SON DAKİKA

#Cinsel Saldırı

HABER DEĞER - Cinsel Saldırı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cinsel Saldırı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tecavüzden tutuklanan torpilli yeğen 2025’te kadroya alındı Haber

Tecavüzden tutuklanan torpilli yeğen 2025’te kadroya alındı

Kamuoyunda tartışmalı “ek ders karşılığı” istihdam uygulaması, 2025’te sessiz sedasız yapılan kadro geçişleriyle yeniden gündeme geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yaklaşık 300 kişinin sözleşmeli ve ardından güvenceli statüye geçirildiği süreçte, Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu’nun yeğeninin de bu kapsamda kadroya alındığı belirlendi. KPSS’siz kadro ve “tesadüf” savunması İddialara göre Fetullah P., Cumhurbaşkanlığı Kararı’ndan kısa süre önce Bursa Nilüfer Sosyal Hizmet Merkezi’nde “ek ders karşılığı” görevlendirildi. 27 Şubat 2025’te kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte sözleşmeli ve ardından kadrolu statüye geçirildi. Aynı dönemde on binlerce aday objektif alım ilanı beklerken, bu geçişler “torpil” eleştirilerini beraberinde getirdi. Cinsel saldırı iddiası ve tutuklama B.G. adlı bir kadın, 11 Aralık 2025’te Fetullah P.’nin kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla şikâyetçi oldu. Savcılık sürecinin ardından Fetullah P., 13 Aralık 2025’te “nitelikli cinsel istismar” suçlamasıyla tutuklandı. Olay sonrası bakanlık tarafından idari inceleme başlatıldı. Şikâyetten vazgeçme ve tahliye B.G.’nin şikâyetinden vazgeçmesi üzerine Fetullah P. tahliye edildi. Tahliyenin ardından görev yaptığı birime dönmek istediği, ancak kendisine şimdilik gelmemesinin bildirildiği öğrenildi. Bakan Yardımcısı’ndan açıklama Bakan Yardımcısı Tarıkdaroğlu, BirGün’den Timur Soykan’a yaptığı açıklamada, yeğeninin ek dersli başvurusundan sonradan haberdar olduğunu savundu. Kadroya geçiş kararının “tesadüf” olduğunu öne süren Tarıkdaroğlu, süreçte etkisi bulunmadığını ve sözleşmenin uzatılmamasını isteyeceğini söyledi. KPSS’siz kadro geçişleri, torpil iddiaları ve ağır bir suçlamayla gündeme gelen bu dosya; kamuda istihdam, şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Olayla ilgili adli ve idari süreçlerin nasıl sonuçlanacağı yakından izleniyor.

11. Yargı Paketi yürürlüğe girdi: Deprem suçları kapsam dışı bırakıldı Haber

11. Yargı Paketi yürürlüğe girdi: Deprem suçları kapsam dışı bırakıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi, özellikle deprem davaları açısından kritik bir değişiklik getirdi. Paket kapsamında, deprem nedeniyle binaların yıkılması veya ağır hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçlarından hüküm giyenler, denetimli serbestlik ve erken tahliye hükümlerinden yararlanamayacak. Deprem suçları açıkça istisna edildi Paketin 27. maddesinde yapılan değişiklikle, “deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları” düzenlemenin dışına çıkarıldı. Böylece kamuoyunda “Covid affı” olarak anılan genişletilmiş infaz indiriminin, deprem davalarında uygulanmasının önü kapatıldı. Hangi suçlar kapsam dışında? Yasa; terör ve örgütlü suçlar ile kadına ve çocuğa yönelik kasten öldürme, cinsel saldırı ve çocuğun cinsel istismarı suçlarını da açıkça kapsam dışında bırakıyor. Buna karşılık, 31 Temmuz 2023’ten önce hükmü kesinleşmemiş olan bazı hükümlüler için kapalı cezaevinden açık cezaevine ve denetimli serbestliğe geçiş süreleri üç yıl erkene çekildi. Trafikte yol kesmeye hapis, eylemlere istisna Paketle birlikte trafikte yol kesen, aracı durduran ya da engelleyenlere 3 yıla kadar hapis cezası öngören düzenleme kabul edildi. Ancak yürüyüş ve gösteri yapanlar bu maddenin dışında tutuldu. Depremzede ailelerin mücadelesi belirleyici oldu 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybedenlerin oluşturduğu Adalet Peşinde Aileler Platformu, düzenlemenin Genel Kurul gündemine gelmesiyle Meclis önünde günlerce eylem yaptı; iktidar ve muhalefet partilerinin grup başkanlarıyla görüşerek deprem suçlarının af kapsamı dışında tutulmasını talep etti. Bu talep doğrultusunda AKP ve MHP arasında uzlaşı sağlandı. Dosya sayısı dikkat çekici AKP kaynaklarına göre yalnızca 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında açılan yaklaşık 2.500 deprem davası bulunuyor. Yeni düzenleme, bu dosyalar bakımından erken tahliye tartışmalarını sona erdirmiş oldu. 11. Yargı Paketi, infaz rejiminde genişlemeler getirirken, deprem kaynaklı öldürme suçları başta olmak üzere toplumsal vicdanı yaralayan ağır suçları açıkça istisna ederek yürürlüğe girdi.

Konya’da poliklinik müdürü çift hakkında cinsel saldırı iddiası Haber

Konya’da poliklinik müdürü çift hakkında cinsel saldırı iddiası

İddiaların adresi Konya’nın Kulu ilçesi oldu Olay, Konya’nın Kulu ilçesinde faaliyet gösteren özel bir diş kliniğinde yaşandı. İddiaya göre klinik müdürü olan evli çift, aynı iş yerinde çalışan 29 yaşındaki Z.M.’yi evlerine davet etti. Z.M., burada alkol etkisi altına sokulduğunu, iradesi dışında cinsel saldırıya uğradığını ve evden çıkmasının engellendiğini beyan etti. “Kendime geldiğimde yatak odasındaydım” İddianamede yer alan ifadelere göre Z.M., içtiği enerji içeceğinin alkollü olduğunu sonradan fark ettiğini, bilincini kaybettiğini ve kendine geldiğinde yatak odasında çıplak halde olduğunu söyledi. Z.M., erkek şüphelinin cinsel saldırıda bulunduğunu, kadın şüphelinin ise kendisini zorla öptüğünü belirterek korku ve baskı nedeniyle direnemediğini anlattı. Tehdit, darp ve şantaj iddiaları dosyada yer aldı Genç kadın, bağırmaması için ağzının kapatıldığını, darp edildiğini ve “öldürme” ile tehdit edildiğini ifade etti. Ayrıca çıplak halde görüntülerinin çekildiğinin söylenerek şantaj yapıldığını, evden çıkmasına izin verilmediğini, fırsat bulduğunda telefonunu alarak kaçtığını ve durumu arkadaşlarına anlattığını dile getirdi. Adli tıp bulguları soruşturmayı derinleştirdi Dosyaya giren Adli Tıp raporunda, mağdurun vücudunda ve giysilerinde şüphelilere ait DNA profillerine rastlandığı bilgisi yer aldı. Bu bulgular, savcılık tarafından hazırlanan iddianamede delil olarak gösterildi. Çift hakkında ağır suçlamalarla dava açıldı Savcılık, iki şüpheli hakkında “nitelikli cinsel saldırı”, “şantaj”, “cebir, tehdit veya hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “özel hayatın gizliliğini ihlal” ve “tehdit” suçlamalarıyla ayrı ayrı uzun süreli hapis cezaları talep etti. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Yargı süreci devam ederken dosya, iş yerlerinde güç ilişkilerinin kötüye kullanılması ve cinsel şiddetle mücadele başlıklarını Türkiye toplumunun gündemine bir kez daha taşıdı. Kamuoyu, sürecin şeffaf ve adil biçimde sonuçlanmasını bekliyor.

Binlerce kişiye tahliye yolu açıldı ama o suçları işleyenler listeden silindi! Haber

Binlerce kişiye tahliye yolu açıldı ama o suçları işleyenler listeden silindi!

Kadın ve çocuğa karşı suç işleyenler tahliye edilmeyecek: işte kapsam dışı kalanlar Meclis'ten geçen yeni düzenleme, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar bakımından hükümlülerin kapalı cezaevinden açık cezaevine ve oradan da denetimli serbestliğe üç yıl daha erken ayrılmalarına olanak tanıyor. İlk etapta 55 bin, birkaç ay içinde ise toplam 115 bin yurttaşın tahliyesini öngören bu düzenlemede, AKP'nin kamuoyundan yükselen tepkileri dikkate almasıyla kritik bir değişikliğe gidildi. Daha önceki taslaklarda sadece terör ve anayasal düzene karşı suçlar kapsam dışı tutulurken, kabul edilen son haliyle kadınlara ve çocuklara karşı işlenen ağır suçlar da "af" kapsamından çıkarıldı. Buna göre eşe, boşanılan eşe, kadınlara ve çocuklara karşı kasten öldürme, cinsel istismar ve cinsel saldırı suçu işleyenler bu erken tahliye imkanından yararlanamayacak. Çocukları suça sürükleyen çete liderlerine 30 yıl hapis ve trafik zorbalarına yeni cezalar Pakette dikkat çeken bir diğer önemli değişiklik, suç örgütleri ve kamu güvenliğini tehdit eden eylemlerle ilgili oldu. Ahmet Minguzzi cinayetinin ardından gündeme gelen "suça sürüklenen çocuklar" için ceza artırımı planından "çocuğun üstün yararı" ilkesi gözetilerek vazgeçildi; bunun yerine çocukları suç aracı olarak kullanan çetelere odaklanıldı. Silahlı çetelerin 18 yaşın altındaki çocukları kullanması durumunda örgüt yöneticilerine 30 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önü açıldı. Ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye atan ve "yol kesme" olarak bilinen eylemler artık tek başına bir suç sayılarak faillere 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Toplu alanlarda havaya ateş açarak yurttaşların hayatını riske atan kişilere ise 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası verilebilecek. Dolandırıcılıkla mücadelede biyometrik dönem ve akıl hastaları için yeni tedbirler Yargı paketi, artan dolandırıcılık vakalarına karşı finansal güvenlik önlemlerini de sıkılaştırıyor. Banka hesabı açılışlarında fotoğraf, yüz tanıma veya çipli kimlik gibi biyometrik doğrulama yöntemleri zorunlu hale getirilirken, şüpheli durumlarda hesapların 48 saate kadar askıya alınabilmesi sağlanacak. Bir kişinin alabileceği GSM hattı sayısına sınırlama getirilirken, dolandırıcılık suçlarının yargılamalarının asliye ceza mahkemelerinde yapılarak daha hızlı sonuçlandırılması hedefleniyor. Pakette ayrıca "tam akıl hastası" tanısı konulan hükümlülerin rehabilitasyon süreci tamamlanmadan toplum içine karışmasını engelleyecek düzenlemeler de yer alıyor. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, yasanın Meclis Genel Kurulu'ndan geçse bile cezaevlerindeki altyapı hazırlıkları nedeniyle hemen uygulanamayacağını, sürecin zaman alacağını belirtti.

Beyoğlu’ndaki taciz davasında şok karar! Haber

Beyoğlu’ndaki taciz davasında şok karar!

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, tutuklu sanıklar Ömer K. ve Semir T. hakim karşısına çıktı. Savcılık mütalaasında 30 yıla kadar hapisleri istenen sanıklar hakkında hükmünü açıklayan mahkeme heyeti, suçun sabit olduğunu belirterek cezai işlem uyguladı ancak sanıkların cezaevinden çıkmalarının önünü açan bir karara imza attı. Hapis cezasına rağmen serbest kaldılar Mahkeme heyeti, sanık Semir T.’yi "birden fazla kişiyle birlikte cinsel saldırı" suçundan, daha önceki suç kayıtlarını da dikkate alarak 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanık Ömer K. ise aynı suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Ancak mahkeme, sanıkların tutuklu geçirdikleri süreyi dikkate alarak her iki ismin de tahliyesine hükmetti. Bu karar, sanıkların suçlu bulunmalarına rağmen serbest kalmaları anlamına geldiği için tepkiyle karşılandı. Hürriyeti tahdit suçundan beraat kararı Kararın dikkat çeken bir diğer yönü ise sanıkların "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamasından beraat etmesi oldu. Mahkeme, mağdur yurttaşın hareket özgürlüğünün kısıtlanmasının cinsel saldırı suçunun doğal bir unsuru olduğunu ve eylemin ayrıca bir hürriyeti kısıtlama suçu oluşturmadığını savundu. Bu hukuki yorumla birlikte sanıklar, iddianamede yer alan bu suçlamadan aklanmış oldu. Tepkiler üzerine tutuklanmışlardı Olayın geçmişi, yargı sürecindeki çalkantıları gözler önüne seriyor. Saldırganlar, olayın hemen ardından mağdurun ilk etapta şikayetçi olmaması gerekçesiyle serbest bırakılmıştı. Ancak güvenlik kamerası görüntülerinin sosyal medyada yayılması ve Türkiye halkının gösterdiği büyük tepki üzerine 25 Eylül tarihinde yeniden gözaltına alınarak tutuklanmışlardı. Suç dosyaları kabarık olan ve hırsızlık, gasp, yaralama gibi suçlardan kayıtları bulunan sanıklar, aylar sonra gelen tahliye kararıyla yeniden sokağa dönmüş oldu.

BM: Sudan’daki çatışmalar “acımasız ve insanlık dışı” Haber

BM: Sudan’daki çatışmalar “acımasız ve insanlık dışı”

BM: “Hayatta kalanların yanında olmalıyız” Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Tom Fletcher, Sudan’da süren iç savaşın “acımasız ve insanlık dışı” olduğunu söyledi. Fletcher, bir haftalık Sudan ziyareti kapsamında yaptığı açıklamada, yardımların ulaştırılmasına izin verilmesi çağrısında bulunarak, “Hayatta kalanların yanında olmalıyız” ifadelerini kullandı. Fletcher, Port Sudan’daki temaslarının ardından çatışmaların yoğunlaştığı bölgelere de gideceğini açıkladı. BM İnsan Hakları Komiseri Volker Türk: “Faşir bir kan gölüne döndü” BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Darfur’un başkenti Faşir’de yaşananları “önlenebilir ama engellenmeyen bir vahşet” olarak nitelendirdi. Türk, geçtiğimiz yıl boyunca BM’nin Faşir’deki kuşatma ve açlık tehlikesine ilişkin 20’den fazla uyarı yayımladığını hatırlatarak, “İnsanlar hayvan yemi ve fıstık kabuğu yiyor, açlıktan ölüyor. HDK’nin şehri ele geçirmesi Faşir’i kan gölüne çevirdi” dedi. Türk, uyarıların dikkate alınmamasını eleştirerek, “Uluslararası toplum çok fazla rol yaptı ama çok az şey yaptı” ifadesini kullandı. “Faşir’deki kan lekeleri uzaydan bile görülüyor” Volker Türk, “Faşir’de yerdeki kan lekeleri uzaydan fotoğraflandı” sözleriyle durumun vahametini gözler önüne serdi. Uluslararası toplumu acil eyleme geçmeye çağıran Türk, sivillerin korunması, güvenli geçişlerin sağlanması ve yardımların kesintisiz ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini belirtti. Türk ayrıca, bu savaştan çıkar sağlayan kişi ve şirketlerin tespit edilip cezalandırılmasını, silah ambargosunun sadece Darfur’da değil tüm Sudan’da uygulanmasını istedi. “Bu bir insanlık ve insan hakları felaketidir” Afrika Birliği Özel Temsilcisi Adama Dieng, BM Soykırımın Önlenmesi Ofisi’yle yaptığı ortak açıklamada, “Bu, gözlerimizin önünde yaşanan bir insanlık felaketidir” dedi. Dieng, özellikle Faşir, Darfur ve Kordofan bölgelerinde durumun “kritik ve trajik” bir noktaya ulaştığını belirtti. BM verilerine göre, Nisan 2023’te başlayan çatışmalarda: 40 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 14 milyondan fazla kişi yerinden edildi, Binlerce kişi yargısız infaz, toplu katliam ve cinsel saldırı gibi ağır ihlallere maruz kaldı. “Faşir Üniversitesi katliam alanına çevrildi” BM Sudan Araştırma Misyonu Üyesi Mona Rishmawi, HDK güçlerinin sivillerin sığındığı Faşir Üniversitesi’ni bir katliam alanına çevirdiğini açıkladı. Rishmawi, tanık ifadeleri, dijital kanıtlar ve görüntülerin “yargısız infazların ve toplu gömülerin” boyutunu kanıtladığını belirtti: “Hayatta kalanlar, sokaklarda yığılı cesetleri ve kazılan toplu hendekleri anlattı. Bu, doğrulanmış kanıtlarla desteklenmiş bir insanlık trajedisidir.” Sudan’daki savaşın seyri Sudan’da ordu ile dış destekli Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023’te başlayan çatışmalar, ülkeyi iç savaşa sürükledi. Darfur’un stratejik kenti Faşir, kısa süre önce HDK’nin kontrolüne geçti. Kentten gelen görüntülerde sivillerin zorla yerinden edildiği, silahsız insanların öldürüldüğü ve işkence sahnelerinin HDK mensuplarınca videoya alındığı görüldü. BM’nin çağrısı: “Artık eylem zamanı” Birleşmiş Milletler, uluslararası topluma şu çağrıda bulundu: “Sudan’daki bu felaket, insanlığın gözleri önünde yaşanıyor. Artık gösteriş değil, eylem zamanı. Faşir’deki siviller korunmalı, yardımların önü açılmalı, suçlular adalet önüne çıkarılmalı.”

Suriyeli kadınlar, Ankara’daki hayır mağazası sahibini “yardım karşılığı cinsel istismar”la suçladı Haber

Suriyeli kadınlar, Ankara’daki hayır mağazası sahibini “yardım karşılığı cinsel istismar”la suçladı

“Mültecilerin dedesi” imajı altında karanlık iddialar Ankara’nın Altındağ ilçesindeki “Küçük Halep” semtinde binlerce Suriyeliye yıllardır gıda, giysi ve temel ihtiyaç yardımı ulaştıran Sadettin Karagöz, uzun süre bölgede bir “hayırsever” olarak tanındı. 2014’te kurduğu Umut Hayır Mağazası, yıllar içinde ulusal ve uluslararası yardım kuruluşlarından destek aldı; Karagöz, yerel basında “mültecilerin kurtarıcısı” olarak lanse edildi. Ancak BBC’nin kapsamlı saha araştırması ve mülakatlarına göre bu yardım kapısı, bazı kadınlar için bir kâbusa dönüştü. “Yardım bahanesiyle dokundu, perdenin arkasına çağırdı” BBC Türkçe ve BBC World Service’in ulaştığı üç Suriyeli kadın —Madina, Nada ve Batoul— Karagöz’ün kendilerine “yardım” karşılığında cinsel tacizde bulunduğunu öne sürdü. Kadınlardan ikisi, yardım almak için gittikleri mağazada perdenin arkasına çağrıldıklarını ve fiziksel temasa maruz kaldıklarını anlattı. Madina, eşi tarafından terk edildikten sonra üç çocuğuyla tek başına yaşam mücadelesi verirken Karagöz’den yardım istediğini, ancak birkaç ziyaretin ardından “yardım bahanesiyle öpülmeye çalışıldığını” ve “bağırmasaydı tecavüze uğrayacağını” söyledi. “Beni kavradı, öpmeye başladı. Çığlık attım. Eğer bağırmasaydım bana tecavüz etmeye çalışacaktı.” Nada, oğluna bebek bezi almak için gittiğinde Karagöz’ün “gel benimle, sadece 10 dakika sürer” diyerek kendisini cinsel ilişkiye zorladığını iddia etti. “Bir elinde bezleri tutarken diğer eliyle bana dokundu. ‘Korkma, bu normal’ dedi. Ağladım, titredim. Bir canavar gibiydi.” Batoul ise yardım almak için döndüğünde Karagöz’ün ellerini kalçalarına koyduğunu, onu itip mağazadan kaçtığını söyledi. Almanya’ya yerleşen Batoul, kimliğini gizlemeden konuşarak “diğer kadınlara cesaret vermek” istediğini belirtti. BBC, ayrıca yardım mağazasında çalışmış iki eski personel ve toplam yedi tanıkla görüştü. Tanıklar, 2016–2024 yılları arasında Karagöz’ün kadınlara yönelik cinsel tacizlerine şahit olduklarını ya da doğrudan mağdurlardan dinlediklerini ifade etti. Bir eski çalışan, “Karagöz’ün masasının arkasındaki küçük odada kadınları taciz ettiğini görmeye alışmıştık.” dedi. “Polise gitmeye korktuk” Kadınların ortak noktası, yaşadıklarını uzun süre gizlemeleri. BBC’ye konuşan kadınlar, “sınır dışı edilme korkusu”, toplum baskısı ve kendilerini güvende hissetmemeleri nedeniyle şikâyetçi olamadıklarını söyledi. “O çok nüfuzlu biri. Şikâyet etsek bile kim bizi dinler, kim umursar?” BBC, kadınların iddialarını polis, adli belgeler ve uluslararası kurum kaynaklarıyla doğrulamaya çalıştı. Daha önce de şikâyet edilmiş Resmî kayıtlara göre Karagöz, 2019 yılında bir kadın tarafından cinsel saldırı ve taciz suçlamasıyla şikâyet edildi, ancak delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verildi. 2022’de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), iddialardan haberdar olduktan sonra bazı kadınlarla gizli mülakatlar yaptı. 2025 yılında polis, yardım mağazasına baskın düzenledi, dükkânı mühürledi ve yeni iddialar üzerine Karagöz’ü sorguladı. Ancak Haziran 2025’te yeniden takipsizlik kararı verildi. Sadettin Karagöz: “Bu iddialar bir iftira, ben hastayım” BBC’nin sorularını Ankara’daki bir otelde yanıtlayan Sadettin Karagöz, tüm suçlamaları reddetti. “Üç kişi, beş kişi, 10 kişi konuşabilir. Eğer 100 kişi çıksaydı, o zaman belki inanırdınız. Ama ben bunların hiçbirini yapmadım.” Karagöz, diyabet ve tansiyon hastası olduğunu, 2016’da bir testisinin alındığını ve “cinsel ilişkiye giremeyeceğini” ileri sürdü. BBC bu iddiayı İstanbul Üniversitesi Androloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu’na sordu. Kadıoğlu, “Bir testisin alınması cinsel fonksiyonları büyük ölçüde etkilemez” yanıtını verdi. Bu açıklamaya rağmen Karagöz, “Benim böyle bir dürtüm yok. Biz iyilik yaptık, karşılığında iftiraya uğradık.” ifadelerini kullandı. Karagöz ayrıca, yardım ettiği bazı kişilerin uyuşturucu ve yasa dışı faaliyetlerle ilgilendiğini ve “kendisini karalamak için suçlamalarda bulunduklarını” iddia etti. BBC ise bu iddiaları destekleyen herhangi bir delile ulaşamadı. Yardım mağazası isim değiştirdi 2025 yılının Mart ayında Karagöz, mağazasının adını “Bir Evim Aşevi Derneği” olarak değiştirdi ve kurumu resmî dernek statüsüne taşımak için başvurdu. Ancak kadınların ifadelerine göre, mağazanın ismi değişse de sistem aynı kaldı. “İyilikten kabusa” – kadınların sesi Madina, bugün farklı bir şehirde yaşamaya çalışıyor. Ağır hasta oğlunu 7 yaşında kaybettiğini söyleyen kadın, “O günleri hatırlamak bile bana kabus gibi geliyor.” diyor. “Hiçbir erkeğe güvenemedim. Depresyona girdim, ölmek istedim. Beni ayakta tutan tek şey çocuklarımdı.” Nada ise hâlâ Ankara’da. “Onu şikâyet eden kadınların başına neler geldiğini gördüm. Şimdi bile konuştuğum için korkuyorum.” Sistematik sessizlik ve kırılganlık Bu olay yalnızca bireysel bir taciz dosyası değil; Türkiye’de mülteci kadınların sistematik olarak sessizleştirildiği, hukuki korumadan uzak kaldığı bir yapıyı ortaya koyuyor. Yardım sisteminin denetimsizliği, sığınmacıların yasal statüsünün belirsizliği ve sosyal baskılar, mağdurların adalet arayışını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Sessiz kalan bir adalet, korku içinde yaşayan kadınlar Sadettin Karagöz hakkındaki dosyalar şu anda kapalı, ancak BBC’nin haberi sonrasında kadın hakları örgütleri ve mülteci dernekleri yeni bir soruşturma çağrısı yaptı. Türkiye’deki yetkililerden ise henüz bir açıklama gelmedi. Bir mülteci kadının sözleriyle: “Bizim için adalet, sadece bir kelime. Yardım için kapısını çaldığımız kişi, bizi karanlığa itti.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.