SON DAKİKA

#Çocuk Hakları

HABER DEĞER - Çocuk Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuk Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akran zorbalığı alarmı: Neden artıyor ve ne yapılabilir? Haber

Akran zorbalığı alarmı: Neden artıyor ve ne yapılabilir?

Son yıllarda akran zorbalığı, hem okul ortamlarında hem de çevrim içi platformlarda kaygı verici bir artış gösteriyor. Uluslararası ve ulusal araştırmalar, zorbalığın yalnızca yaygınlaşmadığını; biçim değiştirerek daha görünmez ve yıkıcı hale geldiğini ortaya koyuyor. UNESCO verilerine göre dünya genelinde her üç öğrenciden biri akran zorbalığına maruz kalıyor. Türkiye’de ise ebeveynlerin önemli bir bölümü çocuklarının zorbalık yaşadığını belirtirken, vakaların büyük kısmının okul içinde gerçekleştiği ifade ediliyor. Akran zorbalığı nedir ve neden hafife alınmamalıdır? Akran zorbalığı, benzer yaş grubundaki çocuklar arasında kasıtlı, tekrarlayan ve güç dengesizliğine dayalı saldırgan davranışlar olarak tanımlanıyor. Bu durum, “çocuktur yapar” denilerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, zorbalığı diğer çatışmalardan ayıran temel unsurun süreklilik ve taraflar arasındaki güç farkı olduğuna dikkat çekiyor. Zorbalığın türleri çeşitleniyor Akran zorbalığı; fiziksel, sözel, sosyal/duygusal ve siber biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Fiziksel zorbalık doğrudan şiddet içerirken, sözel zorbalık hakaret ve tehditlerle ilerliyor. Sosyal zorbalık ise dışlama ve dedikodu gibi görünmez yollarla mağduru yalnızlaştırıyor. Son yıllarda hızla artan siber zorbalık ise sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden 7/24 sürebilmesi nedeniyle en yıkıcı türlerden biri olarak değerlendiriliyor. Hangi yaş grupları ve ortamlar daha riskli? Araştırmalar, ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların zorbalığa daha açık olduğunu gösteriyor. Küçük yaş gruplarındaki çocukların fiziksel ve duygusal olarak daha savunmasız olması riski artırıyor. Ergenlik döneminde ise zorbalık biçim değiştirerek dijital mecralara kayıyor. Okullar, zorbalığın en sık görüldüğü ortamların başında geliyor; özellikle denetimin zayıf olduğu alanlarda güç ilişkileri daha görünür hale geliyor. Siber zorbalık neden bu kadar hızla yayılıyor? Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla zorbalık okul sınırlarının dışına taştı. Uzmanlara göre çocuklar, çevrim içi ortamda anonim olmanın verdiği rahatlıkla daha kolay saldırgan davranışlar sergileyebiliyor. UNICEF, siber zorbalığın çocukların ruh sağlığı üzerinde uzun vadeli ve derin etkiler bıraktığını vurguluyor. Artışın arkasındaki temel nedenler Uzmanlar artışın tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirtiyor. Dijital medya kültürü, aile içi iletişim sorunları, sosyoekonomik eşitsizlikler, bireysel psikolojik faktörler ve okul iklimi bu artışı besleyen başlıca etkenler arasında gösteriliyor. Şiddetin normalleştiği ve cezasızlık algısının güçlendiği ortamlarda zorbalığın daha kolay yayıldığı ifade ediliyor. Okul iklimi ve eğitim politikalarının rolü Kalabalık sınıflar, yetersiz rehberlik hizmetleri ve net olmayan disiplin politikaları, zorbalıkla mücadeleyi zorlaştırıyor. Uzmanlar, okul yönetimlerinin net kurallar ve kararlı yaptırımlar uygulamasının önemine işaret ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise son yıllarda güvenli okul ortamı hedefiyle farkındalık ve önleyici programları yaygınlaştırdığını belirtiyor. Çözüm için neler yapılabilir? Uzmanlara göre çözüm, çocukları güçlendirmekle başlıyor. Çocukların sınırlarını tanıması, yardım istemekten çekinmemesi ve zorbalığı tanıyabilmesi kritik görülüyor. Ailelerin empati, saygı ve sınır koyma konusunda rol model olması; okulların ise rehberlik servislerini güçlendirmesi öneriliyor. Dijital ebeveynlik ve kontrollü ekran kullanımı da siber zorbalığın önlenmesinde önemli araçlar arasında yer alıyor. Toplumsal mücadele ve farkındalık şart Sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kurumlar, zorbalığa karşı farkındalık kampanyaları yürütüyor. Uzmanlar, “seyirci kalma” kültürünün kırılmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Medyanın da bu konuda çözüm odaklı ve duyarlı bir dil kullanması gerektiği belirtiliyor. Akran zorbalığı, yalnızca bireysel bir sorun değil; çocuk hakları, eğitim kalitesi ve toplum sağlığını ilgilendiren çok boyutlu bir mesele olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kalıcı çözümün ancak aileler, okullar ve karar alıcıların ortak ve kararlı adımlarıyla mümkün olabileceği görüşünde birleşiyor. Empati ve güven duygusunun güçlendiği bir eğitim ortamı, çocukların geleceğini korumanın temel anahtarı olarak görülüyor.

Tepkiler sonuç verdi: Nureddin Yıldız’ın lisede vereceği “evlilik” dersi ertelendi Haber

Tepkiler sonuç verdi: Nureddin Yıldız’ın lisede vereceği “evlilik” dersi ertelendi

“6 yaşındaki kız çocukları evlenebilir” sözleriyle daha önce geniş kesimlerin tepkisini çeken Nureddin Yıldız’ın, Bursa’nın İnegöl ilçesindeki bir lisede evlilik temalı ders vereceğinin duyurulması kamuoyunda infial yarattı. Gelişmeler üzerine sendikalar harekete geçti, ders programı ertelendi. Eğitim-İş okul önünde eylem kararı aldı Dersin duyurulmasının ardından Eğitim-İş Bursa Şubesi, “Çocuk evliliği suçtur, savunulamaz” diyerek okul önünde protesto çağrısı yaptı. Şube, söz konusu etkinliğin iptal edilmesini talep ederek yurttaşları saat 19.30’da okul önünde toplanmaya davet etti. Ders, protestolar sonrası ertelendi Cumhuriyet’in aktardığına göre, yaşanan tepkilerin ardından etkinliğin paydaşlarından Anadolu Gençlik Derneği İnegöl Temsilciliği yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Bir Ömür Okulu” kapsamında yapılması planlanan programın, “yanlış ve çarpıtılmış haberler nedeniyle olayların farklı bir mecraya çekilmemesi amacıyla” ileri bir tarihe ertelendiği belirtildi. Tartışmalar sürüyor Karar, eğitim çevreleri ve kadın-çocuk hakları savunucuları tarafından “gecikmiş ama gerekli” bir adım olarak değerlendirilirken, benzer etkinliklerin eğitim kurumlarında düzenlenmesine ilişkin denetim ve izin süreçleri yeniden tartışmaya açıldı.

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz Haber

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz

Suriye geçici hükümetine bağlı Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı 17 sayılı genelge, ülkede kadın ve çocuk hakları açısından yeni bir tartışmayı başlattı. Genelgeyle annenin velayet yetkisinin kaldırılması ve bu hakkın yalnızca erkek velilere tanınması hedeflenirken, Suriye Kadın Meclisi karara açık bir dille karşı çıktı. Genelge annelerin velayet hakkını hedef alıyor Geçici Şam yönetimi tarafından çıkarılan 17 sayılı genelgenin, annenin çocuklar üzerindeki velayet hakkını ortadan kaldırdığı ve velayeti yalnızca erkeklere bıraktığı ifade ediliyor. Düzenlemenin, mevcut kişisel statü mevzuatını dahi geriye düşüren bir nitelik taşıdığı belirtiliyor. Suriye Kadın Meclisi kararı reddetti Suriye Kadın Meclisi, yayımladığı yazılı açıklamayla genelgeyi tanımadığını ilan etti. Açıklamada, düzenlemenin başta Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve CEDAW olmak üzere, Suriye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu vurgulandı. “Çocuğun üstün yararı göz ardı ediliyor” Meclis, genelgenin çocuğun üstün yararı ilkesini fiilen devre dışı bıraktığını belirtti. Babanın bulunmadığı, ehliyetini kaybettiği ya da velayet sorumluluğunu yerine getiremediği durumlarda, çocuğun hukuki, eğitsel ve sağlıkla ilgili işlemlerinin ciddi biçimde aksayacağına dikkat çekildi. Mevcut yasalar da ihlal ediliyor Açıklamada, düzenlemenin Suriye’de yürürlükte bulunan Kişisel Statü Yasası hükümlerini de ihlal ettiği ifade edildi. Annenin çocuğun bakımını fiilen üstlendiği ve en yetkin taraf olduğu durumlarda dahi velayetten dışlanmasının hem hukuki hem de insani açıdan kabul edilemez olduğu belirtildi. Ayrımcı mevzuatın değiştirilmesi çağrısı yapıldı Suriye Kadın Meclisi, velayeti yalnızca erkeklere tanıyan Kişisel Statü Yasası ile Vesayet Altındaki Çocukların Korunması Yasası’ndaki ilgili maddelerin adalet, eşitlik ve ayrımcılığın önlenmesi ilkeleri doğrultusunda değiştirilmesi çağrısında bulundu. Annenin velayet üstlenmesini engelleyen idari ve yargısal talimatların de gözden geçirilmesi istendi. Uluslararası topluma çağrı yapıldı Meclis, uluslararası toplumu ve kadın örgütlerini 17 sayılı genelgeyi kınamaya çağırdı. Açıklamada, kararın Suriyeli kadınların temel haklarını ihlal eden ve toplumsal eşitliği zedeleyen adaletsiz bir düzenleme olduğu vurgulandı. Uluslararası hukuk açık: Cinsiyet ayrımcılığı yasak Uluslararası insan hakları hukukuna göre çocukların velayeti ve bakımı konusunda cinsiyete dayalı ayrımcılık açık biçimde yasaklanıyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun üstün yararı temel ilke olarak tanımlanırken, CEDAW kadın ve erkeklerin çocukların velayeti konusunda eşit haklara sahip olduğunu hükme bağlıyor. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ise aileyi toplumun temel birimi olarak tanımlıyor ve ayrımcılığı yasaklıyor. Suriye Kadın Meclisi’ne göre, 17 sayılı genelge yalnızca anneleri değil, doğrudan çocukların güvenliğini ve geleceğini de tehdit ediyor. Bu nedenle kararın derhal iptal edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Okulda dehşet: Gaziantep’te hademe 6 yaşındaki çocuğu bıçakladı Haber

Okulda dehşet: Gaziantep’te hademe 6 yaşındaki çocuğu bıçakladı

Gaziantep’in Nizip ilçesinde bir okulda görevli hademe ile 6 yaşındaki bir öğrenci arasında yaşanan tartışma, bıçaklı saldırıya dönüştü. Olayda küçük bir çocuk yaralanırken, şüpheli tutuklandı. Tartışma okul içinde kavgaya dönüştü Olay, 10 Aralık 2025’te Nizip ilçesine bağlı Fıstık Kent Mahallesi’nde bulunan bir okulda meydana geldi. İddiaya göre, okulda hademe olarak çalışan R.Y. ile henüz 6 yaşında olan Efecan B. arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma, okul içinde kavgaya dönüştü. Bıçak çekti, çocuk yaralandı Kavga sırasında üzerinde bıçak bulunan hademe R.Y., küçük çocuğu bıçaklayarak yaraladı. Olayı gören yurttaşların ihbarı üzerine okula polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı çocuk, ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Çocuğun sağlık durumu iyi Hastanede tedavi altına alınan Efecan B.’nin hayati tehlikesinin bulunmadığı ve sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Olay, okulda bulunan diğer öğrenciler ve veliler arasında büyük panik yarattı. Hademe tutuklandı, soruşturma başlatıldı Saldırının ardından gözaltına alınan hademe R.Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili adli soruşturma başlatılırken, eğitim kurumlarında güvenlik önlemlerinin yeterliliği bir kez daha tartışma konusu oldu. Eğitim kurumlarında güvenlik yeniden gündemde Yaşanan olay, çocukların bulunduğu alanlarda personel denetimi ve güvenlik politikalarının yetersizliğini yeniden gündeme taşıdı. Eğitim sendikaları ve çocuk hakları savunucularının önümüzdeki günlerde konuya ilişkin açıklama yapması bekleniyor.

Bakan Tunç: Suça sürüklenen çocuklar için yeni model geliyor Haber

Bakan Tunç: Suça sürüklenen çocuklar için yeni model geliyor

Çocukların korunması devletin temel yükümlülüğü Bakan Tunç, çocukların toplumun en savunmasız kesimi olduğunu belirterek, devletin anayasal görevinin çocukları her türlü tehlikeye karşı korumak olduğunu vurguladı. UNICEF işbirliğiyle yürütülen projenin, çocuğu koruyan, onaran ve güçlendiren bir adalet sistemi inşa etme kararlılığının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Onarıcı adalet yaklaşımı genişliyor Tunç, proje kapsamında çok sektörlü işbirliğini güçlendiren yeni bir politika çerçevesi oluşturacaklarını, toplum temelli onarıcı uygulamaları yaygınlaştıracaklarını ve çocuklara özgü alternatif tedbirlerin niteliğini artıracaklarını ifade etti. Amaçlarının, suça sürüklenen çocukları yeniden topluma kazandıran ve sorumluluk alarak değişimlerini destekleyen bir yaklaşımı hâkim kılmak olduğunu belirtti. Gazze vurgusu ve çocuk hakları ihlalleri Konuşmasında Gazze’de yaşanan insani dramı da hatırlatan Tunç, 20 binden fazla çocuğun yaşamını yitirdiği saldırıları “insanlık suçu” olarak nitelendirdi. Uluslararası hukukun yok sayıldığını ifade ederek Türkiye’nin mazlumların yanında olmaya ve insani yardımlarını sürdürmeye devam edeceğini söyledi. Adli süreçlerde çocuklara özel uygulamalar yaygınlaşıyor Tunç, çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının artık icra yoluyla değil, uzmanlar eşliğinde çocuk görüşme merkezlerinde yerine getirildiğini hatırlattı. Şimdiye kadar 53 binden fazla dosyada 663 bin işlem yapıldığını belirten Tunç, polis zoruyla çocuk teslimi uygulamasının tamamen kaldırıldığını ifade etti. Adli görüşme odaları örselenmenin önüne geçiyor 81 ilde 175 adli görüşme odasında 155 binden fazla görüşme yapıldığını belirten Tunç, suç mağduru çocukların faillerle karşılaştırılmadan, güvenli ortamlarda ifade vermesini sağlayan bu sistemin büyük önem taşıdığını söyledi. Uzmanların çocuklarla sağlıklı iletişim kurabilmesi için rehber dokümanlar hazırlandığını da dile getirdi. Hedef: Umut veren bir adalet sistemi Bakan Tunç, amaçlarının her çocuğun eşit, güvenli ve umut dolu bir hayata erişebilmesi olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Mücadelemiz, çocuğun gözünden yaş değil umut ışığının süzülmesi içindir.” Onarıcı adalet anlayışını genişleterek bu alandaki tüm çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Suça iten nedenlerin ortadan kaldırılması için yeni adımlar Kamuoyunda tartışılan “suça sürüklenen çocuklar” konusuna da değinen Tunç, çocukları suça sürükleyen nedenlerin ortadan kaldırılması ve yargısal süreçlerde hakkaniyetin sağlanması için gerekli her adımı atmaya devam edeceklerini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.