SON DAKİKA

#Cinayet

HABER DEĞER - Cinayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinayet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Interpol arıyordu: 10 cinayet ve 11 teşebbüsten aranan suç örgütü lideri İstanbul'da yakalandı Haber

Interpol arıyordu: 10 cinayet ve 11 teşebbüsten aranan suç örgütü lideri İstanbul'da yakalandı

Uluslararası alanda aranan ve kan donduran bir sicile sahip olan suç örgütü lideri İstanbul'da yakalanarak adalete teslim edildi. Moldova'da 2001 yılında yakalanarak cezaevine gönderilen ve 25 yıl hapis yattıktan sonra 2025 yılının mart ayında tahliye edilen 62 yaşındaki İurii Radulov'un, serbest kalmasının ardından Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldiği belirlendi. Bu gelişmenin akabinde Radulov hakkında Interpol tarafından Türkiye'ye giriş yasağı kararı çıkarıldı. Fatih'te düzenlenen operasyonla gözaltına alındı Emniyet birimlerinin titiz takibi sonucunda gerçekleştirilen operasyonun detayları ortaya çıktı. Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği'ne ulaşan kararın ardından polis ekipleri harekete geçti. Radulov hakkında inceleme başlatan ekipler, şüphelinin İstanbul'a geldikten sonra Fatih ve Güngören'de farklı evlerde kaldığını, eşi V.R. ile birlikte yaşadığını belirledi. Polis ekiplerinin takibi sonucu Radulov'un Fatih'te kaldığı ev tespit edildi. Düzenlenen operasyonla Radulov gözaltına alındı. Sahte kimlik kullandığı belirlendi Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürülen şüphelinin üzerinden başkası adına düzenlenmiş sahte bir kimlik çıktığı bildirildi. İlk yakalandığı anda kimliğini inkar eden Radulov'un, yapılan sorgulamaların ardından gerçek kimliğini kabul ettiği öğrenildi. Çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiği cinayet olaylarına karışan bir suç örgütüne liderlik ettiği tespit edilen Radulov hakkında, sahte kimlik kullanması sebebiyle evrakta sahtecilik suçundan yasal işlem yapılırken, ülkesine sınır dışı edilmesi için gerekli resmi işlemlerin başlatıldığı kaydedildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir" Haber

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir"

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül, katıldığı egündem adlı youtube kanalında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa kararını, 2023 seçim süreçlerini ve Kaşif Kozinoğlu dosyasını tüm detaylarıyla masaya yatırdı. Programda, Yavaş'ın hamlesinden muhalefetin adaylık krizine ve derin devlet dosyalarına kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuldu. Siyasi Hayatının Sonu mu? Akgönül değerlendirilmesinde "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir." dedi. Nedeni olarak yaptığı açıklamada, "Çünkü Mansur Yavaş bu saatten sonra kendisine "Beni Erdoğan'ın karşısına çıkarmayın" diyebilecek bir siyasal parti veya bir siyasal eğilim arayacak. Onu da herkes Erdoğan'ın karşısına çıkarmak isteyecektir. Zaten Mansur Yavaş gibi adamlar Erdoğan'ın karşısına çıkmazlar. Bu kadar akıllı adamlardı, adamlardılar. 2023 seçimlerini de değerlendiren Akgönül, "Çıksalar zaten 2023'te çıkarlardı. Çıkmadılar. 2023'te çıksalardı da bu oyunların ölçülerini alırlar. 2023 yılıyla ilgili birazdan detaylı bazı bilgiler de verebiliriz. Çünkü fırtına aslında orada başlıyor. Ben Mansur Yavaş'ın siyasal hayatının bittiğini düşünüyorum. Hatta bence Mansur Yavaş'ın belediye başkanlığı hayatı da bundan sonra bitecek. Yani Nisan 2019'da Mansur Yavaş belediye başkan adayı da olmayacaktır" dedi. Mansur Yavaş'ın Siyasi Geçmişi Mansur Yavaş'ın daha önce de siyasi kariyeri hakkında açıklamada bulunan Akgönül, "6-8 ay sonra bir partiye geçerse, söz gelimi yeni parti veya 2 yıl sonra yeniden CHP'ye geçerse —ki biliyorsun o CHP'den ayrılıp yeniden CHP'ye geri dönmüşlüğü de vardı. Aslında Mansur Yavaş'ın CHP ile kurduğu ilişki çok zikzaklıdır. 2014'te CHP'ye giriyor. 2014'teki yerel seçimlerde yine CHP'den aday olarak gösteriliyor. 2014'te %1 farkla... ve orada büyük bir şey vardı, büyük bir infial kopmuştu, elektrikler kesilmişti vesaire. %1 oy farkla Melih Gökçek'e kaybediyor. 2016'da ayrılıyor, CHP'den ayrılıyor. 2018'de yeniden geliyor, bak arada 2 yıl var. 2018'de yeniden geliyor. 2019'da CHP Ankara Belediye Başkan adayı gösteriliyor. %50 küsür oy alıyor. Zaten 2023'te de şey, 2024'te de %60 oy alıyor. Dolayısıyla aslında 2 yıl sonra yeniden CHP'ye dönebilir Mansur Yavaş." ifadelerini kullandı. Akgönül ayrılışın sebebini de değerlendirerek, "Eğer siyasal bir hamle yaptıysa o da yeni partili seçmenlerin kendisine Ankara özelinde bundan sonra muhalefet etmesini engellemek için. Çünkü yeni partililer aslında Mansur Yavaş'a ciddi ciddi bir kimilerine göre karalama kampanyası, kimilerine göre artık gerçeği saklamama ihtiyacı olsun diye Mansur Yavaş'ın aslında Ankara'ya da bir faydasının olmadığını, Ankara'ya da bir hizmet üretmediğini söylemeye başlıyorlardı." dedi. Yavaş ardından ilçe belediylerinin de ardı arkasına istfa etmeleri hakkında Akgönül, "Sadece Mansur Yavaş değil diğer ilçe belediyeleri de istifa etti. Evet. Ama onlar hepsi yedi ilçe belediye başkanı istifa etti. Ben bu istifaların Ankara dışına da taşacağını düşünüyorum. Hepsi sadece bir ya da iki kişi hariç Mansur Yavaş'ın ismini vererek istifa ettiler. Yani "Mansur Başkan'la birlikteyiz" diye. Bu zaten kaçınılmaz. Yani sen Büyükşehirle iş tutan bir ilçe belediye başkanı olmaya çalışacaksın ve dahası zaten seni Mansur Yavaş getirdi. Yani zaten Mansur Yavaş'ın CHP listelerine soktuğu adamlardı bu giden belediye başkanları. Orada bence racona aykırı bir durum yok. Burada esas durum şu: Yani Mansur Yavaş 2028'de Cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Bu bir. İki, eğer bağımsız kalırsa Nisan 2029'da da belediye başkanı adayı olmayacak."dedi. "Bağımsız kalırsa Nisan 2029'da belediye başkanı adayı olmayacak" Akgönül Yavaş'In bağımsız kalırsa belediye başkanı adayı olmayacağı tespitinde bulunarak, "Mansur Yavaş'ın kişisel bir karizması yok. Yani kişisel karizması %20'lerdedir. Hatta şunu diyebilirim: MHP'den belediye başkan adayı olduğunda %27 oy almıştı. 2014 yerel seçimlerinden önce değil mi? Evet, %27 oy almıştı. O da hani Mansur Yavaş'ın kişisel karizması belki %15-20'dir. Yani belediyeleri biz sizinle geçen hafta analiz ettik. Ben bu yüzden belediyelerin kapatılması gerektiğini savunmuştum. Belediyelerde partizanlar seçim yaparlar. Sempatizanlar seçim yapmazlar. Yani "ben şu belediye başkanının hizmetini çok iyi buluyorum, onu tercih ediyorum" diyen bir tane aklı başında insan yoktur. Çünkü hiçbir belediye başkanı çok iyi hizmet yapmaz. Belediye başkanları politik bir kariyer inşa etmek için belediye başkanı olurlar. Ve bunu da partiler üzerinden yaparlar. Parti dışı bir belediye başkanı olmaz." dedi. Demirtaş ve Cumhurbaşkanı değerlendirmesi Akgönül Demirtaş tahliyesi hakkında çıkacağını öngördüğünü söyledi. Cumhurbaşkanının adaylığı hakkında ise, "Cumhurbaşkanlığı mevcut seçim tarihinden, 2028 yılındaki seçim tarihinden bir gün önce bile yapılan seçimde aday olabilir. Erken seçim olacağını düşünüyoruz. Tabii aslında hukuki teknik anlamıyla 2028 Nisan ayında bir seçim yapılacak. Bu erken seçim olmayacak. Hukuki anlamda bu öne alınmış seçim olacak. Öne alınan bir seçimde veya erken seçimde ki ikisinde de meclisin onayı lazım. Meclisin onayını aldığında halihazırda iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmış biri yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilir." dedi. "Kaşif Kozinoğlu bir kahramandır ve bir şehittir" Son dönemde ölümü ile ilgili soruşturma yürütülen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu dosyası hakkında da kritik açıklamalarda bulundu. Kozinoğlu'nu bir şehit olarak nitelendiren Akgönül, "Fethi kabir yapılmıştı ve bu fethi kabirde Kaşif Kozinoğlu'nun vücut bütünlüğünün büyük oranda bozulmadığı, 15 yıllık yeraltında değil mi, defnedilmesine rağmen bu bizim inancımıza göre şehitlere verilen bir payedir aslında. Bu yüzden ben Kaşif Kozinoğlu'nun kahraman olduğunu ve bir şehit olduğunu düşünüyorum. Niye kahramandır'ı söylüyorum? Burada bir tersine çevirme yapalım. Ekrem Dumanlı vardı bilirsiniz. Zaman Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni ve aynı zamanda bir numaralı FETÖ'cü. Hatta bana göre o mahrem imamların biridir. Ekrem Dumanlı Kaşif Kozinoğlu'nun öldürülmesinden, bana göre öldürülmesinden sonra ya da şüpheli ölümünden sonra diyelim ama ben onun şehit edildiğini düşünüyorum, öldürülmesinden sonra bir yazı yazmıştı: "Kaşifinizden kahraman çıkmaz" demişti. Bu hitabı üzerime alınıyorum. Yani aslında "Kaşifimiz kahramandı"yı Ekrem Dumanlı'nın yazısına bir cevap olarak bence herkesin vermesi gerekir." dedi. Kurtlar Vadisi hakkında değerlendirme Akgönül dizi hakkında yürütülen soruşturmaya da atıfta bulunarak, "Her kim yaptıysa suyu bulandırıyor arkadaşlar. Hatta hatırlayın en son o Ömer Baba karakterini canlandıran Emin Olcay da ifade vermeye gitti. Yani böyle bir şey olabilir mi? Emin Olcay ne bilsin yani Kaşif Kozinoğlu cinayeti ile ilgili ne bilsin? Dün, dün dediğim yani birkaç gün önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veriyor. Raci Şaşmaz ve Necati Şaşmaz'ı kötülüyor. Bir diss atıyor kendince. Ertesi gün savcılıktan ifadesine başvurulmak için bile değil, bilgi almak için o sıfatla çağrılıyor. Abi bu adam ne bilsin yani?" dedi. Dizinin tarihinden itibaren değerlendirmelerde bulunan Akgönül, " Kurtlar Vadisi ilk çıktığından beri 2002'den beri zaten MİT içerisindeki kapışmanın, Milli İstihbarat Teşkilatı içerisindeki kapışmanın bir tarafı olarak konuşuyordu. Her zaman konuşuyordu. Bak 2004 yılında çok şaşıracaksın, dönemin MİT başkanı Şenkal Bey'e, Şenkal Atasagun'a Kurtlar Vadisi ile ilgili bir rapor gidiyor. Raporu kim yazıyor? Kaşif Kozinoğlu. Ve raporda ne diyor? "Bu dizinin konsept danışmanı Soner Yalçın ama akıl babası, akıl vereni Hasan Atilla Uğur" diyor. Peki Hasan Atilla Uğur ne oluyor? Bugün Kaşif Kozinoğlu'nun bana göre cinayet şüphelisi ki sağlık problemleri el vermediği için cezaevine konulmadı ama şu anda ev hapsinde. Zaten o da Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünde bir payı var Hasan Atilla Uğur'un ve bana göre güçlü bir payı var." diye konuştu. Hasan Atilla Uğur'un savcılık ifadeleri Akgönül soruşturmanın önemli ismi Hasan Atilla Uğur hakkında da açıklamalarda bulundu. Açıklamasında "Rasim Ozan Kütahyalı Kaşif Kozinoğlu cinayeti için "kokteyl cinayet" dedi. Daha doğrusu "kokteyl operasyon". Doğru telaffuz edelim: kokteyl operasyon. Kokteyl operasyon şu demek: Başfail FETÖ'cüdür ama zamanında Ergenekoncu olarak bilinenlerden de destek almıştır. Dolayısıyla bence cinayeti FETÖ işletti ama dönemin Ergenekoncularından da bazılarından —Ergenekon örgütünden değil, Ergenekonculardan bazılarından— da destek aldı. İşte bu destekçilerden zaten ikisi Kaşif Kozinoğlu rahmetlinin koğuş arkadaşıydı. Ve orada dikkat et sen Hasan Atilla Uğur'un savcılıktaki ifadelerini? Ne diyor? Hiçbir şey demiyor. "Hatırlamıyorum" diyor. "Hatırlamıyorum". "Hangi ilacı verdin?", "Hatırlamıyorum". "Çıktığında elinin arkasında bir şey var saklıyorsun, değnek mi iğne mi her neyse artık bir şey var saklıyorsun, ne var?", "Hatırlamıyorum" diyor. Şimdi savcılık bu kadar çok nisyan ile malul olan birine onun hatırlayacağı bir şeyler söylemeli." kaydetti. "Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir" Akgönül Perinçek'in soruşturmada bilgili olduğunu değerlendirerek, "Peki kimdir acaba hatırlayanlar? Kim olabilir? Doğu Perinçek. Bence Doğu Bey, Doğu Perinçek Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir. Yani Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener'i çağıracağına, Emin Olcay'ı çağıracağına, Doğu Perinçek'i bilgi verme sıfatıyla... Ama ne sanık ne tanık. Hani burada da Doğu Bey'i biz zan altında bırakmayalım. Çünkü Kaşif Kozinoğlu ölmeden önce Doğu Perinçek'e bir sürü mektup gönderiyor. Bunlar var. "Kaşif Kozinoğlu'nun Mezara Götürmediği Sırlar" diye kitap olarak yayınlanıyor. Kaynak Yayınları'nın genel yayın yönetmeni ve Doğu Perinçek bilgi verme sıfatıyla savcılığa davet edilmelidir." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hamburg saldırısında 2 Türk hayatını kaybetti Haber

Hamburg saldırısında 2 Türk hayatını kaybetti

St. Pauli semtinde silahlı saldırı Almanya’nın Hamburg kentinde 1 Eylül tarihinde düzenlenen silahlı saldırı büyük yankı uyandırdı. St. Pauli semtinde, Hamburg Uluslararası Fuar Merkezi’nin karşısındaki Lagerstrasse Caddesi’nde bulunan bir iş yeri kompleksinde meydana gelen olayda, silah seslerinin duyulması üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekipleri otoparkta 47 yaşındaki bir erkeği silahla vurulmuş ve ağır yaralı halde buldu. Sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen bu kişi kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. İş yeri kompleksinin içinde yapılan detaylı aramalarda ise 33 yaşındaki başka bir erkek başından vurulmuş halde ölü bulundu. Alman medyasında ikinci kişinin yanında ya da elinde silah bulunduğu yönünde iddialar yer alsa da Hamburg Savcılığı bu bilgiyi doğrulamadı. Hayatını kaybeden her iki kişinin de Türk vatandaşı olduğu tespit edildi. Saldırı sırasında 48 yaşındaki bir başka Türk vatandaşı da başını sıyıran mermi nedeniyle yaralandı. Yaralının olay yerinden kendi imkanlarıyla ayrılarak Hamburg Üniversite Hastanesi’ne başvurduğu ve hayati tehlikesinin bulunmadığı açıklandı. Alman basınında yer alan bilgilere göre, saldırıdan hemen önce kısmen maskeli 8 ila 10 kişilik bir grubun iş yeri kompleksine girdiği ve kısa süre sonra bölgeden silah seslerinin yükseldiği belirtildi. Ekipler olay yerinde bulduğu silah, mühimmat ve bazı araçları inceleme altına alırken, soruşturma Hamburg Cinayet Masası (LKA 41) ile Organize Suçlarla Mücadele Birimi tarafından Hamburg Savcılığı koordinesinde yürütülüyor. İsmail Özen bağlantısı Olayın meydana geldiği Lagerstrasse 11 adresindeki iş yeri kompleksinde, eski profesyonel boksör ve Universum Boxing’in sahibi İsmail Özen’e ait bir boks kulübünün de bulunduğu belirlendi. Özen, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada saldırının kendisiyle hiçbir bağlantısı olmadığını, olayın şirketlerine ait alanlarda gerçekleşmediğini ve hayatını kaybeden kişileri tanımadığını vurguladı. Aynı komplekse 26 Haziran gecesi el bombası atılması ve temmuz ayında Özen’i hedef alan hakaret içerikli bir tabelanın polis tarafından kaldırılması dikkat çekerken, polis bu olaylarla 1 Eylül’deki saldırı arasında doğrudan bir bağ bulunduğuna dair kanıt elde edilemediğini bildirdi. Hamburg Savcılığı, saldırının arka planında organize suç yapıları arasındaki bir anlaşmazlığa işaret eden emareler bulunduğunu açıkladı. Olayın bir "mafya hesaplaşması" olduğu yönündeki iddiaların ise henüz resmi makamlarca doğrulanmadığı vurgulanırken, saldırganların kimliğinin belirlenmesi ve yakalanması için çalışmaların çok yönlü olarak sürdürüldüğü kaydedildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

 Kırmızı bültenle aranan Serkan Kurtuluş Türkiye'ye getirildi Haber

 Kırmızı bültenle aranan Serkan Kurtuluş Türkiye'ye getirildi

Türkiye'de cinayet, suç örgütü kurma, silahlı yağma ve tehdit başta olmak üzere birçok ağır suçlamayla aranan organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş, yaklaşık 6 yıl süren hukukî ve diplomatik mücadelenin ardından Arjantin'den Türkiye'ye getirildi. Serkan Kurtuluş'u taşıyan Türk Hava Yolları'na ait uçak, saat 22.50 sıralarında İstanbul Havalimanı'na iniş yaptı. Emniyet yetkilileri tarafından uçaktan indirilen Kurtuluş, gerekli adli ve idari işlemlerin yürütülmesi amacıyla İstanbul Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğü'ne götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. İçişleri Bakanlığı'ndan açıklama Operasyonun ardından İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Devletimizin kararlı mücadelesi sınır tanımıyor. Kırmızı bültenle aranan organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş, Arjantin’de yakalanmasının ardından Brezilya’dan aktarmalı olarak İstanbul Havalimanı’na getirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Europol Daire Başkanlığımız, KOM ve İstihbarat Başkanlıklarımız ile Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı koordinesinde; 13 bin kilometre uzaktan Türkiye’ye gerçekleştirilen bu iade süreci suçla mücadeledeki kararlılığımızın açık bir göstergesidir. Huzurumuza kasteden hiçbir odak adaletten kaçamayacak. Sınır ötesinde dahi adaleti tecelli ettiren Kahraman Polislerimize, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarımızın emeği geçen tüm mensuplarına teşekkür ediyoruz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Gürlek Duyurdu: 17 yıllık cinayet ve 4 yıllık suikast aydınlatıldı Haber

Bakan Gürlek Duyurdu: 17 yıllık cinayet ve 4 yıllık suikast aydınlatıldı

Adalet Bakanlığı, kamu vicdanında derin izler bırakan karanlık dosyaları aydınlatmaya devam ediyor. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yeniden ele alınan Bandırma'daki bebek ölümü ve Ceyhan'daki silahlı saldırı olaylarında yeni kriminal teknolojiler, HTS ve DNA incelemeleri sayesinde önemli sonuçlara ulaşıldı. 17 yıllık bebek cinayeti parmak iziyle çözüldü Balıkesir’in Bandırma ilçesinde 10 Mayıs 2009 tarihinde bir çöp konteynerinde poşete sarılı halde bulunan kız bebek cinayeti, gelişen kriminal teknolojiler sayesinde aydınlatıldı. Döneminde annesi tespit edilerek hapis cezasına çarptırılmasına rağmen babası belirlenemeyen dosya, yeniden açıldı. Bebeğin sarılı olduğu poşet üzerinde yapılan detaylı parmak izi incelemesinde şüpheli U.C.'ye ulaşıldı. DNA testleri, tanık beyanları ve cezaevi ziyaretçi kayıtlarının eşleştirilmesiyle U.C.'nin bebeğin biyolojik babası olduğu kesinleşti. Gözaltına alınan şüpheli, "kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ceyhan'daki motosikletli suikastın şebekesi çökertildi Adana’nın Ceyhan ilçesinde 4 Haziran 2022 tarihinde Eyyüp Özbadem'in motosikletli kişilerin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olay da çözüme kavuşturuldu. Uzman ekiplerin HTS ve baz kayıtları, eski kamera görüntüleri ile kriminal raporları sıfırdan incelemesiyle cinayetin arkasındaki perde aralandı. Yapılan kapsamlı analizler sonucunda; cinayetin H.A. tarafından azmettirildiği, tetikçiliğin B.G. ve S.B. tarafından yapıldığı, M.A. ile O.K.'un ise faillere yardım ettiği tespit edildi. Öte yandan soruşturmanın seyrini değiştiren bir başka ayrıntıda, şüphelilerin olay öncesine ait kritik güvenlik kamerası görüntülerinin M.Ö. ve U.Ö. tarafından silinerek delillerin karartıldığı belirlendi. Düzenlenen eş zamanlı operasyonlar neticesinde cinayet ve azmettirmeyle doğrudan bağlantılı 5 şüpheli tutuklanırken, delilleri yok etmeye çalışan 2 kişi hakkında adli kontrol kararı uygulandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rojin Kabaiş davasında 15 dakikalık sır için özel ekip Haber

Rojin Kabaiş davasında 15 dakikalık sır için özel ekip

Dosyanın üzerindeki sis perdesini aralamak için kurulan ekip, soruşturmanın en kritik noktalarından biri olan ve "bilerek karartıldığı" öne sürülen 15 dakikalık kamera kaydına odaklandı. "Kayıtların çözülmesi cinayeti aydınlatacak" Acılı baba Nizamettin Kabaiş, yürütülen yeni çalışmaların kendilerine umut verdiğini belirterek, "Kamera kaydının bilerek karartıldığını düşünüyorum. O kaydın çözülmesi soruşturma açısından çok önemli" ifadelerini kullandı. Baba Kabaiş, Adalet Bakanlığı tarafından dosyaya gönderilen özel bir cihazın, sinyal verilerini detaylı bir şekilde analiz ederek Rojin'in izlediği güzergahı ve etkileşimde olduğu kişileri ortaya çıkaracağını belirtti. Üniversite yönetimine inceleme yolu açıldı Soruşturma süreci idari açıdan da hareketlendi. Daha önce Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından verilen "soruşturma izni verilmemesi" kararı, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldı. Bu gelişmeyle birlikte üniversite yönetimi ve yurt yetkilileri hakkında soruşturma başlatılmasının önü açıldı. Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut ise olayın bir cinayet olduğunu vurgulayarak, elde ettikleri bulgular ışığında bir senaryo üzerinde durduklarını açıkladı. Bu senaryoya göre Rojin'in telefonunun bulunduğu Bardakçı köyü sınırına çağrıldığı, burada kaçırılıp öldürüldüğü tahmin ediliyor. Cesedin bir araçla Mollakasım Köyü yakınlarına götürüldüğü ve tekneyle Van Gölü'ne bırakıldığı düşünülüyor. Cesedin, bulunmasından sadece birkaç gün önce göle atılmış olma ihtimali üzerinde duruluyor. Şimdiye kadar 400’ün üzerinde DNA incelemesinin yapıldığı dosyada, özel ekibin çalışmalarıyla olayın üzerindeki sır perdesinin kalkması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kırmızı bültenle aranan Umut Altaş'tan Gülistan Doku soruşturmasında çarpıcı iddialar Haber

Kırmızı bültenle aranan Umut Altaş'tan Gülistan Doku soruşturmasında çarpıcı iddialar

Tunceli'de 6 yıl önce kaybolan ve geçtiğimiz aylarda cinayet şüphesiyle yeniden incelemeye alınan Gülistan Doku dosyasında yeni gelişmeler yaşanıyor. Hakkında kırmızı bülten bulunan ve New York'ta sokakta yaşarken ulaşılan firari şüpheli Umut Altaş, 24 TV ve Akşam Gazetesi’ne konuşarak önemli iddialar ortaya attı. Türkiye'ye dönüp teslim olacağını açıklayan Altaş'ın ifadeleri soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte. Valilik konutundaki görüşme iddiası Olay döneminde valilik konutunda gerçekleştirdiklerini öne sürdüğü bir görüşmeyi aktaran Umut Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in cinayeti kendisine bizzat itiraf ettiğini belirterek, "Türkay bana bu cinayeti işlediğine dair yazılı bir not da bıraktı. Valilik konutundaki görüşmemizde bana, 'Çok bağırıyordu, ben de sıktım' dedi. O dönem yaşananları tam olarak kavrayamamıştım. Hatta bir keresinde araçtayken cinayet silahına da dokundum. Ben artık bu karanlık olayın çözülmesini istiyorum." dedi. Eski valinin korumasına yönelik suçlamalar Cinayetin ardından cesedin ortadan kaldırılması süreciyle ilgili de iddialarda bulunan Altaş, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma polisine işaret ederek, "Türkay Sonel cinayetten sonra bana 'Şükrü o işi halletti' dedi. Bahsettiği kişi, eski valinin koruması Şükrü'ydü. Daha sonra İstanbul’daki bir ziyaretimizde eski vali beni alnımdan öptü; şimdi geriye dönüp baktığımda bunun, o dönem sustuğum için bir teşekkür öpücüğü olabileceğini düşünüyorum. Olay günü Türkay ile aynı araçtaydık ancak cinayetten haberim yoktu. Beni arabayla aldıktan sonra Tunceli Üniversitesi çevresinde, köprü, viyadük ve dere yatağının olduğu bölgede sürekli tur attı. Sanırım polis gelip gelmediğini kontrol ediyordu." ifadelerini kullandı. Cesedin gömüldüğü yer için iki tahmin Gülistan Doku'nun cansız bedeninin nerede olduğuna dair kesin bir bilgisi olmadığını ancak şüphelendiği noktalar bulunduğunu belirten Altaş, arama çalışmalarına yön verebilecek şu tahminlerde bulundu: "Cesedin gömüldüğü yerle ilgili iki güçlü tahminim var. Bunlar Bayraktepe civarı ile Aktuluk Mahallesi çevresidir. Cesedin, cinayetin işlendiği olay yerine son derece yakın ve araç girişinin kolayca mümkün olduğu kuytu bir noktaya gömülmüş olabileceğini değerlendiriyorum." Şüphelinin geçmişteki davranışları Mustafa Türkay Sonel'in geçmişte çevresine karşı agresif ve şiddet eğilimli davranışlar sergilediğini iddia eden Umut Altaş, şüphelinin nüfuzunu kullanarak olaylardan sıyrıldığını belirterek, "Türkay, 18 yaşından küçük kızlarla beraber olan ve şiddet eğilimi son derece yüksek biridir. Kendi kız kardeşini ve eski sevgilisi Elif'i de feci şekilde darp etmişti. Bir gün sokakta görevli polislerle tartıştı. Polislerin üstüne yürüyüp onlara silah gösterdi. Ardından cebinden bir kart çıkarıp yüzlerine okuttu ve polisler hiçbir şey yapamadı. Onun arkasındaki gücü ilk kez orada, o an anladım." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.