ve DEM Parti’nin aday çıkarmadığı bazı belediyelerde “terör ilişkili pazarlık yapıldığı” iddiası üzerine başlatılmıştı. Dosyada yalnızca Ahmet Özer değil, farklı belediyelerden isimler de yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.