SON DAKİKA

#Chp

HABER DEĞER - Chp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Chp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır” Haber

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır”

İran’a yönelik saldırıların bölgesel sonuçları, Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonu, Kürt meselesi, yeni anayasa tartışmaları ve iktidar blokunun politikaları, Haber Değer Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Özmen’in sorularıyla HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran tarafından değerlendirildi. Kıran, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarının münferit bir gelişme olarak okunamayacağını, bunun sosyalist blokun çözülüşünden sonra bölgede adım adım hayata geçirilen emperyalist bir yeniden dizayn planının devamı olduğunu söyledi. Türkiye halkının önündeki temel görevin antiemperyalist bir hatta birleşmek olduğunu vurgulayan Kıran, İran’a destek vermenin yalnızca dayanışma değil, Türkiye’nin geleceğini savunmak anlamına geldiğini belirtti. “İran’a yönelik saldırı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin yeni aşamasıdır” Sait Kıran’a göre İran’a yapılan saldırıyı anlayabilmek için ABD emperyalizminin uzun yıllardır bölgeye yönelik müdahale çizgisine bakmak gerekiyor. Kıran, sosyalist blokun dağılmasının ardından Washington’un Ortadoğu’yu siyasal, askeri ve coğrafi olarak yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini söyledi. Bu çerçevede Yugoslavya’nın parçalandığını, Irak’ın bölündüğünü, Libya’nın yıkıma sürüklendiğini, Suriye’nin parçalı bir yapıya itildiğini belirten Kıran, bugün aynı planın İran üzerinde uygulandığını ifade etti. Kıran, bu tabloyu yalnızca İran’ı ilgilendiren bir kriz olarak görmediklerini açıkça söyledi. Yıllardır “Yugoslavya, Irak, Libya, Suriye; sıra sende Türkiye” uyarısını yaptıklarını dile getiren Kıran, İran’a yönelik saldırıya karşı çıkmanın aynı zamanda Türkiye’yi bekleyen tehlikeye karşı durmak anlamına geldiğini savundu. Ona göre ABD’nin ve siyonist İsrail’in İran’a saldırısı, bölgenin kaynaklarını denetim altına alma ve halkları birbirine kırdırma stratejisinin devamı niteliğinde. “ABD emperyalizmi bölgeden defedilmeden katliamlar bitmez” Kıran, ABD emperyalizmini yalnızca bölge halklarının değil, dünya halklarının da “baş düşmanı” olarak tanımladı. Ona göre Ortadoğu’da süren savaşların, işgallerin ve kitlesel yıkımın temel kaynağı doğrudan ABD emperyalizmi. Bölge halklarının, etnik kimlikleri ya da mezhepleri ne olursa olsun, önce bu temel gerçeği kavraması gerektiğini söyledi. Kıran, 1990’dan bu yana ABD müdahaleleri ve bu müdahalelerin tetiklediği süreçler sonucunda milyonlarca insanın yaşamını yitirdiğini, çok daha fazlasının ise yerinden edildiğini ifade etti. Gazze’de yaşananları da bu hattın devamı olarak tanımlayan Kıran, “Siyonist İsrail demek ABD demektir” diyerek İsrail’in bölgedeki varlığını Washington’un açık desteğiyle ilişkilendirdi. İsrail’in ABD desteği olmadan bölgede bir gün bile ayakta kalamayacağını savunan Kıran, bu nedenle İsrail’in yürüttüğü her saldırının arkasında ABD’nin okunması gerektiğini söyledi. “Bölge halklarının önündeki temel görev açık bir antiemperyalist hatta birleşmektir” Kıran, Türkiye halkına ve bölge halklarına düşen sorumluluğun yalnızca tepki göstermek olmadığını, daha net ve siyasal bir duruş sergilemek olduğunu dile getirdi. Kendisini devrimci, demokrat, yurtsever ya da ilerici olarak tanımlayan herkesin, gerçekten halkını seviyorsa ABD emperyalizmine açık biçimde karşı çıkması gerektiğini söyledi. Bu noktada iktidarları da hedef alan Kıran, başta Türkiye’deki siyasal iktidar olmak üzere bölgedeki pek çok yönetimin halklarının değil ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini savundu. İran’a yönelik saldırı karşısında Müslüman ülke yönetimlerinden beklenen düzeyde bir tepki gelmediğini söyleyen Kıran, bu sessizliğin halklar için ayrı bir açmaz yarattığını ifade etti. Bölgedeki işbirlikçi iktidarlar ile emperyalizme karşı ortak bir mücadele hattı kurulmadan kalıcı bir çıkışın mümkün olmadığını vurguladı. “Devrimci, demokrat ve ilerici güçlerin önünü baskı ve medya ambargosu kesiyor” Ferhat Özmen’in, antiemperyalist partilerin neden halk tabanında daha güçlü bir karşılık bulamadığı yönündeki sorusuna Kıran iki boyutlu bir yanıt verdi. Birinci boyutta doğrudan devlet baskısına, fiziki saldırılara, yargı mekanizmalarına ve medya kuşatmasına dikkat çekti. Gerçek devrimci partilere burjuva medyada yer verilmediğini, ekranların daha çok “devrimci gibi görünüp emperyalist projelerle uyumlu hareket eden yapılara” açıldığını söyledi. İkinci boyutta ise devrimci hareketin kendi zaaflarına değindi. Halkla yeterli bağ kurulamadığını, işçi, köylü, esnaf ve emekçilerle temasın yeterince güçlendirilemediğini belirtti. Kıran, özellikle sosyalist blokun yıkılmasından sonra proje siyasetiyle hareket eden, Avrupa ve ABD kaynaklı fon ilişkileriyle çizgisini bozan yapıların halk nezdinde ciddi bir kafa karışıklığı yarattığını savundu. Bu nedenle hem emperyalizme karşı mücadele ettiklerini hem de halk nezdinde “gerçek devrimcilik” ile “sahte sol” arasındaki farkı anlatmak zorunda kaldıklarını söyledi. “Kürt halkının özgürlüğü emperyalizmle işbirliği üzerinden kurulamaz” Röportajın dikkat çeken başlıklarından biri de Kürt meselesi oldu. Kıran, her halk gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin hakkı bulunduğunu açık biçimde söyledi. Ancak bu hakkın emperyalizmle işbirliği halinde savunulamayacağını vurguladı. Ona göre ABD ve müttefikleri hiçbir halka gerçek özgürlük getirmedi; yalnızca kendilerine bağımlı yapılar ve vekil unsurlar oluşturdu. Kendisinin de Kürt olduğunu vurgulayan Kıran, ABD’nin Kürt halkının haklarını değil, Ortadoğu’daki jeopolitik çıkarlarını gözettiğini savundu. Irak, Suriye ve geçmişte farklı Kürt siyasi odaklarıyla kurulan ilişkilerin hep aynı sonuca çıktığını, emperyalizmin işine yarayan dönemlerde destek verildiğini, ardından bu yapıların kolayca gözden çıkarıldığını söyledi. Kürt halkının demokratik haklarının gerçek güvenceye kavuşmasının ancak antiemperyalist ve antifodal bir çizgide mümkün olacağını savundu. “Bizim çözüm önerimiz Türk ve Kürt halklarının ortak cumhuriyetidir” Kıran, Kürt meselesine ilişkin çözüm başlığında da partilerinin tarihsel çizgisini anlattı. Hikmet Kıvılcımlı’dan hareketle Kürt sorununun devrimci bir zeminde çözülebileceğini belirten Kıran, bugün için önerdikleri siyasal formülün “Edirne’den Çin sınırına kadar Türkleri ve Kürtleri birlikte barındıracak bir Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti” olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın emperyalizmin bölgede kurmak istediği bağımlı ve parçalı yapının alternatifi olduğunu ifade eden Kıran, halkların eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği temelinde bir düzen kurulmadan kalıcı bir çözümden söz edilemeyeceğini savundu. Ona göre emperyalist çözüm bölge halklarına yalnızca kan, yıkım ve yeni bağımlılık ilişkileri getirecek; devrimci çözüm ise ortak yaşamı ve gerçek özgürlüğü hedefleyecek. “Yeni anayasa ve iç cephe söylemi, BOP’un Türkiye ayağını hazırlıyor” Yeni anayasa tartışmaları ve “iç cephe” çağrıları konusunda da oldukça sert konuşan Kıran, Meclis’te yer alan partilerin sağdan sola geniş bir Amerikancı mutabakat içinde hareket ettiğini ileri sürdü. Mevcut anayasa tartışmalarının halk yararına değil, Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağını hayata geçirmeye dönük bir “ısındırma programı” olduğunu söyledi. Devlet Bahçeli’nin son dönemde öne çıkardığı iç cephe vurgusunu da bu çerçevede değerlendiren Kıran, burada gerçek anlamda halkçı ya da bağımsız bir milli birlik projesi görmediklerini belirtti. Aksine, bu sürecin Türkiye’deki etnik ve siyasal fay hatlarını yeniden düzenleyerek emperyalizmin çıkarlarına uygun bir zemin oluşturma amacı taşıdığını savundu. Halkların birbirine karşı kışkırtılmasının emperyalist siyasetin temel yöntemi olduğunu söyleyen Kıran, bu nedenle Türkiye halkının bu sürece karşı uyanık olması gerektiğini dile getirdi. “CHP’ye destek stratejik yakınlık değil, AKP iktidarına karşı tutumdur” Programın son bölümünde CHP mitinglerinde HKP’nin görünürlüğü ve bu durumun olası siyasi ittifaklarla ilişkisi de soruldu. Kıran bu konuda partilerinin herhangi bir seçim hesabıyla hareket etmediğini söyledi. CHP ile organik ya da stratejik bir ittifak arayışında olmadıklarını, ancak mevcut iktidarı “yüzyılın felaketi” olarak gördükleri için AKP’ye karşı gelişen toplumsal itirazlara destek verdiklerini ifade etti. CHP yönetimini de eleştirdiklerini belirten Kıran, buna rağmen CHP tabanında yer alan yurtsever, Mustafa Kemalci unsurların desteklenmesini tarihsel bir sorumluluk olarak gördüklerini söyledi. HKP’nin meseleye milletvekilliği pazarlığı ya da seçim hesabı üzerinden değil, Türkiye’nin gidişatına dair bir görev duygusuyla yaklaştığını vurguladı. “İran saldırısı için uluslararası suç duyuruları yaptık” Kıran, İran’a yönelik saldırılar sonrası yalnızca sokakta değil, hukuki alanda da girişimlerde bulunduklarını anlattı. ABD Büyükelçiliği önünde protesto eylemi düzenlediklerini, İzmir’de NATO karargâhı önünde de benzer eylemler yapıldığını söyledi. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’na başvurarak ABD’li ve İsrailli yetkililer hakkında savaş ve saldırı suçu işlendiği gerekçesiyle girişim başlattıklarını aktardı. Bu başvuruların sonucundan bağımsız olarak siyasi bir anlam taşıdığını belirten Kıran, eğer uluslararası mekanizmalar harekete geçmezse bunun da bu kurumların emperyalist güçlerden bağımsız olmadığını ortaya koyacağını savundu. Böylece hem hukuki hem siyasal düzlemde emperyalist saldırganlığın teşhir edilmesini amaçladıklarını söyledi. “Halklar umutsuzluğa kapılmasın; ikinci antiemperyalist kurtuluş savaşı da zafere ulaşacaktır” Programın kapanışında Kıran, tarihsel bir vurgu yaparak Türkiye halkına moral ve mücadele çağrısı yaptı. Birinci antiemperyalist kurtuluş savaşında Türk ve Kürt halklarının birlikte emperyalizmi yenilgiye uğrattığını hatırlatan Kıran, bugün de benzer bir ortak direnişin mümkün olduğunu savundu. “Ya istiklal ya ölüm” anlayışıyla mücadele eden hiçbir halkın yenilemeyeceğini söyleyen Kıran, sözlerini “Halkız, haklıyız, yeneceğiz” diyerek tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İBB davasında gerginlik: Mahkeme salonu boşaltıldı Haber

İBB davasında gerginlik: Mahkeme salonu boşaltıldı

Aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 401 sanığın yargılandığı İBB davasının ilk duruşması İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmada zaman zaman gergin anlar yaşanırken mahkeme başkanı, yaşanan tartışmaların ardından salonun boşaltılması yönünde karar verdi. Dava kapsamında 107’si tutuklu toplam 401 sanık yargılanıyor. İmamoğlu ile hakim arasında tartışma Duruşma sırasında salonda bulunan bazı avukatların “Adil yargılama istiyoruz” sloganı atmasının ardından mahkeme başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasında sözlü tartışma yaşandı. Söz almak isteyen İmamoğlu’na mahkeme başkanı izin vermedi. Mahkeme başkanının “Hayır, söz vermiyorum. Bu şekilde devam edemezsiniz” demesi üzerine İmamoğlu’nun buna itiraz ettiği aktarıldı. Hakim, tartışma sırasında İmamoğlu’na “Bir daha izin almadan konuşursanız salondan çıkarılırsınız” uyarısında bulundu. Duruşma haftada dört gün yapılacak Mahkeme başkanı duruşmanın planlanan takvimine ilişkin de bilgi verdi. Buna göre ilk etapta tutuklu sanıkların savunmaları alınacak ve yargılamalar haftada dört gün yapılacak. Mahkeme heyeti, yargılamanın yaklaşık bir buçuk ay sürmesinin planlandığını, ikinci aşamada ise tutuksuz sanıkların dinleneceğini açıkladı. Siyasi isimler de duruşmayı takip etti Silivri’de görülen duruşmayı takip etmek üzere çok sayıda siyasetçi ve milletvekili de mahkeme salonunda yer aldı. Duruşmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP milletvekilleri, TİP milletvekili Ahmet Şık ve çeşitli siyasi parti temsilcileri katıldı. Duruşma öncesinde konuşan Dilek İmamoğlu, davanın canlı yayınlanması talebinin sürdüğünü belirtti. Savcılık 2 bin 430 yıla kadar hapis istiyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan yaklaşık 3 bin 800 sayfalık iddianame, 25 Kasım 2025’te mahkeme tarafından kabul edilmişti. Savcılık, İmamoğlu’nun “suç örgütü lideri” olduğu iddiasıyla 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep ediyor. Sanıklar hakkında suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama ve kişisel verileri hukuka aykırı şekilde paylaşma gibi suçlamalar yöneltiliyor. Dava kapsamında 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrolle serbest, 7’si hakkında yakalama kararı bulunan toplam 402 kişi yargılanıyor. Mahkeme heyeti, davanın nisan sonuna kadar haftada dört gün devam edeceğini açıkladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP’ye kayyum atanacağı iddiaları gündeme geldi Haber

CHP’ye kayyum atanacağı iddiaları gündeme geldi

Ankara kulislerinde “mutlak butlan” davası bağlamında CHP’ye kayyum ihtimali konuşuluyor. Son günlerde Adalet Bakanlığı’ndaki görev değişikliklerinin ardından CHP’ye yönelik kayyum iddiaları yeniden gündeme geldi. Ankara kulisleri, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” davasının istinaf aşamasında olmasının ve yeni Adalet Bakanı’nın atanmasının bazı çevrelerde kayyum tartışmalarını tetiklediğini aktarıyor. Bu iddialara göre, eğer istinaf sürecinde olağanüstü bir karar çıkarsa parti yönetimine kayyum atama olasılığı gündeme gelebilir. İddialar kulislerdeki siyasi değerlendirmelere dayanıyor. Özellikle Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’in CHP’nin kurultay davalarındaki rolü tartışılırken, bazı siyasetçiler bu gelişmeyi “hukuki süreçten öte siyasi bir işaret” olarak yorumladı. CHP’nin hukuk kurmayları ise davanın istinaf aşamasında olduğunu ve henüz hukuken kayyum atanmasını gerektirecek bir durumun ortaya çıkmadığını belirtiyor. Resmî merciler mesnetsiz iddialar konusunda uyardı. Daha önce CHP’ye kayyum atanacağı yönündeki sosyal medya paylaşımları üzerine Adalet Bakanlığı açıklama yapmış, bu tür iddiaların “halkı yanıltıcı” olduğunu vurgulamıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da bu iddiaları yaydığı gerekçesiyle sosyal medya paylaşımları hakkında soruşturma başlatmıştı. CHP yönetimi olası kayyum iddialarını reddediyor. CHP kanadı da daha önce benzer açıklamalarda bulunarak, partiye kayyum atanmasının hem hukuken mümkün olmadığını hem de ülke demokrasisi açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. CHP liderleri, bu tür iddiaları siyasi manipülasyon olarak nitelendiriyor ve partinin demokratik süreçlerle yönetildiğini savunuyor. Kamuoyunda tartışma sürüyor. Kayyum iddiaları, hem siyasi kulislerde hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı merak konusu olmaya devam ediyor. İddialar, CHP’nin iç hukuk mücadelesi ile partinin siyasi rotasını da etkileme potansiyeline sahip. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İmamoğlu, Özel'e sert çıktı! Haber

İmamoğlu, Özel'e sert çıktı!

CHP’deki görüşmenin perde arkası kulisleri hareketlendirdi. Parti içindeki son temasın ardından dikkat çeken sözlerin sarf edildiği iddia edildi. Abdulkadir Selvi, köşe yazısında CHP kulislerine ilişkin çarpıcı iddialara yer verdi. Selvi’nin aktardığına göre, Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel arasında son dönemde artan görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Özellikle Silivri ziyaretleri sonrasında parti içinde gerilimin yükseldiği öne sürüldü. Silivri ziyaretlerinin parti içinde tartışma yarattığı iddia edildi. Selvi’nin yazısına göre, son dönemlerde gerçekleştirilen Silivri ziyaretlerinin ardından parti içindeki dengelerin değiştiği ve bu ziyaretlerin Özel açısından “kâbusa dönmeye başladığı” ifade edildi. İddialara göre, İmamoğlu’nun bu süreçte Özel’in performansından memnun olmadığı ve eleştirilerini son günlerde artırdığı konuşuluyor. Son görüşmede sert ifadelerin kullanıldığı öne sürüldü. Kulis bilgilerine dayandırılan iddiaya göre, iki isim arasındaki son görüşmede İmamoğlu’nun, “Ne diyorsam tersini yapıyorsun” ifadelerini kullandığı ileri sürüldü. Söz konusu çıkışın parti yönetiminde yeni bir tartışma başlatabileceği değerlendirmeleri yapılıyor. Taraflardan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, iddiaların CHP içindeki güç dengeleri açısından nasıl bir karşılık bulacağı merak konusu oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Abdulkadir Selvi’den dikkat çeken kulis: Meclis’te kavganın fitilini ateşleyen talimat Silivri’den geliyor Haber

Abdulkadir Selvi’den dikkat çeken kulis: Meclis’te kavganın fitilini ateşleyen talimat Silivri’den geliyor

“Talimat Silivri görüşmesinden sonra geldi” iddiası Gazeteci Abdulkadir Selvi, Meclis’te yeni bakanların yemin töreni sırasında yaşanan kavganın perde arkasına ilişkin çarpıcı bir kulis aktardı. Selvi’nin yazısına göre, CHP Grup Başkanvekilleri Murat Emir ve Ali Mahir Başarır, AK Parti’den gelen teklifin ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ulaşmaya çalıştı. Selvi’nin iddiasına göre Özel’e o sırada ulaşılamadı çünkü CHP lideri Silivri Cezaevi’nde Ekrem İmamoğlu ile görüşme halindeydi. Görüşme sonrasında irtibat sağlandı ve AK Parti’den gelen teklif kendisine aktarıldı. “Kavgaysa kavga, dövüşse dövüş” sözleri Selvi, görüşmenin ardından Özgür Özel’in bir gece öncesine kıyasla daha sert bir tutum benimsediğini öne sürdü. Yazıya göre Özel, “Bugün ona (Akın Gürlek) yemin ettirmeyeceksiniz. Kavgaysa kavga, dövüşse dövüş” ifadelerini kullandı. Selvi, Meclis’te yaşanan fiziki gerilimin ve yumruklu kavganın bu sözlerin ardından patlak verdiğini savundu. Meclis’te ne olmuştu? TBMM Genel Kurulu’nda yeni bakanların yemin töreni sırasında iktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında sert tartışmalar yaşanmış, gerilim fiziki kavgaya dönüşmüştü. Olay kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve siyasi partiler karşılıklı açıklamalar yapmıştı. Selvi’nin aktardığı kulis bilgisi, söz konusu kavganın spontane değil, siyasi bir stratejinin sonucu olduğu iddiasını gündeme taşıdı. İddialara ilişkin CHP kanadından henüz resmi bir yanıt gelmezken, Meclis’te yaşanan olayların siyasi yansımalarının sürmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Erdoğan’dan Özgür Özel’e sert sözler: Bu gidişi durdurmaya gücünüz yetmez Haber

Erdoğan’dan Özgür Özel’e sert sözler: Bu gidişi durdurmaya gücünüz yetmez

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iç siyasete ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Erdoğan, TBMM’de yeni bakanların yemin töreni sırasında yaşanan gerginlik üzerinden CHP’ye yüklenirken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e doğrudan hitap etti. “Siyasetin merkezi Cumhur İttifakı’dır” Erdoğan, uluslararası alanda Türkiye’nin etkisinin arttığını savunarak “Uluslararası siyasette Türkiye rüzgarı esiyor” dedi. Cumhur İttifakı’nın devletin bekası ile toplumun birlik ve dirliğinin güvencesi olduğunu ifade eden Erdoğan, bugün siyasetin merkezinde bu ittifakın bulunduğunu dile getirdi. Meclis’teki kavga üzerinden muhalefete eleştiri TBMM’de yaşanan yumruklu kavgayı hatırlatan Erdoğan, ana muhalefetin yeni bakanların yeminine engel olmaya çalıştığını öne sürdü. Bu tutumun siyaset kurumuna zarar verdiğini belirten Erdoğan, “Meclis’in vakarına zarar veren, milletimizi rencide eden saldırıları telin ediyor ve reddediyorum” ifadelerini kullandı. Özgür Özel’e doğrudan mesaj Konuşmasında CHP liderine seslenen Erdoğan, “Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür” dedi. Yemin sürecinin tamamlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, gerginlik yerine demokratik bir ortamın tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Geçmişten örneklerle CHP eleştirisi Erdoğan ayrıca, CHP’nin yaklaşımının yıllar içinde değişmediğini savunarak 1939 Erzincan depremine gönderme yaptı ve muhalefetin belediyecilik anlayışını da hedef aldı. İstanbul’a suyu kendi dönemlerinde getirdiklerini belirten Erdoğan, CHP’nin “faşizan ve kibirli bir zihniyete sahip olduğunu” ileri sürdü. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM'de yemin öncesi gerginlik! Bakanlar vekiller arasında yemin etti Haber

TBMM'de yemin öncesi gerginlik! Bakanlar vekiller arasında yemin etti

Kabine değişikliğinin ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi TBMM Genel Kurulu’nda yemin etti. CHP ve AK Parti arasında tartışmaların yaşandığı törende, vekillerin müdahalesi nedeniyle tören kısa süreli gerginliklerle gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Adalet Bakanlığına atanan Akın Gürlek ile İçişleri Bakanlığına atanan Mustafa Çiftçi, TBMM Genel Kurulu’nda yeminlerini etti. Bugünkü birleşimde Cumhurbaşkanlığı tezkeresi okundu ve bakanların göreve başlama süreci resmen başlatıldı. Yemin töreni öncesi CHP Grup Başkanvekili Murat Emir söz aldı. Emir, Akın Gürlek’in hâlen başsavcılık görevini yürüttüğünü hatırlatarak, “Siyasi amaçlarla başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere iddianamelerle tutuklamalar yapmıştır. Böyle birinin yeniden Adalet Bakanı olarak atanması doğru değildir; yemin etmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Buna yanıt veren AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, atanan bakanların millet huzurunda yemin etmesinin anayasal bir hak olduğunu belirterek, “Bu yetkiyi milletimiz vermiştir, yüzde 51 oy alarak. Cumhurbaşkanımız helal oylarla bu göreve gelmiştir” dedi. CHP’liler kürsüye müdahale etmeye çalışırken, yeni bakanlar AK Partili vekillerin koridor desteğiyle yeminlerini gerçekleştirdi. Tören, gerginliğe rağmen tamamlandı.

CHP’den yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sert tepki: Yok öyle yağma! Haber

CHP’den yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sert tepki: Yok öyle yağma!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı görevine getirildi. Kabinedeki bu değişimin ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nden ilk siyasi tepki geldi. CHP’den ilk açıklama Murat Emir’den CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda atamaya yönelik eleştirilerini dile getirdi. Emir, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Milli iradeye yargı eliyle darbe yapmaya kalkışıp dokunulmazlık zırhının arkasına saklanacaksınız ve kendinizi kurtaracağınızı sanacaksınız. Yok öyle yağma!” Söz konusu açıklama, atamanın siyasi arenada tartışma yaratabileceğine işaret ederken, önümüzdeki günlerde farklı partilerden de değerlendirmelerin gelmesi bekleniyor. Milli iradeye yargı eliyle darbe yapmaya kalkışıp dokunulmazlık zırhının arkasına saklanacaksınız ve kendinizi kurtaracağınızı sanacaksınız. Yok öyle yağma! pic.twitter.com/dvGdmNXYJj — Murat Emir (@muratemirchp) February 10, 2026 Kabinede dikkat çeken değişim Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1982 yılında Nevşehir’de doğdu ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2005’te mezun oldu. Hakimlik görevlerinin ardından İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yapan Gürlek, 2022’de Adalet Bakan Yardımcısı, 2024’te ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanmıştı. Son karar ile Yılmaz Tunç’un yerine Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Gürlek’in, yeni dönemde yargı politikaları ve reform başlıklarında nasıl bir yol izleyeceği merak konusu oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.