SON DAKİKA

#Çocuklar

HABER DEĞER - Çocuklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çocuklar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ve Katar’dan Sudan’a umut köprüsü: 6. İyilik Gemisi Port Sudan’da Haber

Türkiye ve Katar’dan Sudan’a umut köprüsü: 6. İyilik Gemisi Port Sudan’da

AFAD koordinasyonunda güçlü işbirliği Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) öncülüğünde, Katar Kalkınma Fonu işbirliğiyle hazırlanan yardım gemisi; gıda, giyim, barınma, hijyen ve tıbbi malzemelerden oluşan geniş bir yükle Sudan’ın doğusundaki Port Sudan Kuzey Limanı’na demirledi. Yardımın önemli bir bölümü Türk Kızılayı ve 23 Türk sivil toplum kuruluşunun katkılarıyla temin edildi. “Kardeşlik ve dayanışmanın somut göstergesi” Karşılama töreninde konuşan Türkiye’nin Hartum Büyükelçisi Fatih Yıldız, bu sevkiyatın Türkiye–Sudan dostluğunun ve Türkiye–Katar ortaklığının güçlü bir yansıması olduğunu vurguladı. Son üç sevkiyatta Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü ile birlikte 30 bin çadırın da bölgeye ulaştırıldığını hatırlatan Yıldız, gemideki yardımların özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve kırılgan gruplara yönlendirileceğini belirtti. “Yalnız değilsiniz” mesajı Yıldız, dağıtım sürecinin Sudan İnsani Yardım Komisyonu ve Sudan Kızılay’ı ile eşgüdüm içinde yürütüleceğini kaydederek, “Yalnız değilsiniz, dostlarınız var” mesajını verdi. Katar’ın Hartum Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah el-Muhennedi ise bu sevkiyatın Katar–Türkiye ortaklığıyla Port Sudan’a ulaşan ilk gemi olduğuna dikkat çekti ve Sudan halkına destek vurgusu yaptı. Acil destekten iyileşmeye geçiş Sudan İnsani Yardım Komisyonu Komiseri Selva Adem, yardımların ihtiyaç haritasına göre en çok ihtiyaç duyulan bölgelere dağıtılacağını belirterek, acil destekten iyileşme aşamasına geçiş hedefini dile getirdi. Adem, su, eğitim ve sağlık gibi hayati alanlarda yaşanan yıkımın onarımı için Türkiye ve Katar ile işbirliğinin artmasını beklediklerini ifade etti. 6. İyilik Gemisi, Türkiye ve Katar’ın insani diplomasi ve dayanışma anlayışını sahaya taşıyarak Sudanlı yurttaşlar için somut bir umut kaynağı olmayı sürdürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

RTÜK’ten art arda yaptırım: Dizilere para cezası, konuşanlar katalogdan çıkarıldı Haber

RTÜK’ten art arda yaptırım: Dizilere para cezası, konuşanlar katalogdan çıkarıldı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yayın ihlalleri gerekçesiyle iki televizyon kanalı ve iki dijital platform hakkında yaptırım kararı aldı. Yapılan değerlendirmelerde dizilerdeki şiddet ve toplumsal değerleri zedeleyici anlatımlar ile dijital içeriklerdeki argo ve genel ahlaka aykırı unsurlar öne çıktı. Veliaht dizisindeki şiddet sahneleri cezaya gerekçe yapıldı RTÜK, SHOW TV’de yayımlanan Veliaht dizisinde yer alan şiddet sahnelerinin, şiddeti olağanlaştırıcı ve yöntem öğretici nitelik taşıdığına hükmetti. Kurul, bu tür içeriklerin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini belirterek, dizinin ilgili bölümleri nedeniyle kanala idari para cezası uygulanmasına karar verdi. Halef: Köklerin Çağrısı’na “çok eşliliği normalleştirme” eleştirisi NOW TV’de yayımlanan Halef: Köklerin Çağrısı dizisi de RTÜK gündemindeydi. Kurul, dizideki ilişkilerin sadakatsizlik ve değersizleştirme üzerine kurulduğunu, iki kız kardeşin aynı erkekle evli gösterilmesiyle çok eşliliğin olağanlaştırıldığını ve kadınların küçük düşürücü biçimde temsil edildiğini değerlendirdi. Bu gerekçelerle NOW TV’ye idari para cezası verildi. Konuşanlar katalogdan çıkarıldı Dijital platformlara yönelik yaptırımlar kapsamında, Disney+’ta yayımlanan Konuşanlar programı da incelendi. Hasan Can Kaya’nın sunduğu programda argo, küfür ve genel ahlaka aykırı ifadelerin yoğunluğu nedeniyle, bu içeriklerin toplumsal olarak sorunlu davranışları normalleştirdiği sonucuna varıldı. RTÜK, Disney+ hakkında hem idari para cezası hem de programın katalogdan çıkarılması yönünde karar aldı. Spotify’a da idari para cezası Üst Kurul, Spotify platformunda yer alan bazı şarkı ve çalma listelerinde genel ahlaka aykırı argo ve küfürlü ifadelerin kullanıldığını tespit etti. Bu nedenle Spotify’a da ilgili yasa maddeleri kapsamında idari para cezası uygulandı. Efsane Futbol’a ürün yerleştirme yaptırımı NOW TV’de yayımlanan Efsane Futbol programında ise ürün yerleştirmenin programa aşırı şekilde entegre edilmesi ve editoryal bütünlüğün bozulması gerekçesiyle yaptırım kararı alındı. RTÜK, ürün yerleştirmenin doğrudan teşvik unsuru haline gelmesini mevzuata aykırı buldu. RTÜK’ün art arda aldığı bu kararlar, yayıncılıkta şiddet, toplumsal değerler ve genel ahlak tartışmalarını yeniden gündemin merkezine taşıdı. Kurulun önümüzdeki dönemde benzer içeriklere yönelik denetimlerini artırması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Gelecek, çocukların ahlaki pusulasıyla şekillenir”: Xi Jinping’den gençlere stratejik vurgu Haber

“Gelecek, çocukların ahlaki pusulasıyla şekillenir”: Xi Jinping’den gençlere stratejik vurgu

Xi Jinping, çocukların ve gençlerin ahlaki gelişimini stratejik görev olarak tanımladı Xi Jinping, 18 yaş altı çocuklar ve gençlere yönelik zihinsel ve ahlaki gelişim çalışmalarının Çin’in uzun vadeli toplumsal istikrarı ve kalkınması açısından hayati önemde olduğunu ifade etti. Xi, bu çalışmaların geçici politikalarla değil, sürdürülebilir ve bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. “Sağlam bir toplumsal ortam ortak sorumluluktur” Çin Cumhurbaşkanı, çocukların ve gençlerin sağlıklı bireyler olarak yetişebilmesi için yalnızca ailelerin değil, eğitim kurumlarının, yerel yönetimlerin ve toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk alması gerektiğini belirtti. Xi, ahlaki değerleri güçlendiren, zihinsel gelişimi destekleyen güvenli bir toplumsal ortamın ortak çabayla inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Gelecek kuşaklar, ülkenin uzun vadeli istikrarının anahtarı olarak görülüyor Xi Jinping’in açıklamaları, Çin yönetiminin çocuklar ve gençler üzerinden toplumsal yapı ve değerler sistemini güçlendirmeye yönelik yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Çin yönetimi, genç kuşakların ahlaki ve zihinsel donanımının, ülkenin gelecekteki ekonomik, sosyal ve kültürel istikrarının temel belirleyicilerinden biri olduğu görüşünü sürdürüyor. Xi’nin bu vurgusu, Çin’de eğitim, kültür ve toplumsal politikaların önümüzdeki dönemde çocuklar ve gençler ekseninde daha da yoğunlaşacağının güçlü bir işareti olarak değerlendiriliyor.

MAZLUMDER’in 2025 Ödülü Sırrı Süreyya Önder’e verildi Haber

MAZLUMDER’in 2025 Ödülü Sırrı Süreyya Önder’e verildi

Ödül, insan hakları mücadelesine adandı MAZLUMDER tarafından verilen 2025 Bireysel Mücadele Ödülü, yaşamı boyunca barış, ifade özgürlüğü ve insan onuru için yürüttüğü mücadele nedeniyle Sırrı Süreyya Önder’e layık görüldü. İnsan hakları alanındaki bu ödül, Önder’in toplumsal hafızada bıraktığı iz ve Türkiye toplumunda farklı kesimleri bir araya getiren dili gerekçe gösterilerek verildi. Ödülü kızı Ceren Önder Kandemir teslim aldı Törende ödül, Sırrı Süreyya Önder’in kızı Ceren Önder Kandemir tarafından, siyasetçi ve eski milletvekili Ayhan Bilgen’in elinden alındı. Kandemir, ödülü yalnızca babası adına değil, sesi duyulamayan çocuklar adına kabul ettiğini vurguladı. “Babam sözünü söyledi ve bundan korkmadı” Konuşmasında derin bir duygusal bağ kuran Ceren Önder Kandemir, ödül töreninde şu ifadeleri kullandı: “Bazen aklıma İhsan Eliaçık’ın şu sözü geliyor: ‘Bazı insanlar dünyaya bir söz söylemek için gelmişler, o sözü söylerler ve giderler.’ İnanılmaz bir kayıp acısıyla sarsıldığım günlerde bu söz içime su serpmişti. Çünkü babamın sözünü söylediğini ve bundan bir gün bile korkmadığını düşündüm.” Ödül, çocuklar adına alındı Ceren Önder Kandemir, konuşmasının devamında ödülün anlamını daha da genişletti. Ödülü; sözünü söylemeye fırsat bulamamış, güç mücadelelerinin arasında kalan, dünyaya eşit koşullarda tutunamayan tüm çocuklar adına aldığını belirterek, insan hakları mücadelesinin kuşaklar arası bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. İnsan hakları mücadelesinde simgesel bir duruş MAZLUMDER İnsan Hakları Ödülü’nün Sırrı Süreyya Önder’e verilmesi, yalnızca bireysel bir onurlandırma olarak değil; barış, adalet ve eşitlik talebinin Türkiye toplumunda hâlâ güçlü bir karşılığı olduğunun göstergesi olarak değerlendirildi. Önder’in siyasi ve sanatsal mirası, farklı kimliklerden yurttaşların ortak bir insanlık paydasında buluşabileceğini hatırlatan simgesel bir duruş olarak öne çıktı.

Pendik’te üç çocuğun yanarak can verdiği faciada annenin nerede olduğu ortaya çıktı Haber

Pendik’te üç çocuğun yanarak can verdiği faciada annenin nerede olduğu ortaya çıktı

Yangın gece yarısı çıktı ve dört çocuk alevlerin arasından çıkarıldı İstanbul Pendik’te Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki iki katlı bir binanın giriş katında, gece saat 02.15 sularında çıkan yangın büyük bir faciaya dönüştü. Evde bulunan dört çocuk yurttaşlar tarafından alevlerin arasından çıkarıldı ancak 2 yaşındaki Özden Sepetçi, 9 yaşındaki Cennet Çelikkol ve 5 yaşındaki Zülfikar Sepetçi hastanede yaşamını yitirdi. 11 yaşındaki Muhammet Ali Çelikkol ise ağır yaralı olarak yoğun bakımda tedavi ediliyor. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemedi. Anne, yangın sırasında diğer çocuğunu hastaneye götürüyordu Olay yerinde yapılan ilk incelemelere göre anne Selvi Sepetçi, yangın başladığı sırada 2025 doğumlu kızı Ela Nur’u sağlık sorunları nedeniyle Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi’ne götürmüştü. Evde kalan dört çocuk tek başınaydı. Anne yangın sonrası gözaltına alınırken, savcılık çok yönlü inceleme başlattı. İtfaiye kısa sürede müdahale etti ancak çocuklar kurtarılamadı İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yangın kontrol altına alındığında ekipler, 1 numaralı dairede bilinci kapalı halde bulunan dört çocuğu dışarı çıkararak ambulanslara teslim etti. Üç çocuk tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Valilik: “Yangının kesin nedeni itfaiye raporuyla belirlenecek” İstanbul Valiliği yazılı açıklamasında, ananın olay sırasında evde olmadığının tespit edildiğini, yangının kesin nedeninin itfaiye raporuyla ortaya çıkacağını ve olaya ilişkin soruşturmanın sürdüğünü ifade etti. Açıklamada, ölen üç çocuğun kimlik bilgilerine yer verilirken, yaralı Muhammet Ali Çelikkol’un yoğun bakımda tedavisinin devam ettiği bildirildi. Soruşturma genişliyor, yangının çıkış nedeni araştırılıyor Olayın ardından Pendik Cumhuriyet Başsavcılığı kapsamlı bir inceleme başlattı. Elektrik kaynaklı bir sorun, soba ya da mutfak ekipmanı kaynaklı bir tutuşma ihtimali değerlendirilirken, çocukların evde yalnız olması nedeniyle ihmal veya olası kast yönünden de araştırma yürütülüyor.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Hakların güvencesi örgütlü toplumdur Haber

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Hakların güvencesi örgütlü toplumdur

​​​​​​İnsan haklarının tarihi, halkların mücadele tarihidir 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne dayanıyor. Ancak insan hakları fikri, yalnızca uluslararası sözleşmelerde değil; yoksulların, işçilerin, kadınların, çocukların, siyahilerin, yerinden edilen halkların ve sömürge coğrafyalarının yüzyıllar boyunca yürüttüğü direnişlerde şekillendi. Hak taleplerinin doğuşunda, devletlerden gelen ayrıcalıklardan çok, baskı koşullarına rağmen ses çıkaran insanların kolektif iradesi belirleyici oldu. Tarihsel deneyimler, hakların ancak toplumsal adalet talebinin yükseldiği dönemlerde güç kazandığını ortaya koyuyor. Bu yüzden bugün 10 Aralık yalnızca bir yıldönümü değil; hakların kâğıt üzerinde kalmaması için verilen toplumsal mücadelenin sürekliliğini hatırlatan bir tarihsel duraktır. Hakların kâğıt üstünde kalması: Eşitsizliklerin gölgesi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, her insanın doğuştan eşit haklara sahip olduğunu ilan ederken, küresel ekonomik krizler, savaşlar, zorla yerinden edilmeler ve otoriterleşme dalgaları bu hakların pratikte herkese eşit ulaşmadığını açıkça gösteriyor. Dünyanın pek çok yerinde güvencesiz çalışan işçiler, temel hizmetlere erişemeyen çocuklar, şiddete maruz kalan kadınlar ve sınır politikalarının sıkıştırdığı göçmenler, normların uygulamada büyük bir boşlukla karşılaştığını gözler önüne seriyor. Bu tablo günümüzde en önemli tespiti güçlendiriyor: Hakların gerçek güvencesi, toplumun hak bilincidir. Hak bilinci yerleşmediğinde, en temel özgürlüklerin bile sessizce ortadan kaldırılabildiği defalarca görüldü. Toplumun geniş kesimlerinin haklarının neleri kapsadığını bilmesi, hakların fiilen kullanılabilmesi kadar, kaybedildiğinde bunun farkına varılabilmesi için de zorunlu. Hak savunucularına yönelik baskıların artışı Son yıllarda birçok ülkede insan hakları savunucularına yönelik gözaltılar, soruşturmalar ve dijital izleme uygulamaları yaygınlaştı. Hak ihlallerinin görünür olmaması için çeşitli yöntemlerle baskı oluşturulması, ihlalleri yapan yapılar açısından bir “korunma refleksi” haline geliyor. Bugün hak talep eden kişi ve grupların hedef haline getirilmesi, hak mücadelesinin toplumsal etkisinin ne kadar güçlü olduğunun da bir göstergesi. Çünkü hak arayışı, yalnızca bireyin değil, toplumun tamamının yaşam koşullarını ilgilendiriyor. Bu nedenle hak taleplerinin bastırılması, toplumun sesini kısmaya yönelik daha geniş bir siyasal stratejinin parçası haline geliyor. Eğitim ve hak bilinci: Değişimin kalıcı gücü Hakların korunması yalnızca hukuki mekanizmalarla değil, eğitim yoluyla toplumsal kültürün güçlendirilmesiyle mümkün oluyor. Eğitim süreci, hakların tanımlarının öğrenilmesinin ötesinde, haksızlık karşısında ses çıkarma cesaretinin gelişmesini sağlıyor. Hak bilincinin erken yaşlardan itibaren kazandırılması, bireyleri yalnızca kendi özgürlüklerini savunmaya değil, başkalarının uğradığı adaletsizlikleri de görüp sorgulamaya yöneltiyor. Bu nedenle hak eğitimi; okul müfredatlarından medya okuryazarlığına, aile içi iletişimden sivil toplum çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede etkili olmak zorunda. Toplumun kendi haklarını bilen bir yapıya kavuşması, yalnızca yöneticilerin kararlarıyla değil, yurttaşların iradesiyle güvence altına alınmış bir hak düzeni yaratıyor. Kadınların, çocukların ve göçmenlerin durumu: Eşitsizliğin en görünür hali Dünya genelinde hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı kesimlerin başında kadınlar, çocuklar ve göçmenler geliyor. Kadına yönelik şiddetin yaygınlığı, çocuk işçiliğinin artışı, zorla yerinden edilen insanların kamplarda karşılaştığı insanlık dışı koşullar, uluslararası hukukla pratik arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Bu kırılgan grupların durumunu iyileştirmek, yalnızca devletlerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğu olarak görülüyor. Çünkü hak eşitsizlikleri, yalnızca belirli grupları değil, toplumun bütününü etkileyen yapısal sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 10 Aralık bir yüzleşme günüdür Dünya İnsan Hakları Günü, geçmişte kazanılan hakları anmak kadar, bugün hâlâ çözülmeyi bekleyen eşitsizliklerle yüzleşme çağrısıdır. Hak ihlallerinin sürdüğü bir dünyada 10 Aralık, bir kutlamadan çok, toplumsal hafızayı tazeleyen bir uyarıdır: Hakların kaybedilmesi sessizce gerçekleşir; korunması ise ancak kolektif bir bilincin ve dayanışmanın varlığıyla mümkündür. Bu nedenle bugün, hakların yalnızca hukuki metinlerde değil, toplumun geniş kesimlerinin ortak iradesinde hayat bulabileceğini hatırlama günüdür. Çünkü haklar, sahip çıkıldıkça yaşar.

Büyükşehir Şalpazarı'nda öğrencileri sevindirdi Haber

Büyükşehir Şalpazarı'nda öğrencileri sevindirdi

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Şalpazarı Simenli İlköğretim Okulu’nda Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından düzenlenen kırtasiye malzemesi dağıtım etkinliğine katıldı. Başkan Genç, “Eğitim adına attığımız her adım büyük önem taşımaktadır” dedi. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Şalpazarı Simenli İlköğretim Okulunu ziyaret ederek öğretmen ve öğrencilerle bir araya geldi. Ziyaret kapsamında Trabzon Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından öğrencilere okul kırtasiye malzemesi ve Trabzonspor forması dağıtıldı. Etkinliğe, Simenli İlköğretim Okulu Müdürü Nilüfer Bektaş Kara, TBB Gençlik Meclisi Başkanı Abdurrahman Can Aydın, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Ziyarette okul yönetimi tarafından iletilen taleplerin değerlendirildiğini belirten Başkan Genç, eğitim kurumlarının ihtiyaçlarının karşılanması konusunda Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman destek vermeye hazır olduklarını vurguladı. EN BÜYÜK YATIRIM, EĞİTİM YATIRIMIDIR Başkan Genç, “Gençlik Meclisimiz var. Çocuklarımıza ve okullarımıza ulaşmak, onlara ilgi göstermek ve örnek olmak gerçekten çok kıymetli. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz etkinlik de bu anlayışın güzel bir yansıması oldu. Okullarımız için ne yapsak azdır; çünkü en büyük yatırım, eğitim yatırımıdır. Biz belediye başkanları olarak Şalpazarı’nın her tarafını altınla kaplasak bile, bundan çok daha kıymetlisi öğretmenlerimizin elinde yetişen bir çocuğun donanımına katkı sağlamaktır. Öğretmenlerimizin emekleriyle yetişen o çocuklar inşallah yarın hem şehirlerine hem ülkelerine sahip çıkacak, hatta belki tüm insanlık için hayırlı işlere vesile olacaklardır. Bu nedenle eğitim adına attığımız her adım büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

Mardin'deki aile katliamında sır perdesi aralanıyor Haber

Mardin'deki aile katliamında sır perdesi aralanıyor

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 24 Kasım gecesi Mehmet Kaya, Berna Kaya ve 5 yaşındaki kızları Samyeli’nin evlerinde başlarından vurulmuş halde bulunmasıyla başlayan süreç, ilk saatlerde “aile içi intihar” olarak kamuoyuna yansıdı. Ancak olay yerindeki boşluklar, çelişkili tanık ifadeleri ve kayıp deliller, anlatının değişmesine yol açtı. Dosya, cinayet şüphesiyle ele alındı. İlk anlatı çöktü, soruşturma yön değiştirdi Olayın ardından “baba eşini ve çocuğunu öldürdükten sonra intihar etti” iddiası dolaşıma sokuldu. Fakat evde kullanılan silahın bulunamaması, muhtar ve bazı aile bireylerinin güvenlik ekipleri gelmeden içeri girmesi ve sahadaki düzensizlikler, iddianın zayıflamasına neden oldu. Savcılık, delil zincirindeki kopukluklar nedeniyle dosyayı cinayet kapsamında ele alarak geniş çaplı inceleme başlattı. Komşu ifadesi dosyayı kilitledi İlk ifadesinde “ses duymadım” diyen komşu M.C.’nin anlatımlarındaki çelişkiler dikkat çekti. Yeniden gözaltına alınan M.C., savcılık aşamasında olayla ilgili farklı beyanlarda bulundu ve cinayet anında evde olduğunu ileri sürdü. İfadesinde, kullanılan silahı temin ettiğini ve daha sonra kanalizasyona attığını söyledi; gösterdiği noktada yapılan aramada silah ele geçirildi. Tutuklamalar geldi, suçlamalar ağırlaştı Soruşturmanın ikinci dalgasında M.C. “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı. Delil karartmaya yardım ettikleri iddiasıyla V.E. ve B.K. de cezaevi yolunu tuttu. M.C.’nin kadın arkadaşı B.S. hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Savcılık, telefon kayıtları ve kamera görüntülerini de kapsayan teknik incelemeyi genişletti. “Bu bir vahşet; magazin dili adaleti gölgeliyor” Dosya avukatları, olayın başından itibaren “intihar” etiketiyle servis edilmesinin hem soruşturmayı hem de toplumun doğru bilgilenme hakkını olumsuz etkilediğini vurguladı. Avukat Nurullah Öner, delillerin cinayete işaret ettiğini belirterek, “Magazinsel dil gerçeği saklıyor; bu bir vahşet, intihar değil” sözleriyle medyaya sorumluluk çağrısı yaptı. Toplumsal etki uyarısı yapıldı Olay yerinden görüntülerin kontrolsüz paylaşılmasının özellikle çocuklar üzerinde travmatik etki yarattığına dikkat çeken savunma tarafı, şiddeti olağanlaştıran içeriklerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Avukatlar, Türkiye toplumunun barış ve huzuru besleyen bir yayın diline ihtiyacı olduğunu vurguladı. Gözler yargı sürecinde Soruşturma derinleştirilirken, kamuoyu hem delillerin eksiksiz toplanmasını hem de hızlı ve şeffaf bir yargılamayı bekliyor. Üç canın hesabının adalet önünde sorulması, bu trajedinin karanlıkta kalmaması için tek yol olarak görülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.