SON DAKİKA

#Çoğulculuk

HABER DEĞER - Çoğulculuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çoğulculuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

RTÜK Sözcü TV ve Koza TV'ye idari para cezası verdi Haber

RTÜK Sözcü TV ve Koza TV'ye idari para cezası verdi

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) toplantısında "tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini" ihlal ettiği gerekçesiyle medya kuruluşlarına yönelik yaptırım kararları alındı. Sözcü TV'ye Murat Ağırel yorumu gerekçesiyle yaptırım RTÜK, Sözcü TV'de 25 Ekim tarihinde yayınlanan "Simge Fıstıkoğlu ile İyi Ki Hafta Sonu" isimli programı mercek altına aldı. Sunucu Simge Fıstıkoğlu’nun, gazeteci Murat Ağırel'in tutuklanmasıyla ilgili yaptığı değerlendirmelerde Ağırel'in gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklandığı yönünde kanaat oluşturduğu tespiti üzerine kanala idari para cezası verildi. Koza TV'ye "doğruluk ilkesi" ihlali kararı Kurul, Koza TV’de 21 Ekim ve 23 Ekim tarihlerinde yayınlanan, moderatörlüğünü Evren Özalkuş’un yaptığı "Doğrusunu İstersen" isimli programlar nedeniyle de yaptırım kararı aldı. Fon soruşturmasının ele alındığı yayınlarda, konuklar İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ve YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın iddiaları üzerine sunucunun düzeltme yapmadığı ve konukların ifadelerini tasdik ettiği gerekçesiyle kanala ceza kesildi. RTÜK Üyesi Tuncay Keser'den karara tepki Alınan kararlara muhalefet eden RTÜK Üst Kurulu Üyesi Tuncay Keser, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu: "RTÜK'ten SZC ve KOZA TV'ye yine ceza… İki hafta önce fon yolsuzluğu soruşturmasıyla ilgili yayınları nedeniyle üst sınırdan ceza alan SZC TV Murat Ağırel'in 'haksız yere tutuklandığı algısı oluşturduğu', Koza TV ise fon yolsuzluğu soruşturması ile ilgili siyasetçilerin yorumlarının, doğruluğundan emin olunmaksızın yayınladığı gerekçesiyle yaptırıma uğradı. Milyarlarca liralık fon yolsuzluğu soruşturması ile bağlantılı erişim engelleri ve televizyon yayınlarının peş peşe cezalandırılması, halkın haber alma hakkı ile basın ve ifade özgürlüğünü daraltan süreçlerdir." Yorum programlarındaki siyasi tartışmaların "haberde doğruluk" cenderesine alınmasının çoğulculuk ilkesine aykırı olduğunu vurgulayan Keser, "Yorum programlarında siyasi tartışma çerçevesinde ifade edilen görüşlerin, 'haberde doğruluk' cenderesine alınması ve cezalandırma yoluna gidilmesi, çoğulculuk ilkesine, RTÜK'ün düşünce çeşitliliğini koruma yükümlülüğüne aykırıdır. Gazeteci Murat Ağırel'in masumiyet karinesini hiçe sayan ve siyasi tartışma özgürlüğüne darbe vuran yaptırım kararlarına muhalefet ettim." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten 27 Nisan değerlendirmesi: Demokrasi, hukukla güç kazanır! Haber

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten 27 Nisan değerlendirmesi: Demokrasi, hukukla güç kazanır!

Türkiye’de 2007 yılında yaşanan 27 Nisan e-Muhtırası’nın yıl dönümünde açıklamalarda bulunan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, geçmişteki askerî müdahalelerin demokratik sürece verdiği zarara dikkat çekerken, günümüzde de hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Vesayet eleştirisi Çelik, Türkiye’nin yakın tarihinde askerî vesayet anlayışının demokratik iradeyi zaman zaman gölgelediğini belirterek, bu tür müdahalelerin millet iradesini sınırlayan yaklaşımlar olduğunu dile getirdi. Bu anlayışın artık geride bırakılması gerektiğini ifade eden Çelik, demokratik standartların korunmasının önemine işaret etti. Muhtıra tartışması Açıklamasında yalnızca 27 Nisan sürecine değil, geçmişte farklı dönemlerde yaşanan müdahalelere de değinen Çelik, 2004 yılında YÖK Yasa Tasarısı sürecinde ortaya çıkan bazı açıklama ve bildirilerin de muhtıra niteliği taşıdığını belirtti. Bu tür girişimlerin demokratik işleyiş üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Demokrasi vurgusu Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda yaşanan gerilimlerin tarihsel bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, demokrasinin yalnızca vesayet odaklarına karşı durmakla sınırlı olmadığını vurguladı. Hukukun üstünlüğünün sağlanmasının, demokratik sistemin temel şartı olduğunu dile getirdi. Adalet uyarısı Çelik, günümüzde adalet duygusunun yeterince karşılık bulup bulmadığının tartışılması gerektiğini belirterek, yargı bağımsızlığına ilişkin soru işaretlerinin giderilmesinin önemine dikkat çekti. Farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir ortamın, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından kritik olduğunu ifade etti. Hukuk çağrısı Adaletin olmadığı bir sistemde demokrasinin güçlenemeyeceğini belirten Çelik, hukukun üstünlüğünün tesis edilmediği bir yapıda cumhuriyetin de sağlam temeller üzerine inşa edilemeyeceğini söyledi. Türkiye’nin hem geçmişteki vesayetçi anlayışları hem de günümüzdeki keyfi uygulamaları aşması gerektiğini vurguladı. Gelecek mesajı Çelik, Türkiye’nin geleceğinin; çoğulculuk, hukuk devleti ve millet iradesinin birlikte var olduğu bir demokratik zemin üzerinde şekillenmesi gerektiğini ifade etti. Darbeler ve muhtıralar kadar, güncel antidemokratik uygulamalara karşı durmanın da toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirtti. ???? 27 Nisan E-Muhtırası Dolayısıyla Bugün, 27 Nisan olarak hafızalara kazınmış müdahalenin yıl dönümü. Türkiye, geçmişte askerî vesayetin gölgesinde kalmış; demokratik iradenin önünün zaman zaman farklı yol ve biçimlerle kesildiği dönemler yaşamıştır. Bu tür müdahaleler, millet… pic.twitter.com/LGB3rL634y — Hüseyin Çelik (@hc_huseyincelik) April 27, 2026 27 Nisan e-Muhtırası’nda ne oldu? 27 Nisan e-Muhtırası, 27 Nisan 2007 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin internet sitesinden yayımlanan bir bildiriyle gündeme geldi. Bildiride, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin laiklik vurgusu yapılırken, askerî makamların sürece müdahil olabileceği yönünde mesajlar yer aldı. Bu gelişme kamuoyunda “e-muhtıra” olarak adlandırıldı. Dönemin hükümeti ise söz konusu bildiriyi sert bir şekilde eleştirerek demokratik sürece müdahaleye karşı durduğunu açıkladı. Süreç, Türkiye’de sivil-asker ilişkileri ve demokratikleşme tartışmalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hrant Dink’siz 19 yıl: Kimdi, nasıl katledildi, neden hâlâ anılıyor? Haber

Hrant Dink’siz 19 yıl: Kimdi, nasıl katledildi, neden hâlâ anılıyor?

1954’te Malatya’da doğan Hrant Dink, Türkiye Ermenisi bir gazeteci, yazar ve insan hakları savunucusuydu. 1996’da kurduğu Agos Gazetesi ile Ermenice ve Türkçe yayımlanan, iki dili ve iki hafızayı buluşturan bir gazetecilik çizgisi oluşturdu. Dink’in yazıları; inkâr yerine yüzleşmeyi, düşmanlık yerine diyalogu, korku yerine cesareti savunuyordu. Türkiye’de Ermeni meselesi başta olmak üzere azınlık hakları, demokrasi ve ifade özgürlüğü konularında ısrarlı bir dil kurdu. Dink, yazıları nedeniyle yoğun bir linç ikliminin hedefi oldu. Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında “Türklüğü aşağılama” suçlamasıyla yargılandı; hakkında tehditler yayıldı. Buna rağmen geri adım atmadı. “Bu ülkede güvercin tedirginliğiyle yaşıyorum” sözleri, hem içinde bulunduğu baskıyı hem de barışta ısrarını simgeledi. 19 Ocak 2007’de, İstanbul Şişli’deki Sebat Apartmanı önünde, Agos’un eski binası önünde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. Cinayet, yalnızca bireysel bir saldırı değil; devlet içindeki ihmaller zinciri ve organize nefretin sonucu olarak kayıtlara geçti. Soruşturma ve davalar yıllar boyunca sürdü; “cinayette kamu görevlilerinin ihmali” tartışmaları hiç dinmedi. Adalet arayışı, Dink ailesi ve kamuoyu için hâlâ kapanmamış bir dosya olarak duruyor. Dink’in öldürüldüğü yer, bugün 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı olarak yaşıyor. Anmalar, yalnızca bir yas değil; ifade özgürlüğü, çoğulculuk ve barış talebinin yeniden dile getirilişi. Hrant Dink Vakfı’nın yürüttüğü çalışmalar, Dink’in “birlikte yaşama” çağrısını geleceğe taşımayı amaçlıyor. Programdan notlar Saat 14.30: Dink’in vurulduğu yerde anma 19.00–23.00: Sebat Apartmanı’na Dink anısına yansıtma çalışmaları Vakıf, “Apartmanın önünden geçerken kafanızı yukarı kaldırmayı unutmayın” çağrısıyla herkesi hafızaya davet ediyor. Hrant Dink’in mirası, susturulan bir sesin geride bıraktığı boşluk değil; hâlâ konuşan, düşündüren ve sorumluluk yükleyen bir çağrı. 19 yıl sonra da aynı soruyu hatırlatıyor: Bu ülkede birlikte, eşit ve özgür yaşamak mümkün mü? haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.